Sayıştay 5. Dairesi 43949 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

43949

Karar Tarihi

16 Ocak 2019

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2014

  • Daire: 5

  • Dosya No: 43949

  • Tutanak No: 45524

  • Tutanak Tarihi: 16.01.2019

  • Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

KARAR

Konu: ilan ve reklam vergisinin eksik tahsil edilmesi

  1. 190 sayılı ilamın 8/(A) maddesi ile tazminine hükmolunan … TL ile ilgili olarak Temyiz Kurulunca 17.05.2017 tarih ve 43078 sayılı tutanağın 3. maddesi ile;

“…Sayıştay yargılamasında sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususlar kesin hükme bağlanmaktadır. Dolayısıyla Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile kamu zararının, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte oluşmuş kabul edileceği düzenlenmiş olması nedeniyle henüz kamu zararının doğmadığı idare gelirlerine dair uyuşmazlıklarda tazmin hükmü verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 190 sayılı İlamın 8 inci maddesiyle verilen ...TL’nin tazminine ilişkin hükmün BOZULARAK, dosyanın ilgili DAİREYE GÖNDERİLMESİNE” oyçokluğu ile karar verilmesi üzerine Dairesince 322 sayılı EK İlamın 3. maddesiyle;

... Belediye ve mücavir alan sınırları dahilinde bulunan reklam alanları, reklam teşhir ürünleri ve mobilyalarının kullanılması ve kiralanmasına ilişkin işletme hakkı ihalesinde, ihaleyi 5 yıllık süre ile yüklenimine alan ...Nakliyat Ticaret Limited Şirketinden ilan ve reklam vergisinin eksik tahsil edilmesi neticesinde oluşan ...TL için tekrardan tazmin hükmü verilmiştir.

Üst yönetici ...tarafından verilen temyiz dilekçesinde özetle;

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 16. Maddesinde; “Vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine, tarh ve tahakkuk ettirilir.’ denilmekte ve yine aynı kanunun 98. maddesinde “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.” denildiğini,

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 22. maddesinde “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.” denildiğini ve 29. 30 ve mükerrer 30. maddelerinde ikmalen, resen veya idarece tahakkuk yapılabileceğinin belirtildiğini,

Yine aynı Kanunun 113. maddesinde “Zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkmasıdır." denilmekte ve 114. maddesinde “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar." denildiğini,

Olaya genel kanun / özel kanun açısından bakıldığında özel kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel kanuna bakılacağının açık olduğunu, bu nedenle 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda tahakkuk şekilleri ve tahakkuk zamanaşımından bahsedilmemesi ve Kanunun 98. maddesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununa atıfta bulunması nedeniyle genel kanun olan 213 sayılı Vergi Usul Kanununda bulunan hükümlere uyulması gerektiğini,

Konuyu somutlaştırmak gerekirse verginin doğduğu yılların 2012, 2013 ve 2014 yılı olması nedeniyle 2012 yılı için zamanaşımı süresi 31.12.2017, 2013 yılı için zamanaşımı süresi 31.12.2018 ve 2014 yılı için zamanaşımı süresinin 31.12.2019 olacağını, dolayısıyla tahakkuk bakımından zamanaşımından bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu,

6183 sayılı A.A.T.U.H.K'nun 102. maddesinde “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.” denildiğini,

Belediye tarafından ...Nakliyat Ticaret Limited Şirketine tahakkuk ettirilen ...TL tutarındaki ilan ve reklam vergisinin 16.06.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, zamanaşımı olarak değerlendirildiğinde 31.12.2020 tarihinin tahsil zamanaşımı olarak değerlendirileceğini,(EK-14)

Ayrıca firmaya 25.02.2016 tarihinde ilama konu vergileri içeren 18.02.2016 tarihli 252666 sayılı ödeme emri tebliğ edilerek ‘"zamanaşımı kesilmiş” ve tahsil süresinin yeniden başlayarak 31.12.2021 tarihine kadar uzatıldığını, yine Kanunun 51. maddesinde vadesinde ödenmeyen amme alacaklarına gecikme zammı uygulanacağının belirtildiğini ve kanunun kendi içinde amme alacağını vadesinde ödemeyenler için mali yaptırım getirdiğini, (EK-15)

Ayrıca firmayla ilgili … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24.05.2016 tarihli 2016/75 Esas Numaralı kararı ile ‘İhtiyati Tedbir” kararı verildiğini ve kayyum atandığını, ihtiyatı tedbir kararında haciz, icra vb. kararlara tedbir konulması nedeniyle Belediyece haciz işlemi başlatılamamış olup sonuca göre işlem tesis edileceğini,(EK-16)

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu Zararı" başlıklı 71. maddesinde kamu zararı “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” olarak tanımlandığını ve (a) fıkrasında “İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması” (b) fıkrasında ise “Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması" kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında sayıldığını,

Danıştay 2. Dairesinin 31.05.2010 tarih ve 2010/2465 karar 2010/1471 esas numaralı kararı ile 21.11.2011 tarih ve 2011/5633 karar 2011/10531 esas numaralı kararlarında 5018 sayılı kanunun 71. maddesiyle ilgili olarak;

“Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekecektir.

İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamıştır. İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Kaldı ki bakılan uyuşmazlık mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatın öngördüğü bir ödemenin yapılması sırasında hataya düşülmesine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bu durumda: 71. maddenin birinci fıkrasındaki ‘‘mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal...” ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilinde gerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamak gerekmektedir." denildiğini, (EK-17)

Danıştay’ın bu kararında kamu zararı kamu kaynağı kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alma sırasında fazla ödeme, gelirlerin tahsilatı sırasında mevzuata aykırı davranma ve mevzuatta öngörülmeyen ödemenin yapılması olarak tanımlandığını ve istikrar kazandığını, Belediye tarafından ihale edilen iş ile ilgili İlan ve Reklam Vergisi tahsil edilmemesi hususunun, verginin tahsil edilebilir hale gelmiş olmasıyla beraber zamanaşımına uğramaması ve cebren tahsilat işlemleri devam ettiği için kamu zararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini,

Danıştay 13. Dairesinin 1973/4921 Esas, 1974/1202 nolu 23.03.1974 karar tarihli kararında “Zamanaşımı süresinin vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımını kesen nedenler olması halinde zamanaşımının tekrar başlayacağı” denildiğini,. (EK-6)

Sayıştay Başkanlığı 7. Dairesinin 35023 dosya. 39752 tutanak ve 09.12.2014 tutanak tarihli kararında “Zamanaşımına uğrayan emlak vergisiyle ilgili tazmin hükmedildiği ancak temyiz kuruluna yapılan temyiz talebi ve ekleri incelendiğinde verginin zamanaşımı süresinde tahsil edilmeye çalışıldığı, zamanaşımını kesen nedenler olması nedeniyle süresinin kesilerek yeniden başladığı ve alacağın teminat altına alınması ve yukarıda açıklanan Danıştay 13. Dairesinin 1973/4921 Esas, 1974/1202 nolu 23.03.1974 tarihli kararına istinaden tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verildiğini,(EK-7)

Sayıştay’ın bu kararında 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde tahsil edilmeyen alacağın kamu zararı olarak değerlendirildiğini, zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin olması nedeniyle verginin tahsilat sürecinin halen devam ettiği belirtilerek kamu kaynağının artışına engel olunmaması nedeniyle kamu zararının kaldırıldığını,

Maliye Bakanlığının Türkiye genelindeki tahakkuka göre tahsilat oranları incelendiğinde; illere göre değişiklik göstermekle beraber son yıllarda %70 ile %80 arasında gerçekleştiğini, tahakkuk edilen alacağın % 20'si ile %30'u arasındaki miktarın vadesi geldiği halde tahsil edilemediğini, yani muaccel hale geldiğini, şöyle ki; vadesinde ödenmeyen yani muaccel hale gelen bütün alacakların kamu zararı olarak değerlendirilmesi durumunda her yıl sorumlulara çok büyük miktarda kamu zararları çıkması gerektiğini, bu tür telafisi mümkün olmayan sorunların önüne geçilmesi için 5 yıl süreli zamanaşımı süresinin konulduğunu ve zamanaşımının nasıl kesileceğinin veya duracağının açıklandığını,

Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik'te kamu zararın tespit, tahsilat, takip vb. konuların açıklandığını, bu Yönetmeliğin ‘‘Kamu zararının oluştuğu tarih” başlıklı 17. maddesi (d) bendinde; “Kamu zararı İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması halinde, söz konusu işlemin zamanaşımına uğradığı tarihte oluşmuş kabul edileceğinin” hüküm altına alındığını, dolayısıyla alacağın zamanaşımı süresinin henüz gelmemesi nedeniyle henüz bir kamu zararının da doğmadığını,

Sonuç olarak vergi alacağının tahsilatı amacıyla gerekli işlemlerin yapılması, tahakkuk ve tahsilat zamanaşımının söz konusu olmaması, kamu zararı olarak tanımlanan olguların gerçekleşmemesi, konuyla ilgili gerek Sayıştay Başkanlığının gerekse Danıştay Başkanlığının yerleşik yargı kararlarında konunun kamu zararı olarak tanımlanmaması nedeniyle hükmolunan kamu zararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

“3 üncü maddeye ilişkin; vergi alacağının tahsilatı amacıyla gerekli işlemlerin yapılması, tahakkuk ve tahsilat zamanaşımının söz konusu olmaması, kamu zararı olarak tanımlanan olguların gerçekleşmemesi, konuyla ilgili gerek Sayıştay Başkanlığının gerekse Danıştay Başkanlığının yerleşik vargı kararlarında konunun kamu zararı olarak tanımlanmaması nedeniyle hükmolunan kamu zararının kaldırılması talep edilmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesinde “İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması” nın kamu zararının belirlenmesinde esas alınacağı belirtilmiş; Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu zararının oluştuğu tarih” başlıklı 17 nci maddesinde; idare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde kamu zararının söz konusu işlemin zamanaşımına uğradığı tarihte oluşmuş kabul edileceği vurgulanmıştır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 102 nci maddesi hükmüne göre amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağından ve tazmine konu …TL tutarındaki İlan ve Reklam Vergisinin zamanaşımı süresi içerisinde mükellefe tebliğ edildiği anlaşıldığından, sorumlunun talebinin kabul edilerek tazmin hükmünün kaldırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.” Denilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden ve sorumluyu vekaleten temsil etmekle görevlendirilen … ile … ve Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

Gereği Görüşüldü

322 sayılı EK İlamın 3. maddesiyle; ... Belediye ve mücavir alan sınırları dahilinde bulunan reklam alanları, reklam teşhir ürünleri ve mobilyalarının kullanılması ve kiralanmasına ilişkin işletme hakkı ihalesinde, ihaleyi 5 yıllık süre ile yüklenimine alan ...Nakliyat Ticaret Limited Şirketinden ilan ve reklam vergisinin eksik tahsil edilmesi neticesinde oluşan ...TL kamu zararının devamına karar verilmiştir.

6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un; “Kanunun şümulü” başlıklı 1’inci maddesinde;

“Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.

…”

“Ödeme zamanı ve önce ödeme” başlıklı 37’nci maddesinde;

“Amme alacakların hususi kanunlarda belli edilen zamanlarda ödenir.

Hususi kanunlarda ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.”

"Tahsil zamanaşımı" başlıklı 102'inci maddesinde;

"Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait Hususi, kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.

Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur." “Zamanaşımını kesilmesi" başlıklı 103'üncü maddesinde;

"Aşağıdaki hallerde zamanaşımı kesilir;

  1. Ödeme,

  2. Haciz tatbiki,

  3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat,

  4. Ödeme emri tebliği” denilmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde;

“Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilmiştir.

Aynı Kanun’un “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde,

“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

Esas alınır.” hükmü yer almaktadır.

Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu zararının oluştuğu tarih” başlıklı 17’inci maddesinde de;

d) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte,

…oluşmuş kabul edilir” denilmektedir.

6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca; belediyelerin; vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli ve gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediğinde zamanaşımına uğrar. İlan ve reklam vergileri de, tahakkuk ettikleri takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediğinde zamanaşımına uğramış olur.

Sorumlu Temyiz dilekçesinde; verginin doğduğu yılların 2012, 2013 ve 2014 yılı olması nedeniyle 2012 yılı için zamanaşımı süresinin 31.12.2017, 2013 yılı için zamanaşımı süresinin 31.12.2018 ve 2014 yılı için zamanaşımı süresinin 31.12.2019 olacağını, dolayısıyla tahakkuk bakımından zamanaşımından bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu, Belediye tarafından ...Nakliyat Ticaret Limited Şirketine tahakkuk ettirilen ...TL tutarındaki ilan ve reklam vergisinin 16.06.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, zamanaşımı olarak değerlendirildiğinde 31.12.2020 tarihinin tahsil zamanaşımı olarak değerlendirileceğini, ayrıca firmaya 25.02.2016 tarihinde ilama konu vergileri içeren 18.02.2016 tarihli 252666 sayılı ödeme emri tebliğ edilerek zamanaşımının kesildiğini ve tahsil süresinin yeniden başlayarak 31.12.2021 tarihine kadar uzatıldığını, yine Kanunun 51. maddesinde vadesinde ödenmeyen amme alacaklarına gecikme zammı uygulanacağının belirtildiğini ve Kanunun kendi içinde amme alacağını vadesinde ödemeyenler için mali yaptırım getirdiğini, ayrıca firmayla ilgili Mersin Aydıncık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24.05.2016 tarihli 2016/75 Esas Numaralı kararı ile ‘İhtiyati Tedbir” kararı verildiğini ve kayyum atandığını, ihtiyatı tedbir kararında haciz, icra vb. kararlara tedbir konulması nedeniyle Belediyece haciz işlemi başlatılamamış olup sonuca göre işlem tesis edileceğini belirterek kamu zararı oluşmadığını ifade etmiştir.

Somut olayda, verginin doğduğu yıllar 2012, 2013 ve 2014 yılları olup; 2012 yılı için zamanaşımı süresi 31.12.2017, 2013 yılı için zamanaşımı süresi 31.12.2018 ve 2014 yılı için ise zamanaşımı süresi 31.12.2019 tarihidir. 15.06.2015 tarihinde tahakkuk ettirilen ...TL tutarındaki İlan ve Reklam Vergisi için tahsil zamanaşımı da 31.12.2020 tarihidir. Ancak ilgili firmaya 18.02.2016 tarihinde ödeme emri tebliği edilmiş olup zamanaşımı süresi yeniden başlayarak 31.12.2021 tarihine uzamıştır.

İlan ve Reklam Vergisi’nin Belediyenin geliri olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak Yönetmeliğin, yukarıda aynen yer verilen 17 nci maddesinin “d” bendine göre İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde kamu zararının, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte oluştuğu kabul edilecektir. İlama konu ilan ve reklam vergilerinin tahakkuku 2015 yılında yapıldığından, 2016 yılında da ödeme emri tebliği edildiğinden zamanaşımı süresi 31.12.2021 yılına uzamış olup, zaman aşımının söz konusu olmadığı, dolayısı ile herhangi bir kamu zararı bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu itibarla, 5.Daire tarafından 322 sayılı Ek İlamın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün; 17.05.2017 tarih ve 43078 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 3. maddesinde belirtildiği üzere, yukarıda belirtilen hususların değerlendirilmesini teminen tekrardan BOZULARAK, ilgili Dairesine gönderilmesine (Temyiz Kurulu Başkanı …, … Daire Başkanı …, Üyeler …, … ile …’in aşağıda yazılı karşı oy gerekçesine karşı) oyçokluğu ile,

Karar verildiği 16.01.2019 tarih ve 45524 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

Temyiz Kurulu Başkanı …, … Daire Başkanı …, Üyeler … ile …’in karşı oy gerekçesi

6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55. maddesinde; Sayıştay dairelerinin ilamlarının, kanuna aykırılık, yetkiyi aşmak ve hesap yargılaması usullerine riayet etmemek gibi sebeplerle, 52. maddenin birinci fıkrasında yazılı ilgililer tarafından temyiz olunabileceği açıkça belirtilmiş olup temyiz dilekçesi ekinde ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusuna girmediğinden bu aşamada Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına karar verilmesi gerekir.

Üye …’nın karşı oy gerekçesi

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Konu” başlıklı 12 nci maddesinde;

“Belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü İlan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisine tabidir” denildikten sonra, “Mükellef ve sorumlu” başlıklı 13 üncü maddesinde, “İlan ve Reklam Vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişilerdir.

İlan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifa edenler, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmaktan sorumludurlar.” hükümlerine yer verilmiştir.

Kanun’un “Verginin tarhı ve ödenmesi” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine, tarh ve tahakkuk ettirilir. Beyannameler vergi tarifesinin 1,2,3,4,5 ve 6 ncı bentlerinde yazılı ilan ve reklamlarda bunların yayınlandığı, dağıtıldığı veya teşhir edildiği mahallin belediyesine verilir.

İlan ve Reklam Vergisi, beyanname verme süresi içinde ödenir. Şu kadar ki belediye meclisleri vergi tarifesinin 1,2 ve 4 üncü bentlerinde yazılı yıllık ilan ve reklamlara ait vergileri, yılı içinde, iki eşit taksitte almaya yetkilidirler.

İlan ve Reklam Vergisinin ödendiğinin belgelendirilmesi yönünden ilgili belediyeler gerekli usulleri ihdas edebilirler.” hükümleri yer almaktadır.

Söz konusu hükümler uyarınca Belediye tarafından gerçekleştirilen, belde sınırlarındaki reklam alanları ve reklam teşhir ürünleri ihalesinin yüklenicisi olan firmanın, kendi adına yaptığı ve yaptırdığı ilan ve reklamlardan doğan vergiyi belediyeye beyan etme ve ödeme yükümlülüğü vardır.

Rapor dosyasının incelenmesinden; Denetçisi tarafından 2012 - 2013 - 2014 yıllarına ait İlan ve Reklam Vergisi olarak ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen vergi tutarının toplam ...TL olduğu, bu tutarında Belediye tarafından kabul gördüğü, bir başka ifadeyle tutara ilişkin her hangi bir itirazın bulunmadığı görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

Esas alınır…” hükmü yer almaktadır.

Buna göre ilgili vergiyi zamanında tarh ve tahakkuk ettirmeyerek tahsil etmeyenler açısından kamu zararının doğduğu, bu zarardan mali yılın üzerinden yıllar (2012 yılı için 3 yıl, 2013 yılı için 2 yıl ve 2014 yılı içinde 1 yıl) geçtikten sonra yapılan tarh ve tahakkuk aşamalarının henüz tahsilat ile sonuçlanamaması karşısında sorumluluktan kurtulmak için yeterli değildir. Bu itibarla, tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim