Sayıştay 5. Dairesi 42961 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler İş Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
42961
26 Eylül 2018
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2015
-
Daire: 5
-
Dosya No: 42961
-
Tutanak No: 45071
-
Tutanak Tarihi: 26.09.2018
-
Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Sosyal denge ödemesi.
211 sayılı İlamın 2. maddesiyle; ... ile ... (... Sendikası) arasında 27.06.2014 tarihinde imzalanan 31.03.2014-31.12.2015 tarihlerini kapsayan memur toplu sözleşmesinin mevzuata aykırı hükümler içermesi ve 2015 yılında Belediye personeline mevzuatın öngördüğü tutarın üzerinde ödeme yapılması neticesinde ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda Üst Yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan ..., Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...’ın aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle;
İlamın 2. maddesinde; 4688 sayılı Yasanın 32. maddesinde yer alan sözleşme ile oluşan Sosyal Denge Tazminatı miktarının yasal limitlere uyulmaksızın belirlenmiş olması nedeniyle, yasal limit miktarını aşan ödemelerin kamu zararını oluşturduğu hususunun yer aldığını,
Taraflarından uygulanan işlemin “sözleşmeyle belirlenen tutar”ın 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi son fıkrası hükmünde yer alan ve sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılan şartların oluşup oluşmadığının tetkiki akabinde daha önce oluşan bütçedeki karşılığından ödenmesine ilişkin talimatının verilmesi olduğunu, sözleşmede belirlenen tutar için, bütçede karşılığını bulduktan sonra taraflarından ödeme talimatı verilmesinde yasal bir engel bulunmadığını,
Tam aksine, sözleşmede belirlenen tutar - bütçede karşılığı bulunuyor ise – zamanında ödenmemesinden kaynaklı olarak alacağa bağlı her türlü feri hakkın da doğması ile kamu zararına neden olunacağını,
Gider Bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgililere ödenmesine ilişkin harcama talimatının verilmesinin hangi noktasında “mevzuata aykırı” bir uygulama yapıldığı yasal olarak açıklanmadan “kamu zararı” oluştuğundan söz edilemeyeceğini,
İlam incelemesinde yer aldığı üzere; sözleşmenin yasaya aykırılığından söz edilmekte ise hemen 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi son fıkrası hükmüne bakmak gerektiğini:
“İlgili mahalli idarenin, vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin - belediyelerde yüzde otuzunu aşması halinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.”
Bu madde hükmü ile açıktır ki; 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi son fıkrası şartları gerçekleşmediği müddetçe sözleşmenin yasal geçerliliğini koruduğunu,
4688 sayılı Yasanın 32. maddesi içeriğindeki 1. ve 2. fıkralarının ise “sözleşmenin imzalanmadan önceki süreçlerine ilişkin” olduğunu,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 63. maddesinde harcama yetkilisinin tanımının yapıldığını; Belediye bütçesi ile Ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğunu,
Bu durumda yasa maddesinden çıkan tek sonucun, harcama yetkilisinin yetkisinin “belediye bütçesi ile tahsis edilen ödenek” ile sınırlı olduğunu, bu noktada harcama yetkilisinin bu ödenek ile sınırlı olarak harcama olur’unu verir iken kullanabileceği inisiyatifin sınırlarına da bakmak gerektiğini, harcama yetkilisi ödenek kullanımında keyfi hareket edemeyeceği gibi, üst yöneticinin sevk ve idaresinin de dışına çıkamayacağını (İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri Dem. Yayım - Tahir Tekin makalesi),
4688 sayılı Yasanın ... Belediye Meclisince Belediye Başkanına söz konusu toplu sözleşmeyi yapma yetkisini verdiğini ve aynı zamanda toplu sözleşmenin maddi tutarı olan miktarın bütçe harcamaları içerisinde değerlendirildiğini ve bütçenin Belediye Meclisince onaylandığını,
5018 sayılı Yasanın 31/5. maddesi hükmü gereği harcama yetkililerinin bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesi ile kendisine ödenek verilen harcama yetkilileri ise ancak tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabileceğini,
İlam incelemesinde Belediye Meclisince bütçe onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesinin yasal olduğunu,
5018 sayılı Yasanın 11. maddesi ve 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 38. maddesi birlikte incelendiğinde Belediye Başkanlarının “Bütçeyi uygulama” görevi bulunduğunu ve 5018 sayılı Yasada belirlenen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden kendi meclislerine karşı sorumlu olduğunu,
Bütün bu sorumluluk işlemlerinin idarece yüklenime girilmeden önce yapılması esasına binaen de 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi başlığı “Mahalli idarelerde Sözleşme imzalanması” na yönelik özel bir düzenleme getirdiğini,
Sözleşmenin bir bütün olarak geçerliliğini devam ettirmekte olduğunun kabulü; yorumun - Anayasamızın 90. maddesi, 98 sayılı ILO sözleşmesi ve en önemlisi 4688 sayılı Yasanın 32. madde metninin bu üstün yasa hiyerarşisi ve evrensel hukuk prensipleri çerçevesinde yapılan - kanunun lafzı ve ruhu ile bir bütün olarak yorumlanması gereğine binaen doğrulanacağını (Kanunların lafzı ve ruhu ile bir bütün olduğunu),
Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinde, Avrupa Sosyal Şartı ve ILO'nun 88, 91 ve 158 sayılı sözleşmelerinde belirtildiği üzere kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını korumak ve geliştirmek için işverenleri ile eşit koşullarda, özgür biçimde toplu pazarlık yapıp sözleşme imzalaması en temel insan haklarından birisi olduğunun kabul edildiğini, kamu görevlilerin toplu sözleşme özgürlüğü hakkının; çalışanlar ve işveren arasındaki özgür toplu pazarlık hakkını her hangi bir kısıtlamaya tabi olmamak üzere güvenceye alan ILO'nun 98 sayılı sözleşmesinin 4. maddesi başta olmak üzere ILO'nun 87 ve 151 sayılı sözleşmelerinde açıkça temel bir hak olarak tanımlandığını,
Netice itibariyle Anayasanın 90. maddesi hükmü gereğince; Sayıştay tarafından kamu zararı iddiasıyla oluşan iş bu ilamda temel alınması gereken hukuksal dayanakların başta ILO'nun onaylanarak usulüne göre yürürlüğe konulmuş bulunan 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri ve bu sözleşmelere dayalı olarak verilen ILO denetim organlarının kararları olması gerektiği, ancak Sayıştay’ın İlamında ülkemiz Anayasasına aykırı bir şekilde sadece mevcut yasal mevzuatta belirlenen miktar, süre vb. sınırların dikkate alındığını,
Yukarda belirtilen hukuksal dayanaklar çerçevesinde itiraz etmekte olduklarını, Sayıştay İlamının; ülkemiz Anayasası tarafından mevcut yasal mevzuat ile idari düzenlemelerin üzerinde temel bağlayıcılığı olduğu kabul edilen, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınmış çalışanların örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının kullanımına müdahale niteliği taşıdığını ve bütün sonuçlarıyla geçersiz kılınması hususundaki temyiz taleplerini sunduklarını,
4688 sayılı Yasanın 32. madde hükümleri olaya göre incelenirse;
“375 Sayılı K.H.Kararnamenin ek 15. maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince.... karar verilmesi halinde...” - ki olayda incelenen konuda, öngörülen bu yasal prosedürün gerçekleştiğini,
“....sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendika ile belediye başkanı sözleşme yapılabilir.” - ki yasada öngörülen prosedürün bu kısmının da tamamlandığını,
Kamu zararına ilişkin incelemede atıf yapılan ve aynı zamanda yukarıda değinilen (4688 sayılı Yasa 32.) madde hükmünde de atıf yapılmış bulunan 375 Sayılı K.H. Kararnamenin ek 15. maddesinin “Sosyal Denge Tazminatının ödenebilecek aylık tutarının 4688 sayılı yasaya göre yapılan Toplu Sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve kamu görevlileri sendikası arasında yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” şeklinde olduğunu,
Bu hüküm mucibince sosyal denge tazminatı miktarının yasal prosedürde öngörülen taraflarca belirlenen tavan tutar da göz önüne alınarak sözleşmeye dercedildiğini, bu tavan tutarın aşılması halinde sözleşmenin yok hükmünde sayılmasının söz konusu olmadığını, çünkü 32. maddenin son fıkrasının sözleşme bağıtlanmadan önce uyulması gerekli yasal sınırları ile, sözleşmenin bağıtlanmasından sonraki geçerlilik şartlarını ayrıca belirlediğini, İlam incelemesinde de yer aldığı üzere hangi durumlarda sözleşme yapılamayacağı, hangi durumlarda sözleşmenin hükümsüz kalacağının açık, net ve sınırlı olarak sayıldığını,
İlamda ise; sözleşme bağıtlanmadan önceki yasal prosedürde yasaya uygun davranılmadığı hususun yer aldığını, kamu zararına yönelik saptama da - sözleşmenin tavan tutarının üstündeki kısmının - geçersiz olduğu gibi hatalı bir hukuki tavsife dayandığını,
Yasa maddesi (32. maddede) ise sözleşmenin ön koşulu ile, sözleşmenin geçersizliği (hükümsüzlüğü)nü sınırlı olarak saydığını (32. madde/son fıkra), bunlar arasında “tavan tutarın üstündeki kısmın geçersizliğini” saymadığını, tam aksine evrensel hukuk prensibi olarak “sözleşme serbestisi”ne olanak tanıdığını ve hatalı yorumlardan ari kalacak şekilde yine evrensel hukuk prensibi olan ve sözleşmenin ayakta tutulması - feshin son çare olması (ultima ratio) - ilkesi doğrultusunda sınırladığını,
Yasa koyucunun amacı “tavan tutarın üstündeki kısmın sözleşmenin kısmi olarak geçersizliğine neden olması” olsa idi bunu madde hükmünde düzenlediği gibi “geçersizlik (hükümsüzlük) şartı” olarak belirteceğini,
Sözleşmenin geçerliliği sorununa yaptıkları bu hukuki savunma ile cevap getirebildiklerini ve Sayıştay İlamının kaldırılması gerekçelerinden birini oluşturduğunu belirtiklerini,
Kamu zararının belirlenmesi hususunda yasada öngörülmeyen şekilde bir “hukuki tavsif” ile sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığını, şöyle ki;
Sözleşmenin geçerliliği sorununa yukarıda getirdikleri açıklamaların hemen arkasından 5018 sayılı Yasanın 71. maddesinde yer alan kamu zararı tanımına dönmek zorunluluğunun bulunduğunu,
Buna göre;
Harcama yetkilisinin, Belediye Meclis Kararı ile oluşan ve inceleme yetkisi dışında geçerli bir sözleşmeye bağlanarak oluşmuş ve idare borcu olarak doğması hasebiyle de bir bütçe ile karşılığı ayrılmış olarak ödenmesi öngörülen bir kalemin fazla ödenmesi söz konusu olmadığı gibi, tam olarak belediye bütçesinde karşılığı bulunan bir miktarın sözleşmede belirtilen şahıslara dağıtımının yapılması talimatının verilmesi hususunun gerçekleştiğini, Yukarıda daha önce de değindikleri gibi, bütçede karşılığı olan bu kalemlerin zamanında ve tam olarak ödemesinin yapılmaması halinde doğacak bir kamu zararından söz edilebileceğini, zamanında ve tam olarak ödenmesi durumunun kamu zararına neden olmadığını,
Harcama yetkililerinin, sözleşmeye bağlanan bir ödemenin tabi olacağı mevzuatın ne olacağı hususunda da bir tereddütlerinin olmadığını, İlamda yer alan mevzuat incelemesinin ise sözleşmenin bağıtlanmasından önceki safhaları ile ilgili olduğu ve ancak “sözleşmenin bizzat İdarece kısmen geçersiz sayılması gerektiğine” ilişkin yasal dayanağı bulunmayan bir atıfla ortaya çıktığını, 4688 sayılı Yasanın 32.maddesinin son fıkrasının, sözleşmenin ne zaman geçersiz sayılacağını açıkça belirlemiş olmakla doğrudan harcama yetkilileri veya gerçekleştirme görevlilerince kontrol edilerek uygulanabilecek tek mevzuat hükmü olduğunu, personel giderlerinin bütçe gelirleri ile oranlaması neticesi yüzde 30 sınırının aşılmadığını,
Bir sözleşmenin feshi işlemi ya taraflar arasındaki uzlaşma ile ya da yargısal denetim ile oluşan bir karar ile ortaya çıkabileceğini, tarafları bağlayan herhangi bir fesih veya yargılama neticesinin kısmen geçersiz sayılmasını sağlayan bir mahkeme kararının da mevcut olmadığını, Sayıştay Kanunu’nun 5. ve 35.maddesinin ise idari sözleşmelerin yetki veya yerindelik denetimi görevini vermediği gibi, sözleşmenin kısmen geçersizliğine ilişkin herhangi bir Yargısal karar yetkisini de vermediğini,
Nitekim; başka bir mahalli idareye ait hesap yargılamasında 2014/181 sayılı Sayıştay İlamında belirtilen Savcı Görüşünün de “….Kanunda belirtilen üst sınırın üzerinde sözleşme ile daha yukarıda bir tavan tutarın belirlenmesine bir engel bulunmadığı, bu bağlamda belediye ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin iyileştirme zammına (sosyal denge tazminatı) ilişkin düzenlenen hususun, 4688 sayılı Kanunun 28. maddesinde sayılan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmektedir.” yönünde oluştuğunun izlendiğini,
Yukarıda atıf yaptıkları gerek başka bir idarenin hesap yargılamasına ait 2014/181 sayılı İlamda yer alan Savcılık mütalaası gerekse bir başka idareye ait olmakla beraber aynı hususlarda yapılmış incelemeler neticesi oluşan Sayıştay Dairesinin 13.04.2016 tarih ve 138 nolu İlamı yukarıdaki açıklanan hususları karşıladığını,
Özetle, mevcut yasal düzenlemeler ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda 31/12/2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisinin verildiğini, sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşükse bu durumda idarelere 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esasa alabilme yetkisinin verildiğini, başka bir deyişle 31/12/2015 tarihine kadarki dönemde, 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanları itibari ile ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisinin verildiğini, bu yetkinin hangi yasal prosedürde uygulamaya konulacağı 4688 sayılı Yasa kapsamında düzenlenmiş olup, toplu sözleşmenin bu kapsamda ve bu yasal prosedüre uygun olarak tamamlanmış olduğunu, sözleşmenin kısmen geçersizliği sonucunu doğurabilecek olan 4688 sayılı Yasanın 32.madde son fıkrası şartlarının da olayda oluşmadığını,
Söz konusu Geçici 14’üncü maddenin son bölümünde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmamasının veya yasaklanmasının söz konusu olmadığını, buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmeler yine 23 Ağustos 2015 tarihli değişiklikle 31/12/2015; ibaresi; 31/12/2017; şeklinde uygulanır, denildiğini, 18/11/2011 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisinin verildiğini, sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar, önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelerin, 18/11/2011 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisinin bulunduğunu, başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde, 18/11/2011 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir hakkının tanıdığını,
Mezkur Geçici 14'üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, uygulanan sözleşme 18/11/2011 tarihinde imzalanan ve 18/11/2011-31/12/2013 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin yine bu sözleşmenin taraflara verdiği yetkiye istinaden, 15/01/2014-05/05/2014 tarihlerinde güncellendiğini, bu sözleşmenin bazı maddelerinin güncellenmesi, bunun yeni bir sözleşme olarak değerlendirilmesini gerektirmediğini, dolayısıyla güncellenmiş olsa da, Geçici 14'üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, idarede uygulanan sözleşme, 18/11/2011 tarihinde imzalanan ve 31/12/2015 tarihine kadar devam eden sosyal denge sözleşmesi olduğunu,
İdarenin Geçici 14’üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan sözleşmedeki tutarın tavan olarak belirlenmesi mümkün olduğundan, bu miktarın ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığını,
23 Ağustos 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme’’nin Dördüncü Bölümü, Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşmenin “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 7. maddesinde, “4688 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesinde yer alan 31/12/2015; ibaresi; 31/12/2017; seklinde uygulanır.” denildiğini, konu ile ilgili ekte gönderilen Sayıştay Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 138 sayılı ilamında, 31/12/2015 tarihine kadarki dönemde, 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına indirilemeyeceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisi verilmiş ve belediye ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ile memur ve sözleşmeli personele yapılan ödemenin mevzuata uygun olduğuna karar verildiğini, İlamda konu edilen sözleşmenin, 4688 sayılı Yasanın geçici 14. maddesi kapsamında bir sözleşme olup, bu sözleşmedeki hükümler uyarınca memurlara yapılan aylık ortalama ödemenin tavan miktarı hesaplanırken en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ü değil, bir önceki sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alındığını, mezkûr mevzuat hükümlerine uyulduğunu,
Sonuç itibariyle İlamda konu edilen sözleşmenin, 4688 sayılı Yasanın geçici 14. maddesi kapsamında bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmedeki hükümler uyarınca memurlara yapılan aylık ortalama ödemenin tavan miktarı hesaplanırken en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ü değil, bir önceki sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alındığını, mezkûr mevzuat hükümlerine uyulduğunu, Sayıştay Dairesinin kararının da bu yönde olduğunu,
Ayrıca yukarıdaki açıklamalara ek olarak yapılan araştırmalarda ...’nin; yaşam kalitesi ve standardı en yüksek ilçelerden biri olması, sosyal ve kültürel açıdan gelişmiş bir ilçe olması, ayrıca demografik yapı, eğitim, sosyal yaşam endeksi, çevresel durum endeksi dikkate alındığında, bu özelliklere sahip ilçeye hizmet veren ... kadrolarının da güçlendirilmesi, memur personelin performansının iyileştirilmesi, hizmetlerinin en üst seviyede ve kesintisiz sürdürülebilmesi ve ilçenin memnuniyetinin artırılması için, memurların maddi durumlarının iyileştirilmesi ve performanslarının arttırılması için sosyal denge ödemeleri yapılması yoluna gidildiğini, ayrıca yaşam standartlarında yapılan iyileştirmelerin memur personelin kurumda kalmasını sağladığının görüldüğünü,
Büyük şehirlerde pahalılık, trafik, göç, güvenlik gibi insan hayatının ayrılmaz parçaları olan katlanılması zor durumlar karşısında memur personelin ... tercih etmemelerine ve başka şehirlere nakil gitmelerine neden olduğunu, yapılan sosyal denge ödemeleri ile memur personelin büyükşehir hayatına tutunabilme, başka şehirlere gitmelerini bir nebze olsun önlemek, kuruma olan bağlılığı artırmak için bir çare olarak görüldüğünden Belediye Meclisinden Toplu İş Sözleşmesi için 09/05/2014 tarihli Meclis Kararı ile yetki alındığını,
Yukarıda açıklanan şekilde, İlamda belirtilen hususlarda, 5018 sayılı Yasanın “71. maddesi tanımına giren” bir kamu zararı söz konusu olmadığını, kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki tavsif” ile sözleşme taraflarına ve uygulayıcılarına sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını,
30/05/2017 tarih 2015/211 sayılı İlamın 2. maddesinde bulunan kamu zararı hakkında 6085 sayılı Yasanın 55. maddesi gereğince Belediyenin ilk toplu sözleşmesi 01/07/2011 tarihinde imzalanmış olup 31/12/2015 tarihine kadar olan sözleşmeler birbirinin devamı niteliğinde olduğunu,
Geçici Madde 14’ e uygun olarak sözleşmelerden bahsedildiğini, 2015 yılının ödemelerinin 01/07/2013 tarihi itibari ile biten sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu, iş bu yasa metni ile bir süre uzatımı tanındığı da açık olup bu kapsamda uygulandığını,
Yukarıda açıklanan hususlar ve İdarenin Geçici 14’üncü maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte uygulamada olan sözleşmedeki sosyal denge ödemesine dair tutarın tavan olarak belirlenmesi mümkün olduğundan, bu miktarın ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı nazara alınarak ... TL’lik tazmin hükmünün kaldırılmasını ilamda isimleri belirtilen tüm harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri adına da arz ve talep ettiklerini belirtmişlerdir.
Başsavcılık mütalaasında;
“2 nci maddeye ilişkin temyiz dilekçesinde özetle;
-Sayıştay ilamında ülkemiz Anayasasına aykırı bir şekilde sadece yasal mevzuatta belirlenen miktar, süre vb. sınırların dikkate alındığı, İlamın, Anayasa tarafından mevcut yasal mevzuat ile idari düzenlemelerin üzerinde temel bağlayıcılığı olduğu kabul edilen, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınmış çalışanların örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının kullanımına müdahale niteliği taşıdığı,
-4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen tavan tutarın aşılması halinde sözleşmenin yok hükmünde sayılmasının sözkonusu olmadığı,
-2015 yılı ödemelerinin, 01/7/2013 tarihi itibarıyla biten sözleşmenin devamı niteliğinde olup, 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesiyle süre uzatımı tanındığı da açık olduğundan bu kapsamda uygulandığı,
İfade edilerek, temyize konu İlamın 2 nci maddesindeki tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmiştir.
. Dairenin vermiş olduğu 211 sayılı İlamın 2 nci maddesi incelendiğinde; sorumlunun savunmasında ve temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü ve açıkladığı hususların değerlendirilerek karşılandığı görülmüş olup, Savcılığımızca yapılan açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.
11/4/2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve bu tarihte yürürlüğe giren 6289 sayılı Kanunun yayımından önce, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine yönelik ilgili idareler ile sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında sözleşmeler imzalandığı ve bu sözleşmelerin personele sağladığı hakların idareler itibarıyla farklılık arz ettiği ve haksız rekabete de meydan verdiği bilinen bir gerçektir. Söz konusu karmaşık yapının giderilmesine esas olmak üzere Anayasada yapılan değişiklikler de dikkate alınarak bazı kanunlarda 6289 sayılı Kanunla düzenlemeler yapılmıştır.
Bu bağlamda, 6289 sayılı Kanunun ilgili maddeleriyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Ek 15 inci madde eklenip “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” denilerek ödemenin yasal dayanağı getirilmiş; 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yapılan değişiklikle mahalli idarelerde sözleşme imzalanması hususlarına yer verilmiş; anılan Kanuna eklenen Geçici 14 üncü maddeyle de “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.
Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
Kanun koyucu, 6289 sayılı Kanun öncesi değişik adlar altında yapılan ve çoğunlukla da yasal dayanaktan yoksun ödemeleri disipline etmek amacıyla yukarıdaki düzenlemeleri getirmiş; belirlediği şartların varlığı halinde Kanun öncesinde düzenlenen sözleşmedeki tutarların ödenmesine imkan sağlayarak kazanılmış hakları korumuştur.
31/12/2015 tarihinden önce süresinin bitmesi veya feshedilmesi nedeniyle yenilenen sözleşmeler için 11/4/2012 tarihi itibarıyla uygulanan sözleşmedeki tutarı koruyucu düzenleme getiren 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinin, protokolle süresi uzatılan sözleşmeler için de aynı hakkı vermesi izahtan vareste bir husustur. Ancak, bahse konu madde, 11/4/2012 tarihi itibarıyla uygulanan sözleşmede belirlenen tutarın artırılmasına ilişkin hiçbir düzenlemeyi içermemektedir. Yukarıda da değinildiği üzere geçici 14 üncü maddede yer verilen 31/12/2015 tarihi, toplu sözleşmelerle önce “31/12/2017”, sonra da “31/12/2019” olarak belirlenmiş; süre uzatımı dışında tavan tutarı [en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 100’ü) artırıcı bir düzenlemeye yer vermemiştir.
Buna göre; kapsama dahil personelin mali ve sosyal haklarının 11/4/2012 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan sözleşmedeki tutarın üzerinde artırılması nedeniyle yapılan ödemenin (farklı bir ad altında yapılmış olsa bile) 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesine açıkça aykırılık oluşturduğundan, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hükmü gereği kamu zararını oluşturduğu değerlendirilmektedir
Buna göre; sorumlunun talebinin reddedilerek Daire Kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”
denilmiştir.
Duruşma talebinde bulunan Sorumlu Harcama Yetkilisi ..., ..., ..., ..., Gerçekleştirme Görevlisi ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
... ile ... (... Sendikası) arasında 27.06.2014 tarihinde imzalanan 31.03.2014-31.12.2015 tarihlerini kapsayan memur toplu sözleşmesinin mevzuata aykırı hükümler içerdiği ve 2015 yılında Belediye personeline mevzuatın öngördüğü tutarın üzerinde ödeme yapıldığı görülmüştür.
Uluslararası Çalışma Örgütünün değişik tarihlerde gerçekleştirdiği Genel Konferanslarında kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisince de birer kanunla onaylanmasının uygun bulunması üzerine tasdik edilen sözleşmelerle, kamu hizmetlerinde çalışanların örgütlenme hakkı ve istihdam koşullarının belirlenme yöntemleri konularında bazı hakların sağlanması yoluna gidildiği görülmektedir. Her ne kadar Anayasamızın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamamakta ise de, söz konusu sözleşme ile sağlanan hakların hayata geçirilmesi, ancak bu husustaki mevzuat hükümlerinde gerekli değişikliklerin yapılması ve uygulama esaslarının belirlenmesi halinde mümkün olabilecektir. Diğer taraftan Denetçi raporunda ve İlamda, ILO sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulmaksızın Belediye ile Sendika arasında sözleşme imzalanamayacağı değil, gerek Türkiye ...i Anayasası gerekse Ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar doğrultusunda hali hazırda imzalanmış sözleşmedeki mali hükümlerin mevzuata aykırılığı hususu konu edilmiştir.
Türkiye ...i Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53. maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir” hükümleri yer almaktadır.
Anayasanın mezkûr 53. maddesi doğrultusunda; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15. maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” denilmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32. maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte aynı Kanunun Geçici 14. maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir.
Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2017 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelerin, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 31.12.2017 tarihine kadarki dönemde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir hakkı tanınmıştır. Sorumluların savunmalarında ve temyiz dilekçelerinde de göz önünde bulundurulmasını istedikleri bu ifadelerde, idarelere tanınan takdir hakkı, 11.04.2012 tarihi itibariyle personele ödenen ortalama aylık kadar ödeme yapılmasını, yani genel toplu sözleşmede belirtilen tavan ile bağlı kalmaksızın, o dönemde sözleşmede belirtilen tutar ne ise (herhangi bir sözleşme veya protokol ile artırılmaksızın) onun ödenmesini ifade etmektedir. Sorumluların savunmalarında ve temyiz dilekçelerinde yer alan 138 nolu İlam’ın hukuki gerekçesi de buna dayanmaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, Yerel Yönetimlerin 11.04.2012 tarihi itibariyle yürürlükte olan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmeleri, 31.12.2017 tarihinden önce sona ermekte ise ve söz konusu sözleşmelerdeki aylık ortalama sosyal denge tazminatı ödemeleri, genel toplu sözleşmede belirtilen tazminat tavanından yüksek ise bu tarihten önce sözleşmenin feshedilmesi halinde, önceki sözleşmedeki ödemelere devam edilebilecektir. Bununla birlikte, sözleşmelerin 31.12.2017 tarihinden önce sona ermesi, karşılıklı olarak feshedilmesi veya hangi şekilde olursa olsun yeni mali hükümler getirilmek suretiyle yenilenmesi veya güncellenmesi halinde, yeni sözleşmede (önceki sözleşmede, toplu sözleşme tavanından daha yüksek ödemeler öngörüldüğü halde) bir önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemelerin (yeni hükümler ihdas edilmek suretiyle) artırılması mümkün değildir.
Belediye ile sendika arasında 15.09.2011 tarihinde imzalanan sözleşmenin yürürlük maddesine göre sözleşmenin süresi 01.07.2011 – 01.07.2013 tarihlerini kapsamaktadır. Söz konusu sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde olsa bile, sözleşmede öngörülen ödemeler 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi gereği geçerliliğini korumaktadır. Aynı madde gereğince, Belediyenin sendika ile 27.06.2014 tarihinde imzaladığı 31.03.2014 – 31.12.2015 tarihlerini kapsayan sözleşmede öngörülen aylık ortalama ödemeler (önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemeler toplamı, toplu sözleşme tavanından yüksek olduğundan) en fazla bir önceki sözleşmede öngörülen ortalama ödemeler kadar olabilir. Ancak, yeni imzalanan sözleşmede, yeni ödeme kalemleri ihdas edilmiş ve bir önceki sözleşmedeki ödeme kalemleri artırılmıştır. Dolayısıyla Belediye ile Sendika arasında imzalanan sözleşmedeki tutarların, söz konusu toplu sözleşmede yer alan tavanı aşması mümkün olmadığından, yeni sözleşmede öngörülen tazminatın, toplu sözleşmedeki tavan tutarları aşan kısmı kamu zararını oluşturmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37. maddesinde, Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanı veya onun yetkili kıldığı Başkan Yardımcısının imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla harcama talimatını veren Üst Yönetici Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32. maddesinde; “…Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm doğrultusunda, Harcama Yetkililerinin ödemeler ile ilgili bütçe, ödenek, harcama talimatının düzenlenmesi ve sair usule ilişkin hususlar doğru olsa bile harcama talimatının mevzuata uygun olmasını temin etme zorunluluğu ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10. maddesinde;
“Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.
Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir.
Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır. Söz konusu Yönetmeliğin üçüncü fıkrasında yer alan mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü, harcama birimlerine verilen bir sorumluluktur ve bu sorumluluk harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin üzerindedir.
Aynı Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Niteliği” başlıklı 11. maddesinde; “…Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm 5018 sayılı Kanun ve İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Harcama Yetkililerine verilen sorumluluğu pekiştiren bir düzenlemedir.
Netice itibariyle Harcama Yetkililerinin, mevzuata aykırı olarak imza edilen sözleşmenin uygulanmasına ilişkin harcama talimatı ile ilgili sorumluluğu mevcuttur.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde; “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.,)g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır” hükümlerine yer verilmiştir.
İdare ile sendika arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin, mevzuata aykırı olarak ek protokoller ile değiştirilmesi sonucunda, memurlara yapılan ödemeler, yukarıda belirtilen maddenin (g) bendinde hüküm altına alınan mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kapsamında kamu zararını ifade etmektedir.
Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 211 sayılı İlamın 2. maddesiyle ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oybirliğiyle
Karar verildiği 26.09.2018 tarih ve 45071 Sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42