Sayıştay 5. Dairesi 42850 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

42850

Karar Tarihi

5 Şubat 2020

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2015

  • Daire: 5

  • Dosya No: 42850

  • Tutanak No: 47190

  • Tutanak Tarihi: 05.02.2020

  • Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

KARAR

Konu: Sosyal denge tazminatı konusunda yasayla belirlenen üst sınırın üzerinde ödeme yapılması

197 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle; … Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında 02.03.2012 tarihinde imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesinde unvanlar itibariyle belirlenen tavan tutarların, mevzuata aykırı bir şekilde ek protokollerle değiştirilmesi neticesinde oluşan … TL’lik kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.

Bu hükümle ilgili olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine 06.06.2018 tarih ve 44619 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla 197 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.

İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (… Müdürü) tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle:

İlamda, Sosyal Denge Sözleşme hükümlerinin hangi ad altında olursa olsun, tarafların karşılıklı anlaşmaları ve imzaları sonucunda değiştirilmesinin yeni sözleşme niteliğine dönüştüğünün belirtildiği, Oysa 11.04.2012 tarihinden önceki sözleşmeler için 31.12.2019 tarihine kadar 4688 sayılı Kanunun 32. maddesinde belirtilen tavan tutara bağlı kalmaksızın, takdir yetkisi tanındığı ve Sosyal Denge Tazminatının tavan tutar olarak ödenmesi ile sınırlı olduğunun ifade edildiği, Ancak, mezkur Kanunun geçici 14. maddesinde bu sözleşmelerin ikiye ayrılmış olduğu, 15.03.2012 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerin bu kanun kapsamına alınarak kanunda belirtilen yasal sınır dahilinde sözleşme tesis edilmesi gerektiğinin belirtildiği, Yine bu tarihten önce akdedilmiş olan ve 31.12.2017 tarihine kadar da yürürlüğü devam eden sözleşmelerin herhangi bir sınıra tabi olmadığı, tarafların anayasal hakları olan sözleşme serbestisi doğrultusunda düzenlenebileceğinin kanunun geçici 14. maddesinde açıkça ifade edildiği,

Toplu Sözleşmelerin, 4688 sayılı Kanun kapsamında. 15.03.2012 tarihinden sonra hüküm ifade ettiği, Ancak bu tarihten önce akdedilerek yürürlük süresi 31.12.2019 tarihi ve sonrası olan sözleşmelerin ise süreleri sona erene kadar sözleşme hukukunun ana mevzuatı olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Mezkur Kanunun 1. maddesinde yer alan "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması. açık veya örtülü olabilir. " hükümlerinin yer aldığı,

Bu durumda aynı Kanunun 26.maddesinde ifade edilen "Taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmü dikkate alındığında, ana sözleşmeye bağlı olarak, yapılan ek protokollerin yasalara uygun bir işlem olduğu, Bu bağlamda, Anayasa 38. maddesinde belirtildiği üzere "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez" ifadeleriyle hukukun temel ilkelerinde kaynağını ve karşılığını bulan; kişilerin işledikleri fiil ve eylemlerin hangilerinin suç teşkil edip etmediğinin, kanunla belirlenip suça uygun eyleme karışlık gelen cezanın da yine kanunla düzenlenmesinin teminat altına alınması ilkesinin kapsandığı,

Ayrıca, Başsavcılık mütalaasında: 6289 sayılı Yasanın 22. maddesi ile değiştirilen 4688 sayılı Yasanın 32.maddesinin düzenleme gerekçesi olarak, bu kanunun yayım tarihi olan 11.04.2012 tarihinden öncede idareler ile sendikalar arasında çeşitli adlar altında sözleşmeler imzalandığı, bu sözleşmelerin personele sağladığı hakların idareler itibariyle farklılık arz ettiği ve haksız rekabete de meydan verdiği, bu karmaşık yapının giderilmesini sağlamak üzere böyle bir düzenleme yoluna gidildiğinin belirtildiği, Buna karşılık, 20.01.2012 tarih ve B.02.0.KKG.0.10/101 -418/359 sayılı yazı ile TBMM ye sevk edilen 6289 sayılı Yasa tasarısının gerekçesine bakıldığında, "Anayasanın 53 ve 128.maddesinde yapılan değişikliklerle yürürlüğe giren kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının toplu sözleşme ile düzenlenmesi için yasal düzenleme olduğu' şeklinde ifade edildiği, Yani, bu Yasanın gerekçesinin Kamu görevlilerine, bu tarihe kadar hakları olmayan Toplu sözleşme hakkının yasal bir zemine kavuşturulması olduğu, Hal böyleyken, hiç olmayan bir hakkı yasal zemine oturtmayı amaçlayan bir düzenlemenin, mevcut hakları geri almak yönünde düzenlendiğinin ileri sürülmesinin Yasanın meclise sunulduğu gerekçeden de anlaşılacağı üzere, amacıyla örtüşmediği,

Temyiz Kurulu İlamında yer alan, ek protokollerin yeni sözleşme tesisi sonucunu doğurduğu hükmünün yasalara uygun olmadığı, Zira 4688 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce akdedilmiş bir sözleşmenin bu yasa kapsamında değerlendirilmesinin “Yasaların Geriye Yürümezliği” ilkesiyle bağdaşmadığı, Bu durumun Türk Ceza Kanunun 7.maddesinde belirtilen "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar" hükümleri ile de hukuki güvence altına alındığı,

Konu ile ilgili olarak: 03.07.1989 tarihli. 1988 5 E.. 1989 3 K. sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararına göre, “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi, bir hukuki işlem veya eylemin, bir hukuki ilişkinin vuku bulduğu ya da meydana geldiği dönemdeki kanunun hükümlerine tabi kalmaya devam edeceğini ifade eder. Sonradan çıkan kanun, kural olarak yürürlüğünden önceki olaylara ve ilişkilere uygulanmaz" kararının durumu açıkça ortaya koyduğu, Yani 4688 sayılı Yasanın 32.maddesi hükümlerinin 11.04.2012 tarihi öncesi sözleşmeleri bağlamayacağının hüküm altına alınmış olduğu,

Mezkur Yasanın geçici 14.maddesinde ve ilamda 11.04.2012 tarihi itibariyle personele ödenen sosyal denge ortalama aylıkların tavan tutar olarak belirlenmesi, söz konusu sözleşmelerin yürürlük tarihinin 31.12.2015 öncesi bir talihte sonlanması, bunun da bu tarihten önce taraflarca sözleşmenin sonlandırılması durumlarında uygulanabileceğinin belirtildiği, Tazmine hükmedilen olayda ise, yukarıda da ifade edilmeye çalışıldığı üzere, sözleşme feshedilmemiş ve yürürlük süresinin devam etmekte olduğu, Sözleşmenin unsurlarından birisinde değişikliğe gidilmesinin sözleşmeyi münfesih hale getirmeyeceğinin 6098 sayılı Yasada ve yargı kararlarında açıkça belirtilmiş olduğu,

Son olarak, Anayasa'nın 38.maddesinde belirtildiği üzere Hukukun temel ilkelerinden olan, suç ve cezaların yorum ve kıyasla genişletilmesi yasağının da suça ve cezaya ilişkin hükümlerin açık, net, belirli ve kesin olmasını emredici bir hüküm olarak karşımıza çıkardığı, “Yorumla ve kıyasla kişiler aleyhine suca ve cezaya ilişkin kanun hükümlerinin genişletilmemesi"nin hukukun temel ilkeleri arasında yer aldığı, Daha önceki “Denetim, Sorgu. İlam ve Temyiz" safhalarında ve bu yazının genelinde özetle ifade edildiği üzere Belediye ile …-SEN arasında Sosyal Denge Sözleşmesi ve bu sözleşmeye istinaden düzenlenen ek protokollerin yürürlükteki yasal mevzuata aykırılık durumuna rastlanmadığı

İfade edilerek 197 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün kaldırılması talebi arz edilmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

Harcama yetkilisi …’ın karar düzeltilmesi başvurusu üzerine Başsavcılık mütalaasında:

Dilekçede belirtilen hususlar özetlendikten sonra,

“Anayasamızın 53 üncü maddesinde 2010 yılında yapılan değişiklikle memurlar ve diğer kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapma hakkına sahip oldukları vurgulanarak bu hakkın kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. 128 inci maddesinin ikinci fıkrası “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” şeklinde olup, 2010 yılında yapılan değişiklikle fıkranın sonuna “Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümler saklıdır.” ibaresi eklenmiştir.

11/4/2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6289 sayılı Kanun ile; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun adı “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” olarak değiştirilmiş; 4688 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde toplu sözleşmenin kapsamına, 29 uncu maddesinde toplu sözleşmenin tarafları ve imza yetkisine, 31 inci maddesinde de toplu sözleşme görüşmelerine dair hükümlere yer verilmiştir. Anılan Kanunun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesi toplu sözleşmeye ilişkin değil, mahalli idarelerdeki sosyal denge tazminatına dair düzenlemeleri içermektedir.

4688 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası (h) bendinde toplu sözleşmenin; “Bu Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını belirlemek üzere yürütülen toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda mutabık kalınması durumunda taraflarca imzalanan sözleşmeyi” ifade ettiği belirtilmiş; 28 inci maddesinde kapsamının; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal haklar olduğu hükme bağlanmış; 29 uncu maddesinde de toplu sözleşme görüşmelerine kamu idaresi adına Kamu İşveren Heyeti, kamu görevlileri adına Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin katılacağı vurgulanmıştır.

Bu düzenlemelere göre, Belediye ile ilgili sendika arasında imzalanan sözleşme “toplu sözleşme” değil, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde ifadesini bulduğu üzere mahalli idarelerde sosyal denge tazminatı ödenmesine yönelik sözleşme olup; konunun, gerek uluslararası antlaşmalar veya sözleşmeler gerekse de anayasal boyutta sorun teşkil edecek bir yönü de bulunmamaktadır.

6289 sayılı Kanunun ilgili maddeleriyle;

-375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Ek 15 inci madde eklenip “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” denilerek ödemenin yasal dayanağı ve üst sınırına ilişkin düzenleme yapılmış,

-4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yapılan değişiklikle mahalli idarelerde sözleşme imzalanması hususlarına yer verilerek “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.

Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmibeşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” denilmiş,

-4688 sayılı Kanuna eklenen Geçici 14 üncü madde ile de “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Kanun koyucu, 6289 sayılı Kanun öncesi değişik adlar altında yapılan ve çoğunlukla da yasal dayanaktan yoksun ödemeleri disipline etmek amacıyla yukarıdaki düzenlemeleri getirmiş; belirlediği şartların varlığı halinde Kanun öncesinde düzenlenen ve 11/4/2012 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan sözleşmedeki hakları koruyucu hükümlere yer vermiştir.

31/12/2015 tarihinden önce (Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme ile bu tarih 31/12/2017; 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme ile de 31/12/2019 olarak belirlenmiştir.) süresinin bitmesi veya feshedilmesi nedeniyle yenilenen sözleşmeler için 11/04/2012 tarihi itibarıyla uygulanan sözleşmeye ilişkin koruyucu düzenleme getiren Geçici 14 üncü maddenin, süresi uzatılan sözleşmeler için de aynı hakkı vermesi izahtan vareste bir husustur. Ancak, bahse konu madde, 11/04/2012 tarihi itibarıyla uygulanan sözleşme ile verilen hak ve artışlar dışında hiçbir ilave hak ve artışı içermemektedir.

Sorumlunun, 15/03/2015 tarihinden önce akdedilmiş olan ve 31/12/2017 tarihine kadar da yürürlüğü devam eden sözleşmelerin herhangi bir sınıra tabi olmadığı, tarafların anayasal hakları olan sözleşme serbestisi doğrultusunda düzenlenebileceğinin Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde açıkça yer aldığı iddiası; bahse konu Geçici 14 üncü maddenin “...tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” hükmü karşısında dayanaksız kalmaktadır.

Diğer taraftan sorumlunun dilekçesinde; “...bu Kanunun gerekçesinin kamu görevlilerine, bu tarihe kadar hakları olmayan toplu sözleşme hakkının yasal bir zemine kavuşturularak bu hakkın verildiği, hal böyleyken, hiç olmayan bir hakkın yasal zemine oturtmayı amaçlayan bir düzenlemenin, mevcut hakları geri almak yönünde düzenlendiğinin ileri sürülmesinin Kanunun meclise sunulduğu gerekçeden de anlaşılacağı üzere amacıyla örtüşmediği” ifade edilmiş ise de somut olaydaki konu, toplu sözleşme veya toplu sözleşme uyarınca belirlenen tavan tutarın ödenmesi değil, 375 sayılı KHK’nin Ek 15 inci maddesi ve 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesi çerçevesinde toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere personele ödenmesi gereken sosyal denge tazminatının, 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi kapsamında ilgililerine ödenmesine ilişkindir.

Bu bağlamda, verilen haklar geri alınmamış; mevzuat dayanağı olmaksızın yapılan ödemeler belli bir esas ve usule bağlanmış; ödemeyi yapan kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamayacağı, başlatılanların ise işlemden kaldırılacağı ifade edilmiş; 15/03/2012 tarihinden önce imzalanmış olup 11/04/2012 tarihinde uygulanmakta olan sözleşme uyarınca verilen hakların toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek olsa bile, önce 2015, akabinde 2017 ve sonra da 2019 tarihine kadar geçerli olduğu ifade edilerek kazanılmış hakların korunması sağlanmıştır.

Bu nedenlerle; sorumlunun karar düzeltilmesi talebinin reddedilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.” denilmiştir.

İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (… Müdürü) ile harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan diğer 48 kişi tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçesi, harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (… Müdürü) tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçesinin aynısıdır. Bu dilekçenin özetine yukarıda yer verilmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

Harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan yukarıda bahsi geçen “diğer 48 kişi” hakkındaki Başsavcılık mütalaası, harcama yetkilisi …’ın karar düzeltilmesi başvurusu üzerine verilen Başsavcılık mütalaasının aynısıdır. Bu mütalaa yukarıda yer almaktadır.

İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (… Müdürü)’in karar düzeltilmesi talebi üzerine verilen Başsavcılık mütalaasında:

“… Belediyesi 2015 yılı hesabının 5 inci Dairece yargılanması sonucunda çıkarılan 04/5/2017 tarihli ve 197 nolu İlamın 1 inci maddesinde yer alan tazmin hükmünü tasdik eden Sayıştay Temyiz Kurulunun 06/06/2018 tarihli ve 44617 Tutanak numaralı, 28756 sayılı İlamının düzeltilmesini talep eden sorumlu …’in (Temyiz başvurusu yoktur), ilgi yazınız ekinde alınan 28/11/2018 tarihli dilekçesi incelenmiştir.

6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Karar düzeltilmesi” başlıklı 57 nci maddesinde;

a) Hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması,

b) Bir kararda aynı konu hakkında birbirine aykırı hükümler bulunması,

c) Temyiz incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması,

ç) Temyiz sebeplerinden en az birinin mevcut olması,

hallerinde, Temyiz Kurulu kararları hakkında, 52 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ilgililerin yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir defaya mahsus olmak karar düzeltilmesi isteminde bulunabilecekleri hüküm altına alınmıştır.

6085 sayılı Kanuna göre kanun yollarından birisi olan “Karar düzeltilmesi” Temyiz Kurulu kararlarına yönelik olması nedeniyle temyizden sonra başvurulabilecek bir kanun yolu olduğundan, Kanunun 57 nci maddesinde sayılan sebeplerin varlığı halinde temyiz talebinde bulunan ilgililer tarafından bahse konu kanun yoluna başvurulmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir.

Buna göre 197 sayılı İlamın 1 inci maddesine dair temyiz başvurusunda bulunmadığı anlaşılan adı geçenin, 06/06/2018 tarihli ve 44617 Tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararı hakkındaki karar düzeltilmesi talebinin reddedilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.” denilmektedir.

İlamda gerçekleştirme görevlileri sıfatıyla sorumlu tutulan … (Avukat) ve … (Avukat) tarafından ayrı ayrı gönderilen aynı nitelikteki karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle:

  • … TL’lik kamu zararının sorumlusunun …, ahizlerinin ise her bir kalem bakımından 197 sayılı ilamın hem hükümde hem de hükmün peşi sırasında kamu zararına sebebiyet verenlerin belirtildiği listede adına yer verilenler olduğu,

  • Ancak, dolambaçlı kelime oyunlarına gidilerek … ve onunla birlikte … hakkındaki kamu zararı ve zimmet tespitinin bir şekilde ortadan kaldırılarak zimmet ilamında … ile …’nın isimlerine yer verilmediği,

  • Bir yargı makamının, aynı olayın, aynı durumun, aynı harcama tasarrufunun içinde yer aldığı tartışmasız olan birileri yönünden ayrımcılığa mahal karar ittihaz etmek suretiyle açıkça ihsası rey tutumu sergilediği,

  • Bu durumun Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi bağlamında sorumluluğunun olduğu ve sorgulamasının gerekeceği,

  • Vaki tespite istinaden 197 sayılı İlam ile onu onayan Temyiz Kurulu Kararının hukuk dışı olduğu ve asla hukuki bir karar olarak kabul edilemeyeceği,

  • 197 sayılı ilamda, 4688 sayılı Kanun ile bu Kanunun Geçici 14 üncü maddesinin hatalı bir kıyas ve yorumlama usulüyle değerlendirmeye alındığı, nitekim yapılan değerlendirme sonucunda Türk Ceza Kanununun 247 nci maddesinde düzenlenen zimmet suçu isnat ve ithamına dayandırılabilecek kamu zararı tespitinin hukuka aykırı bir biçimde ilama bağlandığı,

  • Zimmet suçunun şikayete bağlı olmayıp, kamu adına ilgili makamlarca resen takibi gereken bir suç olduğu, temel ceza hukuku ilkesine aykırı bir şekilde hatalı yorum ve kıyaslama sonucunda yapılan kamu zararı tespitinin, haklarında haksız bir suç ve suça ilişkin ceza yargılamasının önünün açılmasına sebebiyet vereceği, haklarında haksız surette oluşturulan zimmet isnat ve ithamının hukuka ve kanuna aykırı olduğu,

İfade edilerek Sayıştay 5 inci Dairesinin 197 sayılı ilamıyla verilen kamu zararının tazmini hükmünün bozulmasına karar verilmesi istenmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

İlamda gerçekleştirme görevlileri olarak sorumlu tutulan … ve …’ın karar düzeltilmesi başvuruları üzerine verilen Başsavcılık mütalaasında:

Dilekçinin açıklama ve talepleri özetlendikten sonra,

“Sorumlunun, Temyiz Kurulunun 44617 Tutanak numaralı kararına ilişkin ileri sürdüğü ve iddia ettiği hususların (haklarında haksız surette oluşturulan zimmet isnat ve ithamının hukuka ve kanuna aykırı olduğu yönündeki iddiaları hariç) bahse konu kararda gerekçeleriyle birlikte değerlendirilerek karşılandığı değerlendirilmektedir. Ayrıca, gerek Daire İlamında gerekse Temyiz Kurulu Kararında kamu zararına sebebiyet veren sorumlular hakkında Türk Ceza Kanununun 247 nci maddesinde tanımlanan zimmet suçuna ilişkin herhangi bir tespit, değerlendirme yapılmaması veya suç duyurusunda bulunulmaması nedeniyle sorumlunun bu konuya ilişkin iddia ve ithamlarının gerçekle ilişkisi bulunmadığından, talebinin reddedilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Diğer taraftan; sorumlu, Temyiz Kurulunun 06/06/2018 tarihli ve 44625 Tutanak numaralı Kararına da itiraz etmekte ise de; bahse konu karar, kendisi hakkında değil, 197 sayılı İlamın 1 inci maddesine karşı Harcama Yetkilisi sıfatı ile itiraz eden … hakkında verilmiş bir karar olup, gerekçesinde; tazmin hükmünün ilamda belirtilen sorumlulara yöneltilmiş olduğundan bahisle, temyiz talebinde bulunan …’nin bu tazmin hükmünde sorumluluğa iştiraki bulunmadığı belirtilerek, “YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA” karar verilmiştir.

197 sayılı İlamın 1 inci maddesinde adına tazmin kararı verilen sorumlular arasında …’nin bulunmaması nedeniyle, Temyiz Kurulunun 44625 Tutanak numaralı Kararında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ancak, dosya kapsamının tetkikinden;

-Konuya ilişkin düzenlenen Yargılamaya Esas Raporun 1 inci maddesinde; mevzuata aykırı olarak ödendiği belirtilen sosyal denge tazminatı nedeniyle Harcama Yetkilisi (… Müdürü) …’nin sorumlu sıfatıyla savunmasının alındığı ve toplamda … TL kamu zararına sebebiyet verdiğinden bahisle, bu tutar için hakkında tazmin kararı verilmesi önerildiği,

-197 sayılı İlamın 1 inci maddesinde; Harcama Yetkilisi (… Müdürü) …’nin savunmasına yer verilmesine ve sorumluluğunun bulunmadığına yönelik bir değerlendirme yapılmamasına rağmen İlamda, oluşan … TL kamu zararından … TL’lik kısmına ilişkin aynen “… TL’sinin Harcama Yetkilisi (Teftiş Kurulu Müdürü) (Teftiş Kurulu Müdürü) ve Üst Yönetici (Belediye Başkanı) …’a,” şeklinde yazıldığı ve böylece Harcama Yetkilisi …’nin unvanı yazılmasına rağmen adı ve soyadının yazılmadığı, dolayısıyla sorumlular arasında yer verilmediği,

Anlaşılmıştır.

Öte yandan; İlamda, bahse konu … TL kamu zararına ilişkin sorumlular arasında gerçekleştirme görevlisine de yer verilmediği görülmektedir. Ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzası bulunmasına rağmen sorumlular arasına dahil edilmemesi veya gerçekleştirme görevlisinin imzasının bulunmaması durumu 6085 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendindeki “Hesapta maddi hata, isim yanlışlığı veya eksikliği bulunması, noksanlık veya mükerrerlik olması.” hükmüne göre “Yargılamanın iadesi” nedenidir. Ayrıca, 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi uyarınca muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde yetkililerin imzasını kontrol etmekle de yükümlü olduklarından, ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzasının olmadığı durumda kamu zararına ilişkin sorumluluğa muhasebe yetkilisinin de dahil edilmesi gerekir.

Konuya dair Harcama Yetkilisi …’nin imzasının bulunduğu 30/01/2015 tarihli, 1046 numaralı, 03/03/2015 tarihli, 2299 numaralı ve 31/03/2015 tarihli ve 3580 numaralı Ödeme Emri Belgeleri ile eklerinin tetkikinden; gerçekleştirme görevlilerinin imzasının yer almadığı; imzası bulunan muhasebe yetkililerinin 1046 ve 3580 numaralı Ödeme Emri Belgeleri için …, 2299 numaralı Ödeme Emri Belgesi için ise … olduğu anlaşılmıştır.

Bu nedenlerle; sorumlunun, Temyiz Kurulunun 06/06/2018 tarihli ve 44617 Tutanak numaralı Kararının düzeltilmesi talebinin reddinin; aynı tarihli ve 44625 Tutanak numaralı Kararda bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, Daire İlamında isim eksikliği bulunması, imza kontrolünü yerine getirmeyen muhasebe yetkililerinin sorumlular arasına dahil edilmemesi ve bu durumun da yargılamanın iadesini gerektirmesi nedeniyle “Yargılamanın iadesi” ne esas olmak üzere dosyanın dairesine gönderilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.” denilmektedir.

İlamda gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (Avukat) tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle:

Sayıştay 5. Dairesinin … Belediyesinin 01.01.2015-31.12.2015 hesap denetim dönemine ilişkin 197 sayılı tazmin ilam hükmü ile tespit olunan kamu zararı kararının hukuka uygun olmadığı,

… Belediyesinde 2006 yılından beri …-SEN ile, uluslararası sözleşmelere, Anayasa’ya ve yargı kararlarına dayanılarak sosyal denge sözleşmeleri imzalandığı ve çalışanlara bu sözleşmelere dayanılarak ek ödemeler yapıldığı,

Sorguda bahse konu ek protokollerin, … Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında imzalandığı, Ek protokoller ile çalışanların haklarında herhangi bir kısıtlamaya gidilmediği, amaçlananın çalışanların sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinde iyileştirme yapmak olduğu, sosyal güvenlik mevzuatı uygulamasında işveren ile sendika arasında akdedilen toplu sözleşmelerin geçerlilikleri süresince ek protokoller ile çalışanların aleyhine olmamak üzere mevcut hakların iyileştirilmesi veya yeni hakların tanınması yönünde düzenlemeler yapılabilmesinin mümkün olduğu,

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun Geçici 14. maddesi uyarınca uygulanmasına 31.12.2015 tarihine kadar devam edileceği öngörülen yürürlükteki sosyal denge sözleşmesindeki mali hakların güncellenmesine dair ek protokollerin yeni bir sözleşme hükmünde olmadığı, yine 4688 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesinde bu sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılamayacağına ilişkin bir kısıtlama getirilmediği, bu yönde ek protokol yapılmasını engelleyecek bir mevzuat hükmü de bulunmadığı, Dolayısıyla mevzuata aykırı bir uygulama ve kamu zararı oluşturulması söz konusu olmadığı,

İfade edilerek karar düzeltilmesi talebinin kabul edilerek 197 sayılı ilam hükmünün kaldırılması arz edilmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

İlamda gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulan … (Avukat)’ın karar düzeltilmesi başvurusu üzerine verilen Başsavcılık mütalaasında:

Dilekçinin açıklama ve talepleri özetlendikten sonra,

“6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Karar düzeltilmesi” başlıklı 57 nci maddesine göre karar düzeltilmesi sebepleri;

“a) Hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması.

b) Bir kararda aynı konu hakkında birbirine aykırı hükümler bulunması.

c) Temyiz incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması.

ç) Temyiz sebeplerinden en az birinin mevcut olması.” şeklinde sayılmıştır.

Sorumlunun dilekçesinin tetkikinden; (a), (b) ve (c) bentlerine ilişkin bir durumun oluşmadığı, (ç) bendine yönelik olarak ise; temyiz sebeplerinden sayılan yetki aşımı ve hesap yargılaması usullerine riayet etmeme konularına dair bir itiraz söz konusu olmamakla beraber, “kanuna aykırılık” iddialarına yer verildiği anlaşılmaktadır.

Ancak; temyiz sebeplerinden sayılan kanuna aykırılık iddiasının, Temyiz Kurulunun 06/06/2018 tarihli ve 44621 Tutanak sayılı kararında gerekçeleriyle birlikte açık ve net olarak karşılandığından ve esas itibarıyla da dilekçedeki iddiaların temyiz dilekçesindeki iddialarla aynı mahiyette olduğu anlaşıldığından, sorumlunun karar düzeltilmesi talebinin reddedilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.” denilmektedir.

İlamda gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (… Sorumlusu) tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle:

İlamda, Sosyal Denge Sözleşme hükümlerinin hangi ad altında olursa olsun, tarafların karşılıklı anlaşmaları ve imzalan sonucunda değiştirilmesinin yeni sözleşme niteliğine dönüştüğünün belirtildiği, Oysa 11.04.2012 tarihînden önceki sözleşmeler için 31.12.2010 tarihine kadar, 4688 sayılı Kanunun 32. maddesinde belirtilen tavan tutara bağlı kalmaksızın Sosyal Denge Tazminatının tavan tutar olarak ödenebileceği ifade edildiği, Ancak mezkur Kanunun geçici 14. maddesinde bu sözleşmelerin ikiye ayrılmış olduğu, 15.03.2012 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerin bu kanun kapsamına alınarak kanunda belirtilen yasal sınır dahilinde sözleşme tesis edilmesi gerekliği belirtildiği, Yine, bu tarihten önce akdedilmiş olan ve 31.12.2017 tarihine kadar da yürürlüğü devam eden sözleşmelerin ise herhangi bir sınıra tabi olmadığı, tarafların anayasal hakları olan sözleşme serbestisi doğrultusunda düzenlenebileceğinin kanunun geçici 14. maddesinde açıkça ifade edildiği,

Sosyal Denge Sözleşmelerinin … Belediyesinde 1996 yılından itibaren uygulanmakta olduğu, Bugüne kadar defalarca ek protokoller yapıldığı, Ancak hiç kimsenin bu konuda yargılanmadığı ve hiç kimseye zimmet çıkmadığı, … Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında imzalanan sözleşmeler ve yapılan protokollerin “zimmete konu olan protokol de dahil olmak üzere” 1996 yılından beri İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Mali Hizmetler Müdürlüğü hariç hiçbir müdürlüğe tebliğ edilmediği, … Belediyesinde çalışan işçi ve memurların maaşları ve Sosyal Denge Sözleşmesi ödemeleri ile ilgili Ödeme Emirlerinin Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından hazırlandığı, ödeme yapıldıktan sonra gerçekleştirme görevlisi ile harcama yetkilisine zimmet defteriyle imza karşılığında teslim edildiği, Gerçekleştirme Görevlilerinin de ödeme emirlerini imzaladıktan sonra zimmet defteriyle Mali Hizmetler Müdürlüğüne geri gönderdiği, Hiç kimsenin “gerçekleştirme görevlisi" sıfatıyla ödeme emirlerini imzalamama veya itiraz etme durumu bulunmadığı, Kaldı ki temyiz dilekçesinde de belirttiği gibi geçmişte "Sosyal Denge Sözleşmelerinin ve Protokollerinin’' aleyhine herhangi bir yargı kararının bulunmadığı ve açıkça yasaya aykırı olmadığından bu ödeme emirlerine imzalamakta herhangi bir sakınca görmemiş olduğu, İmzaladığı ve tarafına zimmet çıkan ödeme emirleri ile ilgili "Kadrolu İşçi" statüsünde bulunduğu ve herhangi bir parasal menfaatinin bulunmadığı,

Toplu Sözleşmeler, 4688 sayılı Kanun kapsamında, 15.03.2012 tarihinden sonra hüküm ifade ettiği, Ancak, bu tarihten önce akdedilerek yürürlük süresi 31.12.2010 tarihi ve sonrası olan sözleşmelerin ise süreleri sona erene kadar. Sözleşme Hukukunun ana mevzuatı olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Mezkur Kanunun 1.maddesinde yer alan "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. " hükümleri yer aldığı,

Bu durumda aynı Kanunun 26.maddesinde ifade edilen "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükümleri dikkate alındığında, ana sözleşmeye bağlı olarak, yapılan ek protokollerin yasalara uygun bir işlem olduğu, Bu bağlamda, Anayasa’nın 38. maddesinde belirtildiği üzere "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” ifadeleriyle Hukukun temel ilkelerinde kaynağını ve karşılığını bulan; kişilerin işledikleri fiil ve eylemlerin hangilerinin suç teşkil edip etmediğini kanunla belirlenen suça uygun eyleme karşılık gelen cezanın da yine kanunla düzenlenmesinin teminat altına alınması ilkesini kapsadığı,

Temyiz Kurulu İlamında yer alan, ek protokollerin yeni sözleşme tesisi sonucunu doğurduğu hükmünün yasalarla uyarlı olmadığı, Zira, 4688 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce akdedilmiş bir sözleşmenin bu yasa kapsamında değerlendirilmesinin "Yasaların Geriye Yürümezliği" ilkesiyle bağdaşmadığı, Bu durumun Türk Ceza Kanunun 7.maddesinde belirtilen "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz re hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar" hükümleri ile de hukuki güvence altına alınmış olduğu,

Anayasa'nın 38.maddesinde belirtildiği üzere, Hukukun temel ilkelerinden olan, suç ve cezaların yorum ve kıyasla genişletilmesi yasağının suça ve cezaya ilişkin hükümlerin açık, net, belirli ve kesin olmasını emredici bir hüküm olduğu, “Yorumla ve kıyasla kişiler aleyhine suça ve cezaya ilişkin kanun hükümlerinin genişletilmemesi”nin hukukun temel ilkeleri arasında yer aldığı,

Belediye ile …-SEN arasında imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesi ve bu sözleşmeye istinaden düzenlenen ek protokollerin yürürlükteki yasal mevzuata aykırılık durumuna rastlanmadığı,

İfade edilerek 197 sayılı ilamla verilmiş olan tazmin hükmünün kaldırılması arz edilmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

İlamda gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulan … (…Sorumlusu)’ın karar düzeltilmesi başvurusu üzerine verilen Başsavcılık mütalaasında:

Dilekçinin açıklama ve talepleri özetlendikten sonra,

“Anayasamızın 53 üncü maddesinde 2010 yılında yapılan değişiklikle memurlar ve diğer kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapma hakkına sahip oldukları vurgulanarak bu hakkın kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. 128 inci maddesinin ikinci fıkrası “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” şeklinde olup, 2010 yılında yapılan değişiklikle fıkranın sonuna “Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümler saklıdır.” ibaresi eklenmiştir.

11/4/2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6289 sayılı Kanun ile; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun adı “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” olarak değiştirilmiş; 4688 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde toplu sözleşmenin kapsamına, 29 uncu maddesinde toplu sözleşmenin tarafları ve imza yetkisine, 31 inci maddesinde de toplu sözleşme görüşmelerine dair hükümlere yer verilmiştir. Anılan Kanunun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesi toplu sözleşmeye ilişkin değil, mahalli idarelerdeki sosyal denge tazminatına dair düzenlemeleri içermektedir.

4688 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası (h) bendinde toplu sözleşmenin; “Bu Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını belirlemek üzere yürütülen toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda mutabık kalınması durumunda taraflarca imzalanan sözleşmeyi” ifade ettiği belirtilmiş; 28 inci maddesinde kapsamının; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal haklar olduğu hükme bağlanmış; 29 uncu maddesinde de toplu sözleşme görüşmelerine kamu idaresi adına Kamu İşveren Heyeti, kamu görevlileri adına Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin katılacağı vurgulanmıştır. Bu düzenlemelere göre, Belediye ile ilgili sendika arasında imzalanan sözleşme “toplu sözleşme” değil, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde ifadesini bulduğu üzere mahalli idarelerde sosyal denge tazminatı ödenmesine yönelik sözleşme olup; konunun, gerek uluslararası antlaşmalar veya sözleşmeler gerekse de anayasal boyutta sorun teşkil edecek bir yönü de bulunmamaktadır.

6289 sayılı Kanunun ilgili maddeleriyle;

-375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Ek 15 inci madde eklenip “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” denilerek ödemenin yasal dayanağı ve üst sınırına ilişkin düzenleme yapılmış,

-4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yapılan değişiklikle mahalli idarelerde sözleşme imzalanması hususlarına yer verilerek “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.

Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmibeşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” denilmiş,

-4688 sayılı Kanuna eklenen Geçici 14 üncü madde ile de “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 ncı madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Kanun koyucu, 6289 sayılı Kanun öncesi değişik adlar altında yapılan ve çoğunlukla da yasal dayanaktan yoksun ödemeleri disipline etmek amacıyla yukarıdaki düzenlemeleri getirmiş; belirlediği şartların varlığı halinde Kanun öncesinde düzenlenen ve 11/4/2012 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan sözleşmedeki hakları koruyucu hükümlere yer vermiştir.

31/12/2015 tarihinden önce (Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme ile bu tarih 31/12/2017; 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme ile de 31/12/2019 olarak belirlenmiştir.) süresinin bitmesi veya feshedilmesi nedeniyle yenilenen sözleşmeler için 11/04/2012 tarihi itibarıyla uygulanan sözleşmeye ilişkin koruyucu düzenleme getiren Geçici 14 üncü maddenin, süresi uzatılan sözleşmeler için de aynı hakkı vermesi izahtan vareste bir husustur. Ancak, bahse konu madde, 11/04/2012 tarihi itibarıyla uygulanan sözleşme ile verilen hak ve artışlar dışında hiçbir ilave hak ve artışı içermemektedir.

Sorumlunun, 15/03/2015 tarihinden önce akdedilmiş olan ve 31/12/2017 tarihine kadar da yürürlüğü devam eden sözleşmelerin herhangi bir sınıra tabi olmadığı, tarafların anayasal hakları olan sözleşme serbestisi doğrultusunda düzenlenebileceğinin Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde açıkça yer aldığı iddiası; bahse konu Geçici 14 üncü maddenin “...tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” hükmü karşısında dayanaksız kalmaktadır.

Diğer taraftan; 5018 sayılı Kanunun “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler...” hükümlerine yer verilmiştir.

İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10 uncu maddesinde; ön malî kontrol görevinin, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimlerince de yerine getirileceği ifade edilerek; gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği vurgulanmıştır. Bahse konu Usul ve Esasların 12 nci maddesinde de süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek; mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları ifade edilmiştir.

Ayrıca; Sayıştay Genel Kurulunun 14/06/2007/5189-1 sayılı Kararının “III SORUMLULAR” başlıklı bölümünde, gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanarak; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

Buna göre; Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve mevzuata aykırılık taşıyan sözleşme uyarınca yapılan ödemelerden gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğunun bulunduğu açıktır.

Bu nedenlerle; sorumlunun karar düzeltilmesi talebinin reddedilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.” denilmektedir.

İlamda harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (… Müdürü) tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle:

Sayıştay Kanununun 57 nci maddesinde "karar düzeltilmesi" yolu düzenlendiği; "hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması" ile "temyiz sebeplerinden en az birinin mevcut olması" hususlarının karar düzeltme sebebi olarak belirtildiği,

Hükmün Esasına Etkili İddia ve İtirazların Kararda Karşılanmamış olduğu,

Temyiz kurulu kararında tarafımdan temyize konu ilamın 1 inci ve 2 nci maddesine yönelik olarak göndermiş olduğu temyiz dilekçesinden alıntı yapıldığının belirtilerek bazı beyanlar yazıldığı; Başka bir temyiz dilekçesinden kopyala yapıştır yöntemi ile alıntılandığını düşündüğü bu beyanların adı geçen kişinin kendisinin temyiz dilekçesi ile ilgisi olmadığı, bir örneğini ekte tekrar sunduğu temyiz dilekçesinin okunmadığı ve değerlendirilmediğinin anlaşıldığı,

Temyiz dilekçesi okunmadan ve değerlendirilmeden varılan sonucun yerinde ve hukuka uygun olmadığı,

Temyiz kurulu kararının da temyize konu ilam gibi kanunun hatalı yorumuna dayalı olduğu, temyiz sebeplerinden en az birinin mevcut olması şartının da gerçekleşmiş olduğu,

Temyiz dilekçesinde ayrıntılarıyla açıkladığı üzere,

(1) 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda geçerli sözleşmelerde ek protokol ile değişiklik yapılmasını yasaklayan herhangi bir hüküm ve yasak olmadığı, bu hususta bir müeyyide bulunmadığı, Bu hususta mevzuata aykırı bir uygulama bulunmadığı; mevzuat gereği kısıtlanmayan ihtiyari bir hususta, belediye başkanlığı ile sendika arasında ek protokol düzenlenmesi ve bu ek protokol gereğince memurlara ödemede bulunulmasında yürürlükteki mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi kamu zararı oluşturulmasının da söz konusu olmadığı,

(2) (197 sayılı ilamın 2 nci maddesi ile ilgilidir.)

Açıklandığı üzere temyiz dilekçesi okunmadan ve 5. Dairenin hukuka aykırı ve hatalı yorumu devam ettirilerek temyiz talebinin reddedilmesinde yasal isabet bulunmadığından karar düzeltme yoluna başvuruda bulunulduğu,

Temyiz dilekçesinde belirtilen ve 5. Dairenin hukuka aykırı kararının kaldırılmasını gerektiren açıklamaların aşağıda tekrarlandığı,

Temyize konu 04.05.2017 tarih 197 sayılı Sayıştay ilamının 1 sıra no.sunda belirtilen sosyal denge tazminatı konusunda kamu zararına sebebiyet verildiğinin kabulüyle; … Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında 02.03.2012 tarihinde imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesinde unvanlar itibariyle belirlenen tavan tutarların, mevzuata aykırı bir şekilde ek protokollerle değiştirilmesi neticesinde oluşan kamu zararının tazminine; (2) (197 sayılı ilamın 2 nci maddesi ile ilgilidir.) karar verildiği, Sayıştay tazmin ilamının hukuki dayanaktan yoksun olup kaldırılması gerektiği, Şöyle ki;

  1. Dairenin 197 sayılı ilamının 1. maddesi yönünden. :

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda geçerli sözleşmelerde ek protokol ile değişiklik yapılmasını yasaklayan herhangi bir hüküm ve yasak olmadığı, bu hususta bir müeyyide de bulunmadığı,

… Belediyesinde 2006 yılından beri …-SEN ile, uluslararası sözleşmelere, Anayasa'ya ve yargı kararlarına dayanılarak sosyal denge sözleşmeleri imzalanmış ve çalışan memurlara bu sözleşmelere dayanılarak ek ödemeler yapılmış olduğu,

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda, Sendika; "Kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar" olarak tanımlandığı, Sayıştay 5. Dairesince mevzuata aykırı olduğu varsayılan ek protokollerin …Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında imzalanmış olduğu, Ek protokoller ile çalışanların haklarında herhangi bir kısıtlamaya gidilmemiş olduğu, sözleşme ve protokol düzenlenmesindeki amacın sendika tanımı ile örtüşür şekilde çalışanların sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinde iyileştirme yapmak olduğu, Sosyal güvenlik mevzuatı uygulamasında işveren ile sendika arasında akdedilen toplu sözleşmelerin geçerlilikleri süresince ek protokoller ile çalışanların aleyhine olmamak üzere mevcut hakların iyileştirilmesi veya yeni hakların tanınması yönünde düzenlemeler yapılabilmesinin mümkün olduğunun kabul edildiği,bu şekilde uygulama yapıldığı,

4688 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesi uyarınca uygulanmasına 31.12.2015 tarihine kadar devam edileceği öngörülen yürürlükteki sosyal denge sözleşmesindeki mali hakların güncellenmesine dair ek protokollerin, yeni bir sözleşme hükmünde olmadığı; yine 4688 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesinde bu sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılamayacağına ilişkin bir kısıtlama da getirmediği, bu yönde ek protokol yapılmasını engelleyecek bir mevzuat hükmü de bulunmadığı,

Mevzuata aykırı bir uygulama bulunmadığı, mevzuat gereği kısıtlanmayan ihtiyari bir hususta, belediye başkanlığı ile sendika arasında ek protokol düzenlenmesi ve bu ek protokol gereğince memurlara ödemede bulunulmasında yürürlükteki mevzuata aykırılık bulunmadığı, bu durumda kamu zararı oluşturulmasının söz konusu olmadığı,

Kanunun hatalı yorumuna dayalı tazmin kararının kaldırılması gerektiği,

İfade edilerek 197 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile tarafına yöneltilen tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

İlamda harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulan … (…Müdürü)’in karar düzeltilmesi başvurusu üzerine verilen Başsavcılık mütalaasında:

“Dilekçede; Temyiz Kurulu kararında, tarafınca temyize konu ilamın her iki maddesine yönelik olarak göndermiş olduğu temyiz dilekçesinden alıntı yapıldığı belirtilerek bazı beyanların yazıldığı, başka bir temyiz dilekçesinden kopyala yapıştır yöntemi ile alıntılandığını düşündüğü bu beyanların kendi temyiz dilekçesi ile ilgisinin olmadığı, bir örneğini ekte tekrar sunduğu temyiz dilekçesinin okunmadığı ve değerlendirilmediğinin anlaşıldığından bahisle, hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmadığı vurgulanarak temyiz dilekçesinde de ayrıntılarıyla açıkladığı üzere;

a) İlamın 1 inci maddesine ilişkin olarak özetle; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda geçerli sözleşmelerde ek protokol ile değişiklik yapılmasını yasaklayan herhangi bir hüküm ve yasak olmadığı gibi, bu hususta bir müeyyide de bulunmadığı, mevzuat gereği kısıtlanmayan ihtiyari bir hususta, belediye başkanlığı ile sendika arasında ek protokol düzenlenmesi ve bu ek protokol gereğince memurlara ödemede bulunulmasında yürürlükteki mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi kamu zararı oluşturulmasının da söz konusu olmadığı,

b) İlamın 2 nci maddesine ilişkin olarak özetle; …

ifade edilerek, … Belediyesinin 2015 yılı hesabı hakkında çıkan 06/06/2018 tarihli ve 44620 Tutanak numaralı 28759 sayılı Temyiz Kurulu ilamının düzeltilmesi ile Sayıştay 5. Dairesince düzenlenen 04/05/2017 tarihli ve 197 sayılı ilamın 1 ve 2 nci maddelerinde yer alan tarafına yönelik tazmin hükümlerinin kaldırılması talep edilmiştir.

Dosya kapsamının tetkikinden; Temyiz Kurulunun 06/06/2018 tarihli ve 44620 Tutanak, 28759 İlam numaralı Kararında, sorumlu …’in temyiz dilekçesi yerine başka bir temyiz dilekçesinin özetlendiği; adı geçenin temyiz talebine ilişkin Savcılığımızın 03/10/2017 tarihli ve 19470-34404 sayılı mütalaası ile 11/12/2017 tarihli ve 19827-35459 sayılı mütalaası yerine başka bir mütalaasına yer verildiği anlaşılmıştır.

6085 sayılı Sayıştay Kanununun 57 nci maddesinde “Hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması.” Karar düzeltilmesi sebepleri arasında sayılmıştır.

Temyiz Kurulunun, 197 sayılı İlamın 1 ve 2 nci maddeleri ile verilen tazmin hükmünün “TASDİKİNE” yönelik kararının yerinde olduğu değerlendirilmekle birlikte Kararda, sorumlunun iddia ve açıklamalarına yer verilmeksizin başka bir temyiz dilekçesinin özetlendiği dolayısıyla sorumlunun iddia ve itirazlarının karşılanmadığı anlaşıldığından, karar düzeltilmesi talebinin kabul edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.” denilmektedir.

İlamda harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulan … (… Müdürü) tarafından Başsavcılık mütalaası üzerine verilen yanıt dilekçesinde:

Sayıştay Başsavcılığının 06.02.2019 tarih ...E.197204-21632-44852 sayılı yazısı ile karar düzeltme talebinin kabulüne yönelik oluşturulan görüş ve talebin hukuka uygun olduğu, Ancak diğer hususlarda tazmin hükmünün tasdikine yönelik kararın yerinde olduğu yönündeki görüşün yasa ve hukuka aykırı olduğu,

Tüm aşamalarda tarafından açıklandığı üzere;

    1. Dairenin 197 sayılı İlamının 1. maddesi yönünden:

4688 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesi uyarınca uygulanmasına 31.12.2015 tarihine kadar devam edileceği öngörülen yürürlükteki sosyal denge sözleşmesindeki mali hakların güncellenmesine dair ek protokollerin yeni bir sözleşme hükmünde olmadığı; yine 4688 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesinde bu sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılamayacağına ilişkin bir kısıtlama getirilmediği, bu yönde ek protokol yapılmasını engelleyecek bir mevzuat hükmü de bulunmadığı,

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda geçerli sözleşmelerde ek protokol ile değişiklik yapılmasını yasaklayan herhangi bir hüküm ve yasak olmadığı, bu hususta bir müeyyide de bulunmadığı, Yürürlükteki mevzuat gereği kısıtlanmayan ihtiyari bir hususta, belediye başkanlığı ile sendika arasında ek protokol düzenlenmesi ve bu ek protokol gereğince memurlara ödemede bulunulmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, bu nedenle kamu zararı oluşturulması da söz konusu olmadığı,

Yine Sayıştay 5. Dairesince mevzuata aykırı olduğu varsayılan ek protokollerin, … Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında imzalanmış olduğu, Belediye üst yönetiminin yetkili sendika ile imzaladığı ve yürürlükte bulunan/iptali sağlanmayan bu protokoller gereği yapılan ödemelerden, harcama yetkililerinin sorumlu tutulmasında isabet bulunmadığı,

    1. Dairenin 197 sayılı İlamının 2. maddesi yönünden.:

İfade edilerek 197 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması arz edilmiştir.

Başsavcılık ikinci mütalaasında;

İlamda harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulan … (… Müdürü) tarafından gönderilen yanıt dilekçesi üzerine verilen Başsavcılık ikinci mütalaasında:

“İlgi (a) yazınız ekinde gönderilen ikinci karar düzeltilmesi dilekçesi incelenmiş olup; ileri sürülen hususların, ilgi (b) yazıda belirtilen görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim.” denilmektedir.

Sorumlular harcama yetkilisi … ve gerçekleştirme görevlisi …’ı temsilen Avukat …’ın katıldığı duruşma sırasında; Avukat … tarafından karar düzeltilmesi dilekçelerinde belirtilen hususlar tekrar edilmiş ve ilamda yer alan tazmin hükmünün kaldırılması talepleri yinelenmiştir.

Savcının duruşma sırasında arz ettiği mütalaası;

“Karar düzeltilmesi talebini içeren dilekçelerde yer alan ve duruşma sırasında Avukat … tarafından yapılan 4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesi ile ilgili açıklamalara katılınmamaktadır. Geçici 14 üncü maddede yer alan, duruma göre, 11.04.2012 tarihinde uygulanmakta olan sözleşmeye göre ödenmesi gereken tutarın veya en yüksek devlet memuru aylığının tavan tutar olarak alınması gerektiği yönündeki hüküm çok açıktır.

Bununla birlikte, karar düzeltilmesi dilekçelerinde de iddia edildiği üzere, 197 sayılı ilamın 1 inci maddesi sorumluluk dağıtımı yönünden hata içermektedir. Ayrıca kamu zararı tablosunda ahizlerin eksik gösterilmesi nedeniyle hata mevcut olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla, dilekçilerin karar düzeltilmesi talebinin kabulü ve ilamın bozularak Daireye gönderilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.”

Şeklindedir.

Duruşma talebinde bulunan sorumlular harcama yetkilisi … ve gerçekleştirme görevlisi …’ı temsilen Avukat …’ın ve Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

197 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle; … Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında 02.03.2012 tarihinde imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesinde unvanlar itibariyle belirlenen tavan tutarların, mevzuata aykırı bir şekilde ek protokollerle değiştirilmesi neticesinde oluşan … TL’lik kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.

Bu hükümle ilgili olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine 06.06.2018 tarih ve 44619 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla 197 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.

Sorumluluk ve usul yönünden inceleme

5018 sayılı Kanunun “harcama talimatı ve sorumluluk” kenar başlıklı 32 nci maddesinde:

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”

Hükümleri yer almaktadır. Kanunun “giderin gerçekleştirilmesi” kenar başlıklı 33 üncü maddesinde:

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005- 5436/10 mad.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

…” Hükümlerini içermektedir.

5018 sayılı Kanunun “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” kenar başlıklı 61 inci maddesinde de muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları düzenlenmiştir.

5018 sayılı Kanun uyarınca harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama nitelik itibarıyla hukuka aykırı ise bu harcamayı yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. İlama konu olan, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümleri kapsamında gerçekleştirilen harcamalarla ilgili olarak harcama yetkilileri ile birlikte gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır. Dolayısıyla, ilama konu sözleşme nedeniyle oluşan kamu zararında sözleşmeyi imzalayanların ve harcama yetkililerinin yanında gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğu bulunmaktadır.

197 sayılı ilamda yer alan Belediye ile sendika arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesinden kaynaklı mevzuata aykırılık ise, 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi kapsamında düzenlenen muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumluluklarından kaynaklanmamaktadır. İlamda muhasebe yetkilisi …’nın kamu zararından sorumlu tutulmamış olması mevzuata uygundur.

Dolayısıyla, ilamda harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğa dahil tutulması ve muhasebe yetkili …’nın sorumluluğa dahil tutulmamış olması mevzuata uygundur.

…(… Müdürü)’nin sorumlu olması:

Karar düzeltilmesi talepleri kapsamında, … (Harcama Yetkilisi)’nin sorumlu tutulmamış olduğu, ancak bu kişinin de sorumlu tutulması gerektiği yönündeki iddia karşısında, ilişikli ödeme emri belgeleri incelenmiştir.

…’nin:

  • 30.01.2015 tarih ve 1046 sayılı ödeme emri belgesi

  • 03.03.2015 tarih ve 2299 sayılı ödeme emri belgesi,

  • 31.03.2015 tarih ve 3580 sayılı ödeme emri belgesi,

  • 30.06.2015 tarih ve 7609 sayılı ödeme emri belgesinde

Harcama yetkilisi sıfatıyla imzasının bulunduğu görülmüştür.

… müdürlüğüne ait olarak sosyal denge ödemelerinin yapıldığı 1046 – 2299 – 3580 – 7609 sayılı ödeme emri belgelerinde harcama yetkilisi olarak … görülmekte, ödeme emri belgeleri ekinde de ahiz olarak bu kişinin adı geçmektedir.

197 sayılı ilam incelendiğinde, 1046 – 2299 – 3580 - 7609 sayılı ödeme emri belgelerinin ilişikli tutulmuş olduğu, kamu zararı tablosunda bu ödeme emri belgelerinin ahizle birlikte yer aldığı, ancak ilamda sorumlular arasında …’nin bulunmadığı görülmüştür. …, ilişikli tutulan bu dört ödeme emri belgesini harcama yetkilisi sıfatıyla imzaladığı için, ilamda yer alan sorumluluk dağıtımında bu kişinin de sorumluluğa dahil tutulması gerekmektedir.

Ayrıca, … tarafından 42868 sayılı dosya üzerinden 197 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle ilgili yapılan temyiz başvurusu üzerine, 06.06.2018 tarih ve 44625 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamıyla sorumluluğa iştirakı olmadığı gerekçesiyle yapılacak işlem olmadığına karar verildiği de görülmüştür.

Dolayısıyla, kamu zararının tazminine ilişkin sorumluluk dağıtımında … (… Müdürü)’nin sorumluluğa dahil edilmesi gerektiği, bu nedenle, 197 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikini içeren 06.06.2018 tarih ve 44619 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının karar düzeltilmesine mahal olduğu anlaşılmıştır.

Harcama yetkilisi …’in temyiz başvurusunun dinlenilmemiş olması:

Dilekçi … tarafından 197 sayılı İlamın 1 inci maddesinin tasdiki hükmünü içeren 06/06/2018 tarihli ve 44620 Tutanak numaralı Temyiz Kurulu İlamında, kendisinin temyiz dilekçesi yerine başka bir temyiz dilekçesinin özetlendiği iddia edilmektedir. Ayrıca, 197 sayılı İlamın 1 inci maddesinin tasdiki hükmünü içeren 06/06/2018 tarihli ve 44620 Tutanak numaralı Temyiz Kurulu İlamında, adı geçen kişinin temyiz talebine ilişkin Başsavcılık mütalaası yerine Başsavcılığın başka bir mütalaasına yer verildiği görülmüştür.

6085 sayılı Kanunun “karar düzeltilmesi” kenar başlıklı 57 nci maddesi:

MADDE 57 – (1) Temyiz Kurulu kararları hakkında, 52 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere aşağıdaki sebeplerle karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler:

a) Hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması.

b) Bir kararda aynı konu hakkında birbirine aykırı hükümler bulunması.

c) Temyiz incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması.

ç) Temyiz sebeplerinden en az birinin mevcut olması.

…” hükümlerini içermektedir. Belirtilen 57 nci maddenin ç-bendini açıklamak üzere 6085 sayılı Kanunun “temyiz” kenar başlıklı 55 inci maddesi aşağıya alınmıştır:

“MADDE 55 – (1) Sayıştay dairelerince verilen ilamlar Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunur. Bu Kurulca verilen kararlar kesindir.

(2) Sayıştay dairelerinin ilamları;

a) Kanuna aykırılık,

b) Yetkiyi aşmak,

c) Hesap yargılaması usullerine riayet etmemek,

gibi sebeplerle, 52 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ilgililer tarafından temyiz olunabilir. …”

197 sayılı İlamın 1 inci maddesinin tasdikine yönelik hüküm içeren 06.06.2018 tarih ve 44620 tutanak no.lu Temyiz Kurulu Kararında sorumlu …’in adına onun temyiz dilekçesinin değil, başka birinin temyiz dilekçesinin dinlenilmiş olması 57 nci maddenin 1/ç bendi dolayısıyla 55 inci maddenin 2/c bendi kapsamında “hesap yargılaması usullerine riayet etmemek” kapsamında bir aksaklıktır. Usule ilişkin bu aksaklık karşısında, dilekçi …’in karar düzeltilmesi talebinin kabul edilmesi ve karar düzeltilmesine mahal olduğuna karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Esas yönünden inceleme

… Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında memur ve sözleşmeli personelin haklarını düzenleyen sözleşme 01.03.2012 - 31.12.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 02.03.2012 tarihinde imzalanmıştır. Sözleşmenin uygulamaya başlanmasından sonra 30.10.2012 tarihinde Ek Protokol-1, 01.05.2014 tarihinde Ek Protokol-2, 01.01.2015 tarihinde Ek Protokol-3 ve 16.06.2015 tarihinde Ek Protokol-4 imzalanarak ana sözleşmenin mali hükümleri değiştirilmiştir. 02.03.2012 tarihinde imzalanan söz konusu sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde bulunmasına rağmen ek protokollerle bu tutar artırılmıştır. İdare ile sendika arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin, mevzuata aykırı olarak ek protokoller ile değiştirilmesi sonucunda 197 sayılı ilamın 1. Maddesi ile … TL tazmin hükmü verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “… Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlan kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” hükümleri yer almaktadır.

Yerel yönetimlerde çalışan kamu personeline hangi usul ve esaslara göre sosyal denge tazminatı ödeneceği 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32 nci maddesinde, ödenecek tazminatın aylık tutarına ilişkin tavan tutar ise 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde belirtilmiştir.

4688 sayılı Kanunun 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla değişik 32 nci maddesinde: “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.” Hükmü yer almaktadır.

375 sayılı KHK’nın 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla eklenen ek 15 inci maddesinde ise: “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” hükmü yer almaktadır.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun Geçici 14 üncü Maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dâhil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir.

4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31.12.2015” ifadesi, 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme gereği “31.12.2017” olarak değiştirilmiştir; Daha sonra 4.dönem toplu sözleşme ile de bu ifade “31.12.2019” olarak değiştirilmiştir.

Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2014 ve 2015 Yıllarını Kapsayan İkinci Dönem Toplu Sözleşme 01.01.2014 – 31.12.2015 tarihleri arasında uygulanmıştır. Toplu Sözleşmenin dördüncü bölümü olan “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme”nin 1 inci maddesine göre, Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının yapılması yönünde yapılacak sözleşmelerde tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı belirlenebilir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, idarelere, Toplu Sözleşmede belirlenen tavan tutarın daha önce idareler tarafından münferiden akdedilmiş sosyal denge sözleşmeleri ile sağlanan aylık ödemelerin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2019 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde geçici 14 üncü maddenin yürürlük tarihi olan 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan tutar olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Diğer bir ifadeyle, 31.12.2019 tarihine kadar olan dönemde idarelere, 11.04.2012 tarihinde uygulanmakta olan sözleşmeye göre ödenen sosyal denge tazminatının, bu sözleşmenin süresi bitinceye kadar sözleşmenin 11.04.2012 tarihindeki içeriği itibarıyla öngörülmüş olan sosyal denge tazminatı ödenebileceği yetkisi verilmiştir. 31.12.2019 tarihine kadar olan dönemde, idareler tarafından personele ödenen sosyal denge tazminatı tutarı, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların yeni sözleşme akdedilerek veya mevcut sözleşmede 11.04.2012 tarihinden sonra yapılan ek protokollerle artırılması mevzuata aykırılık teşkil edecektir. Diğer taraftan aynı dönemde, bir önceki sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar olan en yüksek devlet memuru aylığı (ek göstergeler dahil) kadar olabilecektir.

197 sayılı ilama konu olan uygulamada memur ve sözleşmeli personelin ilgili haklarını düzenleyen sosyal denge sözleşmesi 01.03.2012 - 31.12.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 02.03.2012 tarihinde imzalanmıştır. Sözleşmenin uygulamaya başlanmasından sonra 30.10.2012 tarihinde Ek Protokol-1, 01.05.2014 tarihinde Ek Protokol-2, 01.01.2015 tarihinde Ek Protokol-3 ve 16.06.2015 tarihinde Ek Protokol-4 imzalanarak 02.03.2012 imzalanma tarihli sosyal denge sözleşmesinin mali hükümleri değiştirilmiştir. 02.03.2012 tarihinde imzalanan sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde bulunmasına rağmen ek protokollerle bu tutar artırılmıştır. İdare ile sendika arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin, mevzuata aykırı olarak, ek protokoller yapılarak değiştirilmesi sonucunda mevzuatta öngörülen tutardan daha yüksek tutarda sosyal denge ödemeleri yapılmıştır.

İlam hükmünün sözleşme özgürlüğünü ihlal etmemesi:

Dilekçiler tarafından ilama konu sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu Kanunun 1. maddesinde "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması açık veya örtülü olabilir" hükümlerinin yer aldığı belirtilmiş, Belediye ile sendika arasında akdedilen sözleşmenin bu hüküm kapsamında mevzuata uygun olduğu iddia edilmiştir. Ancak bu iddia yerinde değildir.

Türk Borçlar Kanununun 26.maddesinde: "Taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler" denilerek sözleşme özgürlüğünün bir sınırı olarak “kanunda öngörülen sınırlar” belirtilmiştir.

Buna göre, 5018 sayılı Kanuna göre genel yönetim kapsamında olan belediyeler tarafından personeline yapılabilecek sosyal denge tazminatı ödemesinin 4688 sayılı Kanunla düzenlenmiş olması ile sosyal denge sözleşmelerinin kanuna uygun olarak akdedilmesi ve yürütülmesi gerekliliği sözleşme özgürlüğüne aykırılık teşkil etmemektedir.

4688 sayılı Kanun hükmünün geriye yürümemesi:

Dilekçiler tarafından: Konu ile ilgili olarak: 03.07.1989 tarihli. 1988 5 E.. 1989 3 K. sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararına göre, “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi, bir hukuki işlem veya eylemin, bir hukuki ilişkinin vuku bulduğu ya da meydana geldiği dönemdeki kanunun hükümlerine tabi kalmaya devam edeceğini ifade eder. Sonradan çıkan kanun, kural olarak yürürlüğünden önceki olaylara ve ilişkilere uygulanmaz" kararının durumu açıkça ortaya koyduğu, Yani 4688 sayılı Yasanın 32.maddesi hükümlerinin 11.04.2012 tarihi öncesi sözleşmeleri bağlamayacağının hüküm altına alınmış olduğu, denilerek 197 sayılı İlam hükmünün kanunların geriye yürümezliği hilafına yorum yapılarak verilmiş tazmin kararını içerdiği ifade edilmiştir. Ancak bu iddia yerinde değildir.

4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir” hükmüyle kanun koyucu 4688 sayılı kanunla getirilen düzenlemelerin mevcut sözleşmelerin mevcut halinin sözleşme süresi sonuna kadar devam edilebileceğini –yani 4688 sayılı Kanunun geriye yürümeyeceğini- zaten açıkça öngörmüştür. Geriye yürümezlik konusunda 4688 sayılı Kanun hükmü yoruma ihtiyaç duyulmayacak şekilde açıktır.

197 sayılı ilamda da 4688 sayılı Kanun, bu Kanunun geriye yürümezlik yönündeki hükmü doğrultusunda somut olaya uygulanmıştır.

İlamda sorumlulara Türk Ceza Kanunu kapsamında zimmet suçu isnat edilmemiş olması:

Dilekçiler tarafından karar düzeltilmesi başvurusunda ileri sürülen bir husus, ilamda yer verilen tazmin hükmünün kıyas ve yorum yoluyla Türk Ceza Kanununun 247 nci maddesinde düzenlenen zimmet suçu isnadını içerdiği iddiasıdır. Ancak bu iddia yerinde değildir.

Öncelikle, 197 sayılı ilamın tüm metni okunduğunda, zimmet kelimesinin hiç kullanılmamış olduğu görülmektedir.

TCK’nın “zimmet” kenar başlıklı 247 nci maddesinde:

“(1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(3) Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.”

Hükümleri yer almaktadır.

Sayıştay’ın tazmin hükmü verme görev ve yetkisi 6085 sayılı Sayıştay Kanununda düzenlenmiş olup, 197 sayılı ilamda, tespit edilen kamu zararının tazminine hükmedilmiştir. 6085 sayılı Kanunun “sorumlular ve sorumluluk halleri” kenar başlıklı 7 nci maddesinde: ” Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür” denilmektedir. Kanunun “hüküm ve tutanaklar” kenar başlıklı 50 nci maddesinde: “Daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilir” denilmektedir.

Somut olayda, 197 sayılı Sayıştay ilamında yer verilen tazmin hükmü 6085 sayılı Kanuna dayanılarak verilmiş olup, bu tazmin hükmünün Türk Ceza Kanununda yer alan zimmet suçuyla ilgisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, esasa ilişkin olarak yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda, Belediye ile sendika arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesi kapsamında 2015 yılı içerisinde yapılan ödemelerin kamu zararı içerdiği yönündeki 197 sayılı ilam hükmü esas bakımından mevzuata uygundur.

Bu itibarla, 06.06.2018 tarih ve 44619 tutanak no.lu Temyiz Kurulu İlamıyla tasdikine hükmedilmiş olan 197 sayılı ilama konu sosyal denge ödemelerinin kamu zararı içerdiği hususu esastan sabit görülmekle birlikte, yukarıda belirtilen gerekçelerle, 06.06.2018 tarih ve 44619 tutanak no.lu Temyiz Kurulu İlamının KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLDUĞUNA, 197 sayılı ilamın 1 inci maddesi hükmünün sorumluluk yönünden BOZULARAK, yukarıdaki hususlar göz önünde bulundurularak hüküm tesisini teminen dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, (Üyeler …, …, … ve …’nun aşağıda yer alan ilave gerekçeleriyle birlikte) oybirliğiyle,

Karar verildiği 05.02.2020 tarih ve 47190 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

(İlave oy gerekçesi

Üye …’in sorumluluk yönünden ilave gerekçesi:

197 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle; … Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında 02.03.2012 tarihinde imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesinde unvanlar itibariyle belirlenen tavan tutarların, mevzuata aykırı bir şekilde ek protokollerle değiştirilmesi neticesinde oluşan … TL’lik kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.

Bu hükümle ilgili olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine 06.06.2018 tarih ve 44619 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla 197 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.

Belediye personeline ödenen sosyal denge tazminatı tutarı Belediye ile sendikalar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olmakla birlikte, bu sözleşmenin personele ödenecek sosyal denge tazminatına ilişkin hükümleri 4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde belirtilen tavan tutarın üzerindedir.

Belediye tarafından mevzuatta belirtilen tavan tutarın üzerinde yapılan sosyal denge ödemeleri ile bu ödemelerin dayanağını oluşturan sosyal denge sözleşmesi arasında uygun illiyet bağı bulunmakta olup, personele yapılan sosyal denge ödemelerinin mevzuatta belirlenen tavan tutarın üzerinde olması bu sözleşmelerin doğrudan sonucudur.

Dolayısıyla, sosyal denge sözleşmelerini Belediye adına imzalayan kişilerin bu sözleşmeler kapsamında oluşan kamu zararından sorumludurlar. Daha açık bir ifadeyle, Belediye adına sözleşmeyi Belediye Başkanı bizzat imzalamışsa Belediye Başkanı sorumludur; Sözleşmeyi bizzat imzalamamışsa eğer Belediye Başkanının sorumluluğu yoktur; Belediye başkanı ile birlikte veya Belediye tüzel kişiliği ya da Belediye Başkanı adına imzalayan diğer görevliler varsa onlar da sorumludur.

Belediye adına imzalanan sosyal denge tazminatı sözleşmesi ile her bir personele ödenecek sosyal denge tazminatının miktarı belirlenmiş olmasının yanı sıra bu sözleşmedeki hükümlerin uygulanmasını sağlamak üzere başta bütçenin sosyal ödemeler tertibi olmak üzere ilgili tertiplere yeterli ödenek konulduğu anlaşılmaktadır.

Kamu görevlilerinin geneline ve hizmet kollarına yönelik mali ve sosyal haklara ilişkin 2014 ve 2015 yıllarını kapsayan ikinci dönem toplu sözleşmenin yerel yönetim hizmet koluna ilişkin olan dördüncü bölümünde ödemelerin tavan tutarının açıkça belirlenmiş olduğu görülmektedir. Bu durum, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38 inci maddesinin bütçeyi uygulama görev ve yetkisini Belediye Başkanına verdiği hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde; harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin söz konusu sözleşmenin kısmen veya tamamen kanuna aykırı olduğu ya da geçersiz sayılması yönünde bir itiraz ile ödemeyi yapmama kabiliyetinin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerine ödemeyi yapmaları nedeniyle sorumluluk yüklenmesi uygun değildir.

Bu itibarla, 197 sayılı ilamın 1 inci maddesinde tazminine hükmedilen kamu zararından sorumluluk ile ilgili olarak; Belediye adına sözleşmeyi Belediye Başkanı bizzat imzalamışsa Belediye Başkanı sorumludur (Sözleşmeyi bizzat imzalamamışsa eğer Belediye Başkanı sorumlu değildir); Belediye başkanı ile birlikte veya Belediye tüzel kişiliği ya da Belediye Başkanı adına imzalayan diğer görevliler varsa onlar da sorumludur; Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından bu kişilerin sorumlulukları bulunmamaktadır.

Üye …’ın sorumluluk yönünden ilave gerekçesi:

197 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle; … Belediye Başkanlığı ile …-SEN arasında 02.03.2012 tarihinde imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesinde unvanlar itibariyle belirlenen tavan tutarların, mevzuata aykırı bir şekilde ek protokollerle değiştirilmesi neticesinde oluşan … TL’lik kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.

Bu hükümle ilgili olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine 06.06.2018 tarih ve 44619 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla 197 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.

Konuyla ilgili sözleşme yapılmasına ve sosyal denge tazminatı ödemesine imkan sağlayan düzenleme 4688 sayılı Yasa ile yapılmış olup bu Yasanın 32 nci maddesinin ilk fıkrası; “27.6.1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz” şeklinde düzenlemiştir.

Karar düzeltilmesine konu edilen 197 sayılı ilamın 1 inci maddesinde tazminine hükmedilen tutar Belediye ile yetkili sendika arasında yapılan sözleşme hükümlerine dayanılarak ödenmiş olup, bu tutar 4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde düzenlenen tavan tutarın üzerindedir.

Kanunda, Belediye adına sosyal denge tazminatı sözleşmesini imzalama yetkisi açıkça Belediye Başkanına tanınmış bir yetki olup, sosyal denge tazminatı kapsamında yapılan ödemelerden (sözleşmeyi bizzat imzalayan kişi olsun veya olmasın) Belediye başkanı sorumludur.

Bunun yanında bahse konu sosyal denge tazminatı sözleşmesini, Belediye başkanı ile birlikte veya Belediye tüzel kişiliği ya da Belediye Başkanı adına imzalayan diğer görevliler de sorumludur.

Esas bakımından ve yukarıda sayılan görevliler açısından çoğunluk kararına katılınmakla beraber diğer sorumlular olan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri hususunda aşağıda belirtilen gerekçelerle çoğunluğa katılınmamaktadır.

Belediye adına imzalanan sosyal denge tazminatı sözleşmesi ile personele ödenecek sosyal denge tazminatının miktarları belirlenmiş olmasının yanı sıra bu sözleşmedeki hükümlerin uygulanmasını sağlamak üzere başta bütçenin sosyal ödemeler tertibi olmak üzere ilgili tertiplere yeterli ödenek konulduğu anlaşılmaktadır.

4688 sayılı Kanunda belediye adına sosyal denge sözleşmesini imzalama yetkisinin bizzat belediye başkanına ait olduğu, kamu görevlilerinin geneline ve hizmet kollarına yönelik mali ve sosyal haklara ilişkin 2014 ve 2015 yıllarını kapsayan ikinci dönem toplu sözleşmenin yerel yönetim hizmet koluna ilişkin olan dördüncü bölümünün açık hükümleri ile de ödemelerin tavan tutarının belirlenmiş olduğu görülmektedir. Bu durum, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38 inci maddesinin bütçeyi uygulama görev ve yetkisini Belediye Başkanına verdiği hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde; Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin söz konusu sözleşmenin kısmen veya tamamen kanuna aykırı olduğu ya da geçersiz sayılması yönünde bir itiraz ile ödemeyi yapmama kabiliyetinin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerine ödemeyi yapmaları nedeniyle sorumluluk yüklenmesi uygun değildir.

Bu itibarla, 197 sayılı ilamın 1 inci maddesinde tazminine hükmedilen kamu zararından sorumluluk ile ilgili olarak; Belediye Başkanı (sözleşmeyi bizzat imzalayan kişi olsun veya olmasın) ve sözleşmeyi Belediye adına imzalayan görevlilerin sorumlulukları bulunmaktadır; Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından bu kişilerin sorumlulukları bulunmamaktadır.

Üye …’nün sorumluluk yönünden ilave gerekçesi:

5018 sayılı Kanunun;

“Giderin gerçekleştirilmesi” kenar başlıklı 33 üncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

…” hükümlerine yer verilmektedir.

Gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu ile ilgili olarak, 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında gerçekleştirme görevlilerinin, iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alınması veya gerçekleştirilmesi hususlarında sorumluluklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır. 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir” denilmektedir. Aynı düzenlemede, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemlerin, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden de kontrol edileceği ifade edilmiş ise de, bu sorumluluğun öncelikle yönetim sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Ancak yönetim sorumluluğu, gerçekleştirme görevlilerinin mali sorumluluğunun bulunmadığı gibi değerlendirilemeyeceği gibi, 5018 sayılı kanun öncesinde olduğu gibi gerçekleştirme memurlarının adeta bidayetten zimmettar addedilerek her ödemeden sorumlu tutulmalarını da gerektirmez. Söz konusu olayda Belediye Başkan vekili tarafından imzalanmış bir sözleşme ve kanuna aykırılığı araştırmakla sorumlu harcama yetkilisince verilmiş harcama talimatı varken, iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alınması veya gerçekleştirilmesi ile görevli olan ve söz konusu sözleşme ve harcama talimatına uygun işlem yapan ve hayatın olağan akışına göre adı geçen amirlere itiraz edebilmesi de mümkün bulunmayan memur, VHKİ hatta işçi statüsündeki gerçekleştirme görevlisinin sorumluluğa dahil edilmesi hakkaniyetle bağdaşmaz.

Bu bağlamda tespit edilen kamu zararından gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmaması gerekir.

Üye …’nun ilave gerekçesi:

2015 yılı … Belediyesi İdare Hesabı ve ekleri kapsamında, ilamın kamu zararı tablosu kontrol amaçlı olarak Belediyenin özel kalem müdürlüğüne ait ilişikli tutulan 6061, 8807, 9873, 10926, 12131, 13434, 14932 sayılı ödeme emri belgeleriyle sınırlı olarak incelenmiştir.

Özel Kalem Müdürlüğüne ait 6061 ve 8807 sayılı ödeme emri belgeleri ve ekleri ile ilamın kamu zararı tablosunun ilgili kısımları incelendiğinde:

… 6061 ve 8807 sayılı ödeme emri belgelerinin her ikisinde de sosyal denge tazminatı alıyor olmakla birlikte, … TL sosyal denge tazminatı aldığı 6061 sayılı Ödeme Emri Belgesi için 197 sayılı ilamın kamu zararı tablosunda ahiz olarak görünürken; … TL sosyal denge tazminatı aldığı 8807 sayılı Ödeme Emri Belgesi için 197 sayılı ilamın kamu zararı tablosunda ahiz olarak görünmemektedir.

6061, 8807, 9873, 10926, 12131, 13434, 14932 no.lu ödeme emri belgelerinde başkan danışmanlarının … TL’ye varan nispeten yüksek tutarlarda sosyal denge tazminatı aldığı halde 197 sayılı ilamın kamu zararı tablosunda başkan danışmanlarının -ahiz olarak- yer almadığı görülmüştür. Yani, 197 sayılı ilamda başkan danışmanlarına ödenen sosyal denge tutarları ile ilgili olarak kamu zararı hesaplanmasına gidilmemiştir.

6061 ve 8807 sayılı ödeme emri belgelerinde ahiz olarak görünen diğer bazı görevlilerin de kamu zararı tablosunda ahizler arasında yer almadığı görülmüştür. Mesela: 8807 sayılı ödeme emri belgesinde … Müdürü … sosyal denge ödemesinin ahizi olarak yer almakta iken kamu zararı tablosunda 8807 sayılı Ödeme Emri Belgesi ile ilgili olarak adı geçen kişi ve ona tekabül eden kamu zararı tutarı yer almamaktadır.

Dolayısıyla, yukarıda açıklandığı üzere, 197 sayılı ilamın kamu zararı tablosunun kontrol amacıyla 6061, 8807, 9873, 10926, 12131, 13434, 14932 sayılı ödeme emri belgeleri ve ekleri ile sınırlı olarak incelenmesinde, tablonun ahizleri ve dolayısıyla toplam kamu zararını eksik içerdiği anlaşılmıştır.

Yukarıda yer verilen tespitler, kontrol amaçlı yapılan sınırlı bir incelemenin sonucu olup, kamu zararı tablosunun bütün olarak kontrol edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Dolayısıyla, kamu zararı tablosunda yer alması gerekip de yer almayan ahizler ve onlara tekabül eden kamu zararı tutarları tespit edilerek Daire tarafından hüküm tesis edilmesi gerekir.)

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim