Sayıştay 5. Dairesi 41673 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

41673

Karar Tarihi

18 Ekim 2017

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2014

  • Daire: 5

  • Dosya No: 41673

  • Tutanak No: 43476

  • Tutanak Tarihi: 18.10.2017

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

KONU: Usulsüz atama.

  1. 224 sayılı Ek İlamın 2. maddesiyle; ... Belediyesinde Bekçi kadrosunda görev yapan ... ’nün usulsüz atamasına ilişkin konu hakkındaki hüküm dışı kararının kaldırılmasına ve ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam maddesi ile ilgili olarak Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin 41652 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ... birinci temyiz dilekçesinde özetle;

25.03.2016 tarih ve 118 nolu ilamda Sayıştay 5. Dairesi Mahkeme Heyetine savunma veren diğer harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi ile birlikte ortak nitelikte savunma verdiğinin yazılı olduğunu, diğer harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin vermiş oldukları savunmalar ile kendisinin vermiş olduğu savunmanın bazı hususlarının benzer olabileceğini, ama hiçbir şekilde onların savunmaları ile kendisinin savunmasının ortak nitelikte olmadığını, kendi savunmasında "Belediye Başkanının müdür ve memur atamalarında yönetmenliğe aykırı atama yaptığını bilsem dahi atamalara müdahale etme, bu atamalara uygun değil deme hak ve yetkim olmadığı" yorumunun bulunmadığını, aksine, savunmasında genel olarak 5393 sayılı Belediye Kanunun 38. ve 49. maddeleri gereğince üst yönetici durumunda olan Belediye Başkanı tarafından müdür ve memur atamalarının yapıldığını ve yapılan bu atamaların yönetmeliğe uygun olup olamayacağını bilemeyeceğini, Belediye Başkanının üst amir olması sebebi ile Belediye Başkanını sorgulama hakkının olmadığını anlatmaya çalıştığını, Yasal olarak da Belediye Başkanını 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna göre kendisinden üst konumda olan müfettiş, kaymakam, vali veya Sayıştay gibi ilgili kurumların sorgulayıp denetleyebileceğini, ancak sorguya söz konusu olan ve Belediye Başkanı tarafından yapılan memur ve müdür atamalarının yönetmeliğe aykırı olduğunu bilseydi; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Devlet Memurlarının Görev ve Sorumlulukları başlıklı 11. maddesi gereği yasal itirazlarını yapacağını,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ilgili maddelerindeki düzenlemeleri,

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili maddelerindeki düzenlemeleri,

05.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren mülga İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliğin ilgili maddelerindeki düzenlemeleri,

Mülga 1580 sayılı Kanunun "Belediye memurlarının tayini" başlığını taşıyan 96. Maddesindeki düzenlemeyi,

5393 sayılı Kanunun 38. maddesinin (j) bendinde de belediye personelini atamanın belediye başkanının görev ve yetkileri arasında olduğunun; 49. maddesinde norm kadro ilke ve standartlarının İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirleneceğinin, Belediyenin ve bağlı kuruluşlarının norm kadrolarının bu ilke ve standartlar çerçevesinde belediye meclisi kararıyla belirleneceğinin; Belediye personelinin belediye başkanı tarafından atanacağının, birim müdürlüğü ve üstü yönetici kadrolarına yapılan atamaların ilk toplantıda belediye meclisinin bilgisine sunulacağının düzenlendiğini,

657 sayılı Kanunun "Kişisel sorumluluk ve zarar" başlığını taşıyan 12. maddesinde Devlet memurlarının görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorunda olduklarının; Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesinin esas olduğunun, zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümlerin uygulanacağının, ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararların kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödeneceğinin düzenlendiğini,

6085 sayılı Kanunun 5, 6, 7, 53. maddelerinde nelerin düzenlendiğini,

5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde neyin düzenlendiğini,

Maliye Bakanlığınım 03.02.2006 tarih ve 1419 sayılı yazısı üzerine, 5018 sayılı Kanunun 71. maddesi uyarınca Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe konulması Bakanlar Kurulunca 27/9/2006 tarihinde kararlaştırılmış olduğunu, anılan yönetmeliğin 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini,

Yönetmeliğin 5, 6, 7, 10. maddelerindeki düzenlemeleri,

Sayıştay ilamlarının tebliğ edileceği kurum ve görevlilerin, 6085 sayılı Kanunun 52. maddesinde sayıldığını,

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, 1973/14 sayılı kararıyla idarenin yokluk, açık hata memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğinin, belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının ise ancak hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere idari dava açma süresi içinde mümkün olduğunun, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağının hükme bağlandığını,

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 1972/6 E, 1973/2 K ve 27.01.1973 tarihli kararında da "Kamu hukukunun bir bölümü olan idare hukuku, ( Devletin özel kişiler gibi hareket ettiği durumlar hariç) devlet ile kişilerin ilişkilerine ait kurallar topluluğunun olup, özel hukuk ise, eşit hak ve menfaatlere sahip kişiler arasındaki hukuki ilişkilere ait kurallardan ibarettir. Bu durumun tabii bir sonucu olarak, idare hukuku ilişkin ve anlaşmazlıklarına, idare hukuku kuralları, özel hukuk ilişki ve anlaşmazlıklarına ise özel hukuk kurallarının uygulanması gereklidir. (...) Bir idari tasarruf iradi veya gayri iradi sebeplerle sona erebilir. İradi olarak sona erme halleri kazai yoldan iptal, tasarrufun idare tarafından geri alınması, tasarrufun kaldırılması veya düzeltilmesi şeklinde özetlenebilir, Kazai yoldan iptal ile geri alma, genel hataları ile birbirine benzeyip geriye yürürler yani (makable şamil) olurlar. Tasarrufun kaldırılması ve düzeltilmesi ise, kaldırma ve düzeltme tarihlerinden itibaren hüküm ifade ederler, geriye yürüme tesirleri yoktur (Bu konuda bakınız, Tan Turgut, İdari İşlemin Geri alınması 1070, Sh. 2-12) İçtihat konusu uyuşmazlıkta, özellikle memurların intibaklarında, yapılan yanlış işlemin (intibakın) düzeltilmesi söz konusu imiş gibi görünmekte ise de, burada yanlış tasarruf geri alınmış ve ayrıca, hukuka uygun yeni bir işlem (intibak) yapılmış bulunmaktadır, Nitekim, idarenin geçmişte ödenen maaş farklarını geri istemek için davalar açmış olması da, idarenin amacının, bir geri alma tasarrufunda bulunmak olduğunu göstermektedir.(...) Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi, yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriye yürü şekilde geri almak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusu ilerisi için değiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerektir, Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğinde olacağından, yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geri istenmesi mümkün olmayacaktır.” tespitlerine yer verildiğini, yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi de sebebiyet vermemiş olmak kaydıyla, idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak İptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa dava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına ve bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerektiğine karar verildiğini,

Öte yandan 657 sayılı Kanunun 68, 86, 174 ve 175. maddeleri, 17.5.1987 gün ve 19453 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği ile 05.05.2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2006/10344 sayılı "Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar”ın "Vekâlet" başlığını taşıyan 9. maddesi karşısında kurum ve kuruluşlarındaki boş kadrolara ya da memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma veyahut herhangi bir nedenle işlerinden ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurum memurlarından vekâleten atama yapılabileceğini; vekâleten atamanın aynı yerdeki bir göreve olabileceği gibi, başka yerdeki bir göreve ilişkin de olabileceğini, bu biçimde yapılan bir atamanın vekâleten atama olarak kabul edilebilmesi için vekâleten atanacak kişinin, sözkonusu kadroya asli olarak atanabilecek kişide aranan tüm şartları taşıması ve vekâleten atamanın sözkonusu kadroya asaleten atama yapma yetkisine sahip makam tarafından yapılmış olması gerektiği açık olduğunu; vekâlet ettirilen personel, asilde aranan şartlara haiz değilse vekâlet edilen kadro için öngörülen zam ve tazminatların kendisine ödenmesi hukuken mümkün olmadığına göre ilgililerin talebi doğrultusunda vekalet ücretinden yararlandırılması gerekirken sözkonusu haktan yoksun bırakılmasında hukuka uyarlık bulunmadığını; ilgilisi asilde aranan koşullara sahip olmasa dahi Anayasanın angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca, fiilen yürüttüğü vekâlet görevinden dolayı vekâlet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak kendisine ödenmesinin gerektiğini,

Konuya İlişkin olarak Danıştay 11. Dairesinin 2001/481 E, 2003/5610 K sayılı kararına göre "657 sayılı D. Memurları Kanununun 86. maddesinde, vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları düzenlenmiş, 174. maddesinde, vekalet aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş, 175. maddesine 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen ikinci fıkrasında ise, vekalet aylığı ödenebilmesi için vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. Bu hükümler karşısında asilde aranan şartları taşımayan bir kişinin vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekâlet aylığı ödenemeyeceği açık olmakla birlikte, anayasanın angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca, davacının fiilen yürüttüğü vekâlet görevinden dolayı vekâlet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerekir.” dendiğini,

İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin (Dördüncü Kurul) 2015/3219 E, 2015/4125 K ve 10.03.2015 tarihli kararında da gerek 657 sayılı Yasada, gerekse 666 sayılı KHK ile getirilen düzenlemelerde, bir kadroya vekalet ettirilenlere, vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşımasının temel kural olduğunun, bu temel kuralın yanında, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86. maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olmasının, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesinin de diğer unsurlar olduğunun; dosya kapsamına göre asli ve süreklilik arz eden bir kamu görevi olan yazı isleri müdürlüğünün, tedviren görevlendirme yoluyla yürütülmeye çalışıldığının anlaşıldığının; bu bağlamda davacının asilde aranan şartları taşıdığının, yetkilendirdiği müdürlük görevinin kadrosunun bulunmamasının, üstlendiği sorumluluğu değiştirmediğinin, yapılan görev açısından, zabıt katibi olup, kadroya bağlı vekalet görevi yapanlarla, davacı arasında hiç bir fark bulunmadığının, davacının fiilen yürüttüğü görev ve üstlendiği sorumluluk karşılığında mevzuat hükümlerine göre, vekalet aylığı adı altında bir ödeme yapılması mümkün olmasa bile bu aylığa eşdeğer bir ödeme yapılmasının hukuka ve hukuk devleti ilkelerine uygun düşeceği sonucuna varıldığından, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediğinin altı çizildiğini,

Sorgu konusuna ilişkin evrak, belge ve delillerden adı geçen hakkında fark maaş ödemeleri (özel hizmet tazminatı, ek ödeme ve yan ödeme fark ödemeleri) dolayısıyla kamu zararına neden olunduğu belirtilmiş ise de adı geçenin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde atamasının yapılmış olduğunun; söz konusu atama işlemi hususunda görev ve yetkinin Belediye Başkanında bulunduğunun; adı geçene atandığı kadro uyarınca yapılan ödemenin de mevzuata uygun olarak yapıldığının, adı geçenin asilde aran şartları haiz olduğunun dikkate alındığında söz konusu göreve vekaleten atanmış olması halinde de kendisine kamu zararı olduğu iddia edilen tutarın ödenmesinin gerektiğinin; görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında bulunmayan bir görevin yapılmasından veyahut yapılmamasından kamu görevlilerinin sorumlu tutulamayacağının ve Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında illiyetin olması gerektiğinin açıkça görülüp anlaşıldığını,

Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında illiyet olması görüşüne örnek olacak; Sayıştay 5. Dairesinin 14.12.2013 tarih ve 32 nolu kararı ile bu kararın temyizi olan Sayıştay Temyiz Kurulunun 15.02.2015 tarih ve 41203 tutanak nolu kararının ekte olduğunu,

Ayrıca; Sayıştay Baş Denetçisi ... tarafından, adı geçenin özlük dosyasındaki bilgi ve belgelere istinaden maaş ödeme emri belgelerinin; 5393 Sayılı Belediye Kanununa, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa, Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmenliğine ve diğer mevzuata uygun hazırlanıp hazırlanmadığının denetlendiğini ve sadece atama mevzuatına aykırı atamadan dolayı kamu zararı olduğunun tespit edildiğini,

Mahalli İdareler Harcama Yönetmenliğinin "Aylıklar" başlıklı 8. inci maddesine göre memurların ilk atamalarından sonraki ilk maaş ödeme emri belgelerine atama ve işe başlama yazısı eklenmesinin istendiğini, dolaylı olarak ilk maaş ödeme emri belgelerinden sonraki ödeme emri belgelerinde atama ve işe başlama yazısı eklenmesinin istenmediğini, 01.01.2006 tarihinden itibaren 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi Kanununa göre ... Belediyesi Gelir Müdürlüğü ve Mali Hizmetler Müdürlüğünün Harcama Yetkilisi olarak görevlendirildiğini, ... 'nün ise 27.06.2003 tarihinde bekçi kadrosundan memur kadrosuna atamasının yapıldığını, adı geçenin ataması yapıldıktan sonra 2 yıl 6 ay sonra maaş ödeme emri belgelerini; Gerçekleştirme Görevlisiyle birlikte hazırlamaya başladıklarını, adı geçenin 01.01.2006 tarihinden itibaren 2014 yılına kadar hazırlanan maaş ödeme emri belgeleri Mahalli İdareler Harcama Yönetmenliğine uygun hazırlandığını, ayrıca, adı geçenin 2010 ile 2014 yılları arası maaş ödeme belgelerinin; Baş Denetçi ... tarafından denetlendiğini ve Mahalli İdareler Harcama Yönetmenliğine aykırı bir şey tespit edilmediğini, bu sebepten dolayı, adı geçene ait 2010 ile 2014 yılları arasındaki maaş ödemelerinde oluşan kamu zararından bir sorumluğunun olmasının mümkün olmadığını,

Üstelik, adı geçenin ilk atamasından sonraki ilk maaş ödemesini; mevzuata uygun belgelerle ödeme yapma sorumluluğunda olan Saymanın; 01.01.2006 tarihinden önce yürürlükte olan 1580 Sayılı Belediye Kanununa, Mahalli İdareler Harcama Yönetmenliğine ve diğer mevzuata adı geçene uygun maaş ödeme yaptığı kabul edilmesi gerektiğini, çünkü, ... Belediyesi memur personelinin özlük dosyalarının 2004 yılına kadar Personel İşleri Şefliğinde, 2004 yılından sonra İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünde bulunduğunu, özlük dosyalarında ise memurların eğitim durumu, görevde yükselme sınavına katılıp katılmadıkları gibi vb. bilgi ve belgelerin bulunduğunu, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre; atamaya yetkili amir olan Belediye Başkanı tarafından, halen yürürlükte olan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili maddelerine göre memurların atamalarının yapıldığını, saymanın, memur atamalarına referans olan ve yön veren özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeleri görme yetkisinin bulunmadığını, Belediye Başkanı tarafından yapılan memur atamalarına istinaden tahakkuk memuru tarafından hazırlanan ilk maaş ödeme emri belgesi Sayman tarafından ödendiğini, Daire müdürlerine ve saymanlara verilen memur atama yazılarında; personelin özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler eklenmediği için atamanın mevzuata uygun olup veya olmadığının görülmesinin imkansız olduğunu, fakat gene de, Belediye Başkanı tarafından yapılmış olan memur atama yazılarında hata olma ihtimali ve mevzuata uygun maaş ödeme emri hazırlanmak için sayman tarafından kontrol edilmesi gerektiğini, Memur atamalarında herhangi bir yanlışlık görülmüyorsa, aksi ispat edilinceye kadar atamaların doğru kabul edilmesi gerektiğini, çünkü amir ve memur ilişkilerini tarif eden 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 10 ve 11 maddelerine göre ilkesel olarak amirin doğru atama yaptığının kabul edilmesi gerektiğini, ancak, memur atamalarının herhangi bir şekilde yanlış olduğu öğrenilirse tüm yasal itirazların yapılması gerektiğini ve memurların maaş ödeme emri belgelerinin ödenmemesi gerektiğini, Sayman ve Harcama Yetkilisinin memur personeli Özlük dosyalarını görme yetkileri olmadığından dolayı adı geçene ait mevzuata aykırı atamayı; 01.01.2006 yılına kadar Saymanın, 01.01.2006 tarihinden sonra 2014 yılına kadar Harcama Yetkilisinin göremediğini, ancak Baş Denetçi ... personelin özlük dosyalarını denetleme yetkisine sahip olduğundan dolayı adı geçenin atamasının mevzuata aykırı yapıldığını 2014 yılında yapılan denetlemede görebildiğini, Baş Denetçi ... 'ın müfettiş olması sebebiyle, adı geçenin özlük dosyasını görme ve denetleme yetkisine sahip olduğunu, adı geçene ait kamu zararının ortaya çıkmasının imkansız olduğunu, yukarıda ifade etmeye çalıştığı üzere, Saymanın göremediği ve Baş Denetçi ... ile Belediye Başkanının görebildiği personel özlük dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre yapılan, adı geçenin atamasına istinaden hazırlanan ve Sayman tarafından; adı geçene ödemesi yapılan ilk maaş ödemesinden dolayı oluşan kamu zararından Saymanın sorumlu olmasının mümkün olmadığını,

Neticede; Belediye Başkanı tarafından adı geçene yapılan atamaya istinaden hazırlanan ilk maaş ödemesini; mevzuata uygun evraklarla adı geçene ödeme yapmakla sorumlu olan Saymanın kamu zararından sorumlu olması mümkün değilken, ... 'nün ataması yapıldıktan sonra 2 yıl 6 ay sonra hazırlanan maaş ödeme emir belgelerini; Mahalli İdareler Harcama Yönetmenliği' ne uygun ve kamu zararı oluşturmadan hazırlanmasını sağlayan Harcama Yetkilisinin; Sayıştay Genel Kurulu'nun 5189/1 ve 14.06.2007 tarihli kararında vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında illiyet olması görüşüne uygun olarak sorumluluğunun olmaması gerektiğini,

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamı karşısında; 22.09.2016 tarih ve 224 nolu ek ilamın temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

41652 sayılı dosyada (Harcama Yetkilisi ... ) yer alan Başsavcılığın birinci mütalaasında;

“Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin “Aylıklar” başlıklı 8 İnci maddesinde; “Aylık ve aylıkla birlikte ödenen hakedİşler için Aylık Bordrosu (örnek: 9) ve Personel Bildirimi (Örnek: 10) ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine aşağıda belirtilen belgeler eklenir.

a) İlk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısı,

b) Naklen atamalarda, atama onayı, işe başlama yazısı ve Personel Nakil Bildirimi (örnek: 11),

c) Terfilerde, terfi onayı (Otomatik olarak yapılan kademe ilerlemelerinde terfi onayı aranmaz.),

…….. ” hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü gibi, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, personel maaş ödemelerinin gerçekleştirilmesi sırasında sadece İlk atamalarda atama onayı ve işe başlama yazısını arayacaklar ve bu onayın mevzuata uygun olup olmadığını kontrol edeceklerdir. Daha sonraki maaş ödemelerinde atama onayı eklenmemektedir. Dolaysıyla, daha sonraki aylarda yapılan maaş ödemesine atama onayı bağlanmayacağı için harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri yapılan atamanın mevzuata uygun olup olmadığını kontrol etmek gibi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Mevzuata aykırı atama dolay siy la oluşan kamu zararından atamaya yetkili birim amiri (üst yönetici) ile ilk ödeme ve devam eden ödemelerdeki aynı harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin sorumlu olabileceği daha sonra görevlendirilen harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin ise fazla ve yersiz ödemelerden dolayı sorumlu olmamaları gerektiği değerlendirilmektedir.

İlama konu kamu zararında sorumlu olarak tespit edilen harcama yetkilisi ilk atama sırasında harcama yetkilisi olmadığı, maaş Ödemelerinin de mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiği, adı geçen ilam maddelerinde tespit edilen kamu zararının ise atamaların usulsüz olarak gerçekleştirilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dolaysıyla, Harcama Yetkilisi ... ’nin tespit edilen kamu zararlarının oluşmasında bir sorumluluğunun bulunmadığı düşünülmektedir.

Bu itibarla, konunun sorumluluk yönüyle yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın Dairesine gönderilmesi uygun olur.”

denilmiştir.

İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... ikinci temyiz dilekçesinde özetle;

6360 Sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kapatılan Şart Belediyesinden ... Belediyesine 30 MART 2014 tarihinde devri yapılan ... ile ... 'in; ... Belediyesinde yapılan ilk atamalarından sonra, durumlarına göre ilk aya ait maaş ödeme emri belgelerini düzenleyen Harcama yetkilisi ile Gerçekleştirme görevlisi; ... Belediyesi Yazı İşleri Müdürlüğü personelleri değil ise oluşan kamu zararından dolayı herhangi bir sorumluluklarının olmaması gerektiğini, çünkü nüfusu 10.000 altında olan belediyelerde, memur personelin özlük dosyalarının Yazı İşleri Müdürlüğünde bulunduğunu, özlük dosyalarının tüm sorumluluğunun Yazı İşleri Müdürlüğünün görevleri arasında olduğunu, özlük dosyalarında ise memurların eğitim durumu, görevde yükselme sınavına katılıp katılmadıkları gibi vb. bilgi ve belgelerin bulunduğunu, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre; atamaya yetkili amir olan ... Belediye Başkanı tarafından, halen yürürlükte olan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili maddelerine göre memurların atamalarının yapıldığını, ... Belediye Başkanı ile Yazı İşleri Müdürlüğünde görevli olmayan harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin, memur atamalarına referans olan ve yön veren özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeleri görme yetkisinin bulunmadığını, Yazı İşleri Müdürlüğünde görevli olan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin; özlük dosyalarının içerisindeki bilgi ve belgeleri görebildiklerinden, adı geçenlere ödenen ilk maaş ödeme emri belgelerinden sorumlu olmaları gerektiğini, ... Belediyesinde görevli diğer harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin ise; adı geçen personellerin özlük dosyalarını görmeleri mümkün olmadığından hiçbir şekilde sorumluluklarının olmasının mümkün olmadığını, ama asıl sorumluluğun ... Belediye Başkanında olduğunu, çünkü, ... Belediye Başkanı; özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeleri gördükten sonra mevzuata uygun atama yapma kararını vermesi gerektiğini,

Neticede, ... Belediye Başkanının görebildiği personel özlük dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre hazırlanan ilk ödeme emri belgelerinde oluşan kamu zararından dolayı; Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 ve 14.06.2007 tarihli kararında vurguladığı mevzuata aykırı karar, işlem ve eylem ile zarar arasında İlliyet olması görüşüne uygun olarak ... Belediye Başkanı ile Yazı İşleri Müdürlüğü personeli hariç olan harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin ile saymanların sorumlu olmaması gerektiğini belirtmiştir.

41652 sayılı dosyada (Harcama Yetkilisi ... ) yer alan Başsavcılığın ikinci mütalaasında;

“İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen ve açıklanan hususların 15.12.2016 tarih ve 2016/18144-31266 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”

denilmiştir.

İlam maddesi ile ilgili olarak Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin 41632 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ... temyiz dilekçesinde özetle;

Kendisinin İnsan Kaynakları Müdürlüğünün 922 sayı ve 20/06/2014 tarihli görevlendirme yazısı ile Mali Hizmetler Birim Müdürünün Muhasebe Yetkilisi olmasından ve birimdeki muhasebe yetkilisi ile harcama yetkilisinin aynı kişi olmayacağından dolayı, 20/06/2014 tarihinde Mali Hizmetler Müdürlüğünün Harcama Yetkilisi olarak görevlendirildiğini, kamu zararının doğumuna neden olan atama işlemlerinin kendisinin harcama yetkilisi olarak atandığı tarihten çok önce gerçekleşmiş olduğundan ve atama ile ilgili şahsının herhangi bir tasarrufu olmadığından dolayı verilen kararın hukuka aykırı olup, bozulması gerektiğini, şöyle ki;

Aşağıda ayrıntılarıyla açıklayacağı üzere kamu zararına konu olan atamaların tamamının kendisi Harcama Yetkilisi olarak atandığı tarihten önce gerçekleştirildiğini,

Mali Hizmetler Müdürlüğünün Harcama Yetkilisi olarak görevlendirilmesinin 20/06/2014 tarihinde gerçekleştiğini,

  1. 224 nolu ilamın 2. maddesinde yer alan Belediye Personeli ... ’nün kamu zararına ilişkin ataması 641 sayı ve 27/06/2003 tarihli işlem ile gerçekleştiğini,

  2. 224 nolu ilamın 3. Maddesinde yer alan Belediye Personeli ... ’ın kamu zararına ilişkin ataması 124 sayı ve 23/02/2001 tarihli işlem ile gerçekleştiğini,

  3. 224 nolu ilamın 7. Maddesinde yer alan Belediye Personeli ...’in kamu zararına ilişkin ataması 6360 sayılı yasa ile kapatılan ... Belediyesi tarafından gerçekleştiğini, Valilik Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kararı ile ... Belediyesine gönderildiğini, dolayısıyla atamanın yasal mevzuat çerçevesinde olup olmadığını bilmesinin imkanı olmadığını,

  4. 224 nolu ilamın 8. Maddesinde yer alan Belediye Personeli ... ’in kamu zararına ilişkin ataması 6360 sayılı yasa ile kapatılan ... Belediye Başkanlığının 61 sayı ve 07/03/2007 tarihli işlem ile gerçekleştiğini,

  5. 224 nolu ilamın 9. Maddesinde yer alan Belediye Personeli ... ’ın kamu zararına ilişkin ataması 466 sayı ve 27/06/2003 tarihli işlem ile gerçekleştiğini,

Yukarıda yer alan atamaların kendisi Harcama Yetkilisi olarak göreve başladığı tarihten çok önce gerçekleştirildiğini, harcama yetkilisi görevine başladığı tarih itibariyle Mali Hizmetler Müdürlüğünde görevli memurların geçmiş dönemlerde yapılan atamalarının Görevde Yükselme Yönetmeliği hükümlerine uygun olup olmadığının bilme imkanının bulunmadığını, 15/08/2007 tarih ve 26614 sayılı Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 8. Maddesinde memurların terfilerin de ve atamalarında yalnızca ilk maaş ödemelerinde terfi onayı ya da atama yazısının ödeme evrakları içinde yer alacağı belirtildiğini, yoksa terfi alan personelin terfi onayının her ayki maaş evrakları arasında bulunmayacağını, kendisi vekaleten görevlendirildiği tarihten önce atanan bu kişilerin almış olduğu fazla maaşlardan da sorumlu tutulmasının hukuki olmadığını,

Sayıştay Başsavcılığının söz konusu ilamlar ile ilgili 2016/17512-29795 sayılı yazısında denildiği gibi bilgisi dışında ve atamada herhangi bir dahili olmayan işlemden dolayı sorumlu tutulmasının Sayıştay 5. Dairesinin ve Sayıştay Başsavcılığının kendi içerisinde çelişki doğurmasına neden olacak ve hukuka olan güvenini zedeleyeceğini,

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre harcama yetkilisi olarak gerçekleştirme görevlisi tarafından hazırlanan ödeme emri belgelerini kontrol etmek ve hukuka uygunluğunu denetlemekle sorumlu olduğunun aşikar olduğunu, ancak bu kontrolün kişinin mevcut bulunduğu kadro ile ödenen maaşın uyuşup uyuşmadığı ile ilgili olup, yoksa her memurun mevcut kadrosuna atanmasının hukukiliğini denetleme yetkisinin bulunmadığını, çünkü Belediyede memurların atanmasından tek sorumlu ve yetkili üst amir olan Belediye Başkanı olduğunu, örneğin Müdür Vekili olarak göreve başladığı tarihten sonra Müdürlükte görevli memur kadrosunda bulunan bir kişiye, şef kadrosundan aylık maaş ödemesi yapılmış olsa idi burada oluşan kamu zararından sorumlu tutulması gerekeceğini, kısacası Müdür Vekili olarak göreve başlamadan önce atamaya yetkili Belediye Başkanı tarafından atanan bir kişinin atamasının ne şartlarda yapıldığını bilmenin ve hukukiliğini araştırmanın imkansız bulunduğunu,

Konuyla ilgili idareye gönderilen bazı Sayıştay İlamlarında Sayıştay 5, Daire Üyeleri ... ve ...’ın ayrışık görüşlerinde de Gerçekleştirme ve Harcama Yetkililerin kamu zararının oluşmasına neden olan atama işleminde herhangi bir yetkileri olmadığı ve atamanın o anki Belediye Başkanı tarafından yapıldığı için gerçekleştirme ve harcama yetkililerinin kapsam dışı bırakılması gerektiğinin belirtildiğini, gene Sayıştay İlamlarında mevcut Belediye Başkanı ... için göreve geldiği tarihten önceki atamalarla ilgili bilgisinin olmadığından ve atamalarda her hangi bir dahili bulunmadığından dolayı sorumlu olmadığı yönünde son derece hukuki ve gerçeklerle bağdaşan bir karar verildiğini, aynı hassasiyetin kendisi için de gösterilmesi gerektiğini, çünkü kendisinin de söz konusu atamaların gerçekleştirildiği tarihlerden çok sonra harcama yetkilisi olarak görev yaptığını,

Bilindiği üzere Türk İdari ve Mali Hukukunda “Yetki ve Sorumluluk” birbirinden ayrılmaz iki önemli unsur olduğunu, buna göre yetki varsa sorumluluk doğacağını, haliyle sorumluluktan söz edebilmek için de yetki sahibi olmanın şart olduğunu, somut olayda ise şahsının Gerçekleştirme Görevlisi/Harcama Yetkilisi olarak memurun atanmasının yapılmasında yetkisinin olmadığı için sorumluluğunun da bulunmayacağını,

Konuya emsal olabilecek nitelikteki Sayıştay 5. Dairesinin 14/12/2013 tarih ve 32 nolu kararında Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak müdür kadrosuna atanan kişiye yapılan fazla ödemeler için atamayı yapan üst yetkilinin sorumlu olduğunun hüküm altına alındığını, söz konusu daire kararının da Sayıştay Temyiz Kurulunun 15/12/2015 tarih ve 39104 Dos. No. -41203 Tut. No. ile tasdik edildiğini,

Yukarıda belirtmiş olduğu hususlar göz önünde bulundurulduğunda ataması yapılan personellerin atamalarında ve oluşan kamu zararında herhangi kasıt, kusur ve ihmalinin olmadığının çok açık olduğunu, Sayıştay Genel Kurulunun 2007/5189-1 karar sayılı ve 14/06/2007 tarihli kararında “objektif (kusursuz) sorumluluk ilkesinden vazgeçilerek, kamu görevlileri acısından, kamu zararının oluşmasında kasıt kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı, karar, işlem eylem bulunması” yönünde görüş benimsendiğini, Gerçekleştirme Görevlisi/Harcama Yetkilisi olarak tarafınca herhangi kasıt, kusur ve usulsüz bir atama yapılmamakla birlikte, dava konusu kamu zararına neden olan atama ile illiyet bağının bulunmadığından ve usulsüz atama işleminde yetkisinin bulunmadığından dolayı şahsına kamu zararı yüklenilmesinin Sayıştay Genel Kurulunun görüşüyle bağdaşmayacağını,

Belirtmiş olduğu hususlar ve Sayıştay Başkanlığınca res’en göz önünde bulundurulacak nedenlerle Sayıştay 5. Dairesi İlam No 224 Sıra No: 2, 3, 7, 8 ve 9 nolu ilamlarının temyizen bozulmasını talep etmiştir.

41632 sayılı dosyada (Harcama Yetkilisi ... ) yer alan Başsavcılık mütalaasında;

“…Harcama Yetkilisi ... ’ın tespit edilen kamu zararlarının oluşmasında bir sorumluluğunun bulunmadığı düşünülmektedir.

Bu itibarla, konunun sorumluluk yönüyle yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın Dairesine gönderilmesi uygun olur.”

denilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin Gerçekleştirme Görevlisi ... ’un temyiz dilekçesi ve buna ilişkin Başsavcılığın mütalaası, duruşmaya katılanların ve Savcının sözlü açıklamaları işbu Ek İlamın 1. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle;

224 sayılı Ek İlamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULARAK İLGİLİ DAİRESİNE TEVDİİNE, oy çokluğuyla, (İşbu Ek İlamın 1. maddesinde belirtilen farklı gerekçeler ve karşı oy gerekçesi aynı kalmak üzere)

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim