Sayıştay 5. Dairesi 41012 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

41012

Karar Tarihi

18 Ekim 2017

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2013

  • Daire: 5

  • Dosya No: 41012

  • Tutanak No: 43483

  • Tutanak Tarihi: 18.10.2017

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

KONU: Usulsüz atama.

  1. 276 sayılı İlamın 8. maddesiyle; ... Belediyesinde Şef kadrosunda bulunan ... ’ın, 02.08.2011 tarihindeki istisnai memuriyet kadrosu içerisinde yer alan Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanmasını takiben, 15.08.2011 tarihinde de 04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” te öngörülen eğitim ve sınav şartını yerine getirmeden, Mali Hizmetler Müdürlüğü kadrosuna görevde yükselme suretiyle asaleten atandığı ve bu usulsüz atama sebebiyle kendisine yapılan, atandığı kadro ile eski kadrosu arasındaki (Mali Hizmetler Müdürlüğü. Özel Kalem Müdürlüğü) fark maaş ödemeleri (Özel Hizmet Tazminatı, Ek Ödeme ve Yan Ödeme fark ödemeleri) dolayısıyla ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin Gerçekleştirme Görevlileri ... ve ... ’ın birinci, ikinci temyiz dilekçeleri ve buna ilişkin Başsavcılığın birinci, ikinci mütalaası, Üst Yönetici ... ’ın birinci, ikinci temyiz dilekçesi ve buna ilişkin Başsavcılığın birinci, ikinci mütalaası, duruşmaya katılanların ve Savcının sözlü açıklamaları işbu İlamın 2. maddesinde belirtildiği gibi, Harcama Yetkilisi ... ’nin birinci, ikinci temyiz dilekçesi ve buna ilişkin Başsavcılığın birinci, ikinci mütalaası işbu İlamın 4. maddesinde belirtildiği gibidir.

Duruşma talebinde bulunan ... , ... ve ... ile Sayıştay Savcısı ... ’un sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

İlam hükmünün esası ile ilgili olarak;

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; ... Belediyesinde görev yapan personelin, istisnai memuriyet kadrosu içerisinde yer alan Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanmasını takiben, 04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” te öngörülen eğitim ve sınav şartını yerine getirmeden, Belediyedeki başka bir Müdürlük kadrosuna görevde yükselme suretiyle asaleten atandığı görülmüştür.

04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde, hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak, mahalli idarelerde görev yapan Devlet memurlarının görevde yükselme ve unvan değişikliklerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” denilmektedir.

Aynı Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin ilk fıkrasında ise; “Bu Yönetmelik, il özel idareleri, belediyeler ve bu idarelerin bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese, işletme ve bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapan personelden, görevde yükselme suretiyle atanacaklar ile en az ortaöğretim düzeyinde mesleki ve teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara, unvan değişikliği suretiyle atanacakları kapsar.” hükmü bulunmaktadır.

Yönetmelikte geçen, Görevde yükselme, Görevde yükselme eğitimi ve Görevde yükselme sınavı kavramlarına ilişkin tanımlar ise yine aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin e, f ve g bentlerinde; “e) Görevde yükselme: Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan üst görevlere, aynı veya başka hizmet sınıflarından yapılacak atamaları, f) Görevde yükselme eğitimi: Görevde yükselmeye ilişkin olarak Bakanlık veya Bakanlığın izin verdiği kurum tarafından verilecek eğitimi, g) Görevde yükselme sınavı: Görevde yükselme eğitimini tamamlayanların tabi tutulacağı yazılı sınavı” şeklinde yapılmıştır.

Yönetmeliğin “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5. maddesinde görevde yükselmeye tabi kadrolar sayılmış ve Müdür kadrosunun görevde yükselme eğitimi ve görevde yükselme sınavına tabi kadrolar arasında yer aldığı belirtilmiştir.

Yönetmeliğin “Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 6. maddesinde; Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlardan birinin de; “Görevde yükselme eğitimini tamamlayarak, sınavında başarılı olmak.” olduğu belirtilmiştir.

Yönetmeliğin 7. maddesinde ise, görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar belirlenmiş olup, Müdür kadrosuna atanabilmek için şu şartlar sıralanmıştır;

“a) Müdür kadrosuna atanabilmek için;

  1. 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (b) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

  2. Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

  3. Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,

  4. Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere yapılacak atamalar dışında, diğer müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle üç yılı uzman, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru ve muhasebeci kadrosunda olmak kaydıyla en az on yıl hizmeti bulunmak,”

“Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in yukarıda belirtilen maddelerindeki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 5. maddede sayılan “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” içerisinde yer alan Müdürlük kadrosuna “görevde yükselme” suretiyle atanabilmek için görevde yükselme eğitimine katılınması ve eğitimini tamamlayanların da yapılacak görevde yükselme sınavına katılarak bu sınavda başarılı olmaları gerekmektedir. Müdürlük kadrolarına atanabilmek için eğitim şartı ise, fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmaktır.

Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “İstisnai memurluklar” başlıklı 59. maddesinin ilk fıkrasında istisnai memurluklar sayılmış, Özel Kalem Müdürlüğü de bu memurluklar arasında belirtilmiştir. Ancak maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada sayılan memurların bulundukları kadroların, emeklilik aylığının hesabında ve diğer memurluklara naklen atanmalarında herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmayacağı hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla, Özel Kalem Müdürlüğüne atanmış olma herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gibi başka bir müdürlüğe atanmanın bir basamağı da değildir.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, Belediyede görev yapan personelin, Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atandığı, akabinde ise, Belediyedeki başka bir Müdürlük kadrosuna görevde yükselme suretiyle asaleten atandığı anlaşılmıştır. İlgili kişinin Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanabilmesi için, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 59, 60 ve 61. maddesinde yer alan “İstisnai memurluklar” ile ilgili düzenlemelere göre, sınava girmesine ve eğitim şartını yerine getirmesine gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla, fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmayan personelin Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna yapılan atamasında mevzuat açısından bir engel bulunmamaktadır. Diğer taraftan, ilgili kişinin Belediyedeki başka bir Müdürlük kadrosuna atanması ise mümkün değildir. İlgilinin Müdürlük kadrosuna atanabilmesi, hem eğitim şartını sağlamasına hem de görevde yükselme süreçlerini başarıyla tamamlamasına bağlıdır. Ancak, belirtildiği üzere, söz konusu personel lise mezunu olup, görevde yükselme sınavına da girmemiştir. Dolayısıyla, Müdürlük kadrosuna yapılan bu atamanın mevzuata aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu personele, mevzuata aykırı olarak atandığı kadro olan Müdürlük kadrosu ile Özel Kalem Müdürlüğü kadrosunda kendisine ödenen maaşlar arasındaki fark tutarı toplamı kadar (Özel Hizmet Tazminatı, Ek Ödeme ve Yan Ödeme fark ödemeleri toplamı) fazla ödemede bulunulmuştur.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde, Kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmış ve “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hususu da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında sayılmıştır. Bu durumda, söz konusu personele yapılan mevzuata aykırı atamadan kaynaklanan fazla ödeme, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” halidir. Dolayısıyla, yapılan bu fazla ödeme ile kamu zararına yol açılmıştır.

Sorumlular, yapılan ödeme sonunda kamu zararına yol açılmadığını belirtikleri savunmalarında; her ne kadar, ismi belirtilen kişiye atandığı kadroya göre yapılan maaş ödemesinin mevzuata uygun olarak yapıldığını ve kişinin atandığı kadronun görevlerini fiilen yaptığını, bu nedenle kamu zararı olduğu iddia edilen tutarların kamu zararı değil fiilen yapılan görevin karşılığı olduğunu, bu kişinin atandığı kadroya 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine istinaden vekâleten atanmış olması halinde, asılda aranan şartları taşıdığından ve bu görevi fiilen yürüttüğünden dolayı kamu zararı olarak iddia edilen tutarları zaten alacağının ortada olduğunu,

Bu ödemelerin kamu zararı olduğu kabul edilecek olsa dahi, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararının göz önünde bulundurulması gerektiğini,

Yönetmeliğin bazı maddeleri ile ilgili Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden ... Valiliğince Eğitim ve Sınavın ikinci bir duyuruya kadar yapılamayacağına dair Belediyeye yazı geldiğini ve yasal boşluk esnasında bu kadrolara atamalar yapıldığını, atamaların 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 76. maddesi ve 5393 Sayılı Belediye Kanununun, Belediye Başkanının görev ve yetkileri başlıklı 38. maddesinin j fıkrası hükümleri gereği, Belediye Başkanı tarafından yapıldığını, yeni Yönetmeliğin ise 04 Temmuz 2009 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, bu tarihten sonra atama yapılmadığını ve eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını ifade etmiş olsalar da, yapılan bu savunmaya katılmak mümkün görünmemektedir.

Şöyle ki, öncelikle yazılan sorguda, söz konusu kişiye atandığı kadronun maaşının hatalı ödendiğine ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Ancak, kişinin atandığı kadronun görevlerini fiilen yapmış olması yapılan ödemenin kamu zararı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Belirtildiği üzere, söz konusu ödeme ile “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” durumu gerçekleşmiştir. Bu durumda, 5018 sayılı Kanunun 71. maddesine göre kamu zararına neden olunduğu açık bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan, yapılan işlemin vekâleten görevlendirme olmaması sebebiyle, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine dayalı olarak yapılan savunmanın incelenen konu ile ilgisi bulunmamaktadır. Vekâleten yapılan görevlendirmelerde, aylıksız vekâletin asıl olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir.

Yine savunmada, bazı Yargıtay ve Danıştay Kararlarından ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararından söz edilmekte ise de, söz konusu Kararların mevcudiyeti Sayıştayın tazmin hükmüne engel teşkil etmemektedir. Ayrıca Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararında, sorgu konusu hususu destekler mahiyette unsurlar da bulunmaktadır. Çünkü Kararda, açık hata durumunda kamu zararı olan meblağın ilgilisinden her zaman geri alınabileceği net bir şekilde ifade edilmiştir. Mevzuatında sınav veya eğitim şartı getirilmiş bir kadroya, gerekli şartları sağlamadığı halde bir memurun atanmış olması da, Kararda belirtilmiş olan açık hataya örnek teşkil etmektedir.

Ayrıca, Sorumlular Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden eğitim ve sınavın yapılmadığı dönemde söz konusu atamaların yapıldığını ve yeni Yönetmeliğin yayımlandığı 04 Temmuz 2009 tarihinden sonra eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını belirtmiş olsalar da, Belediyeler 05.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in yürürlüğe girdiği 04.07.2009 tarihine kadar, 04.07.2009 tarihinden sonra da “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine uyarak personel ataması yapmak zorundadırlar. Şayet yürütmeyi durdurma kararı sebebiyle Yönetmelik hükümleri uygulanamıyorsa, İdarenin kendiliğinden ortaya çıkardığı bir personel atama usulünü uygulaması mümkün değildir.

Sonuç olarak, ... Belediyesinde görev yapan personelin, istisnai memuriyet kadrosu içerisinde yer alan Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanmasını takiben, 04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” te öngörülen eğitim ve sınav şartını yerine getirmeden, Belediyedeki başka bir Müdürlük kadrosuna görevde yükselme suretiyle asaleten atanması mevzuata aykırıdır.

Sorumluluk itirazına ilişkin olarak;

Üst Yönetici ... sorumluluğa ilişkin itirazında, 5018 sayılı Kanunun ilgili maddeleri, 5393 sayılı Kanunun 38. maddesi ve Sayıştay Genel Kurul Kararına göre; üst yöneticinin mahalli idarelerde belediye meclisine karşı idari sorumlu olduğunu, üst yöneticinin mali sorumluluğunun bulunmadığını, üst yöneticilerin sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirdiklerini, bundan dolayı harcama sürecinde yer alan personelin gerçekleştirme görevlileri ile harcama yetkilileri olduğunu, kendisinin sürece dâhil olmadığını belirterek sorumluluğunun kaldırılmasını talep etmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Üst Yöneticiler” başlıklı 11. maddesinde;

“Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”

Hükmü bulunmaktadır.

Yukarıda yer alan mevzuat hükmüne göre, Belediye Başkanının genel sorumluluğu idari bir sorumluluk olmakla birlikte, bahse konu olayda Belediye Başkanının harcama sürecine dâhil olup olmadığına bakmak gerekir, zira 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında üst yöneticinin sorumluluğu hakkında, “Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte Üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur. Dolayısıyla bu aşamada bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.” denilmektedir.

1580 sayılı mülga Belediye Kanunun “Belediye memurlarının tayini” başlıklı 96. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38. ve “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49. maddeleri gereği Belediye Başkanının belediye personelini atama görev ve yetkisi bulunmaktadır. Rapor ekinde yer alan belgelerin incelenmesi neticesinde ise, sınav şartını sağlamadan görevde yükselme suretiyle yapılan asaleten atamanın görevde bulunan Belediye Başkanı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, harcama sürecine Belediye Başkanının yaptığı bir işlem ile başlanmıştır. Belediye Başkanının bu aşamadaki görevi ise harcamaya esas teşkil eden atama onay belgesini eksiksiz ve mevzuata uygun olarak düzenlemektir. Ancak, sınav şartını sağlamadan görevde yükselme suretiyle yapılan asaleten atama mevzuata aykırı olduğundan kamu zararına sebep olunmuştur. Buna göre, mevzuata aykırı olarak yapılan söz konusu atamadan Belediye Başkanının sorumluluğu bulunmaktadır.

Diğer taraftan sorumlu Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri sorumluluğa ilişkin itirazlarında, usulsüz atanan bütün personelin görevde olan Belediye Başkanları tarafından atandığını, atamaların mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını, yapılan atamaların emir niteliğini taşıdığını, bu nedenle kamu zararının doğmasına sebep olan atama işlemini yapan Belediye Başkanının tek başına sorumlu olması gerektiğini belirterek sorumluluklarının kaldırılmasını talep etmişlerdir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun;

“Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31. maddesinde,

“Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.” “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32. maddesinde,

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”

“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33. maddesinde,

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.“

Hükümleri yer almaktadır.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre, İlamda sorumlu tutulan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumlu olup olmadıkları, kamu zararının oluşmasına sebep olan harcama sürecine dâhil olup olmadıklarına bağlıdır. Zira 5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde yer alan, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” hükmü gereği, bir kamu görevlisinin mali sorumluluğundan bahsedebilmek için kamu zararının oluşması, kamu zararının oluşumunda kamu görevlisinin yer alması ve kamu zararı ile kamu görevlisi arasında illiyet bağının kurulması gerekmektedir. Bahse konu olayda, Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin görev ve sorumluluğu, maaş bordrolarının bağlı olduğu ödeme emri belgelerini imzalamak ve maaş bordrolarını kontrol etmekten ibarettir. Bu belgelerde de mevzuata aykırı herhangi bir durum söz konusu değildir. Mevzuata aykırı olan atama onay belgesi, atamadan sonraki aylık ödemelerinin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine eklenip sonraki aylarda eklenmediğinden Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin atama onay belgesini arama sorumluluğu bulunmayıp söz konusu atamanın mevzuata uygun olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Buna göre, mevzuata aykırı olarak yapılan söz konusu atamadan İlamda sorumlu tutulan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğu bulunmamaktadır.

Ayrıca, rapor ekinde yer alan mevzuata aykırı atamaları gösteren belgelerden sadece bir kısmının atama onay belgesi olduğu, diğerlerinin ise personele kadro görev değişikliğini bildiren yazı olduğu anlaşılmıştır. Mevcut atama onay belgelerinde ise, atama teklifine olur veren Belediye Başkanının imzası dışında, atama teklifinde bulunan personelin de imzasının olduğu tespit edilmiştir. Atama teklifinde bulunan söz konusu kamu personeli ise kamu zararının oluşması sürecine dâhil olduğundan bu personelin de mali sorumluluğu bulunmaktadır. Buna göre, mevzuata aykırı atamaları yapılan bütün personelin atama onay belgelerinin temin edilmesi ve atama teklifine olur veren Belediye Başkanının imzası dışında, atama tekliflerinde imzası bulunan kamu personelinin de tespit edilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluklarının kaldırılmasını ve mevzuata aykırı atamaları yapan Belediye Başkanı ile birlikte atama onay belgelerinde atama teklifinde bulunan kamu personelinin de tespit edilerek sorumluluğa dâhil edilmesini teminen yeniden hüküm tesisi için dosyanın ilgili DAİRESİNE TEVDİİNE, oy çokluğuyla,

Farklı gerekçe

Üye ...’nın farklı gerekçesi:

Çoğunluk kararına katılmakla birlikte, ... ... Belediyesinin 2004 yılından önce görevde bulunan Belediye Başkanının sorumluluğa dâhil edilmemesi gerekmektedir.

Üye ...’ın farklı gerekçesi:

Çoğunluk kararına katılmakla birlikte, atama onay belgelerindeki atama teklifinde bulunan kamu personeli sorumluluğa dâhil edilmeyip sadece atama teklifine olur veren atamaya yetkili amir olan Belediye Başkanının tek başına sorumlu tutulması gerekmektedir.

Üye N...’nun farklı gerekçesi:

Esas itibarı ile çoğunluk kararına katılmakla birlikte, sorumluluk yönünden;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 32. ve 33. maddeleri, İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10., 11. ve 12. maddeleri ve 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararı gereğince ödeme emri belgelerini imzalamak suretiyle ödemeyi gerçekleştiren Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Ayrıca 1580 sayılı mülga Belediye Kanunun 96. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunun 38. ve 49. maddeleri gereğince Belediye Başkanının belediye personelini atama görev ve yetkisi bulunup mevzuata aykırı olarak sınav şartını sağlamadan görevde yükselme suretiyle asaleten atama yapan Belediye Başkanı ile birlikte atama teklifinde bulunan kamu personeli de kamu zararının oluşması sürecine dâhil olduğundan bu personelin de sorumlu tutulması gerekliliği açıktır. Ancak, ... ... Belediyesinin 2004 yılından önce görevde bulunan Belediye Başkanının sorumluluğa dâhil edilmemesi gerekmektedir.

Bu itibarla, İlam hükmündeki gibi Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğuna hükmedilmesi ve yine İlam hükmündeki gibi 2004 yılından önce görevde bulunan Belediye Başkanının sorumluluğuna hükmedilmemesi gerekmekle birlikte mevzuata aykırı atamaları yapan Belediye Başkanı ile birlikte atama onay belgelerinde atama teklifinde bulunan kamu personelinin de sorumluluğa dâhil edilmesi icap ettiğinden ilam hükmünün bu gerekçeyle bozulması gerekir.

Karşı oy gerekçesi

Üye ... ve ...’ın karşı oy gerekçesi:

04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde, hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak, mahalli idarelerde görev yapan Devlet memurlarının görevde yükselme ve unvan değişikliklerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” denilmektedir.

Aynı Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin ilk fıkrasında ise; “Bu Yönetmelik, il özel idareleri, belediyeler ve bu idarelerin bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese, işletme ve bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapan personelden, görevde yükselme suretiyle atanacaklar ile en az ortaöğretim düzeyinde mesleki ve teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara, unvan değişikliği suretiyle atanacakları kapsar.” hükmü bulunmaktadır.

Yönetmelikte geçen, Görevde yükselme, Görevde yükselme eğitimi ve Görevde yükselme sınavı kavramlarına ilişkin tanımlar ise yine aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin e, f ve g bentlerinde; “e) Görevde yükselme: Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan üst görevlere, aynı veya başka hizmet sınıflarından yapılacak atamaları, f) Görevde yükselme eğitimi: Görevde yükselmeye ilişkin olarak Bakanlık veya Bakanlığın izin verdiği kurum tarafından verilecek eğitimi, g) Görevde yükselme sınavı: Görevde yükselme eğitimini tamamlayanların tabi tutulacağı yazılı sınavı” şeklinde yapılmıştır.

Yönetmeliğin “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5. maddesinde görevde yükselmeye tabi kadrolar sayılmış ve Müdür kadrosunun görevde yükselme eğitimi ve görevde yükselme sınavına tabi kadrolar arasında yer aldığı belirtilmiştir.

Yönetmeliğin “Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 6. maddesinde; Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlardan birinin de; “Görevde yükselme eğitimini tamamlayarak, sınavında başarılı olmak.” olduğu belirtilmiştir.

Yönetmeliğin 7. maddesinde ise, görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar belirlenmiş olup, Müdür kadrosuna atanabilmek için şu şartlar sıralanmıştır;

“a) Müdür kadrosuna atanabilmek için;

  1. 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (b) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

  2. Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

  3. Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,

  4. Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere yapılacak atamalar dışında, diğer müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle üç yılı uzman, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru ve muhasebeci kadrosunda olmak kaydıyla en az on yıl hizmeti bulunmak,”

“Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in yukarıda belirtilen maddelerindeki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 5. maddede sayılan “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” içerisinde yer alan Müdürlük kadrosuna “görevde yükselme” suretiyle atanabilmek için görevde yükselme eğitimine katılınması ve eğitimini tamamlayanların da yapılacak görevde yükselme sınavına katılarak bu sınavda başarılı olmaları gerekmektedir. Müdürlük kadrolarına atanabilmek için eğitim şartı ise, fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmaktır.

Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “İstisnai memurluklar” başlıklı 59. maddesinin ilk fıkrasında istisnai memurluklar sayılmış, Özel Kalem Müdürlüğü de bu memurluklar arasında belirtilmiştir. Ancak maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada sayılan memurların bulundukları kadroların, emeklilik aylığının hesabında ve diğer memurluklara naklen atanmalarında herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmayacağı hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla, Özel Kalem Müdürlüğüne atanmış olma herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gibi başka bir müdürlüğe atanmanın bir basamağı da değildir.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, Belediyede görev yapan personelin, Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atandığı, akabinde ise, Belediyedeki başka bir Müdürlük kadrosuna görevde yükselme suretiyle asaleten atandığı anlaşılmıştır. İlgili kişinin Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanabilmesi için, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 59, 60 ve 61. maddesinde yer alan “İstisnai memurluklar” ile ilgili düzenlemelere göre, sınava girmesine ve eğitim şartını yerine getirmesine gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla, fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmayan personelin Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna yapılan atamasında mevzuat açısından bir engel bulunmamaktadır. Diğer taraftan, ilgili kişinin Müdürlük kadrosuna atanması ise mümkün değildir. İlgilinin Müdürlük kadrosuna atanabilmesi, hem eğitim şartını sağlamasına hem de görevde yükselme süreçlerini başarıyla tamamlamasına bağlıdır. Ancak, belirtildiği üzere, söz konusu personel lise mezunu olup, görevde yükselme sınavına da girmemiştir. Dolayısıyla, Müdürlük kadrosuna yapılan bu atamanın mevzuata aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu personele, mevzuata aykırı olarak atandığı kadro olan Müdürlük kadrosu ile Özel Kalem Müdürlüğü kadrosunda kendisine ödenen maaşlar arasındaki fark tutarı toplamı kadar (Özel Hizmet Tazminatı, Ek Ödeme ve Yan Ödeme fark ödemeleri toplamı) fazla ödemede bulunulmuştur.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde, Kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmış ve “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hususu da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında sayılmıştır. Bu durumda, söz konusu personele yapılan mevzuata aykırı atamadan kaynaklanan fazla ödeme, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” halidir. Dolayısıyla, yapılan bu fazla ödeme ile kamu zararına yol açılmıştır.

Sorumlular, yapılan ödeme sonunda kamu zararına yol açılmadığını belirtikleri savunmalarında; her ne kadar, ismi belirtilen kişiye atandığı kadroya göre yapılan maaş ödemesinin mevzuata uygun olarak yapıldığını ve kişinin atandığı kadronun görevlerini fiilen yaptığını, bu nedenle kamu zararı olduğu iddia edilen tutarların kamu zararı değil fiilen yapılan görevin karşılığı olduğunu, bu kişinin atandığı kadroya 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine istinaden vekâleten atanmış olması halinde, asılda aranan şartları taşıdığından ve bu görevi fiilen yürüttüğünden dolayı kamu zararı olarak iddia edilen tutarları zaten alacağının ortada olduğunu,

Bu ödemelerin kamu zararı olduğu kabul edilecek olsa dahi, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararının göz önünde bulundurulması gerektiğini,

Yönetmeliğin bazı maddeleri ile ilgili Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden ... Valiliğince Eğitim ve Sınavın ikinci bir duyuruya kadar yapılamayacağına dair Belediyeye yazı geldiğini ve yasal boşluk esnasında bu kadrolara atamalar yapıldığını, atamaların 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 76. maddesi ve 5393 Sayılı Belediye Kanununun, Belediye Başkanının görev ve yetkileri başlıklı 38. maddesinin j fıkrası hükümleri gereği, Belediye Başkanı tarafından yapıldığını, yeni Yönetmeliğin ise 04 Temmuz 2009 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, bu tarihten sonra atama yapılmadığını ve eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını ifade etmiş olsalar da, yapılan bu savunmaya katılmak mümkün görünmemektedir.

Şöyle ki, öncelikle yazılan sorguda, söz konusu kişiye atandığı kadronun maaşının hatalı ödendiğine ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Ancak, kişinin atandığı kadronun görevlerini fiilen yapmış olması yapılan ödemenin kamu zararı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Belirtildiği üzere, söz konusu ödeme ile “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” durumu gerçekleşmiştir. Bu durumda, 5018 sayılı Kanunun 71. maddesine göre kamu zararına neden olunduğu açık bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan, yapılan işlemin vekâleten görevlendirme olmaması sebebiyle, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine dayalı olarak yapılan savunmanın incelenen konu ile ilgisi bulunmamaktadır. Vekâleten yapılan görevlendirmelerde, aylıksız vekâletin asıl olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir.

Yine savunmada, bazı Yargıtay ve Danıştay Kararlarından ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararından söz edilmekte ise de, söz konusu Kararların mevcudiyeti Sayıştayın tazmin hükmüne engel teşkil etmemektedir. Ayrıca Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararında, sorgu konusu hususu destekler mahiyette unsurlar da bulunmaktadır. Çünkü Kararda, açık hata durumunda kamu zararı olan meblağın ilgilisinden her zaman geri alınabileceği net bir şekilde ifade edilmiştir. Mevzuatında sınav veya eğitim şartı getirilmiş bir kadroya, gerekli şartları sağlamadığı halde bir memurun atanmış olması da, Kararda belirtilmiş olan açık hataya örnek teşkil etmektedir.

Ayrıca, Sorumlular Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden eğitim ve sınavın yapılmadığı dönemde söz konusu atamaların yapıldığını ve yeni Yönetmeliğin yayımlandığı 04 Temmuz 2009 tarihinden sonra eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını belirtmiş olsalar da, Belediyeler 05.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in yürürlüğe girdiği 04.07.2009 tarihine kadar, 04.07.2009 tarihinden sonra da “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine uyarak personel ataması yapmak zorundadırlar. Şayet yürütmeyi durdurma kararı sebebiyle Yönetmelik hükümleri uygulanamıyorsa, İdarenin kendiliğinden ortaya çıkardığı bir personel atama usulünü uygulaması mümkün değildir.

Sorumlu Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri sorumluluğa ilişkin savunmalarında ise; söz konusu Yönetmelik kapsamında yapılması gereken atamaların, gerek 1580 sayılı mülga Belediye Kanununun “Belediye memurlarının tayini” başlıklı 96., gerekse 03.07.2005 tarihli Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanununun 38. ve 49. maddelerindeki hükümler gereğince, üst yönetici konumundaki belediye başkanı tarafından yapıldığını, birim müdürlerinin ya da harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin bu yapılan atamaların Yönetmeliğe uygun olup olmadığını bilmelerinin mümkün olmadığını,

Yönetmeliğe aykırı yapıldığı belirtilen atamada, kendilerinin gerçek dışı beyanı veya hilesinin bulunmadığını,

Yetkileri dâhilinde olmadığı aşikâr olan bir konunun (personel ataması) şahıslarıyla irtibatlandırılmasının hukuken mümkün olmadığını, Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı ve 14.06.2007 tarihli Kararında belirtildiği üzere, “Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır” unsurunun tahakkuk etmediğini, bu itibarla söz konusu atama ile kamu zararına neden olunmuş olsa dahi, şahıslarının mali sorumluluğunun oluşmayacağını,

Dolayısıyla, Yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan atamalar nedeni ile oluştuğu iddia edilen kamu zararından, atama yetkilisi olmamaları, yapılan atamalara ve görevlendirmelere müdahil olma görev ve yetkilerinin bulunmaması nedeni ile sorumluluklarının olmadığını,

İfade etmişlerdir.

Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilileri tarafından yapılan bu savunma, bu kişilerin kamu zararındaki sorumluluklarını kaldırır mahiyette değildir. Şöyle ki;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 32 ve 33. maddelerinde;

“Harcama talimatı ve sorumluluk

Madde 32- Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.

Giderin gerçekleştirilmesi

Madde 33- Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

(Ek üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” düzenlemeleri bulunmaktadır.

İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların;

  1. maddesinde; “Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.

…..

Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. ….”,

  1. maddesinin son fıkrasında da; “Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.”,

  2. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise; “Harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılır. Süreç kontrolünde, her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanır ve uygulanır. Malî işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol ederler. Süreç kontrolünü sağlamak amacıyla malî işlemlerin süreç akış şeması hazırlanır ve üst yöneticinin onayı ile yürürlüğe konulur.

Harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirir. Ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön malî kontrol yaparlar. Bu gerçekleştirme görevlileri tarafından yapılan kontrol sonucunda, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşülerek imzalanır.”,

Denilmektedir.

14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı “5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararı” nın “Sorumlular” başlıklı 3. bölümünde;

“3- Harcama Yetkilileri

a) Harcama Yetkililerinin Genel Sorumluluğu

… …

Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına,

  1. Gerçekleştirme Görevlileri

a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu

… …

Yapılan bu açıklamalara göre, aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine,………” karar verildiği belirtilmiştir.

Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; harcama yetkililerinin, gerçekleştirme görevlileri ile birlikte harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Üst Yönetici ... tarafından, 28.03.2004 tarihinde Belediye Başkanlığına seçildiği tarihten sonra kendisi tarafından Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna ve Belediyedeki başka bir Müdürlük kadrosuna görevde yükselme suretiyle atanmış olan personelin her iki atamasında ve yine kendisi tarafından yapılmış olan diğer atamalarda, sorumluluğunun Belediye Meclisine karşı olması ve bu atamalardan Belediye Meclisinin bilgisinin de bulunması sebebiyle kendisine kamu zararı sorumluluğu yüklenmemesi gerektiği ifade edilmiş ise de; savunmalarda da belirtildiği üzere, belediyelerdeki atama işlemleri, 1580 sayılı mülga Belediye Kanununun “Belediye memurlarının tayini” başlıklı 96. ve 03.07.2005 tarihli Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlüğe giren 5393 Belediye Kanununun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38. ve “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49. maddelerindeki hükümler gereğince, üst yönetici konumundaki belediye başkanı tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla, söz konusu atamayı gerçekleştiren Üst Yönetici ... ’ın, Belediye Meclisine karşı olan sorumluluğunun, mevzuata aykırı olarak yapılmış bu atamadan kaynaklanan kamu zararı sorumluluğunu ortadan kaldırdığını düşünmek mümkün görünmemektedir.

Dolayısıyla, sorumluluk, Müdürlük kadrosuna mevzuata aykırı atama işlemini gerçekleştiren Üst Yönetici ile ödeme emri belgelerini imzalamak suretiyle ödemeyi gerçekleştiren Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerine aittir.

Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 276 sayılı İlamın 8. maddesiyle verilen tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim