Sayıştay 5. Dairesi 41006 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
41006
18 Ekim 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2012
-
Daire: 5
-
Dosya No: 41006
-
Tutanak No: 43503
-
Tutanak Tarihi: 18.10.2017
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
KONU: Usulsüz atama.
- 411 sayılı İlamın 4. maddesiyle; ... Belediyesinde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapan ... ’ın, Mülga “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler İle Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik”te öngörülen sınav şartını sağlamadığı halde, 13.09.2005 tarihinden itibaren Şef kadrosuna görevde yükselme suretiyle asaleten atandığı ve bu usulsüz atama sebebiyle kendisine yapılan, atandığı kadro ile eski kadrosu arasındaki fark maaş ödemeleri (Özel Hizmet Tazminatı, Ek Ödeme ve Yan Ödeme fark ödemeleri) dolayısıyla … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam maddesi ile ilgili olarak Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin 41191 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ... , birinci temyiz dilekçesinde özetle;
Sayıştay 5. Dairesi Mahkeme Heyetine savunma veren diğer harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi ile birlikte ortak nitelikte savunma verdiğinin yazılı olduğunu, diğer harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin vermiş oldukları savunmalar ile kendisinin vermiş olduğu savunmanın bazı hususlarının benzer olabileceğini, ama hiçbir şekilde onların savunmaları ile kendisinin savunmasının ortak nitelikte olmadığını, kendi savunmasında "Belediye Başkanının müdür ve memur atamalarında yönetmenliğe aykırı atama yaptığını bilsem dahi atamalara müdahale etme, bu atamalara uygun değil deme hak ve yetkim olmadığı" yorumunun bulunmadığını, aksine, savunmasında genel olarak 5393 sayılı Belediye Kanunun 38. ve 49. maddeleri gereğince üst yönetici durumunda olan Belediye Başkanı tarafından müdür ve memur atamalarının yapıldığını ve yapılan bu atamaların yönetmeliğe uygun olup olamayacağını bilemeyeceğini, Belediye Başkanının üst amir olması sebebi ile Belediye Başkanını sorgulama hakkının olmadığını anlatmaya çalıştığını, Yasal olarak da Belediye Başkanını 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna göre kendisinden üst konumda olan müfettiş, kaymakam, vali veya Sayıştay gibi ilgili kurumların sorgulayıp denetleyebileceğini, ancak sorguya söz konusu olan ve Belediye Başkanı tarafından yapılan memur ve müdür atamalarının yönetmeliğe aykırı olduğunu bilseydi; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Devlet Memurlarının Görev ve Sorumlulukları başlıklı 11. maddesi gereği yasal itirazlarını yapacağını,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ilgili maddelerindeki düzenlemeleri,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili maddelerindeki düzenlemeleri,
05.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren mülga İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliğin ilgili maddelerindeki düzenlemeleri,
Mülga 1580 sayılı Kanunun "Belediye memurlarının tayini" başlığını taşıyan 96. Maddesindeki düzenlemeyi,
5393 sayılı Kanunun 38. maddesinin (j) bendinde de belediye personelini atamanın belediye başkanının görev ve yetkileri arasında olduğunun; 49. maddesinde norm kadro ilke ve standartlarının İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirleneceğinin, Belediyenin ve bağlı kuruluşlarının norm kadrolarının bu ilke ve standartlar çerçevesinde belediye meclisi kararıyla belirleneceğinin; Belediye personelinin belediye başkanı tarafından atanacağının, birim müdürlüğü ve üstü yönetici kadrolarına yapılan atamaların ilk toplantıda belediye meclisinin bilgisine sunulacağının düzenlendiğini,
657 sayılı Kanunun "Kişisel sorumluluk ve zarar" başlığını taşıyan 12. maddesinde Devlet memurlarının görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorunda olduklarının; Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesinin esas olduğunun, zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümlerin uygulanacağının, ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararların kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödeneceğinin düzenlendiğini,
6085 sayılı Kanunun 5, 6, 7, 53. maddelerinde nelerin düzenlendiğini,
5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde neyin düzenlendiğini,
Maliye Bakanlığınım 03.02.2006 tarih ve 1419 sayılı yazısı üzerine, 5018 sayılı Kanunun 71. maddesi uyarınca Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe konulması Bakanlar Kurulunca 27/9/2006 tarihinde kararlaştırılmış olduğunu, anılan yönetmeliğin 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini,
Yönetmeliğin 5, 6, 7, 10. maddelerindeki düzenlemeleri,
Sayıştay ilamlarının tebliğ edileceği kurum ve görevlilerin, 6085 sayılı Kanunun 52. maddesinde sayıldığını,
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, 1973/14 sayılı kararıyla idarenin yokluk, açık hata memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğinin, belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının ise ancak hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere idari dava açma süresi içinde mümkün olduğunun, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağının hükme bağlandığını,
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 1972/6 E, 1973/2 K ve 27.01.1973 tarihli kararında da "Kamu hukukunun bir bölümü olan idare hukuku, ( Devletin özel kişiler gibi hareket ettiği durumlar hariç) devlet ile kişilerin ilişkilerine ait kurallar topluluğunun olup, özel hukuk ise, eşit hak ve menfaatlere sahip kişiler arasındaki hukuki ilişkilere ait kurallardan ibarettir. Bu durumun tabii bir sonucu olarak, idare hukuku ilişkin ve anlaşmazlıklarına, idare hukuku kuralları, özel hukuk ilişki ve anlaşmazlıklarına ise özel hukuk kurallarının uygulanması gereklidir. (...) Bir idari tasarruf iradi veya gayri iradi sebeplerle sona erebilir. İradi olarak sona erme halleri kazai yoldan iptal, tasarrufun idare tarafından geri alınması, tasarrufun kaldırılması veya düzeltilmesi şeklinde özetlenebilir, Kazai yoldan iptal ile geri alma, genel hataları ile birbirine benzeyip geriye yürürler yani (makable şamil) olurlar. Tasarrufun kaldırılması ve düzeltilmesi ise, kaldırma ve düzeltme tarihlerinden itibaren hüküm ifade ederler, geriye yürüme tesirleri yoktur (Bu konuda bakınız, Tan Turgut, İdari İşlemin Geri alınması 1070, Sh. 2-12) İçtihat konusu uyuşmazlıkta, özellikle memurların intibaklarında, yapılan yanlış işlemin (intibakın) düzeltilmesi söz konusu imiş gibi görünmekte ise de, burada yanlış tasarruf geri alınmış ve ayrıca, hukuka uygun yeni bir işlem (intibak) yapılmış bulunmaktadır, Nitekim, idarenin geçmişte ödenen maaş farklarını geri istemek için davalar açmış olması da, idarenin amacının, bir geri alma tasarrufunda bulunmak olduğunu göstermektedir.(...) Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi, yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriye yürü şekilde geri almak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusu ilerisi için değiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerektir, Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğinde olacağından, yanlış işleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geri istenmesi mümkün olmayacaktır.” tespitlerine yer verildiğini, yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi de sebebiyet vermemiş olmak kaydıyla, idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak İptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa dava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına ve bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerektiğine karar verildiğini,
Öte yandan 657 sayılı Kanunun 68, 86, 174 ve 175. maddeleri, 17.5.1987 gün ve 19453 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği ile 05.05.2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2006/10344 sayılı "Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar”ın "Vekâlet" başlığını taşıyan 9. maddesi karşısında kurum ve kuruluşlarındaki boş kadrolara ya da memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma veyahut herhangi bir nedenle işlerinden ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurum memurlarından vekâleten atama yapılabileceğini; vekâleten atamanın aynı yerdeki bir göreve olabileceği gibi, başka yerdeki bir göreve ilişkin de olabileceğini, bu biçimde yapılan bir atamanın vekâleten atama olarak kabul edilebilmesi için vekâleten atanacak kişinin, sözkonusu kadroya asli olarak atanabilecek kişide aranan tüm şartları taşıması ve vekâleten atamanın sözkonusu kadroya asaleten atama yapma yetkisine sahip makam tarafından yapılmış olması gerektiği açık olduğunu; vekâlet ettirilen personel, asilde aranan şartlara haiz değilse vekâlet edilen kadro için öngörülen zam ve tazminatların kendisine ödenmesi hukuken mümkün olmadığına göre ilgililerin talebi doğrultusunda vekalet ücretinden yararlandırılması gerekirken sözkonusu haktan yoksun bırakılmasında hukuka uyarlık bulunmadığını; ilgilisi asilde aranan koşullara sahip olmasa dahi Anayasanın angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca, fiilen yürüttüğü vekâlet görevinden dolayı vekâlet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak kendisine ödenmesinin gerektiğini,
Konuya İlişkin olarak Danıştay 11. Dairesinin 2001/481 E, 2003/5610 K sayılı kararına göre "657 sayılı D. Memurları Kanununun 86. maddesinde, vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları düzenlenmiş, 174. maddesinde, vekalet aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş, 175. maddesine 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen ikinci fıkrasında ise, vekalet aylığı ödenebilmesi için vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. Bu hükümler karşısında asilde aranan şartları taşımayan bir kişinin vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekâlet aylığı ödenemeyeceği açık olmakla birlikte, anayasanın angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca, davacının fiilen yürüttüğü vekâlet görevinden dolayı vekâlet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerekir.” dendiğini,
İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin (Dördüncü Kurul) 2015/3219 E, 2015/4125 K ve 10.03.2015 tarihli kararında da gerek 657 sayılı Yasada, gerekse 666 sayılı KHK ile getirilen düzenlemelerde, bir kadroya vekalet ettirilenlere, vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşımasının temel kural olduğunun, bu temel kuralın yanında, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86. maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olmasının, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesinin de diğer unsurlar olduğunun; dosya kapsamına göre asli ve süreklilik arz eden bir kamu görevi olan yazı isleri müdürlüğünün, tedviren görevlendirme yoluyla yürütülmeye çalışıldığının anlaşıldığının; bu bağlamda davacının asilde aranan şartları taşıdığının, yetkilendirdiği müdürlük görevinin kadrosunun bulunmamasının, üstlendiği sorumluluğu değiştirmediğinin, yapılan görev açısından, zabıt katibi olup, kadroya bağlı vekalet görevi yapanlarla, davacı arasında hiç bir fark bulunmadığının, davacının fiilen yürüttüğü görev ve üstlendiği sorumluluk karşılığında mevzuat hükümlerine göre, vekalet aylığı adı altında bir ödeme yapılması mümkün olmasa bile bu aylığa eşdeğer bir ödeme yapılmasının hukuka ve hukuk devleti ilkelerine uygun düşeceği sonucuna varıldığından, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediğinin altı çizildiğini,
Sorgu konusuna ilişkin evrak, belge ve delillerden adı geçen hakkında fark maaş ödemeleri (özel hizmet tazminatı, ek ödeme ve yan ödeme fark ödemeleri) dolayısıyla kamu zararına neden olunduğu belirtilmiş ise de adı geçenin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde atamasının yapılmış olduğunun; söz konusu atama işlemi hususunda görev ve yetkinin Belediye Başkanında bulunduğunun; adı geçene atandığı kadro uyarınca yapılan ödemenin de mevzuata uygun olarak yapıldığının, adı geçenin asilde aran şartları haiz olduğunun dikkate alındığında söz konusu göreve vekaleten atanmış olması halinde de kendisine kamu zararı olduğu iddia edilen tutarın ödenmesinin gerektiğinin; görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında bulunmayan bir görevin yapılmasından veyahut yapılmamasından kamu görevlilerinin sorumlu tutulamayacağının ve Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında illiyetin olması gerektiğinin açıkça görülüp anlaşıldığını,
Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında illiyet olması görüşüne örnek olacak; Sayıştay 5. Dairesinin 14.12.2013 tarih ve 32 nolu kararı (EK-1) ile bu kararın temyizi olan Sayıştay Temyiz Kurulu'nun 15.02.2015 tarih ve 41203 tutanak nolu kararının ekte olduğunu,
Ayrıca denetçi tarafından mevzuata aykırı atamaları yapıldığı tespit edilen ... , ... , ... ile ... 'ın atamalarının Belediye Başkanı ... tarafından yapıldığını, özellikle ... 'ın atamasının; … tarafından mevzuata aykırı olduğu bilindiği halde yapıldığını, şöyle ki; ... Belediyesi personeli ... ekteki dilekçe ile 01.11.2010 tarihinde ünvan değişikliği isteğinde bulunduğunu, ... tarafından yapılan unvan değişikliği isteğinin; İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliğime aykırı olduğu sebebiyle 24.11.2010 tarihli yazı ile Belediye Başkanı tarafından uygun bulunmadığını, fakat ... 'in isteğinin ret edilmesinden 10 ay sonra ... 'ın Mali Hizmetler Müdürlüğüne atamasının yapıldığını, ... adlı personelin isteğinin reddinin ... 'ın Mali Hizmetler Müdürlüğüne atanması öncesi, Belediye Başkanı … 'ın memurların görevde yükselmesiyle ilgili yönetmelikten bilgisinin olduğunu gösterdiğini, Belediye Başkanının bilerek mevzuata aykırı atamalar yaptığını,
Neticede, Belediye Başkanının memur atamaları mevzuatını doğru bilme ve doğru atama yapma sorumluluğu olduğunu, Belediyelerde atamaların Belediye Başkanı tarafından yapıldığını, atama yazıları sahte belgede olmadığını, Harcama yetkililerinin ise; ... Belediye Başkanı tarafından yapılan atama yazılarına istinaden, maaş ödeme emir belgelerini yasa ve yönetmenlikler gereği hazırlatmak zorunda olduğunu, ilgili ilam için vermiş olduğu savunmalarda ifade ettiği sebeplerden dolayı mevzuata aykırı atamaları bilmenin de imkansız olduğunu, söz konusu mevzuata aykırı yapılan atamaları bilme imkanı olmadığı için; ... dahil, adı geçen personellere hazırlanan maaş ödeme emri belgelerinde oluşan kamu zararından sorumlu olmasının mümkün olmadığını belirterek yer verilen mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamı karşısında; 25.03.2016 tarih ve 118 nolu ilamın temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
41191 sayılı dosyada (Harcama Yetkilisi ... ) yer alan Başsavcılığın birinci mütalaasında;
“Daire kararının bazı maddelerinde tazmin, bazı maddelerinde ise hüküm dışı kararı verildiği ve sorumlunun temyiz talebinin de adına tazmin kararı verilen maddelerdeki sorumluluğa ilişkin olduğu, ilam hükmüne konu hususun ise, bazı belediye personelinin eğitim ve sınav şartlarını sağlamadıkları halde değişik kadrolara mevzuata aykırı olarak atanması ve atama işlemini gerçekleştiren Üst Yönetici ile birlikte Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilisinin bu atama dolaysıyla oluşan kamu zararından sorumlu tutularak oluşan kamu zararının işleyecek faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen ödettirilmesi olduğu, anlaşılmaktadır.
Temyiz dilekçesinde Özetle, mevzuata aykırı atamasının yapıldığı belirtilen atamaların belediye başkanı tarafından (üst yönetici) tarafından yapıldığı, yapılan atamaların birim amirleri ya da harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin bu atamaların mevzuata uygun atanıp atanmadıklarını bilme imkanlarının bulunmadığını, bilmiş olsalar dahi bu atamalara itiraz etme haklarının bulunmadığı belirtilerek, verilen tazmin kararının bozulması talep edilmektedir.
Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanununun 32 ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanunun “harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”
“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 32 nci maddesinde de; “Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükmü yer almaktadır.
Konuyla İlgili olarak Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
Yine, Kararın harcama yetkililerinin sorumluluğu başlıklı 111-3 Kısmında
“Bu hükümler karşısında, bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm İşlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maliyetindekileri ve onların eylem ve işlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştay’a karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe İlke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına, ...” denilmektedir.
Sayıştay Genel Kurul Kararına göre harcama yetkilileri harcamaların mevzuata uygunluğundan sorumludurlar. Bu sorumluluğun tayini harcama yetkilisinin ödeme emri belgesi ve eki belgeler çerçevesinde belirleneceği muhakkaktır. Harcama yetkilileri personel maaşlarının mevzuata uygun olup olmadıklarını ödeme emri belgesi ve eki belgeleri inceleyerek karar vereceklerdir.
5018 sayılı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Maliye bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar’ın 10 uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,
12 nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları,
belirtilmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin İlgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerekmektedir.
Mahallî İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin “Aylıklar” başlıklı 8 inci maddesinde; “Aylık ve aylıkla birlikte ödenen hakedişler için Aylık Bordrosu (Örnek: 9) ve Personel Bildirimi (örnek: 10) ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine aşağıda belirtilen belgeler eklenir,
a) İlk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısı,
b) Naklen atamalarda, atama onayı, işe başlama yazısı ve Personel Nakil Bildirimi (Örnek: 11),
c) Terfilerde, terfi onayı (Otomatik olarak yapılan kademe ilerlemelerinde terfi onayı aranmaz.),
………. ” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü gibi, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, personel maaş ödemelerinin gerçekleştirilmesi sırasında sadece ilk atamalarda atama onayı ve işe başlama yazısını arayacaklar ve bu onayın mevzuata uygun olup olmadığını kontrol edeceklerdir. Daha sonraki maaş ödemelerinde atama onayı eklenmemektedir. Dolaysıyla, daha sonraki aylarda yapılan maaş ödemesine atama onayı bağlanmayacağı için harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri yapılan atamanın mevzuata uygun olup olmadığını kontrol etmek gibi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Mevzuata aykırı atama dolaysıyla oluşan kamu zararından atamaya yetkili birim amiri (üst yönetici) ile ilk ödeme ve devam eden Ödemelerde harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi olan kişilerin sorumlu olacağı değerlendirilmektedir.
İlama konu kamu zararında sorumlu olarak tespit edilen harcama yetkilisinin ilk atama sırasında harcama yetkilisi olup olmadığı belli olmadığından, sorumluluğa dahil edilebilmesi için bu tespitin yapılması gerekmektedir.
Bu itibarla, konunun sorumluluk yönüyle yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın Dairesine gönderilmesi uygun olur.”
denilmiştir.
İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... ikinci temyiz dilekçesinde özetle;
5018 sayılı Kanuna göre Gelir Müdürlüğü ve Mali Hizmetler Müdürlüğünün 01.01.2006 tarihinden itibaren 2014 yılına kadar harcama yetkilisi olarak görev yaptığını (dilekçe eki 1), harcama yetkilisi olarak görevlendirildiği 01.01.2006 tarihi esas olmak üzere;
A- Sayıştay Başsavcılığın yazısına göre; harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri tarafından memur personelin ilk atama ve ilk maaş ödeme emri belgelerinde, mevzuata uygun atama yazısı ve işe başlama yazısını aramaları istendiğini, 2011 yılı içinde ilk atama yazısı olan ... ’ın (dilekçe eki 2) ilk maaş ödeme emri belgesinin Denetçi ... tarafından denetlendiğini ve mevzuata aykırı herhangi bir şey tespit edilmediğini, Denetçi ... tarafından mevzuata uygun görülen ilk maaş ödeme emri belgesinden dolayı ... 'ın tüm maaş ödemelerinden herhangi bir sorumluluğunun olmaması gerektiğini,
B- Sayıştay Başsavcılığın ilk atama ve ilk maaş ödeme emri belgesi sonrası hazırlanan maaş ödeme emri belgelerinde atama ve işe başlama yazısı aranmaz görüşüne göre; EKLER de atama yazıları olan … (dilekçe eki 3), … (dilekçe eki 4), … (dilekçe eki 5) ve ... ın (dilekçe eki 6) ilk atamaları ve ilk maaş ödemeleri; harcama yetkilisi olarak atandığı 01.01.2006 tarihinden önce yapıldığı için bu personelin tüm maaş ödemelerinde herhangi bir sorumluluğunun olmaması gerektiğini,
C- ... (dilekçe eki 8) ve ... ’in (dilekçe eki 9) 2007 yılı içerisinde Şef olarak atamalarının yapıldığını, bu personellere ait 2010-2014 yılları arasındaki maaş ödeme emri belgelerinin Denetçi ... tarafından denetiminin yapıldığını, denetimi yapılan maaş emri ödeme belgelerinin; Mahalli İdareler Harcama Yönetmeliğine uygun olup olmadığını tespit etmek için, ... ve ... 'in 2007 yılındaki ilk maaş ödeme emri belgelerinin kontrol edilmesi gerektiğini, 2008 yılında ... Belediyesi Genel İş ve Yürütümü Mülkiye Başmüfettişi ... tarafından denetlendiğini ve 01.08.2008 ve 17/16 sayılı teftiş raporu düzenlendiğini, bu denetimde 2007 yılı maaş ödeme emri belgelerinin de kontrol edildiğini, ayrıca, Sayıştay Başkanlığınca her yıl tüm yapılan genel denetim için görevlendirilen müfettiş personel tarafından, ... Belediyesinin 2007 yılına ait tüm maaş ödeme emri belgelerinin denetlendiğini, Mülkiye Başmüfettişi ... ile Sayıştay Başkanlığı müfettiş personelince ve Denetçi ... tarafından yapılan denetimlerde; ... ve ... ’in 2007 yılına ait ilk maaş ödeme emri belgelerinin denetlendiğini ve Mahalli İdareler Harcama Yönetmeliğine ve diğer mevzuata aykırı herhangi bir şey tespit edilmediğini, mevzuata uygun görülen ilk maaş ödeme emri belgelerinden dolayı ... ve ... 'in tüm maaş ödemelerinden herhangi bir sorumluluğunun olmaması gerektiğini,
Sonuç olarak; tüm maaş ödeme emri belgelerinde mali hesaplamalar açısından ve Mahalli İdareler Belgeleri Yönetmeliğince maaş ödeme emri belgelerine eklenmesi istenilen belgeler ile diğer mevzuat açısından herhangi bir eksiklik tespit edilmediğini, sadece atama mevzuatına aykırı atamalar olduğunun tespit edildiğini ve bu durumda sorgulama konusu olduğunu,
Atama mevzuatına aykırı olduğu tespit edilen ve sorgulamaya konu olan memur ve müdür personelin atama işlemlerinde atamaya yetkili amir olmadığını ve atamaların mevzuata aykırı olduğunu bilmediğini, EKLER de fotokopileri olan atamaların mevzuata uygun olduğunu bilme imkanının bulunmadığını, çünkü, atamalar atamaya yetkili belediye başkanı tarafından, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre yapıldığını, özlük dosyalarının İnsan Kaynakları ve Personel Müdürlüğünde bulunduğunu, özlük dosyalarında yer alan personelin eğitim durumu, yüksekokul mezunu olup olmadıkları, görevde yükselme sınavına girip girmediklerine ait vb. diğer bilgi ve belgeler bulunduğunu, üstelik özlük dosyalarını görme yetki ve imkanının da bulunmadığını, belediye başkanının tüm atamaları özlük dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre yaptığını, daire müdürleri ve harcama yetkililerinin; memur ve müdür atamalarından başkanlık makamınca hazırlanan atama yazıları ile bilgi sahibi olduklarını, daire müdürü ve harcama yetkililerinin personel atamalarından bilgi sahibi olması için başkaca bir yol ve yöntemin bulunmadığını, atamaların, atama mevzuatına aykırı olduğunu bilmediğini, Yasanın amir hükümlerine göre harcama yetkilisi olarak, memur ve müdürlerin maaşlarını ödemek zorunda olduğunu ve personelin maaşlarını ödenmesini sağladığını,
Belediye Başkanının yapmış olduğu mevzuata aykırı memur personel atamaları ile harcama yetkilisi olarak hazırlanmasını sağladığı memur personelinin maaş ödeme belgeleri arasında; Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 ve 14.06.2007 tarihli kararında vurguladığı mevzuata aykırı karar, işlem ve eylem ile zarar arasında illiyet olması görüşüne uygun olarak bir sorumluğunun olmasının mümkün olmadığını belirtmiştir.
41191 sayılı dosyada (Harcama Yetkilisi ... ) yer alan Başsavcılığın ikinci mütalaasında;
“İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 21.07.2016 tarih ve 17483-29788 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”
denilmiştir.
İlam hükmüne ilişkin Gerçekleştirme Görevlisi ... ile Harcama Yetkilisi ... ’in birinci, ikinci temyiz dilekçesi ve buna ilişkin Başsavcılığın birinci, ikinci mütalaası, Üst Yönetici ... ’ın birinci, ikinci temyiz dilekçesi ve buna ilişkin Başsavcılığın birinci, ikinci mütalaası, duruşmaya katılanların ve Savcının sözlü açıklamaları işbu İlamın 2. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle;
411 sayılı İlamın 4. maddesi ile verilen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULARAK İLGİLİ DAİRESİNE TEVDİİNE, oy çokluğuyla, (İşbu İlamın 2. maddesinde belirtilen farklı gerekçeler ve karşı oy gerekçesi aynı kalmak üzere)
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00