Sayıştay 5. Dairesi 41005 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

41005

Karar Tarihi

18 Ekim 2017

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2011

  • Daire: 5

  • Dosya No: 41005

  • Tutanak No: 43525

  • Tutanak Tarihi: 18.10.2017

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

KONU: Usulsüz atama.

  1. 193 sayılı İlamın 2. maddesiyle; ... Belediyesinde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapan …’un, Mülga “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler İle Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” te öngörülen sınav şartını sağlamadığı halde, 20.08.2007 tarihinden itibaren Şef kadrosuna görevde yükselme suretiyle asaleten atandığı ve bu usulsüz atama sebebiyle kendisine yapılan, atandığı kadro ile eski kadrosu arasındaki fark maaş ödemeleri (Özel Hizmet Tazminatı, Ek Ödeme ve Yan Ödeme fark ödemeleri) dolayısıyla … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam maddesi ile ilgili olarak Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilisi sıfatlarıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin 41005 ve 41188 sayılı dosyaları kendi gündem sırasında görüşülen ..., ... birinci temyiz dilekçelerinde özetle;

  1. Adı geçen 16 adet personelin kadro görev değişikliği yazısı ile kadronun gerektirdiği sınav şartını gerçekleştirmediği halde görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına girmeden atamaları Belediye Başkanları ve Üst Yöneticiler olan ... ile ...’ın yaptığını, Gerçekleştirme Görevlisi olarak atamaların mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, yapılan atamaların emir niteliği taşıdığını, bu nedenle kamu zararının, tek başına, hukuka açıkça aykırı ve kamu zararının doğmasına sebep olan atama işlemini yapan Belediye Başkanı olduğunu (Üst Yönetici), bu kapsamda Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilisinin kasıt, kusur veya ihmallerinden söz edilmesinin de mümkün olmadığını, kamu zararının tek başına Üst Yöneticiye ödettirilmesi gerektiğini,

a- Görevde yükselme sınavına girmeden ataması yapılan personelin çalışmış olduğu dönemler de ... İlçesi Belediye Başkanlığı Genel İş ve Yürütümü, Mahalli İdareler Baş Kontrolörü … ile Kontrolör … tarafından denetlendiğini ve 31.08.2006 gün ve 33/26, 124/23 sayılı Denetim Raporu düzenlendiğini, denetim döneminde personel dosyalarının da incelendiğini, düzenlenen bu raporda atamaların görevde yükselmeye aykırı olduğu yönünde herhangi bir tespit bulunmadığını,

... Belediyesi Genel İş ve Yürütümü, Mülkiye Başmüfettişi ... tarafından teftiş edildiğini ve 01.08.2008 gün ve 17/61 sayılı Teftiş Raporu düzenlendiğini, denetim döneminde personel dosyalarının da incelendiğini, düzenlenen bu raporda atamaların görevde yükselmeye aykırı olduğu yönünde herhangi bir tespit bulunmadığını,

... Belediyesi Genel İş ve Yürütümü, Mülkiye Müfettişi … tarafından teftiş edildiğini ve 05.07.2011 gün ve 87/17 sayılı Teftiş Raporu düzenlendiğini, 01.08.2008-05.07.2011 tarihleri arasını kapsayan dönemin denetiminin yapıldığını ve denetim döneminde personel dosyalarının da incelendiğini, düzenlenen bu raporda atamaların görevde yükselmeye aykırı olduğu yönünde herhangi bir tespit bulunmadığını,

Belediye başkanlığı tarafından yapılan yazılı görevlendirilmelerin ilgili müdürlük tarafından kabul edilmemesinin söz konusu olmadığını, hatalı yapıldığının yapılan teftişlerde dahi tespit edilemeyen geçmiş tarihte yapılan atamanın görevde yükselme yönetmeliğine uygun olup olmadığı hususunun bilinmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenle harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin açık hatasından bahsedilmemesi gerektiğini,

b- Denetçi raporunun sonuç kısmında kamu zararlarının Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ... 'ya müştereken ve müteselsilen ödettirilmesinin uygun olacağının ifade edildiğini,

c- Sayıştay 5. Dairesi Yargılama Heyeti Üyesi ...' ın alınan kararla ilgili; kamu zararının, tek başına, hukuka açıkça aykırı ve kamu zararının doğmasına sebep olan atama işlemini yapan belediye başkanına ödettirilmesi gerekir yönünde görüş ifade ettiğini,

  1. “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun "Kamu Zararı" başlıklı 71. maddesinde, Kamu zararı; "Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır." şeklinde tanımlandığını ve "Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" hususunun da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında sayıldığını, bu durumda adı geçen 20 adet personele yapılan mevzuata aykırı atamadan kaynaklanan fazla ödemenin, "Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" hali olduğunu, dolayısıyla, yapılan bu fazla ödemeler ile tutarında kamu zararına yol açılmıştır.” denilmekte ise de;

a- Aynı maddede kamu zararının belirlenmesinde dikkate alınacak kıstaslar ayrıca sayıldığını, anılan bentlerde kamu zararı olarak nitelendirilecek olan ödemelerin kamu kurumlarınca piyasadan mal veya hizmet satın alınması, piyasaya iş yaptırılması ve transfer ödemelerinin usulünce yapılmamasından dolayı kamu kaynağında azalışa sebep veya idare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilinin mevzuata uygun yapılmamasından dolayı artışına engel olunması durumlarından bahsedildiğini, yine aynı fıkranın "g" bendinde; “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,” kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden biri olarak sayıldığını, Danıştay 2. Dairesinin 27.12.2010 tarih ve 2010/5111 no.lu kararında "Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekecektir..." "...İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerekmektedir." denildiğini,

Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kuralının, mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemelere hasreden bu karar göz önüne alındığında, mevzuatta öngörülsün veya öngörülmesin devlet memuruna yapılan fazla veya yersiz ödemelerin kamu zararı kapsamında değerlendirilemeyeceği söylenebileceğini,

Anılan kararda ayrıca "Kamu görevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığında, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde anılan Kanun öncesi hukuki durumun değişmediği ortaya çıkmaktadır.

Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında, tıpkı 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E: 1968/8, K: 1973/14 saydı kararının uygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır." denildiğini,

Yukarıda zikredilen Danıştay kararı kapsamında “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,” na sebep olanın atamaları yapan üst yönetici olması gerektiğini, bu nedenle gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin kasıt, kusur veya ihmallerinden söz edilmesi de mümkün olmadığını, kamu zararının tek başına Üst Yöneticiye ödettirilmesi gerektiğini,

b- Yanlış aile bildirimine dayalı hatalı aile yardımı ödeneği verilmesi konusunda harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisine çıkarılan kişi borcunun temyiz davası ile ilgili olarak;

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararında;

“Harcama Yetkililerinin, bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştay'a karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduklarına karar verilmiştir.

Aynı Genel Kurul Kararında, ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine hükmedilmiştir.

Bu nedenlerle, yasal dayanağı bulunmayan temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir." şeklinde görüş belirttiğini,

Temyiz kurulu kararında ise; “…657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 202 nci maddesi gereğince aile yardımı ödeneğinden faydalanmak isteyen Belediye personelinin, Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 11 inci maddesinde öngörülen Aile Yardımı Bildirimini (Örnek: 13) vermesi gerekmektedir. Bildirimde yer alan bilgilerin doğruluğundan bildirimi verenler sorumludur. Gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin beyanda belirtilen bilgilerin doğruluğundan sorumlu tutulması mümkün değildir.

Ayrıca Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71 inci maddesi gereğince kamu zararının oluşması için, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması gerekmektedir. Gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin kasıt, kusur veya ihmallerinden söz edilmesi de mümkün değildir. Ancak idaresince gerçeğe ayları beyanname verenlere yönelik disiplin işlemlerinin yürütülmesi gerekir.

Bu itibarla, 32 sayılı ilamın 4 üncü maddesiyle verilen tazmin hükmünün BOZULARAK yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen dosyanın hükmü veren daireye TEVDİİNE,” şeklinde karar verildiğini,

Kamu zararı oluşturduğuna karar verilen maaş ödemeleri belediye başkanı tarafından yapılan yazılı atama işlemi nedeni ile yapılmış olduğundan yukarıdaki Temyiz Kurulu Kararında belirtildiği gibi gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin kasıt, kusur veya ihmallerinden söz edilmesi de mümkün olmadığını, kamu zararının tek başına Üst Yöneticiye ödettirilmesi gerektiğini,

  1. Söz konusu atamaların; 1580 sayılı mülga Belediye Kanununun Belediye memurlarının tayini başlıklı 96. maddesi hükmüne ve 5393 Belediye Kanununun 38. maddesinin j bendi ile yine aynı Kanunun Personel istihdamı başlıklı 49. maddesinin 2. paragrafındaki hükme göre belediye başkanları ... ile ... tarafından yapıldığını, yapılan yazılı atamaların, personelin birimde çalıştırılması, maaş ve ilgili ücretlerinin ödenmesi hususlarında emir niteliğinde olan bir idari işlem olduğunu, dolayısıyla atamayı yapan üst yöneticilerin sorumlu tutulması gerektiğini,

Öte yandan bu kişilerin atandıkları bu görevleri fiilen yaptıklarını, bu nedenle kamu zararı olduğu iddia edilen tutarların kamu zararı değil fiilen yapılan görevin karşılığı olduğunu, bu kişilerin atandıkları kadrolara 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine istinaden vekâleten atanmış olması halinde, asılda aranan şartları taşıdıklarından ve bu görevi fiilen yürüttüklerinden dolayı kamu zararı olarak iddia edilen tutarları zaten alacaklarının ortada olduğunu, şöyle ki tüm Kanun ve mevzuatın üzerinde olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 18. Maddesinde, “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Angarya yasağı, çalışma veya sağlanan hizmetin karşılığının mutlak surette ödenmesini gerektirir” hükmünün bulunduğunu, bu kişilerin fiilen yürüttükleri görevin karşılığını aldıklarını, nitekim Danıştay 11. Dairesinin 08.10.2001 tarih ve 2001/2197 sayılı kararı ile de fiilen yürütülen bir hizmet varsa Anayasanın angarya yasağı gereği çalıştığı süre için ödeme yapılmasının hukuksuz olmadığına karar verdiğini,

  1. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim Kontrol Kanunun Kamu Zararı başlıklı 71. maddesindeki kamu zararının tanımı göz önünde bulundurularak, bu kapsamda yapılan atamalar nedeni ile oluşmuş olan kamu zararı, yazılı emir niteliği taşıyan atama işleminden kaynaklandığını, bu nedenle kamu zararının doğmasına sebep olan tek başına, hukuka açıkça aykırı ve kamu zararının doğmasına sebep olan atama işlemini yapan üst yönetici olduğunu (belediye başkanı),

  2. Sayıştay 5. Dairesinin 14/12/2013 tarih ve 32 sayılı Kararında;

Asaleten atanma şartlarını taşımadığı halde Zabıta Müdürlüğü kadrosuna atanan bir kişiye bu usulsüz atama dolayısıyla özel hizmet tazminatı, gösterge, ek gösterge ve ödemenin fazla ödenmesi sonucu kamu zararına neden olunduğu konusuyla ilgili olarak; Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesi, “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5. maddesi, “Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 7. maddesi, “Zabıta ve itfaiye personeli” başlıklı 21. maddesi, “Yürürlükten kaldırılan mevzuat” başlıklı 23. maddesi, “Geçici hükümler” başlıklı Geçici 1. maddesi, 11.04.2007 tarih ve 26490 sayılı resmi gazetede yayımlanan Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 17. maddesi uyarınca, Belediye Zabıta müdürlüğü kadrosuna, Belediye Başkanının atama onayı ile atanan söz konusu kişinin bu atama işleminin belirtilen mevzuat hükümlerine uygun olmadığı anlaşıldığını, bu kişinin iki yıllık bir yüksek okul mezunu olması, yüksek okulu da 18.04.1999 tarihinden sonra bitirmiş olması nedenleri ile zabıta müdürlüğü kadrosuna asaleten atanması, asilde aranan şartları taşımadığından ve aynı zamanda da, bu atamanın yapılabilmesi için gerekli olan eğitim ve sınav şartları da yerine getirilmemiş olduğundan, mümkün görülmediğini, dolayısıyla, söz konusu kişinin atandığı kadroda kendisine ödenen maaş ile önceden bulunduğu kadroda kendisine ödenen maaş arasındaki fark tutarı toplamı kadar (her iki kadro için ödenen; gösterge, ek gösterge, yan ödeme, özel hizmet tazminatı ve ek ödemeler arasındaki 2012 yılında oluşan toplam fark) kamu zararına neden olunduğunu,

Diğer taraftan ise; 5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri” başlıklı 38/j maddesinde; “Belediye personelini atamak” hükmü bulunduğunu, bu nedenle personel atamalarında yetkinin tek başına Belediye Başkanına ait olduğunu,

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Devlet Memurlarının Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 11/1. maddesinde;

“Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.

Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir.

Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.

Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” hükmü yer aldığını,

5393 sayılı Belediye Kanunun 49. maddesi de “Personelin her türlü alacakları zamanında ve öncelikle ödenir” şeklinde düzenlendiğini, yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 164. maddesinde ise “memurlara aylıkları her ayın başında ve peşin ödenir” denildiğini,

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri doğrultusunda, atama yazısıyla Belediye Başkanı tarafından gerçekleştirilen atama işlemi neticesinde, atamanın yapıldığı kadro karşılığı olan özlük hakları ilgilisinin maaşına yansıtıldığını, ataması yapılmış olan personelin atanmış olduğu kadronun mali haklarını (zam ve tazminatlarını) her yıl ilgili İl Valiliğince de onaylanan Zam ve tazminatlar cetveline göre maaş tahakkuklarının yapılması İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün görevleri arasında olduğundan başka türlü bir işlem yapılmasının mümkün olmadığını,

Dolayısıyla, Belediye Başkanının yetkisinde bulunan bir atama işleminden kaynaklanan maaş ödemeleri dolayısıyla meydana gelen kamu zararından Gerçekleştirme Görevlisinin ve Harcama Yetkilisinin sorumluluğu bulunmamakta olup, bu konudaki sorumluluk Atamaya Yetkili Üst olarak Belediye Başkanına ait olduğunu,

Bu itibarla, usulsüz atama dolayısıyla neden olunan kamu zararının üst yöneticiden tek başına, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53. maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine oybirliğiyle karar verildiğini,

Söz konusu kararın temyiz edildiğini, Sayıştay Temyiz Kurulunun 15/12/2015 tarihli ve 41203 sayılı kararında;

Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesi, “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5. maddesi, “Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 7. maddesi, “Zabıta ve itfaiye personeli” başlıklı 21. maddesi, “Yürürlükten kaldırılan mevzuat” başlıklı 23. maddesi, “Geçici hükümler” başlıklı Geçici 1. maddesi, 11.04.2007 tarih ve 26490 sayılı resmi gazetede yayımlanan Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 17. maddesi ve “Yönetmelikte hüküm bulunmayan haller” başlıklı 51. maddesinin “ı” bendi, “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik” in görevde yükselmeye ilişkin esasları düzenleyen “Öğrenim Düzeyi” başlıklı 5. maddesi uyarınca, konuyla ilgili olmak üzere, Belediyelerdeki müdürlük kadrolarına atanabilmek için gerek Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik gerekse Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte belirtilen şartların yerine getirilmesi gerektiğini, bu şartların en önemlisinin de, aday memurların Yönetmelikte belirtilen genel ve özel şartları yerine getirmeleri, dört yıllık yüksekokul bitirmesi ve görevde yükselme sınavında başarılı olmaları olduğunu, anılan Yönetmeliğin 21. maddesinde, zabıta ve itfaiye personelinin görevde yükselme işlemlerinin ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütüleceğinin belirtilmiş olmasına rağmen, Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 17. maddesindeki düzenlemeden anlaşılacağı üzere, bu düzenlemenin, zabıta müdürü ve daire başkanlığı dışındaki kadrolara yapılacak atamalarla ilgili olduğunu, dolayısıyla, zabıta müdürlüğü kadrosuna atanacak personelin de, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik ve Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte belirtilen genel ve özel şartları taşıması ve açılan sınavda başarılı olması gerektiğini, buna göre, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin 5. maddesi ile Belediye zabıta müdürlüğü kadrosuna atanabilmek için, anılan Yönetmeliğin, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ve Geçici 1. maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılacağı üzere, 18/4/1999 tarihinden sonrası için, fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak gerektiğini,

Halbuki, Belediye Zabıta müdürlüğü kadrosuna, Belediye Başkanının atama onayı ile atanan söz konusu kişinin bu atama işleminin belirtilen mevzuat hükümlerine uygun olmadığının anlaşıldığını, bu kişinin iki yıllık bir yüksek okul mezunu olması, yüksek okulu da 18.04.1999 tarihinden sonra bitirmiş olması nedenleri ile zabıta müdürlüğü kadrosuna asaleten atanması, asilde aranan şartları taşımadığından ve aynı zamanda da, bu atamanın yapılabilmesi için gerekli olan eğitim ve sınav şartları da yerine getirilmemiş olduğundan, mümkün görülmediğini,

Dolayısıyla, her iki kadro için ödenen; gösterge, ek gösterge, yan ödeme, özel hizmet tazminatı ve ek ödemeler arasındaki 2012 yılında oluşan toplam farka tazmin hükmü verildiğinin anlaşıldığını, bu itibarla, 5. Daire tarafından 53 sayılı ilamın 1. maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün tasdikine oyçokluğuyla karar verildiğini,

Yukarıda yapmış oldukları açıklamalar ve gerekçeler doğrultusunda gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisi olarak taraflarına yöneltilen kamu zararlarının oluşmasında, atamaya yetkili amir olmama, yapılan atamaların yazılı emir niteliğinde olması, atama işleminde açık hatalarının olmaması, kamu zararının doğmasına sebep olan atama işlemini yapanın Belediye Başkanı (Ust Yönetici) olması, ödemelerin yapılan atamaya göre yapılması ve gerçekleştirme görevlisi ile harcama yetkilisi olarak hiçbir kasıt, kusur ve ihmallerinin bulunmaması nedeniyle taraflarına çıkartılan kamu zararının kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin 41188 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ... temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle;

1999 yılında Resmi Gazetede yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5/f,g,h,ı,i,j,k 7,10,12 ve 19 .md.lerini elik çalışmasına başlandığını ve Belediyelerden de Danıştay 5. Dairesinin 29.12.2003 Tarih ve Esas No 2000/4306 ve karar no 2003/5787 sayılı kararı ile iptal ettiğini ve sınavlar ileri bir tarihe ertelendiğini, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü yeni bir yönetmelik taslağı hazırlayarak, yeni yönetmelik ile ilgili Belediyelerden görüş istediğini, bu arada ... Valiliğince Norm Kadro Çalışmaları ile Görevde Yükselme Eğitim ve Sınavına dair Yönetmeliğin Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden Eğitim ve Sınavın ikinci bir duyuruya kadar yapılamayacağına dair yazılar geldiğini ve yasal ve yönetmelik boşluğu esnasında bu kadrolara atamalar yapıldığını, atamaların 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 76.md.si ve 5393 Sayılı Belediye Kanununun, Belediye Başkanının görev ve yetkileri başlıklı 38.md.sinin j fıkrası hükümleri gereği, Belediye Başkanı tarafından yapıldığını, Yeni Yönetmeliğin ise 04 Temmuz 2009 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, bu tarihten sonra atama yapılmadığını ve eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını belirtmiştir.

41005 sayılı dosyada (Gerçekleştirme Görevlisi ...) yer alan Başsavcılığın birinci mütalaasında;

“Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanununun 32 ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanunun “harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde; ‘‘Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”

“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 32 nci maddesinde de; “Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Karnın çerçevesinde yapmaları gereken İş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükmü yer almaktadır.

Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Maliye bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar5 m 10 uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,

12 nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları,

belirtilmektedir.

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

Yukarıda ki mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde oluşan kamu zararından dolayı harcama yetkilileri ile birlikte gerçekleştirme görevlisinin sorumlu olduğu değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, her bir maddede karara bağlanan kamu zararının kaldırılması yönündeki temyiz talebi reddedilerek Daire Kararının onanması, uygun olur.”

denilmiştir.

41188 sayılı dosyada (Harcama Yetkilisi ...) yer alan Başsavcılığın birinci mütalaasında;

“…İlama konu kamu zararında sorumlu olarak tespit edilen harcama yetkilisinin ilk atama sırasında harcama yetkilisi olup olmadığı belli olmadığından, bu tespit yapılmadan sorumluluğa dahil edilebilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, konunun sorumluluk açısından yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın Dairesine geri gönderilmesine karar verilmesi uygun olur.”

denilmiştir.

İlamda Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... ikinci temyiz dilekçesinde özetle;

Başsavcılık mütalaasında, Belediye Başkanı tarafından usulsüz olarak yapılan atamalar için ödenen maaş farklarından dolayı oluşan kamu zararlarından harcama yetkilisi ile birlikte gerçekleştirme görevlisi olarak müşterek ve müteselsil olarak sorumlu oldukları yönünde görüş bildirildiğini, daha önceki savunmalarında da defalarca belirttiği üzere kamu zararının doğumuna neden olan atama işleminde şahsının herhangi bir tasarrufu olmadığından dolayı Savcılık tarafından verilen görüş hukuki olmayıp, bozulması gerektiğini, şöyle ki;

Belediye İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünde Gerçekleştirme Görevlisi/Harcama Yetkilisi olarak Belediyede çalışan memurların maaşlarını yapmakla görevli olduğunu, belediye görevli memurların geçmiş dönemlerde yapılan atamalarının Görevde Yükselme Yönetmeliği hükümlerine uygun olup olmadığını bilme imkanı bulunmamakla birlikte, bunları denetleme gibi bir yetkisinin de bulunmadığını, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre gerçekleştirme görevlisi/harcama yetkilisi olarak maaş ödemelerini yapmak ve hukuka uygunluğunu denetlemekle sorumlu olduğunun aşikar olduğunu, ancak bu kontrolün kişinin mevcut bulunduğu kadro ile ödenen maaşın uyuşup uyuşmadığı ile ilgili olduğunu, yoksa her memurun mevcut kadrosuna atanmasının hukukiliğini denetleme yetkisinin bulunmadığını, örneğin Belediyede görevli memur kadrosunda bulunan bir kişiye, şef kadrosundan aylık maaş ödemesi yapılmış olsa idi Gerçekleştirme Görevlisi/Harcama Yetkilisi olarak burada oluşan kamu zararından sorumlu tutulması gerekeceğini, ancak Belediye Başkanı tarafından Şef kadrosuna atanan bir kişiye kendisinin “bu kişinin ataması hukuki değil, şef kadrosundan değil memur kadrosundan maaş ödemesi yapabilirim” deme gibi durumunun söz konusu olmadığını, çünkü Belediyede memurların atanmasından tek sorumlu ve yetkilinin üst amir olan Belediye Başkanı olduğunu,

Temyize konu Sayıştay İlamında Sayıştay 5. Daire Üyesi ...’ın ayrışık görüşlerinde de Gerçekleştirme ve Harcama Yetkililerin kamu zararının oluşmasına neden olan atama işleminde herhangi bir yetkileri olmadığı ve atamanın o anki Belediye Başkanı tarafından yapıldığı için gerçekleştirme ve harcama yetkililerinin kapsam dışı bırakılması gerektiğinin belirtildiğini, bilgisi dışında gerçekleşen ve atamada herhangi bir dâhili olmayan işlemden dolayı arasında illiyet bağı kurulup sorumlu tutulmasının hukuka olan güveni zedeleyeceğini,

Bilindiği üzere Türk İdari ve Mali Hukukunda “Yetki ve Sorumluluk” birbirinden ayrılmaz iki önemli unsur olduğunu, buna göre yetki varsa sorumluluk doğacağını, haliyle sorumluluktan söz edebilmek için de yetki sahibi olmanın şart olduğunu, somut olayda ise şahsının Gerçekleştirme Görevlisi/Harcama Yetkilisi olarak memurun atanmasının yapılmasında yetkisinin olmadığı için sorumluluğunun da bulunmayacağını,

Konuya emsal olabilecek nitelikteki Sayıştay 5. Dairesinin 14/12/2013 tarih ve 32 nolu kararında Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak müdür kadrosuna atanan kişiye yapılan fazla ödemeler için atamayı yapan üst yetkilinin sorumlu olduğunun hüküm altına alındığını, söz konusu daire kararının da Sayıştay Temyiz Kurulunun 15/12/2015 tarih ve 39104 Dos. No. -41203 Tut. No. ile tasdik edildiğini,

Yukarıda belirtmiş olduğu hususlar göz önünde bulundurulduğunda ataması yapılan personellerin atamalarında ve oluşan kamu zararında herhangi kasıt, kusur ve ihmalinin olmadığının çok açık olduğunu, Sayıştay Genel Kurulunun 2007/5189-1 karar sayılı ve 14/06/2007 tarihli kararında “objektif (kusursuz) sorumluluk ilkesinden vazgeçilerek, kamu görevlileri acısından, kamu zararının oluşmasında kasıt kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı, karar, işlem eylem bulunması” yönünde görüş benimsendiğini, Gerçekleştirme Görevlisi/Harcama Yetkilisi olarak tarafınca herhangi kasıt, kusur ve usulsüz bir atama yapılmamakla birlikte, dava konusu kamu zararına neden olan atama ile illiyet bağının bulunmadığından ve usulsüz atama işleminde yetkisinin bulunmadığından dolayı şahsına kamu zararı yüklenilmesinin Sayıştay Genel Kurulunun görüşüyle bağdaşmayacağını,

Belirtmiş olduğu hususlar ve Sayıştay Başkanlığınca res’en göz önünde bulundurulacak nedenlerle Savcılık Makamının mütalaasına karşı itiraz ettiğini bildirmiş ve Sayıştay 5. Dairesinin ilamının temyizen bozulmasını talep etmiştir.

41005 sayılı dosyada (Gerçekleştirme Görevlisi ...) yer alan Başsavcılığın ikinci mütalaasında;

“Konu, aynı konuya ilişkin diğer sorumluların yapmış oldukları itiraz gerekçeleri ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmiş olup; savcılığımızın görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5018 sayılı Kanunun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde harcama yetkililerinin sorumluluğu düzenlenmiş olup, maddede; “Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” denilmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarihi ve 5189/1 numaralı Kararında;

"Bu hükümler karşısında, bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştay’a karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına, ...” denilmektedir.

Sayıştay Genel Kurul Kararına göre harcama yetkilileri harcamaların mevzuata uygunluğundan sorumludurlar. Bu sorumluluğun tayini harcama yetkilisinin ödeme emri belgesi ve eki belgeler çerçevesinde belirleneceği muhakkaktır. Harcama yetkilileri personel maaşlarının mevzuata uygun olup olmadıklarını ödeme emri belgesi ve eki belgeleri inceleyerek karar vereceklerdir.

Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin “Aylıklar” başlıklı 8 inci maddesinde; “Aylık ve aylıkla birlikte ödenen hakedişler için Aylık Bordrosu (Örnek: 9) ve Personel Bildirimi (Örnek: 10} ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine aşağıda belirtilen belgeler eklenir.

a) İlk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısı,

b) Naklen atamalarda, atama onayı, işe başlama yazısı ve Personel Nakil Bildirimi (Örnek: 11),

c) Terfilerde, terfi onayı (Otomatik olarak yapılan kademe ilerlemelerinde terfi onayı aranmaz.),

….. ” hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü gibi, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, personel maaş ödemelerinin gerçekleştirilmesi sırasında sadece ilk atamalarda atama onayı ve işe başlama yazısını arayacaklar ve bu onayın mevzuata uygun olup olmadığını kontrol edeceklerdir. Daha sonraki maaş ödemelerinde atama onayı belgesi Ödeme Emrine eklenmemektedir. Dolaysıyla, daha sonraki aylarda yapılan maaş ödemesine atama onayı bağlanmayacağı İçin harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri yapılan atamanın mevzuata uygun olup olmadığını kontrol etmek gibi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Mevzuata aykırı atama dolaysıyla oluşan kamu zararından atamaya yetkili birim amiri (üst yönetici) ile bu ödemenin il yapıldığı ayla birlikte devam eden aylarda harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi olan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu olacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle adı geçen gerçekleştirme görevlisinin/harcama yetkilisinin atamanın yapıldığı ay maaş ödemesini yapan gerçekleştirme görevlisi/harcama yetkilisi olup olmadığı belirlenerek buna göre sorumluluğunun tayin edilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, konunun sorumluluk açısından yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın Dairesine geri gönderilmesine karar verilmesi uygun olur.”

denilmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Üst Yönetici sıfatıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin 41047 sayılı dosyası kendi gündem sırasında görüşülen ..., birinci temyiz dilekçesinde özetle;

I- 5018 sayılı Kanunun üst yöneticinin sorumluluğunun yer aldığı 11. maddesinde, üst yöneticinin mahalli idarelerde meclisine karşı sorumlu olacağı belirtildiğini, 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarda, üst yöneticilerin münferiden veya diğer görevlilerle birlikte mali sorumluluğa ortak olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığını, aşağıda açıklandığı üzere, üst yöneticinin yürürlükteki sistemin sağlıklı işleyişini temin zımmında önleyici tedbirleri de içeren ve mali sorumluluğa iştiraki tazammun etmeyen bir genel gözetim ve izleme sorumluluğu bulunmadığını, bunun da sadece belediye meclisine karşı olan idari bir sorumluluk olduğunu düşündüğünü, bu kapsamda 5018 sayılı Kanunun “Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümünün 11. maddesinde, üst yöneticilerin hesap verme sorumluluğunun harcama yetkilileri, harcama görevlileri, mali hizmetler birimi, iç denetçiler aracılığıyla yerine getirebileceklerinin öngörüldüğünü,

Nitekim 5018 sayılı Kanunun 32. ve 33. maddelerinde ve 14.6.2007 tarih 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında mali sorumluların harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri olduğunun ifade edildiğini, ayrıca 31.12.2005 tarihli resmi gazetede yayınlanan Harcama Yetkilileri Hakkındaki Genel Tebliğinde, harcama yetkililerinin kimler olacağının açıkça tanımlandığını, Üst yöneticinin, harcama yetkilileri arasında sayılmadığını, hatta Tebliğin “Harcama Yetkisinin Birleştirilmesi” kısmında üst yönetici ve yardımcılarına harcama yetkisinin verilmesinin yasaklandığının görüldüğünü,

Yine İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 12. maddesinde “Harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirir,” ifadesinin yer aldığını,

Bahse konu düzenlemeler dikkate alındığında, harcama sürecinde yer alan personelin gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkilisi olduğunun aşikar olduğunu, harcama sürecinin (giderin tahakkuku ve hak sahibine ödenmesi ile muhasebeleştirilmesi işlemi) hiçbir aşamasında yer almayan ve bu konuda hiçbir talimat vermemiş olan üst yöneticinin mali sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, kaldı ki söz konusu atama işlemlerinin maaş bordrosuna intikali ve ödeme emri belgesine dönüştürülmesi ve muhasebeleştirilmesi işleminde (mali işlem süreci) Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kanıtlayıcı belgelerde de üst yönetici sıfatıyla imzasının olmadığını,

Ayrıca kamu zararına neden olabilecek nitelikteki bir bütçe giderinin; harcama süreci içerisinde üst yöneticiye mali sorumluluk yüklediğine dair yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinde açık bir ifadenin olmadığının, 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında da belirtildiğini,

Diğer taraftan, 5393 sayılı Kanunun 38. maddesi ile Belediye Başkanlığına verilen görevlerin niteliklerinin belirtildiğini ve bu bağlamda, Belediye Başkanları Belediye İdaresinin başı ve üst yöneticisi olarak Belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh, tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumlu tutulduğunun ifade edildiğini,

II- Yukarıda yaptığı açıklamalar çerçevesinde 5018 sayılı Kanun ile üst yöneticiler harcama sürecinin dışına çıkarıldığını, sistemin işleyişi konusundaki gözetim görev ve sorumlulukları da, kendilerine (üst yönetici) bağlı olan harcama yetkilileri ile diğer görevlilerin bilgilendirme ya da raporlama yapmalarıyla yerine getireceklerini, Sayıştay 5. Dairenin 26.01.2016 tarihli ilamlarında ifade edildiği üzere mahalli idareler personelinin görevde yükselme ve unvan değişikliği esaslarına dair yönetmelik hükümleri gereğince, belediye personelinin bir üst göreve yükseltilmesi için sınava girmelerinin zorunlu olduğunu, bu kurala uyulmadan üst görevlere ya da bazı kadro unvanlarına sınav yapılamadan atama yapılmasının ve bu atama işlemine dayanarak aylık ödeme yapılmasının, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre kamu zararına neden olduğunu, ancak bu ödeme işlemi sürecinin sahibinin başka bir ifade ile sonucu bilmesi gerekenlerin, ödeme sürecinde görevli olan harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlileri olduğunu, bu süreçte siyasi bir kişilik olan belediye başkanını (üst yönetici) hukuka aykırı işlemin kamu zararına neden olacağı konusunda yukarıda belirtilen görevlilerin yazılı veya şifahi şekilde uyarmaları gerektiğini, bu ödeme işlemi süreçlerinin hiçbir aşamasında harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin şahsını uyarmadığını, ayrıca sorgu konusu edilen dönemde üst yönetici olarak harcama işlemlerini gerçekleştirme süreçlerinde belediye personeline yazılı ya da sözlü olarak kanunsuz emir ve talimat da vermediğini,

Bu anlamda olayda Yüksek Dairenizin 2007 tarihli kararında belirttiği zararın tazmini için öngördüğü “üst yöneticinin kusurunun varlığı” şartının gerçekleşmediğinin açıkça anlaşıldığını,

III- Görev yaptığı dönemde ilam konusu atamaların, ilgili daire müdürlüğünün (harcama yetkilisinin) isteği, insan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün teklifi doğrultusunda gerçekleştirildiğini (ekte atama örneklerinin sunulduğunu), ilgili personelce atamaların usulsüz olduğuna dair her hangi bir uyarıda bulunulmadığını, bir belediye başkanının bu tarz atama konularında ayrıntılı bilgi sahibi olmasının beklenmediğini, ayrıca ilam konusu atamaların, Belediyeyi teftişe gelen hiçbir denetim elemanı ve mülkiye müfettişi tarafından tenkit edilmediğini, denetimlerde personel dosyaları da incelendiği halde usulsüzlüğe dair hiçbir uyarıda bulunulmadığını, sorumlu olduğu Belediye Meclisine karşı bilgilendirme ve hesap verme sorumluluğunun da tam ve zamanında yerine getirildiğini, Belediye Meclisinde de bu konu ile ilgili herhangi bir eleştiri veya uyarı da yapılmadığını,

IV- Diğer taraftan, sorgu konusu dönemde (14.4.2014-31.12.2014 tarihleri arasında) üst yönetici olarak görevde olmadığını, hiçbir görevi olmayan, Belediye ile ilişiği kesilmiş olan kimseye sorumluluk yüklenmesi hususunu anlamadığını, görevde olmadığı döneme ait bir kamu zararına neden olma işlemine dahil olmamış üst yöneticinin sorumluluğunun, hukuk ilkeleri ile bağdaşmadığını,

Yukarıda belirttiği yasal ve yönetsel düzenlemeler ile gerekçeler doğrultusunda yüce mahkemenin resen gözeteceği tüm gerektirici nedenlerle Sayıştay 5. Dairesinin haksız ve hukuka aykırı olarak verdiği mevzuata aykırı personel atama işlemi sonucu oluşan kamu zararına ilişkin tazmin hükmünün üst yöneticinin mali sorumluluğu açısından ve kusur yönünden yüksek kurulca duruşmalı incelenerek söz konusu tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

41047 sayılı dosyada (Üst Yönetici ...) yer alan Başsavcılığın birinci mütalaasında;

“Genel olarak sorumluluk konusu 5018 sayılı Kanunun 8 İnci maddesinde belirlenmiştir. Kanunun “Hesap Verme Sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde; “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” hükmü yer almaktadır.

5018 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde ise Üst Yöneticilerin kimler olduğu, görevleri ve bu görevlerini yerine getirirken kime karşı sorumlu oldukları belirtilmiştir. Belediye Başkanının ilamın maddelerindeki sorumluluğu Üst Yönetici olmasından kaynaklanan bir sorumluluk olmayıp, harcama sürecinde yer almasından kaynaklanan bir sorumluluktur.

Giderin gerçekleştirilmesi ve süreci 5018 sayılı Kanunun 26, 31, 32, 33, 34 ve 35 inci maddelerinde açıklanmıştır. Yüklenmeye girişilmesi ve sonuçlandırılması süreci, harcama süreci olarak ifade edilmektedir. Bu süreçte ilgili mevzuat (kanun, yönetmelik vb.) hükümleri çerçevesinde mal ve hizmetin satın alınması ve personel ücretlerinin ödenmesi vd. ödemeler söz konusudur. Bu sürecin başından sonuna kadar herhangi bir yerinde görev alan kişiler kendilerine mevzuat çerçevesinde verilen görev ve yetkiler çerçevesinde yapılan harcamanın mevzuata uygun olarak yerine getirilmesinden dolayı 5018 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde açıklandığı üzere sorumludurlar. Bir kamu görevlisi herhangi bir kadro ve unvana bağlı olmaksızın (Memur, Şef, Şube Müdürü, Daire Bşk, Belediye Bşk. Genel Müdür vb) bu süreçte yer almış ise yani harcamaya ilişkin herhangi bir görevi var ve bu görevini de mevzuat çerçevesinde düzenlemiş olduğu belgeyi düzenlemek ve imzalamak suretiyle yerine getirmiş ise bu görevinden dolayı oluşabilecek kamu zararından dolayı bu kamu görevlisi sorumlu olacaktır. 5018 sayılı Kanun bu süreçte yer alan kişileri unvana ve kadroya bağlı olmaksızın, süreçte yer alan gerçekleştirme görevlileri, görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlileri, harcama yetkilileri ve muhasebe yetkilileri olarak nitelendirmiştir.

Belediyelerdeki atama işlemleri, 5393 sayılı Belediye Kanununun 38 inci ve 49 uncu maddeleri hükümleri gereğince belediye başkanları tarafından yapılmakta olup belediye başkanları bu görevlerini atama onayını düzenleyerek gerçekleştirmektedirler.

Mahalli İdareler Harcama belgeleri Yönetmeliğinin “Aylıklar” başlıklı 8 inci maddesinde; “Aylık ve aylıkla birlikte ödenen hakedişler için Aylık Bordrosu (Örnek: 9) ve Personel Bildirimi (Örnek: 10) ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine aşağıda belirtilen belgeler eklenir.

a) İlk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısı,

b) Naklen atamalarda, atama onayı, işe başlama yazısı ve Personel Nakil Bildirimi (Örnek: 11),

...“denilmektedir.

İlama konu kamu zararı, harcamanın gerçekleştirilmesi sürecinde Belediye Başkanı tarafından düzenlenen ve imzalanan atama onayıyla gerçekleşmiştir. Belediye başkanının bu aşamadaki görevi harcamaya esas teşkil eden atama onay belgesini eksiksiz ve mevzuata uygun olarak düzenlemektir. Belediye başkanının bu harcamadaki konumu Üst Yönetici değil süreçte yer alan gerçekleştirme görevlisidir. Nasıl diğer harcama sürecinde yer alan kişiler unvan ve kadroları ne olursa olsun görevleri gereği düzenlemiş oldukları belgelerin doğruluğundan sorumlu iseler belediye başkanı da Harcama Belgeleri Yönetmeliği hükmü gereği düzenlemiş olduğu atama onay belgesinin doğruluğundan sorumludur.

Ayrıca, Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararında da; “

Bununla birlikte Üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştay’a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.

Dolayısıyla bu aşamada bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.” denilmek suretiyle Üst Yöneticilerin olayın durumuna göre yapılan harcamaların mevzuata uygun olmasından sorumlu olabilecekleri karara bağlanmıştır.

Belediye başkanı tarafından eğitim ve sınav şartlarını taşımadıkları halde bazı personelin değişik kadrolara atamasının yapılması nedeniyle oluşan kamu zararından dolayı adı geçen belediye başkanının sorumlu olduğu değerlendirilmekte olup, sorumlunun kamu zararının kaldırılması yönündeki talebinin reddedilerek Daire Kararının onanması uygun olur.”

denilmiştir.

İlamda Üst Yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan ... ikinci temyiz dilekçesinde özetle;

I- Belediye Başkanının 5018 sayılı yasa çerçevesinde “üst yönetici” olduğu ve mali sorumluluğunun her olaya göre Sayıştay yargısı tarafından belirleneceği” 2007 tarihli genel kurul kararı ile tartışmasız olduğunu,

Raporda 5018 sayılı kanunun 8. maddesindeki kaynakların elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların kimlerin olduğunun açıklanmadığını, diğer bir yönden bakıldığında, maddenin sorumlulukla ilgili genel bir kural belirlediğinin anlaşıldığını, oysa 11. maddenin başlığı “Üst Yöneticilerin Hesap Verme Yükümlülüğü” olup üst yöneticilerin sorumluluğunu özel olarak düzenlediğini,

Bu nedenle, uyuşmazlığın, 8. madde değil, 11. maddenin şartları çerçevesinde çözümünün gerektiğini,

II- 11. maddede üst yöneticinin sorumluğunu gerektirecek bir harcama işleminden söz edilmemiş olmasının, bu süreçte üst yöneticinin bulunmadığı anlamına gelmediğini, harcama sürecinde yer almayan üst yöneticinin sorumlu tutulmasının 11. maddeye aykırı olduğunu,

Diğer yönden üst yöneticinin, seçilmiş bir siyasi kişilik olması nedeniyle harcama ve gerçekleştirme mevzuatını bilmesi de düşünülemeyeceğini, aynı nedenle, atama işleminde atanan makamın gerekli kıldığı eğitim düzeyi veya diploma şartını bilmesi de mümkün olamayacağını,

İleri sürdüğü nedenlerle, Savcılığın itirazlarının reddi ile istemi gibi karar verilmesini dilediğini belirtmiştir.

41047 sayılı dosyada (Üst Yönetici ...) yer alan Başsavcılığın ikinci mütalaasında;

“İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 29.06.2016 tarih ve 17356-29632 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”

denilmiştir.

Üst Yönetici ... duruşma sırasında; belediye idaresinin başına seçimle gelen belediye başkanlarının belediye meclislerine karşı sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun mali değil idari yönden sorumluluk olduğunu, Kanunlarla verilen görevlerini yerine getirme aşamasında Belediye Kanunu, Devlet Memurları Kanunu, İhale Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, İmar Kanunu gibi birçok Kanun hakkında bilgisi olamayacağı için, özellikle harcama yetkililerinin bilgi ve desteğini aldığını, söz konusu atamalarla ilgili harcama yetkililerinin ve özellikle İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün verdiği bilgi dâhilinde kendisinin olur verdiğini, kendisine söz konusu atamalarla ilgili bir usulsüzlük olmadığının ve İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler İle Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerinin iptal edildiğinin, sınavların ertelendiğinin bilgisi verildiğini, harcama sürecine dâhil olmadığını, Mahalli İdareler Kontrolleri ile Mülkiye Müfettişlerinin yaptıkları incelemelerde bu konuyla ilgili herhangi bir tespit olmadığını, usulsüz atanan söz konusu personelin atandıkları kadroların bütün görev ve sorumluluklarını yerine getirdiklerini ifade etmiştir.

Harcama Yetkilisi ... ve Gerçekleştirme Görevlisi ... duruşma sırasında; usulsüz atanan söz konusu personelin atandıkları kadroların bütün görev ve sorumluluklarını yerine getirdiklerini, eski Yönetmelik hükümlerinin iptal edilmesi ve yeni Yönetmeliğe kadar geçen süredeki yasal boşluk sebebiyle sınavsız atamalar yapıldığını, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik yayımlandıktan sonra sınavsız atama yapılmadığını, Mahalli İdareler Kontrolleri ile Mülkiye Müfettişlerinin yaptıkları incelemelerde bu konuyla ilgili herhangi bir tespit olmadığını ifade etmişlerdir.

Savcı duruşma sırasında; 2004 yılı öncesi ve sonrasında toplam 20 personelin usulsüz atandığını, bu atamaların bir kısmının vefat eden eski Belediye Başkanı ..., bir kısmının ise eski Belediye Başkanı ... tarafından yapıldığını, mevzuata aykırılığı açık olan bu atamalardan kimlerin sorumlu olduğunun belirlenmesi gerektiğini, eski Belediye Başkanı ...’ın mali yönden sorumlu olmadığını ifade ettiğini ancak ...’ın Üst Yönetici sıfatıyla değil harcama sürecinde yer alıp atama onay belgesini düzenleyip imzaladığından Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulduğunu, zira Belediye Başkanlarının harcamaya esas teşkil eden atama onay belgelerini eksiksiz ve mevzuata uygun olarak düzenlemeleri gerektiğini, ayrıca Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğine göre aylık ödemesinin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine aylık bordrosu, personel bildirimi, ilk atamalarda atama onayı ve işe başlama yazısı, naklen atamalarda atama onayı, işe başlama yazısı ve personel nakil bildirimi belgelerinin eklenmesi zorunluluğuna bağlı olarak usulsüz atamalardan sonra aylık ödemelerinin yapıldığı ilk aya ait ödeme emri belgelerini imzalayan Harcama Yetkilisi ile Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğu olmakla birlikte, daha sonraki aylarda söz konusu atama onay belgesi gibi ekler ödeme emri belgelerine eklenmeyeceğinden bu ödeme emri belgelerini imzalayan Harcama Yetkilisi ile Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini belirterek, sorumluların yeniden belirlenmesi için dosyanın ilgili Daireye geri gönderilmesine karar verilmesi yönünde görüş bildirmiştir.

Duruşma talebinde bulunan ..., ... ve ... ile Sayıştay Savcısı ...’un sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

İlam hükmünün esası ile ilgili olarak;

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; ... Belediyesinde görev yapan personelin, Mülga “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler İle Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” te öngörülen sınav şartını sağlamadığı halde, görevde yükselme suretiyle asaleten atamasının yapıldığı görülmüştür.

05.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in yürürlüğe girdiği 04.07.2009 tarihine kadar (Resmi Gazete tarihi: 04.07.2009 Resmi Gazete Sayısı: 27278) yürürlükte kalan “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” in “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde hizmet gerekleri esas alınarak il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlik, müessese ve işletmeler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda istihdam edilen memurların görevde yükselmelerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” denilmektedir.

Aynı Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin ilk fıkrasında ise; “Bu Yönetmelik, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlik, müessese ve işletmeler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan Devlet memurlarından müdür ve daha alt görevlere görevde yükselme suretiyle atanacaklar hakkında uygulanır.” hükmü bulunmaktadır.

Yönetmelikte geçen, görevde yükselme, görevde yükselme eğitimi ve görevde yükselme sınavı kavramlarına ilişkin tanımlar ise yine aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin e, j ve k bentlerinde; “e) Görevde yükselme: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi görevlerden bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan görevlere aynı veya başka hizmet sınıflarından yapılacak atamaları, j) Görevde yükselme eğitimi: Görevde yükselmeye ilişkin olarak görevlerin özelliklerine göre verilecek hizmet içi eğitimi, k) (Değişik : 10.5.2001 - 24398 R.G.) Görevde yükselme sınavı: Görevde yükselme eğitimini tamamlayanların tabi tutulacağı yazılı sınavı” şeklinde yapılmıştır.

Bahsedilen Yönetmeliğin “Görevde Yükselme Sınavının Usul ve Esasları” nın belirlendiği 3. bölümünde yer alan “Görevde yükselme sınavı” başlıklı 9. maddesinde ise; “(Değişik : 10.5.2001 - 24398 R.G.) Eğitimini tamamlayanların bu Yönetmelik kapsamında bulunan görevlere atanabilmeleri için kurumlarınca yaptırılacak sınava katılarak başarılı olmaları şarttır.” düzenlemesi bulunmaktadır.

“İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler İle Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” in yukarıda belirtilen maddelerindeki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 5. madde de sayılan “Hizmet Gupları” içerisinde yer alan personelin Yönetmelik kapsamında bulunan görevlere “görevde yükselme” suretiyle atanabilmeleri için görevde yükselme eğitimine katılmaları ve eğitimini tamamlayanların da kurumlarınca yaptırılacak görevde yükselme sınavına katılarak bu sınavda başarılı olmaları gerekmektedir.

Bahse konu olayda ise, ilgili personelin görevde yükselme sınavına girmeden görevde yükselme suretiyle asaleten atamasının yapıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, yapılan bu atamanın mevzuata aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu kişiye, atandığı kadroda kendisine ödenen maaş ile önceden bulunduğu kadroda kendisine ödenen maaş arasındaki fark tutarı toplamı kadar (Özel Hizmet Tazminatı, Ek Ödeme ve Yan Ödeme fark ödemeleri toplamı) fazla ödemede bulunulmuştur.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde, Kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmış ve “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hususu da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında sayılmıştır. Bu durumda, söz konusu personele yapılan mevzuata aykırı atamadan kaynaklanan fazla ödeme, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” halidir. Dolayısıyla, yapılan bu fazla ödeme ile kamu zararına yol açılmıştır.

Sorumlular, yapılan ödeme sonunda kamu zararına yol açılmadığını belirttikleri savunmalarında; her ne kadar, ismi belirtilen kişiye atandığı kadroya göre yapılan maaş ödemesinin mevzuata uygun olarak yapıldığını ve kişinin atandığı kadronun görevlerini fiilen yaptığını, bu nedenle kamu zararı olduğu iddia edilen tutarların kamu zararı değil fiilen yapılan görevin karşılığı olduğunu, bu kişinin atandığı kadroya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine istinaden vekâleten atanmış olması halinde, asılda aranan şartları taşıdığından ve bu görevi fiilen yürüttüğünden dolayı kamu zararı olarak iddia edilen tutarları zaten alacağının ortada olduğunu,

Bu ödemelerin kamu zararı olduğu kabul edilecek olsa dahi, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararının göz önünde bulundurulması gerektiğini,

Yönetmeliğin bazı maddeleri ile ilgili Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden ... Valiliğince Eğitim ve Sınavın ikinci bir duyuruya kadar yapılamayacağına dair Belediyeye yazı geldiğini ve yasal boşluk esnasında bu kadrolara atamalar yapıldığını, atamaların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanununun, “Belediye Başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38. maddesinin j fıkrası hükümleri gereği, Belediye Başkanı tarafından yapıldığını, yeni Yönetmeliğin ise 04 Temmuz 2009 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, bu tarihten sonra atama yapılmadığını ve eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını ifade etmiş olsalar da, yapılan bu savunmaya katılmak mümkün görünmemektedir.

Şöyle ki, öncelikle yazılan sorguda, söz konusu kişiye atandığı kadronun maaşının hatalı ödendiğine ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Ancak, kişinin atandığı kadronun görevlerini fiilen yapmış olması yapılan ödemenin kamu zararı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Belirtildiği üzere, söz konusu ödeme ile “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” durumu gerçekleşmiştir. Bu durumda, 5018 sayılı Kanunun 71. maddesine göre kamu zararına neden olunduğu açık bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan, yapılan işlemin vekâleten görevlendirme olmaması sebebiyle, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine dayalı olarak yapılan savunmanın incelenen konu ile ilgisi bulunmamaktadır. Vekâleten yapılan görevlendirmelerde, aylıksız vekâletin asıl olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir.

Yine savunmada, bazı Yargıtay ve Danıştay Kararlarından ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararından söz edilmekte ise de, söz konusu Kararların mevcudiyeti Sayıştayın tazmin hükmüne engel teşkil etmemektedir. Ayrıca Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararında, sorgu konusu hususu destekler mahiyette unsurlar da bulunmaktadır. Çünkü Kararda, açık hata durumunda kamu zararı olan meblağın ilgilisinden her zaman geri alınabileceği net bir şekilde ifade edilmiştir. Mevzuatında sınav veya eğitim şartı getirilmiş bir kadroya, gerekli şartları sağlamadığı halde bir memurun atanmış olması da, Kararda belirtilmiş olan açık hataya örnek teşkil etmektedir.

Ayrıca, Sorumlular Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden eğitim ve sınavın yapılmadığı dönemde söz konusu atamaların yapıldığını ve yeni Yönetmeliğin yayımlandığı 04 Temmuz 2009 tarihinden sonra eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını belirtmiş olsalar da, Belediyeler 05.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in yürürlüğe girdiği 04.07.2009 tarihine kadar, 04.07.2009 tarihinden sonra da “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine uyarak personel ataması yapmak zorundadırlar. Şayet yürütmeyi durdurma kararı sebebiyle Yönetmelik hükümleri uygulanamıyorsa, İdarenin kendiliğinden ortaya çıkardığı bir personel atama usulünü uygulaması mümkün değildir.

Sonuç olarak ... Belediyesinde, Mülga “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler İle Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” te öngörülen sınav şartını sağlamadan görevde yükselme suretiyle yapılan asaleten atama mevzuata aykırıdır.

Sorumluluk itirazına ilişkin olarak;

Üst Yönetici ... sorumluluğa ilişkin itirazında, 5018 sayılı Kanunun ilgili maddeleri, 5393 sayılı Kanunun 38. maddesi ve Sayıştay Genel Kurul Kararına göre; üst yöneticinin mahalli idarelerde belediye meclisine karşı idari sorumlu olduğunu, üst yöneticinin mali sorumluluğunun bulunmadığını, üst yöneticilerin sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirdiklerini, bundan dolayı harcama sürecinde yer alan personelin gerçekleştirme görevlileri ile harcama yetkilileri olduğunu, kendisinin sürece dâhil olmadığını belirterek sorumluluğunun kaldırılmasını talep etmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Üst Yöneticiler” başlıklı 11. maddesinde;

“Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”

Hükmü bulunmaktadır.

Yukarıda yer alan mevzuat hükmüne göre, Belediye Başkanının genel sorumluluğu idari bir sorumluluk olmakla birlikte, bahse konu olayda Belediye Başkanının harcama sürecine dâhil olup olmadığına bakmak gerekir, zira 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında üst yöneticinin sorumluluğu hakkında, “Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte Üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur. Dolayısıyla bu aşamada bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.” denilmektedir.

1580 sayılı mülga Belediye Kanunun “Belediye memurlarının tayini” başlıklı 96. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38. ve “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49. maddeleri gereği Belediye Başkanının belediye personelini atama görev ve yetkisi bulunmaktadır. Rapor ekinde yer alan belgelerin incelenmesi neticesinde ise, sınav şartını sağlamadan görevde yükselme suretiyle yapılan asaleten atamanın görevde bulunan Belediye Başkanı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, harcama sürecine Belediye Başkanının yaptığı bir işlem ile başlanmıştır. Belediye Başkanının bu aşamadaki görevi ise harcamaya esas teşkil eden atama onay belgesini eksiksiz ve mevzuata uygun olarak düzenlemektir. Ancak, sınav şartını sağlamadan görevde yükselme suretiyle yapılan asaleten atama mevzuata aykırı olduğundan kamu zararına sebep olunmuştur. Buna göre, mevzuata aykırı olarak yapılan söz konusu atamadan Belediye Başkanının sorumluluğu bulunmaktadır.

Diğer taraftan sorumlu Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri sorumluluğa ilişkin itirazlarında, usulsüz atanan bütün personelin görevde olan Belediye Başkanları tarafından atandığını, atamaların mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını, yapılan atamaların emir niteliğini taşıdığını, bu nedenle kamu zararının doğmasına sebep olan atama işlemini yapan Belediye Başkanının tek başına sorumlu olması gerektiğini belirterek sorumluluklarının kaldırılmasını talep etmişlerdir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun;

“Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31. maddesinde,

“Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.” “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32. maddesinde,

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”

“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33. maddesinde,

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.“

Hükümleri yer almaktadır.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre, İlamda sorumlu tutulan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumlu olup olmadıkları, kamu zararının oluşmasına sebep olan harcama sürecine dâhil olup olmadıklarına bağlıdır. Zira 5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde yer alan, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” hükmü gereği, bir kamu görevlisinin mali sorumluluğundan bahsedebilmek için kamu zararının oluşması, kamu zararının oluşumunda kamu görevlisinin yer alması ve kamu zararı ile kamu görevlisi arasında illiyet bağının kurulması gerekmektedir. Bahse konu olayda, Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin görev ve sorumluluğu, maaş bordrolarının bağlı olduğu ödeme emri belgelerini imzalamak ve maaş bordrolarını kontrol etmekten ibarettir. Bu belgelerde de mevzuata aykırı herhangi bir durum söz konusu değildir. Mevzuata aykırı olan atama onay belgesi, atamadan sonraki aylık ödemelerinin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine eklenip sonraki aylarda eklenmediğinden Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin atama onay belgesini arama sorumluluğu bulunmayıp söz konusu atamanın mevzuata uygun olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Buna göre, mevzuata aykırı olarak yapılan söz konusu atamadan İlamda sorumlu tutulan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğu bulunmamaktadır.

Ayrıca, rapor ekinde yer alan mevzuata aykırı atamaları gösteren belgelerden sadece bir kısmının atama onay belgesi olduğu, diğerlerinin ise personele kadro görev değişikliğini bildiren yazı olduğu anlaşılmıştır. Mevcut atama onay belgelerinde ise, atama teklifine olur veren Belediye Başkanının imzası dışında, atama teklifinde bulunan personelin de imzasının olduğu tespit edilmiştir. Atama teklifinde bulunan söz konusu kamu personeli ise kamu zararının oluşması sürecine dâhil olduğundan bu personelin de mali sorumluluğu bulunmaktadır. Buna göre, mevzuata aykırı atamaları yapılan bütün personelin atama onay belgelerinin temin edilmesi ve atama teklifine olur veren Belediye Başkanının imzası dışında, atama tekliflerinde imzası bulunan kamu personelinin de tespit edilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluklarının kaldırılmasını ve mevzuata aykırı atamaları yapan Belediye Başkanı ile birlikte atama onay belgelerinde atama teklifinde bulunan kamu personelinin de tespit edilerek sorumluluğa dâhil edilmesini teminen yeniden hüküm tesisi için dosyanın ilgili DAİRESİNE TEVDİİNE, oy çokluğuyla,

Farklı gerekçe

Üye …’nın farklı gerekçesi:

Çoğunluk kararına katılmakla birlikte, ... ... Belediyesinin 2004 yılından önce görevde bulunan Belediye Başkanının sorumluluğa dâhil edilmemesi gerekmektedir.

Üye …’ın farklı gerekçesi:

Çoğunluk kararına katılmakla birlikte, atama onay belgelerindeki atama teklifinde bulunan kamu personeli sorumluluğa dâhil edilmeyip sadece atama teklifine olur veren atamaya yetkili amir olan Belediye Başkanının tek başına sorumlu tutulması gerekmektedir.

Üye …’nun farklı gerekçesi:

Esas itibarı ile çoğunluk kararına katılmakla birlikte, sorumluluk yönünden;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 32. ve 33. maddeleri, İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10., 11. ve 12. maddeleri ve 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararı gereğince ödeme emri belgelerini imzalamak suretiyle ödemeyi gerçekleştiren Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Ayrıca 1580 sayılı mülga Belediye Kanunun 96. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunun 38. ve 49. maddeleri gereğince Belediye Başkanının belediye personelini atama görev ve yetkisi bulunup mevzuata aykırı olarak sınav şartını sağlamadan görevde yükselme suretiyle asaleten atama yapan Belediye Başkanı ile birlikte atama teklifinde bulunan kamu personeli de kamu zararının oluşması sürecine dâhil olduğundan bu personelin de sorumlu tutulması gerekliliği açıktır. Ancak, ... ... Belediyesinin 2004 yılından önce görevde bulunan Belediye Başkanının sorumluluğa dâhil edilmemesi gerekmektedir.

Bu itibarla, İlam hükmündeki gibi Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğuna hükmedilmesi ve yine İlam hükmündeki gibi 2004 yılından önce görevde bulunan Belediye Başkanının sorumluluğuna hükmedilmemesi gerekmekle birlikte mevzuata aykırı atamaları yapan Belediye Başkanı ile birlikte atama onay belgelerinde atama teklifinde bulunan kamu personelinin de sorumluluğa dâhil edilmesi icap ettiğinden ilam hükmünün bu gerekçeyle bozulması gerekir.

Karşı oy gerekçesi

Üye … ve …’ın karşı oy gerekçesi:

05.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in yürürlüğe girdiği 04.07.2009 tarihine kadar (Resmi Gazete tarihi: 04.07.2009 Resmi Gazete Sayısı: 27278) yürürlükte kalan “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” in “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde hizmet gerekleri esas alınarak il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlik, müessese ve işletmeler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda istihdam edilen memurların görevde yükselmelerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” denilmektedir.

Aynı Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin ilk fıkrasında ise; “Bu Yönetmelik, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlik, müessese ve işletmeler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan Devlet memurlarından müdür ve daha alt görevlere görevde yükselme suretiyle atanacaklar hakkında uygulanır.” hükmü bulunmaktadır.

Yönetmelikte geçen, görevde yükselme, görevde yükselme eğitimi ve görevde yükselme sınavı kavramlarına ilişkin tanımlar ise yine aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin e, j ve k bentlerinde; “e) Görevde yükselme: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi görevlerden bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan görevlere aynı veya başka hizmet sınıflarından yapılacak atamaları, j) Görevde yükselme eğitimi: Görevde yükselmeye ilişkin olarak görevlerin özelliklerine göre verilecek hizmet içi eğitimi, k) (Değişik : 10.5.2001 - 24398 R.G.) Görevde yükselme sınavı: Görevde yükselme eğitimini tamamlayanların tabi tutulacağı yazılı sınavı” şeklinde yapılmıştır.

Bahsedilen Yönetmeliğin “Görevde Yükselme Sınavının Usul ve Esasları” nın belirlendiği 3. bölümünde yer alan “Görevde yükselme sınavı” başlıklı 9. maddesinde ise; “(Değişik : 10.5.2001 - 24398 R.G.) Eğitimini tamamlayanların bu Yönetmelik kapsamında bulunan görevlere atanabilmeleri için kurumlarınca yaptırılacak sınava katılarak başarılı olmaları şarttır.” düzenlemesi bulunmaktadır

“İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler İle Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” in yukarıda belirtilen maddelerindeki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 5. madde de sayılan “Hizmet Gupları” içerisinde yer alan personelin Yönetmelik kapsamında bulunan görevlere “görevde yükselme” suretiyle atanabilmeleri için görevde yükselme eğitimine katılmaları ve eğitimini tamamlayanların da kurumlarınca yaptırılacak görevde yükselme sınavına katılarak bu sınavda başarılı olmaları gerekmektedir.

Bahse konu olayda ise, ilgili personelin görevde yükselme sınavına girmeden görevde yükselme suretiyle asaleten atamasının yapıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, yapılan bu atamanın mevzuata aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu kişiye, atandığı kadroda kendisine ödenen maaş ile önceden bulunduğu kadroda kendisine ödenen maaş arasındaki fark tutarı toplamı kadar (Özel Hizmet Tazminatı, Ek Ödeme ve Yan Ödeme fark ödemeleri toplamı) fazla ödemede bulunulmuştur.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde, Kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmış ve “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hususu da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında sayılmıştır. Bu durumda, söz konusu personele yapılan mevzuata aykırı atamadan kaynaklanan fazla ödeme, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” halidir. Dolayısıyla, yapılan bu fazla ödeme ile kamu zararına yol açılmıştır.

Sorumlular, yapılan ödeme sonunda kamu zararına yol açılmadığını belirttikleri savunmalarında; her ne kadar, ismi belirtilen kişiye atandığı kadroya göre yapılan maaş ödemesinin mevzuata uygun olarak yapıldığını ve kişinin atandığı kadronun görevlerini fiilen yaptığını, bu nedenle kamu zararı olduğu iddia edilen tutarların kamu zararı değil fiilen yapılan görevin karşılığı olduğunu, bu kişinin atandığı kadroya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine istinaden vekâleten atanmış olması halinde, asılda aranan şartları taşıdığından ve bu görevi fiilen yürüttüğünden dolayı kamu zararı olarak iddia edilen tutarları zaten alacağının ortada olduğunu,

Bu ödemelerin kamu zararı olduğu kabul edilecek olsa dahi, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararının göz önünde bulundurulması gerektiğini,

Yönetmeliğin bazı maddeleri ile ilgili Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden ... Valiliğince Eğitim ve Sınavın ikinci bir duyuruya kadar yapılamayacağına dair Belediyeye yazı geldiğini ve yasal boşluk esnasında bu kadrolara atamalar yapıldığını, atamaların 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 76. maddesi ve 5393 Sayılı Belediye Kanununun, Belediye Başkanının görev ve yetkileri başlıklı 38. maddesinin j fıkrası hükümleri gereği, Belediye Başkanı tarafından yapıldığını, yeni Yönetmeliğin ise 04 Temmuz 2009 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, bu tarihten sonra atama yapılmadığını ve eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını ifade etmiş olsalar da, yapılan bu savunmaya katılmak mümkün görünmemektedir.

Şöyle ki, öncelikle yazılan sorguda, söz konusu kişiye atandığı kadronun maaşının hatalı ödendiğine ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Ancak, kişinin atandığı kadronun görevlerini fiilen yapmış olması yapılan ödemenin kamu zararı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Belirtildiği üzere, söz konusu ödeme ile “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” durumu gerçekleşmiştir. Bu durumda, 5018 sayılı Kanunun 71. maddesine göre kamu zararına neden olunduğu açık bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan, yapılan işlemin vekâleten görevlendirme olmaması sebebiyle, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine dayalı olarak yapılan savunmanın incelenen konu ile ilgisi bulunmamaktadır. Vekâleten yapılan görevlendirmelerde, aylıksız vekâletin asıl olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir.

Yine savunmada, bazı Yargıtay ve Danıştay Kararlarından ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararından söz edilmekte ise de, söz konusu Kararların mevcudiyeti Sayıştayın tazmin hükmüne engel teşkil etmemektedir. Ayrıca Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararında, sorgu konusu hususu destekler mahiyette unsurlar da bulunmaktadır. Çünkü Kararda, açık hata durumunda kamu zararı olan meblağın ilgilisinden her zaman geri alınabileceği net bir şekilde ifade edilmiştir. Mevzuatında sınav veya eğitim şartı getirilmiş bir kadroya, gerekli şartları sağlamadığı halde bir memurun atanmış olması da, Kararda belirtilmiş olan açık hataya örnek teşkil etmektedir.

Ayrıca, Sorumlular Danıştay Dairelerince ve İdare Mahkemelerince verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararlarına istinaden eğitim ve sınavın yapılmadığı dönemde söz konusu atamaların yapıldığını ve yeni Yönetmeliğin yayımlandığı 04 Temmuz 2009 tarihinden sonra eğitim ve sınav açılarak atamalar yapılmaya başlandığını belirtmiş olsalar da, Belediyeler 05.02.2000 tarih ve 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in yürürlüğe girdiği 04.07.2009 tarihine kadar, 04.07.2009 tarihinden sonra da “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine uyarak personel ataması yapmak zorundadırlar. Şayet yürütmeyi durdurma kararı sebebiyle Yönetmelik hükümleri uygulanamıyorsa, İdarenin kendiliğinden ortaya çıkardığı bir personel atama usulünü uygulaması mümkün değildir.

Sorumlu Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri sorumluluğa ilişkin savunmalarında ise; söz konusu Yönetmelik kapsamında yapılması gereken atamaların, gerek 1580 sayılı mülga Belediye Kanununun “Belediye memurlarının tayini” başlıklı 96., gerekse 03.07.2005 tarihli Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanununun 38. ve 49. maddelerindeki hükümler gereğince, üst yönetici konumundaki belediye başkanı tarafından yapıldığını, birim müdürlerinin ya da harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin bu yapılan atamaların Yönetmeliğe uygun olup olmadığını bilmelerinin mümkün olmadığını,

Yönetmeliğe aykırı yapıldığı belirtilen atamada, kendilerinin gerçek dışı beyanı veya hilesinin bulunmadığını,

Yetkileri dâhilinde olmadığı aşikâr olan bir konunun (personel ataması) şahıslarıyla irtibatlandırılmasının hukuken mümkün olmadığını, Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı ve 14.06.2007 tarihli Kararında belirtildiği üzere, “Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır” unsurunun tahakkuk etmediğini, bu itibarla söz konusu atama ile kamu zararına neden olunmuş olsa dahi, şahıslarının mali sorumluluğunun oluşmayacağını,

Dolayısıyla, Yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan atamalar nedeni ile oluştuğu iddia edilen kamu zararından, atama yetkilisi olmamaları, yapılan atamalara ve görevlendirmelere müdahil olma görev ve yetkilerinin bulunmaması nedeni ile sorumluluklarının olmadığını,

İfade etmişlerdir.

Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilileri tarafından yapılan bu savunma, bu kişilerin kamu zararındaki sorumluluklarını kaldırır mahiyette değildir. Şöyle ki;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 32 ve 33. maddelerinde;

“Harcama talimatı ve sorumluluk

Madde 32- Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.

Giderin gerçekleştirilmesi

Madde 33- Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

(Ek üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” düzenlemeleri bulunmaktadır.

İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların;

  1. maddesinde; “Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.

…..

Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. ….”,

  1. maddesinin son fıkrasında da; “Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.”,

  2. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise; “Harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılır. Süreç kontrolünde, her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanır ve uygulanır. Malî işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol ederler. Süreç kontrolünü sağlamak amacıyla malî işlemlerin süreç akış şeması hazırlanır ve üst yöneticinin onayı ile yürürlüğe konulur.

Harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirir. Ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön malî kontrol yaparlar. Bu gerçekleştirme görevlileri tarafından yapılan kontrol sonucunda, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşülerek imzalanır.”,

Denilmektedir.

14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı “5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararı” nın “Sorumlular” başlıklı 3. bölümünde;

“3- Harcama Yetkilileri

a) Harcama Yetkililerinin Genel Sorumluluğu

… …

Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına,

  1. Gerçekleştirme Görevlileri

a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu

… …

Yapılan bu açıklamalara göre, aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine,………” karar verildiği belirtilmiştir.

Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; harcama yetkililerinin, gerçekleştirme görevlileri ile birlikte harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Üst Yönetici ... tarafından, 28.03.2004 tarihinde Belediye Başkanlığına seçildiği tarihten sonra kendisi tarafından atanmış olan personelin atamasında ve yine kendisi tarafından yapılmış olan diğer atamalarda, sorumluluğunun Belediye Meclisine karşı olması ve bu atamalardan Belediye Meclisinin bilgisinin de bulunması sebebiyle kendisine kamu zararı sorumluluğu yüklenmemesi gerektiği ifade edilmiş ise de; savunmalarda da belirtildiği üzere, belediyelerdeki atama işlemleri, 1580 sayılı mülga Belediye Kanununun “Belediye memurlarının tayini” başlıklı 96. ve 03.07.2005 tarihli Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlüğe giren 5393 Belediye Kanununun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38. ve “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49. maddelerindeki hükümler gereğince, üst yönetici konumundaki belediye başkanı tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla, söz konusu atamayı gerçekleştiren Üst Yönetici ...’ın, Belediye Meclisine karşı olan sorumluluğunun, mevzuata aykırı olarak yapılmış bu atamadan kaynaklanan kamu zararı sorumluluğunu ortadan kaldırdığını düşünmek mümkün görünmemektedir.

Dolayısıyla, sorumluluk, mevzuata aykırı olarak yapılan atama işlemini gerçekleştiren Üst Yönetici ile ödeme emri belgelerini imzalamak suretiyle ödemeyi gerçekleştiren Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerine aittir.

Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 193 sayılı İlamın 2. maddesiyle verilen tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim