Sayıştay 5. Dairesi 39744 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Çeşitli Konular
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
39744
29 Mart 2016
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2012
-
Daire: 5
-
Dosya No: 39744
-
Tutanak No: 41745
-
Tutanak Tarihi: 29.03.2016
-
Konu: Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Belediyenin Muhtaç Kimselere Yardım Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak yardım yapması.
- 247 sayılı ilamın 16 ncı maddesiyle; …….. Belediyesi Muhtaç Kimselere Yardım Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak yapılması gereken yardımların belirtilen Yönetmeliğin ilgili hükümlerine uyulmadan dağıtılması sonucunda ………….. TL tutarında kamu zararına neden olunduğu gerekçeleriyle tazmin hükmü verilmiştir.
Belediyenin yardım yapması.
Sorumlu dilekçesinde:
Sorguya verilmiş olan cevaplarda da işaret edilmiş olduğu gibi, bu yardımlar, muhtaç oldukları bir komisyon marifetiyle belirlenen kişilere yapılmıştır. Keza; belediye personeline yapılmış olan bir kısım ödemeler ise toplu sözleşme gereğince yapılan ödemelerdir. Kaldı ki bu ödemeler 4688 sayılı kanunun geçici 14 üncü maddesi kapsamında kalmakla mali takibat ve yargılama dışında bırakılmışlardır. Bir kısım ödemeler ise, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 75 inci maddesine istinaden Belediye Meclisinden alınan kararla kamu kurum ve kuruluşlara yapılan yardımlardır. İlamda, bu kuruluşların belediye sınırları dışında olması tazmine gerekçe olarak gösterilmekle birlikte; bu tespit yerinde bulunmamaktadır. Örneğin Van Depremi nedeniyle Van ilindeki kurum ve kuruluşlara yapılan yardımların hukuka aykırı sayılması kabul edilebilir olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:
“İlamın 16 ncı maddesi ile ilgili olarak; sorguya verilen cevaplar tekrarlanarak tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir. Daire kararı İncelendiğinde muhasebe yetkilisinin sorumluluğuna 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi hükmü gereği ödeme emri belgesi üzerinde yapması gereken “yetkililerin imzasının tamam olması” durumunu kontrol etmemesi nedeniyle karar verildiği görülmektedir. Hukuken görevlendirilmesi mümkün olmayan belediyeye ait Kent-Yol şirketi personelinin görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlisi olarak görevlendirildiği ve ödeme emri belgesinin bu personel tarafından İmzaladığı anlaşılmaktadır. 5018 sayılı Kanununa göre gerçekleştirme görevlilerinin tespiti harcama yetkilisi tarafından yapılmaktadır. Muhasebe yetkilisinin görevi de harcama yetkilisi tarafından görevlendirilen gerçekleştirme görevlisinin imzasının olup olmadığını kontrol etmektir. Hukuken muhasebe yetkilisinin, belirlenen gerçekleştirme görevlisinin mevzuata aykırı görevlendirmesi nedeniyle itiraz etme yetkisi bulunmadığı gibi, görevlendirilen bu kişilerin yetkili olup olmadıklarını sorgulama, isim ve İmza karşılaştırmasını yapma gibi bir görevi de yoktur. Hukuka aykırı görevlendirmeden dolayı doğrudan harcama yetkilisi sorunludur. Muhasebe yetkilisinin bu çerçevede görevinin, ödeme emri belgesi üzerinde gerçekleştirme görevlisinin imzasını kontrol etmek olduğu değerlendirilmektedir. Bu İtibarla muhasebe yetkilisinin sorumluluğunun bulunmadığına,” denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde sandık değerlendirme kurulunda görev yapan şahısların sorumluluğa dahil edildikleri anlaşılmıştır.
Belediye Başkan yardımcılarından oluşan sandık değerlendirme kurulunun fiili olarak hiçbir görev yapmadığı ekli belgelerde bu kurulun toplandığına ve karar aldığına ilişkin bir belgenin olmadığı anlaşılmıştır.
Muhtaçlara Yardım Sandığından; muhtaçlığını belgeleyemeyen kişilere, fakirlik belgesi olmayan öğrencilere, belediye sınırları dışında faaliyet gösteren dernek vakıf ve ikamet eden kişilere, muhtarlara, kurum personeline, vb. yerlere, mevzuata aykırı şekilde ödeme yapıldığı anlaşılmış olup sayılan usulsüz ödemelere ilişkin harcama sürecinde değerlendirme kurulu üyelerinin gerek harcama yetkilisi olarak gerekse hem görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlisi hem de süreçteki gerçekleştirme görevlisi olarak yer almadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, Değerlendirme Kuruluna herhangi bir bilgi verilmeden ve değerlendirmesine ihtiyaç duyulmadan başka bir birim amiri ve Başkan tarafından yardımın nerelere ve kimlere yapılacağına karar verilmesi, Değerlendirme Kurulunun saf dışı bırakılarak işlem yapıldığını ve yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edildiğini göstermektedir.
Muhtaçlara Yardım Sandığının ayrı bir hesabının olmadığı, zaman zaman encümen kararları alınarak yapılacak yardımlara ilişkin paranın mutemede teslim edildiği, ancak Yönetmelikte belirtilen müracaat, araştırma, değerlendirme ve yardım miktarını belirleme gibi konularda Değerlendirme Kurulu tarafından herhangi bir karar alınmadığı ve dolayısıyla da Karar Defterinin tutulmadığı anlaşılmakta olup diğer sorumlular bu konudaki savunmalarında Karar Defterinin noterden tasdik ettirilerek tutulmaya başlandığını ve Değerlendirme Kurulunun yapmış olduğu değerlendirmelere ilişkin kararların Deftere geçirildiğini ifade etmişlerse de savunma ekinde bu defter ve değerlendirme tutanaklarına yer verilmediği görülmektedir.
Muhtaç Kimselere Yardım Sandığı Değerlendirme Kurulu üyelerinin yapılan usulsüz yardımlara ilişkin bir dahlinin olmadığı ve süreçte görev almadığı anlaşıldığından yapılan usulsüz harcamalardan dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca usulsüz ödemelere ilişkin ödeme emri eklerinde encümen kararları olduğu ve encümen üyelerince usulsüz yardımların yapılmasına ilişkin kararlar alındığı ancak bu durumun ilamda değerlendirilmediği anlaşılmıştır.
Bu itibarla; gerek Muhtaç Kimselere Yardım Sandığı Değerlendirme Kurulu üyelerinin sorumluluğunun yeniden değerlendirilmesi gerekse encümen üyelerinin sorumluluğa dahil edilmemiş olması nedeniyle 5.Daire tarafından 247 sayılı ilamın 16 ncı maddesi ile verilen tazmin hükmünün bozularak dairesine gönderilmesine, oyçokluğuyla,
(Üye ………… karara katılmakla birlikte Belediye Encümeninin görevleri 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 34’üncü maddesinde sayılmış olup, söz konusu maddede ve diğer mer’i mevzuatta belediye encümenine mal ve hizmet alımı, yardım yapılması konularında bir yetki ve görev verilmemiştir. Belediye encümeninin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu öncesi yürürlükte bulunan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunundan kaynaklanan mal ve hizmet alımı yetkisi bulunmakta iken söz konusu kanun hükümleri mülga olmuştur. Dolayısı ile belediye encümenince mülga 2886 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde almış olduğu kararlar hukuken butlan olup, bir bağlayıcılığı ve yaptırımı da bulunmamaktadır. Dolayısı ile mal ve hizmet alımında ve yardım yapımında yetkisiz bir şekilde butlan bir karar alan belediye encümen üyelerinin sorumlu tutulmaması gerekir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde yetkili olanlar sorumlu tutulması gerekir yönündeki ilave görüşüyle,
(Üye ………..’ın; “247 sayılı ilamın 16’ncı maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün bozulması kararına katılmakla birlikte, İlave olarak;
2011 yılına ilişkin 151 sayılı ilamda yer alan sorumlulardan Yazı İşleri Müdürü ………… temyiz dilekçesinde, 10.01.2012 gün ve 37 sayılı Başkanlık Oluru ile ………Belediyesi Muhtaç Kimselere Yardım Sandığının kaldırıldığını ve bu tarihten sonra muhtaçlara yapılan ödemelerin … Belediyesi Muhtaç Kimselere Yardım Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde Belediyenin genel hesapları üzerinden gerçekleştirildiğini, ifade etmiştir.
Yine,2012 yılına ilişkin 247 sayılı ilamda yer alan sorumluların benzer mahiyetteki savunmalarında da; 2011 yılsonu itibariyle ……….. Belediyesi Muhtaç Kimselere Yardım Sandığının kaldırıldığı ve bu tarihten sonra muhtaçlara yapılan ödemelerin bir Komisyon marifetiyle, söz konusu kişi ya da kişilerin banka hesabına ödeme yapılması suretiyle gerçekleştirildiği, ifade edilmiştir.
Oysa, İlamda “Muhtaç Kimselere Yardım Sandığı Değerlendirme Kurulu Başkanı ve “Muhtaç Kimselere Yardım Sandığı Değerlendirme Kurulu Üyesi” sıfatı ile bazı şahıslara sorumluluk yüklendiği görülmüştür.
Bu durumda, belirtilen tarihte Muhtaç Kimselere Yardım Sandığının kaldırılıp kaldırılmadığı; kaldırıldı ise, “Muhtaç Kimselere Yardım Sandığı Değerlendirme Kurulu Başkanı” ve “Muhtaç Kimselere Yardım Sandığı Değerlendirme Kurulu Üyesi” sıfatı ile bazı şahıslara hangi gerekçe ile sorumluluk yüklendiği hususunun açıklığa kavuşturulması ve sorumluluk tespitinin buna göre yeniden yapılması gerekmektedir.” şeklindeki ilave görüşü ile birlikte,
Üyeler ……………..’ın … Belediyesi Muhtaç Kimselere Yardım Yönetmeliği’nin,
Amaç başlıklı 1 inci maddesinde;
“Bu yönetmelik, Belediye sınırları dahilinde ihtiyaç sahiplerine verilecek aynı ve nakdi yardımlarla ilgili esasları belirlemek ve yardım dağıtmak için düzenlenmiştir.”
“Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde;
“Bu yönetmelik, Belediye sınırları dahilinde ikamet edenlerden 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun diğer hükümlerine göre ihtiyaçları karşılanamayan ve Sandık Değerlendirme Kurulunun yapacağı çalışmalar sonucunda muhtaç oldukları belirlenen kişileri kapsar.”
“Sandığa müracaat şekli” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Sandıktan yardım talebinde bulunmak isteyenler bağlı oldukları mahalle muhtarlığından alacakları ikametgah ve muhtaçlık il muhaberiyle birlikte form dilekçe ile Sandık Değerlendirme Kuruluna ve Belediye başvurabilirler. Belediyeye yapılan müracaatlar Sandığa havale edilir.
Öğrenim yardımı talep ediyorsa bunlara ilaveten okuldan alınacak tahsil belgesi; tıbbi yardım talep ediyorsa ilgili sağlık kuruluşundan alınacak ve onaylanmış rapor form dilekçeye eklenir.
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde; kişilerce yapılacak müracaatlarda, gerekli bilgi ve belgeler Sandık görevlilerince mümkün olduğunca gizli olarak ve muhtaçların onurlarını zedelemeyecek biçimde temin edilir.” Denilmektedir.
Yönetmeliğin 7 inci maddesinde, müracaat dilekçelerinde belirtilen bilgilerin resmi kurumlar ve muhtarlıklar nezdinde yapılacak araştırma ile teyit edileceği, Sandık Değerlendirme Kurulu üyelerinin beyan ve imzalarını içermeyen taleplerin işleme konulmayacağı belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 8 inci maddesinde: Sandık Değerlendirme Kurulunun, her yılın Ocak ayının ilk toplantısında muhtaçlık dereceleri ile muhtaçlara yapılacak yardım miktarını tespit edeceği belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde Sandık yardımlarının nakdi veya aynı olabileceği gibi kısmen nakdi, kısmen ayni de yapılabileceği belirtildikten sonra, mümkün olduğunca aynı yardım yapılması, ancak nakdi yardım yapılması gerekiyorsa bunun gerekçelendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
9 uncu maddede yine nakdi ödemelerin çekle yapılacağı, yardımların devamlı belirli aralıklarla veya bir defada yapılacağına Sandık Değerlendirme Kurulu kararında yer verileceği, yardım yapılmasına karar verilen kişilere ayrıca bir sicil numarası verileceği ve yardım kararları mahalle bazımda tasnif edilecek dosyalarda muhafaza olunacağı, deprem, sel, yangın gibi olağan üstü durumlar hariç, belediye ile diğer kamu kuruluşlarında çalışan memur, sözleşmeli personel, geçici personel ile işçilere sandıktan yardım yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde, Sandık hesaplarının belediye idare hesabı içinde ve belediye saymanı tarafından Sayıştay’a verileceği, 17 inci maddesinde ise Sandık kayıtları ve muhasebenin işitme hesabı esasına göre tutulacağı, ambar kayıtları için özel ambar defteri, Değerlendirme Kurulunun aldığı karar için karar defteri tutulacağı, tüm gelir, gider ve ambar kayıtlarının belgeye dayandırılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Rapor dosyası eki belgelerden:
Sandık Hesabından yardım yapılacağı zaman peyder pey alınan encümen kararları ile paranın mutemede teslim edildiği, yardım yapılan miktara ilişkin dosyalar tutulduğu; ancak, yardım yapılması ile ilgili Yönetmelikte belirtilen müracaat, araştırma, değerlendirme ve yardım miktarı belirleme gibi konularda belirtilen hiçbir kural uyulmadığı, Değerlendirme Kurulu tarafından herhangi bir karar alınmadığı, dolayısıyla karar defteri tutulmadığı anlaşılmıştır.
Yardımların daha çok ayni yapılacağı eğer nakdi yardım yapılıyorsa bunun gerekçesinin belirtileceği ve nakdi yardımların banka kanalıyla yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen; yardımların hemen hemen tamamının nakdi yapıldığı, nakdi yardım miktarı ve yardım yapılan kişilerle ilgili herhangi bir kriter bulunmadığı ve nakdi yardımların banka yerine elden imza karşılığı yapıldığı,
Yardımın Belediye sınırları dahilinde ikamet edenlerden ihtiyaçları karşılanmayan kişilere yapılacağı belirtilmesine rağmen, belediye sınırları dışında bulunan kişi ve kurumlarla ihtiyaç sahibi olup olmadığı belli olmaya kişilere yapıldığı,
Yardım yapılacak kişilerin evrakların eksik olduğu, ya sadece fakirlik belgesi ile ya da sadece kimlik belgesi ile yardım yapıldığı, genel olarak ise belge düzenlenmediği,
Belediye ile diğer kamu kuruluşlarında çalışan memur, sözleşmeli personel, geçici personel ile işçilere sandıktan yardım yapılmayacağı Yönetmelikte belirtilmesine karşın buna uyulmayarak birim amirlerine, kimliği tespit edilemeyen kişilere, özel kalemde çalışan işçi statüsündeki personele paralar teslim edildiği bunun yanında tüm memur personele, emekli olan personele, bazı işçi personele ihale komisyonu üyelerine nakdi yardımlarda bulunduğu,
Sonuç itibariyle, belirtilen Yönetmeliğine aykırı olarak yapılan ödemeler sonucu toplam ………-TL tutarında kamu zararına yol açıldığı anlaşılmıştır.
Sorumlu, dilekçesinde, yapılan söz konusu yardımların, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlığını taşıyan 75 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenleme ile Avrupa Yerel Yönetim Şartı’nın mahalli idarelerin yetkilerini kullanırken başka yerel makamlarla işbirliği yapabilmelerine izin veren ilgili düzenlemesine istinaden Belediye Meclisince alınan kararlarla yapıldığını belirtmiştir.
5393 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi gereği Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsamaktadır. Dolayısıyla, mahalli müşterek ihtiyaç kavramının, mahalli idarelerin tanımı gereği, mahalli idarenin coğrafi, seçim ve hizmet sınırlarını kapsaması doğaldır. Bu nedenle gerek coğrafi ve gerekse seçim çevresi sınırları dışında hizmet sunulması ve mahalli müşterek ihtiyaç kavramının bu sınırları aşan şekilde yorumlanması mümkün olamayacağından itirazın kabulü mümkün değildir.
Ayrıca sorumlu dilekçesinde 4688 sayılı kanunun geçici 14 üncü maddesi kapsamında kalmakla mali takibat ve yargılama dışında bırakıldığını ifade etmiştir. 4688 geçici 14 üncü maddesi konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, ilama konu ödemeyi, 4688 sayılı Kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.
Bu itibarla; sorumlu iddialarının reddedilerek 5.Daire tarafından 247 sayılı ilamın 14 üncü maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİ gerekir yönündeki ayrışık görüşlerine karşı)
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11