Sayıştay 5. Dairesi 39486 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

39486

Karar Tarihi

17 Mayıs 2016

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2012

  • Daire: 5

  • Dosya No: 39486

  • Tutanak No: 41869

  • Tutanak Tarihi: 17.05.2016

  • Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

KARAR

Sosyal Denge Sözleşmesi kapsamında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi hakkında:

  1. 155 sayılı ilamın 2 nci maddesiyle; ……… Genel Müdürlüğünde çalışan memurlara Sosyal Denge Sözleşmesi uyarınca yapılan ödemelerin gelir vergisi matrahlarına dahil edilmeyerek gelir vergisinin eksik kesilmesi sonucu ………… TL kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumlu dilekçesinde:

2012 yılında ........ de görev yapan memur personele Sosyal Denge Sözleşmesi uyarınca yapılan ödemelerin gelir vergisi matrahlarına dâhil edilmemesi sonucu kamu zararına neden olunduğu sebebine müstenit tazmin hükmü verildiğini,

  1. ………… Büyükşehir Belediye Başkanlığı, …………… Su ve Kanalizasyon İdaresi ve … Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memur, sözleşmeli memur ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49.maddesine tabi sözleşmeli personeli temsilen BEM. BİR. SEN (Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası) arasında (01.06.2011. 31.05.2012) dönemine ait Sosyal Denge Sözleşmesi imzalandığını,

  2. Bahsi geçen sözleşme ile idare çalışan personelin sosyal ve kültürel düzeyini yükseltmek, geleceğe güvenle bakılmasını sağlamak, sosyal birlik ve dayanışmayı, çalışma performansını ve hizmet kalitesini arttırmak ve de son yıllarda yükselen refah seviyesinin adaletli dağılımını sağlamak amaçlandığını,

  3. Gelir Vergisi Kanunun 61.maddesinde Ücret; "işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez" şeklinde tanımlandığını,

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 146/2 maddesinde "Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenmez, hiçbir yarar sağlanmaz" hükmü yer aldığını,

Aynı Kanunun 147/A maddesi ile Aylık; "Bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı" şeklinde tanımlandığını,

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan memur personele ödenen aylık unsurları ise; belirli bir unvan ve hizmet sınıfı ile herhangi bir kurum personeline zaman içerisinde gerek personel kanunlarında gerek teşkilat kanunlarında yapılan düzenlemeler sonucu çeşitlilik arz etse de genel olarak gösterge aylığı, ek gösterge aylığı, taban aylığı, kıdem aylığı, tazminatlar, yan ödeme aylığı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, emniyet uçuş tazminatı, vekâlet ücreti, tayin bedeli, nöbet ücreti, fazla çalışma ücreti, lojman ve yabancı dil tazminatı, kurumsal ödemeler, aile yardımı ödeneği, ek tazminat ve diğer ödemelerdir.

Aylık ve aylık tanımı içinde yer alan ve personele görevlendirildiği unvan ve sınıfa uygun olarak aylığa dâhil edilen unsurlardan gelir vergisi kesintisi yapılmakta ise de aylık unsurlarından olan ek ödemeden gelir vergisi kesintisi yapılmadığını,

Mer'i mevzuatta Ek Ödeme; "Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dâhil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dâhil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dâhil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılır." Tanımlandığını,

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 maddesinin ikinci paragrafında "Ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin yapılmasında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu maddeye göre yapılacak ek ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye ödemesi, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz." hükmü yer aldığını,

Maliye Bakanlığının 161 nolu Devlet Memurları Genel Tebliğinin 5.maddesinde "Ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin yapılmasında aylıklara ilişkin hükümler uygulanacak ve bu ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmayacağını,

Bu ödeme, personelin mali haklarına bağlı olarak, ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmayacaktır." Denildiğini,

Görüldüğü üzere, aylık(maaş) unsurlarından olan ek ödeme, sosyal yardım olarak değerlendirilmektedir.657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Sosyal Haklar ve Yardımlar" başlıklı VI ncı kısmında, "Zam ve Tazminatlar" başlığı altındaki ek maddenin ikinci bölümünde yer alan tazminatların damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi olmadığı belirtilmiştir. Bu sebep ile de yukarıda zikredilen mevzuat gereğince gelir vergisi kesintisi yapılmadığını,

Anayasanın 23.09.2010 tarihinde değişen 53. maddesi doğrultusunda kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınmıştır. Ülkemizin de imzalamış olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) sözleşmeleri Anayasamızın 90.maddesi kapsamında mevzuatımızda bağlayıcı hükümler oluşturmaktadır. Bu çerçevede 4688 Sayılı Kamu Görevlileri ve Sendikaları kanunda değişiklik yapan 6289 Sayılı kanun 11 Nisan 2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini,

Bu çerçevede imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesi gereği 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan personele ödenen Sosyal Denge Yardımı ile alakalı aşağıda zikredilen sözleşme maddeleri haricinde mevzuatta hüküm bulunmadığını,

Bahsi geçen sözleşmenin 10. ve 11. maddesinde Daire Başkanı ve üstü kadrolar (yöneticiler) hariç tüm çalışanlar için brüt 500 TL ödenir denildiğini,

Sözleşmenin 5. Maddesinde sözleşmeden faydalanabilmek yani sosyal denge yardımı alabilmek için sendikaya üye olma veya yetkili sendikaya sözleşme aidatı ödemeleri şartının arandığı belirtilirken, 14.maddesinde ise yararlanamama halleri maddeler halinde sayıldığını,

Bu maddede; disiplin cezası alanların (uyarma, kınama, aylıktan kesme cezası ve kademe ilerlemesinin durdurulması) geçici olarak görevden uzaklaştırılanların ve ücretsiz izin alanların sözleşmede belirtilen süreler zarfında sosyal denge yardımından faydalanamayacağı belirtildiğini,

Görüldüğü üzere, sosyal denge yardımı, her ne kadar idaremizde görev yapan memur personele maaşla birlikte ödense de yukarıda izaha çalışıldığı üzere gerek unsurları gerekse faydalanma şartları bakımından maaştan ayrılmaktadır. Yani Sosyal Denge Yardımı, ne Gelir Vergisi Kanununda tanımlanan ücret ne de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki aylık tanımı kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle maaşla birlikte ödenen Ek ödemeler gibi Sosyal Denge Yardımından da gelir vergisi kesintisi yapılamayacağını,

  1. Bütün bunlardan hariç olmak üzere, aksi düşünülecek olursa 23.07.2010 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6009 sayılı Kanunun geçici 8. Maddesinde; "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline HER NE AD ALTINDA OLURSA OLSUN ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında İdari veya Mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır" hükmüne yer verilmiştir.

Yine 6289 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 4688 sayılı Kanuna eklenen Geçici 14.maddenin 2.fıkrasında da keza aynı şekilde; "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek VEYA BAŞKA BİR TASARRUFTA BULUNARAK 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline HER NE AD ALTINDA OLURSA OLSUN ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır."

6289 sayılı Kanunun 33.maddesiyle 375 sayılı KHK'ye eklenen Ek Madde 15'te ise; "Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir." hükümlerine yer verildiğini,

........ Genel Müdürlüğünün 375 sayılı KHK'nin Ek 15.maddesi kapsamında olduğu aşikâr olmakla, 6289 sayılı Kanunla 4688 sayılı Kanuna eklenen Geçici 14.maddenin 2.fıkrasındaki "veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." amir hükmü gereğince, tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,

Sayıştay Başsavcılığı da; 631 sayılı KHK'den Genel Müdürlüğümüzün kapsam dâhilinde bulunduğunun açık olduğu, konuya ilişkin 15.12.2011 tarih ve 28143 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Esas No:2011/1, Karar No:5333/l sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararının da dikkate alınması suretiyle, ileri sürülen gerekçelerin kabul edilerek Daire kararının bozulması ve sorumluların beraatına karar verilmesi gerektiği yönünde mütalaa bildirdiğini,

Bahsedilen 15.12.2011 tarih 28143 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/1 Esas ve 5333/1 sayılı SAYIŞTAY GENEL KURULUNUN İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARINDA. 2560 sayılı Kanun ile kurulmuş olan Su ve Kanal İdarelerinin HUKUKİ STATÜSÜ İRDELENMİŞ ve "2560 sayılı Kanunun l'inci maddesinde "… Su ve Kanalizasyon İdaresi, … Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak hizmetlerini yürüten, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olup personel statüsü bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 9 uncu maddesi hükümlerine, diğer işlemlerinde ise özel hukuk hükümlerine tabidir." denilmekte iken, 23/35/1984 tarihli ve 3009 sayılı Kanunun l'inci maddesiyle yapılan değişiklik ile bu madde; "… Su ve Kanalizasyon İdaresi, … Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ........ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir." şeklinde değiştirilmiştir. Bu nedenle idarenin yapısını belirleyen organlarında ve görevlerinde hiç bir değişikliğe gidilmeksizin, ilk düzenlemede … Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak çalışacağı belirtilen ........'nin, yapılan değişiklik ile … Büyükşehir Belediyesine bağlı olduğu düzenlemesinin getirilmiş olması, müstakil olarak kurulan idarenin yapısı ve işleyişinin değiştirilmediğini göstermektedir. Bu çerçevede; 2560 sayılı Kanunun Genel Kurul başlıklı 4'üncü maddesinde "… Büyük Şehir Belediye Meclisi, ........ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir." hükmü ile Yönetim Kurulu başlıklı 7'inci maddesindeki "Büyük Şehir Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. Belediye Başkanının bulunmaması halinde, Genel Müdür Yönetim Kuruluna başkanlık eder." hükmü Büyükşehir Belediye organlarına ikinci görevler vermektedir.

Bahse konu idareler, kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir anlatımla müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi için alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi bulunmamaktadır. Bu idareler tarifeleri belirlemekte, kamulaştırma kararlarını kendileri almakta, bu kararların iptali ve kamulaştırma bedelinin artırılması için açılan davalarda hasım gösterilmekte, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davaları yine doğrudan bunlar tarafından açılmakta, idarelerin yapmış olduğu herhangi bir faaliyeti nedeniyle Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davaların, su ve kanalizasyon idarelerinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu gerekçesiyle mahkemece reddedildiği durumlar bulunmaktadır.

Merkezi idare içinde yer alan Bakanlıkların kuruluşunu düzenleyen 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinde bakanlık bağlı kuruluşları, ll'inci maddesinde ise, bakanlık ilgili kuruluşları tanımlanmıştır. Belediyelerin kuruluşunu düzenleyen 5393 sayılı Kanunda, belediyeye bağlı veya ilgili kuruluş düzenlemesine yer verilmediği, Belediye teşkilâtı başlıklı 48 inci maddede belediyenin birimlerinin hangileri olduğu ve nasıl oluşturulacağı belirlenmiştir. Büyükşehir Belediyelerinin kuruluşunu düzenleyen 5216 sayılı Kanununda, bağlı kuruluş, ilgili kuruluş veya bağlı genel müdürlük tanımı veya ifadesi bulunmamaktadır.

2560 sayılı Kanunun l'inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "… Su ve Kanalizasyon İdaresi, … Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ........ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir." hükmü ile su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Kanundaki bu hüküm ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) ifadesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Bir genel müdürlüğün bütçesi müstakilse ve bu genel müdürlük kamu tüzel kişiliğine de sahipse, bu genel müdürlüğün, başka bir otoritenin izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve uygulama yetkisine sahip bulunduğu açıktır. Nitekim söz konusu cetvellerde müstakil genel müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi su ve kanalizasyon idareleri için de geçerlidir.

........'nin personel rejimi ile alakalı düzenlemeye 2560 sayılı Kanunda yer verilerek bu Kanunun l'inci maddesine göre; su ve kanalizasyon idaresinde görevli personelin 657 sayılı Kanuna tabi olduğu, personele özlük ve maaş yönünden bunların uygulanması gerektiği aşikârdır." gerekçelerine binaen 2560 sayılı kanuna Tabi Su ve Kanal İdarelerinin MÜSTAKİL GENEL MÜDÜRLÜK OLDUĞU yönünde içtihat birliğine gittiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Başsavcılığı ilamın 2 inci maddesine ilişkin görüş bildirmemiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

… Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Bem-Bir-Sen arasında 12.05.2011 tarih ve 1131 sayılı Meclis Kararına dayanılarak imza edilen Sosyal Denge Sözleşmesinde ödemelerin brüt tutar üzerinden yapılacağı belirtilmiştir.

Anayasanın 73’ncü maddesinde; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulup, kaldırılacağına ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 ve 25'inci maddelerinde gelir vergisinden istisna edilecek ücretler ile ücret sayılan ödemeler belirtilmiş olup, 61'inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanunun, 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre de hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61'inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104'üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Öte yandan, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun "Kapsam" başlıklı 2'nci maddesinde; "Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadî teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında uygulanır." hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, 01.06.2012 tarihli ve 28310 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara Dair Toplu Sözleşme" nin "5. Sosyal Denge Tazminatı" başlıklı maddesinde, "Belediyeler ve bağlı kuruluşlar ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100'üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir" hükmü yer almıştır.

Diğer taraftan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15'inci maddesinde, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği, sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirleneceği hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, sosyal denge ödemelerine ilişkin olarak 4688 sayılı Kanun, Gelir Vergisi Kanunu ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede herhangi bir istisna hükmüne yer verilmediğinden, bahse konu ödemelerin ücret sayılarak, Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104'üncü maddeleri kapsamında gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

Sorumlu, dilekçesinde 4688 sayılı Kanunda değişiklik yapan 6289 sayılı Kanun’un vergi takibi yapılacağına ilişkin bir hüküm getirmediği, konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15.3.2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 15’inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamayacağı, başlatılanların işlemden kaldırılacağına ilişkin düzenleme yapıldığı, bu düzenlemenin de 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre yeni tarihli olduğu ve bu düzenlemenin geçerli olduğu, düzenlemenin af mahiyetinde bulunması sebebiyle herhangi bir kamu zararı meydana gelmediğini ifade etmişlerse de; söz konusu husus vergi kanunlarıyla zaten düzenlenmiş durumda olup kanun koyucu yaptığı düzenlemede gelir vergisine ilişkin bir istisna hükmü getirmemiştir. Uyuşmazlık konusu sosyal denge ödemesinin yapılıp yapılamayacağı değil, bu ödemelere ilişkin Gelir Vergisi Kanununda öngörülen verginin kesilmemesidir. Başka bir deyişle, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun geçici 14 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan hüküm, sosyal denge ödemelerinin kendisi ile ilgili olup bu ödemelerden yapılacak kesintilerle bir ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısı ile af kapsamı ile yasal hale gelen sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi kesintisi 193 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla; 5.Daire tarafından 155 sayılı ilamın 2 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oyçokluğuyla,

(5.Daire Başkanı………… ile Üye……………;4688 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesinde, konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15.3.2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamayacağı ve başlatılanların işlemden kaldırılacağı, hükme bağlanmıştır. Bunun anlamı, sosyal denge ödemesi temel alınmak suretiyle, kamu görevlileri ile ilgili mali yargılama yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, başlamış bir yargılama var ise bunun da işlemden kaldırılmasıdır. Kamu personeline yapılan sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi stopajı yapılmaması nedeniyle verilen tazmin hükmü de kamu görevlilerine yapılan ek ödemeye dayalı, onu temel alan bir mali yargılama faaliyeti olduğundan, bu düzenlemenin kapsamı içerisinde olup yargı dairesinin bu konuda yargılama yapma/hüküm tesis etme yetkisi bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dilekçi talebi kabul edilerek 155 sayılı ilamın 2. maddesiyle verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verilmesi gerekir şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı )

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim