Sayıştay 5. Dairesi 37923 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

37923

Karar Tarihi

15 Nisan 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 5

  • Dosya No: 37923

  • Tutanak No: 38827

  • Tutanak Tarihi: 15.04.2014

  • Konu:

KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1662 sayılı ilamın 1. maddesi ile 23.11.2007 tarih ve 176 numaralı meclis kararına dayanarak belediye memurlarından indirimli su ücreti alınması nedeniyle 14.292,74 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 5393 Sayılı Belediye Kanunun Belediye Meclisinin Görev ve Yetkileri başlıklı 18. maddesinin f fıkrasında; “Kanunlarda vergi resim harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgilerden isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek” dendiğini, bu maddeye istinaden su ücret tarifesinin Belediye Meclisince belirlenmiş olup Muhasebe yetkilisinin de 5018 Sayılı Kanunun 71. maddesi e fıkrasında belirtilen şekilde idare gelirlerinin tarh tahakkuk veya tahsilat işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yaptığını,

Kaldı ki 2002/3654 Sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Gaziler Şehit ve Gazi dul ve yetimleri, özürlüler, öğrenciler ve 2022 sayılı 65 yaşını doldurmuş muhtaç güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşlarının aylık bağlanması hakkında kanun kapsamındaki kişilerin 4736 sayılı Kanunun 1. maddesinin 1. fıkrası hükmünden muaf olduğu belirtildiğinden E fıkrasında belirtilen kişilerden belediye Meclisince belirlenen ücret tarifesinde belirleyerek aldığı Meclis kararının kanuna aykırılığı düşünülmemesi kanaati taşıyarak gerçekleştirildiğini,

Burada Kamu zararı niteliğinde kabul edilebilecek bir zararın amaçlanmadığını, mevcut kararlarda genel anlamda kriterler konmak suretiyle düzenlemelere gidildiğinin anlaşıldığını, Belediye çalışanlarına genel anlamda tanınan tarifeye dayalı ayrıcalığın belli kişi veya kurum kapsamında sayılamayacağını, tanınan indirim veya muafiyete ilişkin çıkartılan kararnamelere göre aynı nitelikte kararnamelerin bulunduğunu, Belediye Meclisince alınan kararlarda kamu zararı oluşturulmadığı kanaatiyle ve 5018 Sayılı Kanununun 71. maddesi e fıkrasında belirtilen idare gelirlerinin tarh tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapıldığı düşüncesinde olmakla birlikte 6009 Sayılı Kanunun geçici 8 nci maddesi, 6289 Sayılı Kanunun 30 maddesine eklenen geçici 14 ncü maddesinin son fıkrası ve ilişikte fotokopisi sunulan Emsal T.C. Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin Dikili Belediyesi Hakkında verdiği gerekçeli kararı doğrultusunda tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “6009 ve 4688 sayılı Kanunun ilgili maddeleri memur ve işçilere yapılan ek ödemelerle ilgili olduğundan, diğer mahkeme kararları ise Sayıştay yargısını etkilemediğinden talebin reddedilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Sorumluluk İtirazına İlişkin Olarak;

Dilekçi kendisinin sorumlu tutulmaması gerektiğini belirtmişse de; 4736 sayılı Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’a aykırı olarak belediye meclisinin aldığı kararın uygulanması sonucu sebebiyet verilen kamu zararı için kanuna aykırı karar alan meclis üyeleri ve kanuna aykırı kararı uygulayan, mevzuat çerçevesince idare gelirlerini tahakkuk ettirmeyen gelir gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla su işleri müdürü (Yüksel SEVİMLİ) ve mali hizmetler müdürünün (Mevlüt DAĞKIRAN) sorumluluğa iştirak ettirilmeleri, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğidir.

5018 Sayılı Kanun’un 38. maddesine göre; "Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarında öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerini zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludurlar." hükmü gereğince gelir, tarh, tahakkuk ve tahsil işleminin mevzuata uygun olarak yapılmadığı tartışmasızdır. Yine aynı Kanun’un "Mali hizmetler birimi" başlıklı 60. maddesinin (e) bendinin verdiği "gelirleri ilgili mevzuatı çerçevesince tahakkuk ettirmek" görevi mali hizmetler müdürünce yerine getirilmemiştir.

Belediye Meclisinin Kanuna aykırı karar aldığı konusunda ihtilaf olmadığına, kararın kanuna aykırılığı açık olduğuna göre; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 11. maddesinin açık hükmü karşısında ve bu madde gereğine uygun hareket edildiği yönünde ilgililerin "kanunsuz emri yerine getirmek" zorunda kaldıklarına dair belge de sunmadıkları dikkate alındığında yukarıda belirtilen mevzuatın açık hükümleri karşısında sorumluluğa iştirak ettirilmelerinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle dilekçinin sorumluluk itirazı reddedilerek konunun esasına geçildi.

Esasa İlişkin Olarak;

4736 sayılı Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal Ve Hizmet Tarifeleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde,

"Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idareler, bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan fonlar, kefalet sandıkları, sosyal güvenlik kuruluşları, genel ve katma bütçelerin transfer tertiplerinden yardım alan kuruluşlar, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile müesseseleri, il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, özel bütçeli kuruluşlar, özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar, 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanuna tâbi kuruluşlar ve özel hukuk hükümlerine tâbi, kamunun çoğunluk hissesine sahip olduğu kuruluşlar, kamu banka ve kuruluşları ile bunlara bağlı iş yerleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticarî indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaz.

Belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, toplu taşım hizmetlerinde malûl, yaşlı, öğrenci ve basın kimlik kartı sahiplerine indirim uygulamaya yetkilidirler.

24.2.1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun, 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ücretsiz veya indirimli tarife uygulanması ile ilgili hükümleri saklıdır.

Bakanlar Kurulu birinci fıkra hükmünden muaf tutulacak kişi veya kurumları tespit etmeye yetkilidir.

Bu Kanunun yayımı tarihinden önce üçüncü fıkrada belirtilen kanunlar dışında; kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, genelge ve benzeri düzenleyici işlemler ile diğer idari işlemlerle tesis edilmiş bulunan ücretsiz veya indirimli tarife uygulamalarına 31.12.2001 tarihinden itibaren son verilir.” hükmü yer almıştır. 2002/3654 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Gaziler, şehit ve gazi dul ve yetimleri, özürlüler, öğrenciler ve 2022 sayılı 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz, ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamındaki kişilerin 4736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaf olduğu belirtilmiştir.

23.11.2007 tarih ve 176 sayılı meclis kararının Su ücreti Tarifesinin Abone Grupları bölümünde

“A- a) Meskenler

    1. 10 ton arası.......................................................................... 2,00
    1. 20 ton arası........................................................................ 2,50
  1. 21 ton ve üstü ........................................................................ 3,00

E- Şehit Aileleri, tüm Gaziler ve bunların dul eşleri, Belediye personeli, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığınca verilen Özürlüler için Kimlik Kartına sahip Özürlüler ile nüfuz cüzdanında özürlüler ibaresi bulunanlar, ve en az Kızılay Kan Merkezine 25 defa kan verenler (1 (Bir) abonelik

için).................................................................................. 1,12

H- Su bedeline KDV dahil değildir.

I- 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun mükerrer 44. maddesi gereğince meskenlerde Çevre Temizlik Vergisi, Resmi Gazete'de açıklanan rakam üzerinden suya yansıtılır.” ifadeleri yer almıştır.

Yukarıya alınan meclis kararının sonucu olarak 2008 yılında belediye personelinden indirimli su ücreti alınmıştır.

2002/3654 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Gaziler, şehit ve gazi dul ve yetimleri, özürlüler, öğrenciler ve 2022 sayılı 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz, ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamındaki kişilerin 4736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaf olduğu belirtildiğinden E fıkrasında belirtilen diğer kişilerden indirimli su ücreti alınmasına ilişkin meclis kararının kanuna aykırılığı bulunmamaktadır. Ancak memurların veya işçilerin 4736 sayılı kanunun 1 inci fıkrasından istisna olduğuna dair bir düzenleme bulunmamaktadır.

Gerek 5393 sayılı Belediye Kanunu, gerekse diğer Kanunlarda meclisin yetkileri belirlenmiş olup, meclis ancak kendine verilen yetki çerçevesinde karar alabilir. Meclis kanunla kendisine yetki verilmeyen bir konuda karar alamayacağı gibi, kanuna aykırı karar da alamaz. Kanuna aykırı karar alınması durumunda alınan karar geçersiz olacağı gibi, alınan kararın sonuçlarından karar alanlar ve bu kararı uygulayanlar sorumlu olacaklardır. Kanunlarda meclisin belediye personeline yönelik indirimli su tarifesi belirlemesine izin veren hiç bir düzenleme olmadığı gibi, aksine yasaklayan düzenleme bulunmaktadır.

Diğer yandan, 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesindeki “memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı” hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, belediye personeline indirimli su tarifesi uygulanmasını bu Kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Ayrıca dilekçi konu ile ilgili emsal mahkeme kararı gereğince tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişse de, Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1662 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1662 sayılı ilamın 2. maddesi ile 23.11.2007 tarih ve 176 numaralı meclis kararına dayanarak belediyede çalışan işçilerden indirimli su ücreti alınması nedeniyle 52.912,79 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Bu ilamın birinci maddesinde belirtilen gerekçelerle dilekçinin sorumluluk itirazının reddedilerek 1662 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1662 sayılı ilamın 15. maddesinin;

A Bendi ile, Taşçıoğlu Tarım ve Seracılık Nida Taşçı yükleniminde yaptırılan “37 adet işçi ile hizmet alım” işine ilişkin hatalı fiyat farkı ödenmesi nedeniyle 18,99 TL,

B Bendi ile, teklif mektubunda olmayan fazla çalışma için ücret ödenmesi nedeniyle 9.944,31 TL,

C Bendi ile, 01.10.2008 tarihinden itibaren iş kazası ve meslek hastalıkları sigorta prim oranlarındaki 0,5 puanlık düşüşün fiyat farkı kararnamesi uyarınca fiyat farkı hesabında dikkate alınmaması nedeniyle 278,54 TL,

D Bendi ile, 01/10/2008 tarihinden itibaren söz konusu işte işveren hissesinin beş puanlık kısmının Hazinece karşılanmasına rağmen bu tutarın hakedişten kesilmemesi nedeniyle 2.437,62 TL olmak üzere toplam 12.679,46 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; İlamın 15/B sırasında belirtilen teklif mektubunda olmayan 9.944,31 YTL fazla çalışma ödendiği düşünülen ve bu tutarda kamu zararına neden olunduğu hususunda;

İlamda konu edilen 9.944,31 YTL fazla çalışma ücretinin İdari şartname, teknik şartname, Hizmet alım sözleşmesi, birim fiyat teklif cetveli ve birim fiyat teklif mektubuna göre ödemeler gerçekleştirilmiş olup kamu zararı oluşturulmadığını,

İlişikte sunduğu birim fiyat teklif mektubu, birim fiyat teklif cetveli, sözleşme, idari şartname, teknik şartname, ihale komisyon kararındaki rakamlardan da anlaşılacağını, Teklif mektubunda olmayan fazla mesai ücretinin ödenmemiş olduğunu,

İlamın 15/D sırasında belirtilen 2.437,62 YTL fazla ödendiği düşünülen ve bu tutarda kamu zararına neden olunduğu hususunda;

İlam da konu edilen %5 lik 2.437.62 YTL lik Sigorta Priminin 5510 Sayılı Kanunun 81. maddesine eklenen i fıkrası çerçevesinde ödendiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı “Sorumlu, ilamın 15 inci maddesinin (B) fıkrası ile işçilere fazla mesai ücreti ödenmesi nedeniyle verilen tazmin hükmünün, ödemesinin idari ve teknik şartnameler ile hizmet alım sözleşmesi, birim fiyat cetveli ve birim fiyat teklif mektubuna göre ödendiğini belirterek kaldırılmasını istemiştir.

Söz konusu belgeler, idare ile müteahhidin ilişkisini düzenlediğinden idareyi bağlamaktadır. Bu nedenle fazla mesai ücretinin idarece ödenmesinin gerekeceği düşüncesiyle talebin kabul edilerek tazmin hükmünün kaldırılması,

Sorumlu, ilamın 15/D maddesiyle Hazinece karşılanan 5 puanlık sigorta priminin hakedişten kesilmemesi nedeniyle verilen tazmin hükmünün, 6009 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi uyarınca kaldırılmasını istemiştir.

Prim desteğinin hakedişten kesilmesi halinde sağlanan teşvik ortadan kalkacağından talebin kabul edilerek tazmin hükmünün kaldırılması uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi 1662 sayılı ilamın 15. maddesinin A bendine ilişkin olarak herhangi bir itirazda bulunmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.

1662 sayılı ilamın 15. maddesinin B bendine ilişkin olarak rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; işe ilişkin Teknik Şartnamenin 9. maddesinde; “Resmi tatil günlerinde personel çalıştırılmayacaktır. Zorunlu hallerde Pazar günü çalıştırılacak personele fazla çalışma ücreti ödenecektir.”

  1. maddesinde; “Zorunlu hallerde İdare gerek gördüğü takdirde işçileri Pazar günleri çalıştırabilir. İdare iş yoğunluğu olduğu ve gerek gördüğü hallerde mesai yaptıracaktır. İhtiyaç olmadığı takdirde mesai yaptırmama hakkına sahiptir.” hükümlerinin yer aldığı görülmüştür.

Her ne kadar Birim Fiyat Teklif Cetvelinde “Pazar mesai” ücreti öngörülmüş ve fazla çalışma için ücret öngörülmemişse de; işe ilişkin sözleşmenin 30. maddesinde, sözleşme bedelinin % 20’sine kadar iş artışı yapılabileceği belirlenmiştir.

Yine sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin “Fiyatı belli olmayan işlerde yeni birim fiyat tespiti” başlıklı 37. maddesinde;

“Madde 37- İşin devamı sırasında, yapılması idarece istenen veya 53 üncü maddeye göre sözleşme kapsamında ilave olarak yaptırılacak ve birim fiyat cetvelinde yer almayan yeni iş kalemlerine ait birim fiyatlar;

a) Yüklenicinin birim fiyatlarının tespitinde kullanarak teklifinin ekinde idareye verdiği ve yeni iş kalemi ile benzerlik gösteren iş kalemlerine ait analizlerle kıyaslanarak bulunacak analizler,

b) İdarede veya diğer idarelerde mevcut olan ve yeni iş kalemine benzerlik gösteren iş kalemlerine ait analizler,

c) Yeni iş kaleminin yapılması sırasında tutulacak puantajla tespit edilecek malzeme miktarları ile personel ve makinelerin çalışma saatleri esas alınarak oluşturulacak analizler,

d) İdarede ve diğer idarelerde mevcut rayiçler ile yüklenicinin teklifinin ekinde idareye verdiği teklif rayiçler,

e) İdarece kabul edilmek şartıyla ilgisine göre, Ticaret ve/veya Sanayi Odasınca veya meslek odasınca onaylanmış memleket rayiçleri, kullanılarak yukarıdaki öncelik sırasına göre kontrollük ile yüklenici tarafından tespit edilir. Bu hususta düzenlenen yeni fiyat tutanağı idarenin onayına sunulur ve onaydan sonra geçerli olur.

Fiyat tutanağının idarenin onayına sunulduğu tarihten itibaren otuz (30) gün içerisinde taraflar yeni birim fiyatlar üzerinde anlaşma sağlayamazlarsa bu hususta bir anlaşmazlık zaptı düzenlenerek taraflarca imzalanır ve konu sözleşmedeki anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin hükümlere göre çözümlenir. Ancak bu süre içinde yüklenici, idare tarafından tespit edilen birim fiyatın uygulanması şartı ile işe devam etmek zorundadır.” denilmektedir.

Yukarıda açıklanan ihale dokümanı hükümleri ve 4857 sayılı İş Kanununun emredici hükümleri uyarınca fazla çalışma ücreti ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Dilekçi 1662 sayılı ilamın 15. maddesinin C bendine ilişkin olarak herhangi bir itirazda bulunmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.

1662 sayılı ilamın 15. maddesinin D bendine ilişkin olarak;

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim oranları ve devlete katkısı” başlıklı 81 inci maddesinin (ı) bendinde aynen;

“(Ek: 17/4/2008-5763/24 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıktan sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz...” denilmektedir.

01.10.2008 tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeye göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanmaya başlanılmıştır. Dolayısıyla Fiyat Farkı Kararnamesinin 8’inci madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir. Aksi halde aynı prim tutarının hem bütçeden hem de Hazineden ödenmesi yolu açılmış olur.

Nitekim bu husus, Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Teklif Fiyata Dahil Olacak Masraflar” başlıklı maddesinin 17 nci fıkrasında aynen;

“(Ek: 25/10/2008 – 27035 R.G. / 4 md.) 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendinde; özel sektör işverenlerinin, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanacağı hüküm altına alınmıştır.

İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı tüm hizmet alımı ihalelerinde, teklifler Hazine tarafından karşılanacak olan işveren sigorta primi tutarı dikkate alınmadan, işveren payları üzerinden hesaplanarak sunulacak ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede, fiyat farkı hesaplanması öngörülen ihalelerde sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenicinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca prim teşvikinden yararlanması halinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8 inci maddesinde yer alan, ‘b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,

…506 sayılı Kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.’ hükmü gereğince, Hazine tarafından karşılanan prim tutarı, idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesilecektir.” denilmek suretiyle açık bir biçimde ifade edilmiştir.

01.10.2008 tarihinden itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmı hazine tarafından karşılandığından aynı mahiyetteki ikinci kez prim ödenmesinin önlenmesi için buradaki ödemeden %5 prim tutarının düşülmesi gerekir. %5 prim tutarı düşülmediği takdirde mükerrer ödeme yapılmış olacaktır. Şöyle ki; Firma tarafından gerçekleştirilen hizmet alımı işinde; firma teklif verirken işçi ücreti, primler gibi birçok unsuru içeren toplam maliyetini hesaplamıştır. Firmanın teklifinde, primler de işverenin maliyeti içerisinde yer almakta ve idare tarafından 01.10.2008 tarihine kadar bu primler de firmaya ödenmektedir. İdare işçilerin prim dahil tüm ücretlerini yükleniciye ödemekte diğer taraftan da Hazine bu işçilere ait işveren payını karşılamaktadır. Böylece işveren payı bir yandan idarece bir yandan da Hazinece ödenmiş olmaktadır.

Bu nedenle, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8. madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir.

Ayrıca dilekçi benzer konuda verilen mahkeme kararlarının göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasının gerektiğini iddia etmişse de, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer yandan Anayasanın 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”

832 sayılı Sayıştay kanununun 65. maddesinde ".. genel mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın hesap ve işlemleri yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir..." hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Bu itibarla, 1662 sayılı ilamın 15. maddesinin D bendi ile verilen 2.437,62 TL tutarındaki tazmin hükmü mevzuata uygundur.

Sonuç olarak 1662 sayılı ilamın 15. maddesi ile 12.679,46 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünden, B bendine ilişkin olarak verilen 9.944,31 TL’nin düşülerek geriye kalan (12.679,46 - 9.944,31 =) 2.735,15 TL’nin;

8,77 TL’sinin Düzenleyen (Fen İşl.Görevlisi) Bülent DEMİRTÜRK ile Harcama Yetkilisi (Fen İşl.Müd.V.) Cengiz DİLMEN’in,

  1. 726,38 TL’sinin Düzenleyen (Su İşleri Görevlisi) Metin MALKOÇ ile Harcama Yetkilisi (Su Ve Kanalizasyon Müd. ) Yüksel SEVİMLİ’nin uhdelerinde kalmak üzere DÜZELTEREK TASDİKİNE,

Karar verildiği 15.04.2014 tarih ve 38827 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim