Sayıştay 5. Dairesi 37119 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
37119
8 Nisan 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2009
-
Daire: 5
-
Dosya No: 37119
-
Tutanak No: 38788
-
Tutanak Tarihi: 08.04.2014
-
Konu:
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 976 sayılı ilamın 1. maddesi ile belediyeye ait araçların kasko sigorta bedellerinin belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 25.728,82 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 5393 sayılı Belediye Kanununun 60. maddesinin (h) bendinde "sigorta giderleri" belediyenin giderleri arasında sayılmış olup; Kanunda, kasko sigortası hususunda da herhangi bir sınırlama getirilmediğini,
Ayrıca, araçların herhangi bir kaza ihtimaline karşı, belediyenin mali külfetten korunmaya çalışıldığını, çünkü her ne kadar araçları kullananların sorumlulukları söz konusu olsa da, büyük maddi hasarlı kazalarda, hasarların belediye imkanlarıyla yaptırılması mali külfete sebep olabileceği gibi, sorumlu personele rücu ederek zararın kısa sürede tazmini hususunda engellerin olduğunun aşikar olduğunu, araçlardaki maddi hasarların zamanında giderilmemesi de hizmetlerin aksamasına sebep olacağını, dolayısıyla, Belediyeye ait araçları muhafaza etmek ve belediyeyi mali külfetten korumak amacıyla kasko sigortası yaptırıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “Sorumlu, ilamın 1 inci maddesiyle, belediyeye ait araçlara kasko sigortası yaptırılması nedeniyle verilen tazmin hükmünün, araçları muhafaza etmek ve belediyeyi mali külfetten korumak için kasko sigortası yaptırdıklarını ileri sürerek kaldırılmasını talep etmiştir. Talebin yasal dayanaktan yoksun olduğu anlaşıldığından reddedilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.
03.07.2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye Giderleri” başlıklı 60. maddesi (h) fıkrasında her ne kadar “h-Faiz borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri,” harcama türünden bahsolunmuşsa da, burada kastedilen sigorta türü özel ve isteğe bağlı sigorta olmayıp, belediyelere ait motorlu araçlara yaptırılması gerekli görülen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasıdır.
Nitekim 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 106. maddesinde;
“Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, İl Özel İdarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler.” denilerek Belediyenin sahip olduğu motorlu vasıtaların sadece mali sorumluluk sigortasının milli sigorta şirketlerine yaptırabileceği öngörülmüş olmaktadır.
Ayrıca 2009 Mali Yılı Bütçesinin “Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara ilişkin Esaslar” başlıklı E cetvelinin 25. maddesinde;
“Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır.
Ancak;
a) Yanıcı, patlayıcı maddeler, gemi, uçak ve ilaç depolama yerlerinin sigorta giderleri,
b) Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan kontratta sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın, Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu konulmuşsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,
c) Dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko) giderleri,
d) Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta ve navlun giderleri,
e) Belediyelere ait itfaiye ve ambulans araçlarının kasko sigortası giderleri,
bütçelerinin ilgili tertiplerinden, Sağlık Bakanlığına ait 112 acil ambulanslarının kasko sigortası giderleri döner sermaye bütçelerinden, Türk Silahlı Kuvvetleri (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı dahil) envanterinde bulunan ve erbaş ve erler tarafından kullanılan teknik donanımı yüksek ve özel nitelikli askeri araçların kasko sigortası giderleri ise Askeri Kantin Yönetmeliğinde belirlenecek esaslar ve usuller çerçevesinde askeri kantin gelirlerinden ödenir.” denilmektedir.
Mevzuat gereği Devlet malının yukarıda sayılan istisnalar dışında sigorta edilmemesi esastır. Taşıtlar için yeterli görülen sigorta çeşidinin zorunlu mali sorumluluk sigortası olduğu “Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri” hükmünden sarih olarak anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, 08.07.2008 tarihli ve 26930 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “2009-2011 Dönemi Bütçe Çağrısı”na ilişkin Maliye Bakanlığı Tebliği eki olan “2009-2011 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberinin giriş bölümünde, 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı Cetvellerde yer alan idarelerin ödenek tekliflerini orta vadeli program orta vadeli mali plan ile bu Rehberde yer alan esaslara göre hazırlayacakları belirtilmiştir.
Söz konusu Rehberin, “Analitik Bütçe Sınıflandırması” başlıklı (B) bölümünün, Ekonomik sınıflandırmaya ilişkin açıklamaları içeren 5. Alt bölümünde, 2009-2011 dönemi bütçe hazırlıklarında esas alınacak olan, giderin ekonomik kodları ve açıklamalarının ekte yer aldığı; giderlerin ekonomik sınıflandırmasında bu açıklamaların esas alınacağı, ödenek tekliflerinin hazırlanmasında ve harcamaların gider kaydının yapılmasında bu açıklamalara titizlikle uyulması gerektiği, açıklanmıştır.
Ekte yer alan Analitik Bütçe Sınıflandırmasına İlişkin Rehberin; “IV-Giderin ekonomik kodlarının açıklamaları” başlıklı bölümünün, “03-Mal ve hizmet alımı giderleri” harcama grubunda yer alan, “03.5.4.02-Sigorta giderleri” başlıklı detay kodunun açıklama kısmında;
“03.5.4.02 Sigorta Giderleri: diğer harcama kalemlerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır. Ancak;
-Yanıcı ve patlayıcı maddelerin, ilaçların, gemilerin, uçakların ve bunlara ait depolama yerlerinin sigorta giderleri,
-Dış ülkelerdeki Devlete ait temsilcilik binaları ile Devlete ait eşyanın ve kira ile tutulan bina için yapılan kontratta sigorta zorunluluğu varsa kiralık binanın Türk mülkiyetinde olan veya kira ile tutulan yerlerde organizatör şirket tarafından sigorta zorunluluğu kanılmışsa söz konusu yerlerin sigorta giderleri,
-Dış kuruluşlarla ilgili olarak taşıt sigortası (misyon şefinin uygun gördüğü hallerde tam kasko),
-Belgelerine göre ayrılması mümkün olmayan sigorta giderleri,
-Taşıtların zorunlu mali sorumluluk sigortası giderleri,
-İlgili mevzuatı gereği sigortalanması zorunluluğu bulunan bina, taşıt, malzeme vb. Sigorta giderleri, bu bölüme gider kaydedilecektir.” denilmek suretiyle diğer harcama kalemlerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında devlet mallarının sigorta ettirilmemesi ilke olarak kabul edilmiş ve bu temel ilkenin istisnaları da sayılmıştır. Buna göre taşıtların ancak zorunlu mali sorumluluk sigortası giderleri karşılanabilecektir. İsteğe bağlı sigorta türü olan kasko sigortası giderleri bu kapsamda yer almamıştır.
01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlükte bulunan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin “Ekonomik Sınıflandırma” başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasında;
“(4) Kurumlar, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için belirlenen dört düzey ekonomik kodlardan sadece ihtiyaç duydukları kodları kullanırlar.” denilmektedir.
Yine aynı Yönetmeliğin “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 464. maddesinin 1. fıkrasında;
“(1) Bütçeye ilişkin olarak bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan ve ihtiyaç duyulan hallerde, Maliye Bakanlığınca Genel Bütçe için yapılan düzenlemeler esas alınır.” denilmektedir.
Bu hükümler karşısında, yukarıda bahsi geçen “detay koduna ilişkin olarak “Analitik Bütçe Sınıflandırmasına İlişkin Rehber”de yer alan açıklamaların Belediyeler için de geçerli ve bağlayıcı olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri gereğince, belediye hizmetlerinde kullanılan araçların kasko sigorta bedellerinin belediye bütçesinden ödenmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 976 sayılı İlamın 1. maddesi ile 25.728,82 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 976 sayılı ilamın 2. maddesi ile ikramiye ödemelerinde Belediye Kanunu'nun 49. maddesinde belirlenen sınırların aşılması nedeniyle 4.788,18 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesinin son fıkrasında; "Sözleşmeli ve işçi statüsünde çalışanlar hariç belediye memurlarına, başarı durumlarına göre toplam memur sayısının yüzde onunu ve Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayının (20.000) gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere, hastalık ve yıllık izinleri dâhil olmak üzere, çalıştıkları sürelerle orantılı olarak encümen kararıyla yılda en fazla iki kez ikramiye ödenebilir." hükmüne yer verildiğini,
Kanunun bu hükmünde toplam memur sayısından bahsedildiğini, dolu veya boş kadro ayırımı yapmadığından, kanun hükmündeki bu ibare yoruma açık olduğunu; bu nedenle ikramiye ödenmesinde toplam memur kadro sayısı esas alındığını, belediyenin 2009 yılında 38 adet memur kadrosu olduğundan toplam memur kadro sayısının %10'u hesaplanarak 3 adet memura ikramiye ödemesi yapıldığını,
Bu sebeple, yaptıkları hesaplama ve ödemede açıkça Kanun hükmüne aykırılık söz konusu olmadığını, memur sayısı dikkate alınması durumunda yıl içinde memur sayısında artış veya azalma olmasının ikramiye ödenecek memur sayısının hesabında sıkıntı yaratacağının da bir gerçek olduğunu, ayrıca belediyede norm kadro sayısının altında memur çalıştırılmasının iş yükünü artırdığı ve memurların kendi kadrolarının işinin yanı sıra diğer boş kadroların işlerini de yaptığını, bu sebeple, ikramiye hesabında daha adil davranılabilmesi için dolu-boş ayrımı yapılmadan norm kadroyla verilen toplam memur kadro sayısı esas alındığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “Sorumlu, ilamın 2 nci maddesiyle, belediye memurlarına verilen ikramiyenin hesabında, memur sayısı yerine sözleşmeli personelin de dikkate alınarak ödeme yapılması nedeniyle verilen tazmin hükmünün, kanunda memur sayısından bahsedilirken dolu – boş ayrımı yapılmadığını, boş memur kadrolarının da hesaba dahil edildiğini, sigorta primi kesilen tüm personelin ücretlerini gösteren listeyi, tahakkuk fişi ve tahsilat makbuzlarını ibraz ederek kaldırılmasını talep etmiştir.
Ancak, hem boş kadrolu memur sayısından bahsedilip, hem de prim ödemesi yapılan yani fiilen çalışan personelin ücret ve primlerini gösteren belgelerin sunulması çelişki yaratmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla gönderilen listeler, sözleşmeli personel ve işçileri de içermektedir. Bu nedenle talebin reddedilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde; 06.01.2009 tarih ve 1 sayılı encümen kararıyla memurlara başarı ikramiyesi verilmesi kararlaştırıldığı, ikramiye ödenecek memur sayısının ise norm kadro sayısına göre hesap edildiği görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunun 49. maddesinin son paragrafında; "Sözleşmeli ve işçi statüsünde çalışanlar hariç belediye memurlarına, başarı durumlarına göre toplam memur sayısının yüzde onunu ve Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayının (20.000) gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere, hastalık ve yıllık izinleri dâhil olmak üzere, çalıştıkları sürelerle orantılı olarak encümen kararıyla yılda en fazla iki kez ikramiye ödenebilir," denilmektedir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükmü uyarınca başarı durumlarına göre toplam memur sayısının yüzde onuna ikramiye ödenebilecektir. Çolaklı Belediyesinde toplam 4 memur çalıştığından ve bunun yüzde onuna tekabül eden memur sayısı yaklaşık 1 olduğundan yalnızca 1 memur için bu ikramiye ödenebilecektir. Buna karşın söz konusu ikramiye 3 memur için ödenmiştir. Mezkur hükmün bu sayıya boş kadroların dahil olup olmadığını düzenlemediği iddia edilse de; söz konusu hükümde kadro sayısı değil memur sayısı esas alınacağı düzenlendiğinden bir kanun boşluğu da söz konusu değildir.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 976 sayılı İlamın 2. maddesi ile 4.788,18 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 976 sayılı ilamın 3. maddesi ile Çolaklı Belediyesinde çalışan işçi personele yapılan ilave tediye ödemelerinden işçi ve işveren SGK primi ve işsizlik sigortası primi kesilmemesi nedeniyle 74.365,25 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
976 sayılı İlamın 3. maddesi ile verilen 74.365,25 TL’lik tazmin hükmünün;
883,23 TL’sinin 21.05.2012 tarih ve 058677 numaralı, 21.05.2012 tarih ve 058677-78-79 numaralı tahsildar alındılarıyla tahsil edildiği bildirilmiş olup hüküm tarihinden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına,
73.482,02 TL’sinin ise, (43.507,33 TL’si 14.04.2011 tarih ve 578 numaralı, 29.330,78 TL’si 15.04.2011 tarih ve 585 numaralı, 342,22 TL’si 13.05.2011 tarih ve 819 numaralı ve 301,69 TL’si 13.05.2011 tarih ve 820 numaralı ödeme emri belgeleriyle olmak üzere) 2011 yılı Mart ve Nisan ayı işçi bordrolarıyla mahsuben tahsil edildiği bildirilmekte ise de hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilat temyiz konusu olmayıp Yargılamanın İadesi ile ilgili bulunduğundan bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Daireye Tevdiine,
- 976 sayılı ilamın 4. maddesi ile işçi statüsünde bulunan zabıta personeline 4857 ve 2822 Sayılı Kanunlar ve toplu iş sözleşmesine aykırı olarak encümen kararıyla fazla çalışma ücreti ödenmesi nedeniyle 16.016,38 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Beldenin turizm beldesi olması sebebiyle Mayıs-Kasım arası yaz döneminde belde nüfusunun 4-5 katına ulaştığını, aynı zamanda bölgede hayatın gece geç saatlere kadar devam ettiğini, belediyede memur zabıta elemanı olmadığı için belde güvenliği işçi zabıtalar marifetiyle yürütüldüğünü, Çalışma saatlerinin yaz döneminde saat 8:00’den 24:00’e kadar uzaması nedeniyle işçilerin 2 vardiya halinde çalıştırılması gerektiğini, Bu personelden verim alınabilmesi için de böyle bir uygulamaya gidildiğini,
İşçilere yapılacak ücret ve diğer ödemeler belediye encümenince belirlendiğini, bu usulün belediyenin kuruluşundan beri uygulanagelmiş bir usul olduğunu, belediye ve işçilerin işçi ücretlerinin belirlenmesi ile ilgili bu kararlara itirazları da olmadığından encümen kararının bir nevi iş sözleşmesi niteliğini taşıdığını,
İşçiler sendikalı değillerse 4857 sayılı Kanuna göre, ödemelerin belirlenmesinde esas olanın işçi ile işveren arasında yapılacak iş sözleşmesi olduğunu, burada da temel ilkenin tarafların karşılıklı olarak anlaşmaları olduğunu, dolayısıyla, işçilere encümen kararı ile ödenen söz konusu fazla mesainin İş Kanunu kapsamı dışında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını,
Encümenin fazla mesai ile ilgili görüşmesinde, ödenecek fazla mesai ücretlerinin net olarak ödenmesi kararlaştırıldığını, ancak, Encümen kararının yazımında sehven net ibaresi yazılmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “Sorumlu, ilamın 4 üncü maddesiyle, bazı personele encümen kararı ile mükerrer fazla çalışma ücreti ödenmesi nedeniyle verilen tazmin hükmünün, encümen kararının bir nevi iş sözleşmesi olduğunu ve söz konusu personelin işlerinin yoğun olduğunu ileri sürerek kaldırılmasını talep etmiştir. Talebin yasal dayanaktan yoksun olduğu anlaşıldığından reddedilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde; 20.10.2009 tarih ve 57 sayılı encümen kararıyla zabıta personeline mesai ücreti verilmesinin kararlaştırıldığı; gelir ve damga vergileri kesilmeden ilgililere net olarak belirlenen tutarların ödendiği görülmüştür.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “Ücretin tarifi” başlıklı 61. maddesinde;
Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır.
-
23 üncü maddenin 11 numaralı bendine göre istisna dışında kalan emeklilik, maluliyet, dul ve yetim aylıkları;
-
Evvelce yapılmış veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında verilen para ve ayınlarla sağlanan diğer menfaatler;
(…)” denilmektedir.
Aynı Kanunun 103. maddesinde hangi oranlarda verginin tevkif edilmesi gerektiği, 94. maddesinde ise sorumluların bu tevkifatları yapma mükellefiyetleri düzenlenmiştir.
488 sayılı Damga Vergisi Kanunun “Konu” başlıklı 1. maddesinde;
“Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga vergisine tabidir.
Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder.
(…)”
Aynı Kanunun “Mükellef” başlıklı 3. maddesinde;
“Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir.
Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder.
(…)” denilmektedir.
20.10.2009 tarih ve 57 sayılı Encümen kararı uyarınca ilgililere mesai ücreti ödenmesi mümkün olmakla birlikte, söz konusu ücretlerden 193 ve 488 sayılı Kanunların yukarıda anılan maddeleri gereğince gelir ve damga vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Bu itibarla, 976 sayılı ilamın 4. maddesi ile verilen 16.016,38 TL tutarındaki tazmin hükmünden mevzuata uygun olarak ödenen 12.600,00 TL’nin düşülerek, geriye kalan ve mevzuata aykırı olarak ödenen 3.416,38 TL’nin ilamda gösterilen sorumluların uhdesinde kalmak üzere, hükmün 3.416,38 TL olarak DÜZELTİLEREK TASDİKİNE,
Karar verildiği 08.04.2014 tarih ve 38788 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10