Sayıştay 5. Dairesi 36732 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

36732

Karar Tarihi

20 Ocak 2015

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 5

  • Dosya No: 36732

  • Tutanak No: 39940

  • Tutanak Tarihi: 20.01.2015

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

  1. 667 sayılı ilamın 1. maddesi ile Atlas Sağlık ve Sosyal Hizm. Tic. San. Ltd. Şti. yüklenimindeki Çöp Toplama ve Temizlik İşleri Hizmet Alımı ile ilgili olarak;

A) Malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmı Hazine tarafından karşılandığı halde söz konusu tutarın fiyat farkı olarak hakedişlerden kesilmemesi nedeniyle 1.471,95 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

B) Yüklenici tarafından idare adına düzenlenen faturalar üzerinden hesaplanan KDV'den yapılması gereken tevkifatın eksik yapılması nedeniyle 2.921,70 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

667 sayılı ilamın 1. maddesine ilişkin olarak Recep TEZULAŞ, Jülide YILMAZ ve Erkut FERHATOĞLU temyiz başvurusunda bulunmuş olup dilekçiler dilekçesinde özetle;

İlamın 1. madeninin (A) fıkrasına ilişkin olarak; ilgili mevzuat hükümleri olan 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81'inci maddesinin (ı) bendi, Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.23.1. maddesi ile 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Hesabında Uygulanacak Esaslar’ın 8. maddesinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde söz konusu kamu zararı şartlarının oluşabilmesi için son teklif verme tarihi itibariyle işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliğinin söz konusu olması gerektiğini, bu nedenle tazmin hükmünün mevzuat hükümleri ile uyarlılığının bulunmadığını,

Tebliğin yürürlülük tarihinde 506 sayılı kanun yürürlükte olmadığını,

Gerek 5510 sayılı kanuna, gerek 6111 sayılı kanuna göre ve gerekse de 2011/45 ve 2008/93 sayılı genelgeler çerçevesinde, prim desteği kesintisinin yalnızca özel sektörce yapılabileceği devlet kurumlarınca kesinti yapılamayacağının hüküm altına alındığını,

Söz konusu kesintilerin kamu ihale kurumunun genel tebliğine göre yapılmakta olduğunu, ancak söz konusu hususları düzenleme yetkisinin kamu ihale kurumuna değil, 5510 sayılı Kanunun (ı) bendinde de belirtildiği üzere, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığına ait olduğunu,

Bu kesintilerin yapılmaması gerektiğine dair bir çok emsalin bulunduğunu (Yargıtay 3. H.D. 2010/18601 E.2010/21062 K. Sayılı Kararı ile onanan Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/79 E. 2010/1800 K., Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/193 E. 2010/441 K.) belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

İlam’ın 1. maddesinin (B) fıkrasına ilişkin olarak; ödeme emri evraklarında sehven 2/3 yerine 1/3 oranında kesinti yapıldığını, ancak ilgili firmanın bu tutarı KDV beyanında 2/3 oranında gösterdiğini, bu bildirim sayesinde bir vergi kaybına sebep olunmadığını, ancak bu konuda bundan sonra daha dikkatli ve titiz davranılacağını,

Beyannamelerde tevkifat yapılan tutarların firmanın ilgili dönemlere ait diğer hizmet alımlarıyla birlikte toplu olarak gösterildiğini, daha önce temyiz kuruluna gönderdikleri beyannamelerde beyannamelerin arka sayfalarının fotokopisinin çekilmemiş olduğunu, firmadan tekrar beyannamelerin istenmesine karşılık firmanın 2010 yılında geçirmiş olduğu yangın nedeniyle evraklara ulaşılamadığını, yangın raporunun ekte olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “1) Sorumlular ilamın 1/A maddesiyle Hazinece karşılanan 5 puanlık sigorta pirim desteği’nin, hak edişten düşülmemesi nedeniyle verilen tazmin hükmünün;

  • Konuya yönelik Kamu İhale Genel Tebliği’nin, 506 sayılı Kanunu dayanak olarak aldığını, oysa,artık bu Kanunun yürürlükte olmadığını,

  • Kesintinin Özel Sektör İşyerleri için gerekli olduğunu, Kamu İdaresi işyerleri için geçerli olmadığını,

  • Yerel mahkemelerce kesintinin yasal olmadığına karar verildiğini ve bunun Yargıtay’ca onandığını,

İleri sürerek kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Gerek yapılan savunmalar, gerekse Hazine desteğinin, hak edişten kesilmesi halinde, yapılan teşvik anlamını kaybetmiş olacağından talebin kabul edilerek tazmin hükmünün sorumlular üzerinden kaldırılması,

Uygun mütalaa olunmaktadır.

  1. Sorumlular, ilamın 1/B Maddesiyle vergi tevkifatı yapılmaması nedeniyle verilen tazmin hükmünün tevkifatın eksik kısmının ilgili firma tarafından beyan edilerek ödendiğini, buna ilişkin beyanname ve vergi tahsil makbuzlarının fotokopilerini ibraz ederek kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Ancak ilgili dönemlere ait (Temmuz, Ağustos Eylül /2009) makbuzlarındaki tutarlar kamu zararı tablosundaki rakamların çok altındadır. Bununla birlikte konunun yargılamanın iadesi kapsamında değerlendirilmesi için dosyanın Dairesine tevdiine hükmolunması,

Uygun mütalaa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.

A) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim oranları ve devlete katkısı” başlıklı 81. maddesinin (ı) bendinde;

“(Ek: 17/4/2008-5763/24 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıktan sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz (...)” denilmektedir.

01.10.2008 tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeye göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanmaya başlanılmıştır. Dolayısıyla Fiyat Farkı Kararnamesinin 8. madde esaslarına göre yapılacak fiyat farkı ödemelerinde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerinden düşülmesi gerekir. Aksi halde aynı prim tutarının hem bütçeden hem de Hazineden ödenmesi yolu açılmış olur.

Nitekim bu husus, Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Teklif Fiyata Dahil Olacak Masraflar” başlıklı maddesinin 17. fıkrasında;

“(Ek: 25/10/2008 – 27035 R.G. / 4 md.) 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendinde; özel sektör işverenlerinin, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanacağı hüküm altına alınmıştır.

İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı tüm hizmet alımı ihalelerinde, teklifler Hazine tarafından karşılanacak olan işveren sigorta primi tutarı dikkate alınmadan, işveren payları üzerinden hesaplanarak sunulacak ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede, fiyat farkı hesaplanması öngörülen ihalelerde sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenicinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca prim teşvikinden yararlanması halinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8 inci maddesinde yer alan, ‘b) İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutarda; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark,

(…) 506 sayılı Kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu Esasların 7 nci maddesi uygulanmaksızın ödenir veya kesilir.’ hükmü gereğince, Hazine tarafından karşılanan prim tutarı, idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesilecektir.” denilmek suretiyle açık bir biçimde ifade edilmiştir.

01.10.2008 tarihinden itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmı hazine tarafından karşılandığından aynı mahiyetteki ikinci kez prim ödenmesinin önlenmesi için buradaki ödemeden %5 prim tutarının düşülmesi gerekir. %5 prim tutarı düşülmediği takdirde mükerrer ödeme yapılmış olacaktır. Şöyle ki; Firma tarafından gerçekleştirilen hizmet alımı işinde; firma teklif verirken işçi ücreti, primler gibi birçok unsuru içeren toplam maliyetini hesaplamıştır. Firmanın teklifinde, primler de işverenin maliyeti içerisinde yer almakta ve idare tarafından 1.10.2008 tarihine kadar bu primler de firmaya ödenmektedir. İdare işçilerin prim dahil tüm ücretlerini yükleniciye ödemekte diğer taraftan da Hazine bu işçilere ait işveren payını karşılamaktadır. Böylece işveren payı bir yandan idarece bir yandan da Hazinece ödenmiş olmaktadır.

4735 sayılı Kanuna göre fiyat farkı verilecekse bunun nasıl hesaplanacağı sözleşmede belirlenmektedir. Anılan işe ilişkin sözleşmede asgari ücret fiyat farkı hesabında Fiyat Farkı Kararnamesinin 8. maddesinin uygulanacağı akdedilmiştir. Kamu İhale Kurumunun fiyat farkına ilişkin söz konusu düzenlemeyi de ihtiva eden Genel Tebliğinin dayanağı 4734 sayılı Kanunun 53. maddesidir.

Yine 5510 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki atıflar” başlıklı 104. maddesinde de; “Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, (…) kanunlara yapılan atıflar (…) bu Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılır. (…)” denildiğinden 506 sayılı Kanunun mülga olması bu indirimin yükleniciden kesilmesi ile ilgili dayanak noktası ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması, kararlar kesinleşmiş dahi olsa, mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 667 sayılı ilamın 1. maddesinin (A) fıkrası ile 1.471,95 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

B) 28.02.2004 tarihli ve 25387 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 91 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği'nin "Sorumlu Tayin Edilen ve Tevkifat Yapacak Kuruluşlar" başlıklı A/2 maddesi gereği belediyelerin katma değer vergisi tevkifatı yapması zorunlu olup 95 seri No.lu Tebliğle değişik 91 Seri No.lu Tebliğin “Tevkifat Oranı" başlıklı (A/4) bölümüne göre temizlik hizmet bedeli ödenirken 2/3 oranında KDV tevkifatının yapılması gerekmektedir.

Sunulan rapor ve mahkeme kararından 2010 yılında ahizin işyerinin muhasebe odası içerisinde bir yangın çıktığı, bu nedenle defter ve kayıtlarının tahrip olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle dilekçe ekinde ibraz edilen belgelerin dışında KDV’nin tevkif edilmeyen kısmının beyan edilip buna göre vergilendirildiğini kanıtlayıcı yevmiye defteri ve benzeri kayıtlara ulaşılamadığı, ancak beyana dayalı olarak kısmi tevkifat yapılan tutarların ayrıntılarını gösterir hesaplamaların ahizden alındığı, firmanın KDV Beyannamelerinde 1/3 oranında tevkifata tabi tutulmuş olan bu işlemlerin geriye kalan 2/3 oranındaki KDV’sini beyan ettiği belirtilmiştir. Söz konusu beyannamelerin “kısmi tevkifat uygulanan işlemler” kısmında yer alan ve 2/3 oranındaki KDV’si beyan edilen tutarlar belediyece tevkifat uygulanan tutardan fazla olması yönüyle bu işlemleri de kapsaması mümkün olmakla beraber bu ödemeleri içerip içermediği eldeki bilgi ve belgelerden tespit edilememektedir.

Alım yapılan firmanın Katma Değer Vergisi Beyannameleri, beyannamelere ilişkin ayrıntıların temin edilememesinin nedeni olarak gösterilen, ilgili firmada gerçekleşen yangın raporu ve buna ilişkin mahkeme kararı dilekçe ekinde gönderilmiş olmakla birlikte, 667 sayılı ilamın 1. maddesinin (B) fıkrası ile 2.921,70 TL’ye verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılmasını teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE,

  1. 667 sayılı ilamın 2. maddesi ile Yol Taahhüt Turizm İşl. San. ve Tic. Ltd. Şti. yüklenimindeki Çöp Toplama ve Temizlik İşleri Hizmet Alımı ile ilgili olarak;

A) Malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmı Hazine tarafından karşılandığı halde söz konusu tutarın fiyat farkı olarak hakedişlerden kesilmemesi nedeniyle 2.187,37 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

B) Yüklenici tarafından idare adına düzenlenen faturalar üzerinden hesaplanan KDV'den yapılması gereken tevkifatın eksik yapılması nedeniyle 5.100,16 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

667 sayılı ilamın 2. maddesine ilişkin olarak Recep TEZULAŞ ve Recep ÖZDEMİR temyiz başvurusunda bulunmuştur.

A) İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu ilamın 1. maddesinin (A) fıkrasında belirtildiği gibi olup sözü edilen fıkrada yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 667 sayılı İlam’ın 2. maddesiyle 2.187,37 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

B) İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu ilamın 1. maddesinin (B) fıkrasında belirtildiği gibi olup sözü edilen fıkrada yer alan gerekçelerle; 667 sayılı İlam’ın 2. maddesiyle 5.100,16 TL’ye verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılmasını teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE,

  1. 667 sayılı ilamın 3. maddesi ile Atlas Sağlık ve Sosyal Hizm. Tic. San. Ltd. Şti. yüklenimindeki Veterinerlik Hizmeti Alımı ile ilgili olarak; malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmı Hazine tarafından karşılandığı halde söz konusu tutarın fiyat farkı olarak hakedişlerden kesilmemesi nedeniyle 2.381,72 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

667 sayılı ilamın 3. maddesine ilişkin olarak Recep TEZULAŞ, Jülide YILMAZ ve Erkut FERHATOĞLU temyiz başvurusunda bulunmuştur.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu ilamın 1. maddesinin (A) fıkrasında belirtildiği gibi olup sözü edilen fıkrada yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 667 sayılı İlam’ın 3. maddesiyle 2.381,72 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 667 sayılı ilamın 4. maddesi ile Atlas Sağlık ve Sosyal Hizm. Tic. San. Ltd. Şti. yüklenimindeki Fen İşleri Hizmet Alımı ile ilgili olarak; malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmı Hazine tarafından karşılandığı halde söz konusu tutarın fiyat farkı olarak hakedişlerden kesilmemesi nedeniyle 2.381,72 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

667 sayılı ilamın 4. maddesine ilişkin olarak Recep TEZULAŞ, Jülide YILMAZ ve Erkut FERHATOĞLU temyiz başvurusunda bulunmuştur.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu ilamın 1. maddesinin (A) fıkrasında belirtildiği gibi olup sözü edilen fıkrada yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 667 sayılı İlam’ın 3. maddesiyle 2.381,72 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 667 sayılı ilamın 5. maddesi ile Avukat Semahat ÖCAL'a dava gideri kapsamında ödenen avukatlık ücreti ile ilgili olarak, serbest meslek makbuzu üzerinden yapılması gereken gelir vergisi tevkifatının yapılmaması nedeniyle 4.994,57 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

667 sayılı ilamın 5. maddesine ilişkin olarak Murat ERDOĞAN, Sait SARAL, Muharrem SOYER ve Seher COŞKUN temyiz başvurusunda bulunmuş olup dilekçiler birinci dilekçesinde özetle; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre vergi tevkifatında amacın mükellefin ileride ödeyeceği vergiden bir kısmının mahsuben alınması olduğunu,

5018 Sayılı Kanunun 71. maddesine göre; kamu zararının, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olduğunu, gelir vergisi tevkifatı yapılmış olsa idi, ahiz tevkif edilen tutarı ödeyeceği gelir vergisinden mahsup ederek beyan edeceğinden, anılan dönemde de bu gelire ait geçici vergisinde bu geliri beyan ederek ödediğinden, bir kamu zararının oluşmadığını, ayrıca V.U.K’un 11. maddesinin 1. fıkrası gereği vergiden sorumlusu olsalar dahi bu tutarı rücu etme imkanları olduğunu, bu durumda zaten bu tutarı beyan edip buna göre vergilendirilen ahizin istihkakın kesinti miktarı kadarını iade isteme hakkının bulunduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiş,

İkinci dilekçesinde ise o döneme ilişkin olarak temin ettikleri belgelerden 2009 dönemine ait hesaplanan geçici vergilerin ödenmediğinin ancak gelir vergisine yansıtıldığının anlaşılacağını ve 6111 sayılı Kanun’dan faydalanarak bu borçların taksitlendirildiğinin görüldüğünü belirtmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “Sorumlular ilamın 5’inci maddesiyle serbest meslek erbabına yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle verilen tazmin hükmünün, ödeme yapılan kişinin avukat olarak, söz konusu ödemeye ait geçici vergiyi, vergi dairesine beyan ederek ödendiğini ileri sürerek kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Ancak, buna ilişkin bir kanıtlayıcı belge ibraz edilmediğinden talebin reddedilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun;

"Gelirin Unsurları" başlıklı 2. maddesinde; "(4783 sayılı Kanunun 2 inci maddesiyle değişen madde Yürürlük; 01.01.2003 tarihinden geçerli olmak üzere 09.01.2003) Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır:

Ticarî kazançlar,

Ziraî kazançlar,

Ücretler,

Serbest meslek kazançları,

Gayrimenkul sermaye iratları,

Menkul sermaye iratları,

Diğer kazanç ve iratlar.

Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, yukarıda yazılı kazanç ve iratlar gelirin tespitinde gerçek ve safi miktarları ile nazara alınır."

"Serbest Meslek Kazancının Tarifi" başlıklı 65. maddesinde; "(202 sayılı

Kanunun 31'inci maddesiyle değişen madde) Her türlü serbest meslek faaliyetinden

doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.

Tahkim işleri dolayısıyla hakemlerin aldıkları ücretler ile kollektif, adi komandit ve adi şirketler tarafından yapılan serbest meslek faaliyeti neticesinde doğan kazançlar da, serbest meslek kazancıdır."

"Vergi Tevkifatı" başlıklı 94. maddesinde;

"(3946 sayılı Kanunun 22'nci maddesiyle değişen madde. Yürürlük; 1.1.1994) Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

(…)

  1. Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (4369 sayılı Kanunun 81/C-8 maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 1. 1. 1999) (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);

a) 18'inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan

ödemelerden, (2003/6577 sayılı B.K.K. ile % 17 Yürürlük; 1.1.2004)

b) Diğerlerinden, (2006/11449 sayılı B.K.K. ile %20 Yürürlük:; 01.01.2007)

(…)" hükümleri yer almaktadır.

Anılan hükümlerden anlaşılacağı üzere; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde gelire giren kazanç ve iratlar arasında sayılan serbest meslek kazançları, Kanunun 65. maddesi gereği her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlardır. Serbest meslek faaliyeti ise; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Bu çerçeveden bakıldığında herhangi bir işverene tabi olmaksızın yürütülen serbest avukatlık faaliyetinden elde edilen kazanç serbest meslek kazancıdır ve Kanunun serbest meslek kazançlarına ilişkin hükümlerine göre vergilendirilir.

Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin birinci fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlar da yine aynı fıkranın 2/a bendinde sayılan serbest meslek işleri dolayısıyla yaptıkları ödemelerden % 17, 2/b bendinde sayılan serbest meslek işleri dolayısıyla yaptıkları ödemelerden ise % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapmakla yükümlüdürler. Bu nedenle söz konusu ödemenin % 20 oranında gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

İlgilinin bu döneme ilişkin gelir vergisi borcu bulunmasına karşılık bu borcu 6111 sayılı Kanun’dan faydalanarak taksitler halinde ödediği ve tevkifat yapılmayan tutarın vergi dairesine beyan edildiği belirtmekle birlikte, ibraz edilen 6111 sayılı Kanuna göre hazırlanan ödeme tablosu ve bu tabloya göre ödenmesi gereken taksitlerden ödenenlere ilişkin ödeme alındıları ahize yapılan ödemelerin beyan edilerek verginin yatırıldığını veya tazmin tutarının tahsil edildiğini kanıtlayıcı niteliği haiz bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 667 sayılı ilamın 5. maddesi ile 4.994,57 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 20.01.2015 tarih ve 39940 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim