Sayıştay 5. Dairesi 27979 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
27979
14 Mart 2006
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 1999
-
Daire: 5
-
Dosya No: 27979
-
Tutanak No: 28410
-
Tutanak Tarihi: 14.03.2006
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü.
1561 sayılı ilam ile ; Belediye Meclisinin Kararına istinaden, Belediyede görevli memur statüsündeki personele Sosyal Yardım adı altında ödemede bulunulması sonucu fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde; Temyize konu ihtilafın Keşan Asliye 1. Hukuk Mahkemesi 19.04.2002 tarih ve 2001/316 Esas, 2002/113 Karar sayılı davada adli yargıda dava konusu olduğunu, yapılan yargılama sonucu belediyece davacı sıfatıyla açılan davanın red olunmuş olduğunu, temyiz sonucu Yargıtay’ın 4.HD. '13.01.2003 tarih ve 2002/ 10193 E. , 2003/111 K. Sayılı ilamıyla onanmış olduğunu, adli yargıda kesinleşmiş ve Yargıtay'ca onanmış işbu ilam ile söz konusu parayı ilgililerinden istemeyeceğine karar verilmiş olduğunu, Kesinleşmiş ilam gerekçesi incelendiğinde ödemelerin yapıldığı dönemde Mehmet GEMİCİ hakkında görevi kötüye kullanma suçundan Edirne Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş ilamıyla beraat kararı verildiğini, Erdoğan GÜMÜLCİNELİ hakkında Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/18 esas sayılı dosyasıyla görevi kötüye kullanma suçundan beraat kararı verildiğini, yine Edirne İdare Mahkemesinin 2001/75-702 karar sayılı dosyasıyla tüm belediye emekçileri sendikasının Edirne Valiliği aleyhine Belediyeyle sendika arasında yapılan toplu sözleşmelerinin dayanağı olan meclis kararının iptaline ilişkin Edirne Valiliği İdare Kurulu kararının iptaline ilişkin davanın iptaline ilişkin açılan davanın reddine karar verildiğini, ve yine müfettiş raporundan sonra 12.07.2001 tarih ve 24460 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunun geçici 4. maddesi gereğince konusu suç teşkil etmeyen ve kesinleşmiş bir yargı kararına dayanmayan bu kanun yayını tarihine kadar memur temsilcileriyle toplu iş sözleşmeleri akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari, mali ve akdi takibat yapılamayacağını, yapılanların ise işlemden kaldırılacağının hükme bağladığından anılan yasal düzenleme karşısında davalı başkan ve başkan vekilince yapılan toplu iş sözleşmesi gereğince sendikalı çalışanlara ödenen ödemelerin geri istenemeyeceğini, açılan takibatların işlemden kaldırılacağı belirtildiğinden yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmiş ve Yargıtay’ın onayından geçerek de kesinleşmiş olduğunu, Belediye olarak temyize konu paraları eski başkan ve başkan vekilinden talep edemeyeceklerinin, Yargıtay onayından geçen kesinleşmiş mahkeme kararıyla da sabit olduğunu, Diğer yandan Sayıştay 5. dairesinin temyize konu kararıyla tam aksi yönde paranın ilgililerden tazmin edilmesinin istenmekte olduğunu, Bunun bir hukuki çelişki olduğunu,Bu nedenle Sayıştay 5. dairesinin zıt yönde verdiği ilamın tekrar gözden geçirilmesini ve kaldırılmasını talep etmektedir.
İlam hükmü; Belediye Meclisinin Kararına istinaden, Belediyede görevli memur statüsündeki personele Sosyal Yardım adı altında ödemede bulunulması sonucu fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde aynen;
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç).” hükmü bulunmaktadır.
Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde - (Değişik: 23.7.1995-4121) “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.
Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.” Denilmektedir.
Görüldüğü üzere, Anayasamızda Toplu iş sözleşmesi hakkı, sadece işçiler için tanınmış olup, memurlara ise sadece toplu görüşme hakkı tanınmıştır.
Anayasanın bu hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Kanunun 29. maddesinde “Toplu görüşmenin tarafları, kamu işverenleri adına Kamu İşveren Kurulu, kamu görevlileri adına her hizmet kolunda kurulu yetkili kamu görevlileri sendikaları ile bunların bağlı bulundukları konfederasyonlardır. Kamu İşveren Kurulu, Başbakan tarafından görevlendirilen bir Devlet Bakanının başkanlığında a) Başbakanlık Müsteşarı b) Maliye Bakanlığı Müsteşarı c) Hazine Müsteşarı .....gibi Kanunda yazılı kamu görevlilerinden oluşur denilmektedir. Yine söz konusu Kanunun 30. maddesiyle toplu görüşme yapma yetkisi de her hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendika ile bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlara tanınmıştır. Aynı kanunun 34. maddesinde; Toplu görüşmenin sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenen mutabakat metni uygun idari icrai ve yasal düzenlemeleri yapabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Denilmektedir. Görüldüğü üzere Kanunda Toplu Sözleşme hakkı tanınmamış sadece Toplu Görüşme hakkı tanınmıştır. Yine Toplu Görüşme yapma yetkisi kamu işverenleri adına Kanunda sayılan kamu görevlilerinden oluşan Kamu İşveren Kurulu’na ait olup Belediye Başkanının Toplu görüşme yapma yetkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca Toplu Görüşme sonunda hazırlanan mutabakat metni memurlar üzerinde doğrudan uygulama imkanı olan bir metin olmayıp ancak Bakanlar Kurulunun idari ve icrai düzenlemeleri ile ve Kanunla uygulanabilir hale gelmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. maddesinde; “...Bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmeleri akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, mali veya adli takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” Denilmektedir. Buradaki idari, mali veya adli takibat yapılamaz hükmü memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedenine bağlanmıştır. Yani memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedeniyle kamu görevlilerinin haklarında yetkiyi aşma ve görevi kötüye kullanma sebepleriyle açılan idari soruşturma ve davaları kapsamakta olup kanuni dayanağı olmayan ve sonradan yürürlüğe konulan 4688 sayılı yasaya da aykırı olan geçmişe ait toplu iş sözleşmelerinin hükümlerinin geçerli kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Ayrıca Sayıştay, Anayasa, 832 sayılı Sayıştay Kanunu, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve diğer kanunlarla kendisine verilen görevleri yürürlükteki yasalar çerçevesinde yerine getirmekte, yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğunu inceleyip, hükme bağlamaktadır. Bu nedenle dilekçi tarafından ileri sürülen yasa hükmünün Sayıştay tarafından yasalara aykırı olarak ödendiği belirlenip hükme bağlanan tazmin hükümleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Esasen takibat ifadesi kovuştur anlamında kullanılan bir tabir olup Sayıştay’ın görev ve yetkilerinin belirlendiği Anayasa, yasa ve diğer düzenlemelerde de takibat tabiri kullanılmamaktadır. Dolayısıyla Sayıştay kendisine verilen inceleme, denetleme ve kesin hükme bağlama işlevlerini yürütmekte olup yaptığı görev idari, mali veya adli takibat kapsamında bulunmamaktadır.
Mevzuatımızda yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece, mevcut hükümlerin tespit ettiği memur statüsünün, akdi düzenlemelerle değiştirilmesi ve dolayısıyla belediyelerin, toplu iş sözleşmeleri akdetmek suretiyle veya başka birtakım tasarruflarla memurlar için yasalarda öngörülen hak ve statülerin dışına çıkılmasına yol açacak bir uygulamaya gitmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Açıklanan sebeplerle, 1561 sayılı ilam ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 07.03.2006 tarih ve 28410 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:04:44