Sayıştay 5. Dairesi 279 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler İş Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5
Sayıştay Kararı
279
30 Kasım 2017
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 5
-
Karar Tarihi: 30.11.2017
-
Karar No: 279
-
İlam No:
-
Madde No: 1
-
Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Hesap Yılı: 2016
-
Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Kıdem Tazminatı
Belediyede çalışmakta iken, kendi istekleri ile istifa ederek işten ayrılan işçilere kıdem tazminatı ödenmesi suretiyle ……. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesinde “25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır” hükmü yer almaktadır.
25.08.1971 tarih ve 1475 sayılı İş Kanununun “Kıdem Tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesinde ise;
“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:
-
İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,
-
İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,
-
Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,
-
Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;
-
(Ek: 25/8/1999 - 4447/45 md. ) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır
…”
Hükümlerine yer verilmiştir. Söz konusu madde hükümleri, kıdem tazminatı ödenmesine esas olan hizmet akdi fesihlerini saymaktadır. Bununla birlikte, 1475 sayılı İş Kanununun hizmet akdine ilişkin cezaları düzenleyen 98 inci maddesi 4857 sayılı Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 1475 sayılı Kanunun mülga 98 inci maddesi, aynı Kanunun 14 üncü maddesine aykırı davranışlar hakkında cezai müeyyideler öngörmek suretiyle, 14 üncü maddede yer alan fesih hallerini mutlak emredici hükümler haline getirmektedir. Bununla birlikte, 4857 sayılı İş Kanununda 1475 sayılı İş Kanununun 98 inci maddesine benzer bir hüküm yer almadığından, 1475 sayılı Kanunun yürürlükteki 14 üncü maddesinde yer alan kıdem tazminatına esas tutulan fesih halleri nispi emredici hükümler haline gelmiştir. Dolayısıyla işveren tarafından, kıdem tazminatına esas bir fesih hali, işçi lehine olmak kaydıyla, 14 üncü maddede yer almasa bile sözleşme ile belirlenebilecektir. Bununla birlikte, işçi ile işveren arasında işçi lehine sözleşme ile kıdem tazminatı ödenmesine esas bir düzenleme yapılmamışsa, bu defa 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen haller dışında iş akdinin feshedilmesi halinde işçiye kıdem tazminatı ödenmesi mevzuata aykırıdır.
Yapılan incelemede, …… Belediye Başkanlığı ……. Şti. ile ……. Sendikası arasında …..2015 tarihinde bir sözleşme imzalandığı ve sözleşmenin “Kıdem Tazminatı Hesaplanması ve Ödenmesi” başlıklı 27 nci maddesinde “İşçilerin iş akitlerinin iş yasasındaki kıdem tazminatı ödenmesini gerektiren hallerden birisi ile feshi veya işçinin kendi isteğiyle işten ayrılması halinde…” işçiye kıdem tazminatı ödeneceği belirtilmiştir. Bununla birlikte, sözleşmenin süresi, aynı sözleşmenin Geçici 1 inci maddesinde 18 ay olarak belirlenmiş ve 2 nci maddesinde yürürlük süresi 02.01.2015 ile 30.06.2016 olarak öngörülmüştür. Diğer taraftan 30.06.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeni bir sözleşme imzalanmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, sözleşmenin bitiş tarihinden itibaren 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi ile belirlenen haller dışında, örneğin işçinin istifa etmesi ile, iş akdinin feshedilmesi halinde iş akdini sona erdiren işçi kıdem tazminatına müstehak olamayacaktır.
Rapora ekli ödeme emri belgeleri ve eklerinin incelenmesinde; …….’ın 31.12.2015’te, …….’nün 14.12.2015’te, …….’ın 04.02.2016’da, …….’un 20.05.2016’da sözleşme süresi içinde işten ayrılmaları nedeniyle ve …….’ya sözleşme süresi içinde olmamakla birlikte işveren tarafından haklı bir sebep olmaksızın işine son verilmesi nedeniyle yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin mevzuata uygun olduğu; 28.10.2016’da işten ayrılan …….’e, 19.08.2016’da işten ayrılan …….’a ve 05.09.2016’da işten ayrılan …….’a yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin ise sözleşme süresi bittikten sonra herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın gerçekleştirildiği görüldüğünden mevzuata aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde; Belediyede çalışmakta iken, kendi istekleri ile istifa ederek işten ayrılan işçilere kıdem tazminatı ödenmesi suretiyle ……. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususunda;
Haklı sebep olmadan işine son verilen işçiye ve sözleşme süresi içinde işten ayrılan işçilere yapılan kıdem tazminatı ödemelerine ilişkin mevzuatına uygun olduğu anlaşılan ……. TL ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına,
Sözleşme süresi bitmesine rağmen istifa etmek suretiyle işten ayrılan işçilere kıdem tazminatı ödenmesi suretiyle oluşan …… TL kamu zararının;
……. TL’sinin Harcama Yetkilisi ……. ile Gerçekleştirme Görevlisi …….’a,
……. TL’sinin Harcama Yetkilisi ……. ile Gerçekleştirme Görevlisi …….’a,
…
Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleriyle ödettirilmesine, anılan Kanunun 55 inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
Azınlık Görüşü:
Daire Başkanı …….’nın karşı oy gerekçesi:
“Kanunda belirtilen şartları taşımamalarına rağmen kendi isteği ile işten ayrılan işçilere kıdem tazminatı ödenmesi suretiyle kamu zararına neden olunduğu sorgu konusu yapılmış ve ilişikli ödeme emirlerine de yer verilmek suretiyle sorumluların savunmaları istenmiştir.
İlişikli ödeme emirleri ve savunmalarda sözü edilen 02.01.2015 – 30.06.2016 tarihlerinde uygulanacak …...2015 tarihinde imzalanmış Toplu İş Sözleşmesi incelenmiştir. Toplu İş Sözleşmesinin yürürlük tarihinden sonraki tarihlerdeki ödemelere ilişkin ödeme emirleri ve incelenmiş ve bu tarihten sonrası için sözleşme imzalanmadığı anlaşılmıştır. Esasen sözleşme incelendiğinde toplu iş sözleşmesinin “……. Şti.” ile sendika arasında imzalandığı, işverenin bu şirket olduğu anlaşılmıştır.
Bu anlamda sözleşmenin, “Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışanların Kıdem Tazminatı” başlıklı 4857 sayılı İş Kanununun 112 nci maddesine göre alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatının, ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından ödenmesi mümkün olduğundan şayet “İş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş” ise tazminat ödemesi mevzuata aykırılık teşkil etmemektedir.
Burada değerlendirilmesi gereken “kıdem tazminatı ödenmesi gereken haller” dir.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi ile 25.08.1971 tarih ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre kıdem tazminatı ödenmesi konusunun 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre incelenmesi gerekir. Maddeye göre; hizmet akitlerinin, işveren tarafından haklı sebepler dışında sona ermesi (akdin işveren tarafından haklı sebepler dışında feshi, işçi tarafından haklı nedenlerle işten ayrılma, muvazzaf askerlik, yaşlılık, emeklilik ve malullük aylığı toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılma gibi) durumunda kıdem tazminatı ödenebilir. Maddede kıdem tazminatı ödenecek haller tadadi olarak sayılmıştır. Bunlar arasında işçinin isteği ile hizmet akdinin sona ermesi yer almamakta ve “işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermiş hizmet süreleri kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz” hükmü bulunmaktadır. Bahse konu maddede yalnızca “kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir” denilmekte, bunun dışında sözleşmelerle “kıdem tazminatı ödenmesiyle ilgili hallerin” işçi lehine genişletileceğine ilişkin hüküm mevcut değildir.
Savunmada Yargıtay kararlarına da yer verilerek “mutlak emredici” ve “nispi emredici” hukuk kurallarından bahsedilerek, mülga 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin, gerek Yargıtay kararlarında gerekse iş hukuku doktrininde “nispi emredici hüküm” olduğundan bahsedilmekte ve mülga 1475 sayılı Kanunun 98 inci maddesinde yer alan “kıdem tazminatının 14 üncü maddede öngörülen esaslar dışında ödenmesi için emir ve talimat veren veya bu yolda hareket eden sorumlular hakkında hapis ve ağır para cezasına hükmolunacağı” esasına 4857 sayılı İş Kanununda yer verilmediği dolayısıyla “mutlak emredicilik” niteliği görüşünün yasal dayanağı kalmadığı ifade edilmektedir.
Yargıtayın kararları daire kararı niteliğinde olduğundan ve kendi isteği ile iş sözleşmesini feshedenlere kıdem tazminatı ödeneceğine ilişkin Genel Kurul kararı olmadığından konunun dosyasına münhasır değerlendirilmesi gerekir. Doktrinde de bu konuda belirtilenlerin aksine farklı görüşler mevcuttur.
4857 sayılı Kanunda kıdem tazminatı konusunda 1475 sayılı Kanundan farklı “kıdem tazminatı ödenmesini gerektiren genişletici” düzenlemelere yer verilmemiş, mülga 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi aynen korunmuş, bu Kanunun feshe ilişkin hükümleri 18 – 25 inci maddeler arasında (haklı nedenlerle derhal fesih hakkı gibi) 4857 sayılı Kanunda da genel esasları itibariyle paralel olarak yer almıştır.
Yine Yargılamaya Esas Raporda yer verilmeyen 18.10.2012 tarih ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun “Toplu İş Sözleşmesi ve Çerçeve Sözleşmenin İçeriği” başlıklı 33 üncü maddesinin (5) inci fıkrasında; “Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve Kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez” şeklinde kesin hükmü mevcuttur.
…...2016 tarih ve ….. sayılı ödeme emri belgesi ve ekleri incelendiğinde, iş sözleşmesinin “işçinin istifası” sonucu olmayıp, işveren tarafından “haklı sebep gösterilmeden” feshedildiği anlaşıldığından, bahse konu ödeme, kıdem tazminatı ödenmesi hallerini düzenleyen maddeye aykırılık teşkil etmemektedir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, İş Kanununda da düzenlenen “Kıdem Tazminatı Ödenmesini Gerektiren Haller” arasında yer almayan “Kendi istekleri ile istifa ederek işten ayrılan işçilere” 6356 sayılı Kanuna aykırı düzenlenmiş toplu iş sözleşmesine dayalı olarak kıdem tazminatı ödenmesi mevzuata aykırı olup tazmini (…..2016 tarih ve ….. sayılı ödeme emri belgesi ile …….’ya yapılan ödeme emri evrakından işverenin haklı bir sebep olmaksızın işine son verdiği anlaşıldığından mevzuata uygun bu ödeme dışında) gerekmekle birlikte, mevzuata aykırı sözleşmeyi imzalayanların da sorumluluğa dahil edilmeleri gerektiğinden, Belediyeyi temsilen sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanı …….’nun da savunması alınarak ek rapor düzenlenmesinin temini için konunun hüküm dışı bırakılmasına karar verilmesi gerekir”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00