Sayıştay 4. Dairesi 52314 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi ve Harç

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

52314

Karar Tarihi

27 Mart 2024

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2020

  • Daire: 4

  • Dosya No: 52314

  • Tutanak No: 56619

  • Tutanak Tarihi: 27.03.2024

  • Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Belediyeye ait olan ve kirada bulunan taşınmazların kira bedellerinden, geç tahsil edilenlere ilişkin gecikme zamlarının yanlış hesaplanması veya hiç alınmaması sonucunda eksik tahsilat yapılması hk.

8 – 83 sayılı İlamın 12’nci maddesiyle; 2020 yılında, Belediyeye ait olan ve kirada bulunan taşınmazların kira bedellerinden, geç tahsil edilenlere ilişkin gecikme zamlarının yanlış hesaplanması veya hiç alınmaması sonucunda eksik tahsilat yapılması nedeniyle oluşan toplam ... TL tutarındaki kamu zararının, sorumlularına ödettirilmesi kararı verilmiştir.

Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

83 sayılı İlamın 12’nci maddesiyle; 2020 yılında, Belediyeye ait olan ve kirada bulunan taşınmazların kira bedellerinden, geç tahsil edilenlere ilişkin gecikme zamlarının yanlış hesaplanması veya hiç alınmaması sonucunda eksik tahsilat yapılması nedeniyle oluşan toplam ... TL tutarındaki kamu zararının, sorumlularına ödettirilmesi kararı verilmiştir.

Daire İlamındaki kamu zararı tablosu incelendiğinde bazı kira tahsilatı gecikmeleri için gecikme cezası hesaplanmamış olduğu bazıları için de eksik hesaplanmış olduğu görülmekle beraber; Denetçi tarafından yapılan kamu zararı tespitleri, son ödeme tarihleri 2020 yılı içinde olan ve yine 2020 yılı içinde gecikmeli de olsa tahsilatı yapılan kira alacaklarıyla ilgili olup mevcut tarihler itibarıyla hem kira alacakları hem de eksik tahsil edilen ya da hiç tahsil edilmeyen gecikme cezaları açısından zaman aşımı oluşmamıştır. Diğer yönden değerlendirildiğinde görüleceği üzere; Denetçi raporunda 2020 yılı öncesi yıllara ait olup zaman aşımına uğrayan kira alacaklarına ilişkin bir tespit yer almadığı gibi, 2020 yılı öncesine ait olup zaman aşımına uğrayan gecikme cezalarıyla ilgili bir tespit de söz konusu değildir.

Temyiz dilekçesi ve eklerinden;

-İlçe nüfusu 10.000’in altında olan ve Belediye Başkanının harcama yetkilisi olarak görev yaptığı Belediyenin nitelikli/kadrolu personel sıkıntısı olduğu,

-Tahsilat görevlisi olan personele 2020 yılında ALS gibi önemli bir hastalık teşhisinin konulduğu ve bu sağlık sıkıntılarından dolayı sürekli tedavi altında bulunması ve tedavisinin halen devam etmesi nedeniyle görevine gelemediği,

-Aynı personelin hiçbir kasıtlı işlemi ve Belediyeyi zarara uğratma gibi bir düşüncesi olmadan tahsilat işlemlerini gerçekleştiği,

-Salgın döneminde ticari faaliyetlerin oldukça yavaşlamasına rağmen gecikmeli olarak aynı yıl içinde yapılan tahsilatların, Belediye için önemli bir kazanım olduğu,

Anlaşılmaktadır.

Yeni Koronavirüs (COVID-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un “Bazı alacakların ertelenmesi, alınmaması veya yapılandırılması” başlıklı 1’inci maddesinde;

“ç) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin mülkiyetinde veya tasarrufunda olan taşınmazlara ilişkin olarak ilgili mevzuatınca yapılan satış, ecrimisil ve kiralamadan kaynaklanan bedellerin veya tutarların, 19/3/2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenmesine büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve birliklerde meclis; bağlı kuruluşlarda ise yetkili karar organı yetkilidir. Bu süreler, bitiminden itibaren ilgisine göre Çevre ve Şehircilik Bakanı veya İçişleri Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilir. Söz konusu alacaklar ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilir. Faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunmadığı döneme ilişkin olarak kira bedelleri tahsil edilmez.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, Belediye mülkiyetinde olan ve kiraya verilen taşınmazların, 19.03.2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kira bedellerinin tahsilinin 3 ay ertelenmesi mümkün olup bu süre Çevre ve Şehircilik Bakanı veya İçişleri Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilecektir. 2020 yılındaki pandemi koşullarından dolayı mezkûr kanuni düzenleme ile getirilen haktan ticari faaliyetlerinde kötüleşme olan her işletme sahibinin yaralanmak isteyeceğinde kuşku yoktur. Söz konusu kanuni düzenleme uyarınca Belediyenin alacaklı olduğu durumlarda bu hakkın kullanılmasında belediye meclisleri yetkili kılınmıştır. Ancak somut olayda, Belediye Meclisine tanınan yetkinin kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar, somut olayda meclis kararı yoksa da, meclis kararı yokluğunu kiracıların aleyhine olacak şekilde değerlendirmek hakkaniyetli olmayacaktır. Meclis gündemine getirildiği halde kabul edilmeyen bir “alacakların ertelenmesi görüşü” mevcut olmadığı gibi, 2020 yılının pandemi koşulları içinde İdarenin kira alacaklarının ertelenmesi talebinin Belediye Meclisi gündemine getirilmeyişi de aynı durumda olup bahsi geçen haktan yararlanabilen işletmeler ile somut olaydaki işletmeler açısından adil olmayan bir sonuç üretmiştir.

Kaldı ki, 2020 yılı içinde kamu kurumlarında esnek ve uzaktan çalışmanın uygun görüldüğü de dikkate alınırsa, ... Belediye Meclisinin toplanamamış ve karar alamamış olmasını kiracıların aleyhine gerekçe oluşturmadan ilgili kanuni düzenlemeyi hakkaniyetli şekilde uygulayabilmek isabetli olacaktır. Bu bağlamda, pandemi şartlarının hâkim olduğu olağanüstü dönemde üstelik gecikmeli de olsa kira borçlarını ödemiş kiracılara, birkaç aylık gecikmelerden dolayı meclis kararı bulunmaması nedeniyle gecikme cezası hesaplanması bu kişilerin cezalandırılması anlamına gelecektir.

Salgın döneminde ticari ilişkilerin epeyce yavaşlaması, hatta durma noktasına gelmiş olması gerçeği karşısında Kanun’da ifade edilen “Belediye Meclisi” prosedürünün uygulanamamış olmasından hareketle kamu zararı sonuca ulaşmak doğru olmayacaktır. İdare uygulamasına bakıldığında, genel olarak Kanun’da düzenlenen hakların kiracılar lehine benimsendiği, ancak, meclis kararı alınmasının ihmal edildiği anlaşılmaktadır.

Burada meclis kararının alınmamasından kaynaklanan ihmal, kamu zararı sonucunu doğuran değil, kiracıların mağduriyetine yol açan niteliktedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinde de;

“Kamu zararının belirlenmesinde;

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

… esas alınır.

…”

Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Kamu zararının oluştuğu tarih” başlıklı 17’nci maddesinde;

“(1) Kamu zararı;

d) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte,

Oluşmuş kabul edilir.” hükümleri yar almaktadır.

6098 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147’nci maddesine göre, kira bedellerinde zaman aşımı 5 yıldır. Aynı Kanun’un 149’uncu maddesinde ise, zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı; alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde ise, zamanaşımının bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlayacağı kurala bağlanmıştır. Bu manada, İlama konu edilen gecikme cezası ... TL için 2020 yılı içinde henüz zaman aşımı oluşmamıştır. Dolayısıyla, İdare uygulamasında kamu zararı bulunmamaktadır.

5018 sayılı Kanun’un “71’inci maddesinin birinci fıkrası;

“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.”

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Sorumlular ve sorumluluk halleri” başlıklı 7’nci maddesi de;

“(1) Bu Kanunun sorumlular ve sorumluluk halleri uygulamasında; 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk halleri esas alınır.

(…)” hükümlerini içermektedir.

Ayrıca, 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararı’nda da belirtildiği üzere, 5018 sayılı Kanun’a göre mali sorumluluğun şartları şöyle sıralanabilir:

  • Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.

-Ortada bir kamu zararı olmalıdır.

-Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.

İlgili mevzuatı uyarınca, her kamu zararının kasıt, kusur veya ihmalden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eyleme dayadığında kuşku bulunmamakla beraber; pandemi gibi mücbir şartlar içeren dönemlerde Kanun’da hak olarak düzenlenmiş bir hususta meclis kararı olmaksızın kira alacaklarının geç tahsil edilmesi ve gecikme cezası hesaplanmamış olmasının “bu dönemle sınırlı olmak üzere” kasıt veya kusur içermediği ve bu nedenle kamu zararı oluşmadığı anlaşılmaktadır.

Netice olarak, pandemi koşullarının hâkim olduğu 2020 yılı içinde zaman aşımına da uğramamış olan kira tahsilatlarının birkaç hafta ya da birkaç ay gecikmeli yapılmış olmasının; söz konusu dönemin olağanüstü koşulları göz önünde bulundurulduğunda, kasıt, kusur veya ihmal içermediği değerlendirilmektedir.

Bu itibarla; sorumlularca konunun esasına yapılan itirazların kabulüne, 83 sayılı İlamın 12. maddesi ile verilen ... TL’lik tazmin hükmünün 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca BOZULARAK, yukarıdaki hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE,

(... Daire Başkanı ..., ... Daire Başkanı ... ile Üyeler; …, ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ in aşağıda yazılı karşı oylarına/azınlık görüşlerine karşı) 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 26’ncı maddesi hükmü gereğince Başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağlamış olması suretiyle,

Karar verildiği 27.03.2024 tarih ve 56619 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

KARŞI OY/AZINLIK GÖRÜŞÜ GEREKÇELERİ

Üye …’ in Yargılama Usulüne İlişkin Görüşü

Yukarıda ifade edilen karşı oy gerekçesine katılmakla beraber, hesap yargılama usulü bağlamında temyiz mercii olan Temyiz Kurulu çalışma usulüne ilişkin olarak;

Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un ‘Temyiz’ başlıklı 55’inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanun’da normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada, Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (9 tasdik oyuna karşı 9 bozma oyu ile Başkanın tercihi sonrasında çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak, bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde, kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik veya bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.

... Daire Başkanı ..., ... Daire Başkanı ... ile Üyeler; …, ..., ..., ..., ..., ... ve ...:

Belediye mülkiyetindeki taşınmaz kiralamalarına ilişkin sözleşme metinlerinden, kiracının kira bedellerini zamanında ödemediği taktirde, %10 gecikme cezası ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, anlaşılmaktadır.

Bu durumda, bazı kiracıların, sözleşme hükümleri ile taahhüt etmiş oldukları kira bedellerinin zamanında yerine getirilmesi yükümlülüklerine riayet etmemiş olmaları ve de gecikme cezası tutarlarının gerek yanlış hesaplanması gerekse bu tutarların bazılarının hiç tahsil edilmemiş olması sonucunda, kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Ayrıca;

Yeni Koronavirüs (COVID-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un “Bazı alacakların ertelenmesi, alınmaması veya yapılandırılması” başlıklı 1’inci maddesinde;

“ç) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin mülkiyetinde veya tasarrufunda olan taşınmazlara ilişkin olarak ilgili mevzuatınca yapılan satış, ecrimisil ve kiralamadan kaynaklanan bedellerin veya tutarların, 19/3/2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenmesine büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve birliklerde meclis; bağlı kuruluşlarda ise yetkili karar organı yetkilidir. Bu süreler, bitiminden itibaren ilgisine göre Çevre ve Şehircilik Bakanı veya İçişleri Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilir. Söz konusu alacaklar ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilir. Faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunmadığı döneme ilişkin olarak kira bedelleri tahsil edilmez.” Hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, Belediye mülkiyetinde olan ve kiraya verilen taşınmazların, 19.03.2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kira bedellerinin tahsilinin ertelenmesine dair Belediye Meclisi’ne tanınan yetkinin, kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü temyiz dilekçesi içeriğinde veya ekinde, böyle bir Meclis Kararı bulunmamaktadır.

Kanun, KHK ya da Cumhurbaşkanlığı Kararları/Kararnameleri veya Genelgeleri ile çeşitli konularda kamu kurum ve kuruluşlarına tanınmış olan yetkilerin sağlayacağı hukuki avantajlar/kolaylıklar, söz konusu yetkilerin kullanılması halinde denetim ve/veya yargılama süreçlerinde dikkate alınacaktır.

Bu gerekçelerle, Daire İlam hükmünün tasdiki, kararı verilmesi gereklidir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim