Sayıştay 4. Dairesi 49706 Kararı - Yüksek Öğretim Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

49706

Karar Tarihi

21 Şubat 2024

İdare

Yüksek Öğretim Kurumları

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları

  • Yılı: 2019

  • Daire: 4

  • Dosya No: 49706

  • Tutanak No: 56488

  • Tutanak Tarihi: 21.02.2024

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Yüksekokul sekreteri olarak atanan kişinin, daha sonra görevde yükselme şartlarını sağlamadan şube müdürü kadrosuna atanması.

69 sayılı İlamın 3’üncü maddesi ile; Bilgisayar işletmeni olarak görev yapmakta iken, ... Meslek Yüksekokulu’na yüksekokul sekreteri olarak atanan ... ve laborant olarak görev yapmakta iken Fen Bilimleri Enstitüsü’ne enstitü sekreteri olarak atanan ...’in kısa bir süre sonra görevde yükselme şartlarını sağlamadan ... ... Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığında şube müdürü kadrosuna atanmaları ve kendilerine bu kadro unvanının özlük hakları karşılığı ödemede bulunulması sonucu oluşan toplam ... TL kamu zararının; ... TL'sinin Üst Yönetici ...’a (Rektör) tek başına, ... TL'sinin ise, Üst Yönetici ...'a (Rektör Vekili) tek başına ödettirilmesine karar verilmiştir.

Sorumlu Üst Yönetici ...’a (Rektör) tarafından 49198 sayılı dosya kapsamında gönderilen temyiz dilekçesinde özetle;

Sayıştay 4. Dairesi kararı ile ilgililerin Bilgisayar işletmeni olarak görev yapmaktayken, (memuriyetinin 15. yılında, 6/5/2015 tarihinde) ... Yüksekokul sekreteri olarak atanan ...’ün ve laborant olarak görev yapmaktayken (memuriyetinin 11. yılında 24/8/2012 tarihinde) Fen Bilimleri Enstitü sekreteri olarak atanan ...’in daha sonra ... Öğrenci İşleri Daire Başkanlığında şube müdürü kadrosuna atanmaları kendilerine bu kadro unvanının özlük hakları karşılığı ödemede bulunulması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesi ile ayrıntısı kamu zararı tablosunda gösterilen kamu zararının, ... TL’sinin tarafınca 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’ncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine karar verilmiş olup, işbu kararın kanuna aykırılık nedeni ile temyiz zaruretinin doğduğu,

İlam gerekçesinde, şube müdürü kadrosunun görevde yükselmeye tabi kadrolar içinde sayıldığı ve bu kadroya atanacak kişilerin şube müdürlüğü için ilgili yönetmelikte belirlenen hem genel hem de özel şartları birlikte taşıması gerektiği, bir kişinin sınav şartı aranmadan atanabilmesinin diğer şartlara tabi olmadan atanabileceği anlamına gelmediği, söz konusu hatalı uygulamadan atama kararını imzalayan Rektör’ün sorumlu tutulması gerektiğinin yazıldığı,

Şube müdürü olarak atanan ..., ...’in 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68'inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartını ve yükseköğrenim şartını taşıdığı ancak, Mezkûr Yönetmeliğin görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartları düzenleyen 6’ncı maddesi gereğince 7’nci maddesinde sayılan alt görevlerde en az 3 yıl çalışmış olma şartını taşımadığı, bu nedenle hatalı atamalardan dolayı kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle kamu zararı hesaplandığının görüldüğü,

İlgili mevzuat hükümleri yanlış yorumlanmış olduğundan yapılan atamaların hatalı olduğu sonucuna varılmış olup; açıklamaların aşağıda sunulduğu:

Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin "Görev gruplar arasındaki geçişler ve sınavsız atanma" başlıklı 20'nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin;

"Gruplar arasındaki görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğindeki atamalar görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir." hükmünde olduğu,

Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4'üncü maddesinde:

Alt görev; "27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunda belirtilen hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha alt hiyerarşi içindeki görevleri",

Alt görev grubu; "Aynı düzeydeki unvanların gruplandırılmasının”

Aynı düzey görev; "Hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk açısından aynı görev grubunda ya da grup içinde alt gruplar olması halinde aynı alt grupta yer alan görevleri",

Görev grubu; "Benzer veya aynı düzeydeki unvanların yer aldığı grupları",

Görev unvanı; "5 inci maddede belirtilen kadrolara ilişkin unvanları",

Görevde yükselme ise; “Bu Yönetmelikte belirtilen aynı veya başka hizmet sınıflarındaki alt görevlerden üst görevlere yapılacak atamaları,” ifade edecek şekilde tanımlandığı,

Yönetmeliğin 5'inci maddesinde de görev grupları düzenlenmiş olup; söz konusu maddenin ikinci fıkrasında görevde yükselmeye tabi kadrolar;

"a) Yönetim Hizmetleri Grubu;

  1. Çiftlik müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü, müze müdürü, şube müdürü, ..." şeklinde belirlendiği,

Yönetmeliğin anılan hükmü uyarınca şube müdürünün, çiftlik müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü ve müze müdürü ile aynı görev ve aynı düzey olarak sayıldığı, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterliğinin, yönetmelik kapsamında üst görev veya alt görev olarak hiyerarşi içinde yer almadığı, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Yönetim örgütleri” başlıklı 51. maddesi a ve b bentleri:

"Madde 51 –

a. Yükseköğretim üst kuruluşlarında başkana, üniversitelerde rektöre bağlı, merkez yönetim örgütünün başında bir genel sekreter ve hizmetlerin gerekli kıldığı daire başkanları, müdürler, danışmanlar, hukuk müşavirleri, uzmanlar ile büro ve iç hizmet görevlerini yapmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar ve diğer görevliler bulunur.

Daire başkanlıkları ve müdürlükler üst kuruluşlarda kurulların, üniversitelerde yönetim kurulunun kararı ile genel hükümlere göre kurulur.

b. Her fakültede, dekana bağlı ve fakülte yönetim örgütünün başında bir fakülte sekreteri, enstitü ve yüksekokullarda ise enstitü veya yüksekokul müdürüne bağlı enstitü veya yüksekokul sekreteri bulunur. Sekretere bağlı büro ve iç hizmet görevlerini yapmak üzere gerekli görüldüğü takdirde, yeteri kadar müdür ve diğer görevliler çalıştırılır. Bunlar arasındaki iş bölümü dekanın veya müdürün onayından sonra uygulanmak üzere ilgili sekreterce yapılır."

Disiplin ve ceza işlerinin düzenlendiği bölümde “Genel esaslar” başlıklı 53. maddesi a bendi:

“Madde 53 –

a. (Değişik: 2/12/2016 - 6764/26 md.) Yükseköğretim Kurulu Başkanı üst kuruluşlar, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin (...)(2); rektör, üniversitenin; bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü, bağımsız vakıf meslek yüksekokulunun; dekan, fakültenin; enstitü ve yüksekokul müdürleri, enstitü ve yüksekokulların; kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri, uygulama araştırma merkezi ile enstitünün; bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri de bağlı birim personelinin disiplin amirleridir.”

Ceza soruşturması usulünü düzenleyen c/2-(d) ve (e) bentleri:

"Son soruşturmanın açılıp açılmamasına;

Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu, karar verir.” hükümlerini taşıdığı,

Anılan hükümlerden anlaşılacağı üzere, üniversitelerde fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterliği kadrolarının yönetici kadroları olup, şube müdüründen farklı düzenlemelere konu olduğu, bu kadrolarda görev yapan personele disiplin amiri yetkisi tanındığı gibi, ceza soruşturması usulünde de şube müdürleri hakkında son soruşturma kararını diğer memurlar gibi il idare kurulu verir iken, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurulun karar verdiği,

Yukarıda arz ve izah edilen tüm bu hususlar ilgili mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde; fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterliği kadroları yönetmelik ve 3046 sayılı Kanun kapsamında üst görev veya alt görev olarak hiyerarşi içinde yer almamakla birlikte, şube müdürlüğü kadrolarından daha üst düzey olarak anlamanın kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun düşmediği, üniversitelerde yer alan kadroların tamamının ilgili mevzuatta aynı düzey ya da alt-üst olarak sayılmadığı, örneğin genel sekreter yardımcısı kadroları üst kademe yönetici kadrosu olarak sayılmamakla birlikte, bu kadroların daire başkanı kadrosuna denk değil daha üst düzeyde kadrolar olduğu, fakülte sekreteri, enstitü sekreteri, yüksekokul sekreteri kadroları da hiyerarşik olarak sayılmamakla birlikte, yönetim örgütü başında sayıldıkları ve kendilerine bağlı büro ve iç hizmet görevlerini yapmak üzere gerekli görüldüğü takdirde, yeteri kadar müdür ve diğer görevliler çalıştırılacağının 2547 sayılı Kanun’da açık ve net şekilde düzenlendiği,

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68/B maddesi:

“B) (Değişik: 4/5/1984 - KHK-199/1 md.) Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir/2)

(Değişik ikinci paragraf: 13/2/2011-6111/101 md.) Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;

a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,

b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300‘den az olanlar için en az 10 yıl,

c)3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl, hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır.

(Ek paragraf: 2/7/2018-KHK-703/172 md.) Cumhurbaşkanı onayıyla yapılan atamalarda Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde öngörülen hizmet süresi şartları aranır. Üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanı ve bu kadrolara denk yönetici kadrolarına yapılacak atamalarda bu bentte öngörülen hizmet süresi yükseköğrenim gördükten sonra beş yıl olarak uygulanır. Ancak bu beş yıllık sürenin hesabında Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri esas alınır.”

Devlet Personel Dairesi Başkanlığının birçok görüş yazısında; “Üniversite bünyesindeki daire başkanlığı kadrosuna denk olmayan 1, 2 ve 3’üncü dereceli (fakülte sekreteri, enstitü sekreteri, yüksekokul sekreteri, şube müdürü) kadrolarına yapılacak atanmalarda 657 sayılı Kanunun 68. maddesinin (B) bendinin ikinci paragrafında sayılan hizmet sürelerinin uygulanması gerektiği” nin mütalaa edildiği,

Arz edildiği üzere; fakülte, enstitü veya yüksekokul sekreterliği kadrosundan şube müdürü kadrosuna yapılan atamaların, görevde yükselme olarak nitelendirilmesinin doğru bir yorum olmadığı, bu nedenle, ilama konu fakülte sekreteri, enstitü sekreteri, yüksekokul sekreteri kadrolarında bulunmakta iken şube müdürü kadrosuna yapılan atamalarda, şube müdürlüğü kadrosunun yönetmelik kapsamında görevde yükselmeye tabi kadro unvanları arasında yer aldığı gerekçesiyle ilgilinin 7’nci maddede belirtilen alt görevlerde toplam en az üç yıl hizmeti bulunmak şartı aranmadan yapılmasının hatalı atama olarak değerlendirilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, dilekçe ekinde ilama konu personelin hizmet belgeleri ile birlikte; memuriyete başladıkları, 10 (on) hizmet yılını doldurdukları ve atama tarihlerini gösteren tabloların sunulduğu, Sayıştay ilamına konu atama işlemleri mevzuat hükümlerine uygun şekilde gerçekleştirilmiş olup, hatalı uygulama nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiğinin kabulünün mümkün olmadığı,

Sayıştay ilamında azınlık görüşü de yazılmış olup, karşı oy gerekçesinde de; “Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlan Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin “Görev gruplar arasındaki geçişler ve sınavsız atanma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca daha önce bulunulan görevden aynı veya alt düzey göreve, görevde yükselme şartı aranmaksızın atama yapılabildiğinden ilgiliye bulunduğu ve fiilen görev yaptığı kadronun özlük haklarının ödenmesinin mevzuata uygun olduğu” nun belirtildiği,

Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Kamu zararının belirlenmesi” başlığı altındaki 6. maddesi hükmünün dikkate alınması halinde; ilama konu atamalarda mevzuata aykırılık olmadığından ve kişilere bulundukları ve fiilen görev yaptıkları kadroların özlük hakları ödenmiş olduğundan herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığı,

İlamda belirtilen Yönetmeliğin 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmünün sınav şartının bertaraf edilmesine gerekçe teşkil edecek şekilde anlaşılması ve uygulanmasının hem 657 sayılı Kanun hem de bu Yönetmeliğin lafzına ve ruhuna uygun düşmediği değerlendirmesine katıldığı, yeni kurulmuş olan ... ... Üniversitesi’nin ilk rektörü olarak görev yapmış olması nedeniyle, kurumun personel ihtiyacını kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, kariyer ve liyakat ilkelerini esas alarak karşılamaya özellikle özen gösterdiği,

Fiziki alanı, bütçesi, memuru olmadan bir atama yazısıyla maaş bile alamadan ...’yü kurma çalışmalarına başladığı 10 Aralık 2010 yılından, görevden ayrıldığı 17 Eylül 2017 tarihine kadar zor şartlarda çalıştığı, kurulma aşamasında görevde yükselme sınavı yapmak için sınav yapacak ve bu sınava girecek yeterli personelin ve imkânların olmadığı, görev yaptığı dönemde 2016 ve 2017 yıllarında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na gönderilen yazılar ile “Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği” nin ilgili hükümleri uyarınca yapılacak atamalar için yapılacak yazılı sınavın merkezi olarak yapılması talebinde de bulunulduğu, ancak sınavın yapılamadığı, söz konusu yazı örneklerinin de ekte sunulmakta olup, personel istihdamında niyetinin liyakat ve eşitlik ilkelerini gözetmek olduğunun delili olduğu,

Adı geçen ...’ün memuriyetinin 15. yılında, 4/6/2015 tarihinde ...’in ise 11. yılında 24/8/2012 hak ettikleri fakülte ve enstitü sekreteri kadrolarına atandığı ve sonrada ihtiyaca binaen, haklarından feragat ederek bir alt kadro olan şube müdürlüğüne geçtikleri, adı geçen kişilerin mesleklerinde yeterli tecrübeye sahip olması, zor şartlarda göreve başlamaları ve halen bulundukları görevleri devam ettirmeleri; bu kişilerin kamuya zarar vermediğinin aksine üniversiteye verdikleri hizmet ile aldıkları maaşlarını hak ettiklerinin göstergesi olduğu, görevde bulunduğu bu süre içinde ... çeşitli denetimlerden geçerken, hiçbir ikazın gelmemesi ve hesapların onanması adı geçen kişilerin atamalarının hukuka uygun olduğunun delili olduğu, üniversiteye verdikleri hizmet ile aldıkları maaşları hak ettiklerinin göstergesi olduğu,

Üniversitelerde atamaya yetkili amir Rektör olduğundan, söz konusu atama işlemleri rektör olduğu dönemde kendisinin onayıyla gerçekleştirildiği, ancak, atama onayının personel daire başkanının teklifi ve genel sekreterin uygun görüşü ile onaya sunulduğu ve rektör imzası ile tamamlandığı, tarafına söz konusu atamalar hakkında ilgili personel tarafından verilen bilgiler doğrultusunda, idari personele duyulan güven ile atama onaylarının imzalandığı, atanan personelin görevli oldukları birimlerde görev gereklerini yerine getirdiği ve fiilen yaptıkları görev karşılığı özlük haklarının ödendiği, Rektörlük Makamına atama teklifinde bulunan, uygun görüş bildiren ya da bu personelin çalıştıkları birimlerin amirleri, gerçekleştirme görevlileri ya da harcama yetkilileri tarafından da yapılmış herhangi bir mevzuata aykırılık bildiriminin olmadığı,

Görevi bıraktıktan 2 yıl sonra hiçbir idari sorumluluğu olmadığı halde daha önceki denetimlerde kabul görüp geçmiş atamalar için kendisine kamu zararı çıkartılmasının haksız ve hukuka aykırı bulduğu,

Bu kararın onanması durumunda; Sayıştay’ın bu kişilerin bulundukları kadrolardan ayrılmalarına hükmetmemiş olması ve kendisinin de bunları mevcut görevden ayırma yetkisinin olmaması nedeniyle bu kişilerin emekli oluncaya kadar alacakları maaşlarının hatta emekli olduktan sonra emekli maaşları farkını bile kendisinin ödemesi gibi uygulanması mümkün olmayan bir duruma yol açacağı,

Açıklanan gerekçelerle, söz konusu hatalı uygulamadan atama kararını imzalayan Rektör’ün sorumlu tutulması gerekçesiyle şube müdürlüğü kadrosuna atanma ve kendilerine bu kadro unvanının özlük hakları karşılığı ödemede bulunulması sonucu olduğu iddia edilen kamu zararından sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55'inci maddesi uyarınca işbu ilam için süresi içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu ile incelenmesi talebiyle temyiz kanun yoluna başvurduğu,

NETİCE VE TALEP: Sayıştay 4. Dairesi’nin yukarıda tarih ve sayısı verilen ilamının temyizen incelenerek bozulmasına ve tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

Sorumlu Üst Yönetici ... (Rektör Vekili) tarafından 49706 sayılı dosya kapsamında gönderilen temyiz dilekçesinde özetle;

AÇIKLAMALAR:

Harcama yetkilisi ..., Gerçekleştirme Görevlileri ... ve ... beyanlarından da anlaşılacağı üzere atama işleminin mevzuata uygun olarak, üniversite yönetim kurulunun kararı, personel daire başkanlığının teklifi, genel sekreterin uygun görüşü ve Rektör oluru ile yapıldığının sabit olduğu, bu bağlamda atamanın yapıldığı sürece kadar üniversitenin tüm birimlerinin onayı alındıktan sonra Rektörlük makamının sadece olur verdiği, kaldı ki Rektörlük makamının ataması yapılan her personel hakkında tek tek bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığı, uygulanan ve süregelen usulün, ilgili birimlerin talepte bulunması ve uygun gördüğü personelin kanunda aranan şartları taşıyıp taşımadığını kontrol ettikten sonra yine sıralı silsile geçtikten sonra Rektörlük makamının olur mahiyetindeki onayından ibaret olduğu, Rektörlük makamının üniversitenin her birimini ayrı ayrı kontrol etmesi mümkün olmadığı gibi silsilenin varlığının da kontrolün sağlanması amacına matuf olduğu, bu durum dikkate alınmaksızın sadece Rektörlük makamının sorumluluğunun olduğundan bahisle işbu kararın verilmesinin kanuna aykırı olduğu,

Yapılan atama sonucunda ilgili kişilerin bulundukları ve fiilen görev yaptıkları kadronun özlük haklarının ödendiğinin sabit olduğu, şayet ataması yapılan kişilerin değil de bir başka kişinin atanması halinde de aynı hakların verileceği, şahıslara fiilen görev yapmadıkları bir kadronun haklarının da verilmediği, görev yaptıkları birimin özlük haklarının verilmiş olması, makamın boş kalmayacak olması, bu şahıslar yerine başka kişilerin atanması halinde de bu özlük haklarının ödeneceği dikkate alındığında, şahısların fiilen görev yapmış olmaları sebebiyle kurumun yani devletin zarara uğratılmadığının açık olduğu, verilen kararın kanuna ve hesap yöntemlerine aykırı olduğu,

Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlan Personeli Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin “Görev grupları arasındaki geçişler ve sınavsız atanma” başlıklı 20. maddesi aynen;

“(1)5 inci maddede belirtilen görev gruplan arasındaki atamalar aşağıdaki esaslara göre yapılır.

a) Aynı görev grubu içinde kalmak kaydıyla, ilgili personelin isteği ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşıyanlar sınav yapılmaksızın alt görevlere atanabilirler

b) Gruplar arasındaki görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğindeki atamalar görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.

c) Unvan değişikliğine tabi kadrolar ile bu kadrolar arasındaki atamalar, ilgili kadro için düzenlenen unvan değişikliği sınavı sonucuna göre yapılır. 5 inci maddede sayılan ve en az lisans düzeyinde öğrenim gerektiren unvan değişikliğine tabi kadrolardan, aynı maddenin ikinci fıkrasının (Değişik ibare:RG-6/2/2015-29259)(d) bendinde sayılan kadrolara; unvan değişikliğine tabi diğer kadrolardan ise aynı maddenin ikinci fıkrasının (Değişik ibare:RG-6/2/2015-29259) (d) bendinin (2) numaralı alt bendinde sayılan kadrolara sınavsız atama yapılabilir.

ç) Doktora öğrenimini bitiren kurum personelinin, atanılacak görev için aranan hizmet süresine sahip olmaları ve mevzuatla aranan öğrenim şartını taşımaları kaydıyla uzman veya aynı düzeydeki görevler ya da daha alt görevlere sınavsız ataması yapılabilir.

d) Şube müdüründen daha üst görevlere, en az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olmak kaydıyla, genel hükümlere göre sınavsız atama yapılır, e) (Ek: RG-11/3/2017-30004) Bu Yönetmelik kapsamındaki personelden doktora öğrenimini bitirmiş olanlar, unvan değişikliği sınavına katılmaksızın öğrenimle ihraz edilen görevlere atanabilirler.”

Sayın dairenin kararına muhalefet şerhi koyan üye ...’ın gerekçesi incelendiğinde de anlaşılacağı üzere atama işleminin usulüne uygun olarak yapıldığı, ilgili personelin üniversite bünyesinde çalıştığı ve sınavsız atama hakkına sahip olduklarının açık olduğu,

Sayın dairece her ne kadar ataması yapılan kişilerin 3 yıl görev yapma şartını sağlamadıkları bu sebeple sınavsız dahi olsa atamasının yapılamayacağını kabul etmişse de ... ve ...’in hangi tarihlerde göreve başladığı ve atama tarihi itibari ile görevlerinde kaç yıl çalıştıklarına ilişkin bir tespit de yapılmadığı, bu bağlamda verilen kararın hukuka aykırı olduğu,

Savunma dilekçesinde de defaatle belirttiği üzere ataması yapılan kişilerin, anılan tarihlerde Dekan olarak görev yaptığı fakültenin herhangi bir biriminde çalışmadığı, bu hususta inceleme yapması ve hukuka aykırı bir atamanın varlığı halinde işlemi durdurması gereken birimin öncelikle ilanı/alımı yapan birim olduğu, şayet işlemde bir sakatlığın varlığı halinde Personel Daire Başkanlığı, Strateji Daire Başkanlığı, Genel Sekreter yahut ilgili Rektör Yardımcısı tarafından fark edilerek hatanın düzeltilmesi gerektiği, tüm bu silsileyi geçtikten sonra 1 veya 2 günlüğüne vekalet ettiği Rektörlük makamına gelmesi ve şahsının sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu,

Herkesçe bilindiği üzere bir makama 1-2 günlüğüne vekalet eden kişinin görevinin sadece işleyişi devam ettirmekten ibaret olduğu, Rektör gibi davranarak inisiyatif almasının mümkün olmadığı, aslen vekalet görevini sürdürüldüğü 1 - 2 günlük süreçte de Rektörün imzalaması gereken, üniversite yönetiminin bütününü ilgilendiren önemli konularda ilgili belgenin vekalet görevini yürüten kişinin önüne dahi sunulmadığı, ancak sayın dairece verilen kararda tarafına ... TL sorumluluk yüklenirken uzun yıllar görevi yapan rektöre ... TL yükletilmesinin de kanuna aykırı olduğu,

Yapılan inceleme ve tarafına yüklenen sorumluluğun 2019 yılına ait olduğu, savunma dilekçesinde de belirttiği üzere 2019 yılında görevde olmadığı, her ne kadar atama onayının tarafınca yapıldığı gerekçesi ile sorumlu olduğu kabul edilmişse de 2016 yılından sonra sorumluluğunun olduğunun kabulünün hukuka aykırı olduğu,

Sayın dairece ataması yapılan kişilerin iyi niyetli olup olmadıkları, müesses durumunun var olup olmadığının incelenmediği, şayet ataması yapılan kişilerin ilgili makamlara atanmak üzere başvuru yaparken sunmuş oldukları belgelerde yahut bilgilerde hata, hilenin olması halinde müesses durumun var olmayacağı ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre belirlenen bedelin kişilerden tahsilinin gerekeceği, işbu değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu,

Şayet ataması yapılan kişilerin iyi niyetli olduklarının tespiti halinde ise müesses durumun varlığı sebebiyle kişilerin haklarının korunacağı ve fiilli görev sebebiyle de kamu zararının doğmayacak olması sebebiyle kamu zararı kabulünün hatalı olduğu,

“Müesses (yerleşmiş) durum, hukuka aykırılığı sebebiyle idarenin iradesine bağlı olarak hukuk dünyasından silinmesi gereken bir işlemde, geri alma ve kaldırma işleminden önce var olan durumun bazı koşulların gerçekleşmesi durumlarda korunması gerektiğini belirten bir kavramdır. Oğurlu müesses durumu; “ilgilinin lehine sonuçları olan hukuka aykırı bir idari tasarrufun sonuçlarından kendisine atfedilebilecek bir kusur, yokluk ve açık hata bulunmadıkça, belirli bir süre yararlanılmasıyla hukuk düzenince tanınması gerektiği düşünülen; tanınmaması durumunda ise idarî istikrar ve hukuk güvenliğinin bozulacağı düşünülen hukukî durum” olarak tanımlamıştır. Oğan “yokluk ve idarenin açık hatası ve kişinin gerçek dışı beyanı ile hilesi olmaksızın kurulan hukuka aykırı (yanlış) idari işlemin iptal süresi ...geçtikten sonra geri alınması halinde, kişi yararına doğan özel hukuki durum” olarak ifade etmiştir. Gökyurt'a göre; müesses durum “yokluk ve idarenin açık hatası ve kişinin gerçek dışı beyanı ile hilesi olmaksızın kurulan hukuka aykırı idari işlemin iptal davası açma süresi geçtikten sonra geri alınması halinde, kişi yararına doğan özel hukuki durum”dur. Esasında bu tanımların ana dayanağı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 27.01.1973 tarih ve E. 1972/6, K. 1973/2 sayılı kararıdır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu, T. 27.01.1973, E. 1972/6, K. 1973/2, RG. T. 04.04.1973, S. 14497: “Yerleşmiş, kazanılmış durum kavramı ise, hukuka aykırı bir işlemin belirli süre geçtikten sonra geri alınması üzerine artık ilerisi için işlemin hüküm ifade etmiyece(dir)”. Esasında bu tanımların ana dayanağı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 27.01.1973 tarih ve E. 1972/6, K. 1973/2 sayılı kararıdır.

Hukuka aykırı işlemden kaynaklanan kişisel sonuçlar, belirli bir sürenin geçmesinin ardından müesses duruma dönüşür ve hukuk düzenince korunur. Esasında hukuka aykırı işlemlerin hukuk dünyasından kaldırılması idarenin bir görevidir. İster talep üzerine ister resen hukuka aykırı bir tasarrufun varlığını tespit eden idarenin, hukuk devleti ilkesi gereğince o işlemi geri alması ya da kaldırması gerekir. Ancak hukuka aykırı olsa da işlemden etkilenen kişi için müesses durum doğuran işlemi idare, geçmişe etkili olacak bir biçimde geri alamaz, kaldıramaz veya kısmen değiştirip, düzeltemez.

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu, T. 26.09.1952, E. 1952/15, K. 1952/244; Bu dava hukuka aykırı bir işlemden kaynaklansa dahi, hukuka uygun başka işlemlerin bu işlemden sonra gerçekleştirilmesi durumunda, müesses duruma dokunulamayacağını göstermektedir. Hukuka uygun kazanılmış her statü, hukuka aykırı kazanılmış önceki statüleri hukuka uygun hâle getirmemekle birlikte onlara dokunulmazlık kazandırmaktadır. Benzer bir uyuşmazlık için bkz. Danıştay 5. Dairesi, T. 16.09.2005, E. 2002/1094, K. 2005/3654, www.uyap.gov.tr, e.t. 06.03.2018.

Başka bir ifade ile işlemin hukuka aykırılığı devam etmekle birlikte sonuçları artık dokunulamaz bir hâl kazanmaktadır.”

Yukarıda açıklanan nedenler ışığında atama işleminin 2019 yılı itibariyle ataması yapılan kişiler açısından kazanılmış hak haline gelmiş olması sebebiyle fazla ödeme yapıldığı iddia olunan bedelin tarafına yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesi aynen;

“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (Mülga: 22/12/2

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,

Esas alınır.

Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.

Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.” hükmünü amir olduğu,

Ancak ataması yapılan kişilerin fiili olarak göreve devam etmeleri sebebiyle kamu zararının meydana gelmediğinin açık olmasına rağmen işbu bedelin tarafına yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, atama işleminin usul ve yasaya uygun olarak yapılmış olması, sorumluluğun Rektörlük görevlileri ve üniversitenin iç denetim mekanizmasında olması, ataması yapılan şahısların atama işlemlerinde usulsüzlük yapıp yapmadıklarının araştırılmamış olması, atama işleminin müesses durum haline gelmiş olması ve 2019 yılında üniversite de görevli dahi olmaması hususları dikkate alınarak sayın dairenin kararına karşı temyiz kuruluna başvuru yapma zaruretinin hasıl olduğu,

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ışığında; temyiz başvurusunun KABULÜNE, sayın dairenin kararının kaldırılarak sorumluluğumun olmadığına karar verilmesini arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.

Başsavcılık Mütalaasında özetle;

(Başvuru yapan tüm sorumlular için geçerli olmak üzere)

Şube müdürü olarak atanan ... ve ...’in 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68'inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartı ile yükseköğrenim şartını taşıdığı ancak, adı geçen Yönetmeliğin görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartları düzenleyen 6'ncı maddesi gereğince 7'nci maddesinde sayılan alt görevlerde en az 3 yıl çalışmış olma şartını taşımadığının anlaşıldığı, şube müdürü kadrosu görevde yükselmeye tabi kadrolar içerisinde sayılmakta olup, bu kadroya atanacak kişilerin şube müdürlüğü için Yönetmelikte belirlenen hem genel hem de özel şartları birlikte taşımasının gerektiği, bir kişinin sınav şartı aranmadan atanabilmesinin, diğer şartlara tabi olmaksızın atanabileceği anlamına gelmediği,

Bu çerçevede, Daire Kararında yapılan tespitlerin ve değerlendirmelerin yerinde olduğu ve Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 5, 6, 7 ve 20’nci maddesinin birinci fıkrası (b) bendinin sadece yapılacak atamada aranan sınava tabi tutulma şartını kaldırdığı, Yönetmeliğin 7’nci maddesindeki görevde yükselme sınavı sonucu atanacaklarda aranacak özel şartlarda bir değişiklik öngörmediği, dolayısıyla adı geçen kişinin şube müdürlüğü kadrosuna, sınava girmeden Yönetmeliğin 7’nci maddesindeki özel şartları taşıması kaydıyla atanabileceği, dolaysıyla yapılan atama işleminin mevzuata aykırı olduğu ve hesaplanan fazla ödemenin de 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesi hükmü gereği kamu zararını oluşturduğunun değerlendirildiği,

Diğer taraftan, kamu zararına ilişkin sorumluların tespiti konusundaki Daire Kararındaki değerlendirmeye ve sadece üst yöneticinin sorumlu olarak belirlenmesine katılınmadığı,

Atama işleminin usulüne uygun olmadığını bilmesi gereken kişilerin, düzenledikleri ödeme emri belgesi ve eki belgelerle ödeme işlemini gerçekleştiren gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkilileri olduğu, bu kişilerin ödeme işlemini gerçekleştirirken, ödemenin mevzuata uygunluğunu gözetmek ve aksi durumda gerekli düzeltme işlemini yapmakla yükümlü oldukları,

Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin yapılan ödemeler karşısındaki sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33’üncü maddelerinde açıklandığı,

5018 sayılı Kanunun "harcama talimatı ve sorumluluk" başlıklı 32’nci maddesinde;

"Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.",

"Giderin gerçekleştirilmesi" başlıklı 33’üncü maddesinde de;

"Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar." hükmünün yer aldığı,

Diğer taraftan, 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında: “5018 sayılı Kanunda dört grup sorumlu belirlenmiştir.” denildikten sonra, “Sorumlular” başlıklı 3'ncü bölümde, Harcama Yetkililerinin sorumluluğundan bahsedildiği,

"3-Harcama Yetkilileri

a) Harcama Yetkililerinin Genel Sorumluluğu

5018 sayılı Kanunda harcama yetkilisi ifadesiyle bir program sorumlusuna ve statü hukukunda tanımlanan daire/birim amirine işaret edilmektedir. Bu konumda olan yöneticilerin, 657 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinde belirtildiği gibi, amiri oldukları kuruluş ve hizmet biriminde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları takip ve kontrol etmekten görevli ve sorumlu tutulacakları da tabiidir. Bu hükümler karşısında, bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştaya karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına oybirliğiyle," denildiği,

4’üncü bölümde, Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğunda ise;

"4-Gerçekleştirme Görevlileri

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar." denildiği,

Bu hüküm uyarınca, bir mali işlemi gerçekleştirmede görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, gerçekleştirme işlemini yapan memurun, yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevli tarafından düzenlenip imzalanan belgeye dayanıyor olmasının zorunlu olduğu, bir başka deyişle, yukarıda anılan belge ve imza olmadan ödeme emri belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerektiği, aynı şekilde, belgeyi düzenleyenin de gerçekleştirme konusunda yetkisinin bulunması ve harcama talimatı ile veya sair surette amir tarafından görevlendirilmiş olması gerektiği,

“a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu;

5018 sayılı Kanunun 33'üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ödeme emri belgesi, harcama yetkilisi tarafından belirlenen bir görevli tarafından düzenlenecektir. Ödeme emri belgesi tek başına mali bir işlem sayılmamakla birlikte taahhüt ve tahakkuk aşamalarından sonra ödeme aşamasına geçilmesine esas teşkil etmektedir. 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. mükerrer Resmî Gazetede yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 ve 13'üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevi, ön mali kontrol kapsamında ele alınmakta ve "kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür" şerhi çerçevesinde değerlendirilmektedir. Aynı esaslarda belirtildiği üzere, harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirecek, ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön malî kontrol yapacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinin yaptığı işlemler nedeniyle sorumluluk üstlenmesi tabiidir. Ayrıca, harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılarak her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanıp uygulanacak, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edeceklerdir.

Bu bağlamda ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine "Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür" şerhi düşüp imzalayacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen görevli, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da sorumludur. Yapılan bu açıklamalara göre, aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine çoğunlukla,

b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk;

5018 sayılı Kanunun 33'üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir. Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla, ... karar verildi." denilmek suretiyle belirlendiği,

Sayıştay Genel Kurul Kararına göre harcama yetkililerinin harcamaların mevzuata uygunluğundan sorumlu olduğu, bu sorumluluğun tayininin harcama yetkilisinin ödeme emri belgesi ve eki belgeler çerçevesinde belirleneceğinin muhakkak olduğu, harcama yetkilileri, ilk maaş ödemelerinde atama onay belgesi ödeme emri belgesine eklendiğinden personel atamalarının ve buna ilişkin ilk ay maaşlarının mevzuata uygun olup olmadıklarını ödeme emri belgesi ve eki belgeleri inceleyerek tespit etmeleri ve mevzuata aykırı düzenlenmiş belge varsa ödeme işlemini gerçekleştirmemeleri gerektiği, aynı durumun, atama onay belgesini hazırlamak suretiyle süreçte yer alan gerçekleştirme görevlisi insan kaynakları müdürü ile ödeme emrini düzenlemekle ve eki belgeleri kontrol etmekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri için de geçerli olduğu,

Dolayısıyla, süreçte yer alan gerçekleştirme görevlileri onay belgesinin mevzuata uygun olarak hazırlanmasından, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri ise ödeme emri belgesini ve eki belgelerin mevzuata uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğinin kontrolünden sorumlu oldukları değerlendirildiğinden, sorumlular arasına bu görevleri yerine getiren görevlilerin de dahil edilmesi gerektiği,

Bu itibarla, kamu zararı tespitine katılınmakla beraber, sorumlunun sorumluluğa olan itirazının yerinde olduğu düşünüldüğünden konunun sorumluluk yönüyle yeniden değerlendirilmesi için dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı, belirtilmiştir.

Konuyla ilgili olarak duruşmaya katılan sorumlular Üst Yönetici ... (Rektör) ve Üst Yönetici ... (Rektör Vekili) ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Esas yönünden inceleme:

Somut olay:

..., ... ... Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’nda bilgisayar işletmeni olarak görev yaparken, 04.06.2015 tarihinde ... Meslek Yüksekokulu’na yüksekokul sekreteri olarak atanmış, daha sonra 12.06.2015 tarihinde görevde yükselmeye tabi olan ve atanmada bazı şartları haiz olmayı gerektiren (1. dereceli) şube müdürlüğü kadrosuna atanmıştır.

..., bir kamu hastanesinde laborant olarak görev yaparken, 24.08.2012 tarihinde ... ... Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’ne enstitü sekreteri olarak atanmış, daha sonra 03.09.2012 tarihinde görevde yükselmeye tabi olan ve atanmada bazı şartları haiz olmayı gerektiren (2. dereceli) şube müdürlüğü kadrosuna atanmıştır.

Mevzuat:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde;

“Kariyer:

B) Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır.

Liyakat:

C) Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.” denilmektedir.

...’ün şube müdürlüğüne atandığı tarihte geçerli olan 2014 tarihli (12.04.2014 tarih ve 28970 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış) “Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği” nin;

“Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde,

“Bu Yönetmeliğin amacı, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde, hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumları memurlarının görevde yükselme ve unvan değişikliğine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.”

“Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde,

“Bu Yönetmelik, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı ile yükseköğretim kurumlarında görev yapan memurlardan 5’inci maddede belirtilen kadrolara görevde yükselme ve unvan değişikliği suretiyle atanacakları kapsar.”

“Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde,

“(1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Alt görev: 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunda belirtilen hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha alt hiyerarşi içindeki görevleri,

b) Alt görev grubu: Aynı düzeydeki unvanların gruplandırılmasını,

c) Aynı düzey görev: Hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk açısından aynı görev grubunda ya da grup içinde alt gruplar olması halinde aynı alt grupta yer alan görevleri,

e) Görev grubu: Benzer veya aynı düzeydeki unvanların yer aldığı grupları,

f) Görev unvanı: 5 inci maddede belirtilen kadrolara ilişkin unvanları,

ö) Üst görev: 3046 sayılı Kanunda belirtilen hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha üst hiyerarşi içindeki görevleri,

… ifade eder.”

“Görev grupları” başlıklı 5’inci maddesinde,

“(1) Bu Yönetmelik kapsamında görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadro unvanları aşağıda gösterilmiştir.

(2) Görevde yükselmeye tabi kadrolar:

a) Yönetim Hizmetleri Grubu;

  1. Çiftlik müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü, müze müdürü, şube müdürü,”

“Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 6’ncı maddesinde,

“(1) Bu Yönetmelikte belirtilen kadrolara görevde yükselme suretiyle atanabilmek için;

a) (Değişik:RG-11/3/2017-30004) İlan edilen kadrolar için belirlenen başvuru süresinin son günü itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartlarını taşımak,

b) (Değişik:RG-11/3/2017-30004) İlan edilen kadrolar için belirlenen başvuru süresinin son günü itibarıyla, ilgilinin başvurulan kadroya ilişkin 7’nci maddede belirtilen alt görevlerde toplam en az üç yıl hizmeti bulunmak, ilan edilen kadro için bu şartı sağlayan personel bulunmaması durumu hariç olmak üzere, bu hizmet süresinin en az bir yılını kurumda geçirmiş olmak,

c) (Ek:RG-4/2/2015-29257) (Mülga:RG-11/3/2017-30004)

ç) (Ek:RG-4/2/2015-29257) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak, gerekir.”

“Görevde yükselme sınavı sonucu atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 7’nci maddesinde,

“(1) Bu Yönetmeliğe tabi kadrolara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aranacak özel şartlar aşağıda belirtilmiştir.

a) Çiftlik müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü, müze müdürü, şube müdürü kadrolarına atanabilmek için;

  1. En az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak,

  2. İlan edilen kadrolar için belirlenen başvuru süresinin son günü itibarıyla, yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarında şef, koruma ve güvenlik şefi, uzman, sivil savunma uzmanı, araştırmacı, basın ve halkla ilişkiler müşaviri, müze araştırmacısı, çözümleyici, başhemşire, müdür yardımcısı kadrolarından birinde veya en az lisans düzeyinde öğrenim gerektiren unvan değişikliğine tabi kadrolardan birinde çalışıyor olmak, … gerekir.”

“Görev grupları arasındaki geçişler ve sınavsız atanma” başlıklı 20’nci maddesinde,

“(1) 5 inci maddede belirtilen görev grupları arasındaki atamalar aşağıdaki esaslara göre yapılır.

b) Gruplar arasındaki görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğindeki atamalar görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.

d) Şube müdüründen daha üst görevlere, en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak kaydıyla, genel hükümlere göre sınavsız atama yapılır.” denilmektedir.

2014 tarihli Yönetmelik hükümlerine göre görevde yükselmeye tabi kadrolardan olan şube müdürlüğü kadrosuna atanacak bir kişinin Yönetmeliğin ilgili maddelerinde belirtilen hem genel hem de özel şartları bir arada taşıması gerekmektedir. ...’ün şube müdürlüğüne atandığı tarih itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartı ile en az 4 yıllık yüksek öğrenim şartını taşıdığı, ancak mezkûr Yönetmeliğin görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartları düzenleyen 6’ncı maddesi gereğince görevde yükselme sınavında başarılı olma şartı ile 7’nci maddesinde sayılan alt görevlerde en az 3 yıl çalışmış olma şartını ise taşımadığı anlaşılmaktadır.

2014 tarihli Yönetmeliğin 20’nci maddesinin ilk fıkrasının (b) bendinde yer alan düzenlemenin, sınav şartının bertaraf edilmesine gerekçe teşkil edecek şekilde anlaşılması ve uygulanması 657 sayılı Kanun ve mezkûr Yönetmelik’in sözüne ve ilkelerine uygun düşmemektedir. Zira “aynı düzey görev” ve “alt düzey görev” kavramlarını Yönetmelik kapsamında anlamlandırmak gerekir. Bu bağlamda, söz konusu atamalar Yönetmelik’in 20’nci maddesi ilk fıkrasının (b) bendi kapsamına girmemektedir.

Yönetmeliğin anılan hükmü uyarınca şube müdürü; çiftlik müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü ve müze müdürü ile aynı düzey olarak sayılmıştır. Yukarıdaki “aynı düzeydeki görev” ifadesini şube müdürüne eşit düzey olarak çiftlik müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü ve müze müdürü ile sınırlamak gerekir.

Fakülte, enstitü, yüksekokul sekreteri kadroları Yönetmelik ve 3046 sayılı Kanun kapsamında şube müdürü kadrosu ile üst görev veya alt görev olarak hiyerarşi içinde yer almamaktadır. Ek göstergeleri dikkate alındığında dahi belirtilen sekreter kadrolarının şube müdürü kadrosunun üst düzeyinde veya onunla aynı düzeyde görev olarak telakki edilmesi mümkün değildir.

2547 sayılı Kanun’da, üniversitelerde görev yapan yönetim örgütleri ikili bir yapı içerisinde düzenlendiği görülmektedir. Bunlardan ilki, Kanunun 51’inci maddesinin (a) bendi kapsamında kurulan yönetim birimleridir. Bu birimler, genel sekretere bağlı olarak faaliyetlerini yürütmekte ve çoğunlukla daire başkanlığı ve müdürlük şeklinde örgütlenmektedirler. Kanunun 51’inci maddesinin (b) bendinde düzenlenen ikinci tür yönetim birimleri ise özellikle ve sadece fakülte, enstitü ve yüksekokul gibi akademik birimlere hizmet üreten ve doğrudan bu akademik birim yöneticilerine (dekan, enstitü ve yüksekokul müdürü) bağlı olarak çalışan fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterlikleridir.

Bu iki farklı tür yönetim biriminin kuruluşu, örgütlenmesi, görev ve yetki alanı ile yöneticilerinin atanma usulleri, 2547 sayılı Kanunun 51 ve 52’nci maddelerinde farklı şekillerde düzenlenmiştir. Örneğin, Kanunun 52’nci maddesi uyarınca, daire başkanı ve müdürler (şube müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü vd.) üniversite yönetim kurulunun görüşü alınarak rektör tarafından atanırken; fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri dekan ve ilgili müdürün önerisi üzerine rektör tarafından atanmaktadır. Görev ve sorumluluk alanı tüm üniversite çapında olan daire başkanı ve müdürlerin atanma sürecinde üniversite yönetim kurulu görüşünün alınması ön şartı getirilmiştir. Buna karşın, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri çok daha sınırlı bir alanda görev yapacakları için ilgili alan yöneticisi konumundaki dekan veya müdür tarafından önerilmeleri yeterli görülmektedir. Diğer taraftan, 2547 sayılı Kanunun 52’nci maddesinin (b) bendine göre, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterlerinin yükseköğretim diplomasına sahip olması gerekirken, gerek Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik’in 5’inci maddesinin (a) bendi ve gerekse Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin 7’nci maddesinin ilk fıkrasının (a) bendine göre şube müdürü olabilmek için en az 4 yıllık yüksek öğrenim mezunu olunması gerekmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreteri kadroları mevcut yönetim hiyerarşisi içerisinde üst görev veya alt görev olarak konumlandırmadığı gibi yönetim birimlerinin kuruluşu, örgütlenmesi, görev ve yetki alanı ile yöneticilerinin atanma usulleri değerlendirildiğinde fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterini şube müdüründen daha üst veya dengi görev olarak kabul etmek mevzuatın sözüne ve ilkelerine uygun değildir.

Nitekim 12.11.2005 tarihli ve 25991 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan mülga Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlan Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin “Hizmet grupları” başlıklı 5’inci maddesinde, görevde yükselmeye tabi kadrolar sayılırken, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreteri, şube müdüründen önce sayılarak üst görev olarak düzenlenmiş iken 12.04.2014 tarihli ve 28970 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreteri görev grupları arasından çıkarılmıştır. Mevzuattaki bu değişiklik, kanun koyucunun fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreteri görevlerini mevcut yönetim hiyerarşisi içerisinde üst görev veya alt görev olarak konumlandırmadığını göstermektedir.

Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin 2’nci fıkrasında, görevde yükselmeye tabi kadrolar beş farklı grupta toplanmış ve en üst kadrodan başlayarak beş bent halinde “sayma tekniği” kullanılarak sıralanmıştır. Buna karşın fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreteri kadroları görevde yükselmeye tabi kadrolar ve unvan değişikliğine tabi kadrolar arasında sayılmamıştır.

Görevde yükselme, memurun en alt düzey görev grubundan Yönetmelik kapsamındaki yönetim hiyerarşisinde en üst düzeye kadar liyakat ve kariyer olarak çıkabilme imkânı sağlayan bir mekanizmadır. Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle hiyerarşik sıralama dışına çıkarılan fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreteri kadrolarından bu Yönetmeliğe tabi kadrolara sınavsız atama yapılması Yönetmeliğe aykırılık teşkil edecektir.

Sonuç olarak; öncelikle yüksekokul sekreteri olarak atanan ...’ün bu kadroda kısa bir süre çalıştıktan sonra atanma tarihinde geçerli olan Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde şube müdürlüğü kadrosu için öngörülen görevde yükselme sınavında başarılı olma ve alt görevlerde en az 3 yıl çalışmış olma şartlarını sağlamadan şube müdürlüğü kadrosuna atanması söz konusu mevzuata aykırı olduğundan, kendisine bu kadro unvanının özlük hakları karşılığı ödemede bulunulması sonucu 5018 sayılı Kanunun 71/g maddesi kapsamında İlamda hesaplandığı tutarda kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmıştır.

...’in şube müdürlüğüne atandığı tarihte geçerli olan 2005 tarihli (12.11.2005 tarih ve 25991 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış) “Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği” hükümlerinde;

5’inci maddesinde “şube müdürü” görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında sayılmıştır.

“Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 7’nci maddesinde;

“Bu Yönetmelikte belirtilen kadrolara görevde yükselme suretiyle atanabilmek için;

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartlarını taşımak,

b) Son sicil notu olumlu ve son üç yıllık sicil notu ortalaması 76 puandan az olmamak,

c) İlan tarihi itibarıyla yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarında en az iki yılını geçirmek kaydıyla üç yıl hizmeti bulunmak,

d) Görevde yükselme eğitimine katıldıktan sonra yaptırılacak görevde yükselme sınavında başarılı olmak, gerekir.”

“Görevde yükselme sınavı sonucu atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 8’inci maddesinde;

“Bu Yönetmeliğe tabi kadrolara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aranacak özel şartlar aşağıda belirtilmiştir.

b) Özel Kalem Müdürü, Çiftlik Müdürü, Yurt Müdürü, Hastane Müdürü, İlköğretim ve Ortaöğretim Müdürü, Döner Sermaye İşletme Müdürü, Şube Müdürü kadrolarına atanabilmek için;

  1. En az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak,

  2. Sınav tarihi itibarıyla Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarında Şef, Koruma ve Güvenlik Şefi, Uzman, Araştırmacı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Müze Araştırmacısı, Avukat, Çözümleyici, Baş Hemşire, Müdür Yardımcısı kadrolarından birinde veya en az lisans düzeyinde öğrenim gerektiren mesleki veya teknik görevlerde çalışıyor olmak, … şarttır.”

“Görev grupları arasındaki geçişler” başlıklı 24’üncü maddesinde;

“Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen görev grupları arasındaki geçişler aşağıdaki esaslara göre yapılır.

a) Aynı görev grubu içinde kalmak kaydıyla, ilgili personelin isteği ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşıyanlar sınav yapılmaksızın alt görevlere atanabilirler.

b) Gruplar arasındaki görevde yükselme niteliğindeki geçişler görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir...” denilmiştir.

2005 tarihli Yönetmelik hükümlerine göre de görevde yükselmeye tabi kadrolardan olan şube müdürlüğü kadrosuna atanacak bir kişinin Yönetmeliğin ilgili maddelerinde belirtilen hem genel hem de özel şartları bir arada taşıması gerekmektedir. Diğer yandan, 2005 tarihli Yönetmelik’in “Hizmet grupları” başlıklı 5’inci maddesinde, “Fakülte Sekreteri, Yüksekokul Sekreteri, Enstitü Sekreteri” Yönetim Hizmetleri Grubu içindeki görevde yükselmeye tabi kadrolar olarak konumlandırıldığından; ...’in 03.09.2012 tarihindeki enstitü sekreteri kadrosundan şube müdürü kadrosuna atanmasını mülga Yönetmelik’in 24’üncü maddesi birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirmek uygun olacaktır. ...’in şube müdürlüğüne atandığı tarih itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartı ile en az 4 yıllık yüksek öğrenim şartını taşıdığı, ancak mülga Yönetmeliğin görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel ve özel şartları düzenleyen 7’nci maddesindeki görevde yükselme sınavında başarılı olma şartı hariç, 7’nci ve 8’inci maddesinde belirtilen “yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarında en az iki yılını geçirmek kaydıyla üç yıl hizmeti bulunmak” ve “Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarında Şef, Koruma ve Güvenlik Şefi, Uzman, Araştırmacı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Müze Araştırmacısı, Avukat, Çözümleyici, Baş Hemşire, Müdür Yardımcısı kadrolarından birinde veya en az lisans düzeyinde öğrenim gerektiren mesleki veya teknik görevlerde çalışıyor olmak” şartlarını taşımadığı anlaşılmaktadır.

2005 tarihli mülga Yönetmeliğin “Görev grupları arasındaki geçişler” başlıklı 24’üncü maddesinde kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevlerle aynı düzey görevlere veya alt düzey görevlere sınavsız atanmaya ilişkin istisnai bir hüküm getirilmiş olup, bu hükümlerde daha önce bulunulan görevlerden aynı düzey görevlere veya alt düzey görevlere geçişte sadece sınav şartının aranmayacağından bahsedilmiştir. Enstitü sekreteri ...’in şube müdürü olarak atanmasında 2005 tarihli mülga Yönetmeliğin 24’üncü maddesine istinaden sınav şartı aranmasa da Yönetmeliğin 7 ve 8’inci maddelerinde belirtilen diğer şartların (yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarında belirli görevlerde ve belirli sürede çalışmış olmanın) aranması mevzuat gereğidir.

Sonuç olarak; öncelikle enstitü sekreteri olarak atanan ...’in bu kadroda kısa bir süre çalıştıktan sonra atanma tarihinde geçerli olan Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği hükümlerinde -görevde yükselmeye tabi- şube müdürlüğü kadrosu için öngörülen “belirli görevlerde ve belirli sürede çalışmış olma” şartını sağlamadan şube müdürü olarak atanması söz konusu mevzuat hükümlerine aykırı olduğundan, kendisine bu kadro unvanının özlük hakları karşılığı ödemede bulunulması sonucu 5018 sayılı Kanunun 71/g maddesi kapsamında İlamda hesaplandığı tutarda kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmıştır.

Sorumluluk yönünden inceleme:

İlam hükmünde atama kararlarını imzalayan üst yönetici ... (Rektör) ile Üst Yönetici ... (Rektör Vekili) kamu zararından tek başına sorumlu tutulmuştur. Sorumlular atama işlemini onaya sunan, uygun görüş veren görevlilerin de sorumluluğa dahil edilmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Ayrıca Rektör Vekili ..., 1 veya 2 günlüğüne vekalet ettiği Rektörlük makamında sadece işleyişi devam ettirdiği, Rektör gibi davranarak inisiyatif almasının mümkün olmadığını belirterek, şahsi sorumluluğuna da itiraz etmiştir.

Somut olayda, atama işlemlerine dayanak teşkil eden temel norm 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun “Atamalar” başlıklı 52’nci maddesidir. Bu Kanun maddesinde aynen;

“Atama esasları:

a. Genel Sekreter ile daire başkanları, müdürler, hukuk müşavirleri ve uzmanlar, yükseköğretim üst kuruluşlarında ilgili kuruluşların görüşü alınarak Yükseköğretim Üst Kuruluşunun Başkanı; üniversitelerde ise yönetim kurulunun görüşü alınarak rektör tarafından atanır. Fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterinin atanması, ilgili dekan ve müdürün önerisi üzerine rektör tarafından yapılır.” denilmiştir.

Üniversitelerde şube müdürü ataması, yönetim kurulunun görüşü alınarak üniversite üst yöneticisi konumunda bulunan rektör tarafından yapılmaktadır. Kanunun 52'nci maddesinde belirtilen "üniversite yönetim kurulu görüşü" danışma ve hazırlık işlemi mahiyetindedir. Atama işlemi, rektörün onayı olmadan hukuki sonuç doğurmamaktadır. Bu nedenle de atama işlemlerine olur veren üst yöneticilerin (rektör’lerin) mevzuata aykırı atama işleminden doğrudan ve münferiden sorumluluğu bulunmaktadır. Ayrıca asilin yerine mevzuatında öngören usulle vekâleten atanan kişi asilin tüm yetki ve sorumluluklarını taşıyacağından atama yetkisini kullanarak işlemi gerçekleştiren rektör vekilinin de mali sorumluluğu tamdır. Dolayısıyla ilam maddesindeki sorumluluk hükmünün isabetli olduğu anlaşılmıştır.

Bu itibarla ... ve ...’in Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliklerinde şube müdürlüğü kadrosu için belirtilen şartların tümünü sağlamadığı halde söz konusu kadroya atanması mevzuata aykırılık teşkil ettiğinden ve hatalı atama işlemleri nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiğinden, sorumluların konu ile ilgili esas ve sorumluluk iddiaları reddedilerek, 69 sayılı İlamın 3’üncü maddesi ile verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE,

(Temyiz Kurulu Başkanı-.... Daire Başkanı ... ile .... Daire Başkanı ..., Üye ..., Üye ..., Üye ..., Üye ... ve Üye ...’in aşağıda yazılı azınlık görüşleri karşısında) oy çokluğuyla,

6085 sayılı Kanunun 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 21.02.2024 tarih ve 56488 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı Oy Gerekçesi/Azınlık Görüşü

Temyiz Kurulu Başkanı-.... Daire Başkanı ... ile .... Daire Başkanı ... ve Üye ...:

12.04.2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin (yeni Yönetmelik’in) 24’üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılan 12.11.2005 tarih ve 25991 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin (eski Yönetmelik’in) “Hizmet grupları” başlıklı 5’inci maddesinde Yönetim Hizmetleri Grubu içindeki görevde yükselmeye tabi kadro unvanları:

“1) Genel Sekreter,

  1. Genel Sekreter Yardımcısı,

  2. Daire Başkanı,

  3. Üniversite Hastaneleri Başmüdürü,

  4. Fakülte Sekreteri, Yüksekokul Sekreteri, Enstitü Sekreteri,

  5. Savunma Sekreteri,

  6. Özel Kalem Müdürü, Çiftlik Müdürü, Yurt Müdürü, Hastane Müdürü, İlköğretim ve Ortaöğretim Müdürü, Döner Sermaye İşletme Müdürü ile diğer unvanlı müdürler, Şube Müdürü,

  7. Müdür Yardımcısı,

  8. Şef, Koruma ve Güvenlik Şefi.” olarak 9 bent halinde belirtilmiş,

“Görevde yükselme sınavına tabi olmadan yapılacak atamalarda aranacak şartlar” başlıklı 6’ncı maddesinde ise; “Bu Yönetmeliğin 5’inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (1), (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı alt bentleri ile (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan kadrolara sınavsız atama yapılır. Ancak, bu kadrolara yapılacak atamalarda aşağıdaki şartlar aranır.

a) Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, Üniversite Hastaneleri Başmüdürü, Fakülte Sekreteri, Yüksekokul Sekreteri, Enstitü Sekreteri ve Savunma Sekreteri kadrolarına atanabilmek için;

  1. En az fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

  2. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen şartları taşımak,” denilerek fakülte/yüksekokul/enstitü sekreterliği kadrolarına en az fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartları taşımak kaydıyla sınavsız atama yapılabileceğinden bahsedilmişti.

Görüldüğü üzere mülga Yönetmelikte fakülte/yüksekokul/enstitü sekreterliği görevde yükselmeye tabi olmadan atanılacak kadrolar arasında sayılarak, aynı hizmet grubu içinde yer alan şube müdürlüğünün üstü bir yönetici kadrosu olarak kabul edilmiştir. Aynı yönetmeliğin 24’ncü maddesinde; aynı görev grubu içinde kalmak kaydıyla personelin isteğiyle sınav yapılmaksızın alt görevlere atanabileceği ve yine Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabi tutulmadan atama yapılabileceği hükme bağlanmış idi.

2014 tarihli yeni Yönetmelik’te ise fakülte/yüksekokul/enstitü sekreterliği, görevde yükselmeye tabi yönetim hizmetleri grubu içinden çıkarılmış, böylece bu grupta şube müdürlüğü en üst görev olarak kalmıştır. Ayrıca Yönetmeliğin “Görev grupları arasındaki geçişler ve sınavsız atanma” başlıklı 20’nci maddesi d bendinde; “Şube müdüründen daha üst görevlere, en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak kaydıyla, genel hükümlere göre sınavsız atama yapılır.” denilerek fakülte/yüksekokul/enstitü sekreterliği şube müdürlüğünden daha üst bir görev olarak kabul edilmiştir.

Anılan Yönetmeliğin 20’nci maddesi b bendinde de;

“b) Gruplar arasındaki görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğindeki atamalar görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.” Denilmiştir.

Yukarıda yer verilen hükümlere göre memurun aynı görev grubu içinde alt görevlere veya çalıştığı kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında farklı görev grubunda olsa da daha önce bulunduğu görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan ataması yapılabilecektir.

...’ün şube müdürlüğüne atandığı tarihte (2015 yılında) 2014 tarihli Yönetmelik yürürlüktedir ve anılan kişi fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olduğundan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartını taşıdığından, yüksekokul sekreterliği görevine atanmış ve aynı yılda üniversitede şube müdürlüğü kadrosuna geçmiştir. Bu kişinin yüksekokul sekreterliğinden şube müdürlüğüne atanması, 2014 tarihli Yönetmeliğin 20’nci maddesi b bendi kapsamında aynı düzey veya alt düzey göreve atanma sayılacağından görevde yükselme şartları aranmaksızın şube müdürlüğüne sınavsız atanmasında hukuki bir beis yoktur. Aynı şekilde ...’in şube müdürlüğüne atandığı tarihte (2012 yılında) 2005 tarihli Yönetmelik yürürlükte idi. Anılan kişi fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olduğundan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartını taşıdığından, enstitü sekreterliği görevine atanmış olup aynı yıl içinde üniversitede şube müdürlüğü kadrosuna geçmiştir. Bu kişinin enstitü sekreterliğinden şube müdürlüğüne atanması, mülga Yönetmeliğin 24’üncü maddesi a ve b bentleri kapsamında aynı görev grubu içinde veya daha önce bulunulan görevden dengi/alt düzey göreve atanma sayılacağından görevde yükselme şartları aranmaksızın şube müdürlüğüne sınavsız geçişinde hukuki bir beis yoktur.

Bir üst görevden alt görevlere sınavsız atanmada aranılacak diğer şartlara ilişkin olarak Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personeli ile ilgili düzenlemede;

02.07.2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” in “Hizmet grupları arasında geçişler” başlıklı 19’uncu maddesinde;

“(1) 5 inci maddede belirtilen hizmet grupları arasındaki geçişler aşağıdaki esaslar çerçevesinde yapılır:

b) Gruplar arası görevde yükselme niteliğindeki geçişler ve alt gruptan üst gruplara geçişler görevde yükselme sınavına tabidir. Yerel yönetimlerde ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya daha alt düzeydeki görevlere, görevde yükselme sınavına tabi tutulmadan genel hükümlere göre atama yapılabilir.

c) Bu Yönetmelik kapsamı dışında bulunan daha üst görevlerde en az altı ay süreyle çalışmış olanlar, alt görevlerde çalışma süresi şartı hariç olmak üzere, aranan diğer özel şartları taşımaları kaydıyla, 5 inci maddede yer alan yönetim hizmetleri grubu, araştırma, planlama ve savunma hizmetleri grubu ve hukuk hizmetleri grubunda gösterilen kadrolar ile unvan değişikliğine tabi kadrolara sınavsız, genel hükümlere göre atanabilirler. Diğer hizmet gruplarında yer alan kadrolara atanmada en az altı ay çalışmış olma şartı aranmaz.” hükümleri yer almaktadır.

Mahalli idarelerde Yönetmelik kapsamı dışında bulunan bir üst görevde (Belediye Başkan Yardımcısı, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı ve Daire Başkanı gibi) en az 6 ay çalışmış personelin atanılacak kadro için -alt görevlerde belli bir süre çalışma hariç- aranan diğer özel şartları taşımaları kaydı ile alt görevlere sınavsız atamalarının yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Yani mahalli idarelerde üst düzey görevden alt düzey göreve sınavsız atanmada mevzuatın aradığı diğer özel şartların da aranması gerektiği açıkça söylenmektedir.

2014 tarihli Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğin “Görev grupları arasındaki geçişler ve sınavsız atanma” başlıklı 20’nci maddesi b bendinde;

“b) Gruplar arasındaki görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğindeki atamalar görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.”

Yine 2005 tarihli Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğin “Görev grupları arasındaki geçişler” başlıklı 24’üncü maddesi a ve b bentlerinde ise;

“Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen görev grupları arasındaki geçişler aşağıdaki esaslara göre yapılır.

a) Aynı görev grubu içinde kalmak kaydıyla, ilgili personelin isteği ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşıyanlar sınav yapılmaksızın alt görevlere atanabilirler.

b) Gruplar arasındaki görevde yükselme niteliğindeki geçişler görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.”

Denilerek mahalli idarelerin aksine hiçbir şart getirilmeden idarenin takdiri ile üst görevlerden dengi veya alt görevlere atama yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla yükseköğretim kurumlarında memurun daha önce bulunduğu görevlerden aynı veya alt düzey görevlere görevde yükselme şartları (genel ve özel) aranmadan ataması yapılabilecektir. Bu bağlamda üniversitelerde görevde yükselme şartları aranmadan genel hükümlere göre atanılabilecek üst düzey yönetim kadroları niteliğindeki fakülte/yüksekokul/enstitü sekreterliğinden dengi veya daha alt düzey kadro niteliğindeki şube müdürlüğü kadrolarına görevde yükselme şartları aranmadan atama yapılması Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin sınavsız atanmaya ilişkin maddeleri kapsamında mümkün görülmektedir.

Bu itibarla, tesis edilen işlemlerin mevzuatına uygun olduğu ve kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından, sorumluların talebinin kabulü ile 69 sayılı İlamın 3’üncü maddesi ile verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmünün KALDIRILMASINA karar verilmesi gerekir.

…. Daire Başkanı ...’ın ilave görüşü:

Konunun esasıyla ilgili olarak hükmün tasdiki yönünde çoğunluk görüşü oluşsa dahi ilam maddesindeki sorumluluk hükmünün isabetli olmadığı değerlendirilmektedir. Daire kararında sadece atamaya olur veren Rektör’ler kamu zararından sorumlu tutulmuştur. Oysa 5018 sayılı Kanunun 31, 32, 33’üncü maddesi ve Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı Kurul Kararında açıklanan kurallar çerçevesinde; bir giderin yapılmasında görevlendirilmiş kişilerin düzenlediği, onayladığı her bir belge gerçekleştirme belgesi sayılır ve bu süreçte yetkili olarak görev yaparak işlemin tamamlanmasını sağlayan kişiler düzenledikleri belgelerin doğruluğundan, mevzuata uygunluğundan sorumludurlar. Dolayısıyla şube müdürlüğüne atama onay belgelerini hazırlamak, uygun bulmak suretiyle atama işlem sürecinde görev yapan gerçekleştirme görevlilerinin de (Personel Daire Başkanı, Genel Sekreter) sorumluluğa dahil edilmesi için hükmün BOZULMASI gerekir.

Üye ... ve Üye ...:

Esas yönünden verilen Kurul kararına katılmakla birlikte, sorumluluk kararına katılmıyorum. Daire ilamında sadece atamayı yapan Rektör’ler sorumlu kabul edilmiştir. Oysa 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi ve Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı Kurul Kararında açıklanan kurallar çerçevesinde; atama işlemleri süreçte görevli olanların imzası tamamlanmadan gerçekleşemeyeceğinden, atama onay belgelerini hazırlamak, uygun bulmak suretiyle sürece dahil olan gerçekleştirme görevlileri, mevzuata uygunluk kontrolünü yapmadan imzaladıkları belgelerden dolayı sorumlu tutulması gerekir. Dolayısıyla şube müdürlüğüne atama onay belgelerinde imzası olan personel daire başkanı ile genel sekreterin de sorumluluğa dahil edilmesi için hükmün BOZULMASI gerekir.

Üye ...:

Esas yönünden verilen Kurul kararına katılmakla birlikte, sorumluluk yönüne katılmıyorum.

Daire Kararında, mevzuata aykırı olarak şube müdürü kadrosuna/kadrolarına yapılan atamalara bağlı olarak, şube müdürü kadro unvanının özlük haklarının ödenmesi sonucu oluşan kamu zararının Üst Yöneticiye (Rektör) tek başına ödettirilmesine karar verilmiştir.

Ancak, ilgili personelin/personellerin şube müdürü kadrosuna atanmasına ilişkin atama onay belgesi/belgeleri (personel hareketleri onayı) incelendiğinde, bu belgede/belgelerde Rektörün yanı sıra Üniversite Genel Sekreteri ile Personel Daire Başkanının da imzası olduğu görülmektedir. Kamu zararına esas tutulan ödemeler söz konusu atama onay belgesine/belgelerine istinaden yapılmış olduğundan, Daire Kararında tazminine hükmedilen kamu zararından Rektör ile birlikte Üniversite Genel Sekreteri ve Personel Daire Başkanının da sorumlu tutulmaları 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesine uygun olacaktır.

Bu itibarla, İlamda yer alan kamu zararından Üniversite Genel Sekreteri ve Personel Daire Başkanının da sorumlu tutulmalarını temin için Daire Kararının sorumluluk yönünden bozularak dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesi gerekmektedir.

Üye ...:

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun "Yönetim Örgütleri" başlıklı 51’inci maddenin (b) bendinde, "Her fakültede, dekana bağlı ve fakülte yönetim örgütünün başında bir fakülte sekreteri, enstitü ve yüksekokullarda ise enstitü veya yüksekokul müdürüne bağlı enstitü veya yüksekokul sekreteri bulunur."

"Atama esasları" başlıklı 52’nci maddesinin (a) bendinde, "...Fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterinin atanması, ilgili dekan ve müdürün önerisi üzerine rektör tarafından yapılır." denilmiştir.

Ayrıca, Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme Yönetmeliğinin;

"Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliğine İlişkin Esaslar" başlıklı 5’inci maddesinde,

“(1) Bu Yönetmelik kapsamında görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadro unvanları aşağıda gösterilmiştir.

(2) Görevde yükselmeye tabi kadrolar:

a) Yönetim Hizmetleri Grubu;

  1. Çiftlik müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü, müze müdürü, şube müdürü,

...",

"Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar" başlıklı 6’ncı maddesinde, "(1) Bu Yönetmelikte belirtilen kadrolara görevde yükselme suretiyle atanabilmek için;

a) (Değişik:RG-11/3/2017-30004) İlan edilen kadrolar için belirlenen başvuru süresinin son günü itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet şartlarını taşımak,

b) (Değişik:RG-11/3/2017-30004) İlan edilen kadrolar için belirlenen başvuru süresinin son günü itibarıyla, ilgilinin başvurulan kadroya ilişkin 7 nci maddede belirtilen alt görevlerde toplam en az üç yıl hizmeti bulunmak, ilan edilen kadro için bu şartı sağlayan personel bulunmaması durumu hariç olmak üzere, bu hizmet süresinin en az bir yılını kurumda geçirmiş olmak,

ç) (Ek:RG-4/2/2015-29257) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak, gerekir.”

"Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar" başlıklı 7’nci maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğe tabi kadrolara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aranacak özel şartlar aşağıda belirtilmiştir.

a) Çiftlik müdürü, yurt müdürü, hastane müdürü, müze müdürü, şube müdürü kadrolarına atanabilmek için;

  1. En az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak,

  2. İlan edilen kadrolar için belirlenen başvuru süresinin son günü itibarıyla, yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarında şef, koruma ve güvenlik şefi, uzman, sivil savunma uzmanı, araştırmacı, basın ve halkla ilişkiler müşaviri, müze araştırmacısı, çözümleyici, başhemşire, müdür yardımcısı kadrolarından birinde veya en az lisans düzeyinde öğrenim gerektiren unvan değişikliğine tabi kadrolardan birinde çalışıyor olmak,

Öte yandan mezkûr Yönetmeliğin "Görev grupları arasındaki geçişler ve sınavsız atanma" başlıklı 20’nci maddesinin (a) ve (b) fıkralarında;

a) Aynı görev grubu içinde kalmak kaydıyla, ilgili personelin isteği ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşıyanlar sınav yapılmaksızın alt görevlere atanabilirler.

b) Gruplar arasındaki görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğindeki atamalar görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.” hükümleri yer almaktadır.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde, her ne kadar şube müdürü kadrosuna atanmak için görevde yükselme sınavında başarılı olmak genel kural olarak belirlenmiş olsa da, mevzuatta üst görevden alt görevlere veya aynı düzey görevlere sınavsız atanabilme hususunda istisna getirildiğinden, 657 sayılı Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) bendinde belirtilen şartları taşıyan ilgili kişilerin kendi isteğiyle fakülte/yüksekokul/enstitü sekreterliğinden aynı düzey görev ve/veya alt görev olan şube müdürlüğüne; mezkûr Yönetmeliğin 20’nci maddesinin; “a) Aynı görev grubu içinde kalmak kaydıyla, ilgili personelin isteği ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşıyanlar sınav yapılmaksızın alt görevlere atanabilirler.

b) Gruplar arasındaki görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğindeki atamalar görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.” hükmü gereğince ataması yapılabilir. Benzer hüküm 2005 tarihli Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme Yönetmeliğinin “Görev grupları arasındaki geçişler” başlıklı 24’üncü maddesi a ve b bentlerinde vardı. ...’in şube müdürlüğüne ataması da söz konusu 24’üncü madde gereğince yapılabilir.

Bu hükümlere dayalı yapılan söz konusu atamalarda, fakülte/yüksekokul/enstitü sekreterliğinde geçirilen sürenin çok kısa olması ve sekreterliğe atanmanın diğer müdürlüklere sınavsız atanmada basamak olarak kullanılması durumunun idari ve adli bir soruşturmanın konusu olduğu değerlendirilmekle beraber, bu yönüyle mevzuata aykırı olarak değerlendirilen bu işlem nedeniyle “Kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmamıştır.”

Bu meyanda; üniversitelerde fakülte/yüksekokul/enstitü birimlerinde idari iş ve işlemlerden; bulunduğu birimde dekan, yüksekokul ve enstitü müdürüne karşı sorumlu olan sekreter unvanındaki personelin gerek rektör tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ilgili maddesine göre sınavsız olarak atanmaları gerekse de bulunduğu birimdeki sorumlulukları, görev ve yetkileri açısından söz konusu görevde yükselme ve unvan değişikliği yönetmelikleri kapsamında olmayan bir unvan olması nedeniyle görevde yükselme ve unvan değişikliği kapsamında sayılan unvanlara sertifika, öğrenim durumu ve hizmet süresi yönünden gerekli şartları sağlaması şartıyla Üniversitede bulunan şube müdürlüğü kadrosu ve daha alt görevlere naklen atanmasının rektörün takdirinde olduğu değerlendirilmektedir.

Diğer yandan: Kamu idaresi tarafından atamanın yapıldığı dönem itibariyle ilgililerin görevlerini yerine getirmedikleri yönünde düzenlenmiş bir tutanak ve haklarında başlatılmış bir inceleme ve soruşturmanın da mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Yapılan ödemeler, fiilen yapılan görevin karşılığı ödemelerdir. Bu kadro için başka bir personele bu müdürlüğe ilişkin ödeme yapıldığına ilişkin bir tespit de mevcut değildir. Görevin yetki ve sorumluluğunu taşıyan bu görev nedeniyle ilgililere yapılmış olan ödemeleri kamu zararı olarak nitelendirmek hukuken mümkün değildir. Yukarıda yer verilen mevzuat ve izahat muvacehesinde yapılan ödemenin mevzuata uygun olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle verilen tazmin hükmüne ilişkin daire kararının “Refi” gerektiği gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim