Sayıştay 4. Dairesi 49197 Kararı - Yüksek Öğretim Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
49197
21 Şubat 2024
Yüksek Öğretim Kurumları
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Yılı: 2019
-
Daire: 4
-
Dosya No: 49197
-
Tutanak No: 56486
-
Tutanak Tarihi: 21.02.2024
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Dekanlık görevini yürütmek üzere vekaleten görevlendirilen kişiye 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nda dekanlık görevi için öngörülen ödemelerin (ek gösterge aylığı, idari görev ödeneği, üniversite ödeneği) yapılması.
- 69 sayılı İlamın 10’uncu maddesi ile; Öğretim üyesi Prof. Dr. ...’ın 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 16’ncı maddesinde normal atama usulü olarak belirlenmeyen bir usulle dekanlık görevini yürütmek üzere vekaleten görevlendirilmesi ve kendisine 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nda dekanlık görevi için öngörülen ödemelerin (ek gösterge aylığı, idari görev ödeneği, üniversite ödeneği) yapılması neticesinde oluşan ... TL kamu zararının tazminine karar verilmiştir.
Üst Yönetici ... (Rektör) tarafından 49197 sayılı dosya kapsamında gönderilen temyiz dilekçesinde özetle;
... ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevini vekaleten yürüten Prof. Dr. ...’a vekalet ettiği dönemde dekanlık kadrosu için öngörülen maaş unsurlarının ödenmesi neticesinde kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle tazmin hükmünün verildiği,
İlamda 2547 ve 2914 sayılı Kanun’da vekaleten görevlendirme ve vekalet aylığı ile zam ve tazminat farkı ödemesine izin veren bir düzenlemeye yer verilmediği, 657 sayılı Kanuna tabi olmayan üniversite akademik personeline, 657 sayılı Kanun’da yer alan vekalet aylığı hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığının belirtildiği,
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Özlük hakları” başlıklı 62. maddesi:
“Madde 62-Üniversite öğretim elemanları ve üst kuruluşlar ile üniversitelerdeki memur ve diğer görevlilerin özlük hakları için bu kanun, bu kanunda belirtilmeyen hususlar için Üniversite Personel Kanunu, Üniversite Personel Kanununda bulunmayan hususlar için ise genel hükümler uygulanır.” hükmüne amir olduğu,
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa tabi üniversite öğretim elamanlarının aylık, ödenek ve sair özlük haklarını kapsayan 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun 20. maddesi ise:
“Madde 20 -Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmünde olduğu,
Yukarda arz edilen amir hükümler karşısında, temyize konu edilen Sayıştay ilamı gerekçesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun açık olduğu,
Üniversitelerde Akademik Teşkilât Yönetmeliği’nin “Dekan atanması” ile ilgili düzenleme yapan 8/a maddesinde;
“MADDE 8. a) Atanması: Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.
Dekan kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi dekan yardımcısı olarak seçer.
Dekan yardımcıları dekan tarafından en çok üç yıl için atanır. Dekan gerekli gördüğü hallerde yardımcılarını değiştirebilir. Dekanın görevi sona erdiğinde yardımcılarının görevi de sona erer.
Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse, yeni bir dekan atanır.” düzenlemesinin yapıldığı,
İlama konu Prof. Dr. ...’un Dekanlık görevine vekaleten görevlendirilmesinin, Üniversite Rektörlüğünün yazılı talebine göre, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü doğrultusunda usulüne uygun olarak yapıldığı,
Dekanlık görevini yürüten Prof. Dr. ...’nun, 13.05.2019 tarihli dilekçesi ile görevinden çekilme talebinde bulunması nedeniyle, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na 14.05.2019 tarihinde adı geçenin istifası bildirilerek Prof. Dr. ...’un Dekanlık görevini vekaleten yürütmesinin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na teklif edildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 17.05.2019 tarihli yazısı ile, Prof. Dr. ...’nun istifası ve Prof. Dr. ...’un Dekanlık görevini vekaleten yürütmesi teklifinin uygun görüldüğünün bildirildiği,
Dekanlık görevinden istifa nedeni ile, dekanın ve yardımcılarının görevinin sona erdiği, bu nedenle, Dekanlığa vekalet edecek dekan yardımcısı da bulunmadığından, Dekanlık görevine, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 16’ncı maddesine göre profesör öğretim üyeleri arasından Prof. Dr. ...’un vekaleten atanmasının teklif edildiği ve ilgili bu şartı haiz olduğundan, teklifin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından da uygun görüldüğü, ilgilinin, Dekanlık görevine asaleten atanması için aranan akademik koşulları taşıdığı konusunda kuşkunun bulunmadığı, diğer bir ifadeyle, bu göreve atanırken dekan yardımcısı olmasının da şart olmadığı, ayrıca atamaya yetkili makam tarafından usulüne (Üniversite Rektörlüğü teklifine göre Yükseköğretim Kurulunun uygun bulması şeklinde) uygun olarak vekaleten atandığından kendisine fiilen yürüttüğü görevi nedeniyle yapılan ödemeler ile sebep olunan bir kamu zararının bulunmadığı,
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde, "Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.”
Yukarıda arz edilen nedenlerle; sorgu incelemesinde belirtilen hususlarda, 5018 sayılı yasanın “71. maddesi tanımına giren” bir kamu zararının söz konusu olmadığı, ilgili mevzuata uygun şekilde vekaleten görevlendirilen ilgiliye; vekil olarak fiilen görev yaptığı Dekanlık kadrosu için belirlenen ödemeler yapılmış olup, kamu zararının bulunmadığı,
Yargı kararları ile de içtihat haline geldiği üzere "vekil asilin bütün yetkilerini kullanabileceği hususu genel bir hukuk kuralı haline gelmiştir. Vekil, vekalet ettiği görevin yetki ve sınırları içinde kalmak şartıyla asılın bütün hak ve yetkisine sahip olduğu vekalet kurumunun niteliği gereğidir." Asilin şartlarını taşıyan ve asilin görev ve sorumluluklarım yerine getiren vekilin, vekalet edilen görevin özlük haklarından yararlanmasının da hakkaniyet gereği olduğu,
Sayıştay ilamında savcı ve azınlık görüşü de yazılmış olup, karşı oy gerekçesinde de “Dekanların atanması ve vekaleten görevlendirilmesinin 2547 sayılı Kanun’un 16. maddesinde açıklandığı, Ders Yükü Tespiti ve Ek Ders Ücret Ödemelerinde Uyulacak Esasların 1/c maddesinde yapılan düzenleme dolayısıyla, dekanlığa Kanunda belirtilen şeklin dışında da vekaleten görevlendirme yapılabileceğinin anlaşıldığı, Prof. Dr. ...’un da Rektörün teklifi ve YÖK oluru ile dekan vekili olarak atandığı ve vekaleten dekanlığa görevlendirilen kişiye dekanlık kadrosuna ait ödemelerin yapılmayacağına dair herhangi bir hükmün de ilgili mevzuatında yer almadığı, bu itibarla yapılan işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna karar verilmesi gerektiği” nin belirtildiği,
NETİCE VE TALEP: Sayıştay 4. Dairesi’nin yukarıda tarih ve sayısı verilen ilamının temyizen incelenerek açıklanan nedenlerle, bozulmasına ve tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ettiği, belirtilmiştir.
Başsavcılık Mütalaasında özetle;
Dekan ataması ve vekaleten görevlendirilmesinin 2547 sayılı Kanunun 16’ncı maddesinde açıklanmış olup dekanın, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçileceği, dekana görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekalet edeceği, vekalet görevinin altı aydan fazla sürmesi halinde ise yeni bir dekan atanacağının belirtildiği,
Ders Yükü Tespiti ve Ek Ders Ücret Ödemelerinde Uyulacak Esasların 1/c maddesinde; "Rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürleri için haftalık ders yükü zorunluluğu aranmaz, bunların yardımcıları ile bölüm başkanlarının haftalık ders yükü yukarıda belirtilen yükün yarısı kadardır. Rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürlüğü ile bölüm başkanlığına Yükseköğretim Kanununda belirtilen şekilde usulüne uygun olarak yapılan vekaleten görevlendirmeler haricinde söz konusu görevlerin vekaleten yürütülmesi halinde ders yükü muafiyeti ve indirimi uygulanmaz." Denildiği,
Ek Ders Ücret Ödemelerinde Uyulacak Esaslarda, Yükseköğretim Kanunda belirtilen şekilde usulüne uygun olarak yapılan vekaleten görevlendirmeler haricinde söz konusu görevlerin vekaleten yürütülmesi halinde ders yükü muafiyeti ve indirimin uygulanmayacağı, yani dekanlığa vekaleten görevlendirme Kanunda belirtilen şekilde olmaması halinde ders yükü muafiyeti ve indirimin yapılmayacağının ifade edildiği,
Demek ki Kanunda belirtilen şeklin dışında da vekaleten görevlendirme yapılabileceği, maddeye konu olayda da, adı geçen kişinin üniversitenin teklifi ve Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığının oluru ile dekan vekili olarak atandığı, vekaleten dekanlığa görevlendirilen kişiye dekanlık kadrosuna ait ödemelerin yapılmayacağına ilişkin herhangi bir hükmün, hem 2547 sayılı Kanunda hem Ders Yükü Tespiti ve Ek Ders Ücreti Ödemelerinde Uyulacak Esaslarda yer almadığı, bu nedenle yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğunun değerlendirildiği,
Bu itibarla, Daire Kararının kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı, belirtilmiştir.
Konuyla ilgili olarak duruşmaya katılan sorumlu Üst Yönetici ... (Rektör) ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Somut olay:
Tıp Fakültesi Dekanlığı görevini yürüten Prof. Dr. ...’nun istifası üzerine Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığının 17.05.2019 tarih ve 37410 sayılı yazısı ile Prof. Dr. ...’un 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 16/a maddesi uyarınca dekanlık görevini vekaleten yürütmesi uygun görülmüştür. Dekanlık görevine vekaleten atanan adı geçen kişiye 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nda dekanlık görevine ait ek gösterge aylığı, idari görev ve üniversite ödeneği ödenmiştir.
İlam hükmünde; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 16/a maddesinde mevcut dekanın görevden alınması halinde normal usulle dekan atanmasından ya da dekan yardımcılarından birinin 6 ay süreyle vekaleten görev yapmasından bahsedildiği, bu usullerin dışında dekan yardımcısı da olmayan bir öğretim üyesinin dekan vekili olarak atanmasının mevzuat hükmüne aykırı olduğu ve mevzuatta olmayan bir usule atanan dekan vekiline bu göreve ait maaş unsurlarının ödenmesi kamu zararına sebebiyet verdiğinden, hesaplanan kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.
Mevzuat:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Dekan” başlıklı 16’ncı maddesinin a- fıkrasında;
“a. (Değişik: 14/4/1982 - 2653/2 md.) Atanması: Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.
Dekan kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi dekan yardımcısı olarak seçer. (Ek: 2/1/1990 - KHK - 398/2 md.; Değiştirilerek Kabul: 7/3/1990 - 3614/2 md.) Ancak merkezi açıköğretim yapmakla görevli üniversitelerde, gerekli hallerde açıköğretim yapmakla görevli fakültenin dekanı tarafından dört dekan yardımcısı seçilebilir.
Dekan yardımcıları, dekanca en çok üç yıl için atanır.
Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.” denilmektedir.
18.02.1982 tarih ve 17609 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliği’nin “Dekan” başlıklı 8’inci maddesinin a- fıkrasında;
“Dekan
MADDE 8. a) Atanması: (Değişik:RG-4/1/1994-21808) Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.
Dekan kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi dekan yardımcısı olarak seçer.
Dekan yardımcıları dekan tarafından en çok üç yıl için atanır. Dekan gerekli gördüğü hallerde yardımcılarını değiştirebilir. Dekanın görevi sona erdiğinde yardımcılarının görevi de sona erer.
Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse, yeni bir dekan atanır.” denilmektedir.
Yukarıya alınan madde hükümlerine göre dekanı “atamaya yetkili makam” Yükseköğretim Kurulu (YÖK) olup, atama işlemi maddede sayılan şartları taşıyanlar arasından “normal usul” ile gerçekleştirilmektedir. Maddenin devamında ise dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekâlet edeceği, vekâletin altı aydan fazla sürmesi durumunda ise yeni bir dekan atanacağı belirtilmektedir.
Burada, öncelikle, “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekâlet eder. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.” hükmünün, dekanlık kadrosunun dolu veya boş ayrımı olmaksızın her iki durumda da vekâleten atama işleminde uygulanabilir bir kural olup olmadığına bakılması gerekmektedir.
Söz konusu hükümde, dekan yardımcılarının dekana vekâlet etmesi, dekanın “görevi başında olmadığı zaman” şartına bağlanmaktadır. Burada, bir kadronun boş olması haline (dekanlık/kadro) değil, o kadroda görev yapan bir kişinin (dekan/şahıs) görevinin başında olmadığı bir zaman dilimine işaret edilerek, dekan yardımcısının dekana vekâlet etmesi ile dekanın görevi başında bulunamadığı zaman dilimi arasında bir illiyet bağı kurulmuştur.
Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliğinde; “Dekanın görevi sona erdiğinde yardımcılarının görevi de sona erer.” denilerek, dekanın görevi sona erdiğinde dekan yardımcılarının görevinin de buna bağlı olarak sona ereceği vurgulanmıştır.
Buradan hareketle; dekanın kanuni izin, geçici görev, hastalık, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma gibi geçici süreliğine görevi başında bulunamadığı hallerde, dekan yardımcılarının görevi devam ettiğinden, böyle bir durumda 2547 sayılı Kanunun 16/a maddesinin düzenlediği (6 aylık) vekalet görevlendirmesi usulünün uygulanabileceği görülmektedir. Ancak sayılan hallerin dışında, dekanın ölüm, emeklilik, istifa, görevden alınma, başka bir yere atanma gibi sebeplerle dekanlık kadrosu daimî boşaldığında dekan yardımcılarının da görevi kendiliğinden biteceğinden, 2547 sayılı Kanunun 16/a maddesinin düzenlediği vekalet görevlendirmesi usulünün uygulanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla somut olaydaki dekan vekili atamasını, benzetme yoluyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki boş kadroya vekaleten görevlendirme, 2547 sayılı Kanun’da yer alan “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekâlet eder.” hükmünü de geçici boşalmalar halinde dolu kadroya vekaleten görevlendirme olarak değerlendirmek gerekir.
Esasen, ne 2547 sayılı Kanunda ne de 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nda boşalan dekan kadrosuna 657 sayılı Kanunda olduğu gibi vekaleten atanma usulü düzenlenmemiştir. Ancak somut olayda kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi çerçevesinde atamaya yetkili makam tarafından (Rektörün teklifi ve Yüksek Öğretim Kurulu’nun uygun görüşü ve onayı ile) dekanlık görevine vekaleten görevlendirme yapılmıştır. Burada asaleten atamaya yetkili makamın usule uygun olarak vekaleten atamaya da yetkili olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Ayrıca dekan vekilinin, asilde aranan akademik koşulları taşıdığı da görülmektedir. Kanunda belirtilen normal atama usulüne göre bazı eksiklikler olması (Rektör’ün 3 aday belirtmemesi, 3 yıllığına atama yapılmaması), vekaleten görevlendirilen kişiye 2914 sayılı Kanunda dekanlık görevine ait maaş unsurlarının ödenmesine engel teşkil etmez. Dolayısıyla somut olaydaki dekan vekili görevlendirmesinin, 2547 sayılı Kanunun 16/a maddesinde belirtilen normal usulle atama kapsamında kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle, dekan vekili ataması mevzuatına uygun olduğundan, ilgili Kanunda dekana ait maaş unsurlarının (ek gösterge aylığı, idari görev ödeneği, üniversite ödeneğinin) vekaleten atanan kişiye ödenmesiyle herhangi bir kamu zararına sebebiyet verilmemiştir.
Bu itibarla; temyiz itirazları kabul edilerek, 69 sayılı İlamın 10’uncu maddesi ile verilen ... TL’lik tazmin hükmünün 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve belirtilen hususlar değerlendirilerek yeni bir hüküm tesisinin temini için dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
(…. Daire Başkanı ... ile Üye ..., Üye ... ve Üye ...’in aşağıda yazılı azınlık görüşleri karşısında) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 21.02.2024 tarih ve 56486 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı Oy Gerekçesi/Azınlık Görüşü
…. Daire Başkanı ...:
69 sayılı İlamın 10’uncu maddesiyle; Öğretim üyesi Prof. Dr. ...’un 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 16’ncı maddesinde atama usulü olarak belirlenmeyen bir usulle dekanlık görevini yürütmek üzere vekaleten görevlendirilmesi ve kendisine 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nda dekanlık görevi için öngörülen ödeme kalemlerinden (ek gösterge aylığı, idari görev ödeneği, üniversite ödeneği) ödeme yapılması neticesinde oluşan ... TL kamu zararının, tazminine karar verilmiştir.
İlama konu Prof. Dr. ...’un Dekanlık görevine vekaleten görevlendirilmesi işlemi; Dekanlık görevini yürüten Prof. Dr. ...’nun, 13.05.2019 tarihli dilekçesiyle görevinden çekilme talebinde bulunması,14.05.2019 tarihinde adı geçenin istifası bildirilerek Prof. Dr. ...’un Dekanlık görevini vekaleten yürütmesinin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na teklif edilmesi, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 17.05.2019 tarihli yazısı ile Prof. Dr. ...’nun istifası ve Prof. Dr. ...’un Dekanlık görevini vekaleten yürütmesi teklifinin uygun görüldüğünün bildirilmesi, şeklinde gerçekleşmiştir.
2547 sayılı Kanun’un “Dekan” başlıklı 16’ncı maddesinde;
“Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.
Dekan kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi dekan yardımcısı olarak seçer. Ancak merkezi açıköğretim yapmakla görevli üniversitelerde, gerekli hallerde açıköğretim yapmakla görevli fakültenin dekanı tarafından dört dekan yardımcısı seçilebilir.
Dekan yardımcıları, dekanca en çok üç yıl için atanır.
Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.
…” denilmektedir.
Kanunun yukarıya alınan 16’ncı maddesine göre dekan; rektörün önereceği üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süreyle seçilip normal usulle atanacak, dekanın görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet edecek, göreve vekaletin altı aydan fazla sürmesi halinde yeni bir dekan atanacaktır. Aynı maddede, dekanın; kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki dekan yardımcısı seçeceği ve bu kişilerin üç yıl için atanacağı, maddenin son fıkrasında da Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekâlet edeceği, bu vekaletin altı aydan fazla sürmesi durumunda yeni bir dekan atanacağı, hükme bağlanmıştır.
Yukarıda da izah edildiği üzere dekanı “atamaya yetkili makam” Yükseköğretim Kurulu’dur. Dolayısıyla görevi başında olmadığında yardımcılarından birinin vekaleten görevlendirilmesi yetkisi de aynı makama aittir. İlama konu vekaleten görevlendirme işlemi de Kurul tarafından, yapılmış ancak Kanunun öngördüğü dekan yardımcılarından birinin görevlendirilmesi usulü yerine, dekan yardımcısı olmayan Prof. Dr. ...’un vekaleten görevlendirilmesi şeklinde gerçekleşmiştir.
2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun; “Gösterge tablosu ve ek göstergeler” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Aylıkların hesabında ayrıca, bu Kanuna ekli ek gösterge cetvelinde unvan ve derecelere göre belirlenen ek gösterge rakamları dikkate alınır.” hükmüyle, öğretim elemanlarının unvan ve derecelerine göre hangi ek gösterge rakamından yararlanacakları belirlenmiştir. Bahse konu cetvelde; profesörlerden, rektör, rektör yardımcısı, dekan, dekan yardımcısı, yüksekokul müdürü olanlar ile profesörlük kadrosunda dört yılını tamamlamış bulunanlara ödenecek ek gösterge 6.400, diğer profesörler için ise 5.300 olarak belirlenmiştir.
“Üniversite ödeneği” başlıklı 12’nci maddesinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi en yüksek Devlet memurunun brüt aylık (ek gösterge dahil) tutarının; profesörlerden rektör, rektör yardımcısı, dekan, dekan yardımcısı, yüksekokul müdürü olanlar ile profesörlük kadrosunda üç yılını tamamlamış bulunanlara %245’inin, diğer profesör kadrosunda bulunanlara ise %215’inin üniversite ödeneği olarak ödeneceği,
Aynı Kanun’un “İdari görev ödeneği” başlıklı 13’üncü maddesinde de almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge brüt tutarının; rektörlere %70'inin, rektör yardımcıları ve dekanlara %30'unun, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri, konservatuar müdürleri ile bölüm başkanlarına %20'sinin, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdür yardımcılarına ise %15'inin idari görev ödeneği olarak ayrıca ödeneceği,
Düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen ödeme kalemlerine ilişkin özel düzenlemelerde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86 ncı maddesindeki gibi veya 17.04.2006 Tarihli ve 2006/10344 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Eki Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın “Vekalet” başlıklı 9 uncu maddesindeki gibi, vekâlet durumunda, idarelere ek gösterge, üniversite ödeneği ve idari görev ödeneği ödenmesiyle ilgili olarak herhangi bir yetki verilmemiştir. Dolayısıyla, dekanlık görevinin vekâleten yürütülmesi durumu; ister 2547 sayılı Kanun’da öngörülen usulle gerçekleştirilmiş olsun, isterse de ilama konu işlemdeki gibi gerçekleşmiş olsun, her iki durumda da söz konusu personele, Dekana yapılması öngörülen ödemelerin yapılması hukuken mümkün değildir.
Nitekim, Dekan ve Dekan yardımcılığı görevleri sona erenlerin, yeni atama yapılıncaya kadar bu görevler için vekaleten görevlendirilmeleri halinde, kendilerine idari görev ödeneğinin ödenip ödenmeyeceği hususunda görüş istenmesi üzerine Maliye Bakanlığı tarafından (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü), Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına hitaben yazılan ve tüm üniversite rektörlüklerine gönderilen 23.03.2009 tarihli ve 3449 (B.07.BMK.0.15.115825-3) sayılı ve “İdari görevlere vekalet” konulu yazının ilgili bölümünde de;
“İdari görevlere atanabilecek olanlar ve atanma usulleri ile bu görevlere vekâlet edebilecek olanların 2547 sayılı Kanunla belirlenmiş olması nedeniyle söz konusu idari görevleri anılan kanunda belirtilen usul dışında vekaleten yürüten öğretim elemanlarına yürüttükleri görevlerinden dolayı herhangi bir ödeme yapılmasının söz konusu olmadığı” şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bu itibarla, sorumluların temyiz talebi reddedilerek, Daire Kararının tasdik edilmesi gerekir.
Üye ... ve Üye ...:
Öncelikli olarak, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun “Özlük hakları” başlıklı 62’nci maddesinde aynen:
“Üniversite öğretim elemanları ve üst kuruluşlar ile üniversitelerdeki memur ve diğer görevlilerin özlük hakları için bu kanun, bu kanunda belirtilmeyen hususlar için Üniversite Personel Kanunu, Üniversite Personel Kanununda bulunmayan hususlar için ise genel hükümler uygulanır.” denilirken,
2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun “Uygulanacak diğer kanun hükümleri” başlıklı 20’nci maddesinde aynen;
“Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.”
Denilmekte olup, İlamdaki konunun esası bakımından mevzuat incelendiğinde ise;
2547 sayılı Kanunun “Dekan” başlıklı 16’ncı maddesinde;
“Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.
Dekan kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi dekan yardımcısı olarak seçer. Ancak merkezi açıköğretim yapmakla görevli üniversitelerde, gerekli hallerde açıköğretim yapmakla görevli fakültenin dekanı tarafından dört dekan yardımcısı seçilebilir.
Dekan yardımcıları, dekanca en çok üç yıl için atanır.
Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.
…” denilmektedir.
Diğer taraftan, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun “Gösterge tablosu ve ek göstergeler” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Aylıkların hesabında ayrıca, bu Kanuna ekli ek gösterge cetvelinde unvan ve derecelere göre belirlenen ek gösterge rakamları dikkate alınır.” hükmü ile öğretim elemanlarının unvan ve derecelerine göre ne kadar ek gösterge rakamından yararlanacakları belirlenmiştir. Bahse konu cetvelde; profesörlerden, rektör, rektör yardımcısı, dekan, dekan yardımcısı, yüksekokul müdürü olanlar ile profesörlük kadrosunda dört yılını tamamlamış bulunanlara ödenecek ek gösterge katsayısı 6.400, diğer profesörler için ise 5.300 olarak gösterilmiştir.
Aynı Kanunun “Üniversite ödeneği” başlıklı 12’nci maddesinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi en yüksek Devlet memurunun brüt aylık (ek gösterge dahil) tutarının; profesörlerden rektör, rektör yardımcısı, dekan, dekan yardımcısı, yüksekokul müdürü olanlar ile profesörlük kadrosunda üç yılını tamamlamış bulunanlara %245’inin, diğer profesör kadrosunda bulunanlara ise %215’inin üniversite ödeneği olarak ödeneceği, “İdari görev ödeneği” başlıklı 13’üncü maddesinde; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge brüt tutarının; rektörlere % 70'inin, rektör yardımcıları ve dekanlara % 30'unun, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri, konservatuar müdürleri ile bölüm başkanlarına % 20'sinin, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdür yardımcılarına ise % 15'inin idari görev ödeneği olarak ayrıca ödeneceği belirtilmiş olmakla beraber dekana vekâlet edilmesi durumunda idari görev ödeneğinin ve diğer ek ödemelerin ödenip ödenmeyeceği konusuna bir açıklık getirilmemiştir ki; İlamdaki ihtilaf noktasını da bu konu oluşturmaktadır.
Nitekim, oluşan bu ihtilafa ilişkin Maliye Bakanlığı (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına ithafen yazdığı ve tüm üniversite rektörlüklerine gönderilen 23.03.2009 tarihli ve 3449 (B.07.BMK.0.15.115825-3) sayılı ve “İdari görevlere vekalet” konulu yazıda aynen:
“İlgi yazınız ve ekinin incelenmesinden, idari görevlere vekâleten yapılan atamalarda idari görev ödeneği ödenip ödenmeyeceği hususunda Bakanlığımız görüşü istenildiği anlaşılmaktadır.
T.C. Anayasasının yükseköğretim kurumlarına ilişkin 130 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında;
“Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları, üniversiteler üzerinde Devletin denetim ve gözetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlıklar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.”
hükmü yer almaktadır.
Bu kapsamda, öğretim elemanlarına ilişkin düzenlemeler, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda yapılmış bulunmaktadır.
2547 sayılı Kanunun;
-
16 ncı maddesi ile dekanın; rektörün önereceği üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süreyle seçilip normal usulle atanacağı, dekanın görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekalet edeceği, göreve vekaletin altı aydan fazla sürmesi halinde yeni bir dekanın atanacağı öngörülmüş; aynı maddede, dekanın; kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki dekan yardımcısı seçeceği ve bu kişilerin üç yıl için atanacağı,
-
19 uncu maddesinde enstitü müdürünün; ilgili fakülte dekanının önerisi üzerine rektör tarafından, enstitü müdür yardımcısının ise; enstitüde görevli aylıklı öğretim elemanları arasından üç yıl için atanacağı, enstitü müdürüne vekalet etme veya müdürlüğün boşalması hallerinde dekanlarda olduğu gibi işlem yapılacağı,
-
20 nci maddesi ile yüksekokul müdürünün, üç yıl için ilgili fakülte dekanının önerisi üzerine rektör tarafından atanacağı, müdürün okulda görevli aylıklı öğretim elemanları arasından üç yıl için atayacağı en çok iki yardımcısının bulunacağı, müdüre vekalet etme hallerinde yapılacak işlemin dekanlarda olduğu gibi yapılacağı,
-
21 inci maddesinde; bölüm başkanlarının bölümün aylıklı profesörleri, bulunmadığı takdirde doçentleri, doçent de bulunmadığı taktirde yardımcı doçentleri arasından fakültelerde dekanca, fakülteye bağlı yüksekokullarda müdürün önerisi üzerine dekanca, rektörlüğe bağlı yüksekokullarda müdürün önerisi üzerine rektörce üç yıl için atanacağı, bölüm başkanının görevi başında bulunmadığı süreler için öğretim üyelerinden birini yerine vekil bırakacağı ve herhangi bir nedenle altı aydan fazla ayrılmalarda, kalan süreyi tamamlamak üzere aynı yöntemle yeni bölüm başkanı atanacağı,
hükümlerine yer verilmiştir.
Görüleceği üzere, 2547 sayılı Kanunla idari görevlere kimlerin, hangi usulle ve hangi makam tarafından atanacağı açıkça belirtilmiş, söz konusu idari görevlerde bulunanların görevleri başında bulunmadıkları takdirde bu görevlerin kimler tarafından yürütüleceği düzenlenmiştir.
2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 13 üncü maddesinde, almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge tutarının; dekanlık görevini yürütenlere % 30’unun, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile bölüm başkanlarına % 20’sinin, enstitü ve yüksekokul müdür yardımcılarına % 15’inin idari görev ödeneği olarak ayrıca ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde, öğretim üyelerinin haftalık ders yükünün en az on saat olduğu, öğretim görevlileri ve okutmanlar için haftalık ders yükünün oniki saatten az olmamak üzere Yükseköğretim Kurulunca tespit edileceği; dekan, enstitü ve yüksekokul müdürleri için haftalık ders yükü zorunluluğunun aranmayacağı, bunların yardımcıları ile bölüm başkanları için ise haftalık ders yükünün belirtilen sürelerin yarısı kadar olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, 2914 sayılı Kanunun 11 inci maddesine dayanılarak Bakanlığımız görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca belirlenen “Ders Yükü Tespiti ve Ek Ders Ücreti Ödemelerinde Uyulacak Esaslar”ın 1 inci maddesinin (c) bendinde de rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürlüğü ile bölüm başkanlığına Yükseköğretim Kanununda belirtilen şekilde usulüne uygun olarak yapılan vekâleten görevlendirmeler haricinde söz konusu görevlerin vekaleten yürütülmesi halinde ders yükü muafiyeti ve indiriminin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Buna göre; idari görevlere atanabilecek olanlar ve atanma usulleri ile bu görevlere vekâlet edebilecek olanların 2547 sayılı Kanunla belirlenmiş olması nedeniyle söz konusu idari görevleri anılan kanunda belirtilen usul dışında vekaleten yürüten öğretim elemanlarına yürüttükleri görevlerinden dolayı herhangi bir ödeme yapılması söz konusu olmadığı gibi, 2914 sayılı Kanunla öngörülen ders yükü muafiyeti ve indirimlerinden yararlanmalarına da imkân bulunmamaktadır.
Bu itibarla, uygulamanın yukarıda belirtildiği şekilde yürütülmesi ve uygulamanın birliğinin sağlanmasını teminen Başkanlığınızca yükseköğretim kurumlarına gerekli duyurunun yapılmasını rica ederim.”
ifadeleri yer almaktadır.
Bu bağlamda, her ne kadar yükseköğretime ilişkin mevzuatta idari görevlere vekâlet halinde vekâlet ücreti ödenebileceğine ilişkin bir hüküm yer almasa da; Maliye Bakanlığı’nın görüşünü yansıtan söz konusu bu ifadeler (mefhum-u muhalifinden hareketle), mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde; sadece, dekanlık, enstitü/yüksekokul müdürlüğü, bölüm başkanlığı vb. görevleri 2547 sayılı Kanunda belirtilen usulle vekâleten yürüten öğretim elemanlarına, yürüttükleri görevden dolayı 657 sayılı Kanundaki vekâlet (ücreti) müessesesi çerçevesinde, bu görevi asaleten yürütenlere yapılacak ödemelerin yapılabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Dolayısıyla, temyize konu olaya bu yönüyle bakıldığında; dekanlık görevinin vekâleten yürütülmesi için 2547 sayılı Kanunda belirtilen usul; “dekanlık görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekâlet etmesi” şeklinde olup, bunun dışındaki tüm vekâleten görevlendirmelerde vekâlete ilişkin herhangi bir ödeme yapılması söz konusu değildir. Daha açık bir deyişle, İlamda adı geçen öğretim üyesinin “yeni dekan ataması yapılıncaya kadar Yükseköğretim Kurulu’nun onayıyla dekanlık görevini vekâleten yürütmesi”, 2547 sayılı Kanunda belirtilen usul dışında bir görevlendirme olduğundan ilgili kişiye bu görevinden dolayı dekanlık görevine ait maaş unsurlarının (ek gösterge aylığı, idari görev ödeneği, üniversite ödeneğinin) ödenmesi mümkün görünmemektedir.
Sonuç olarak, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; sorumluların temyiz dilekçelerindeki iddialarının reddedilerek tazmin hükmünün tasdik edilmesi gerekir.
Üye ...:
Konunun esası ilgili olarak yukarıda yer verilen azınlık görüşüne aynen katılarak hükmün tasdiki gerektiği değerlendirilmekle birlikte, Temyiz Kurulu hesap yargılama usulü bağlamında kaldırma gerekçeli bozma kararı verilemeyeceği değerlendirilmektedir.
Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un ‘Temyiz’ başlıklı 55. maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.
Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.
İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.
Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (4 azınlık oyuna karşı 11 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik ve bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57