Sayıştay 4. Dairesi 48752 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
48752
21 Şubat 2024
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
-
Yılı: 2019
-
Daire: 4
-
Dosya No: 48752
-
Tutanak No: 56490
-
Tutanak Tarihi: 21.02.2024
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Mevzuata aykırı atama.
- 8 sayılı İlamın 2/A’ıncı maddesi ile; ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde 27.04.2018 tarihinde açıktan Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanan ...’nun daha sonra 20.07.2018 tarihinde unvan değişikliği sınavına girmeden Özel Kalem Müdürlüğünden Tekniker kadrosuna, 05.10.2018 tarihinde ise bu kadrodan Daire Başkanlığı kadrosuna atanması ve kendisine bu kadronun (Daire Başkanlığı’nın) mali haklarının ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının atama kararını imzalayan yönetim kurulu üyeleri; ... (Genel Müdür), ..., ..., ...'a ortaklaşa ve zincirleme ödettirilmesine karar verilmiştir.
Diğer Sorumlu sıfatı ile sorumlu tutulan ... (... Yönetim Kurulu Üyesi-Genel Müdür) tarafından 48752 sayılı dosya kapsamında gönderilen temyiz dilekçesinde [Aynı madde için temyize gelen sorumlu ... (... Yönetim Kurulu Üyesi-Dosya no:48750) ile ... (... Yönetim Kurulu Üyesi-Dosya no:48753) tarafından verilen dilekçelerde de tamamen aynı olmak üzere] özetle;
8 sayılı Sayıştay ilamında:
2 No’lu Madde ile ilgili olarak;
27.04.2018 tarihinde özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanan ...’NUN, 20.07.2018 tarihinde unvan değişikliği sınavına girmeden Tekniker kadrosuna, 05.10.2018 tarihinde ise bu kadrodan Daire Başkanlığı kadrosuna atanmasına ilişkin tespit edilen kamu zararına ilişkin yargılama sonucunda;
A Bendinde; Özel Kalem Müdürlüğünden unvan değişikliği sınavına girmeden Tekniker kadrosuna atamanın hatalı olduğu,
B Bendinde; Daire Başkanlığına yapılan atamaya ilişkin ilişilecek bir husus bulunmadığı, şeklinde karara varıldığının, anlaşıldığı,
Sayıştay Dairesi ilamına konu edilen işlemin (...’nun özel kalem müdürlüğünden teknikerliğe yapılan atamanın) mevzuata uygun olduğu; aşağıda yer verilen hüküm ve gerekçelerle adı geçen Daire kararının bozulması ya da kaldırılması gerektiğinin değerlendirildiği,
-
Teknikerlik kadrosuna yapılan atama işleminin, mevzuatın aradığı koşulları sağladığı,
-
Özel kalem müdürlüğünden tekniker kadrosuna yapılan atamada özellikle vurgulanması gereken ilk hususun, yapılan atama işleminin “yükselme seklinde bir atamayı” değil “tenzilen yapılan bir atamayı” içermesi olduğu,
-
Özel kalem müdürlüğünden tekniker kadrosuna yapılan atamada göz önüne alınması gereken diğer önemli ve kritik hususun da, özel kalem müdürlüğü gibi bir üst görevden tekniker gibi bir alt göreve atamanın mevzuatta birebir karşılığının olması olduğu, şöyle ki, özel kalem müdürlüğüne nazaran tekniker görevinin alt görev olması hasebiyle Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine tabi olmadığı, bir diğer ifade ile yönetmelik kapsamındaki şartlar aranmaksızın bir üst görevden bir alt göreve atama halinde mezkûr yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının söz konusu olmayacağı,
-
Bu konudaki gerek yargı içtihatları gerekse otorite konumundaki kurumların resmi mütalaalarının da izahatı destekler mahiyette olduğu, nitekim böylesi bir durumda ne şekilde uygulama yapılacağı hakkındaki Devlet Personel Başkanlığının emsal niteliğindeki 10. 10. 2005 tarih ve B. 02. 1. DPB. 0. 11. 08/17358 sayılı mütalaasında;
“Muhtelif belediyelerde, şef, mühendis ve memur gibi unvanlarla görev yapan personelin, belediye başkan yardımcılığı kadrosuna atandıktan sonra görevde yükselme sınavına katılmadan müdür kadrolarına atandıkları, yapılan bu atamaların mevzuata aykırı olduğu görüşünden hareketle müdür kadrosunu bu şekilde işgal eden personelin eski görevlerine iade edilmesi gerektiğinden bahisle, konu hakkında görüş talep edilen ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 15.03.1999 tarihli ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve 21.09.2004 tarihli ve 2004/8246 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilen Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik'in 2'nci maddesinde; bu Yönetmeliğin, özel kanunlarındaki düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kadrolarda, il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelere ait memur kadrolarında, özelleştirme kapsam ve programında bulunan kuruluşlar da dâhil olmak üzere kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarına ait memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilen personelin, müdür ve daha alt görevlere görevde yükselme mahiyetindeki asaleten atamaları ile en az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin unvan değişikliği mahiyetindeki asaleten atamaları hakkında uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, yukarıda sözü edilen Yönetmeliğin geçici 3'üncü maddesinde, "Bu Yönetmelik kapsamına giren unvanları, ilgili mevzuatları uyarınca kazananların hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır.
Bu çerçevede, aksine bir düzenleme bulunmaması ve belediye başkan yardımcılığı kadrosuna asaleten atanan personelin, bu kadrodan müdür kadrosuna atanmasının görevde yükselme mahiyetinde bir atama olarak kabul edilmemesi sebebiyle, mevzuatta belirtilen diğer şartlara uyulması kaydıyla, görevde yükselme sınavına katılmadan müdür kadrosuna atanmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı mütalaa edilmektedir...” denildiği,
-
Yine Devlet Personel Başkanlığının 01. 10. 2009 tarih ve 21326 sayılı görüş yazısında da Özel Kalem Müdürlüğü ünvanlı kadrodan, Şube Müdürlüğü ünvanlı kadroya atama işleminin, görevde yükselme mahiyetinde bir atama olmadığının, ifade edildiği,
-
Devlet Personel Başkanlığının yukarıda yer verilen görüşlerinde de izhar olunduğu üzere bir üst görevden bir alt göreve atama işlemi mezkur yönetmelik hükümlerinin aramış olduğu şartlara tabi olmaksızın gerçekleştirilebileceği, ilgilinin Özel Kalem Müdürlüğü kadrosundan tekniker kadrosuna atama işlemi de bu duruma benzer olup yönetmelik hükümlerine tabi olmaksızın gerçekleştirilebileceği, şu halde yönetmelik hükümlerine tâbi olmayan böylesi bir tenzili rütbe mahiyetindeki atama işleminin mevzuata uygun olduğu; Devlet Personel Başkanlığı (mülga) görüşünde de kabullenildiği, bu durumda ilgili hakkındaki atama işleminin (Özel Kalem Müdürlüğünden tekniker kadrosuna atama) mevzuata uygun olduğu noktasında hiçbir tereddüt ya da duraksamanın olmadığı,
Yukarıda alıntılanan Devlet Personel Başkanlığı resmi görüşlerinin de bu açıklama ve gerekçelere haklılık kazandırdığı,
- Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin "Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, aynı düzey görevin, kurumların; hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk açısından aynı grupta ya da grup içinde alt gruplar olması halinde aynı alt grupta gösterdikleri görevleri; (d) bendinde de alt görevin 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunda belirtilen hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha alt hiyerarşi içindeki görevleri ifade ettiğinin belirtildiği,
Bununla birlikte, mezkûr Yönetmeliğin 20’nci maddesinin (b) bendinde “...Mahalli idarelerde ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında, daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.” hükmüne yer verildiği, “Kazanılmış haklar” başlıklı 22’nci maddesinde de anılan Yönetmelik kapsamında bulunan unvanları, daha önce ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak kazananların ve bu kadrolara atananların haklarının saklı olduğunun belirtildiği,
Görüleceği üzere yönetmeliğin bu madde hükmünün, Özel Kalem Müdürlüğünden tekniker kadrosuna atama işlemine açıkça cevaz veren bir nitelik arz ettiği,
-
İlamda teknikerlikten daire başkanlığına yapılan atama işleminin mevzuata uygunluğuna hükmedildiği; özel kalem müdürlüğünden teknikerliğe yapılan atama işlemine ise kamu zararı şeklinde hükme varıldığı görüldüğü, ilama ilişkin ilgili kararı veren Sayıştay Dairesi Üyesinin karşı görüşü incelendiğinde bu durumun kendi içinde bir çelişki arz ettiği; iki işlemden birisine olumlu diğerine olumsuz görüş verilmesinin kabul edilemeyeceğinden bahisle özel kalem müdürlüğünden teknikerliğe yapılan atama işleminde mevzuata aykırı bir durumun olmadığı görüşünü dile getirdiği, esasen Sayıştay Başkanlığı sorgusuna yapılan yazılı savunma aşamasındaki açıklamalarla söz konusu aykırı görüşün örtüştüğünün anlaşıldığı,
-
Daha önce yapılan savunmada detaylı olarak dile getirildiği üzere Teknikerlik kadrosuna yapılan atamaya ilişkin gerekçeler ifade edilmiş olup, yargılamayı gerçekleştiren beş kişilik heyette yer alan Sayın Daire Başkanı ile bir üyenin de karşı oy gerekçelerinde bu hususlara değindikleri ve “ilişik bulunmadığına karar verilmesi" yönünde görüş belirttiklerinin görüldüğü,
Heyet Üyesi Sayın ...’in karşı oy yazısında da belirttiği üzere, 02.07.2020 tarih, 31173 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Belediye ve Bağlı Kuruluşlar ile Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik ile uygulamada yaşanan bu ve benzeri tereddütlerin önüne geçilmesinin amaçlandığı,
Hal böyleyken, kamu zararına gerekçe olarak Teknikerliğe yapılan atamanın gösterildiği ve Daire Başkanlığına yapılan atama oy birliği ile uygun görülmüşken, yapılan hesaplamanın ise Daire Başkanına ödenen meblağlar üzerinden tahakkuk ettirildiğinin görüldüğü,
Dosyada da ifade edildiği üzere ...’nun 20.07.2018-05.10.2018 tarihleri arasında Tekniker olarak görev yaptığı,
Sayıştay Başkanlığı tarafından aksi görüşlere rağmen Tekniker atamasının usulsüz olduğuna dair kanaat getirilmişse dahi yapılacak hesaplamanın, bu tarihler arası teknikerlik maaşı ile adı geçenin atanabileceği en uygun kadro arasındaki farktan yola çıkarak yapılması gerektiği,
Oy birliği ile Daire Başkanlığına atanmanın uygun görüldüğü bir durumda unvan değişikliği sınavına girmeden Teknikerliğe atanmaya ilişkin yapılan tespitin, Daire Başkanlığı dönemine ilişkin bir hesaplamaya esas kabul edilmesinin isabetsiz olduğu,
- Diğer taraftan Sayıştay Temyiz Kurulunun aşağıda bilgileri verilen benzer içerikli kararında (Ekte verilmiştir.);
Yılı:2015
Dairesi:7
Dosya No:42945
Tutanak No:44297
Tutanak Tarihi:11.04.2018
“...Rapor dosyasının incelenmesinden; ilgilinin 08.08.2014 tarihinde açıktan ... Belediyesine Özel Kalem Müdürü olarak atandığı, aynı Belediyede 04.09.2014 tarihinde de sınavsız olarak mühendis kadrosuna atandığı, ... Belediyesinden... Büyükşehir Belediyesine mühendis olarak naklen atandığı görülmüştür... söz konusu personel belediyede mühendis olarak istihdam edilmiş, kendisine de bu hizmeti karşılığı/rayici olarak mühendis kadrosuna tekabül eden ödemeler yapılmıştır. Bu duruma göre; anılan kişiye yapılan ödemenin kamu zararı olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir...” denilerek kamu zararının söz konusu olmadığına hükmedildiği,
Sonuç itibariyle yukarıda yer verilen hüküm ve izahat karşısında;
-Teknikerliğe ve daire başkanlığına yapılan atamaya ilişkin dosyada bulunan savunmayı yinelerken, kişiye yapmış olduğu görev karşılığı yapılan ödemelerin kamu zararı olarak değerlendirilmemesi,
-03.02.2021 tarihli ve 8 sayılı ilamın 2 sıra numarasına ilişkin kararın bozulmasını ve tazmin hükmünün kaldırılmasını,
-Bu savunmanın kabul görmemesi halinde dahi yanlış hesaplanan kamu zararının yeniden değerlendirilmesini, 20.07.2018-05.10.2018 tarihleri arasında Tekniker olarak görev yapan ...’na bu dönem için varsa bir haksız ödeme buna göre yeni bir kamu zararı miktarı belirlenmesini talep ettiği, belirtilmiştir.
Başsavcılık Mütalaasında özetle;
(Başvuru yapan tüm sorumlular için geçerli olmak üzere)
Mahalli İdareler personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinde, tekniker kadrosu unvan değişikliğine tabi kadrolar arasında sayılmış olup, 8 inci maddesinde de, unvan değişikliği suretiyle atanacaklarda aranan şartlar belirlenerek, atama yapılması için unvan değişikliği sınavında başarılı olma şartının arandığı, dolaysıyla adı geçen Yönetmeliğin aramış olduğu özel şartların yanında sınava girme ve başarılı olma şartını taşımayan ...'nun Özel Kalem Müdürü kadrosundan tekniker kadrosuna atanmasının mümkün olmadığı,
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68/B maddesinin son paragrafında; "... Üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanı ve bu kadrolara denk yönetici kadrolarına yapılacak atamalarda bu bentte öngörülen hizmet süresi yükseköğrenim gördükten sonra beş yıl olarak uygulanır. Ancak bu beş yıllık sürenin hesabında Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri esas alınır." hükmünün yer aldığı,
657 sayılı Kanunun 68’inci maddesi son paragraf hükmü, daire başkanlıklarına atamalarda değişiklik getirerek atanabilme süresini beş yıla indirerek, bu sürenin hesabını Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet sürelerinin esas alınacağını belirttiği,
Kazanılmış hak aylığına esas derecesi, 657 sayılı Kanuna tabi olarak geçirilen ya da ilgili mevzuat hükmü gereği bu kapsamda geçmiş gibi değerlendirilen süreler ile öğrenim durumu veya kariyeri dikkate alınarak uygulanan derece veya kademe ilerlemeleri sonucunda ulaşılan derece ve kademeyi ifade ettiği, örneğin; 657 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinde bu hizmet sürelerinin açıklandığı,
Yargılamaya Esas Rapordaki bilgilerden, adı geçen kişinin Daire Başkanlığına ataması yapılmadan önce kamudaki çalışma süresinin toplam 159 gün olduğunun anlaşıldığı, oysa, mevzuatta belirtilen durumlar dikkate alınarak buna göre aranan sürenin hesaplanacağı, ilgili kişinin beş yıllık sürenin dolması durumunda daire başkanlığı kadrosuna atamasının yapılabileceği, dolaysıyla, adı geçen kişinin daire başkanlığına atanabilmesi için gerekli olan beş yıllık sürenin mevcut olmadığının anlaşıldığı,
Dolaysıyla, Daire kararındaki, "...'nun teknik hizmetlerde geçen hizmet süresi Daire Başkanlığına atanması için yeterli olsa dahi" şeklinde yer verilen açıklamaya katılınmamakta olup, denetçinin yapmış olduğu açıklamaların yerinde olduğunun değerlendirildiği,
Bu nedenle, 27.04.2108 tarihinde açıktan Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanan ...'nun daha sonra 20.07.2018 tarihinde unvan değişikliği sınavına girmeden Özel Kalem Müdürlüğünden Tekniker kadrosuna, 05.10.2018 tarihinde de bu kadrodan Daire Başkanlığı kadrosuna atanması açıklanan mevzuat hükümleri gereğince yasal düzenlemelere aykırı olduğu ve kendisine bu kadronun mali haklarının ödenmesi sonucu tespit edilen kamu zararı tutarının 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi hükmü gereği kamu zararını oluşturduğu,
Bu itibarla, Daire tarafından sorumluluk ve kamu zararının tespiti yönüyle vermiş olduğu kararın tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı, belirtilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Somut uygulama
..., 27.04.2018 tarihinde 657 sayılı Kanunun 59’uncu maddesine göre açıktan özel kalem müdürlüğü kadrosuna, 20.07.2018 tarihinde kurumda tekniker kadrosuna atanmış, teknik hizmetler sınıfına atandığından 657 sayılı Kanunun 36’ncı maddesi III-Ortak Hükümler bölümünün C-1 bendine istinaden dışarda geçen hizmet süresinin bir kısmı memuriyette geçmiş sayılmış ve tekniker kadrosunda iki ay çalıştıktan sonra 05.10.2018 tarihinde daire başkanı kadrosuna atanmıştır. Kendisine daire başkanlığı kadrosuna ait mali haklar ödenmiştir.
Kişinin özel kalem müdürlüğünden tekniker kadrosuna atanması:
Mevzuat
657 sayılı Kanunun “İstisnai memurluklar” başlıklı 59’uncu maddesinde;
“…Özel Kalem Müdürlüklerine…bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabilir.
Birinci fıkrada sayılan memurların bulundukları bu kadrolar emeklilik aylığının hesabında ve diğer memurluklara naklen atanmalarında herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmaz. Bu görevlerde bulunan memurların emeklilik kıdemleri yürümekte devam eder.” denilmektedir.
04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliğine Tabi Kadrolar" başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasının a- bendinde tekniker kadrosu unvan değişikliğine tabi kadrolar arasında sayılmıştır.
Yönetmeliğin “Unvan değişikliği sınavına tabi olan kadrolara atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 8’inci maddesinin ilgili hükmü:
“(1) Unvan değişikliği suretiyle atanacaklarda aşağıdaki genel şartlar aranır.
a) Son sicil notu 76 puandan aşağı olmamak
b) Unvan değişikliği sınavında başarılı olmak,
c) Yükseköğrenim mezunu olanların 1-4 dereceli kadrolara atanmaları için 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen süre kadar hizmeti bulunmak.”
Yönetmeliğin “Unvan değişikliği sınavına tabi olan kadrolara atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 9’uncu maddesinin ilgili hükmü:
“(1) Unvan değişikliği suretiyle atanacaklarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
e) Tekniker kadrosuna atanabilmek için;
- En az iki yıl süreli mesleki veya teknik yükseköğretim mezunu olmak,”
Yönetmeliğin “Hizmet grupları arasında geçişler” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında;
“(1) Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde düzenlenmiş olan hizmet grupları arasındaki geçişler aşağıdaki esaslar çerçevesinde yapılır.
…
b) Gruplar arası görevde yükselme niteliğindeki geçişler ve alt gruptan üst gruplara geçişler görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabidir. Mahalli idarelerde ve diğer kamu/kurum ve kuruluşlarında, daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.
…
ç) İstisnai memurluklarda çalışanlar veya çalışmış olanlar, bu Yönetmelik kapsamındaki kadrolara, atanacakları kadro için öngörülen şartları taşımaları kaydıyla sınavsız atanabilir.” denilmiştir.
Yönetmeliğin 20’nci maddesinin 1-ç bendinin yürütmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01.04.2010 tarih ve 2010/70 sayılı kararı ile durdurulmuştur. Danıştay 5’inci Dairesinin 2009/4677 Esas ve 2011/6294 sayılı kararıyla 14.11.2011 tarihinde oybirliğiyle bu fıkranın iptaline karar verilmiştir. Danıştay 5’inci Dairesinin 2009/4677 Esas ve 2011/6294 sayılı kararına yapılan temyiz talebi, İdari Dava Daireleri Kurulunun 2012/1672 Esas ve 2014/2742 sayılı kararıyla 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle reddedilmiştir. 07.05.2014 tarih ve 28993 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 19’uncu maddesi ile sözü edilen “20’nci madde 1-ç bendi” yürürlükten kaldırılmıştır.
Özel kalem müdürlüğü görevini yürüten ...’nun unvan değişikliği sınavında başarılı olmadan tekniker kadrosuna atanması yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine aykırıdır. İstisnai memurlukta çalışanlara sınavsız atanma hakkı veren Yönetmeliğin 20’nci maddesinin 1-ç bendi ise adı geçen kişinin tekniker kadrosuna atandığı 20.07.2018 tarihinden önce iptal edilerek ilga olduğundan, bu hükmün atanma tarihinde uygulanması mümkün değildir. Ayrıca daha önce çalışılan özel kalem müdürlüğü kadrosu, diğer memur kadrolarına atanmada herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmayacağından, söz konusu atama işlemi Yönetmeliğin 20’nci maddesinin 1-b bendindeki aynı düzey/alt düzey göreve geçme kapsamında da değerlendirilemez.
Kişinin tekniker kadrosundan daire başkanlığı kadrosuna atanması:
Mevzuat
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin B fıkrasına 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen fıkrada aynen; “(Ek paragraf: 2/7/2018-KHK-703/172 md.) Cumhurbaşkanı onayıyla yapılan atamalarda Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde öngörülen hizmet süresi şartları aranır. Üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanı ve bu kadrolara denk yönetici kadrolarına yapılacak atamalarda bu bentte öngörülen hizmet süresi yükseköğrenim gördükten sonra beş yıl olarak uygulanır. Ancak bu beş yıllık sürenin hesabında Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri esas alınır.”
Görüldüğü üzere bir memurun üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanlığına atamasında zorunlu 5 yıllık sürenin, kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet sürelerine bakılarak hesaplanması gerekmektedir.
657 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinde memurların çalışabilecekleri hizmet sınıfları sayılmış olup ayrıca kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri de açıklanmıştır. Kanunun 36’ncı maddesi III-Ortak Hükümler bölümünün C-1 bendinde teknik hizmetler sınıfı için aynen; “Teknik hizmetler sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerle memuriyetten ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memuriyete girmek isteyenlerin teknik hizmetlerde geçen süresinden bu kanun ve bu kanunun 87 nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen sürenin tamamı ve geri kalan sürenin 3/4 ü toplamı memuriyette geçmiş sayılarak bu süreler her yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir.” denilmiştir. Buna göre teknik hizmetler sınıfına giren bir memurun, memuriyet dışında geçen hizmet süreleri kazanılmış hak aylığında sayılmaktadır. Aynı sürelerin genel idare hizmetleri sınıfına ait kadrolar bakımından kazanılmış hak aylığında sayılacağına dair bir düzenleme ise bulunmamaktadır. Somut olayda, ... unvan değişikliği sınavında başarılı olmadan teknik hizmetler sınıfına ait bir kadroya (tekniker kadrosuna) atanmış, ancak bu kadro unvanı hukuka uygun elde edilmediğinden kişi açısından kazanılmış hak oluşturmaz. Dolayısıyla adı geçen kişinin memuriyet dışında geçirdiği hizmet süreleri teknik hizmetler sınıfına girmediğinden kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilemez. Yani 657 sayılı Kanunun 36’ncı maddesi III-Ortak Hükümler bölümünün C-1 bendi hükmü, unvan değişikliği sınavına girmeden tekniker olan ... açısından uygulanamaz. Bu durumda Daire Başkanlığı ataması için zorunlu 5 yıllık hizmet süresi şartını sağlamadığı anlaşılan ilgili kişinin daire başkanlığına atanması da 657 sayılı Kanunun 68/B hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.
5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinin ilk fıkrasında: “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” denilmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasının g bendinde “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması”, kamu zararının belirlenmesinde esas alınan haller arasında sayılmıştır.
Sonuç itibariyle; özel kalem müdürü ...’nun unvan değişikliği sınavında başarılı olmadığı halde dışarıda geçen hizmet süreleri de değerlendirilmek suretiyle önce tekniker kadrosuna daha sonra da daire başkanlığı kadrosuna atanması ilgili mevzuata aykırı olduğundan, anılan kişiye atandığı kadroya (daire başkanlığına) ait mali hakların ödenmesi sonucu 5018 sayılı Kanunun 71/g kapsamında kamu zararına neden olunmuştur.
Daire Kararında kamu zararı; ...’na daire başkanı olarak yapılan ödemeler ile bu kişinin özel kalem müdürlüğünden sonra (unvan değişikliği sınavına girmediğinden) genel idare hizmetleri sınıfı memur kadrosuna atanabileceği kabulü ile memur kadrosunda yapılacak ödemeler arasındaki fark üzerinden hesaplanmıştır. Yapılan hesaplama mevzuata uygundur.
Bu itibarla; yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca sorumluların temyiz itirazları reddedilerek, 8 sayılı İlamın 2/A’ıncı maddesi ile verilen ... TL’lik tazmin hükmünün TASDİKİNE,
(Üye ..., Üye ... ve Üye ...in aşağıda yazılı azınlık görüşleri karşısında) oy çokluğuyla,
6085 sayılı Kanunun 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 21.02.2024 tarih ve 56490 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı Oy Gerekçesi/Azınlık Görüşü
Üye ...:
Konunun esasıyla ilgili olarak kamu zararına sebebiyet verildiği değerlendirilmekle birlikte ilam maddesindeki sorumluluk hükmünün hukuka uygun verilmediği değerlendirilmektedir. İlam hükmünde ilgili kişinin Daire Başkanlığına atandığı yönetim kurulu kararını imzalayan üyeler sorumlu tutulmuştur.
Ancak; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”, “Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde ise; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” Denilmiştir.
Aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin işlemlerin gerçekleştirilmesi aşamasında asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usul ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10’uncu maddesinde ön mali kontrol görevinin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin, harcama birimleri tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği, aynı Usul ve Esasların 12’nci maddesinde de harcama birimlerinde süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde bu şekilde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.
Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3’üncü bölümünde ise, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; harcama yetkililerinin, harcama talimatının kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından ve kendilerine tahsis edilen bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde kullanılmasından açıkça sorumlu tutulduğu, bununla birlikte; harcamanın gerçekleşmesinde görev alan gerçekleştirme görevlilerinin süreç kontrolü çerçevesinde yaptıkları işlemden önceki işlemleri de mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığı yönüyle ön mali kontrole tabi tutarak kontrol etmekten sorumlu olduğu, anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla 5018 sayılı Kanun hükümleri ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırılık teşkil ediyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.
Bu çerçevede; somut olaydaki kamu zararından mevzuata aykırı atamayı yapan yönetim kurulu üyeleri ile birlikte söz konusu atamanın mevzuata uygunluk açısından kontrolünü sağlamadan atamaya bağlı maaş ödemesini gerçekleştiren, ödeme emri belgelerinde imzası bulunan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu itibarla; hukuka aykırı atamaya bağlı maaş unsurlarını ödeyen harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğa dahil edilmesi için hükmün sorumluluktan bozulması gerekir.
Üye ...:
27.04.2018 tarihinde açıktan özel kalem müdürü olarak memuriyete başlayan ..., 20.07.2018 tarihinde tekniker kadrosuna atanmış, iki ay burada çalıştıktan sonra 05.10.2018 tarihinde daire başkanı kadrosuna atanmıştır. 2019 yılı boyunca daire başkanı olarak görev yapan ...’na daire başkanlığı kadrosuna ait mali haklar ödenmiştir. Temyize konu İlam hükmünde hem tekniker kadrosuna atanması hem de Daire Başkanlığı kadrosuna atanması mevzuata uygun bulunmadığından İlamda daire başkanı ile kişinin atanabileceği memur kadrosuna ait ödeme farkları üzerinden hesaplanan kamu zararının tazminine karar verilmiştir.
Daire Başkanlığına atanma ile ilgili olarak;
657 sayılı Kanunun “Derece yükselmesinin usul ve şartları” başlıklı 68’inci maddesi B bendinde;
“B) (Değişik: 4/5/1984 – KHK-199/1 md.) Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir.
(Değişik ikinci paragraf: 13/2/2011-6111/101 md.) Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;
a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,
b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300’den az olanlar için en az 10 yıl,
c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl, hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir. Bu sürelerin hesabında; 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dâhil kurumlarda fiilen çalışılan süreler ile Yasama Organı Üyeliğinde, belediye başkanlığında, belediye ve il genel meclisi üyeliğinde, kanunlarla kurulan fonlarda, muvazzaf askerlikte, okul devresi dâhil yedek astsubaylık ve yedek subaylıkta ve uluslararası kuruluşlarda geçen sürelerin tamamı ile yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürenin; Başbakanlık ve bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşlarının müsteşar ve müsteşar yardımcıları ile en üst yönetici konumundaki genel müdür ve başkan kadrolarına atanacaklar için tamamı, diğer kadrolara atanacaklar için altı yılı geçmemek üzere dörtte üçü dikkate alınır.
…
(Ek paragraf: 2/7/2018-KHK-703/172 md.) Cumhurbaşkanı onayıyla yapılan atamalarda Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde öngörülen hizmet süresi şartları aranır. Üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanı ve bu kadrolara denk yönetici kadrolarına yapılacak atamalarda bu bentte öngörülen hizmet süresi yükseköğrenim gördükten sonra beş yıl olarak uygulanır. Ancak bu beş yıllık sürenin hesabında Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri esas alınır.” denilmektedir.
657’nin 68’inci maddesi B fıkrasına göre kurumların 1. dereceli daire başkanlığı kadrolarına atanacak bir memurun en az 10 yıl hizmetinin bulunması ve yüksek öğrenim görmesi şarttır. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir. Bu sürelerin hesabında özel kurumlarda veya serbest olarak çalışılan sürenin; altı yılı geçmemek üzere dörtte üçü dikkate alınır. Söz konusu 68’inci madde ek fıkrasında ise üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanlığına yapılacak atamalarda 5 yıllık hizmet süresi aranmaktadır. Bu 5 yıllık sürenin de Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet sürelerinden olması gerekir.
...’nun ...’de göreve başlamadan önce özel kurumlarda veya serbest meslekte geçen 17 yıllık hizmet süresi vardır. 657’nin 68/B fıkrasına göre ilgilinin 1. dereceli Daire Başkanlığına yapılacak atamasında bu sürenin ¾’ü olan 12 yılı dikkate alınır. Azami olarak ise 6 yılı dikkate alınır. ...’nun 68’inci maddenin B fıkrası uyarınca 6 yıllık hizmeti bulunduğundan, aynı maddenin ek fıkrasında üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanı için gerekli 5 yıllık hizmet süresi şartını sağladığı görülmektedir. Dolayısıyla ...’nun Daire Başkanı olarak atanması 657 sayılı Kanunun 68/B maddesine uygun olduğundan, 2019 yılında Daire Başkanlığı görevini yürüten bu kişiye söz konusu kadroya ait maaş unsurlarının ödenmesiyle herhangi bir kamu zararına sebebiyet verilmemiştir. Bu nedenle ilam hükmünün anılan gerekçeyle kaldırılması gerekir.
Üye ...:
...’nun 27.04.2018 tarihinde ... Özel Kalem Müdürlüğüne, 20.07.2018 tarihinde tekniker, 05.10.2018 tarihinde Daire Başkanlığı kadrosuna atandığı, 24.06.1987 tarihinde Cumhuriyet Üniversitesinin 2 yıllık bölümünü bitirdiği, dosya münderecatından anlaşılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68/B maddesinde; 1 ve 2’inci dereceli kadrolara; en az 10 yıl, 3 ve 4’üncü dereceli kadrolara; en az 8 yıl hizmeti bulunan ve yükseköğrenim görenlerin atanabileceği, dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edileceği belirtilmiştir. 02.07.2018 tarih ve 703 sayılı KHK ile eklenen son paragrafın ikinci cümlesinde: “Üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanı ve bu kadrolara denk yönetici kadrolarına yapılacak atamalarda bu bentte öngörülen hizmet süresi yükseköğrenim gördükten sonra beş yıl olarak uygulanır. Ancak bu beş yıllık sürenin hesabında Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri esas alınır.” denilerek daire başkanlığı için bu süre beş yıl olarak belirlenmiştir.
..., sorgunun yazıldığı 31.12.2019 tarihi itibariyle Daire Başkanlığı görevini yürütmektedir. Daire başkanlığı kadrosu genel idare hizmetleri sınıfında yer alan bir kadro olması hasebiyle özel sektördeki çalışma süreleri de dikkate alındığında beş yıllık hizmet şartını sağlamaktadır.
Atamanın yapıldığı 05.10.2018 tarihinde; 04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren; Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik yürürlüktedir.
İlgili yönetmelikte daire başkanlığı kadrosu görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında sayılmamıştır.
5018 sayılı Kanunu’nun 71’inci maddesi gereğince ilgiliye yaptığı görev nedeniyle yapılan ödemeleri “Kamu Zararı” olarak değerlendirmek mümkün değildir.
...’nun Özel Kalem Müdürlüğü kadrosundan Yönetmelikte belirtilen sınav şartına uyulmadan bu yönüyle mevzuata aykırı olarak unvan değişikliğine tabi kadrolar arasında sayılan tekniker kadrosuna sonra da görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında sayılmayan Daire Başkanlığı kadrosuna atanması nedeniyle “Kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmamıştır.” İlgiliye hizmet yaptırılmadan veya kadrosu için belirlenen tutardan fazla ödemelerin yapıldığı, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapıldığı iddialarından hiçbirini ileri sürme imkânımız bulunmamaktadır.
Diğer yandan 2018 yılında yapılan bir atama nedeniyle 2019 yılındaki görevin gereği yapılan ödemelerle ilgili olarak, 2019 yılında görevde olan sorumlular ile 2018 yılındaki ilgililere bu atama nedeniyle 2019 yılında bu atamanın mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle mali yönden bir sorumluluk yüklenmesi 5018 sayılı Kanunu’nun 71’nci maddesi gereğince mümkün gözükmemektedir.
Daire Başkanlığı kadrosu görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında sayılmamıştır. Özel Kalem Müdürlüğünden “Tekniker” kadrosuna sınav şartına uyulmadan atama yapılması bu yönüyle hukuka aykırı olan işlem, idari bir soruşturmanın konusudur.
Kamu zararı; afaki olarak daire başkanlığı ile memur kadrosu arasındaki fark esas alınarak hesaplanmıştır. Bu şekilde bir hesaplama sonucunda ortaya çıkan tutarın kamu zararı olduğu yönündeki iddiaya katılmak mümkün değildir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atanma, görev ve yetkileri açısından söz konusu görevde yükselme ve unvan değişikliği yönetmelikleri kapsamında olmayan bir unvan olması nedeniyle görevde yükselme ve unvan değişikliği kapsamında sayılan unvanlara sertifika, öğrenim durumu ve hizmet süresi yönünden gerekli şartları sağlaması nedeniyle unvan değişikliği sınavına girmeden tekniker kadrosuna atanmasının Yönetmelik’in 20’nci maddesinde belirtilen: “Mahalli idarelerde ve diğer kamu/kurum ve kuruluşlarında, daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme eğitimi ve sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir.” hükmü gereğince üst yöneticinin takdirinde olduğu değerlendirilmektedir.
Kamu idaresi tarafından atamanın yapıldığı dönem itibariyle ilgilinin bu görevi yürütebilmesi için gerekli teknik eğitim veya öğretim şartını taşımadığı veya mesleki veya teknik bilgi, beceri veya tecrübesi nedeniyle ilgilinin bu görevi gereği gibi yerine getirmediği veya getiremeyeceği yönünde herhangi bir tespit veya değerlendirme, düzenlenmiş bir tutanak ve hakkında başlatılmış inceleme ve soruşturmanın da mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Yapılan ödemeler, fiilen yapılan görevin karşılığı ödemelerdir. Bu kadro için başka bir personele bu kadroya ilişkin ödeme yapıldığına ilişkin bir tespit de mevcut değildir. Görevin yetki ve sorumluluğunu taşıyan bu görev nedeniyle ilgiliye yapılmış olan ödemeleri kamu zararı olarak nitelendirmek hukuken mümkün değildir. Yukarıda yer verilen mevzuat ve izahat muvacehesinde yapılan ödemenin mevzuata uygun olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle verilen tazmin hükmüne ilişkin daire kararının “Refi” gerektiği gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57