Sayıştay 4. Dairesi 48645 Kararı - Genel Bütçe Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
48645
30 Kasım 2022
Genel Bütçe Kapsamındaki İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Genel Bütçe Kapsamındaki İdareler
-
Yılı: 2015
-
Daire: 4
-
Dosya No: 48645
-
Tutanak No: 52509
-
Tutanak Tarihi: 30.11.2022
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Maaş ödemesi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
374 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle; Ankara İl ... Müdürlüğü’nde şahsa bağlı “İl Müdürü” kadrosundan bulunan kişilere, kadroları şahsa bağlı hale gelmeden önceki en son görev yerlerine göre ödenmesi gereken ücret ve tazminat tutarı yerine Ankara İl ... Müdürü için öngörülen ücret ve tazminat tutarının ödenmesi sonucu ... TL’nin tazminine hükmedilmiştir.
Usul Yönünden İnceleme
... Müdürlüğü yazısı ve eki ahiz ... ve ...’nın dilekçelerinin, ... Bakanlığı 2014 yılı hesabının yargılanması sonucu çıkarılan 24.12.2020 tarih ve 410 sayılı Ek İlamın 1. maddesine ilişkin olarak düzenlendiği ve söz konusu başvuru dilekçelerinde; tazmin hükmünün 6085 Sayılı Sayıştay Kanunun 57 nci maddesi uyarınca "Karar Düzeltme" yoluyla kaldırılmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar dilekçede, tazmin hükmünün 6085 Sayılı Sayıştay Kanunun 57 nci maddesi uyarınca "Karar Düzeltme" yoluyla kaldırılması talep edilmekte ise de, Temyiz Kurulu kararları hakkında karar düzeltilmesi isteminde bulunulabileceğinden söz konusu dilekçenin bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün olmaması nedeniyle, konunun 4. Daire tarafından 6085 sayılı Kanunun "Yargılamanın İadesi" başlıklı 56 ncı maddesi uyarınca değerlendirildiği ve 06.04.2021 tarihli ve D.4.2021-3 karar sayılı Kararın alındığı görülmektedir.
Adı geçen Daire kararında konu etraflıca değerlendirilmiş olmakla birlikte, dilekçe üzerine Dairece yapılacak bir işlem bulunmadığı belirtilmekte; “…dilekçenin altmış günlük temyiz süresi içinde verildiği, ancak ilgilisi tarafından konu hakkında temyiz başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmakta ise de; gerekli görülmesi halinde dilekçede yer alan eksikliklerin 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre tamamlatılması da dilekçe sahibine tebliğ olunmak suretiyle, başvuru dilekçesinde yer alan iddiaların temyiz başvurusu sebepleri kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır." denilmektedir.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında;
"Dilekçelerin yukarıda belirtilen hususları ihtiva etmediğine, ilgisine göre Temyiz Kurulu veya dairece karar verilirse, eksikliklerin onbeş gün içinde tamamlatılması dilekçe sahibine tebliğ olunur. Bu süre içinde eksiklikler tamamlanmazsa, ilgisine göre Temyiz Kurulunca veya dairece başvurunun reddine karar verilir. Şu kadar ki, başvuru sahibinin kimliğini, imzasını, başvuru konusu ilam hükmünü ve hangi kanun yoluna hangi sebeple başvurulduğunu yeteri kadar belli edecek kayıtları ihtiva eden dilekçeler, diğer hususlar gösterilmemiş olsa bile kabul edilir." hükmü yer almaktadır.
... Bakanlığı adına gönderilen dilekçede, sehven 6085 Sayılı Sayıştay Kanunun 57 nci maddesi uyarınca "Karar Düzeltme" talebinde bulunulduğu, amacın verilen tazmin hükmünün Temyiz yoluyla kaldırılması talebi olduğu anlaşıldığından, dilekçenin 6085 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereği temyiz başvurusu olarak kabul edilmesi gerekir.
Yine, ... Müdürlüğü yazısı ve eki ahizler ... ve ...’nin dilekçelerinde; 6085 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde belirtildiği üzere; dilekçelerde bulunması gereken hususlardan sayılmakla birlikte, “hangi kanun yoluna başvurulduğu ve başvurunun hukuki sebepleri” nin dilekçelerde yer almadığı görülmüş ve temyiz talebinde bulunulduğuna ilişkin bir talep belirtilmemişse de, dilekçelerin 6085 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereği temyiz başvurusu olarak kabul edilmesi gerekir.
Temyiz dilekçesinde; İlamda 6085 sayılı Kanunun 51 inci maddenin (c), (ç), (e) ve (f) bentleri hükümlerine yer verilmediği ifade edilerek, usul yönünden ilama itiraz edilmekte ise de;
İlam metni incelendiğinde;
Sorumluların ad ve soyadları ile unvanlarına ve görev yaptıkları birimlere; Denetçinin rapora konu ettiği hususların ve dayandığı hukuki sebeplerin özetine ayrıca savcının düşüncesine, talebine ve sorumluların savunmasının özetine; Kararın hukuki dayanakları ile gerekçesine, tazmin miktarına ve kararda "6085 sayılı Sayıştay Kanunun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, anılan Kanunun 55 inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde" denilmek suretiyle faize ilişkin bütün unsurlara; tahsil edilmek suretiyle ilişiği giderilmiş herhangi bir husus bulunmadığından sadece ahizlere, yer verildiği görülmektedir. Dolayısıyla, Daire kararının usul yönünden herhangi bir eksiklik bulunmadığı değerlendirildiğinden itirazların reddine,
Sorumluluk Yönünden İnceleme
Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, 5018 sayılı Kanunda kamu zararının belirlenmesine esas alınacak hallerin tek tek sayıldığını, ‘mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte, mevzuatın yorumunda hataya dürülmek suretiyle fazla ödemede bulunulması’ gibi bir durumun yer almadığını, bu nedenle, somut olay bakımından Sayıştay Başkanlığınca mevzuatı hatalı yorumladığı yönünde kanaat oluşsa dahi, madde 71/2‘de tek tek sayılı haller arasında yorumda hataya düşmekle ilgili bir husus bulunmadığını, kaldı ki, kamu zararının tanımı ile kasıt, kusur veya ihmal aranmakta olup, mevzuatın yorumunda hataya düşüldüğü kabul edilse dahi kasıt, kusur veya ihmal maddi şartının gerçekleşmiş olmayacağını, netice itibariyle, kanun maddesinde sayılı maddi unsurun bile oluşmadığı somut dava yönünden hükmedilen kararın bozmayı gerektirdiğini,
... Bakanlığı tarafından kadrolar oluşturulurken veya atama kararnameleri düzenlenirken bunların ne şekilde uygulanacağı belirtilmediğinden ve mevzuatta da buna ilişkin düzenleme yapılmadığından mevcut mevzuat hükümlerine göre yapılan işlemde hata bulunmadığını,
Denetçiler ve kararı veren 4. Daire tarafından oluşan fiili durum kamu zararı olarak görülse de, şahsa bağlı Ankara İl ... Müdürlüğüne atanan kişilere yapılan ödemelerin fazla ödeme olduğunu, aslında ilgililerden tahsil edilmesi gerekmesine rağmen sorumluların cezalandırıldığını, bu durum da idare tarafından sorumlulardan tahsili olarak düşünüldüğünden Sayıştay kararında belirtilen miktarların, ilgililerden değil de sorumlulardan tahsil edilmesine yönelik iş ve işlemlerin yapıldığını, açıklanan temyiz gerekçelerinin kabul edilmemesi halinde kamu zararlarının tahsiline ilişkin yönetmelik kapsamında tazmin kararının bozularak oluşan kamu zararının ilgililerden tazminine karar verilmesi gerektiğini iddia etmektedirler.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile tanımı yapılan kamu zararı maddesine bakıldığında atfedilen 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde; Kamu zararı; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” olarak ifade edilmektedir.
6085 sayılı Kanunun “Sorumlular ve sorumluluk halleri” başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ; “ Bu Kanunun sorumlular ve sorumluluk halleri uygulamasında; 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk halleri esas alınır.”, üçüncü fıkrasında ise; “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” Denilmektedir.
Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunu’nun 32 nci ve 33 üncü maddelerinde düzenlenmektedir.
Kanunun 32 nci maddesi ikinci fıkrası ile “Harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumlu” olacakları,
Kanunun 33 üncü maddesinde ise; “…Gerçekleştirme görevlilerinin harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütecekleri ve gerçekleştirme görevlilerinin bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu olacakları…” belirtilmektedir.
Bu düzenlemeler doğrultusunda; 5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğu bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucu ilamda oluşturulan kamu zararından kasıt, kusur veya ihmal şartı aranmaksızın sorumluluğuna gidilebilmekte, ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlü tutulabilmektedirler.
Sorumlularca temyiz dilekçesinde İl ... Müdürlüğü’nce ödemelerin yapılmaya başlandığı 2012 yılı ve sonrasında Sayıştay denetiminde bulunmaları ve denetimlerde herhangi bir kamu zararı tesis edilmemiş olması nedeniyle hukuka aykırı bir durum görünmediğinden ödemelere devam edildiği belirtilmişse de; uygunluk denetimi ve mali denetim şeklinde yürütülen düzenlilik denetimi sonucu hukuka aykırı bulunanlardan kamu zararına sebep olunanlar sonucu hesap yargılamasının konusunu oluşturanlar, gerekli görülmesi halinde geriye dönük Ek Yargı raporu ve Ek İlamla konu edilebilmektedir.
Bunun yanında; sorumluların oluşan kamu zararının sorumlular yerine ahizlerden tahsil edilmesi gerektiğine ilişkin itirazları değerlendirildiğinde; Sayıştay ilâmlarının muhatabı, ilâmda kendilerine tazmin borcu yükletilen ve mali mevzuat gereğince, işlemlerinden dolayı sorumlu tutulan harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi, muhasebe yetkilisi gibi görevliler olup, ilâmlarda gösterilen tazmin tutarlarının bu “sorumlu” kişilerden tahsili gerekmektedir. İlâmlarda gösterilen tutarların bu kişilerce Hazineye ödenmesinden sonra, bunların ödemenin yapıldığı üçüncü kişilere rücu etmesi, sorumlularla ahizler arasında ayrı bir hukuki ilişkinin konusunu teşkil etmektedir. Bu itibarla; sorumluluk yönünden yapılan itirazların reddine,
Esas Yönünden İnceleme
Ankara ... İl Müdürlüğünde şahsa bağlı “İl Müdürü” kadrosunda bulunan kişilere, kadroları şahsa bağlı hale gelmeden önceki en son görev yerlerine göre ödenmesi gereken ücret ve tazminat tutarı yerine Ankara İl ... Müdürü için öngörülen ücret ve tazminat tutarının ödendiği görülmektedir.
12.05.1992 tarih ve 21226 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3797 sayılı ... Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun “Taşra Teşkilatı” başlıklı 53 üncü maddesinde yer alan; “Her ilde ve ilçede bir millî eğitim müdürlüğü bulunur, ilçe millî eğitim müdürlükleri görev ve hizmetleri yürütürken, il millî eğitim müdürlüklerine karşı da sorumludur.” denilmekle taşra teşkilatının ‘İl ... Müdürlüğü' ve 'İlçe ... Müdürlüğü' şeklinde oluşturulduğu görülmektedir.
14.09.2011 tarihli ve 28054 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile ... Bakanlığı yeniden teşkilatlandırılmış, 652 sayılı KHK'nin 30 uncu maddesine göre, her ilde “İl ... Müdürlüğü” adı altında taşra teşkilatı oluşturulmuştur.
Söz konusu KHK’nın “Personele dair geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği, ‘İl Müdürü’ kadrosunda bulunanların ekli (3) sayılı listede şahıslarına bağlı olarak ihdas edilen ‘İl Müdürü’ kadrolarına (74 adet), hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacakları ve bu fıkra ile ihdas edilen şahsa bağlı kadroların herhangi bir sebeple boşalması hâlinde bu kadroların hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı; dördüncü fıkrası ile de; birinci fıkraya göre Bakanlık Müşaviri kadroları ile şahıslarına bağlı olarak ihdas edilen kadrolara atanmış sayılanların, Bakan tarafından belirlenen birimlerde, Bakan tarafından belirlenen görevleri yürüteceği hüküm altına alınmaktadır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; birinci fıkraya göre Bakanlık Müşaviri kadrolarına atanmış sayılanların bu kadrolara atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar, makam, görev ve temsil tazminatları, ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiilî çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti ile fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır), atanmış sayıldıkları yeni kadrolara ilişkin olarak aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar, makam, görev ve temsil tazminatları, ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiilî çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti ile fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki farkın, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca fark tazminatı olarak ödeneceği; atanmış sayıldıkları kadro unvanlarında isteklerine bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara ise fark tazminatı ödenmesine son verileceği belirtilmektedir.
Diğer taraftan, il müdürlerine yapılacak maaş ödemeleri 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmiştir. 02.11.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 666 sayılı KHK’nin 1 inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ya Ek 10 uncu madde eklenerek; diğer bazı Bakanlıklar ile birlikte, ... Bakanlığının bakanlık il müdürü kadrolarında bulunanlara ilişkin aylık ödemelerinde 15.01.2012 tarihinden itibaren “ücret - tazminat sistemine” geçilmiştir. Buna göre, Kararnameye ekli II sayılı cetvelde üçlü bir ayrım yapılarak; Ankara/İstanbul/İzmir, diğer büyükşehir olan iller ve diğer iller için üç ayrı ücret ve tazminat göstergeleri belirlenmiştir. Böylece il müdürlerinin maaşları nüfus ve iş yoğunluğuna göre farklılaştırılmıştır.
Bahsi geçen Ek 10 uncu maddede;
“Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan başkanlıklar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Türkiye İstatistik Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;
…
b) Taşra teşkilatlarına ait kadrolarda bulunup, kadro unvanları ekli (II) sayılı Cetvelde yer alanlardan,
…
aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre almakta olanlara anılan Cetvellerde kadro unvanlarına karşılık gelen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarlarda ücret ve tazminat verilir. Bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Ekli (II) ve (III) sayılı Cetvellerde atandıkları kadro dereceleri esas alınarak belirlenen ücret ve tazminatlar, 657 sayılı Kanunun 45 inci maddesine göre atananlar ile haklarında aynı Kanunun 67 nci maddesi uygulananlar için kazanılmış hak aylık dereceleri dikkate alınarak ödenir. Tazminat damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz.” hükmü bulunmaktadır.
Daha sonra, 14.03.2014 tarihli ve 28941 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Millî Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6528 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen “Bütçe ve personele ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 10 uncu maddenin üçüncü fıkrasında da Geçici 3 üncü maddenin birinci fıkrasına benzer düzenlemeler yer almaktadır.
652 sayılı KHK'nin Geçici 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği, ‘İl Müdürü’ kadrolarında bulunanların ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen ‘İl Müdürü’ kadrolarına (37 adet), hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacakları ve ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen kadroların herhangi bir sebeple boşalması hâlinde bu kadrolar hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmaktadır.
Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise; bu madde uyarınca ekli (3) sayılı listede anılan kadrolara atanmış sayılan personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki farkın, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödeneceği; atanmış sayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara ise fark tazminatı ödenmesine son verileceği belirtilmiştir.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri gereğince, Bakanlık taşra teşkilatında görevli il müdürleri başka bir işleme gerek kalmaksızın şahsa bağlı kadrolu hale getirilmiştir. Kanun koyucu, bu kişilerin özlük haklarının korunarak eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları her türlü ödemelerin toplam tutarının ödenmeye devam edilmesini, bir başka deyişle il müdürlerinin hak kaybına uğramamalarını ve başka bir göreve atanıncaya kadar özlük haklarının korunmasını amaçlamıştır. Buna göre, kadroları şahsa bağlı hale getirilen kişiler kendi istekleri ile başka bir göreve atandıkları takdirde veya kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olması durumunda şahsa bağlı kadroları ile ilişikleri kesilecektir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda; 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 3 ve Geçici 10 uncu maddelerinde yer alan hükümler uyarınca, görevleri sona eren ve şahsa bağlı il müdürü kadrosuna atanan il ... müdürlerine 375 sayılı KHK Ek 10 uncu maddede düzenlendiği üzere; Ek II sayılı cetvele göre, Ankara İl ... Müdürü için öngörülen ücret ve tazminat tutarı ödendiği görülmüştür. Bu uygulama ile kanun koyucunun il müdürü görevine son verip özlük haklarını korumayı amaçladığı kişilere en son görev yaptıkları ilde aldıkları ücret ve tazminat tutarlarından daha yüksek tutarlar üzerinden ödemede bulunulmuş olunmaktadır.
Söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; 'ihdas edilen' ve 'şahsa bağlı' hale gelen kadrolar 'il müdürü' kadrolarıdır. Dolayısıyla ilgililer, il müdürlüğü kadrolarında görev yapmakta iken 652 sayılı KHK ile 6528 sayılı Kanun gereğince (şahsa bağlı) il müdürü kadrolarına atanmışlardır. Şahsa bağlı kadroları ile müdürlük kadrosuna atanan il ... müdürleri her iki kanunun uygulanmasında da Ankara İl ... Müdürlüğünde görevlerine başlayıp bunlardan bir kısmı aynı gün Bakanlık tarafından Bakanlık Müşavirliğinde görevlendirildiği gibi, şahsa bağlı il müdürlerinden bir kısmı da çeşitli illerde il ... müdürü olarak görevlendirilmiştir.
Bu nedenle, şahsa bağlı il müdürü kadrosuna atanarak Ankara’da görevlendirilenler fiilen il müdürlüğü yapmadıkları gibi, bu ilde görevlendirilmiş olmaları dolayısıyla Ankara İl Müdürü ile eş bir görev ve sorumluluk üstlenmeleri de söz konusu değildir. Benzer şekilde, müdürlükte görevlerine başlayıp da çeşitli illerde il ... müdürü olarak görevlendirilen şahsa bağlı il müdürlerinin de, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye ekli II sayılı cetvelin uygulanması bakımından, Ankara ilinde görev yaptıklarını ileri sürmek mümkün değildir. Dolayısıyla kadrosu şahsa bağlı hale getirilen il müdürlerine en son görev yaptıkları ilin bulunduğu gruba göre ücret ve tazminat göstergeleri üzerinden maaş ödenmesi gerekmektedir.
Şahsa bağlı kadro uygulaması, tamamen o şahısla özdeşleşmiştir. İlgilinin bir şekilde bu kadrodan ayrılması halinde, başka bir işleme gerek olmaksızın bu kadrolar kendiliğinden iptal olmuş sayılmaktadır. Nitekim İl ... Müdürü olarak görev yapmakta iken, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 6528 sayılı Kanun gereğince Ankara İl ... Müdürlüğü kadrosuna "şahsa bağlı" olarak atanan kişilerin, (şahsa bağlı) kadroda Bakanlığın çeşitli birimlerinde görevlendirme suretiyle görev yaptığı açıktır.
375 sayılı KHK'nın ek 10 uncu maddesi ile anılan KHK’ya ekli II sayılı cetvelde ise ... müdürü olarak görev yapan kişilerin Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde ... müdürü olarak görev yapmaları halinde bunlara farklı gösterge rakamları üzerinden ödeme yapılacağı düzenlenmiştir.
Aynı şekilde 657 sayılı Kanun'un (II) ve (IV) sıra sayılı cetvellerinde de ek göstergelerinin kaç olacağının ve makam tazminatına müstahak olanların sayma yolu ile belirtildiği, dolayısıyla bu cetvellerde yer almayan bir unvanın kıyasen bu kapsama alınmasının mümkün olmadığı ve şahsa bağlı il müdürlüğünün anılan cetvellerde yer alan unvanlardan olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, şahsa bağlı kadronun kendine özgü niteliği, şahsa bağlı il müdürlüğü unvanının ... Bakanlığı’nın yeniden yapılanma sürecinde mevcut il müdürlerinin özlük haklarının korunmasına yönelik olarak getirilen, kişiye bağlı ve geçici bir düzenleme olduğu, yapılan düzenlemenin amacının kapsama girenlerin geçmişten gelen ve mevcut kazanılmış haklarıyla hukuki statülerinin korunması olduğu, Ankara ... İl Müdürlüğünde şahsa bağlı “İl Müdürü” kadrosunda bulunan kişilerin bu kapsamda korunması gereken haklarının, kadroları şahsa bağlı hale gelmeden önceki en son görevinden kaynaklanan haklar olduğu, bahsi geçen kişilerin ... Bakanlığınca şahsa bağlı olarak Ankara İl ... Müdürlüğü'ne atanmış olmasının ve bu statüyle görev yaptıkları dönemde maaş ve özlük haklarının Ankara İl Müdürü gibi ödenmiş olmasının fiilen o görevi yapmış gibi değerlendirilmesi sonucunu doğurmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, kadroları şahsa bağlı hale getirilen kişilerin aylık hesaplamalarının Ankara İl Müdürü gibi değerlendirilmesi mümkün görülmemektedir.
Öte yandan, 652 sayılı KHK’nın Geçici 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “İl Müdürü” ifadesinin yer almadığı, bu nedenle söz konusu hükmün bakanlık müşaviri kadrolarına atanmış sayılanları ilgilendirdiği ileri sürülebilir ise de; kanunun lafzı yanında amaçsal yorumuna da bakılacak olursa “Bakanlık Müşaviri kadrolarına atanmış sayılanların” ifadesinin anılan maddenin birinci fıkrasında da ifade edildiği üzere, KHK’ya ekli (3) sayılı listede anılan kadrolara atanmış sayılan personeli kastettiğini kabul etmek kanunun ruhuna daha uygun düşmektedir. Nitekim 652 sayılı KHK'nın Geçici 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası da; “bu madde uyarınca ekli (3) sayılı listede anılan kadrolara atanmış sayılan personel” denilmek suretiyle Bakanlık Müşaviri kadroları yanında şahsa bağlı kadroları da kapsar şekilde düzenlenmiştir.
Bunlarla birlikte, kadroları şahsa bağlı hale getirilen ve Ankara İl ... Müdürlüğü’nde görevlendirilen bu kişilerin Bakanlıktaki başkaca bir kadroya veya başka bir İl ... Müdürlüğü’ne görevlendirilmesi suretiyle vekâlet görevi yürütmesi nedeniyle mevzuatında öngörülen vekalet aylığı ile zam ve tazminat farkından yararlandırılması mümkün olup, bu durum bu kişilerin kadrolarının şahsa bağlı hale getirildiği gerçeğini değiştirmemektedir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, Ankara ... İl Müdürlüğünde şahsa bağlı “İl Müdürü” kadrosunda bulunan kişilere, kadroları şahsa bağlı hale gelmeden önceki en son görev yerlerine göre ödenmesi gereken ücret ve tazminat tutarı yerine Ankara İl ... Müdürü için öngörülen ücret ve tazminat tutarının ödenmesinin mevzuata uygun bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 374 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle verilen ... TL’nin tazminine ilişkin hükmün tasdikine (Üyeler ... ve ...’nin aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğu ile,
6085 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereği bu kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 30.11.2022 tarih ve 52509 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçeleri/Azınlık Görüşü
Üye ...’nin karşı oy gerekçesi;
374 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle; Ankara İl ... Müdürlüğünde şahsa bağlı “İl Müdürü” kadrosunda bulunan kişilere, kadroları şahsa bağlı hale gelmeden önceki en son görev yerlerine göre ödenmesi gereken ücret ve tazminat tutarı yerine Ankara İl ... Müdürü için öngörülen ücret ve tazminat tutarının ödenmesi sonucu ... TL’nin tazminine hükmedilmiştir.
14.09.2011 tarihli ve 28054 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile ... Bakanlığı yeniden teşkilatlandırılmış, 652 sayılı KHK'nin 30’uncu maddesine göre, her ilde “İl ... Müdürlüğü” adı altında taşra teşkilatı oluşturulmuştur.
Söz konusu KHK’nın “Personele dair geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği, ‘İl Müdürü’ kadrosunda bulunanların ekli (3) sayılı listede şahıslarına bağlı olarak ihdas edilen ‘İl Müdürü’ kadrolarına (74 adet), hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacakları hüküm altına alınmıştır. Daha sonra, 14.03.2014 tarihli ve 28941 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6528 sayılı Kanun’un 25’inci maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen “Bütçe ve personele ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 10’uncu maddenin üçüncü fıkrasında da; Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği, ‘İl Müdürü’ kadrolarında bulunanların ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen ‘İl Müdürü’ kadrolarına (37 adet), hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacakları ifade edilmiştir.
652 sayılı KHK’nin Geçici 8’inci maddesinde ise; Bakanlığın yeniden yapılanması sebebiyle gerçekleştirilen kapatma, devir, personel geçişi ve nakli, diğer geçiş işlemleri ile kadro, demirbaş devri ve benzeri hususlara ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Bakanın yetkili olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri gereğince, Bakanlık taşra teşkilatında görevli il müdürleri başka bir işleme gerek kalmaksızın şahsa bağlı kadrolu hale getirilmiştir. Kanun koyucu, bu personellerin özlük haklarının korunarak eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları her türlü ödemelerin toplam tutarının ödenmeye devam edilmesini, bir başka deyişle il müdürlerinin hak kaybına uğramamalarını ve başka bir göreve atanıncaya kadar özlük haklarının korunmasını amaçlamıştır.
Temyiz dilekçeleri ve eklerinde yer alan belgeler incelendiğinde, 652 sayılı KHK’nin Geçici 3’üncü maddesi hükmü gereğince ihdas edilen ve KHK’ye ekli (3) sayılı listede yer alan 74 adet “İl Müdürü” kadrosunun taşra teşkilatında “Ankara" biriminde (ilinde) yer aldığı; yine, 652 sayılı KHK’ye 6528 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 10’uncu madde hükmü ile ihdas edilen ve Kanun’a ekli (3) sayılı listede yer alan 37 adet ”İl Müdürü” kadrosunun taşra teşkilatında “Ankara” biriminde (ilinde) yer aldığı; dolayısıyla, bahsi geçen kadrolara atananların görev yerlerinin Ankara ili olduğu; yani, görevlendirmelerin sadece Ankara iline yapıldığı, bunun bilinçli bir düzenleme olduğu;
Diğer yandan, mezkûr görevlendirmelerin kurum içi geçici görevlendirme mahiyetinde olduğu; ilgililerin atandıkları görev yerinin “Ankara Büyükşehir/İl ... Müdürlüğü” olarak, görevlerinin de “İl Müdürü (Şahsa Bağlı)” olarak belirtildiği; söz konusu personellerden bazılarının, Ankara’daki kadrolara atandıktan bir süre sonra tekrar eski görev yerlerine (... müdürlüklerine) veya taşradaki başka görev yerlerine (diğer ... müdürlüklerine) “görevlendirme” ile gönderildikleri, bazılarının farklı büyükşehirlerde il ... müdürlüğünü yürütmek üzere görevlendirildikleri, bazılarının ise Bakanlık merkez teşkilatında müşavir veya daire başkanı olarak görev yaptıkları;
Anlaşılmıştır.
Diğer yandan, İl müdürlerine yapılacak maaş ödemeleri 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmiştir. 02.11.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 666 sayılı KHK’nın 1’inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ye Ek 10’uncu madde eklenerek; diğer bazı Bakanlıklar ile birlikte, ... Bakanlığının bakanlık il müdürü kadrolarında bulunanlara ilişkin aylık ödemelerinde 15.01.2012 tarihinden itibaren “ücret-tazminat sistemine” geçilmiştir. 375 sayılı KHK'nin Ek 10'uncu maddesinde, bakanlıkların taşra teşkilatlarına ait kadrolarda bulunup, kadro unvanları ekli (II) sayılı Cetvelde yer alanlardan; aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre almakta olanlara anılan cetvelde kadro unvanlarına karşılık gelen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarlarda ücret ve tazminat verileceği, diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümlerinin uygulanmayacağı ve bu maddenin uygulamasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğu ifade edilmiştir. Buna göre, Kararname’ye ekli (II) sayılı Cetvelde üçlü bir ayrım yapılarak; Ankara/İstanbul/İzmir, diğer büyükşehir olan iller ve diğer iller için üç ayrı ücret ve tazminat göstergeleri belirlenmiştir. Böylece il müdürlerinin maaşları nüfus ve iş yoğunluğuna göre farklılaştırılmıştır.
Kararname’ye ekli (II) sayılı Cetvelin 9’uncu sırasında, “Bakanlık il müdürü kadrolarında bulunanlardan a) Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde görev yapanlar; b) Büyükşehir belediyesi bulunan illerde görev yapanlar; c) Diğer illerde görev yapanlar” tasnifi yapılmış ve bu tasnife göre ücret-tazminat ödenmesi öngörülmüştür. Cetveldeki ifadeden de anlaşılacağı üzere, 375 sayılı KHK’ye göre ücret ve tazminat ödenmesinde; şahsa bağlı il müdürü kadrosundaki personellerin Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde ya da diğer büyükşehirlerde doğrudan ... müdürü olarak görev yapmaları değil, söz konusu kadrolarda bulunan personellerin mevzuata uygun olarak bu yerlerde görev yapmaları esas alınmıştır.
Diğer bazı mevzuat düzenlemelerinde, “İl İdare Kurulu üyesi Bakanlık İl Müdürü” ve “Bakanlık İl Müdürü” şeklinde ikili bir ayrıma gidilmiş iken, 375 sayılı KHK’de, Kanun koyucu böyle bir ayrıma gitmemiş ve “bakanlık il müdürü” şeklinde genel ve kapsayıcı bir ibare kullanmıştır: 657 sayılı Kanun’a ekli (II) sayılı Cetvelin 1’inci sırasında, "İl İdare Kurulu üyesi Bakanlık İl Müdürleri” ile “Ankara, İstanbul ve İzmir illerindeki diğer Bakanlık İl Müdürleri” için (3600), 4’üncü sırasında, “Bakanlık İl Müdürü olup diğer illerde görev yapanlar” için ise (3000) ek gösterge rakamının uygulanacağı belirtilerek. "İl İdare Kurulu üyesi Bakanlık İl Müdürleri” ile “ diğer Bakanlık İl Müdürleri" şeklinde ikili bir ayrım yapıldığı görülmektedir. Görüldüğü üzere, söz konusu cetvelde ..., Bayındırlık, Sağlık, Tarım Bakanlığı dışında, İl İdare Kurulunda temsil edilmeyen diğer bazı Bakanlıkların da sayıldığı görüldüğünden, 375 sayılı KHK’ye ekli (II) sayılı Cetvelde geçen “bakanlık il müdürü” ibaresinin “il idare şube başkanı bakanlık il müdürü veya “ il idare kurulu üyesi bakanlık il müdürü” olarak kabul edilmesi mevzuatına uyarlı olmayacaktır.
657 sayılı Kanun’a ekli IV sayılı cetvelde ise, makam tazminatının İl İdare Kurulu Üyesi Bakanlık İl Müdürleri yani fiilen il müdürlüğü yapıp söz konusu kurulda yer alan il müdürleri için düzenlendiği görülmektedir.
Bu durumda, 375 sayılı KHK’de geçen “bakanlık il müdürü... kadrolarında bulunanlar” ifadesini, “Bakanlığa ait il müdürü kadrolarında bulunanlar” şeklinde geniş yorumlamak gerekmektedir. Bu meyanda, normal şartlarda her ilde Bakanlığa ait tek bir “Bakanlık İl Müdürü” olması gerekmekle birlikte, yasal düzenleme neticesi söz konusu şahsa bağlı “İl Müdürü” kadrolarının tümü Ankara ili için ihdas edilmiş ve atamalar ve asıl görevlendirmeler Ankara ... Müdürlüğüne yapılmış olduğundan, oluşturulan fiili duruma bağlı olarak, atanan bu şahısların da fiilen Ankara ... İl Müdürü görevini yürütmeseler de, “bakanlık il müdürü” olarak kabul edilerek, 375 sayılı KHK'ye ekli (II) sayılı Cetvelin “a) Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde görev yapanlar” kapsamında değerlendirilmeleri mümkündür.
Ayrıca, şahsa bağlı il müdürü kadrolarına atanan personeller Ankara'daki kadrolara atanıp görevlendirildikten bir süre sonra taşradaki diğer illerde (eski veya farklı görev yerlerinde) ... müdürlüğü görevini yürütmek üzere, süresi belli olmaksızın “kurum içi geçici görevlendirme” suretiyle görevlendirildiklerinden, oluşturulan fiili durum göz önüne alınarak, “görev yapanlar” ibaresinin, kurum içi geçici görevlendirmeyi de içerecek şekilde geniş yorumlanıp, bu personellerin (II) sayılı cetvelin 9’uncu sırasında yer alan “b) Büyükşehir belediyesi bulunan illerde görev yapanlar” veya, c) diğer illerde görev yapanlar” kapsamında değerlendirilmeleri de mümkündür. Bu bağlamda; “kurum içi geçici görevlendirme” suretiyle görevlendirilmiş bulunan ve bu görevlendirmeyi kabullenerek görevlerini sürdüren personellerin bulundukları illerin nüfus ve iş yoğunluğuna bakıldığında, Ankara İl Müdürü ile eşdeğer bir yetki ve sorumluluk yüklenmelerinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu il müdürlerine geçici görevlendirildikleri iller esas alınarak, 375 sayılı KHK’ye ekli (II) sayılı Cetvel’in 9’uncu sırasında yer alan; “b) büyükşehir belediyesi bulunan illerde görev yapanlar” veya “c) diğer illerde görev yapanlar” kısımlarında öngörülen göstergeler üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle ödeme yapılmasının, hakkaniyete daha uygun olacağı düşünülmektedir.
Bütün açıklamalar itibariyle:
-Daire ilamında belirtilen hususların ... Bakanlığının yeniden yapılandırılması sürecinde, Kanun koyucunun tasarrufları ve buna bağlı olarak Maliye ve ... Bakanlıklarının idari tasarruflarından dolayı ortaya çıkan fiili durumun sonuçları olduğu;
-Kanun koyucunun Ankara ilinde, fiilen yürütülen Ankara ... Müdürlüğü dışında şahsa bağlı il ... müdürü kadroları ihdas ettiği ve bu durumda şahsa bağlı il müdürü kadrosunda bulunanların da “Ankara’da görev yapıyor” olmalarının kabulünün mevzuata uygun olduğu;
-Söz konusu personellerin atama onay belgelerinde şahsa bağlı kadronun ücret ve tazminatını alacaklarına dair bir ibarenin yer almamasının lehlerine yorumlanması gerektiği;
-İlgili mevzuatın, uygulayıcılar tarafından farklı farklı yorumlanmaya müsait olduğu;
-375 sayılı KHK’nin EK-10’uncu maddesine göre tereddütlü konuları açıklığa kavuşturma hususunda Maliye Bakanlığının yetkili kılındığı;
-Ankara ... Müdürlüğünün 24.03.2017 tarihli ve 3989995 sayılı yazısı ile Ankara Defterdarlığından görüş talep edildiği; Ankara Defterdarlığının 04.04.2017 tarihli ve 26888 sayılı yazısı ile de Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünden görüş talep edildiği belirtilmiş olmakla birlikte görüş konusunda herhangi bir cevaptan haberdar olunamadığı;
-Şahsa bağlı il müdürü kadroları Ankara ilinde bulunan personeller için Ankara esas alınarak yapılan ödemeler hususunda, ilgili mevzuatın herhangi bir duraksamaya mahal vermeyecek şekilde kamu zararı gerekçesini oluşturacak açıklık ve netlikte olmadığı;
-Dolayısıyla, söz konusu ödemelerden sorumlu tutulanlar açısından kasıt, kusur ve ihmal oluşmamış olduğu;
Düşünülmektedir.
Bu durumda, 14.09.2011 tarihli ve 28054 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile ... Bakanlığının yeniden teşkilatlandırıldığı, yeni bir durum oluştuğu, 2017 yılı Sayıştay denetimlerine kadar Bakanlık uygulamasında/il müdürlerine yapılan ödemelerde bir hata görülmediği ve söz konusu uygulamanın hatalı olduğuna dair bir raporlama yapılmadığı hususları göz önünde bulundurularak; yargı kararına bağlı telafisi güç sonuçlara yol açılmaması amacıyla, tereddütlü hususların ilgili bakanlıkların değerlendirmesi ile açıklığa kavuşturulması mevzuata uygun olacaktır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle tazmin hükmünün bozulması ve dosyanın Dairesine gönderilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
Üye ...’nin karşı oy gerekçesi;
02/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek 10 uncu maddesinde;
“Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan başkanlıklar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Türkiye İstatistik Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;
…
b) Taşra teşkilatlarına ait kadrolarda bulunup, kadro unvanları ekli (II) sayılı Cetvelde yer alanlardan,
…
aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre almakta olanlara anılan Cetvellerde kadro unvanlarına karşılık gelen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarlarda ücret ve tazminat verilir. Bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Ekli (II) ve (III) sayılı Cetvellerde atandıkları kadro dereceleri esas alınarak belirlenen ücret ve tazminatlar, 657 sayılı Kanunun 45 inci maddesine göre atananlar ile haklarında aynı Kanunun 67 nci maddesi uygulananlar için kazanılmış hak aylık dereceleri dikkate alınarak ödenir. Tazminat damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz.
…
Ekli (II) sayılı Cetvel kapsamında yer alan kadrolara vekaleten atananlara vekalet görevi nedeniyle birinci fıkrada belirtilen ödemeler yapılmaz. Ekli (II) ve (III) sayılı Cetvellerde yer alan kadrolarda bulunan ve ekli (II) sayılı Cetvel kapsamındaki başka kadrolara veya diğer kadrolara vekaleten atanan personele, birinci fıkrada belirtilen ödemeler dikkate alınmaksızın, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde ve 175 inci maddesine göre vekaleten atanılan kadrolar için belirlenmiş olan aylık göstergeleri ve ek göstergeler esas alınarak vekalet aylığı ve anılan Kanunun 152 nci maddesi uyarınca yürürlüğe konulan Cumhurbaşkanı kararının vekalete ilişkin hükümleri uyarınca işgal ettikleri kadrolar ve vekaleten atandıkları kadrolar için belirlenmiş olan zam ve tazminatlarının toplam tutarı esas alınarak zam ve tazminat farkı ödenir.”
denilmektedir.
Dolayısı ile Ankara ... İl Müdürlüğünde şahsa bağlı “İl Müdürü” kadrosunda bulunan kişilerin, Ankara ili veya başka bir ilde İl ... Müdürü olarak görevlendirilmesi halinde, 375 sayılı KHK’nın Ek 10 uncu maddesi son fıkrasında belirtildiği üzere; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesinde öngörülen vekâlet aylığı ile Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 9 uncu maddesi uyarınca öngörülen zam ve tazminat farkından yararlandırılması gerekmektedir. Ancak, İlamda yer alan kamu zararı tablosu incelendiğinde; ilgili personelden Ankara veya başka bir İl ... Müdürlüğü kadrosuna vekalet edenlerin, vekâlet aylığı ile Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 9 uncu maddesi uyarınca öngörülen zam ve tazminat farkının kamu zararı hesabında dikkate alınmadığı görüldüğünden, İl ... Müdürlüğü kadrolarına vekalet eden personelin 657 sayılı Kanun kapsamında hak kazandığı vekalet aylığının hesaplanarak kamu zararından düşülmesini teminen, 374 sayılı Ek İlamın 1. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün bozularak, Dairesine tevdiine karar verilmesi gerekir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:49