Sayıştay 4. Dairesi 48351 Kararı - Özel Bütçe İhale Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

48351

Karar Tarihi

10 Mayıs 2023

İdare

Diğer Özel Bütçeli İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Diğer Özel Bütçeli İdareler

  • Yılı: 2016

  • Daire: 4

  • Dosya No: 48351

  • Tutanak No: 54999

  • Tutanak Tarihi: 10.05.2023

  • Konu: İhale Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Taş tahkimatıyla ilgili olarak yapılan tüm imalatların fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığının bilirkişi raporuyla teknik olarak tespit edilmesine rağmen bu imalatlara ilişkin bedellerin ödenmesi;

216 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle; Bilirkişi Heyetince incelemesi yapılan 34.006/K/özel poz nolu ocak taşından 0-0,400 ton kategorideki taşlar, 34.008/K/özel poz nolu ocak taşından 0,400-2 ton kategorideki taşlar, 34.009/K/özel poz nolu ocak taşından 2-4 ton kategorideki taşlar, 34.0010/K/özel poz nolu ocaktaşından 6-15 ton kategorideki taşlar ile tahkimat yapımı (dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil) ve 2202/özel poz nolu her cins ve zeminde ocak ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli iş kalemleriyle ilgili olarak yapılan tüm imalatların fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığı teknik olarak tespit edildiğinden bu imalatlar için yapılan ödemeler toplamının kamu zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

İlam maddesinde (İşin Kontrolünü Yapan) Yapı Denetim Görevlisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan Yapım Kontrol Şefi …, Yol Yapım Kontrol Mühendisi …, Yol Yapım Kontrol Mühendisi …, (Hakediş Kapağı Üzerinde İmzası Bulunan) Hakedişi Kontrol Eden sıfatıyla sorumluluğu bulunan Yol Yapım Başmühendisi …, (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlisi ve (Hakediş Kapağı Üzerinde İmzası Bulunan) Hakedişi Kontrol Eden sıfatlarıyla sorumluluğu bulunan Yol Yapım Başmühendisi … ve (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi ve (Hakediş Kapağı Üzerinde İmzası Bulunan) Hakedişi Onaylayan sıfatlarıyla sorumluluğu bulunan Bölge Müdür Yardımcısı .. adlarına Av. … temyiz dilekçesinde özetle; (Ek) ilamda yer alan tazmin hükmünün dayanağını, Sayıştay Denetçileri tarafından tayin edilen Bilirkişilerce hazırlanmış olan Raporun teşkil ettiğini, müvekkillerin sorguya vermiş olduğu cevapta bu raporun bilimsel olarak eksiklikleri, bu Rapor haricinde ayrıca hazırlanmış olan iki ayrı Bilirkişi Raporuyla olan çelişkileri ve ... tarihinde meydana gelen doğal afetin söz konusu ihale kapsamında yapılan imalatlara vermiş olduğu zarara ilişkin bilimsel, fiili ve fiziki durumu açıklayan beyanları dikkate alınmadan hali hazırda söz konusu güzergâhta işleyen bir yolun olduğu göz ardı edilerek yapılmış olan bütün dolgu ve tahkimat imalatları bedeli için tazmin hükmü verildiğini, (Ek) İlamın dayanağını oluşturan Bilirkişi Raporunun eksiklikleri ve diğer iki ayrı Bilirkişi Raporuyla olan çelişkilerinin ayrıntılı olarak bilimsel ve teknik olarak ortaya konacağını, öncelikle ... tarihinde meydana gelen doğal afetin gerek (Ek) İlamda gerekse (Ek) İlama dayanak teşkil eden Bilirkişi Raporunda gerekse de … Genel Müdürlüğünce tayin edilen Bilirkişi Raporunda göz ardı edilmiş olmasına dikkat çekmek istediklerini, bu göz ardı edilmişliğin “doğa olayı” ile “doğal afet” kavramları arasındaki kavramsal kargaşadan kaynaklandığını düşünmekte olduklarını, tahkimat imalatının zaten deniz dalgalarının yola zarar vermesini önlemek için yapıldığı düşünülerek dalgaların vermiş olduğu zararın görmezden gelindiğini, bu yaklaşımın yanlış olduğu anlaşılmadan söz konusu imalatlara ilişkin Bilirkişi tespitlerinin de yanlış olduğunu anlamanın da mümkün olmayacağını, deniz dalgasının bir “doğa olayı” olduğunu, hele Karadeniz için sıradan bir doğa olayı olduğunu, ancak ... tarihinde meydana gelen olayın bir doğal afet olduğunu, tahmin edilenin, beklenilenin ve hesaplamalara dahil edilenin üzerinde bir doğa olayı gerçekleştiğini ve doğal bir afete sebebiyet verdiğini, bu doğal afete ilişkin bilgi ve resimlere dilekçe ekinde (Dilekçe Eki: 15) yer verildiğini, bu doğal afetin görünen ve görünmeyen imalatlara verdiği zararın, bu büyüklükteki dalgaların imalat üzerine getirdiği malzeme ve imalattan götürdüğü malzemenin Bilirkişi Raporlarında göz ardı edildiğini, hiçbir insan yapısı yapıda doğal afetlerin hesaplamalara katılmadığını, ancak doğa olaylarının belli bir referans aralığında dikkate alındığını, doğa olayı ile doğal felaket arasındaki farkın anlaşılması için çarpıcı bir örnek vermek gerekirse; Kuzey Anadolu Fayı üzerinde 7,5 şiddetinde ve altında bir deprem meydana gelmesinin bir doğa olayı olduğunu, ancak 8 ve üzerinde bir depremin meydana gelmesinin doğal felaket olduğunu, hiçbir yapının teknik hesaplarında da 8 ve üzeri şiddetli bir deprem olacağının dikkate alınmayacağını, ... tarihinde meydana gelen olayın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini, (Ek) İlamın dayanağını oluşturan Bilirkişi Raporunun eksiklikleri ve diğer iki ayrı Bilirkişi Raporuyla olan çelişkilerine gelinecek olursa; Bilirkişi incelemesinde uygulanan analiz yöntemlerinin jeolojik inceleme ve örnek toplama, mineraloji ve petrografi, kimyasal analiz, fiziksel test ve analizler olduğunun belirtildiğini, jeolojik inceleme ve örnek toplama kısmında yaklaşık 3 km’lik güzergâhın 26 lokasyona ayrıldığı ve her lokasyon için ayrı ayrı tespitler yapıldığı, bunların bazı kesimlerinde belli yüzde oranlarında malzeme kaybı olduğu; ancak bunların toplam miktarının belirlenmediği, 26 lokasyondaki 97 adet kaya parçasından 50 adedinin kireç taşı, 41 adedinin kumtaşından bu taşların oransal yüzdesinin ise % 51,54 kireç taşından, % 42,26 ise kum taşından oluştuğu hususlarının bildirildiğini, örneklemenin, etkin kanıt toplama metotlarından birisi olmakla beraber incelenen popülasyon için uygun örnekleme yönteminin seçilmesinin önem arz ettiğini, çünkü seçilen örneklere uygulanacak test deney ve analizlerle ortaya konulacak sonucun popülasyonun tümüne uygulaması halinde varılacak sonuçtan farklı olması ihtimalinin matematiksel olarak mevcut olduğunu ve bu mevcudiyetin verilecek hukuki kararı etkileme sonucuna sahip olduğunu, buna açık örnek olarak yargılamaya konu tahkimat imalatları için 3 (üç) ayrı bilirkişi incelemesinden üç ayrı sonuç elde edildiğini, farklı bilirkişilerce yapılan tespitlerin ve farklı müfettişlerce yapılan değerlendirme sonuçlarının da farklı olduğunun; bunların bazı yönleri ile birbirleriyle çeliştiğinin, farklı fazla ödeme hesaplamaları yapıldığının gösterilebileceğini, dolayısıyla zamanın ve denizin etkileri altında bu farklılıklar doğal olabileceğinden yargılamaya esas Bilirkişi Raporunun adalet, hakkaniyet ve güncel fiziki yol yapısını yansıtmaktan uzak olduğunun düşünüldüğünü, nitekim yok hükmünde sayılan mevcut karayolunun halen trafiğe açık olarak hizmet vermekte olduğunu, ayrıca ilk paragrafta belirtildiği üzere Bilirkişi Raporunda geçen “malzeme kaybı oluşan kısmın toplam miktarının belirlenmediği” ifadesine rağmen tüm tahkimat taşlarına aynı oranı uygulayarak toplam uygun olmayan taş tespiti değerlendirilmesi yapılmasının tereddüde mahal bırakmayacak açık ve net olan bir tespit olmadığını, 3 km'lik güzergâhın 26 lokasyona hangi aralıklarla bölündüğü hakkında koordinatlar dışında bir bilgi sahibi olmamakla birlikte gerek sorguda gerek (Ek) İlamda bu lokasyonların yol ve tahkimat projesi ile çakıştırılıp çakıştırılmadığının da açıklığa kavuşturulmadığını, ... tarihinde meydana gelen deniz taşmasının …, … Limanı, … Limanı, … Limanı ve … barınakları gibi birçok deniz kıyısında bulunan yapılarının tümünün zarar gördüğünü, Raporda deneye tabi tutulduğu belirtilen birçok kesimde uygun nitelikte gösterilmeyen taş numunelerinin dalga taşımı ile gelen değişik ebat ve evsaftaki farklı taşlardan oluşabileceğinin göz önünde bulundurulması gereken somut bir gerçek olduğunu, bunların ayrımı yapılmadan tümünün ilk haline göre genelleme yapılarak uygunsuz olduğu görüşünün doğru karar verilmesine imkân sağlamayan bir tespit olacağını, tahkimat kesitinin yüzeyde görünen kısmının toplam hacim ve kütlenin çok küçük bir bölümünü oluşturduğu düşünüldüğünde 26 lokasyondan yüzeysel alınan numunelerin bütünü temsil etmesinin mümkün gözükmediğini, netice olarak, yolun enkesitine bakıldığında tahkimatın büyük bir bölümünün deniz altında kalan kesitinde bulunması, kalan kesitin ise yol altına denk gelmesi sebebiyle tahkimatın yüzeysel numunelere göre değerlendirilmesinin, buradan bir oranlama yapılması yanlış olmakla birlikle, matematiksel olarak % 5 in altında oranı temsil ettiğinin görülmekte olduğunu, 26 lokasyonun belli kesimlerinde belli yüzde oranlarında malzeme kaybı olduğu belirtilmesine rağmen (Ek) İlamın 15. Sayfası ile 19. sayfası aralığında yer alan lokasyon bilgi ve verileri incelendiğinde Lokasyon 1, 2 ve 3’te herhangi bir malzeme kaybı olduğuna dair bilgi bulunmadığını, Lokasyon 4’ün 150 m’lik kesiminin tamamen boşaldığı, Lokasyon 5’te 250 m’lik kesimde % 95 malzeme kaybı olduğu, Lokasyon 6’nın altında verilen bilgide ise Lokasyon 2 ile 6 arasında % 80 malzeme kaybı olduğu hususlarının belirtildiğini, buradan hareketle yukarıda belirtilen örnekleme hatası yapıldığının açık olarak görüldüğünü, şöyle ki; 26 lokasyon eşit aralıklarla seçilmiş olsa idi 3000/26 olmak üzere her lokasyonun yaklaşık olarak 115 m olacağını, ancak Lokasyon 4’te 150 m’lik kesimin boşalmış olduğunun, Lokasyon 5'te 250 m’lik kesimin boşalmış olduğunun ve Lokasyon 2 ile 6 arasında % 80 malzeme kaybı olduğuna gösteren matematiksel ve istatiksel işlemin nasıl yapıldığının ve geri kalan lokasyonlardaki malzeme kayıplarına ilişkin veri olmamasına rağmen uygun olmayan malzemenin tüm tahkimatı kapsadığı kanaatine nasıl ulaşıldığının izaha muhtaç olduğunu, dolayısıyla fiziki tespitte verilecek kararı etkileyecek ciddi bir hesaplama hatasının ortada olduğunu, bu itibarla dolgularla ilgili yapılan tüm açıklamalar neticesinde; Bilirkişi Raporunda dolgular hakkında, dolguların yapım şartları ve sıkışma kriterlerini açıklayan ... Kısım 206 esas alınarak bir değerlendirme yapılmadığının anlaşılmakta olduğunu, ancak sunulan belgelerde görüleceği üzere, işin devamı sırasında gerek sahada, gerekse laboratuvarda şartnamelere uygun olarak kontrol ve deneylerinin yapıldığını, burada açıklığa kavuşturulması gereken hususun; yükleniciden tahsil edilecek olan ancak ilgili (Ek) İlamda kamu zararı olarak addedilen tutarın hangi teknik bulgu ve hukuki dayanaklar çerçevesinde hesaplandığının belirlenmesi olduğunu, bu kapsamda bundan sonraki kısımda bilirkişi tespitlerine istinaden (Ek) İlamda yer verilen iddialara ve cevaplarına yer verileceğini,

“Tahkimatta kullanılan taşların en az 4 farklı yerden getirildiği tespit edilmiştir.”:

Sözleşmenin 34.1. maddesi gereği imalatlarda kullanılacak malzemelere ilişkin ocaklar yüklenici tarafından temin edileceğinden yüklenici tarafından malzeme alınması düşünülen … mevkiinde belirlenen Ocaktan, … Taş Ocağından, … Beldesi …ye ait Taş Ocağından ve Km:31+300 de yer alan yarmadan örnekler alınıp ocak malzemesinin sözleşme ve şartnameye uygun olup olmadığı yönünden Bölge Müdürlüğü Laboratuvarında … Teknik Şartnamesi (...) Bölüm 305’de yer alan referans değerlere uygunluğunun kontrol edildiğini, ... (Dilekçe Eki: 1) ve ... (Dilekçe Eki: 2) tarihli araştırma raporu sonucunda ilk paragrafta bahsedilen ocaklardan sadece …ye ait Taş Ocağından alınan numunelerin deniz tahkimatına ilişkin ... kriterlerini sağladığının anlaşıldığını, bu defa … Kum Çakıl Ocağından alınan taş numuneleri üzerinde 29.05.2013, … taş ocağından alman numunelere (Dilekçe Eki: 3) 13.09.2013 tarihlerinde Bölge Müdürlüğü Laboratuvarında yapılan deney sonuçlarına (Dilekçe Eki: 4-04.10.2013 tarihlerinde Bölge Müdürlüğü laboratuvarında yapılan deney sonuçları) göre yine … Kum Çakıl Ocağına ait numunelerin uygun olmadığı; ancak … Taş Ocağından alınan taş numunelerinin deniz tahkimatı için uygun olduğu hususlarının belirlendiğini, 06.06.2017 ve 09.06.2017 tarihlerinde alınan taş numunelerinin de (Dilekçe Eki: 5-03.08.2017 tarihli yazı ve ekleri) ...’de belirtilen şartları sağladığının belirlendiğini, (Ek) İlamda tespitinin nasıl yapıldığı açıklanmamakla birlikte 4 farklı yerden taş alındığının belirtildiğini,

“… 2006 Teknik Şartnamesi Kısım 305.02.01'e göre; taş tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin petrografik görünümünde “kristaller iyi kenetlenmiş, kil minerali ve eriyebilir mineral olmayacaktır” denilmesine rağmen yapılan analizler sonucunda kumtaşlarının önemli bölümünün % 5’ten fazla kil içerdiği ve bazı kireç taşlarının ise killi kireçtaşı bileşiminde olduğu tespit edilmiştir.”:

Söz konusu yapım işinin sözleşme eklerinde yer alan, … yetkilileri tarafından hazırlanmış olan ve 2006 yılında yayımlanan … Teknik Şartnamesinin 305. kısmında, taş tahkimat yapımına ilişkin hükümlerin yer aldığını, bu kısımda yer alan “305.1 sayılı tabloda”, tahkimatta kullanılacak taşların şartnameye uygunluğunun tespiti için yapılması gereken deneyler, bu deneylere göre olması gereken şartname limitleri ve bu deneyler için esas alınması gereken standartların da belirtildiğini (ASTM, TS, TSEN gibi), buna göre; 305.1 sayılı tabloda ilk olarak, tahkimat taşlarının, “petrografik görünümleri”ne ilişkin değerlendirmelerin yer aldığını (Petrografi, doğada varolan kayaçların minerallerini, kimyasal bileşimlerini, yapı ve dokularını ve doğada bulunuş şekillerini ortaya koyarak, kayaçları tanımayı, sınıflamayı hedefleyen bir bilim dalıdır. Minerallerin tanınmasında, sertlik, yoğunluk, renk, çizgi rengi, parlaklık, dilinim, radyoaktivite, manyetik ve elektrik özelliği, kristal yapısı ve mikroskobik özellikleri göz önüne alınmaktadır.), tahkimat taşlarının, “petrografik görünümleri”ne ilişkin deneyler için şartname limitinin, “kristallerin iyi kenetlenmiş, kil minerali ve eriyebilir mineral olmaması” olarak belirlendiğini, yapılacak deneylerde esas alınacak deney standardının ise, “ASTM C 295” olarak öngörüldüğünü (“ASTM C 295” standardı, Türk Standartları Enstitüsü tarafından atıfta bulunulan Uluslararası Amerikan Test ve Materyalleri Topluluğu (ASTM) Standardıdır.) (2013 yılında düzenlenen … Teknik Şartnamesinin 3O5.Kısımında (305.02.01) yer alan “(305.1) sayılı Tablo”nun 1.sırasında, yapılacak deneylerde esas alınacak deney standardı ise, “TS EN 12407” olarak öngörülmüştür.), Bilirkişi Raporu değerlendirilirken öncelikle belirtilmesi gereken hususun; Bilirkişi Raporunda, kumtaşları ve kireçtaşlarına ilişkin analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığının da belli olmaması olduğunu, Raporda bu hususta bir açıklama yer almadığını; söz konusu standartlara hiçbir atıfta bulunulmadığını, diğer taraftan, bu hususla ilgili olarak Bilirkişi tarafından, km.30+500-33+600 arasındaki yaklaşık 3 km.lik bölümde belirlenen 26 lokasyondan alınan örnekler içerisinde kil minerali bulunup bulunmadığının araştırıldığını ve bulunan kil minerali miktarlarının lokasyonlar itibariyle yüzde (%) olarak belirlendiğini, Bilirkişi Raporu içerisindeki Tablo-2’de belirtildiği üzere; KL-1 ile KL-9 lokasyonları arasında, kil oranı % 5 ve üzerinde olan kesimler olduğu gibi, hiç olmayan kesimlerin de olduğunu, (Örneğin; KL: 1.1, 1.3, 1.5, 1.6, 2.1, 2.2, 2.3, 2.4, 2.5, 2.6, 2.8, 2.9, 2.10, 2.11, 3.2, 3.3, 3.4, 3.5, 4.3, 4.4, 5.1, 7.1, 7.2, 7.6, 8.1, 8.2, 8.3, 8.4, 9.2, 9.3, 9,4); KL 9’dan itibaren KL 26’ya kadar olan toplam 17 adet lokasyon ve bunların alt lokasyonlarında ise, hiçbir kil bulgusuna rastlanılmadığının görüldüğünü, söz konusu KL-1 ile KL-9 lokasyonları arası ... tarihinde meydana gelen doğal afetten en fazla etkilenen kısım olup deniz dalgalarının getirdiği malzemelerin en fazla olduğu kısım olduğunu, bununla birlikte, belirlenmiş yerlerdeki kil minerali içeren ve içermeyen toplam taş miktarının hesaplanmadığı; kil minerali içeren taşlar için ise, belirlenmiş yüzdelerin, ilgili standarda (ASTM C 295) göre imalatların kalitesine olan etkisinin değerlendirilmediği; diğer bir deyişle, bu taşların ilgili standarda uygun olup olmadığı hususunun belirtilmediği hususlarının anlaşıldığını, yapılan deneyler sonucunda elde edilen bulguların, ilgili standart olan ASTM C 295’e (Beton Agregalarımn Petrografik İncelenmesi için Standart Kılavuz) göre değerlendirmesinin yapılması gerektiğini, bu konuda (Ek) İlamda iddia edilen ve teknik dayanaktan yoksun olarak tahkimat imalatının tümünün yok sayılması ve buna bağlı olarak hesaplanan ve kamu zararı olarak belirtilen tutarın mevcut durumu yansıtmadığını,

“… 2006 Teknik Şartnamesi Kısım 305.02.01'e göre taş tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin aşınma direncinin % 15'ten az olması gerekmektedir. Oysa olay yerindeki bölgeden alınan en sağlam kumtaşlarının aşınma kaybı % 24, kireçtaşlarında ise % 28 olduğu belirlenmiştir. Bu iki taş türünün tüm imalatın % 94’ü olduğu değerlendirilmektedir. Aşınma direncinin yüksek çıkması kayaların içerisinde kil ve kömür gibi erime kolay olabilen bileşimden ve aynı zamanda fazla oranda zayıf düzlemler içermesinden kaynaklanmaktadır.”:

… Teknik Şartnamesi Kısım 305.02.01 Tahkimat Taşının Genel Nitelikleri Tablosuna aşağıda yer verildiğini;

TABLO: 1 Tahkimat taşının özellikleri (...)

Tablo 1’de görüleceği üzere aşınma direnci ile ilgili olarak yer alan şartname limitleri içerisinde (Ek) İlamda belirtildiği şekli ile % olarak 15 değerini içeren bir limit bulunmadığını, Sayıştay tarafından görevlendirilen Bilirkişilerin hangi yöntem ile aşınma direnci tespit ettiğinin (Ek) İlamda belirtilmemesi ve tahkimat işinin yapım şartları göz önüne alındığında bir kısmı yol altında, bir kısmı deniz altında, bir kısmı diğer kategorinin altında yer alan taşların aşınma dirençlerinin tespit edilerek şartnameye uymayanlarının tüm taşların % 94 ünü teşkil ettiğinin değerlendirildiğinin belirtilmesinin teknik ve hukuki dayanaktan yoksun bir ifade olduğunu, (ek) ilam hükmüne dayanak teşkil eden Bilirkişi Raporunda “Fiziksel test analizler” alt başlığı altında bahsedilen “Los Angeles aşınma testi” ile ilgili olarak değerlendirme yapıldığında; … tarafından 2006 yılında yayımlanan … Teknik Şartnamesinin 305. kısmında yer alan “Tahkimat Taşının Özellikleri” başlıklı (305.1) sayılı tablonun 5. sırasında; yapılacak olan deneyin niteliğinin “Kaba agregada Los Angeles Aşınma Direnci (%)”olarak ifade edildiğini, şartname limiti olarak bu oranın (% 25’in) altında olmasının (<25); yani, aşınma oranının % 25’ten büyük olmamasının öngörüldüğünü, bu direncin tespiti için uygulanması gereken deney standartlarının ise “TS 699” ve “TS 2513” olarak belirlendiğini, Bilirkişi tarafından bu oranın kireç taşı için % 28, kum taşı için % 24 olarak tespit edildiği; bu durumda kum taşı kökenli kayaların bu direnç standardını sağladığı, kireç taşı kökenli kayaların ise sağlamadığı hususlarının anlaşıldığını, bununla beraber, (Ek) İlamda yer alan; “… Genel Müdürlüğü, … Şartnamesi 2006 yılı şartnamesine göre Kısım 305.02.01’te Taş Tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin aşınma direncinin % 15 az olması denilmektedir. Oysa olay yerindeki bölgeden alman en sağlam kumtaşlarının aşınma kaybı % 24 ve kireçtaşlarında ise % 28 olduğu belirlenmiştir...” ifadesini esas alarak, yine, Bilirkişinin “... 26 lokasyondaki 97 adet kaya parçasından; 50 adedinin kireç taşı, 41 adedinin kumtaşından; yani % 51,54’ünün kireçtaşından, % 42,26’sının ise kumtaşından oluştuğu” tespitinden hareketle, “tahkimat taşlarının yaklaşık % 94’ünün şartnameye uygun olmadığı” sonucuna ulaştığını, Bilirkişi Raporunun sonuç kısmında yer alan bu ifade değerlendirildiğinde; burada geçen “Taş tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin aşınma direncinin %15 az olması ...” ibaresinde anlam bozukluğu olduğu gibi; K.T.Ş.’nde de böyle bir ibare ver almadığını, ayrıca, Bilirkişi Raporunun başlangıç kısmında belirtilen “Fiziksel test analizler” bölümünde sadece “Los Angeles aşınma test sonuçlarından” bahsedildiğini; orada da böyle bir ibare ve belirtilen oran yer almadığını, öncelikle, burada sorunun 2013 yılı ...’nin geçerli olup olmadığı hususu olmadığını, bahsedilen 2006 yılı ...’nin 305.02.01 “Taşın Genel Nitelikleri Bölümü’nde yer alan tablonun 8. sırasında “sürtünme ile aşınma kaybından” bahsedildiğini ve limitinin de “<15 cm3/50 cm2” şeklinde; dolayısıyla, (%) olarak değil (cm3/cm2) şeklinde gösterildiğini, Bilirkişi tarafından yapılan deneyin ve tespitin, söz konusu “sürtünme ile aşınma kaybı” deney türü ile bir ilgisinin bulunmadığını, Bilirkişi Raporunun içeriğinde “sürtünme ile aşınma kaybı”na ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, bu sıraya göre de ayrıca bir deney ve değerlendirme yapılmış olsa idi bunun açık olarak belirtilmesi gerektiğini,

“Olay yerindeki yol güzergahı boyunca yapılan jeofizik inceleme sonuçlarına göre mevcut taş bloklarının alt kısımlarında oturmaların olduğu, bloklu kayaların çok kırıklı olduğu, blok seçimi yapılmadan imalata başlandığı ve zeminin iyi sıkıştırılmadan imalata devam edilmiş olduğu düşünülmektedir. ”:

Bir kıyı koruma yapısı olarak tahkimatın yapım şartlarının … Teknik Şartnamesinde detayları ile yer almakta olup, “jeofizik inceleme sonuçları doğrultusunda çıkan sonuçlar aracılığı ile düşünülmektedir” kanısına kapılmanın teknik dayanaktan yoksun olduğunu,

….

TABLO 2: Tahkimat yapım şartları (...)

Resim 1: Tip Tahkimat Kesiti

Şöyle ki tablo 2 de belirtilen yapım şartları doğrultusunda belirlenen tip kesite (Resim 1) uygun olarak 0-0,4 ton kategorisi üst kotuna kadar dolgu teşkili, sonra dolgu eteğinden başlayarak 0-0,4 ton önüne 0,4-2 ton kategorisi sonra 6-15 ton denizin içine gelecek şekilde sonra 0,4-2 ton önüne ve 6-15 ton kategorinin üstüne gelecek şekilde 2-6 ton kategori taşlar yerleştirilmekte, sonra yol dolgu teşkiline devam edilmekte olduğunu, bu imalat yapılırken dikkat edilecek boşluk sınırları ve sıkışma kriterlerinin ne olduğunun … teknik şartnamesinde açıkça belirtilmiş olup, jeofizik yöntemlerle değerlendirme ve çıkarım yapılmasının ...’de yer almadığı gibi Dünyada kullanılmakta olan AASHTO ve ASTM gibi şartnamelerde de bulunmadığını, ayrıca mahallinde tahkimat üst kotları ve mesafelerinin, Etüt-Proje ve Çevre Başmühendisliğine bağlı etüt ekiplerine ölçtürülerek Bölge Müdürlüğünde mevcut olan enine kesit defterindeki kesitlerin üst kotları ve mesafeleri ile karşılaştırıldığını ve ölçülen değerlerle enine kesit defterlerdeki değerlerin örtüştüğünün görüldüğünü, gerek kaya dolguların gerekse normal dolguların yapım şartları ve sıkışma kriterlerini açıklayan ... Kısım 206’nın dilekçe ekinde sunulduğunu (EK: 8), yapılmış olan dolgularda kullanılan malzemenin ...’de belirtilen şartları sağladığını gösterir deney raporlarının dilekçe ekinde olduğunu (EK: 9-09.02.2012 tarihli yazı ve ekleri), (EK: 10-01.06.2016 tarihli yazı ve ekleri), (EK: 11-Hakediş eki Kaya Dolgu Sıkışma Kontrolü), (EK: 12-30.06.2016 tarihli yazı ve ekleri), (EK: 13-08.10.2018 tarihli dolgu malzemesi deney sonucu), (EK: 14-08.10.2018 tarihli dolgu sıkışma kontrolü deney sonucu), belirtilen bu eklerden görüleceği üzere dolgu kısım imalatında kullanılan malzemenin ...’de belirtilen şartları taşıdığı ve sıkıştırma işleminin de ...’ye uygun olarak yapıldığının görüleceğini,

“4 notu lokasyonda 7.5-8 metre genişlik 150 metre uzunlukta bir alanda blokların önemli bir kısmı yerinde değildir.” ve

“5 nolu lokasyonda 25 metre genişlik 250 metre uzunluktaki bir kesimde % 95 malzeme kaybı gözükmektedir.”:

(Ek) İlamda; “lokasyonlara ait bir itinerer yer almamakla birlikte yerinde olmayan imalatların bulunduğu bu lokasyonların ... ilini yoğun bir şekilde etkileyen ... tarihinde meydana gelen afet neticesinde tahrip olan kesim olduğu açıktır.” denildiğini, (ek) ilama esas sorgunun giriş kısmında dalga tahribatı ile ilgili olarak; “İdare yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, olağanüstü şiddet ve yoğunlukta deniz dalgalarının kıyıya vurması sonucunda, tahkimat ve yol imalatlarının bozulduğu şifahi olarak belirtilmiştir. Ancak, yapılan imalatların temel amacının zaten bu tür olumsuz dalga etkilerini bertaraf etmektir. Dolayısıyla sebebi ne olursa olsun, yapılan imalatların fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı kanaati oluşmuştur.” denildiğini, İdarenin şifahi olarak belirttiği durumun yerel gazete haberlerinde detayları ile mevcut olduğunu (Dilekçe Eki: 15), son yıllarda yaşanan iklim değişiklikleri nedeniyle yağış rejimlerinin değiştiğini, karada ve denizde nadir görülen doğa olaylarının (dolu, hortum seller) sıklıkla görülmeye başlandığını, şiddetli dalgalar ve beraberinde yaşanan deniz kabarması sonucu tahrip olan kesmin Km:27+190-27+300 arasındaki 120 m’lik kesim olup 2700 m’lik tahkimat işinde bu tutarın yüzdesel olarak düşük kalmakta ve kıyı mühendislik yapılarında ve dünyanın her yerinde yapılan kıyı deniz yapılarında da bu riskin bulunmakta olduğunu, bu risklerin varlığının aşikar olması nedeni ile inşaat işlemlerinin başlandığı ilk aşamadan itibaren inşaat projesinin bitimine kadar ki sürede oluşabilecek tüm riskleri teminat altına alan İnşaat All Risk Sigortasının sözleşmelerinde yer aldığını, bu çerçevede ... tarihi itibariyle yüklenici firma tarafından sigorta şirketine hasar tazmini için başvurulmuş olup sigorta şirketinin ekspertiz çalışmalarının devam etmekte olduğunu, gerek projelendirme aşamasındaki gerekse 2018 yılındaki oşinografik veriler incelendiğinde ... tarihinde meydana gelen olayda tahribatlara yol açan dalgaların çok ekstrem dalga boylarına ve şiddetlerine ulaştığının görülmekte olduğunu, yukarıda da açıklandığı gibi bunun bir doğal afet olduğunu, bunlar arasında bir değerlendirme yapmadan dalganın vermiş olduğu hasarın oluşmaması gerektiği belirtilerek fen ve sanat kurallarına aykırı imalat yapıldığı kanaati oluşmasının teknik dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca tahribatın yaşandığı kesimin hemen üst kısmındaki yol dışı alanda bulunan, kim tarafından döküldüğü belli olmayan hafriyat atıklarının da kabaran deniz etkisi ile imalat sahasına karışabileceği ve bu kesimdeki taşlarla ilgili sağlıklı veri toplamayı engelleyeceği hususunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini, yine Bilirkişiler tarafından yapılan jeofizik çalışmaları sonucu;

  • “Yol dolgusunun tamamen kontrolsüz dolgu olduğu düşünülmektedir.”:

Yol dolgusuna ait sıkışma raporları ve dolguda kullanılan ariyet ocağına ait uygunluk sonuçları mevcut olup dilekçe ekinde sunulduğunu, bunlardan da görüleceği üzere dolgu kısmında ...’ye uygun olmayan bir sonuç bulunmadığını,

  • “Yol dolgusu sıklıkla değişen kalınlıklarda, ortalama 70-80 cm ila en fazla 90-100 cm kalınlıkta olduğu düşünülmektedir.”:

Yol dolgusunun Resim 1’de verilen proje kesitine ve ... Kısım 206. Dolgular kısmında belirtilen şartlara göre yapıldığını, yüklenici ve yüklenici taşeronunun açmış olduğu karşı tespit davasına esas Bilirkişi Raporunda da (Dilekçe Eki: 17) teknik ölçümlerle yapılan tespitlerde yolun yatayda ve düşeyde projesine göre yapıldığı sonucuna varıldığının vurgulanmakta, ... tarihinde meydana gelen doğal afetin neden olduğu hasarların da ayrıca belirtilmekte olduğunu,

  • “Yol altı kontrollü ve planlı, kaya istifti uygun zemin iyileştirmesinin yapılmadığı düşünülmektedir. Yer yer 1-2 metrelik büyüklükte kumtaşları gözlenmekle birlikte genel olarak aşırı çatlak/kırıklı yapıda kum taşlan gözlenmiştir.”:

Dolguların yukarıda belirtildiği şekliyle ... dolgu kriterleri çerçevesinde teşkil edildiğini,

  • “Dolgu birimde yol boyunca ortalama 4-5 metrede bir çatlak/kırıklar gözlenmiştir. Bu çatlak/kırıklar ortalama 40-50 cm, yer yerde 30-40 cm ila 80-100cm boylarda değiştiği gözlenmiştir.”

Halen dolgu birim üzerinde bitümlü temel tabakası bulunmakta ve trafiğe hizmet vermekte olup herhangi bir bozulma ve oturma gözlemlenmediğini, yüklenici ve yüklenici taşeronunun açmış olduğu karşı tespit davasına esas Bilirkişi Raporunda da teknik ölçümlerle yapılan tespitlerde yolun yatayda ve düşeyde projesine göre yapıldığı projesindeki kesitlerle mevcut durumda yapılan ölçümlerin birbiriyle örtüştüğünün ve herhangi bir oturmanın olmadığının belirtildiğini, (ek) ilama esas Bilirkişi Raporunda iddia edildiği gibi çatlakların olması durumunda kullanılmakta olan yolda şimdiye kadar bir oturmanın olması ve hali hazır ölçümlerle projesindeki değerler arasında fark olmasının kaçınılmaz olacağının aşikar olduğunu, ancak böyle bir farklılık söz konusu olmadığını,

  • “Genel olarak, çok fazla su ihtiva eden ve ıslak/nemli birimler özellikler 2 metre ve altı derinliklerde gözlenmiştir. Yer yerde 2 metre üstü derinliklerde gözlemlenen ıslak/nemli birimlerin kuvvetle muhtemel yüzeyden su süzülmeleri ile dolguda gözlemlenen çatlak/kırıklar sebebi ile oluştuğu düşünülmektedir.”:

Tip kesite göre kategorik taşların bulunduğu kesimlerin suya maruz kesimler olup bu kesimlerin üst kotlarında su bulunmasının doğal olduğunu,

  • “Su ihtivası ve ıslak/nemli birimlerin gözlemlendiği yerlerde kısmen oturmalar da olduğu gözlenmiştir.”:

Daha öncede ifade edildiği üzere imalat üzerinde trafik işlemekte olup dalga tahribatı yaşayan kesim dışında herhangi bir oturma bulunmadığını, ayrıca düzenlenen sorgunun ve yargılamaya esas raporun incelenmesinde; öncelikle ... hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirildiği iddia olunan taş tahkimat imalatlarına ilişkin olarak imalat pozları ve tanımları itibari ile düzenlenmiş bir kamu zararı hesabının bulunmadığının görüldüğünü, kamu zararı iddiasına konu imalatlarla ilgili iş kalemlerinin poz numaraları tanımları ve her bir hakedişte gerçekleştiren miktarları ve tutarları itibarıyla belirtilmesi gerekirken, bu hususlar belirtilmeksizin hakedişler itibariyle “ilgili imalatlar için ödenen toplam tutar” başlığı altında, tek kalemde sadece tutar belirtildiği ve bunların toplamı alınarak toplam kamu zararının gösterildiğinin görüldüğünü, bu hususla ilgili olarak 2016 yılına ilişkin en son hakediş olan 28 nolu hakediş örnek verilecek olursa; 28 nolu hakedişin yapılan işler listesinde, bu hakedişe kadar gerçekleştirilmiş işlerin; I-Toprak tesviye işleri, II-Sanat yapıları işleri, III- Üst yapı işleri başlıkları altında yer aldığını, I-Toprak tesviye işlerinde;

  • Her cins ve klastaki zeminde yarma ve yan ariyet kazısı yapılması kullanılması ve nakli,

  • Her cins ve klastaki zeminde Ocak ariyeti yapılması kullan dolgu altlarındaki her cins zayıf ve oynak zeminin kazılması kullanılması ve nakli,

  • Dolguya gelen her cins ve klastaki kazı malzemesinin sulanması sıkıştırılması,

  • Her cins ve klastaki zeminde reglaj işleri

İmalatlarının bulunduğunu, bu işlerin söz konusu taş tahkimat işlerinden farklı olarak yapılması ve tahkimat işleri ile ilgisi bulunmaması sebebiyle hakedişteki toplam tutarının … TL olduğunun (fiyat tarkı ve KDV hariç) anlaşılmakta olduğunu, taş tahkimattan bağımsız olarak yapılan ve bu imalatla bir ilgisi bulunmayan bu işlerin bu aşamada ...’ye aykırılığını iddia etmek mümkün olmadığından kamu zararı hesabına dâhil edilerek bu imalatlara ilişkin ödemeleri yapan kişileri sorumlu tutmanın mümkün olmadığını,

Yine II-Sanat yapıları işlerinde;

  • 400 mm anma çaplı HDPE esaslı koruge kanalizasyon temini, nakli ve döşenmesi

  • Her derinlikte, her cins ve klastaki zeminde, kuruda drenaj, kanalizasyon hendeği, duvar temelinin kazılması

  • Her derinlikte, her cins ve klastaki zeminde, kuruda kutu menfez, gido. mahmuz, taş dolgu ve tahkimat işleri temellerinin kazılması

İmalatlarının bulunduğunu, tahkimattan bağımsız olarak yapılan ve bu imalatla bir ilgisi bulunmayan bu işlerin bu aşamada ...’ye aykırılığını iddia etmek mümkün olmadığından kamu zararı hesabına dahil edilmesinin, doğru karar verilmesine imkan sağlamayan bir tespit olacağını, ayrıca su tahliyesi için yapılmış olan menfezlerin de taş tahkimat imalatları ile bağlantısı bulunmaması nedeniylr bu işlerin bu aşamada ...’ye aykırılığını iddia etmek mümkün olmadığından bunların kamu zararına dâhil edilmesinin maddi gerçeğe ulaşmayı güçleştirdiğini ve maddi olgularla alınan karar arasındaki bağın tam olarak kurulamamasına sebep olduğunu, diğer hakedişler için de aynı durum söz konusu olmakla beraber hakedişlerde; sorguya konu olan toprak işlerinin tümü, sanat yapılarından tahkimat işleri dışında yüzey sularını toplayan drenaj sistemi ve kollektör hattı, üstyapı imalatları ile bordür, orta refüj düzenlemeleri projesine ve şartnamesine uygun olarak imalatı yapılan, herhangi bir kusur bulunmayan ve yerinde duran imalatların da kamu zararı hesabına dahil edilerek yanlış hesap ve işlem yapıldığının görülmekte olduğunu, yargılamaya esas raporda imalat pozları itibariyle düzenlenmiş bir kamu zararı hesabı olmadığından bu kapsama hangi imalatların dâhil edildiğinin anlaşılamadığını,

Sonuç olarak;

I- Yukarıda belirtilen gerekçeler çerçevesinde (Ek) İlamda ileri sürülen kamu zararı iddiasına yönelik tespitlerin hukuksal ve teknik dayanaktan yoksun olduğunun açık bir şekilde gözüktüğünü, ilgili (Ek) İlamda belirtildiği üzere Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Projelerin uygulanması” başlıklı 12 inci, “İşlerin denetimi” başlıklı 14 üncü, “Yapı denetim görevlisinin yetkileri” başlıklı 15 inci, “Sözleşme ve eklerine uymayan işler” başlıklı 23 üncü, “Hatalı kusurlu ve eksik işler” başlıklı 24 üncü maddesi ile “Yüklenicinin bakım ve düzeltme sorumlulukları” başlıklı 25 inci ve 26 ncı madde hükümlerinde yapılacak iş ve işlemlerin belirlendiğini, geçici kabulü ve kesin hesabı yapılmamış olan söz konusu işte zikredilen hükümler doğrultusunda işlem tesis edilip uygun olmayan imalat bedellerinin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Kesin Hakediş Raporu ve Hesap Kesilmesi” başlıklı 40 ıncı maddesinin 11 nolu alt bendinde yer alan; “Hesap kesme işlemi sonucunda, yüklenici idareye borçlu kaldığı takdirde, borcu genel hükümlere göre tasfiye edilir.” hükümleri uyarınca yükleniciden tahsil edileceğinden ayrıca söz konusu doğal afet nedeniyle meydana gelen zarar ziyan nedeniyle sigorta şirketince yapılması gereken ödemeler netleşmeden, tüm imalatın yok sayılarak kamu zararı olarak bu imalatlara karşılık gelen tutarın bildirilmesinin hakkaniyet ve gerçeklikten uzak olduğunu,

II- Hukuki bir kargaşaya neden olmamak adına yüklenici ve yüklenici taşeronunun açmış olduğu karşı tespit davası sonuçlanmadan, sigorta şirketi tarafından yapılacak tazmin ödemesi kesinleşmeden henüz geçici ve kesin kabulü yapılmamış olan söz konusu işte yapılan bütün imalatların yok sayılarak tazmin hükmü verilmesinin hukuka aykırı olduğunu

III- Bununla birlikte, yolun halen hizmete açık olması, iki gidiş-iki geliş olmak üzere iki duble yol ve tünel şekilde hizmet vermeye devam etmesi dikkate alındığında, sorguya esas Bilirkişi Raporunda belirtildiği şekilde ortada bir kamu zararı ve ziyanı bulunmadığını, zira, Devletin halen kullandığı bir yolun bedelinin tamamını kamu zararı adı altında gerek müvekkillerden ve gerekse de yüklenicinden talep etmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin …/… D.İş sayılı dosyası (Dilekçe Eki: 18) ile yapılan tespitte bozulan imalat miktarının sözleşme bedeliyle … TL, dava tarihi itibariyle … TL olarak tespit edilmiş olup, eğer bir kamu zararından bahsedilecek ise kamu zararının olsa olsa bozulan imalat bedeli ….TL kadar olması gerektiğini (Dilekçe Eki: 17), bu tutarın da “All Risk Sigortası’ndan tahsil edilmesi mümkün olduğundan, müvekkiller aleyhine tazmin hükmü verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bozulan imalatın da mücbir sebep sayılabilecek önemli ölçüde ve doğal afet niteliğindeki 10 metreyi aşan dalgalardan kaynaklığı dikkate alındığında, müvekkillere ve yükleniciye atfı kabil kusur da bulunmadığını,

IV- Bu nedenlerle söz konusu (Ek) İlam ile verilmiş olan tazmin hükmünün kaldırılarak, iş ile ilgili devam eden yargı süreci ve orada alınacak kararlar ile sigorta şirketine tazmin ettirilecek tutarın sonucuna göre Sayıştay’ın kararının ötelenmesini,

Kurulumuza arz etmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi ve (Hakediş Kapağı Üzerinde İmzası Bulunan) Hakedişi Onaylayan sıfatlarıyla temyiz talep eden … 15. Bölge Müdür Yardımcısı …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyadaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; yukarıda belirtildiği üzere kabul edilmemiş kesin hesabı yapılmamış ve alacak verecek ilişkisi, ilgili mevzuatına göre devam eden işte alınan hizmetin kabul edilmiş mantığıyla Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilisinin sorumlu tutulmasının hakkaniyet ve gerçekten uzak olduğunu, şöyle ki: düzenlenen ödeme emri belgesinde imzası bulunan ve ödeme emrine ekli evraklar üzerinden (ek) ilam konusu edilen fen ve sanat kurallarına aykırı olduğu belirtilen imalatları tespit etmesi mümkün olmayan Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilisinin de sorumlu olarak tayin edildiğinin görüldüğünü, fakat bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata aykırı harcama talimatı olmayan, hatalı işleme yönelik bir evrak düzenlemeyen, ödeme emri belgesi üzerinde kontrol işlemi yapma görevi bulunmayan, böyle bir görevi bulunsa bile, hatalı imalatı ödeme emri belgesi ve eki belgelerden tespit etme imkânı bulunmayan Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sorgu ve ilam maddesinde: çeşitli iş kalemlerinden yapılan ve bedeli ödenen bazı imalat iş kalemlerinin, ... ile fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığı gerekçesiyle bir kamu zararının doğduğu, bu zarardan Kontrol Mühendisi ile birlikte Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisinin de sorumlu olduğunun iddia edildiğini, oysa bu imalatlarla ilgili olarak Harcama Yetkilisinin bir talimatı/işlemi ve Gerçekleştirme Görevlisinin düzenlediği bir evrak bulunmadığını, son derece teknik detaylar barındıran söz konusu hatalı işlemlerin de, fiili fiziki incelemenin ötesinde her hakediş döneminde yapılması mümkün olmayan jeolojik, jeoteknik ve radarlı işlemler neticesi tespit edildiğinin (Ek) İlamda yer alan Bilirkişi Raporu ile anlaşılmakta olduğunu, bu durumda, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisinin kusurlu bir işleminden, dolayısıyla illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceğini, sonuç olarak bu ihalenin tüm maliyeti olan tutarın zimmet olarak taraflarına çıkarılmasının söz konusu olduğunu, bunun; yüklenicinin oraya kazma vurmadığı anlamına geleceğini, yani Yüklenici hiç bir şey yapmadan parasını alıp gitti nanasına geleceğini, oysaki ortada şu anda vatandaşa problemsiz bir şekilde hizmet veren bir yolun bulunduğunu, orada vatandaşın ihtiyacına cevap verecek bir yol yapılmış ise bunun bir parasal karşılığının olması gerektiğini dile getirmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi ve (Hakediş Kapağı Üzerinde İmzası Bulunan) Hakedişi Onaylayan sıfatlarıyla temyiz talep eden Bölge Müdür Yardımcısı …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyadaki temyiz dilekçesinde özetle; temyiz nedenleri olarak;

  1. ... tarihinde işe başlanmış bir deniz kıyısı kıyı yapısında yıllar sonra yapılmış olan bilirkişi tespitlerinin doğru sonuçlar vermeyeceğini, nitekim; Kararda lokasyonlara ait bir itinerer yer almamakla birlikte yerinde olmayan imalatların bulunduğu lokasyonların; ... ilini yoğun bir şekilde etkileyen ... tarihinde meydana gelen afet neticesinde (Dilekçe Eki: 7) tahrip olan kesim olduğunun açık olduğunu, bu durumun sorgulamada Daireye sunulduğu üzere yerel gazete haberlerinde de detayları ile mevcut olduğunu, son yıllarda yaşanan iklim değişiklikleri nedeniyle yağış rejimlerinin değiştiğini, karada ve denizde nadir görülen doğa olaylarının (dolu, hortum seller) sıklıkla görülmeye başlandığını, şiddetli dalgalar ve beraberinde yaşanan deniz kabarması sonucu tahrip olan kesmin Km:27+190-27+300 arasındaki 120 m’lik kesim olup 2700 m’lik tahkimat işinde bu tutarın yüzdesel olarak düşük kalmakta ve kıyı mühendislik yapılarında ve dünyanın her yerinde yapılan kıyı deniz yapılarında da bu riskin bulunmakta olduğunu,

  2. 3 (Üç) ayrı bilirkişi incelemesinden üç ayrı sonuç elde edildiğini, farklı bilirkişilerce yapılan tespitlerin ve farklı müfettişlerce yapılan değerlendirme sonuçlarının da farklı olduğunu; bunların bazı yönleri ile birbirleriyle çeliştiğini, farklı fazla ödeme hesaplamaları yapıldığını, zamanın ve denizin etkileri olacağından bu farklılıklar doğal olabileceğinden yargılamaya esas Bilirkişi Raporunun adalet, hakkaniyet ve güncel fiziki yol yapısını yansıtmaktan çok uzak olduğunu, nitekim yok hükmünde sayılan mevcut karayolunun halen trafiğe açık hizmet etmekte olduğunu,

  3. Görevlendirilmiş olan Bilirkişi Heyeti tespitlerinden (dilekçeye konu olan Sayıştay Ek ilamı, Sayfa 4, ilk paragrafta) en az % 45 oranındaki taş blokların tahkimat imalatında kullanılamayacağı belirtildiği halde bütün tahkimat taş blok imalatlarının yok sayılmasının tezat oluşturduğunu,

  4. Taş blok tahkimatların büyük bir kısmının İdarece verilmiş olan enkesitine uygun olarak inşa edildiğini ve halen yerinde durmakta olduğunu, malzeme kaybı olduğu belirtilen kısmın ... tarihinde meydana gelen olağanüstü deniz-dalga etkisinden meydana geldiği ve tahrip olan kısmın 120 metrelik bir kısım olduğu ve toplam imalat uzunluğu 2700 metre olduğundan etkilenen kısmın çok küçük bir bölümde kaldığı hususlarının tespit edildiğini, kıyı mühendislik yapılarında bu tür riskler bulunduğunun ve bu tür risklere karşı all-risk sigortalarının yapıldığının göz ardı edildiğini, ayrıca, büyük deniz- dalga etkisinden etkilenmiş olan kısmın ise proje kriterlerinin emniyet değerleriyle de ilişiklendirilmesi gerektiğini, nitekim bütün deniz tahkim yapılarının kabul edilen dalga yüksekliği kriterine göre inşa edildiklerini, bu nedenle söz konusu afet boyutundaki deniz-dalga etkisi (deniz kabarması) ile bozulma arasında bir değerlendirme yapılmadan, dalgalar nedeniyle hasarın oluşmaması gerektiği belirtilerek, tahkimatın, fen ve sanat kurallarına aykırı yapıldığı kanaatine ulaşılmasının teknik ve gerçekçi yaklaşımdan uzak olduğunun açık olduğunu,

  5. Görevlendirilmiş olan Bilirkişi Heyeti tespitlerinden (Dilekçeye konu olan Sayıştay Ek İlamı, Sayfa 4, “Yol dolgusunun kontrolsüz ve değişen kalınlıkta“) yol gövdesindeki dolgu yorumlarının yaklaşık 7 (yedi) yıl sonra yapılmış olmasına rağmen genel imalatı ve gerçekte bugünkü fiili durumu yansıtmadığını, ilgili kesmin dolgu imalatlarından alınmış olan AR-GE uygunluk raporları (Dilekçe Eki: 6) sunulduğunu, nitekim adı geçen yol kesiminde yol gövdesinde bugün itibari ile bile bir deformasyon bulunmamakta olup, trafiğe açık bulunduğunu,

  6. Kamu zararı tanımının 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde yapıldığı halde; iddia olunan kamu zararının varlığı ve boyutu ile zararı oluşturanlar arasındaki illiyet bağının net olarak ortaya konulamadığını, oysaki sorumluluk hukukunda kamu zararında kişisel sorumluluğun tayin edilmesinde kamu zararı ile zarara sebep olanın eylemi arasında illiyet bağı kurulmasının zorunlu bir önkoşul olarak değerlendirilmekte olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Yapı Denetim Hizmetleri” bölümünde İşlerin denetimi” başlıklı 14 üncü; “Sözleşmeye bağlanan her türlü yapım işleri, idare tarafından görevlendirilen yapı denetim görevlisinin denetimi altında, yüklenici tarafından yönetilir ve gerçekleştirilir.” denildiğini, buna göre, yapı denetim görevlisi ve yüklenici firma tarafından hazırlanan hakedişlerde girilen yeşil defter miktarlarına göre metrajların doğruluğunun tarafınca tespitinin yapılamaması ve yapı denetim görevlisi, gerçekleştirme görevlisi ve yüklenicinin karşılıklı olarak imzalı icmal ve tespit beyanının ilgili kanun ve yönetmeliklere uygun olarak metraj ve miktarlarının doğru olduğuna inanarak Bölge Müdür Yardımcısı ve Harcama Yetkilisi olarak imza attığını, yapılan hakedişin geçici hakediş olması ve işin kesin hesabının henüz yapılmaması ve kesin hesap hakedişinde Yapım İşleri Genel Şartnamesinde belirtildiği üzere; gerekli işlemler yapılmak suretiyle kesin metraj ve icmallerine göre var ise fazla ve hatalı ödemelerin kamu zararı oluşmayacak şekilde düzeltmelerinin yapılması gerektiğini, bu anlamda imzası bulunan hakedişlerde kamu zararına sebep olacak bir hatası olmadığı gibi geçici kabul, kesin hesap ve kabul işlemlerinin yapılmaması sebebiyle kamu zararı oluşmadığını,

  7. Adı geçen ihale konusu işin kesin hakedişinin yapılmadığı ve bundan dolayı da teminatının da iade edilmediği halde, ara ödemelerinin kesin ödeme niteliğinde olmadığı, kesin metraj ve hesap sonunda bulunan miktarlar üzerinden kamu zararlarının hesaplanması gerektiği hususların göz ardı edildiğini,

Yapım İşleri Genel Şartnamesinde “Geçici hakediş raporları” başlıklı 39 uncu maddesinde;

“(1) Birim fiyat esasına göre yapılan işlerin bedellerinin ödenmesinde aşağıdaki esaslara uyulur:

a) Sözleşmeye ekli birim fiyat teklif cetvelinde yazılı veya sonradan düzenlenen yeni birim fiyatlar ile metrajlarından hesaplanan iş kalemi miktarlarının çarpımı üzerinden hesaplanan tutardan sözleşmedeki kayıtlara ve ilgili kanunlara göre yapılacak kesintiler de çıktıktan sonra, sözleşmenin ödemeye ilişkin hükümleri çerçevesinde kendisine ödenir.

c) Yüklenicinin yaptığı işler ile ihzarattan doğan alacakları, metrajlara göre hesaplanarak sözleşme hükümleri uyarınca kesin ödeme niteliğinde olmamak ve kazanılmış hak sayılmamak üzere geçici hakediş raporları ile ödenir. Metrajlar, yeşil defter ve eklerinde gösterilir.”

Denildiğini, yine Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Hatalı ve kusurlu eksik işler” başlıklı 24 üncü maddesi ve “Yüklenicinin bakım ve düzeltme sorumlulukları” başlıklı 25 inci maddesi gereği de işlem yürütüleceğinin unutulmaması gerektiğini,

  1. … Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Bilirkişi Heyetince de, işte 3 (üç) çeşit taş kullanıldığının belirlendiği, deney sonuçlarının da sarı-gri ve gri kireç taşlarının … Teknik Şartnamesi Kısım 305 Tahkimat bölümünde belirtilen limitler dahilinde olduğu ve kabul edilebilir nitelikte bulunduğu hususlarının belirtildiğini, bu durumun hem Teftiş Kurulunu hem de oluşturduğu Bilirkişi Heyetini de incelemesi itibariyle zan altında bırakmakta olduğunu,

  2. Kıyı koruma yapısı olarak tahkimatın yapım şartlarının … Teknik Şartnamesinde (...) ayrıntılı olarak yer aldığı, jeofizik yöntemlerle değerlendirme ve çıkarım yapılmasının ...’de yer almadığı gibi dünyada kullanılmakta olan AASHTO ve ASTM gibi şartnamelerde de yer almadığı, bu nedenle inceleme sonuçları doğrultusunda genellemeye ulaşmanın teknik dayanaktan yoksun olduğu hususlarının göz ardı edildiğini,

  3. Taş tahkimatın bir bütün olarak yolun deniz etkisinden korunması için yapılmakta olduğunu, şartnameye aykırı malzeme kullanıldığı için tahkimat işlevini yerine getirmediği iddia edilen kısmın bugün bile (yaklaşık 10 yıl sonra) halen deniz etkisi altında işlevini yerine getirmekte ve ilgili karayolunun taşıt trafiğine açık bulunmakta olduğunu,

  4. Bilirkişi Raporunda kumtaşları ve kireçtaşlarına ilişkin analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığının da belli olmadığını, Raporda bu hususta bir açıklama yer almadığını ve söz konusu standartlara hiçbir atıfta bulunulmadığını,

  5. Aşınma direnci ile ilgili olarak yer alan şartname limitleri içerisinde sorguda belirtildiği şekli ile % olarak 15 değerini içeren bir limit bulunmadığını, Sayıştay tarafından görevlendirilmiş olan bilirkişilerin hangi yöntem ve aşınma direnci tespit ettiğinin sorguda belirtilmemesi ve tahkimat işinin yapım şartları göz önüne alındığında bir kısmı yol altında, bir kısmı deniz altında, bir kısmı diğer kategorinin altında yer alan taşların aşınma dirençlerinin tespit edilerek şartnameye uymayanlarının, tüm taşların % 94’ünü ettiği değerlendirmesinin teknik ve hukuki dayanaktan yoksun bir ifade olduğunu,

  6. … Teknik Şartnamesi (...) Tahkimat Taşının Özellikleri Tablosu’nun 8. Sırasındaki sürtünme ve aşınma kaybı değeri konusundaki sorunun, 2013 Yılı ...’nin geçerli olup olmadığı sorunu olmadığını, bahsedilen 2006 Yılı ...’nin 305.02.01 ilgili bölümde belirtilen değerin “< 15 cm3 / 50 cm2” şeklinde olduğunu, dolayısıyla ; (%) olarak değil (cm3/cm2) şeklinde gösterilmekte olduğunu, Bilirkişi tarafından yapılan deneyin ve tespitin, söz konusu “sürtünme ve aşınma kaybı” deney türü ile bir ilgisi bulunmadığını, Bilirkişi Raporunun içeriğinde “sürtünme ve aşınma kaybı”na ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını,

  7. .. Teknik Şartnamesi (…) Tahkimat Taşının Özellikleri belirlenirken uygulanması gereken standartların; Petrografik Görünüm, Doygun Yüzey Kuru Birim Hacim Ağırlık, Hacimce su Emme Oranı, Basınç Dayanımı, Kaba Agrega Los Angeles Aşınma Direnci, Tabii Don Dayanımı, Don Kaybı Deneyi, Sürtünme ile Aşınma Kaybı, Islanma-Kuruma Etkisi, Arazide düşürme Testi, Arazide Bekleme-Yerinde Gözlem olmak üzere 11 ayrı kategoriye göre belirlendiğini, taş tahkimat imalatlarının “teknik şartnameye uygun yapılıp yapılmadıkları” hakkında genel bir kanaat belirtebilmek için bu standartlara uygun test ve deneylerin ayrı ayrı yapılması gerektiğini, aksine, tek bir deney sonucundan hareketle kesin bir kanaat belirtmenin, teknik ve hukuki olarak uygun olmadığı aşikar olup, yeniden değerlendirilmesi gerektiğini,

  8. Denetçinin atıfta bulunduğu Bilirkişi Raporunun sonuç bölümünde; “olay yerinde tahkimat için kullanılan taş bloklarının jeolojik inceleme, petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel test deney sonuçlarına göre en az % 45’inin uygun olmayan taş bloklarından imal edildiği belirlenmiştir.” ifadesindeki iddianın afaki olup, bu “en az % 45 oranında uygun olmayan imalata” dair analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belirtilmediği gibi TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığının da belirtilmediğini, kaldı ki; sözleşmenin 34.1. maddesi gereği imalatlarda kullanılacak malzemelere ilişkin ocaklar yüklenici tarafından temin edileceğinden yüklenici tarafından malzeme alınması düşünülen … mevkiinde belirlenen ocaktan, … Taş Ocağından … Beldesi …’ye ait Taş Ocağından ve Km:31 +300 de yer alan yarmadan örnekler alınıp ocak malzemesinin sözleşme ve şartnameye uygun olup olmadığı yönünden Bölge Müdürlüğü Laboratuvarında … Teknik Şartnamesi(...) Kısım 305’de yer alan referans değerlere uygunluğunun kontrol edildiğini, ... (Dilekçe Eki: 1) ve ... (Dilekçe Eki: 2) tarihli araştırma raporu sonucunda ilk paragrafta bahsedilen ocaklardan sadece …’ye ait Taş Ocağından alınan numunelerin deniz tahkimatına ilişkin ... kriterlerini sağladığının anlaşıldığını, ayrıca; … Kum Çakıl Ocağından alınan taş numuneleri üzerinde 29.05.2013 (Dilekçe Eki: 3), … Taş Ocağından alınan numunelere 13.09.2013 (Dilekçe Eki: 4) tarihlerinde Bölge Müdürlüğü Laboratuvarında yapılan deney sonuçlarına göre yine … kum Çakıl Ocağı’na ait numunelerin uygun olmadığı ancak … Taş Ocağından alınan taş numunelerinin deniz tahkimatı için uygun olduğu hususlarının belirlendiğini, 06.06.2017 ve 09.06.2017 tarihinde alınan taş numunelerinin de ...’de belirtilen şartları sağladığının belirlendiğini (Dilekçe Eki: 5-03.08.2017 tarihli yazı ve ekleri)

  9. Yolun hangi kısmının veya kısımlarının kullanılmayacak durumda olduğunun kanıtlayıcı belgeleriyle ortaya konulması; daha sonra ise yolda var olduğu iddia edilmiş olan bozulma ve tahribatın, “dolgu”dan mı, “tahkimat”dan mı yoksa başka bir sebepten mi kaynaklandığının ortaya konulması gerektiğini, bu konuda herhangi bir kanıtlayıcı belgenin mevcut olmadığını,

  10. İhale konusu mevcut işle ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının kamu davasının devam ettiği, işin yüklenicisi tarafından ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine tespit davası açtığı ve sürecin devam ettiği göz önünde bulundurularak, ilgili kamu davası ile karşı tespit davası sonuçlanmadan, All Risk Sigorta Şirketi tarafından yapılacak tazmin ödemesi kesinleşmeden ve henüz geçici ve kesin kabulü yapılmamış olan söz konusu işte bütün imalatların yok sayılarak tazmin hükmü verilmiş olmasının hukuken yerinde bir karar olmadığını, mahkeme süreçlerinin sonunun beklenmesi gerektiğini,

  11. Yargılama sonucu 28 adet ara hakedişte imzası bulunan kişilere “ortaklaşa ve zincirleme” ödettirilmesi kararının hakkaniyete uygun olmadığını, fazla veya yersiz ödemeden kaynaklı kamu zararı oluşması durumunda Borçlar Hukuku açısından sorumluların “haksız fiil faili”, ilgililerin ise “sebepsiz zenginleşen” konumunda olduklarını, zira, ödemenin yapılmasıyla, kamu kaynağının ilgililerin malvarlığına geçmekte ve söz konusu kimselerin (yüklenici) kamu aleyhine sebepsiz zenginleşmekte olduklarını, buna karşılık söz konusu alacağın sorumlular hakkında kamu zararı iddiasıyla Sayıştay’ın önüne gelmesi ve Sayıştay’ca tazmin hükmü verilmesi durumunda; öncelikle borcun ilgiliden tahsil edilmesi için takibata başlanması gerektiğini, böyle bir imkanın kalmadığının anlaşılması durumunda ise borcun sorumlu kamu görevlisinden tahsil edilmesinin düşünülmesi gerektiğini,

  12. Yargılama sonucu sorumluların (pozisyonları itibari ile; Yapı Denetim Elemanı, Hakedişi Kontrol Eden Gerçekleştirme Görevlisi, Hakedişi Onaylayan Bölge Müdür Yardımcısı, Harcama Yetkilisi Bölge Müdürü) ortaklaşa ve zincirleme sorumlu tutulmasının da adaletle ve hakkaniyetle örtüşmediğini, nitekim;

Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “İşlerin denetimi” başlıklı 14 üncü maddesinde;

“1) Sözleşmeye bağlanan her türlü yapım işleri, idare tarafından görevlendirilen yapı denetim görevlisinin denetimi altında, yüklenici tarafından yönetilir ve gerçekleştirilir.”

Yapı denetim görevlisinin yetkileri” başlıklı 15 inci maddesinde de;

“1) Yüklenici bütün işleri yapı denetim görevlisinin, sözleşme ve eklerindeki hükümlere aykırı olmamak şartı ile vereceği talimata göre yapmak zorundadır.

2, 3, 4, 5, 6) maddeleri mealen - Yapı denetim görevlisinin kullanılacak malzeme seçimini, onayını ve uygun olmayan imalatların yıkılıp yeniden yaptırılmasını düzenler.”

Hükümlerinin yer aldığını, bununla birlikte 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu (KMYKK) kamu zararı oluşturan her idari işlemde kamu görevlilerinin kusuru aranması, “kasıt, kusur ve ihmal” kavramlarının Ceza, Borçlar ve Sayıştay Kanunlarında ayrı ayrı yer almakta olduğunu, harcama sürecinde yalnızca “gerçekleştirme görevlisi” unvanı yönüyle; harcama, gelir, mal ve muhasebe işlemlerinde birden çok kişinin görevli ve yetkili, dolayısıyla da sorumlu konumunda bulunduğu hususunun görülmekte olduğunu, buna göre harcamalarda sorumluluğun merkezinde gerçekleştirme görevlisinin yer aldığını, harcama yetkilisine “harcama talimatıyla” sınırlı bir sorumluluk yüklendiğini, bununla birlikte; üniversite lisans diplomasının Makine Mühendisliği olup, … 15. Bölge Müdürlüğü emrinde 13.03.2013 tarihinden itibaren Bölge Müdür Yardımcısı pozisyonunda çalışmakta olduğunu, … 15. Bölge Müdürlüğünce ilgili hakediş tarihlerindeki Bölge Müdürlüğündeki işlerin yürütülmesinde “Görev Dağılımı” yapılmış olup (Dilekçe Eki: 8) üzerine bırakılmış olan görevler içerisinde “Yol Yapım Başmühendisliği” iş ve işlemlerinin takibinin bulunmadığını, Dilekçe Eki: 17’de sunulmuş olan Görev Dağılımı Belgesi Madde 3’te ; Bölge Müdürü ve Müdür Yardımcılarının geçici görev, izin, hastalık, vb. nedenlerle görevi başlarında bulunmamaları halinde hangi ilgili personelin görevi yürüteceğinin belirtildiğini, (Ek) İlamda konu edilmiş ve aşağıda belirtilmiş olan ;

HAKEDİŞ NO İMZA TARİHİ İMZACI SIFATI

3 14.03.2014 Harcama Yetkilisi

4 05.06.2014 Onaylayan

06.06.2014 Harcama Yetkilisi

5 05.06.2014 Onaylayan

6 09.07.2014 Onaylayan

10 24.11.2014 Onaylayan

27.11.2014 Harcama Yetkilisi

18 08.09.2015 Onaylayan

Hakedişlerde “Onaylayan” ve ödeme emri belgelerinde “Harcama Yetkilisi” sıfatlarıyla imzalarının bulunduğunu, ilgili belge tarihlerinde dönemin Bölge Müdürü ve görev tevdii edilmiş olan Bölge Müdür Yardımcısının resmi yıllık veya hastalık izninde olmadığının Bölge Müdürlüğü Personel Müdürlüğü kayıtlarından teyit edilebileceğini (Dilekçe Eki: 9), bunun da resmi veya hastalık izninde olmayan görevlilerin yerine kendilerinden gelen talep üzerine ilgili hakedişlerde Onaylayan, ödeme emri belgelerinde ise Harcama Yetkilisi olarak imzaladığını gösterdiğini, her ne kadar atılmış olan imzalar hukuken bağlayıcı olsa da (aşağıda paylaşılmış olan ilgili Yönetmeliklerde imzacı yetki ve sorumluluğu net ve anlaşılır izah edilmemekle birlikte) bu bağlayıcılığın diğer muhattap imza sahipleriyle (hakedişlerde ve muhasebe evraklarında bulunan imzacılar) oransal olarak eşit olamayacağının hukuki ve vicdani olarak değerlendirilmesi gerektiğini, belirtmiş olduğu bu gerekçelerden dolayı Harcama Yetkilisi olarak imzaladığı hakedişlerdeki sorumluluğunun ortak ve zincirleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, bununla birlikte yargılamasında Bölge Müdürlüğü görev dağılımında uhdesinde bulunmayan ve akademik unvanıyla (makine mühendisi) örtüşmeyen (Dilekçe Eki: 10), sadece İdarenin iş ve işlemlerinin yürümesi adına imzaladığı ara hakedişler için “ortaklaşa ve zincirleme” sorumlu tutulmaması, varsa bir sorumluluğunun “ihmal” boyutunda değerlendirilmesi gerektiğini,

  1. 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 30 uncu maddesinde; “Yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de onbeş yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir. Ayrıca haklarında 27 nci madde hükümleri uygulanır.” denildiğini, olayın safahatına ilişkin olarak başlangıçta yapılmış olan açıklamada belirtildiği üzere ... Cumhuriyet Başsavcılığının … Genel Müdürlüğü (…) Teftiş Kurulu Başkanlığına yazmış olduğu yazıya istinaden …’nin yetkilendirmesi ile iki müfettiş tarafından yapılmış olan inceleme sonucu düzenlenen İnceleme Raporunda … TL’lik zarar tespit edildiği, bu Raporun ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği; … TL'lik zararının yükleniciden tahsilinin sağlanması için … 15. Bölge Müdürlüğü’nce girişimde bulunulmasının ardından yüklenici tarafından, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne müracaatta bulunularak tespit davası açıldığı ve sonucunun İdare (… Genel Müdürlüğü) aleyhine olduğu anlaşıldığından (Mahkemece atanan Bilirkişilerin yaptıkları inceleme sonucu düzenlenen Bilirkişi Raporunda özetle; bütün yolun düşeyde ve yatayda projesine uygun olarak yapıldığı, doğal afet nedeniyle hasara uğrayan bölümünde projesine uygun olarak yapıldığı düşünüldüğü belirtilerek; buna rağmen, hasara uğrayan kısımdan dolayı dava tarihi itibari ile sadece … TL tutarında fazla ödeme tespiti yapılmış olmakla birlikte); Mahkeme safahatının da beklenmesi gereğini doğurduğunu

İfade etmek suretiyle bu gerekçeler ışığında belirtilen eksikliklerin, tereddüt ve ihtilaf konusu hususların açıklığa kavuşturulması, gerekirse yeniden inceleme yapılması ve varsa yeni bulgularla yargılamaya esas raporun yeniden düzenlenmesi, bu rapora istinaden yapılacak yargılama ile hüküm tesis edilene kadar ve 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca “kamu zararı” kesinleşmediğinden; iddia edilen kamu zararı tutarı … TL’nin hüküm dışı bırakılmasını, her ne kadar … Genel Müdürlüğü Teftiş Heyeti tarafından … TL’lik zarar çıkartılmışsa da ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin …/… D.İş Sayılı dosyasıyla tespit olunan zarar tutarı … TL’nin zarar oluştuğu kabul anlamına gelmemekle birlikte zarar miktarının en üst seviyesi kabul edilmesini ve bu tutarında başta yükleniciden tahsil edilmesini, hakedişlerdeki diğer imzacıların sorumluluklarının ise “ortaklaşa ve zincirleme” olarak değil yetki ve pozisyon tanımlarına uygun olarak değerlendirilmesini, şahsen; Bölge Müdürlüğü görev dağılımında uhdesinde bulunmayan ve akademik unvanıyla (makine mühendisi) örtüşmeyen sadece İdarenin iş ve işlemlerinin yürümesi adına ricaen imzaladığı ara hakedişler için “ortaklaşa ve zincirleme” sorumlu tutulmadan varsa bir sorumluluğun “ihmal” boyutunda değerlendirilmesini, yapılmış olan yargılama sonucu hakkımda verilmiş olan tazmin hükmünün kaldırılarak işle ilgili devam eden yargı süreçleri ve orada alınacak kararlara göre Sayıştay’ın kararının ötelenmesini istediğini Kurulumuza arz etmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Bölge Müdürü …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyadaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle;

SORUMLULARIN BELİRLENMESİ KONUSU

Bununla birlikte tazmin hükmünde sorumlularının belirlenmesi ile ilgili olarak da 6085 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin (2) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hükümlere aykırılıklar ve yetki aşımının söz konusu olduğunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 33 üncü maddesinde (Dilekçe Eki: 16);

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, inal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir."

Gerçekleştirme görevlileri, işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.

... Gerçekleştirme belgelerinin şekil ve türleri merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri için Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde belirlenmiştir.”

Denildiğini, Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin (Dilekçe Eki: 17) ekinde düzenlenmesi gereken Yapım İşleri Hakediş Raporlarının formlarının verildiğini, düzenlenmesi gereken Örnek No 3/10 Hakediş Raporu formunun dilekçe ekinde görüldüğü şekilde olduğunu (Dilekçe Eki: 17),

Yönetmeliğin 7-a) maddesindeki; “Yapını İşleri Hakediş Raporları ... ilgili sayfaları ve gerekli görülen diğer belgeler düzenlenerek yüklenici ve yapı denetimi elemanlarınca imzalanır, yetkili makamca onaylanır.” hükmü gereğince, gerekli görülen belgelerin düzenleyenler, yüklenici ve yapı denetim elemanlarınca düzenlenerek imzalandığını, yetkili Bölge Müdür Yardımcıları tarafından da imzalanarak onaylandığını (Dilekçe Eki: 19), görüldüğü üzere işin gerçekleştirildiğine dair harcama belgesi olarak hakkedişler düzenlendiğini ve düzenlenen hakkedişlerde imzasının bulunmadığını, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin (Dilekçe Eki: 20) eki olan Ödeme Emri Belgesi (Dilekçe Eki: 21), Gerçekleştirme Görevlileri arasından Harcama Yetkilisince belirlenmiş görevli tarafından, yine bu Yönetmeliğin Kapsam başlıklı 2 nci maddesinde belirtildiği gibi “sadece bütçe işlemlerinin muhasebeleştirilmesi, hesapların konsolidasyonuna ilişkin hükümlerine tabi” olarak düzenlendiğini, bu belgenin Yönetmelik gereği muhasebesel işlemlerin uygun görüldüğüne dair Harcama Yetkilisi tarafından imzalandığını, açıklanan nedenlerle kanun öngörmemesine rağmen hakkındaki tazmin hükmü kararında bir yetki aşımı ve 5018 sayılı Kanunun 33 üncü, 71 inci ve ilgili maddelerine ve eki Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğine, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliğine, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre de kanuna aykırılık olduğunun görüleceğini,

Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “İşlerin denetimi” başlıklı 14 üncü maddesinde;

“(1) Sözleşmeye bağlanan her türlü yapını işleri, idare tarafından görevlendirilen yapı denetim görevlisinin denetimi altında, yüklenici tarafından yönetilir ve gerçekleştirilir.

(2) Herhangi bir işin, yanı denetim görevlisinin denetimi altında yapılmış olması yüklenicinin, üstlenmiş olduğu işi bütünüyle projelerine, sözleşme re şartnamelerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapmak hususundaki yükümlülüklerini ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.”

Denildiğini, Hatalı, kusurlu ve eksik işler başlıklı 24 üncü maddesinde ise;

“2) Sorumluluğu yükleniciye ait olduğu anlaşılan hatalı, kusurlu ve malzemesi şartnameye uymayan işlerin bedelleri, geçici hakedişlere girmiş olsa bile, yüklenicinin daha sonraki hakedişlerindeıı veya kesin hakedişinden vıı da teminatından kesilir.”

Denildiğini, iş devam ederken, 2016 yılı Ocak başında … 15. Bölge Müdürlüğündeki görevinin sona erdiğini ve 2015 yılı sonunda düzenlenen 20 no.lu hakedişten sonraki hakedişlerin de görevden ayrıldığı tarihten sonra düzenlendiğini, görevde olduğu sürede kamu zararı ile ilgili bir iddianın söz konusu olmadığını ve kamu zararı iddiası söz konusu olduğunda da yetkili makamında olmadığı için Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 24 üncü ve 25 inci maddelerine göre gereğini yaparak iddia konusu kamu zararı ve hakkındaki ilam hükmünü ortadan kaldırabilecek kesintileri yapılabilmemin mümkün olmadığının açık olduğunu, dolayısıyla (Ek) İlamdaki kamu zararı iddiasına katılmamakla birlikte görevde olmadığı dönemde yapılabilecek olan işlemlerin, yapılmamış olmasında dolayı tarafının tazmine dahil edilmiş olması yönüyle de tarafı ile ilgili tazmin hükmünün kanuna, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte (Dilekçe Eki: 22) 5 inci maddede; “(2) Kontrol, denetini, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararının geri ödenmesi sürecine, kamu görevlileri ile birlikte ilgililer de dahil edilir.” hükmünün bulunduğunu, eğer kamu zararı varsa, iddia olunan zarara bu Yönetmelik gereği yüklenicinin de dahil edilmesi gerektiğini, ancak yüklenicinin tazmin hükmüne dahil edilmediğini, Türk Borçlar Kanununun “Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri” başlıklı 77 nci maddesi gereğince de kanuna aykırılık söz konusu olduğunu, yargılama sonucu "ortaklaşa ve zincirleme” ödettirilmesi kararının hakkaniyete uygun olmadığını, fazla veya yersiz ödemeden kaynaklı kamu zararı oluşması durumunda Borçlar Hukuku açısından sorumluların "haksız fiil faili”, ilgililerin ise “sebepsiz zenginleşen” konumunda olduklarını, zira, ödemenin yapılmasıyla, kamu kaynağının ilgililerin malvarlığına geçmekte ve söz konusu kimselerin (yüklenici) kamu aleyhine sebepsiz zenginleşmekte olduklarını buna karşılık söz konusu alacağın sorumlular hakkında kamu zararı iddiasıyla Sayıştay’ca tazmin hükmü verilmesi durumunda; varsa borcun da ilgiliden tahsil edilmesi gerektiğini dile getirmiştir.

(Temyiz talep eden tüm sorumluların temyiz dilekçeleri için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; sorumlunun dilekçesindeki temyiz nedenleri tek tek belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; sorumlunun temyiz dilekçesinde belirtmiş olduğu temyiz gerekçelerinin yargılamaya esas raporda ve Daire yargılamasında tek tek mevzuata aykırı olma durumları, yapılan imalatların … Teknik Şartnamesine uygunsuzluğu ve tespit edilen kamu zararının gerekçeleri ile adı geçen kişinin sorumluluk durumunun açıklandığı, “... İşi”’nin … 15. Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda ... ihale kayıt numarası ile ihale edildiği, daha sonra bu işe ilişkin alınan ihbar dilekçesi üzerine Bilirkişi Heyeti oluşturularak, Heyetten ihale konusu işle ilgili yapılan imalatların … Teknik Şartnamesine uygunluğunun tespitinin talep edildiği, bunun üzerine Bilirkişi Heyetinin iş mahallinde incelemelerde bulunduğu, imalatta kullanılan malzemelerden değişik lokasyonlardan 94 adet numune almak suretiyle laboratuvarda değişik testlere tabi tutmak suretiyle incelediği, inceleme sonucunda; tahkimatta kullanılan malzemelerin şartnameye uygun olmadığı, genel olarak fen ve sanat kurallarına aykırı olarak yapıldığının tespit edildiği anlaşılmakta olup, kamu zararının belirlenmesinde Bilirkişi Raporunun esas alınması, uzman kişilerin konu hakkında yapmış oldukları değerlendirmelere katılınması gerektiğinin değerlendirildiği, 5018 sayılı Kamu Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesindeki kamu zararı tanımı karşısında teknik şartnamede belirlenen teknik özelliklere uygun imalatın yapılmamış olmasına rağmen hakediş düzenlenerek ödemelerinin yapılmasının, 5018 sayılı Kanunun 71 nci maddesinde belirtilen kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden “b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması” kriterine girdiği ve bu nedenle yapılan ödemelerin kamu zararını oluşturduğu, ancak oluşan bu kamu zararından dolayı Harcama Yetkilileri ile Ödeme Emri Belgesini imzalayan Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluklarının bulunmadığının düşünüldüğü, yargılamaya konu olayda, yapılan imalatlarla ilgili olarak Harcama Yetkilisinin bir talimatı/işlemi ve Gerçekleştirme Görevlisinin düzenlediği bir evrak bulunmadığı, tespit edilen hatalı işlemlerin, fiili fiziki incelemenin ötesinde her hakediş döneminde Harcama Yetkilisi tarafından yapılması mümkün olmayan, jeolojik, jeoteknik ve radarlı test işlemleri neticesinde tespit edilebileceğinin anlaşıldığı, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin düzenlemenin 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33 üncü maddelerinde yer aldığı, yargılamaya konu olayda, adı geçen ihale kapsamında yapılması öngörülen imalatların teknik şartnameye uygun olarak yapılmaması nedeniyle kamu zararının oluştuğunun görüldüğü, sorunun işin istenen teknik özelliklerine uygun olarak yapılmaması olduğu, Harcama Yetkilisinin, işin teknik özellikleri itibariyle eksik yapıldığını bilebilecek durumunda olmadığı ve bu çerçevede yapılan işi kontrol etmek gibi bir görevinin de bulunmadığı, bu görevin, işin teknik özelliklerine uygun yapılıp yapılmadığını kontrol etmek üzere görevlendirilen kontrol elemanlarının uhdesinde olduğu, yine, hakediş belgesinin Harcama Yetkilisi tarafından onaylanmasının, yapılan işin teknik özellikleri itibariyle yapılmış olduğunun onaylanması anlamına gelmemekte olup, bu onaylamanın hakediş belgesindeki imzaların imza sahiplerine ait olduğunun ve yapılacak ödemenin adı geçen ihale çerçevesinde olduğunun tasdiki olduğu, diğer taraftan sorumluluğun belirlenmesinde mutlaka illiyet bağının kurulması gerektiği, yani Harcama Yetkilisinin hangi görevi (karar, işlem veya eylem) nedeniyle kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olduğunun belirlenmesi gerektiğini, eğer bu sorunun cevabı verilmeden Harcama Yetkilisi sorumlu tutulacak olursa, hem Sayıştay Kanununun 7 nci maddesinin; “(3) Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” şeklindeki hükmüne aykırı işlem yapılmış olacağını, hem de yeniden kusursuz sorumluluk ilkesine geri dönülmüş olacağını, harcama yetkililerinin yapılan işin şartnamede belirtilen teknik özelliklerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını kontrol etmek gibi bir görevi bulunmadığından ve tespit edilen kamu zararı ile Harcama Yetkilisinin görevi arasında bir illiyet bağı olmadığından tespit edilen kamu zararı nedeniyle Harcama Yetkililerinin bir sorumluluklarının bulunmadığının değerlendirildiği, Kanunda iki tür gerçekleştirme görevlilerinden bahsedilmekte olup bunların sorumluluklarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, birinci tür gerçekleştirme görevlisinin; Kanunun 33 üncü maddesindeki; “Harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır” hükmünde bahsedilen, harcama yetkilisi tarafından görevlendirilen ve ödeme emri belgesini düzenleyerek eki belgeleri tamamlayan ve ödeme emri belgesini imzalayan kişi olduğu, bunlara “görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlileri” de denilebileceği, bunların sorumluluklarının belirlenmesinin de harcama yetkililerinde olduğu gibi olup bunların harcama sürecinde işin mevzuata ve teknik şartnameye uygun yaptırılması ve gerekli teknik belgelerin düzenlenmesiyle ilgili bir görevlerinin bulunmadığı, hakediş belgesinin kontrol edilerek imzalanmasının, hakediş belgesi eki belgelerin tamam olması ve yapılan hesaplamaların doğru yapılıp yapılmadığının kontrol edildiği anlamına geldiği, bu yönüyle hakedişlerde bir sorun bulunmadığı, bu kontrolün hakedişin içeriğindeki imalatların teknik yönüyle eksik yapılıp yapılmadığının kontrolü olmadığı, zira bu kontrolün yapılabilmesinin ancak işin yapılma sürecinde gerekli analizlerin yapılmasıyla mümkün olabileceği, bunun da birinci tür gerçekleştirme görevlisinin görevi olmadığı, bu nedenle oluşan kamu zararından dolayı bu kişilerin sorumluluklarının da olmadığının değerlendirildiği, ikinci tür gerçekleştirme görevlilerine gelince; bu tür gerçekleştirme görevlilerinin Kanunun 33 üncü maddesinde yer alan; “Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler." şeklinde tanımlanan gerçekleştirme görevlileri olduğu, bu tür gerçekleştirme görevlileri, madde metninden de anlaşılacağı üzere, işin ya da malın mevzuata veya teknik şartnameye uygun olarak yaptırılmasından, alınmasından ve mevzuat gereği aranan belgelerin düzenlenmesinden, belgelendirilmesinden doğrudan sorumlu oldukları, yargılamaya konu olayda kamu zararının, işin teknik özellikleri itibariyle yaptırılmamış olmasından kaynaklandığının anlaşıldığı, buradaki yanlışlığın, teknik özellikleri itibariyle istenen imalatların yapılmamasına rağmen yapılmış gibi belgelendirilmesi olduğu, buradaki yanlışlığı kontrol ederek gereğini yapacak olan kişilerin hakediş sürecine kadar olan süreçte görevlendirilmeleri ya da görevleri gereği bu belgeleri düzenleyen ya da kontrol eden (kontrol elemanları) süreçteki gerçekleştirme görevlileri olduğu ve oluşan kamu zararından dolayı da doğrudan bu kişilerin sorumlu olduklarının değerlendirildiği, bu itibarla, kamu zararı tespitine katılınmakla beraber, sorumlunun sorumluluğa olan itirazının yerinde olduğu düşünüldüğünden konunun sorumluluk yönüyle yeniden değerlendirilmesi için dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

İşbu dosyayla sorumluları adına duruşma talebinde bulunan Av. …, dosyadaki sorumlulardan …, … ve … (soyadı değişmeden önce …)’un kendileri, aynı ilam maddesi ile ilgili olarak kendi gündem sırasında görüşülen dosya ile duruşma talebinde bulunan sorumlu … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra (17.12.2011 tarihli ve 28145 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sayıştay Genel Kurulu, Temyiz Kurulu ve Daireler Kurulunun Çalışma Usul Ve Esaslarının “Temyiz Kurulu toplantılarında bulunabilecek olanlar” başlıklı 27 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ahizlerin duruşmaya fer’i müdahil olarak katılma isteklerini bir dilekçe ile Sayıştaya bildirmeleri gerektiği halde herhangi bir yazılı dilekçeleri bulunmadan duruşma sırasında sözlü olarak duruşmaya katılma isteğinde bulunan yüklenici (ahiz) firma … temsilcileri … ve …’nun bu istekleri ve kendi gündem sırasındaki temyiz talebi süre aşımı nedeniyle reddedilen …’ın duruşmaya katılma isteği de reddedilerek),

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yargılamaya esas raporda bahsi geçen “…” yapım işine ilişkin belgelerin incelenmesinde;

Söz konusu yapım işinin ... tarihinde ihale edildiği, işin yaklaşık maliyet tutarının … TL olduğu, ihaleyi … TL bedelle en düşük teklif veren şirketin kazandığı ve bu şirket ile sözleşme imzalandığı; işe başlama tarihi ... olup, işin ... tarihinde bitirildiği, işin sözleşme bedelinin % 19,7 oranındaki iş artış tutarı ile birlikte … TL olduğu,

Sorumluların temyiz dilekçelerinden söz konusu yapım işinde; öncelikle, yapılacak yol kesitinin en altına 0-0,4 ton kategorisinden taşlarla tahkimat dolgusu yapıldığı ve bunun üzerine yol dolgusu yapıldığı; 0-0,4 ton kategorisinden tahkimatın denizden taraf eteğinden başlayarak denize doğru eğimli biçimde 0,4-2 ton kategorisinden destek tahkimatı yapıldığı; yine bu taş tahkimatı takiben de, denizin içerisine girecek şekilde belli bir derinliğe kadar 6-15 ton kategorisinden taş tahkimatı yapıldığı; en sonunda da, hem 0,4-2 ton kategorisini yandan bağlayacak şekilde, hem de 6-15 ton kategorisini üstten bağlayacak şekilde 2-6 ton kategorisinden taşlarla tahkimat yapıldığı;

Netice itibariyle, yatay düzlemde bakıldığında bu tahkimatların bir bölümünün yol altına; bir bölümünün de yolun deniz kenarındaki kısmından başlayarak denizin belli bir kısmına ve derinliğine denk geldiği,

Yol altına denk gelen taş tahkimatı üzerine yol dolgusu yapıldıktan sonra, dolgu üzerine de yol sanat yapıları ve yol üst yapısının yapıldığı

Anlaşılmaktadır.

Kamu zararı iddiasına konu olan işlem ve eylemlerin safahatı değerlendirildiğinde;

… Genel Müdürlüğünce … 15. Bölge Müdürlüğüne gönderilen … tarihli ve … sayılı yazının incelenmesinde;

Söz konusu yapım işinin gerçekleştirilmesi sürecinde birtakım usulsüzlükler yapıldığı yönünde yüklenici firmanın çalışanı tarafından 29.03.2017 tarihinde ... İl Emniyet Müdürlüğüne ihbarda bulunulduğu, ihbar yazısına istinaden konunun ... Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmesi üzerine Başsavcılığın …’ye gönderdiği soruşturma talebine ilişkin yazı üzerine … Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri tarafından bilirkişi görevlendirildiği, ... tarihli Bilirkişi Raporundaki tespitler ve inşaat mahallinde yapılan incelemeler üzerine müfettişler tarafından ... tarihli ve ... sayılı İnceleme Raporunun düzenlendiği, bu raporda toplam … TL fazla ödeme tespitinin yapıldığı,

İkinci aşamada; ... Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenen ... tarihli Bilirkişi Raporunun düzenlendiği; bu Bilirkişi Raporuna göre ise … TL fazla ödeme tespitinin yapıldığı,

Son aşamada; ... Cumhuriyet Başsavcılığının bu defa … Teftiş Kurulu Başkanlığına yazdığı ... tarihli yazıyla talep etmesi üzerine, … Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen iki müfettişin görevlendirdiği Bilirkişi Heyeti tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler esas alınarak … tarihli ve … sayılı İnceleme Raporu düzenlendiği, bu Raporda; yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda … TL’lik kamu zararı tespitinin yapıldığı, bu raporun ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği;

Diğer taraftan, belirlenen … TL’lik kamu zararının, kesin hesabın çıkarılması aşamasında yükleniciden tahsilinin sağlanması hususunun … Genel Müdürlüğünce … 15. Bölge Müdürlüğünden talep edildiği; belirlenen tutarın yükleniciden tahsili için Bölge Müdürlüğünce girişimde bulunulması üzerine, yüklenici tarafından ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatta bulunularak tespit davası açıldığı, Mahkemece atanan bilirkişilerin yaptıkları inceleme sonucu ... tarihli Bilirkişi Raporunun düzenlendiği, bu raporda özetle; bütün yolun düşeyde ve yatayda projesine uygun olarak yapıldığı, doğal afet nedeniyle hasara uğrayan bölümün de projesine uygun yapıldığının düşünüldüğü belirtilerek; buna rağmen, hasara uğrayan kısımdan dolayı dava tarihi itibariyle … TL tutarında fazla ödeme tespiti yapıldığı,

Netice itibariyle, konu ile ilgili olarak farklı bilirkişilerce yapılan tespitlerin ve farklı müfettişlerce yapılan değerlendirme sonuçlarının da farklı olduğu; bunların bazı yönleri ile birbirleriyle çeliştiği, farklı fazla ödeme hesaplamalarının yapıldığı

Anlaşılmaktadır.

Belirtilen bu süreç içerisinde yüklenici firmanın çalışanı tarafından bir ihbar dilekçesinin de ... tarihinde Sayıştay Başkanlığına gönderildiği, bunun üzerine Denetim Ekibi tarafından mahallinde araştırma ve inceleme yapılmasını temin için ... tarihinde “bilirkişi” görevlendirildiği; görevlendirilen üç kişilik Bilirkişi Heyeti tarafından yapılan araştırma ve incelemeler sonucu düzenlenen Bilirkişi Raporunun ... tarihinde Denetim Ekibine sunulduğu, bu Bilirkişi Raporundaki veriler esas alınarak sorgu düzenlendiği ve sorumlu addedilenlere gönderildiği; alınan cevaplara istinaden kamu zararı iddiasına konu yargılamaya esas rapor düzenlendiği anlaşılmakta;

Bu meyanda, Denetim Ekibi tarafından Bilirkişi Heyetine tevdi edilen görevin;

“…” bünyesinde;

  1. 34.006/K/Özel poz numaralı “Ocak Taşından 0. 0,4 ton kategorideki taşlar ile tahkimatın yapımı (Dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil),

  2. 34.008/K/Özel poz numaralı “Ocak taşından 0.4. 2 ton kategorideki taşlar ile tahkimatın yapımı (Dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil),

  3. 34.009/K/Özel Poz numaralı “Ocak Taşından 2. 6 ton kategorideki taşlar ile tahkimatın yapımı (Dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil),

  4. 34.010/K/Özel Poz numaralı “Ocak Taşından 6. 16 ton kategorideki taşlar ile tahkimatın yapımı (Dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil),

  5. 2202/Özel poz numaralı “Her cins zeminde ocak ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli,

İş kalemleriyle ilgili çalışma yapılması, belirtilen iş kalemleri ile ilgili ihale dokümanında yer alan şartname ve birim fiyat tariflerine uygun olarak imalatların yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, ödemeye esas metraj, kantar fişleri ve diğer belgeler ile bu iş kalemlerinin karşılaştırılması, gerekli jeolojik ve jeofizik çalışmaların yapılması; bu bağlamda, bu işlerin geneli hakkında kesin kanaat oluşturabilecek tüm verilerin toplanması, gerekli analizlerin yapılması, elde edilecek tüm jeolojik ve jeofizik sonuçlar ışığında şartnameler ve hakediş miktarları ile sonuçlarının karşılaştırılması” şeklinde belirlendiği

Görülmektedir.

Söz konusu yapım işinin sözleşme eklerinden olan ve … yetkilileri tarafından hazırlanmış bulunan 2006 … Teknik Şartnamesinin (...) incelenmesinde;

“İŞİN KONTROL EDİLMESİ” başlıklı 102. Kısımda:

“Bu kısım, ihale edilen yol yapım işinin plan ve projeler doğrultusunda, sözleşme ve şartnamede belirtilen esaslara uygun bir şekilde yapılmasını sağlamak için İdare tarafından doğrudan Kontrol Mühendisi veya İdarenin temsilcisi Müşavir ve Kontrol Mühendisi tarafından birlikte kontrol edilmesini kapsar.

Kontrol Mühendisliği; mühendis, sürveyan, araştırma teknisyeni, alet operatörü ve diğer görevlilerden oluşur. Bu personel, kendi görev alanlarında Kontrol Mühendisi adına hizmet verir. Kontrol Mühendisi, imalat için gereken malzemenin hazırlanmasını, imalatın yapılmasını ve projede yer alan her türlü işi kontrol edecektir. Kontrol Mühendisi, yapılan iş/imalatın şartnameye uygun olmadığı durumlarda, iş ve işçiler ile çevre güvenliği açısından uygun olmayan hallerde işin durdurulması dahil gereken önlemleri alacaktır.

Şartname, ihale dokümanlarının bir parçasıdır. Şartname, ihaleden sonra Müteahhit ile İdare arasında yapılan sözleşmenin temelini oluşturur. Şartname; yol yapımı sırasında kullanılan malzeme, yapılan imalat ve işçilik için gerekli şartlan doğru ve açık bir şekilde tanımlayan belgedir. Şartname, ayrıca yapım sırasında karşılaşılabilecek farklı durumlarda yapılacak işlemleri de tanımlar.”

Denildiği,

“MALZEMENİN KONTROLÜ VE MUHAFAZASI” başlıklı 103. Kısımda:

“Malzeme Ocakları ve Nitelikleri” başlığı altında;

“Yol ve sanat yapılarının yapımı için gereken malzeme projede belirtilen ocaklardan temin edilecektir. Müteahhit yola malzemeyi getirmeden önce malzeme için gereken test ve incelemenin yapılması için Kontrol Mühendisine haber verecektir.”,

“Numune Alınması ve Deneyler” başlığı altında;

“Yol ve sanat yapıları inşaatında kullanılacak her bir ocak malzemesinden ikişer adet numune alınıp mühürlenecek; bu numunelerden birisi yolun kesin kabulü tamamlanıncaya kadar İdarece, diğeri ise şantiyede muhafaza edilecektir. Bütün malzeme, kullanılmadan önce Kontrol Mühendisi tarafından muayene edilerek kabul edilecek ve gerekli görüldükçe deneyleri yapılacaktır. Kontrol mühendisi tarafından kullanılmasına izin verilmeyen malzeme ile yapılan işler kabul edilmeyecektir. Ocaktan alınan numuneler üzerine ocak verimi ve yolda kullanılacağı Km kesim sınırları yazılacak ve bu sınırlar içinde numunelerden daha düşük nitelikte malzeme kullanılmayacaktır.”

Denildiği;

“TAŞ TAHKİMAT” başlıklı 305. Kısımda:

“Tanım” başlığı altında;

“Bu kısım; İdare tarafından belirtilen yerlerde, projelerde gösterilen boyut ve kesitte, kuruda veya suda, şartnamede belirtilen ağırlıktaki taşlarla ve diğer şartlara uygun olarak yapılacak tahkimat işlerini kapsar. Tahkimat projeleri, feyezan halinde tahkimat kesitinin herhangi bir yerinde olabilecek çözülmenin sıra ile tahkimat yapısının tamamını etkileyebileceği göz önüne alınarak hazırlanacaktır.”,

“Taşın genel nitelikleri” başlığı altında;

“Taş tahkimat işlerinde kullanılacak taşlar; homojen, sık kristallerden oluşan, sağlam, sert, aşınma, don ve hava tesirlerine dayanıklı, süreksizlik içermeyen veya az sayıda içeren ve aşağıdaki tabloda belirtilen özelliklere sahip olacaktır. Tahkimat yapımında kullanılacak taşlar TS EN 13383-1 ve TS EN 13383-2 standartlarında belirtilen nitelikleri taşımalıdır.”

Denildiği;

Bu kısımda yer alan “305.1 sayılı Tabloda”;

“Tahkimatta kullanılacak taşların şartnameye uygunluğu için yapılması gereken deneyler, bu deneylere göre olması gereken şartname limitleri ve bu deneyler için esas alınması gereken standartların:

  1. Petrografik Görünüm (şartname limiti:……. (deney standardı: ASTM C 295 ),

  2. Doygun Yüzey- Kuru Birim Hacim Ağırlık (gr/cm3), (şartname limiti: ≥ 2. 60),

  3. Hacimce Su Emme Oranı (%), (şartname limiti: ≤ 2),

  4. Basınç Dayanımı (kgf/cm2) ,( şartname limiti: ≥ 500),

  5. Kaba Agregada Los Angeles Aşınma Direnci (%) (şartname limiti: ≤ 25),

  6. Tabii Don Dayanımı (%) (şartname limiti: ≤ 5),

  7. Don Kaybı Deneyi (Na2SO4) (%) (şartname limiti: ≤ 2),

  8. Sürtünme ile Aşınma Kaybı (şartname limiti: ≤ 15 cm3 / 50 cm2) ,

(2-8 için deney standartları: TS 699 (Ocak 1987) ve TS 2513 (Şubat 1977),

  1. Islanma-Kuruma Etkisi (35 Döngü Sonrası) (şartname limiti= önemli derecede çatlak oluşumu ve gelişimi olmayacak) (deney standardı: ASTM D 5313-92 (1997),

  2. Arazide Düşürme Testi (şartname limiti= ana boyutta kırılma olmayacak ve çatlak oluşmayacak),

  3. Arazide Bekleme - Yerinde Gözlem (şartname limiti= ocak yerinde veya kullanılacağı yerde 12 ay beklediği sürede çatlak oluşumu, parçalanma ve ayrışma oluşmayacak)”

Şeklinde, 11 ayrı kategoriye göre belirlenmiş olduğu,

“Yapım şartları” başlığı altında;

“Deniz ve kıyı tahkimatı” yapım şartlarının;

Projelerde veya İdare tarafından gösterilen yerlerde; şekil, genişlik, derinlik ve eğimde hazırlanan temel, taban veya tabii taban üzerine projelerde istenilen gabari elde edilecek şekilde taş, tabakalar halinde yerleştirilir veya konulur, bu iş sırasında yapımın kademeli olarak ilerletilmesi göz önünde bulundurulur.

Taş malzemesi projesinde belirtilmiş olan ağırlıklara veya büyüklüklere göre kategoriler halinde sağlanacak ve projedeki yerlerine konulacaktır. Her kategori içindeki taş ağırlıkları belirtilen sınırlar içinde değişecek ve yeterli büyüklükteki taşlardan oluşacaktır. Kategori sınırları içindeki taş ağırlıkları birbirlerinden farklı olacaktır.”

Şeklinde düzenlemeler yer aldığı görülmektedir.

Denetim Ekibi tarafından görevlendirilen Bilirkişi Heyetinin yaptığı inceleme ve değerlendirmeler neticesinde düzenlenen Bilirkişi Raporunun incelenmesinde ise;

“Analiz yöntemleri” başlığı altında özetle;

“Olay yerinden belirli koordinat ölçeği doğrultusunda alınan 94 adet kaya parçasının a) mineral bileşimi (kalsit, kil, kuvras, feldispat, mika, amfibol, piroksen gibi) polarizan mikroskop, XRD ve Konfokal Raman spektrometre yöntemlerini kullanarak, mineralojik ve petrografik analizlerin belirlenmesi b) tüm kaya örneklerinin kimyasal bileşim ve özelliklerini ortaya koymak için jeokimyasal analizlerinin XRF yöntemi ile yapılması ve c) Tahkimat amaçlı olay yerinde kullanılan blokların taban kalınlığı ve altındaki tesviye ürünlerinin özelliklerini belirlemek için Yer radarı (GPR) jeofizik yöntemi uygulanmıştır.”

Denildiği,

İncelemelerde uygulanan “analiz yöntemleri”nin;

  1. “Jeolojik inceleme ve örnek toplama”,2. “Mineraloji ve petrografi”,3. “Kimyasal analiz”,4. “Fiziksel test ve analizler” alt başlıkları altında ayrıntılı olarak açıklandığı, bu meyanda;

“Jeolojik inceleme ve örnek toplama” alt başlığı altında;

“Yaklaşık 3 km.lik güzergahta, 26 ayrı gözlem noktası oluşturulduğu ve 26 lokasyon için ayrı ayrı tespitler yapıldığı, bu lokasyonlardan bazılarında, belli kesimlerde belli yüzde oranlarında malzeme kaybı olduğu tespitinin yapıldığı; ancak bunların toplam miktarının belirlenmediği; ayrıca, 26 lokasyondaki 97 adet kaya parçasından; 50 adedinin kireç taşı, 41 adedinin kumtaşından; oransal olarak da % 51,54’ünün kireçtaşından, % 42,26’sının ise kumtaşından oluştuğu”,

“Mineraloji ve petrografi” alt başlığı altında;

“Arazide toplam 94 adet, tüm ve yan parçaları ile birlikte toplam 103 adet ince kesit yapıldığı, incekesitler üzerinde ayrıntılı minerolojik ve petrografik özelliklerini belirlemek için Lecig Marka DM 2500P ileri araştırma polarizan mikroskobu alttan ve üsten aydınlatma mikroskobu kullanıldığı, tüm kayaların minerolojik bileşim ve özelliklerinin belirlendiği, bu tespitlere göre ayrıntılı mineral adlandırmalarını ve kil türlerini belirlemek için XRD ve Konfokal Raman Spektrometre (KRS) analizlerinin yapıldığı, analiz sonuçlarına göre kaya içerisindeki kil içerik oranlarının belirlendiği,

Yapılan incelemelere göre olay yerinde tahkimat amaçlı kullanılan kayaların % 51,54’ü kireçtaşı, % 42,26’sı kumtaşı ve % 6’sının da diğerleri şeklinde sınıflandırıldığı,

Kireçtaşlarının; genel olarak mikritik ve sporitik doku özelliği gösterdiği, hetorojen bir yapı sergilediği,

Başlıca kalsit, aragonit, dolamit, demirhidroksit (limonit) ve az oranda kalsedan ve kömür kırıntıları içerdiği,

Kayanın dokusal ve göstermiş olduğu fiziksel davranışlardan (kırılma, parçalanma ve dağılma) dolayı % 50’den fazlası ana karbonat (kalsit, dolomit) mineralleri dışında yapı sergilendiği,

Yapılan XRD ve KRS analizlerine göre bu kayaların % 0-5 oranında kil ve kömür bantları içerdiği, bu özelliklerinden dolayı kireçtaşı blokların deniz suyu etkisi ile çözülme yeteneğinin de arttığı,

Kireçtaşı kaya bloklarının biyomikritik kireçtaşı, biyosparitik kireçtaşı, dolemitrik kireçtaşı, kırıntılı kireçtaşı ve killi kireçtaşı olmak üzere 5 ayrı ara litolojide olması nedeniyle hetorojen özellikte olmadığı,

Kumtaşlarının, bölgedeki kaya bloklarının % 46,26’sını temsil ettiği, 4 farklı renkte görüldüğü, her 4 kaya grubunda farklı kırılma, parçalanma ve dağılma özelliği sergilediği,

Kumtaşlarının genel olarak kuvars oranit, kuvars vake, litik vake, litik oranit ve vitrik kumtaşı olmak üzere 5 farklı ara litolojiden oluştuğu,

Kumtaşlarının başlıca kuvars, plajiyakloz, biyatit, kalsit, kireçtaşı ve volkanik kaya parçalarının yanında az oranda da opak mineral içerdiği,

Kumtaşlarının bileşimleri parklı olduğu gibi bağlayıcıları da kil, silis, demirli kil, karbonat ve demirli kil olmak üzere 5 ayrı bileşenden olduğu,

Yapılan XRD ve KRS analizlerine göre kum kayalarda % 0-18 oranında kil ve kömür bantları içerdiği, farklı minerolojik bileşim ve farklı bağlayıcı bileşim göstermeleri, aynı ortamda çökelmedikleri ve aynı ortamda bulunmadıklarını gösterebildiği,

Bu bağlamda farklı dayanım da gösterebileceklerinin ortaya çıktığı”

Şeklinde değerlendirmelerde bulunulduğu,

“Kimyasal analiz” alt başlığı altında;

“Olay yerinden alınan 94 adet kaya parçası grubundan 103 numunede yapılan kimyasal analiz sonucunda; karbonat kayaların genel olarak CaCOз ve azda olsa dolomit içeriğinden dolayı MgO içerdiğinin belirlendiği, aynı kireç taşlarının kil içermelerinden dolayı % SiO2 ve AL2O3 de içerdiğinin tespit edildiği, kireçtaşlarında karbonat bileşimlerinin fazla olmasından dolayı ateşte kayıp (% LOI) değerinin fazla görüldüğü, buna karşın kumtaşlarının kireçtaşlarına göre daha farklı ve daha heterojen kimyasal bileşim içerdiği,

Kumtaşlarındaki kuvars oranının yüksek olması, toplam % SiO2 yüksek olması ve karbonat oranının düşük olmasının ateşte kayıp (% L01) oranının da düşük olmasına neden olduğu, bunun soncu olarak ta % SiO2 değerinin fazla olması bu tür kayaların kireçtaşlarına göre kimyasal tepkimelere karşı (deniz suyu ile geçireceği reaksiyon gibi) daha dayanıklı olmasına neden olduğu”

Değerlendirmesinde bulunulduğu,

“Fiziksel test analizler” alt başlığı altında;

“Olay yerinde genel olarak hacimce daha çok kireçtaşı ve kumtaşı kaya blokları olduğu” belirtilerek, bunlar üzerinde yapılan fiziksel deneylerden-porozite (%), yoğunluk (gr./cm3), Los Angeles aşınma testi-500 devir (%)- bahisle; “Yapılan test deney sonuçlarına göre kireçtaşları genel olarak porozlu, ve ortalama olarak 2.68 gr/cm3 yoğunluğa sahiptir. Los Angeles aşınma test sonuçlarına göre 500 devirde yaklaşık olarak % 28 oranında bir kayıp göstermektedir. Buna karşın kuvars arenitli kumtaşlarından deneyler yapılarak ortalama olarak 4.28 oranında porozite ve 2.70 gr/cm3 bir yoğunluk sergilemektedir. Aynı birim üzerinde yapılan Los Angeles aşınma testinde 500 devirde yaklaşık olarak % 24 oranında bir kayıp sergilemektedir.” denildiği;

“Jeofizik çalışmalar” başlığı altında;

“Bilirkişi heyetinden istenilen hususlarla ilgili olarak yapılan jeofizik çalışmaların Sayıştay ve … yetkililerinin kontrol ve nezaretinde gerçekleştirildiği, çalışmalarda 100 MHZ’lik kapalı anten kullanılarak yer radarı (GPR) yöntemi uygulandığı,

Çalışmaların en verimli ve doğru veri toplamaya müsait yol güzergahı olan 31+335 ile 33+250 kilometreleri arası 1915 metrelik güzergahın deniz tarafı ve yol ortası şeklinde yapıldığı,

Çalışmada GPR/Yer Rodları yöntemi kullanıldığı, İsveç yapımı Geoscanners AB marka 100 MHz kapalı anten düzeneğine sahip 400 ns tarama aralığında çalışabilen ve sürekli odometre tetikleyici düzeneğe sahip GPR cihazı ile birbirine 2 metre mesafede paralel, 2 adet profil boru hattı boyunca, uç uca devam edecek şekilde 18’er adet 100 metre uzunluğunda ve 1’er adet 115 metre uzunluğunda olmak üzere veriler kaydedildiği,

Bu çalışma ile yol altındaki istif kalınlıklarının, su sızmalarının, çatlak kırık yapılarının varsa boşlukların ve diğer süreksizliklerin tespitinin amaçlandığı,

Kaydedilen verilerin değerlendirilmesinde;

  • Yol dolgusunun kontrolsüz bir dolgu olduğu,

  • Yol dolgusunun değişen kalınlıkta olduğu, (70-80 cm ile 90-100 cm kalınlıkta)

  • Yol altı kontrollü ve planlı, kaya istifli uygun zemin iyileştirmesinin yapılmadığı,

  • 1-2 metre büyüklükte kumtaşları gözlenmekle birlikte, aşı çatlak/kırıklı yapıda kum taşlarının gözlemlendiği,

  • Dolgu biriminde yol boyunca ortalama 4-5 metrede bir çatlak ve kırıklar gözlendiği, çatlak/kırıkların ortalama 40-50 cm boyutlarında olduğu yer yer de 30-40 cm ve 80-100 cm boyutlarında olduğu,

  • Çok fazla su ihtiva eden ve ıslak nemli birimlerin 2 metre ve altı derinliklerde gözlemlendiği, yer yer de 2 metre üstü derinliklerde de ıslak ve nemli birimler gözlenmiş ise de bu birimlerdeki ıslak ve nemli birimlerin yüzey su süzülmelerinden ve dolguda gözlemlenen çatlak/kırıklardan kaynaklandığı,

  • Su ihtivası ve ıslak/nemli birimlerin gözlemlendiği yerlerde kısmen oturmalar da olduğu”

Değerlendirmelerine yer verildiği,

Söz konusu Bilirkişi Raporunun “Sonuçlar” başlığı altında ise;

“*Taş tahkimatı oluşturan kayaçların hangi ocaklardan alındığının belli olmadığı, bölgeden 26 farklı lokasyondan 94 adet kaya örneği alındığı, bunların yerinde ve laboratuvar ortamında ayrıntılı olarak (mineraloji, petrografi, fiziksel test ve kimsayal analiz) incelendiği, kayaçların en az 4 farklı bölgenin ürünü olduğu, kaya bloklarının çok farklı bileşim sergiledikleri, bu nedenle farklı dayanım ve özellikler sergiledikleri,

*2006 yılı … Teknik Şartnamesinin 305.02.01 bölümünde; “Taş tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin petrografik görünümünde “kristaller iyi kenetlenmiş, kil mineralli ve eriyebilir mineral olmayacaktır.” denildiği halde kumtaşlarının önemli bölümünün % 5’ten fazla kil içerdiği, bazı kireçtaşlarının ise killi kireçtaşı bileşiminde olduğu,

*...’nin 305.02.01 bölümüne göre taş tahkimat işindeki taşın aşınma direncinin % 15’ten az olması gerekirken, olay yerindeki kumtaşlarının aşınma kaybının % 24 ve kireçtaşlarının ise % 28 olduğu, aşınma direncinin yüksek çıkması kayaların içerisindeki kil ve kömür gibi erimesi kolay olabilen bileşimlerin varlığından ve fazla oranda zayıf düzlemler içermesine bağlı olduğu,

*Tahkimat için kullanılan taş blokların, jeolojik inceleme petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel test deney sonuçlarına göre % 45’inin uygun olmayan taş bloklardan imal edildiği,

*Jeofizik inceleme sonuçlarına göre mevcut taş blokların alt kısımlarında oturmaların olduğu, bloklu kayaların çok kırıklı olduğu, tahkimatta blok seçimi yapılmadan imalata başlanıldığı, zeminin iyi sıkıştırılmadan ve iyileştirilmeden imalata devam edilmiş olabileceğini gösterdiği,

*KL 12 noktasına kadar tahkimatın ve blok kaybının % 70-80’lere vardığı, KL 12’den sonra tahkimatta kullanılan blokların daha büyük olması (2x2x2 mx2.68 gr/cmᶟ) nedeniyle diğerlerine göre daha az etkilendiği,

*KL 1’den KL 12 noktasına kadar olan bölümlerde dolgu yapılan malzemelerin killi, kömürlü ve yumuşak dokulu bileşimlerden olmasının tahkimat dolgusunun çabuk aşınmasına neden olduğu,

*Tahkimatta kullanılan malzemelerin karbonifer yaşlı killi kumlu seviyelerden kireçtaşlarının ise jura-kretase yaşlı bileşimlerden getirildiği”

Şeklinde değerlendirmelerde bulunulduğu,

Görülmektedir.

Bilirkişi Heyetinin bu tespitleri;

A- İşte kullanılacak tahkimat malzemelerinin İdarece onaylı 2 ocağa ait olması gerekmekte iken 4 farklı bölgenin ürünü olduğu,

B- … Teknik Şartnamesinin (2006) 305.02.01 bölümünde belirtilen nitelikleri taşımaları gerekirken, kumtaşlarının önemli bölümünün % 5’den fazla kil içerdiği, bazı kiraçtaşlarının ise killi kireçtaşı bileşiminde olduğu,

C- … Teknik Şartnamesinin (2006) 305.02.01 bölümünde tahkimatta kullanılacak taşların aşınma direncinin % 15 ten az olması gerektiği belirtildiği halde, aşınma kaybının en sağlam kumtaşlarında % 24, kireçtaşında ise % 28 olduğu,

D- Tahkimatta kullanılan taş blokların jeolojik inceleme, petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel deney sonuçlarına göre en az % 45’inin tahkimatta kullanılmaya uygun olmadığı,

E- Yol güzergahı boyunca yapılan jeofizik inceleme sonuçlarına göre mevcut taş bloklarının alt kısımlarında oturmaların olduğu, blok kayaların çok kırıklı olduğu, tahkimatın blok seçimi yapılmadan imalata başlandığı, zeminin iyi sıkıştırılmadan ve iyileştirilmeden imalata devam edildiği,

F- 4 nolu lokasyonda 7,5-8 metre genişlik ve 150 metre uzunluktaki bir alanda blokların önemli bir kısmının yerinde olmadığı, 5 nolu lokasyonda 25 metre genişlik ve 250 metre uzunluktaki kesimde % 95 malzeme kaybı olduğu,

G- Yol dolgusunun kontrolsüz ve değişen kalınlıkta bir dolgu olduğu,

Yol altı kontrollü ve planlı, kaya istifli, uygun zemin iyileştirmesi yapılmadığı, yol altı dolgusunda yer yer 1-2 metre büyüklükte kumtaşları gözlenmekte birlikte genellikle aşırı kırıklı yapıda kum taşları kullanıldığı,

Dolgu boyunca ortalama 4-5 metrede bir çatlak ve kırıklar gözlendiği, bunların ortalama 30-40 cm ile 80-100 cm boyunda olduğu,

Genellikle su ihtiva eden ve ıslak/nemli birimler 2 metre ve altı derinliklerde gözlenmekle birlikte yer yer 2 metre üzerinde de gözlenen ıslak/nemli birimlerin yüzeyden su süzülmelerinden ve dolguda gözlemlenen çatlak/kırıklardan kaynaklandığı, su ihtivası ve ıslak/nemli birimlerin gözlemlendiği yerlerde kısmen oturmalar olduğu

Şeklinde özetlenmiş ve temyize konu ilam maddesinde bu tespitlerden hareketle; 34.006/K/özel poz nolu ocak taşından 0-0,400 ton kategorideki taşlar, 34.008/K/özel poz nolu ocak taşından 0,400-2 ton kategorideki taşlar, 34.009/K/özel poz nolu ocak taşından 2-4 ton kategorideki taşlar, 34.0010/K/özel poz nolu ocaktaşından 6-15 ton kategorideki taşlar ile tahkimat yapımı (dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil) ve 2202/özel poz nolu her cins ve zeminde ocak ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli iş kalemleriyle ilgili olarak yapılan tüm imalatların (dolgu imalatlarını da içerecek şekilde) fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığının teknik olarak tespit edildiği gerekçesiyle (ilgili imalatlar için ödenen toplam bedel üzerinden) tazmin hükmü verilmiştir.

Görüldüğü üzere, tazmin hükmüne konu işin genel anlamda “taş tahkimatı” ve “yol dolgusu” olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup, ilam maddesinde öncelikle taş tahkimatında kullanılan kumtaşlarının ve kireçtaşlarının ... şartlarına uygun olmadığı, tahkimatın bir bütün olarak yolun deniz etkisinden korunması için yapıldığı, ...’ye uygun olmayan taşlar sebebiyle tahkimatın işlevini göremez hale geldiği; bu nedenle, yapılan imalatların kabul edilebilir nitelikte olmadığı ve bedelinin ödenmesinin de mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Öncelikli olarak, 6085 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Bilirkişi İncelemesi” başlıklı 5 inci bölümünün “Bilirkişi Raporunun Verilmesi” alt başlıklı 280 inci maddesinde; “(1) Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.” denilmektedir.

Bu bağlamda, her ne kadar Bilirkişi Raporu ve mahallinde yapılan tespitlere göre, Denetçi tarafından öne sürülen kamu zararı iddiası doğrultusunda tazmin hükmü verilmişse de; gerek yargılamaya esas rapor ve eki belgelerden gerekse de sorumluların (ve vekilinin) temyiz dilekçelerindeki ve duruşma sırasındaki açıklamalarından; Bilirkişi Heyetince yapılan inceleme sonucu düzenlenen Bilirkişi Raporu’ndaki tespitler hakkında savunmaları alınmak üzere Raporun onaylı bir örneğinin sorumlulara tebliğ edilmediği anlaşıldığından; tazmin hükmünün temel dayanak noktası olan Bilirkişi Raporundaki tespitler hakkında konunun esası ve sorumluluk yönünden halihazırda herhangi bir değerlendirme yapılması mümkün gözükmemektedir.

Tüm bu açıklamalar muvacehesinde, 216 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün usul yönünden BOZULMASINA ve tazmin hükmüne dayanak Bilirkişi Raporunun tüm ilgililere gönderilerek ek sorgu ve (bu sorguya verilecek cevaplara göre) yargılamaya esas ek rapor düzenlemesini ve bu rapor doğrultusunda yeni hüküm tesis edilmesini teminen dosyanın ilgili DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ve …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve …’in ve aşağıda yazılı ilave görüşleriyle), (Üye …, Üye …, Üye … ve …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 10.05.2023 tarih ve 54999 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

İlave gerekçe/görüş

…. Daire Başkanı …:

Temyiz Kurulumuzun usulden bozmaya ilişkin temel gerekçesine katılmakla birlikte, olayın safahatına ilişkin olarak karar metnimizde yapılan açıklamada belirtildiği üzere, ... Cumhuriyet Başsavcılığının … Teftiş Kurulu Başkanlığına yazdığı yazıya istinaden Genel Müdürlüğün yetkilendirmesi ile iki müfettiş tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen İnceleme Raporunda … TL’lik kamu zararı tespit edildiği, bu Raporun ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği; … TL’lik kamu zararının yükleniciden tahsilinin sağlanması için … 15. Bölge Müdürlüğünce girişimde bulunulmasını müteakip, yüklenici tarafından ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatta bulunularak tespit davası açıldığı ve sonucunun İdare aleyhine olduğu anlaşıldığı (Mahkemece atanan Bilirkişilerin yaptıkları inceleme sonucu düzenlenen Bilirkişi Raporunda özetle; bütün yolun düşeyde ve yatayda projesine uygun olarak yapıldığı, doğal afet nedeniyle hasara uğrayan bölümün de projesine uygun yapıldığının düşünüldüğü belirtilerek; buna rağmen, hasara uğrayan kısımdan dolayı dava tarihi itibariyle sadece … TL tutarında fazla ödeme tespiti yapıldığı) görülmektedir.

Söz konusu işin yapımında uzman kişiler olarak … Genel Müdürlüğü (…) bilirkişilerince yapılan tespitlerin daha sağlıklı olacağı düşüncesiyle, konunun esası ve sorumluluk yönlerinden … tespitlerinin yeniden değerlendirilerek kamu zararı hesaplanmasını ve buna göre sorumluluk tevcih edilmesini teminen de tazmin hükmünün bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

…. Daire Başkanı …:

Tazmin hükmüne dayanak Bilirkişi Raporunun muhataplarına gönderilmemesine ilişkin usulden bozma gerekçemize katılmakla beraber, konunun esası ve sorumluluk yönlerinden söz konusu Bilirkişi Raporundaki tespitlere ilişkin birtakım çelişkiler ve tereddütler de hasıl olmuştur.

Şöyle ki; temyize konu yapım işinin sözleşme eki olarak … yetkilileri tarafından hazırlanmış olan ve 2006 yılında yayımlanan … Teknik Şartnamesinin 305. Kısmında, taş tahkimat yapımına ilişkin hükümler yer almaktadır. Bu kısımda yer alan “305.1 sayılı Tabloda”, tahkimatta kullanılacak taşların şartnameye uygunluğunun tespiti için yapılması gereken deneyler, bu deneylere göre olması gereken şartname limitleri ve bu deneyler için esas alınması gereken standartlar da belirtilmektedir. (ASTM, TS, TSEN gibi)

İlk olarak, tahkimat taşlarının, “petrografik görünüm”lerine ilişkin deneyler için şartname limiti, “kristallerin iyi kenetlenmiş, kil minerali ve eriyebilir mineral olmaması” olarak belirlenmiştir. Yapılacak deneylerde esas alınacak deney standardı ise, “ASTM C 295” olarak öngörülmüştür. (“ASTM C 295”standardı, Türk Standartları Enstitüsü tarafından atıfta bulunulan Uluslararası Amerikan Test ve Materyalleri Topluluğu (ASTM) Standardıdır.) (2013 yılında düzenlenen … Teknik Şartnamesinin 305. Kısımında (305.02.01) yer alan “(305.1) sayılı Tablo”nun 1. sırasında, yapılacak deneylerde esas alınacak deney standardı ise, “TS EN 12407” olarak öngörülmüştür.)

Bilirkişi Raporu değerlendirilirken öncelikle belirtilmesi gereken husus şudur; Bilirkişi Raporunda, kumtaşları ve kireçtaşlarına ilişkin analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Raporda bu hususta bir açıklama yer almamakta; söz konusu standartlara hiçbir atıfta bulunulmamaktadır.

Diğer yandan, bu hususla ilgili olarak Bilirkişi tarafından, km.30+500-33+600 arasındaki yaklaşık 3 km.lik bölümde belirlenen 26 lokasyondan alınan örnekler içerisinde kil minerali bulunup bulunmadığı araştırılmış ve bulunan kil minerali miktarları lokasyonlar itibariyle yüzde (%) olarak belirlenmiştir.

Bununla birlikte, belirlenmiş yerlerdeki kil minerali içeren ve içermeyen toplam taş miktarının hesaplanmadığı; kil minerali içeren taşlar için ise, belirlenmiş yüzdelerin, ilgili standarda (ASTM C 295) göre imalatların kalitesine olan etkisinin değerlendirilmediği; diğer bir deyişle, bu taşların ilgili standarda uygun olup olmadığı hususunun belirtilmediği anlaşılmaktadır.

İkinci olarak, “Fiziksel test analizler” alt başlığı altında bahsedilen “Los Angeles aşınma testi” ile ilgili olarak değerlendirme yapıldığında;

… tarafından 2006 yılında yayımlanan … Teknik Şartnamesinin 305. Kısmında yer alan “Tahkimat Taşının Özellikleri” başlıklı (305.1) sayılı Tablonun 5. sırasında; yapılacak olan deneyin niteliği, “Kaba agregada Los Angeles Aşınma Direnci (%)” olarak ifade edilmiştir. Şartname limiti olarak bu oranın (% 25’in) altında olması (<25); yani, aşınma oranının % 25 ten büyük olmaması öngörülmüştür. Bu direncin tespiti için uygulanması gereken deney standartları ise “TS 699” ve “TS 2513” olarak belirlenmiştir.

Bilirkişi tarafından “Kaba Agregada Los Angeles Aşınma Direnci” oranının kireç taşı için % 28, kum taşı için % 24 olarak tespit edildiği; bu durumda kum taşı kökenli kayaların bu direnç standardını sağladığı, kireç taşı kökenli kayaların ise sağlamadığı anlaşılmaktadır.

Bununla beraber, Denetçi, söz konusu Bilirkişi Raporunun sonuç kısmında yer alan; “… Genel Müdürlüğü, … Şartnamesi 2006 yılı şartnamesine göre Kısım 305.02.01’te Taş Tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin aşınma direncinin % 15 az olması denilmektedir. Oysa olay yerindeki bölgeden alınan en sağlam kumtaşlarının aşınma kaybı % 24 ve kireçtaşlarında ise % 28 olduğu belirlenmiştir.” ifadesini esas alarak, yine, Bilirkişinin “… 26 lokasyondaki 97 adet kaya parçasından; 50 adedinin kireç taşı, 41 adedinin kumtaşından; yani % 51,54’ünün kireçtaşından, % 42,26 sının ise kumtaşından oluştuğu” tespitinden hareketle, “tahkimat taşlarının yaklaşık % 94’ünün şartnameye uygun olmadığı” sonucuna ulaşmıştır.

Bilirkişi Raporunun sonuç kısmında yer alan bu ifade değerlendirildiğinde; burada geçen “Taş tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin aşınma direncinin % 15 az olması…” ibaresinde anlam bozukluğu olduğu gibi; K.T.Ş.’de de böyle bir ibare yer almamaktadır. Ayrıca, Bilirkişi Raporunun başlangıç kısmında belirtilen “Fiziksel test analizler” bölümünde sadece “Los Angeles aşınma test sonuçlarından” bahsedilmekte; orada da böyle bir ibare ve belirtilen oran yer almamaktadır.

Sorumlularca (ve vekilince) gönderilen temyiz dilekçelerinde de bu hususa dikkat çekilerek, ilam maddesindeki şartnameye uymayan taşların tüm taşların % 94’ünü teşkil ettiği değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmesine rağmen; Denetçi raporunun “sonuç” bölümündeki “işin ihalesinin 2011 yılı olması nedeniyle 2006 yılı … Teknik Şartnamesinin (...) geçerli olduğu, sorumluların 2013 yılı … Teknik Şartnamesini esas alarak % 15’lik limitin olmadığını iddia ettikleri; oysa, 2006 yılı ... Kısım 305.02.01 “Taşın Genel Nitelikleri Bölümü”nde yer alan “Tahkimat Taşının Özellikleri Tablosu”nun 8. sırasında, “sürtünme ile aşınma kaybı <15 cm3/50 cm2” şeklinde yer aldığı ve bu iş için de uyulması zorunlu olan 2006 yılı ...’ye göre belirleme yapıldığı” değerlendirmesi esas alınarak tazmin hükmünün gerekçelerinden biri olarak ilam maddesinde yer almıştır.

Ancak, burada sorun 2013 yılı ...’nin geçerli olup olmadığı hususu değildir. Bahsedilen 2006 yılı ...’nin 305.02.01 “Taşın Genel Nitelikleri Bölümü”nde yer alan Tablonun 8. sırasında; “Sürtünme ile aşınma kaybından” bahsedilmekte ve limiti de “<15 cm3/50 cm2” şeklinde; dolayısıyla, (%) olarak değil (cm3/cm2) şeklinde gösterilmektedir. Bilirkişi tarafından yapılan deneyin ve tespitin, söz konusu “sürtünme ile aşınma kaybı” deney türü ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Bilirkişi Raporunun içeriğinde “Sürtünme ile aşınma kaybı”na ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu sıraya göre de ayrıca bir deney ve değerlendirme yapılmış olsa idi bunun açık olarak belirtilmesi gerektiği de açıktır.

Özetle, belirlenmiş deneylerin öngörülen standartlara göre yapılarak, öngörülen şartname limitleri dahilinde olup olmadıkları tespitine göre, taş tahkimat imalatlarının “...’ye uygun yapılıp yapılmadıkları” hakkında genel bir kanaat belirtilebilecektir. Aksine, tek bir deney sonucundan hareketle kesin bir kanaat belirtmek, teknik ve hukuki olarak uygun olmayacaktır.

Yine Sayıştayca görevlendirilen Bilirkişi Raporunun sonuç bölümünde; “Olay yerinde kullanılan tahkimat için kullanılan taş bloklarının jeolojik inceleme, petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel test deney sonuçlarına göre en az % 45’inin uygun olmayan taş bloklarından imal edildiği belirlenmiştir.” denilmişse de en az % 45’lik bu oranın yapılan imalatın tamamının kamu zararı olarak addedilmesine nasıl sebep olduğu anlaşılamamakla beraber; “en az % 45 oranında uygun olmayan imalata” dair, analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Diğer taraftan, bu imalatlara ilişkin olarak kısımlar itibariyle bir belirleme, tespit ve hesaplama da yapılmamıştır.

Bu itibarla, her ne kadar İlamda sözleşmesine göre getirilmesi gerektiği taş ocaklarından getirilmediği açıkça belirlenmiş olsa da; tazmin hükmüne konu işin taş tahkimatı boyutu açısından yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, tahkimatta kullanılan taşların ...’nin 305. Kısımında (305.02.01) yer alan “(305.1) sayılı Tablo”nun hangi şartname limitlerine hangi deney standardı yönüyle uygun olmadığı net olarak ortaya konulmalı ve buna göre tespit edilecek evsafına uygun olmayan taş miktarı üzerinden taş tahkimatı imalatlarına ilişkin olarak imalat pozları ve tanımları itibarıyla düzenlenmiş bir kamu zararı hesabı yapılmalı ve bu zararla zararı oluşturanların arasında kurulan illiyet bağına göre sorumluluk tevcihine gidilmelidir.

Taş tahkimatı sonrasında, tazmin hükmünün bir diğer boyutu olan dolgu imalatları açısından Sayıştayca görevlendirilen Bilirkişi Raporundaki açıklamalar bağlamında tekrar bir değerlendirme yapılacak olursa;

Bilirkişi Raporunda; “Olay yerindeki yol güzergahı boyunca yapılan jeofizik inceleme sonuçlarına göre mevcut taş bloklarının alt kısımlarında oturmaların olduğu, bloklu kayaların çok kırıklı olduğu, blok seçimi yapılmadan imalata başlandığı ve zeminin iyi sıkıştırılmadan imalata devam edilmiş olduğu düşünülmektedir.” denilmekte ise de; bu iddialara karşılık temyiz dilekçelerinde; bu imalat yapılırken dikkat edilecek boşluk sınırları ve sıkışma kriterlerinin ne olduğunun … Teknik Şartnamesinde açıkça belirtilmiş olup, jeofizik yöntemlerle değerlendirme ve çıkarım yapılmasının ...’de yer almadığı gibi, Dünyada kullanılmakta olan AASHTO ve ASTM gibi şartnamelerde de bulunmadığı, ayrıca mahallinde tahkimat üst kotları ve mesafeleri, Etüt-Proje ve Çevre Başmühendisliğine bağlı Etüt Ekiplerine ölçtürülerek Bölge Müdürlüğünde mevcut olan enine kesit defterindeki kesitlerin üst kotları ve mesafeleri ile karşılaştırılmış ve ölçülen değerlerle enine kesit defterlerdeki değerlerin örtüştüğünün görüldüğü, gerek kaya dolguların gerekse normal dolguların yapını şartları ve sıkışma kriterlerini açıklayan ... Kısım 206’nın dilekçe ekinde sunulduğu, yapılmış olan dolgularda kullanılan malzemenin ...’de belirtilen şartları sağladığını gösterir deney raporlarının da yine dilekçe ekinde sunulduğu,

Bilirkişiler tarafından yapılan jeofizik çalışmaları sonucu yol dolgusunun tamamen kontrolsüz dolgu olduğu kanaatine varılmasına rağmen sorumlularca (ve vekilince) ibraz edilen yol dolgusuna ait sıkışma raporlarının ...’ye uygun olduğu iddiasında bulunulduğu,

Bilirkişilerin; “Yol dolgusu sıklıkla değişen kalınlıklarda, ortalama 70-80cm ila en fazla 90-100cm kalınlıkta olduğu düşünülmektedir.” iddiasına karşılık ise, dilekçelerde; ... 206’ya uygun yol dolgusu yapıldığının ifade edildiği,

Yine Bilirkişi Raporundaki; “Yol altı kontrollü ve planlı, kaya istifli uygun zemin iyileştirmesinin yapılmadığı düşünülmektedir. Yer yer 1-2 metrelik büyüklükte kumtaşları gözlenmekle birlikte genel olarak aşın çatlak/kırıklı yapıda kum taşlar gözlenmiştir.” iddiasına karşılık, ... kriterlerine uyulduğu; “Dolgu birimde yol boyunca ortalama 4-5 metrede bir çatlak/kırıklar gözlenmiştir. Bu çatlak ve kırıklar ortalama 40-50 cm, yer yerde 30-40 cm ila 80-100 cm boylarda değiştiği gözlenmiştir.” iddiasına karşılık; “dolgu üzerinde halen bitümlü temel tabakası bulunduğu, yolun trafiğe açık olduğu, yolda bozulma olmadığı” hususlarının ileri sürüldüğü

Görülmüş olup, sorumlular (ve vekilinin) bu iddiaları göz önüne alındığında ise; Bilirkişi Raporunda, dolgular hakkında, dolguların yapım şartları ve sıkışma kriterlerini açıklayan “...-Kısım 206” esas alınarak bir değerlendirme yapılmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bu itibarla, tazmin hükmüne konu işin dolgu boyutu açısından yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ise, dolgu imalatının ...’nin 206. Kısımında yer alan şart ve kriterlerden hangilerine uygun olmadığı net olarak ortaya konulmalı ve buna göre tespit edilecek evsafına uygun olmayan dolgu miktarı üzerinden taş tahkimatı imalatlarına ilişkin olarak imalat pozları ve tanımları itibarıyla düzenlenmiş bir kamu zararı hesabı yapılmalı ve bu zararla zararı oluşturanların arasında kurulan illiyet bağına göre sorumluluk tevcihine gidilmelidir.

Son olarak, sorumluların (ve vekilinin) duruşma sırasındaki açıklamalarından işin ikmal ihalesine gidildiği anlaşılmakta olup, ikmal ihalesi de kamu zararının tespiti noktasında fikir verecektir. İkmal ihalesinin eski imalatları içeren kısmından kamu zararı tespiti ve sorumluluk yapılması gerekmekte olup, tüm bu hususlar değerlendirilerek de tazmin hükmünün bozularak Dairesine gönderilmesi uygun olacaktır.

Üye …:

Usul yönünden Temyiz Kurulu Kararımızdaki temel bozma gerekçesine katılmakla beraber, sorumluluk yönünden; -Yapı Denetim Görevlilerinin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14 üncü ve 15 inci maddeleri kapsamında sorumlu oldukları konusunda tereddüt bulunmamakla bereber- temyize konu işe ilişkin belgeler incelendiğinde; ödeme emri belgelerinin ekinde hakediş raporu, bu rapora bağlı yapılan işler listesi, imalatların pursantaj oranlarını gösteren cetveller vb. belgelerin yer aldığı, bunların teknik nitelikte belgeler olup, fiili fiziki incelemeler neticesinde işin yapılıp yapılmadığı, imalatların sözleşme ve şartnamelerde belirlenen usullere uygun yapılıp yapılmadığı esas alınarak düzenlendiği, ödeme emri belgeleri üzerindeki tutarların da esas itibariyle hakediş raporları ve diğer belgeler esas alınarak belirlendiği ve Harcama Yetkilisi ve ödeme emri belgesini düzenleyen Gerçekleştirme Görevlisinin, işe ait şartnameler ve sözleşme gibi dokümanlar da göz önünde bulundurularak, uzmanlık ve teknik bilgi ile fiili incelemeye dayanılarak hazırlanan ve onaylanan hakediş raporu ve eki belgelerden, yıllara yaygın şekilde yürütülen iş kapsamında imalatların yapılıp yapılmadığını kontrol etme, (ancak jeolojik, jeoteknik ve radarlı test işlemleri neticesinde tespit edilebildiği anlaşılan) yapılmayan veya hatalı yapılan imalatı ödeme emri belgesi ve eki belgelerden tespit etme imkânı bulunmadığı, dolayısıyla ödeme emri belgesini sadece harcama biriminin en üst yöneticisi olarak imzalayan Harcama Yetkilisi ve sadece ödeme emri belgesini düzenlemekle görevli Gerçekleştirme Görevlisinin (hakedişler üzerinde Onaylayan olarak imzası bulunan Harcama Yetkilisi ve Kontrol Eden olarak imzası bulunan Gerçekleştirme Görevlisi hariç) kamu zararıyla illiyet bağı oluşmadığı, bu nedenle eğer bir kamu zararı oluşmuşsa da bundan dolayı kendilerine sorumluluk yüklenemeyeceği görüşündeyim.

Üye …:

Usul yönünden Temyiz Kurulu Kararımızdaki temel bozma gerekçesine katılmakla beraber, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14 üncü ve 15 inci maddeleri hükümlerine rağmen yapı denetim görevlilerinin malzemelerin … Teknik Şartnamesine uygunluğunu belirlemek için getirilen malzemeler üzerinde deney yapmadığı ve örneklerini saklamadığı gibi malzemelerin alındığı ocağı kanıtlayacak olan maden sevk fişlerini de kontrol etmediği ve örneklerini saklamadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu eksiklikten yapı denetim görevlerini denetlemekle yükümlü olanların sorumluluğu da bulunmaktadır.

Ayrıca 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir.” denilmektedir.

Kanunun söz konusu hükmü uyarınca giderin yapılabilmesi için mal ve hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştiğinin görevlendirilmiş kişi ve komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlemesi gerekmektedir. Söz konusu onaylamayı yapanlar ile gerçekleştirme belgelerini düzenleyenler yapılan ödemeden doğan kamu zararından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumludurlar.

Dolayısıyla, (ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri dahil) İlamdaki sorumluluk tespitinin yerinde olduğu görüşündeyim.

Üye …:

Usul yönünden Temyiz Kurulu Kararımızdaki temel bozma gerekçesine katılmakla beraber, (Ek) İlamda her ne kadar yapılan tüm iş üzerinden tazmin hükmü verilmişse de; işin sadece tahrip olan kısmı üzerinden kamu zararı değerlendirmesi yapılarak bir hesap yapılmasını ve buna göre sorumluluk tevcihi yapılmasını teminen tazmin hükmünün bozularak Daire gönderilmesi gerekir.

Üye …:

Usul yönünden Temyiz Kurulu Kararımızdaki bozma gerekçesine katılmakla beraber, Üye …’un sadece tahrip olan kısım yönünden kamu zararı hesabı yapılması gerektiği şeklindeki bozma gerekçesine de katılmaktayım.

Üye …:

Temyiz Kurulumuzun usul yönünden bozma kararına katılmakla birlikte, kamu zararı hesabı ile ilgili aşağıda ilave görüşümüz yer almaktadır;

Yargı Raporu ve Dairenin tazmin hükmü kusurlu yapılan imalatın hiç yapılmamış gibi kabul edilmesi gerektiği ve dolayısıyla … Teknik Şartnamesine uygun olmayan imalatın bedelinin hiç ödenmemesi gerektiği ve bu sebeple kamu zararına sebep olunduğu üzerine kurulmuştur.

Ancak, Kamu İhale Kanunu’na göre ihale edilmiş olsa bile ihale sözleşmelerinin imzalanması sonrasında uygulanacak hukukun özel hukuk olduğunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır. İhale edilerek sözleşmeye bağlanan bu tür sözleşmeler Borçlar Kanunu kapsamında “Eser Sözleşmesi” olarak nitelendirilmektedir ve eser sözleşmeleri ile ilgili hükümler Borçlar Kanununun 470 inci ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar kanunu 470 inci madde eser sözleşmesini; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlamıştır.

Yine Borçlar Kanununun 471 inci ve devamı maddelerinde yüklenicinin borçları düzenlenmiştir;

“B. Hükümleri

I. Yüklenicinin borçları

  1. Genel olarak

MADDE 471- Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır.

  1. Malzeme bakımından

MADDE 472- Malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden işsahibine karşı, satıcı gibi sorumludur. Malzeme işsahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlüdür. Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.

  1. İşe başlama ve yürütme

MADDE 473- Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir.

  1. Ayıp sebebiyle sorumluluk

a. Ayıbın belirlenmesi

MADDE 474- İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.

b. İşsahibinin seçimlik hakları

MADDE 475- Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

  1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.

  2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.

  3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.

İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.

c. İşsahibinin sorumluluğu

MADDE 476- Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.

d. Eserin kabulü

MADDE 477- Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.

e. Zamanaşımı

MADDE 478- Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”

Yukarıda yer verilen Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, ayıplı bir eser sözleşmesi konusunda yüklenicinin sorumluluğu ve işsahibinin hakları Kanunda detaylı şekilde açıklanmıştır.

Bu anlamda, eksik veya hiç yapılmayan bir imalattan çok ayıplı ve nefaset eksikliği olan bir imalattan söz edilmesi gerektiği konusunda bir tereddüt olmamakla beraber, temyiz konusu olayda işsahibi olarak … Genel Müdürlüğü’nün süresinde ve gereği gibi ayıplı imalat ile ilgili işlem yapıp yapmadığı ve yüklenicinin zararı tazmin etmemesi halinde hukuki yollara başvurup başvurmadığı hususu önem arz etmektedir. Kamu zararı ise seçimlik haklardan olan ayıp oranında bedelde indirim isteme şeklinde kanunda tanımlanan usulde hesaplanmalıdır. (Bozulan kısımlar için ikmal ihalesi ve onarım yapıldı ise bedelini ve genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı ayrıca vardır).

Denetçimiz tarafından hazırlatılan Bilirkişi Raporu ile İdare tarafından hazırlatılan Bilirkişi Raporu arasında var olan tenakuz gerekirse ve mümkünse yeniden teknik bilirkişi görevlendirmek suretiyle giderildikten sonra, ayıp oranında indirim istenebilecek miktarın hesabı ve diğer onarım masrafları ile tazminat hakları dikkate alınarak hesap bilirkişisi görevlendirilmek suretiyle kamu zararı tutarı hesaplanmalıdır.

Hesaplanan kamu zararı ile ilgili süresinde hukuki süreç başlatılmış ise bu hususta değerlendirilmeli, kamu zararı yükleniciden usulüne uygun olarak talep edilmemiş ise talepte bulunmayan kamu görevlileri de sorumluluğa dahil edilmelidir.

Bu itibarla, ayıplı imalata ilişkin kamu zararı hesabının yeniden yapılması gerektiği kanaatiyle Daire kararının bozulması gerekir.

Üye …:

Karar metnimizdeki usulden bozmaya ilişkin temel gerekçeye katılmakla beraber, konunun esası ve sorumluluk yönlerinden;

İlk olarak, tazmin hükmünün temel dayanak noktası olan Bilirkişi Raporundaki “taş tahkimatında kullanılan taşlar yönünden yapılan açıklamalar” bağlamında tekrar bir değerlendirme yapılacak olursa;

Bilirkişilerin “tahkimatta kullanılan taşların yüklenici tarafından belirlenen ve İdarece de onay verilen …i ve …ne ait ocaklardan alınması gerekirken en az 4 farklı yerden getirildiği, maden sevk fişlerine rastlanılmaması nedeniyle taş tahkimatı oluşturan taşların hangi ocaktan alındığının belirlenemediği ve yapı denetim görevlilerinin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14 üncü ve 15 inci maddeleri uyarınca taşların ...’ye uygunluğunu belirlemek için getirilen taşlar üzerinde deney yapmadığı ve örneklerini saklamadığı tespitleri”ne karşılık sorumlularca; sözleşmenin 34.1 maddesi gereği imalatlarda kullanılacak malzemelere ilişkin ocaklar yüklenici tarafından temin edileceğinden yüklenici tarafından malzeme alınması düşünülen … mevkiinde belirlenen ocaktan, … Taş Ocağından, … Beldesi …ye ait taş ocağından ve Km:31+300 de yer alan yarmadan örnekler alınıp ocak malzemesinin sözleşme ve şartnameye uygun olup olmadığı yönünden … Bölge Müdürlüğü Laboratuvarında ...’nin 305. Kısmında yer alan referans değerlere uygunluğunun kontrol edildiği, temyiz dilekçeleri eklerindeki ... ve ... tarihli araştırma raporu sonucunda yukarıda bahsedilen ocaklardan sadece …ye ait taş ocağından alınan numunelerin deniz tahkimatına ilişkin ... kriterlerini sağladığının anlaşıldığı, bu defa … Kum Çakıl Ocağından alınan taş numuneleri üzerinde 29.05.2013, … Taş Ocağından alınan numunelere 13.09.2013 tarihlerinde Bölge Müdürlüğü Laboratuvarında yapılan deney sonuçlarına göre yine … Kum Çakıl Ocağına ait numunelerin uygun olmadığı, ancak … Taş Ocağından alınan taş numunelerinin deniz tahkimatı için uygun olduğunun belirlendiği, 06.06.2017 ve 09.06.2017 tarihinde alınan taş numunelerinin de ...’de belirtilen şartları sağladığının belirlendiği iddia edilmektedir.

Yukarıda da belirtildiği üzere, söz konusu yapım işinin sözleşme eklerinde yer almış olup, … yetkilileri tarafından hazırlanmış olan ve 2006 yılında yayımlanan … Teknik Şartnamesinin 305. Kısmında, taş tahkimat yapımına ilişkin hükümler yer almaktadır. Bu kısımda yer alan “305.1 sayılı Tabloda”, tahkimatta kullanılacak taşların şartnameye uygunluğunun tespiti için yapılması gereken deneyler, bu deneylere göre olması gereken şartname limitleri ve bu deneyler için esas alınması gereken standartlar da belirtilmektedir. (ASTM, TS, TSEN gibi)

Buna göre;

305.1 sayılı Tabloda ilk olarak, tahkimat taşlarının, “petrografik görünüm”lerine ilişkin değerlendirmeler yer almıştır.

(Petrografi, doğada varolan kayaçların minerallerini, kimyasal bileşimlerini, yapı ve dokularını ve doğada bulunuş şekillerini ortaya koyarak, kayaçları tanımayı, sınıflamayı hedefleyen bir bilim dalıdır. Minerallerin tanınmasında, sertlik, yoğunluk, renk, çizgi rengi, parlaklık, dilinim, radyoaktivite, manyetik ve elektrik özelliği, kristal yapısı ve mikroskobik özellikleri göz önüne alınmaktadır.)

Tahkimat taşlarının, “petrografik görünüm”lerine ilişkin deneyler için şartname limiti, “kristallerin iyi kenetlenmiş, kil minerali ve eriyebilir mineral olmaması” olarak belirlenmiştir. Yapılacak deneylerde esas alınacak deney standardı ise, “ASTM C 295” olarak öngörülmüştür. (“ASTM C 295”standardı, Türk Standartları Enstitüsü tarafından atıfta bulunulan Uluslararası Amerikan Test ve Materyalleri Topluluğu (ASTM) Standardıdır.) (2013 yılında düzenlenen … Teknik Şartnamesinin 305. Kısımında (305.02.01) yer alan “(305.1) sayılı Tablo”nun 1. sırasında, yapılacak deneylerde esas alınacak deney standardı ise, “TS EN 12407” olarak öngörülmüştür.)

Bilirkişi Raporu değerlendirilirken öncelikle belirtilmesi gereken husus şudur; Bilirkişi Raporunda, kumtaşları ve kireçtaşlarına ilişkin analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Raporda bu hususta bir açıklama yer almamakta; söz konusu standartlara hiçbir atıfta bulunulmamaktadır.

Diğer yandan, bu hususla ilgili olarak Bilirkişi tarafından, km.30+500-33+600 arasındaki yaklaşık 3 km.lik bölümde belirlenen 26 lokasyondan alınan örnekler içerisinde kil minerali bulunup bulunmadığı araştırılmış ve bulunan kil minerali miktarları lokasyonlar itibariyle yüzde (%) olarak belirlenmiştir. Bilirkişi Raporu içerisindeki Tablo-2’de belirtildiği üzere;

KL-1 ile KL-9 lokasyonları arasında, kil oranı % 5 ve üzerinde olan kesimler olduğu gibi, hiç olmayan kesimlerin de olduğu,

(Örneğin;KL:1.1,1.3,1.5,1.6,2.1,2.2,2.3,2.4,2.5,2.6,2.8,2.9,2.10,2.11,3.2,3.3,3.4,3.5,4.3,4.4,5.1,7.1,7.2,7.6,8.1,8.2,8.3,8.4,9.2,9.3,9.4);

KL 9’dan itibaren KL 26’ya kadar olan toplam 17 adet lokasyon ve bunların alt lokasyonlarında ise, hiçbir kil bulgusuna rastlanılmadığı görülmektedir.

Bununla birlikte, belirlenmiş yerlerdeki kil minerali içeren ve içermeyen toplam taş miktarının hesaplanmadığı; kil minerali içeren taşlar için ise, belirlenmiş yüzdelerin, ilgili standarda (ASTM C 295) göre imalatların kalitesine olan etkisinin değerlendirilmediği; diğer bir deyişle, bu taşların ilgili standarda uygun olup olmadığı hususunun belirtilmediği anlaşılmaktadır.

Yapılan deneyler sonucunda elde edilen bulguların, ilgili standart olan ASTM C 295’e (Beton Agregalarının Petrografik İncelenmesi için Standart Kılavuz) göre değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir.

İkinci olarak, “Fiziksel test analizler” alt başlığı altında bahsedilen “Los Angeles aşınma testi” ile ilgili olarak değerlendirme yapıldığında;

… tarafından 2006 yılında yayımlanan … Teknik Şartnamesinin 305. Kısmında yer alan “Tahkimat Taşının Özellikleri” başlıklı (305.1) sayılı Tablonun 5. sırasında; yapılacak olan deneyin niteliği, “Kaba agregada Los Angeles Aşınma Direnci (%)” olarak ifade edilmiştir. Şartname limiti olarak bu oranın (% 25’in) altında olması (<25); yani, aşınma oranının % 25 ten büyük olmaması öngörülmüştür. Bu direncin tespiti için uygulanması gereken deney standartları ise “TS 699” ve “TS 2513” olarak belirlenmiştir.

Bilirkişi tarafından “Kaba Agregada Los Angeles Aşınma Direnci” oranının kireç taşı için % 28, kum taşı için % 24 olarak tespit edildiği; bu durumda kum taşı kökenli kayaların bu direnç standardını sağladığı, kireç taşı kökenli kayaların ise sağlamadığı anlaşılmaktadır.

Bununla beraber, Denetçi, söz konusu Bilirkişi Raporunun sonuç kısmında yer alan; “… Genel Müdürlüğü, … Şartnamesi 2006 yılı şartnamesine göre Kısım 305.02.01’te Taş Tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin aşınma direncinin % 15 az olması denilmektedir. Oysa olay yerindeki bölgeden alınan en sağlam kumtaşlarının aşınma kaybı % 24 ve kireçtaşlarında ise % 28 olduğu belirlenmiştir.” ifadesini esas alarak, yine, Bilirkişinin “… 26 lokasyondaki 97 adet kaya parçasından; 50 adedinin kireç taşı, 41 adedinin kumtaşından; yani % 51,54’ünün kireçtaşından, % 42,26’sının ise kumtaşından oluştuğu” tespitinden hareketle, “tahkimat taşlarının yaklaşık % 94’ünün şartnameye uygun olmadığı” sonucuna ulaşmıştır.

Bilirkişi Raporunun sonuç kısmında yer alan bu ifade değerlendirildiğinde; burada geçen “Taş tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin aşınma direncinin % 15 az olması …” ibaresinde anlam bozukluğu olduğu gibi; K.T.Ş.’de de böyle bir ibare yer almamaktadır. Ayrıca, Bilirkişi Raporunun başlangıç kısmında belirtilen “Fiziksel test analizler” bölümünde sadece “Los Angeles aşınma test sonuçlarından” bahsedilmekte; orada da böyle bir ibare ve belirtilen oran yer almamaktadır.

Sorumlularca (ve vekilince) gönderilen temyiz dilekçelerinde de bu hususa dikkat çekilerek, ilam maddesindeki şartnameye uymayan taşların tüm taşların % 94’ünü teşkil ettiği değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmesine rağmen; Denetçi raporunun “sonuç” bölümündeki “işin ihalesinin 2011 yılı olması nedeniyle 2006 yılı … Teknik Şartnamesinin (...) geçerli olduğu, sorumluların 2013 yılı … Teknik Şartnamesini esas alarak % 15’lik limitin olmadığını iddia ettikleri; oysa, 2006 yılı ... Kısım 305.02.01 “Taşın Genel Nitelikleri Bölümü”nde yer alan “Tahkimat Taşının Özellikleri Tablosu”nun 8. sırasında, “sürtünme ile aşınma kaybı <15 cm3/50 cm2” şeklinde yer aldığı ve bu iş için de uyulması zorunlu olan 2006 yılı ...’ye göre belirleme yapıldığı” değerlendirmesi esas alınarak tazmin hükmünün gerekçelerinden biri olarak ilam maddesinde yer almıştır.

Ancak, burada sorun 2013 yılı ...’nin geçerli olup olmadığı hususu değildir. Bahsedilen 2006 yılı ...’nin 305.02.01 “Taşın Genel Nitelikleri Bölümü”nde yer alan Tablonun 8. sırasında; “Sürtünme ile aşınma kaybından” bahsedilmekte ve limiti de “<15 cm3/50 cm2” şeklinde; dolayısıyla, (%) olarak değil (cm3/cm2) şeklinde gösterilmektedir. Bilirkişi tarafından yapılan deneyin ve tespitin, söz konusu “sürtünme ile aşınma kaybı” deney türü ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Bilirkişi Raporunun içeriğinde “Sürtünme ile aşınma kaybı”na ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu sıraya göre de ayrıca bir deney ve değerlendirme yapılmış olsa idi bunun açık olarak belirtilmesi gerektiği de açıktır.

Öte yandan, -her ne kadar kamu zararı iddiasına konu imalat alanları “…” kısım olmasına rağmen “itinererde 1 ve 2 nolu gösterilen tahkimat yapılan bölümlerden” numune alınarak deney yapıldığı belirtilen ve numune alınan söz konusu yerler km. olarak; “27+315, 27+195, 26+910, 26+850, 26+670, 26+620” şeklinde gösterilen bir raporun sonuçlarının gerçek durumu tam olarak yansıtmayacağı aşikar olsa da- … Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen iki müfettiş tarafından görevlendirilen Bilirkişi Heyeti marifetiyle yapılan inceleme ve değerlendirmeler esas alınarak düzenlenen ... tarihli ve ... sayılı İnceleme Raporunda da Bilirkişi Heyetince sahada yapılan gözlemsel incelemede tahkimat içerisinde “sarı gri kireç taşı, gri kireç taşı, yeşil kil taşı” olmak üzere 3 farklı taş çeşidi tespit edilmiş olup, bunlara ait numuneler alınarak akredite olan … Genel Müdürlüğü Laboratuvarına gönderilmiş, taş numunelerine ait yapılan deney sonuçları … Genel Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı yazıları ile Bölge Müdürlüğüne gönderilmiş, deney sonuçları ışığında yapılan değerlendirmede, taşların nitelikleri ile ilgili olarak; “sarı gri kireç taşı ve gri kireç taşı ile ilgili deney sonuçlarının ...- Kısım 305- tahkimat bölümünde belirtilen limitler dahilinde olup, kabul edilebilir nitelikte olduğu, yeşil kil taşının ise; kütlece su emme, görünür yoğunluk, tek eksenli basınç deneyi, don sonu kütle kaybı gibi fiziksel değerler yönünden ... Kısım 305, tahkimat bölümünde belirtilen kriterleri sağladığı; parçalanma direncinin >=30 (%) olması gerekirken 31 (%) , aşınma direncinin <=20 (%) olması gerekirken 66 (%), magnezyum sülfat deney sonucunun <=8 (%) olması gerekirken 78 (%) bulunduğu; bu durumda bu taşın ... Kısım 305- tahkimat bölümünde yer alan referans değerleri taşımadığı ortaya çıktığından, kabul edilebilir nitelikte olmadığı” sonucuna varılmıştır.

Bu sonuca 2013 yılı ...’nin 305. Kısımındaki tabloda öngörülen deneyler ve şartname limitleri esas alınarak, öngörülen deney standartlarına göre ulaşılmış olup, buna göre; şartnameye göre parçalanma direncinin ≤ 30 olması (%) gerekirken, deney sonucunun sarı gri taşlarda 33 (%), gri taşların ise 34 (%) olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. (2006 yılı ...’nin 305. Kısımındaki tabloya göre ise, parçalanma direncinin ≤ 25 (%) olması gerekmektedir.)

Bu durumda “her iki taşın da, 2006 ve 2013 yıllarına ilişkin ...’nin Kısım 305- tahkimat bölümünde belirlenen “parçalanma direncine ilişkin değerleri taşımadığı”; dolayısıyla, imalatların ...’ye uygun olarak gerçekleştirilmediği ileri sürülebilir ise de; daha önce de belirtildiği üzere; ...’nin 305. Kısımında “Taş tahkimat yapımı”na ilişkin hükümler yer almış olup, bu kısımda yer alan (305.1) sayılı Tabloda tahkimatta kullanılacak taşların şartnameye uygunluğu için yapılması gereken deneyler, bu deneylere göre olması gereken şartname limitleri ve bu deneyler için uygulanması gereken standartlar 11 kategoride belirlenmiştir.

Dolayısıyla, belirlenmiş deneylerin öngörülen standartlara göre yapılarak, öngörülen şartname limitleri dahilinde olup olmadıkları tespitine göre, taş tahkimat imalatlarının “...’ye uygun yapılıp yapılmadıkları” hakkında genel bir kanaat belirtilebilecektir. Aksine, tek bir deney sonucundan hareketle kesin bir kanaat belirtmek, teknik ve hukuki olarak uygun olmayacaktır. Kaldı ki, böyle bir kabul halinde; tazmin hükmüne esas Bilirkişi Raporunda uygulanan test doğrultusunda kum taşlarının Los Angeles aşınma direnci şartname limitleri içerisinde % 24 (<25) olmasına rağmen niçin tahkimata uygun görülmediği sorgulanır duruma gelecektir.

Yine Sayıştayca görevlendirilen Bilirkişi Raporunun sonuç bölümünde; “Olay yerinde kullanılan tahkimat için kullanılan taş bloklarının jeolojik inceleme, petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel test deney sonuçlarına göre en az % 45’inin uygun olmayan taş bloklarından imal edildiği belirlenmiştir.” denilmişse de en az % 45’lik bu oranın yapılan imalatın tamamının kamu zararı olarak addedilmesine nasıl sebep olduğu anlaşılamamakla beraber; “en az % 45 oranında uygun olmayan imalata” dair, analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Diğer taraftan, bu imalatlara ilişkin olarak kısımlar itibariyle bir belirleme, tespit ve hesaplama da yapılmamıştır.

Bunun yanı sıra, Denetçi düşüncesi doğrultusunda ilam maddesine alınan bu yaklaşım değerlendirildiğinde; yukarıda dile getirilen işin tekniği bağlamında yolun hangi kısmının veya kısımlarının kullanılmayacak durumda olduğunun kanıtlayıcı belgeleriyle ortaya konulması; daha sonra ise, yolda var olduğu iddia olunan bozulma ve tahribatın, “dolgu”dan mı, “tahkimat”tan mı; yoksa başka bir sebepten mi kaynaklandığının ortaya konulması gerekmektedir ki; bu konuda herhangi bir kanıtlayıcı belge de mevcut değildir.

Bu meyanda, Bilirkişi Raporunda, yaklaşık 3 km.lik güzergahta, oluşturulan 26 ayrı lokasyona (gözlem noktası) ilişkin değerlendirmede bazı lokasyonlar için;

“4 nolu lokasyonda 7.5-8 metre genişlik 150 metre uzunlukta bir alanda blokların önemli bir kısmı yerinde değildir.” ve

“5 nolu lokasyonda 25 metre genişlik 250 metre uzunluktaki bir kesimde % 95 malzeme kaybı gözükmektedir.”

Şeklinde bozulma ve tahribata ilişkin oransal belirlemeler yapıldığı görülmüştür. Ancak, temyiz dilekçelerinde bu konuya ilişkin olarak “malzeme kaybının olduğu belirtilen kısmın ... tarihinde meydana gelen afet neticesinde tahrip olan kesim olduğu, yaşanan deniz kabarması sonucu tahrip olan kısım 120 metrelik bir bölüm olduğu, 2700 metrelik tahkimat işinde bu tutarın yüzde olarak düşük kaldığı, kıyı mühendislik yapılarında bu tür risk bulunduğu, bu tür risklere karşı da All Risk Sigortası yapıldığı, dalga boyutlarını dikkate almadan imalatın fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığına ilişkin kanaatin teknik dayanaktan yoksun olduğu” belirtilmekle birlikte; lokasyonlara ait bir itinerer de yer almadığı ifade edilerek bu tespitin mahalline göre ölçümlemelere ve hesaplamalara dayandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu itibarla, tazmin hükmüne konu işin taş tahkimatı boyutu açısından yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, tahkimatta kullanılan taşların ...’nin 305. Kısımında (305.02.01) yer alan “(305.1) sayılı Tablo”nun hangi şartname limitlerine hangi deney standardı yönüyle uygun olmadığı net olarak ortaya konulmalı ve buna göre tespit edilecek evsafına uygun olmayan taş miktarı üzerinden taş tahkimatı imalatlarına ilişkin olarak imalat pozları ve tanımları itibarıyla düzenlenmiş bir kamu zararı hesabı yapılmalı ve bu zararla zararı oluşturanların arasında kurulan illiyet bağına göre sorumluluk tevcihine gidilmelidir.

Taş tahkimatı sonrasında, tazmin hükmünün bir diğer boyutu olan dolgu imalatları açısından Sayıştayca görevlendirilen Bilirkişi Raporundaki açıklamalar bağlamında tekrar bir değerlendirme yapılacak olursa;

Bilirkişi Raporunda; “Olay yerindeki yol güzergahı boyunca yapılan jeofizik inceleme sonuçlarına göre mevcut taş bloklarının alt kısımlarında oturmaların olduğu, bloklu kayaların çok kırıklı olduğu, blok seçimi yapılmadan imalata başlandığı ve zeminin iyi sıkıştırılmadan imalata devam edilmiş olduğu düşünülmektedir.” denilmekte ise de; bu iddialara karşılık temyiz dilekçelerinde; bu imalat yapılırken dikkat edilecek boşluk sınırları ve sıkışma kriterlerinin ne olduğunun … Teknik Şartnamesinde açıkça belirtilmiş olup, jeofizik yöntemlerle değerlendirme ve çıkarım yapılmasının ...’de yer almadığı gibi, Dünyada kullanılmakta olan AASHTO ve ASTM gibi şartnamelerde de bulunmadığı, ayrıca mahallinde tahkimat üst kotları ve mesafeleri, Etüt-Proje ve Çevre Başmühendisliğine bağlı Etüt Ekiplerine ölçtürülerek Bölge Müdürlüğünde mevcut olan enine kesit defterindeki kesitlerin üst kotları ve mesafeleri ile karşılaştırılmış ve ölçülen değerlerle enine kesit defterlerdeki değerlerin örtüştüğünün görüldüğü, gerek kaya dolguların gerekse normal dolguların yapını şartları ve sıkışma kriterlerini açıklayan ... Kısım 206’nın dilekçe ekinde sunulduğu, yapılmış olan dolgularda kullanılan malzemenin ...’de belirtilen şartları sağladığını gösterir deney raporlarının da yine dilekçe ekinde sunulduğu,

Bilirkişiler tarafından yapılan jeofizik çalışmaları sonucu yol dolgusunun tamamen kontrolsüz dolgu olduğu kanaatine varılmasına rağmen sorumlularca (ve vekilince) ibraz edilen yol dolgusuna ait sıkışma raporlarının ...’ye uygun olduğu iddiasında bulunulduğu,

Bilirkişilerin; “Yol dolgusu sıklıkla değişen kalınlıklarda, ortalama 70-80cm ila en fazla 90-100cm kalınlıkta olduğu düşünülmektedir.” iddiasına karşılık ise, dilekçelerde; ... 206’ya uygun yol dolgusu yapıldığının ifade edildiği,

Yine Bilirkişi Raporundaki; “Yol altı kontrollü ve planlı, kaya istifli uygun zemin iyileştirmesinin yapılmadığı düşünülmektedir. Yer yer 1-2 metrelik büyüklükte kumtaşları gözlenmekle birlikte genel olarak aşın çatlak/kırıklı yapıda kum taşlar gözlenmiştir.” iddiasına karşılık, ... kriterlerine uyulduğu; “Dolgu birimde yol boyunca ortalama 4-5 metrede bir çatlak/kırıklar gözlenmiştir. Bu çatlak ve kırıklar ortalama 40-50 cm, yer yerde 30-40 cm ila 80-100 cm boylarda değiştiği gözlenmiştir.” iddiasına karşılık; “dolgu üzerinde halen bitümlü temel tabakası bulunduğu, yolun trafiğe açık olduğu, yolda bozulma olmadığı” hususlarının ileri sürüldüğü

Görülmüş olup, sorumlular (ve vekilinin) bu iddiaları göz önüne alındığında ise; Bilirkişi Raporunda, dolgular hakkında, dolguların yapım şartları ve sıkışma kriterlerini açıklayan “...-Kısım 206” esas alınarak bir değerlendirme yapılmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Aslında, Denetim Ekibi tarafından Bilirkişiye bu hususa ilişkin bir görevlendirme de yapılmamıştır. Bu durumda, bu değerlendirmeyi Denetim Ekibinin yapması gerekmektedir.

Bu meyanda, yapım işinde, 25+680-33+280 metrelik kısımda deniz doldurma çalışmaları yapıldığı anlaşılmakla beraber, … Teftiş Kurulunun görevlendirmesi sonucu Bilirkişi incelemesine istinaden hazırlanan “... ili, ... Sahil Yolu Projesi 25+680-33+280 Kilometreler Arası Deniz Dolgusu Araştırma Çalışması”nın temyiz dilekçeleri ekinde ibraz edildiği görülmektedir. ... tarihli ve ... sayılı Teftiş Kurulu İnceleme Raporu ekinde yer alan bu çalışma sonuçlarının da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Her ne kadar ilam maddesinde İnceleme Raporundaki değerlendirmenin Sayıştayca görevlendirilen Bilirkişi Heyetince yapılan jeofizik inceleme sonuçlarıyla örtüşmekte olduğu ve Bilirkişi Heyetince yapılan bloklu kayaların çok kırıklı olduğu değerlendirmesinin kabul edildiği ifade edilmekte ise de; İnceleme Raporundaki “deniz kotu üstündeki kesimin proje enkesitleriyle karşılaştırılmasında, iki kesit arasında kot ve mesafe bakımından deniz üstü görünen yüzeylerin enine kesitleriyle yaklaşık uyum gösterdiği, deniz altında kalan kesim için, … Üniversitesi … Yer Bilimleri Ar-Ge tarafından yapılan GPR/yer radarı ölçümlerinde; enkesitlerdeki kalınlık değerlerinin ortalama % 80 civarında (± %5) uyumlu olduğu, deniz altında oluşturulan 6-15 ton civarındaki taş tahkimatın kesit tespiti için yapılan GPR/yer radarı ölçümüne göre % 80’inin kesitine uyumlu olduğu % 20’si hakkında deniz tabanında gömülme ve kırılma olasılığı nedeniyle varlığının belirlenemediği” şeklindeki tespitten böyle bir sonuç çıkarılamayacağı açık olduğu gibi, enkesitlerle % 80 uyumluluk gösterdiği belirtilen bir tespitle dolgu miktarının tamamının kamu zararı olarak nitelendirilmesi sonucunu doğuracak bir durumdan da söz edilemez.

Bu itibarla, tazmin hükmüne konu işin dolgu boyutu açısından yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ise, dolgu imalatının ...’nin 206. Kısımında yer alan şart ve kriterlerden hangilerine uygun olmadığı net olarak ortaya konulmalı ve buna göre tespit edilecek evsafına uygun olmayan dolgu miktarı üzerinden taş tahkimatı imalatlarına ilişkin olarak imalat pozları ve tanımları itibarıyla düzenlenmiş bir kamu zararı hesabı yapılmalı ve bu zararla zararı oluşturanların arasında kurulan illiyet bağına göre sorumluluk tevcihine gidilmelidir.

Sonuç olarak, söz konusu Bilirkişi Raporunun, görevlendirme yazısında ifade edilen; “… belirtilen iş kalemleri ile ilgili ihale dokümanında yer alan şartname ve birim fiyat tariflerine uygun olarak imalatların yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, ödemeye esas metraj, kantar fişleri ve diğer belgeler ile bu iş kalemlerinin karşılaştırılması, gerekli jeolojik ve jeofizik çalışmaların yapılması; bu bağlamda, bu işlerin geneli hakkında kesin kanaat oluşturabilecek tüm verilerin toplanması, gerekli analizlerin yapılması, elde edilecek tüm jeolojik ve jeofizik sonuçlar ışığında şartnameler ve hakediş miktarları ile sonuçlarının karşılaştırılması” hususlarını tam karşılamadığı; kamu zararının gerçekleştiğine yönelik fiili ve fiziki tespitlerin bilimsel ve teknik gereklere uygun, şüphe götürmez kesinlikte açık kanıt niteliği taşıyacak şekilde ortaya konulması gerekirken; böyle olmadığı, bu rapor esas alınarak belirlenen kamu zararı iddiasına konu imalatların da, ilgili iş kalemlerinin poz numaraları, tanımları ve her bir hakedişte gerçekleştirilen miktarları ve tutarları itibarıyla belirtilmesi gerekirken; bu hususlar belirtilmeksizin hakedişler itibarıyla “ilgili imalatlar için ödenen toplam tutar” başlığı altında, tek kalemde sadece tutar belirtildiği ve bunların toplamı alınarak toplam kamu zararının hesaplandığı anlaşılmakta olup, yapılan kamu zararı hesabı bu haliyle hukuken isabetli görülmemektedir.

Hatta kamu zararı hesabı yapılan hakediş belgeleri ve eklerinin incelenmesinde; [her cins ve klastaki zeminde yarma ve yan ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli, her cins ve klastaki zeminde ocak ariyeti kazısı yapılması, kullanılması ve nakli, dolgu altlarındaki her cins zayıf ve oynak zeminin kazılması, kullanılması ve nakli, dolguya gelen her cins ve klastaki kazı malzemesinin sulanması ve sıkıştırılması (su nakli dahil), her cins ve klastaki zeminde reglaj (Platform genişliği: değişken) imalatlarından oluşan] toprak tesviye işleri ve [400 mm anma çaplı HDPE esaslı koruge kanalizasyon temini, nakli ve döşenmesi, her derinlikte, her cins ve klastaki zeminde, kuruda drenaj, kanalizasyon hendeği ve duvar temelinin kazılması (kazının depoya nakli dahil), her derinlikte, her cins ve klastaki zeminde, kuruda kutu menfez, gido, mahmuz, taş dolgu ve tahkimat işleri temellerinin kazılması (kazının depoya nakli dahil) imalatlarından oluşan] sanat yapıları işleri gibi taş tahkimat işlerinden önce yapılmış olan işlerin ve su tahliyesi için yapılmış olan menfezler gibi taş tahkimatı ile bağlantısı olmayan imalatların bedellerinin de kamu zararı hesabına dahil edildiği görülmekte olup, taş tahkimat öncesinde yapılan ve tahkimatla ilgisi olmayan bu işlerin/imalatların bu aşamada ...’ye aykırılığını iddia etmek mümkün olmadığından; bunların bedellerinin kamu zararı hesabına dahil edilmesi de hukuken isabetli olmamakla birlikte, bu işlere/imalatlara ilişkin ödemeleri yapan kişileri sorumlu tutmak da hakkaniyete uygun düşmeyecektir.

Ayrıca sorumluluk yönünden; -Yapı Denetim Görevlilerinin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14 üncü ve 15 inci maddeleri kapsamında sorumlu oldukları konusunda tereddüt bulunmamakla bereber- temyize konu işe ilişkin belgeler incelendiğinde; ödeme emri belgelerinin ekinde hakediş raporu, bu rapora bağlı yapılan işler listesi, imalatların pursantaj oranlarını gösteren cetveller vb. belgelerin yer aldığı, bunların teknik nitelikte belgeler olup, fiili fiziki incelemeler neticesinde işin yapılıp yapılmadığı, imalatların sözleşme ve şartnamelerde belirlenen usullere uygun yapılıp yapılmadığı esas alınarak düzenlendiği, ödeme emri belgeleri üzerindeki tutarların da esas itibariyle hakediş raporları ve diğer belgeler esas alınarak belirlendiği ve Harcama Yetkilisi ve ödeme emri belgesini düzenleyen Gerçekleştirme Görevlisinin, işe ait şartnameler ve sözleşme gibi dokümanlar da göz önünde bulundurularak, uzmanlık ve teknik bilgi ile fiili incelemeye dayanılarak hazırlanan ve onaylanan hakediş raporu ve eki belgelerden, yıllara yaygın şekilde yürütülen iş kapsamında imalatların yapılıp yapılmadığını kontrol etme, (ancak jeolojik, jeoteknik ve radarlı test işlemleri neticesinde tespit edilebildiği anlaşılan) yapılmayan veya hatalı yapılan imalatı ödeme emri belgesi ve eki belgelerden tespit etme imkânı bulunmadığı, dolayısıyla ödeme emri belgesini sadece harcama biriminin en üst yöneticisi olarak imzalayan Harcama Yetkilisi ve sadece ödeme emri belgesini düzenlemekle görevli Gerçekleştirme Görevlisinin (hakedişler üzerinde Onaylayan olarak imzası bulunan Harcama Yetkilisi ve Kontrol Eden olarak imzası bulunan Gerçekleştirme Görevlisi hariç) kamu zararıyla illiyet bağı oluşmadığı, bu nedenle eğer bir kamu zararı oluşmuşsa da bundan dolayı kendilerine sorumluluk yüklenemeyeceği değerlendirilmektedir.

Bu hususlar dışında, olayın safahatına ilişkin olarak başlangıçta yapılan açıklamada belirtildiği üzere, ... Cumhuriyet Başsavcılığının … Teftiş Kurulu Başkanlığına yazdığı yazıya istinaden Genel Müdürlüğün yetkilendirmesi ile iki müfettiş tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen İnceleme Raporunda … TL’lik kamu zararı tespit edildiği, bu Raporun ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği; … TL’lik kamu zararının yükleniciden tahsilinin sağlanması için … 15. Bölge Müdürlüğünce girişimde bulunulmasını müteakip, yüklenici tarafından ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatta bulunularak tespit davası açıldığı ve sonucunun İdare aleyhine olduğu anlaşıldığı (Mahkemece atanan Bilirkişilerin yaptıkları inceleme sonucu düzenlenen Bilirkişi Raporunda özetle; bütün yolun düşeyde ve yatayda projesine uygun olarak yapıldığı, doğal afet nedeniyle hasara uğrayan bölümün de projesine uygun yapıldığının düşünüldüğü belirtilerek; buna rağmen, hasara uğrayan kısımdan dolayı dava tarihi itibariyle sadece … TL tutarında fazla ödeme tespiti yapıldığı) görülmekte olup, bu hususlar dikkate alınmadan yapılacak kamu zararı değerlendirmesi de doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Tüm bu açıklamalar muvacehesinde, sorumluların (ve vekilinin) temyiz dilekçelerindeki iddialarının gerek konunun esası yönünden gerekse de sorumluluk yönünden kısmen kabulüyle tazmin hükmünün bozulmasına ve (gerekirse yeniden görevlendirilecek bilirkişi marifetiyle yeniden inceleme yapılarak) yukarıda belirtilen eksikliklerin, tereddüt ve ihtilaf konusu hususların açıklığa kavuşturulmasını ve buna göre yeniden bir değerlendirme yapılmasını, yapılacak değerlendirmede yine yukarıda bahsedilen mahkeme safahatının da dikkate alınmasını ve değerlendirme sonucuna göre hakediş bazında imalat pozları ve tanımları itibarıyla (yine oluştuğuna kanaat getirilirse) kamu zararı tutarının tekrardan hesaplanmasını ve kurulacak illiyet bağına göre (sadece ödeme emri belgesini imzalayıp hakedişlerde imzası bulunmayan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerine herhangi bir sorumluluk yüklenmeden) sorumluların yeniden belirlenmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın ilgili Daireye gönderilmesi gerekir.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …:

Temyize konu ilam maddesinde karar metnimizde de yer alan Bilirkişi Raporundaki tespitlerden hareketle; anılan işte 34.006/K/özel poz nolu ocak taşından 0-0,400 ton kategorideki taşlar, 34.008/K/özel poz nolu ocak taşından 0,400-2 ton kategorideki taşlar, 34.009/K/özel poz nolu ocak taşından 2-4 ton kategorideki taşlar, 34.0010/K/özel poz nolu ocaktaşından 6-15 ton kategorideki taşlar ile tahkimat yapımı (dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil) ve 2202/özel poz nolu her cins ve zeminde ocak ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli iş kalemleriyle ilgili olarak yapılan tüm imalatların (dolgu imalatlarını da içerecek şekilde) fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığının teknik olarak tespit edildiği gerekçesiyle (ilgili imalatlar için ödenen toplam bedel üzerinden) tazmin hükmü verilmiştir.

Söz konusu işin genel anlamda “taş tahkimatı” ve “yol dolgusu” olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup, ilam maddesinde öncelikle taş tahkimatında kullanılan kumtaşlarının ve kireçtaşlarının sözleşmesine göre alınması gereken taş ocaklarından alınmadığı ve ... şartlarına uygun olmadığı, tahkimatın bir bütün olarak yolun deniz etkisinden korunması için yapıldığı, ...’ye uygun olmayan taşlar sebebiyle tahkimatın işlevini göremez hale geldiği; bu nedenle, yapılan imalatların kabul edilebilir nitelikte olmadığı ve bedelinin ödenmesinin de mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, söz konusu sonuç doğrultusunda verilen tazmin hükmünde hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Diğer yandan, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14 üncü ve 15 inci maddeleri hükümlerine rağmen yapı denetim görevlilerinin malzemelerin … Teknik Şartnamesine uygunluğunu belirlemek için getirilen malzemeler üzerinde deney yapmadığı ve örneklerini saklamadığı gibi malzemelerin alındığı ocağı kanıtlayacak olan maden sevk fişlerini de kontrol etmediği ve örneklerini saklamadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu eksiklikten yapı denetim görevlerini denetlemekle yükümlü olanların sorumluluğu da bulunmaktadır.

Ayrıca 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir.” denilmektedir.

Kanunun söz konusu hükmü uyarınca giderin yapılabilmesi için mal ve hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştiğinin görevlendirilmiş kişi ve komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlemesi gerekmektedir. Söz konusu onaylamayı yapanlar ile gerçekleştirme belgelerini düzenleyenler yapılan ödemeden doğan kamu zararından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumludurlar.

Dolayısıyla, (ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri dahil) İlamdaki sorumluluk tespitinde herhangi bir isabetsizlikten söz edilemez.

Sonuç itibarıyla, gerek konunun esası gerekse sorumluluk yönünde İlamda yapılan açıklamalar yerinde görüldüğünden; temyiz dilekçelerindeki iddiaların reddiyle tazmin hükmünün tasdik edilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:17

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim