Sayıştay 4. Dairesi 46500 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

46500

Karar Tarihi

16 Mart 2022

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2018

  • Daire: 4

  • Dosya No: 46500

  • Tutanak No: 51223

  • Tutanak Tarihi: 16.03.2022

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Memur personele avukatlık vekalet ücreti ödenmesi

  1. 7 sayılı İlamın 4 üncü maddesiyle; … Genel Müdürlüğü lehine sonuçlanan davalardan alınan vekalet ücretlerinin dağıtımında 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14 üncü maddesinde unvanı sayılmadığı halde hukuk servisinde çalışan memur personele vekalet ücreti ödemesi yapılması sonucu oluşan … TL kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilmiştir.

İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan …’a (Dosya No: 46502) 23.02.2022 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında, … (Dosya No: 46502), … (Dosya No: 46500), … (Dosya No: 46501) ve Dairesi adına duruşmaya katılan 1. Hukuk Müşaviri … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14 üncü maddesinde; İdareler lehine neticelenen davalardan elde edilen vekalet ücretinin hukuk biriminde fiilen görev yapan personele dağıtımı hususu düzenlenmiştir. Bu maddenin 2 nci fıkrasında;

“a)Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı, hukuk biriminde görev yapan diğer personele %5’i eşit olarak ödenir.

b)Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge, diğerleri için (6.000) gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.

c)Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.

(3)Hizmet satın alınan avukatlara yapılacak ödemeler bu madde kapsamı dışındadır.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm ile idareler lehine neticelenen davalardan elde edilen vekalet ücretinin %5’inin hukuk biriminde fiilen görev yapan diğer personele verileceği düzenlenmiştir.

Ancak 02.11.2011 tarih ve 28103 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 1 inci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 12 ile 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının (a) bendinde yer alan “hukuk biriminde görev yapan diğer personele %5’i” ibaresi ile aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “diğerleri için (6.000) gösterge” ibaresi, 31.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Yapılan bu değişiklikten sonra, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14 üncü maddesindeki düzenlemeleri açıklamak amacıyla çıkarılan “Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ise 08.07.2012 tarih ve 28347 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Yönetmeliğin “Vekalet ücreti ödenecekler” başlıklı 5 inci maddesinde;

“İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili kılınanlardan aylık ücret ve tazminatları 27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesine göre ödenenler dışındaki hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara bu Yönetmelik kapsamında vekalet ücreti ödenir.” denilmiş olup, “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6’ncı maddesinde ise;

“Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, aşağıdaki şekilde dağıtılır:

a)Dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı eşit olarak ödenir.

b)Davanın takibi ve sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte hizmeti geçenlere (a) bendine göre ayrılan hisseler bu kişilerin hizmet ve karara tesir derecesine göre hukuk birim amiri tarafından paylaştırılır.

c)Dağıtımı yapılmayan %5’lik kısım muhasebe birimince Hazineye gelir kaydedilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca 31.12.2011 tarihinden itibaren idarelerin hukuk biriminde görev yapan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlar dışında kalan diğer personele avukatlık vekalet ücretinin dağıtılması hukuken imkansız hale gelmiştir.

Ancak 10.10.2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27.12.2012 tarih ve E.2011/139, K.2012/205 sayılı Kararı ile 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının (a) bendinde yer alan “hukuk biriminde görev yapan diğer personele %5’i” ibaresi ile aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “diğerleri için (6.000) gösterge” ibaresini yürürlükten kaldıran 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 12, yetki kanununa aykırılıktan iptal edilmiştir.

Tam da bu noktada sorumlularca; çeşitli ilk derece İdare Mahkemelerince “dava konusu işlemin dayanağı mevzuatın 10.10.2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27.12.2012 tarih ve E.2011/139, K.2012/205 sayılı Kararı ile iptal edildiği, dolayısıyla hukuksal dayanağı kalmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı” şeklinde verilmiş kararların Sayıştay yargısı açısından da emsal olabileceği, dolayısıyla tazmin hükmünün kaldırılması gerektiği ileri sürülmüştür.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında idarelerin hukuk biriminde görev yapan diğer personele avukatlık vekalet ücretinin dağıtılması konusunda hukuki boşluk ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Kararlarına ilişkin olarak Anayasa’nın 153 üncü maddesinde;

“…Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar…” hükmü yer almaktadır.

Söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere, iptal kararı üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğun, iptal edilen Kanun Hükmünde Kararname hükmü ile yürürlükten kaldırılmış olan yasal düzenlemelerin kendiliğinden yürürlüğe girmesi şeklinde doldurulması mümkün değildir. Bu boşluğun ancak kanun koyucunun yapacağı yeni bir düzenleme ile doldurulması gerekir. Dolayısıyla idarelerin hukuk birimlerinde çalışan memurlara avukatlık vekalet ücreti verilmesine ilişkin olarak kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece, bu yönde yapılacak işlemler, meri mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil edecektir.

Diğer yandan, Anayasanın 160 ıncı maddesinde; “Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idarî yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır…” denilmiştir.

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 78 inci maddesinde ise; “…Adli, idari ve askeri mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştayın denetim yapmasına ve hükme bağlamasına engel değildir.” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştayın Anayasa ve kendi kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay Kararlarına karşı idari yargı mercilerine başvurulamayacağı gibi idari ve genel mahkemelerce verilen hükümlerin de (vergi ve benzeri mali yükümlülükler konusunda Danıştayca verilen hükümler hariç) Sayıştayın hesap ve işlemler yönünden denetimine ve hükmüne engel teşkil etmeyeceği açıktır. Bu bağlamda, dilekçe ekinde sunulan İdare mahkemeleri kararları, Sayıştay yargılaması açısından emsal teşkil etmeyeceği gibi bağlayıcı nitelikte de olmadığından, dilekçilerin bu yöndeki itirazlarının kabul edilmesi mümkün değildir.

Sorumluların temyiz dilekçelerinde yer verdikleri Anayasa Mahkemesinin 2016/1808 başvuru numaralı 22.01.2021 tarihli Kararı ile ilgili olarak;

Söz konusu Kararın Tekirdağ Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Hukuk Servisinde memur olarak görev yapan kişiye, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrasına istinaden vekalet ücretinden pay verilmekte iken, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin hükümleri gerekçe gösterilerek bu hakkın ortadan kaldırılması ve vekalet ücreti pay ödemesinin durdurulmasına karşı yapılan bireysel başvuru sonucu verildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda başvurucunun vekalet ücreti alması ile ilgili olarak lehinde ve aleyhinde bir takım idari yargı kararları verildiği, son olarak Bölge İdare Mahkemesi tarafından başvurucunun vekalet ücreti alabileceğine ilişkin idari yargı kararının bozulmasına ve işin esasına girilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Başvurucu idari yargıdaki kanun yollarını tükettikten sonra 21.01.2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesi ilgili kararında;

“Anayasa Mahkemesi, hukuk biriminde görev yapan diğer personele vekâlet ücretinden pay verilmesine ilişkin düzenlemenin KHK ile ortadan kaldırılmasının kanunilik güvencesine aykırı olduğu gerekçesiyle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Bu çerçevede başvuru konusu olaydaki ihlal esas itibarıyla 666 sayılı KHK'nın 12. maddesinden kaynaklanmıştır. Dolayısıyla ihlalin giderilmesi ancak anılan KHK hükmünün düzenlediği konuda kanuni bir düzenleme yapılmasıyla mümkündür. Yasama organı tarafından ihlale konu olan alanda bir düzenleme yapılması, yapısal sorunu ortadan kaldıracak ve benzer nitelikte yeni başvuruların yapılmasını engelleyecektir. Bu nedenle bütün bu hususların değerlendirilmesi için kararın bir örneğinin TBMM'ye bildirilmesi gerekir.” değerlendirmesini yaptıktan sonra, başvuru konusu olayda vekalet ücreti payı ödemesinin kesilmesi ve yapılan ödemenin de faiziyle birlikte iadesinin talep edilmesinin bir kanun hükmüne dayanmadığını gerekçe göstererek, başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13 ve 35 inci maddelerinde öngörülen kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine varmış ve konu ile ilgili şu şekilde hüküm vermiştir.

“…

  • Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

  • Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

  • Başvurucuya net 5.531,37 TL maddi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

  • Başvurucunun daha önce iade ettiği 5.832,26 TL tutarındaki borç tahakkukunun iptal edilmesi ve bu paranın tahsil edilmiş olması hâlinde başvurucuya ödenmesi için kararın bir örneğinin Sosyal Güvenlik Kurumuna GÖNDERİLMESİNE,

  • Yapısal sorunun çözümü için keyfiyetin Türkiye Büyük Millet Meclisine BİLDİRİLMESİNE,

  • Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi."

Söz konusu Karardan da anlaşılacağı üzere, sorun esas olarak 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ilgili maddesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla ihlalin giderilmesi ancak anılan Kanun Hükmünde Kararname hükmünün düzenlediği konuda kanuni bir düzenleme yapılmasıyla mümkündür. Anayasa Mahkemesi de bu nedenle yapısal sorunun devam ettiğini kabul ederek keyfiyetin Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine karar vermiştir. Ancak şimdiye kadar yasama organınca bu durumdaki kişilerin mali haklarının yeniden tesisine yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Yasama organı tarafından ihlale konu olan alanda bir düzenleme yapılması, yapısal sorunu ortadan kaldıracak ve benzer nitelikte sorunların oluşmasını engellenmiş olacaktır.

Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, Anayasa Mahkemesinin başka bir kişi hakkında verdiği karara göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması da mümkün değildir.

Sonuç olarak, … Genel Müdürlüğü tarafından tahsil edilmiş avukatlık vekalet ücretlerinin %5’lik kısmının hukuki dayanağı olmaksızın hukuk biriminde çalışan memurlara dağıtılması nedeniyle 5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesi (g) bendi kapsamında kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Sorumluların temyiz dilekçelerinde yer verdikleri Sayıştay ... Dairesinin 2014/367 ilam ve 2014/647 karar no.lu Kararı ile ilgili olarak ise;

Söz konusu Daire Kararı incelendiğinde, sorumluların aşağıda yer alan kısım nedeniyle Daire Kararını emsal gösterdikleri anlaşılmaktadır.

“…

Sonuç olarak 2014 yılında dağıtılması gereken gerçek vekâlet ücreti tutarı … TL olmalıdır.” denilmekteyse de; birim amiri, hukuk müşaviri ve avukatlar dışında diğer personele ödenen …-TL tutarındaki vekâlet ücreti hakkında aynı İlamın 10’uncu maddesiyle ilişilecek husus bulunmadığına karar verildiğinden, diğer bir ifadeyle bu ödeme mevzuata uygun bulunduğundan, bu tutarın 2014 yılında ödenen vekâlet ücreti toplamına dâhil edilmesi gerekir.

…”

Ancak söz konusu Daire Kararının konusu esas olarak şu şekildedir:

“A) İdare lehine karara bağlanmış ve tahsil edilmiş emanetler hesabında toplanan dağıtımı yapılamayan vekâlet ücretlerinin tahsilini takip eden 3'üncü yılın sonunda gelir kaydedilmemesi,

B) Mali yıl içerisinde idare lehine karara bağlanmış ve tahsil edilmiş avukatlık vekâlet ücretlerinden dağıtımı yapılmaması gereken % 5'lik kısmın gelir kaydedilmemesi”

Dolayısıyla sorumluların dilekçelerinde yer verdikleri kısım Daire kararının esası olmayıp, söz konusu karar temyiz konusu olayla ilgili görülmemektedir.

Bu itibarla, sorumlu talebinin reddi ile 7 sayılı İlamın 4 üncü maddesiyle verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE, (... Daire Başkanı …, ... Daire Başkanı …, Üye …, Üye … ve Üye …’nin aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğu ile,

6085 sayılı Kanun’un 57 nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 16.03.2022 tarih ve 51223 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

... Daire Başkanı …, ... Daire Başkanı …, Üye …, Üye … ve Üye …’nin karşı oy gerekçesi

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.” denilmiş, “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinin ç) bendinde idare; “ç) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerini,” şeklinde tanımlanmıştır. 5018 sayılı Kanun’un (I) ve (II) sayılı cetvellerinde ise genel bütçeli idareler ve özel bütçeli idareler yer almaktadır.

Temyize konu Daire Kararı 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 18 inci maddesi uyarınca verilmiş, … Genel Müdürlüğünün hukuki durumu konusunda bir değerlendirme yapılmadan, ilgili Kurum özel ya da genel bütçeli bir kuruluş gibi değerlendirilmiştir.

… sayılı … Hakkında Kanun’un 1 inci maddesinde; “Bu müesseseler, hükmi şahsiyeti haiz olmak ve adı geçen belediyelere bağlı bulunmak üzere birer umum müdürlük veya müdürlük tarafından bu kanunda yazılı esaslara ve hususi hukuk hükümlerine göre idare edilir.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre … Genel Müdürlüğü Büyükşehir Belediyesine bağlı olmakla birlikte, 4325 sayılı Kanun’a ve özel hukuk hükümlerine tabi olup, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin kapsamında yer alan idarelerden değildir. 4325 sayılı Kanun’da da avukatlık vekalet ücretlerinin dağıtımı ile ilgili olarak 1389 sayılı Kanun’a veya 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye yapılmış bir atıf bulunmamaktadır.

Öte yandan, … Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği Görev, Yetki Sorumlulukları ve Çalışma Esaslarına İlişkin İç Yönetmelik’in “Vekalet Ücreti” başlıklı 14 üncü maddesinde büro memurlarına da vekalet ücreti ödeneceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak; sadece genel ve özel bütçeli kuruluşlar için geçerli olan kuralları içeren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri, kendi kuruluş kanununa ve özel hukuk hükümlerine tabi olan … Genel Müdürlüğünü bağlamayacağından, hukuk servisinde fiilen çalışan memurlara kendi iç yönetmeliğine dayanılarak vekalet ücreti dağıtılmasında mevzuata aykırılık yoktur.

Bu itibarla, dilekçilerin temyiz talepleri kabul edilerek, 7 sayılı İlamın 4 üncü maddesiyle verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim