Sayıştay 4. Dairesi 38001 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

38001

Karar Tarihi

13 Mayıs 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 4

  • Dosya No: 38001

  • Tutanak No: 38996

  • Tutanak Tarihi: 13.05.2014

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:

1230 sayılı Ek İlam’ın 1. maddesi ile, 644 sayılı Asıl İlam’ın 21. maddesinde Yenice İlçe Özel İdare memurlarından Ahmet İnam ve Yaşar Mısırlı’nın resmi evrakta sahtecilik yaparak zimmetlerine para geçirmeleri nedeniyle verilen tazmin hükmünün, Sayıştay 2. Dairesince yargılamanın iadesi suretiyle görüşülmesi sonucunda, kamu zararı olarak tespit edilen tutarın aslında ödeme emirleri toplamı olduğu; kamu zararının ise gerçekte 36.876,33-TL olduğu ve bunun da 30.624,73-TL’sinin tahsil edilerek İlam’a dercolunduğu, geriye kalan tutarın ise tahsil edilmediği gerekçesi ile asıl İlam ile tazmin hükmolunan 261.320,69-TL’nin 254.410,59-TL’sinin sorumluların uhdelerinden kaldırılmasına ve bu yönden beraatlarına, geriye kalan 6.910,10-TL’nin ise tazminine karar verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, halen tahsil edilemeyen 6.910,10 TL hakkında, Yenice Asliye Hukuk 2010/18 Esas numaralı alacak davası ile yasal takip başlatıldığından ve faiziyle birlikte tahsil edileceğini; dolayısıyla bu alacak ile ilgili olarak kamu zararından da bahsedilemeyeceğini;

Kamu zararını kabul etmemek üzere, İl’deki muhasebe yetkilisinin sorumlular arasından çıkartılması gerektiğini;

Sayıştay İlamının sorumluluk bölümünde, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin yanı sıra, il merkezinde muhasebe yetkilisi olarak görev yapan İsmail AYDIN’ın da yer aldığını ve bu durumun, İlçe Özel İdare Müdürünün “Muhasebe Yetkilisi” değil de “Muhasebe Yetkilisi Mutemedi” olarak kabul edilmesinden, İlçe Özel İdare Müdürlüğünün muhasebe birimi olarak kabul edilmemesinden kaynakladığının anlaşıldığını;

Ödeme emri belgelerine, muhasebe işlem fişlerine ve ilçe özel idare müdürlüğü mizanlarının, “muhasebe yetkilisi bölümüne” imza atan ve muhasebe yetkilisi olarak iş ve işlem yürüten, İlçede görevli özel idare müdürlerinin muhasebe yetkilisi mutemedi olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını;

5018 sayılı Kanunun tanımlar başlıklı 4’üncü maddesi, 33’üncü ve 61’inci maddeleri ile “Muhasebe Yetkilisi Adaylarının Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Muhasebe Yetkililerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” ve “Muhasebe Yetkilisi Mutemetlerinin Görevlendirilmeleri, Yetkileri, Denetimi ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre, ilçe özel idare müdürleri, ilçedeki muhasebe hizmetlerini yürüttüklerinden Muhasebe Yetkilisi olduklarını ve Muhasebe Yetkilisi Mutemedi olarak kabul edilemeyeceğini;

5018 Sayılı Kanunun “Giderin gerçekleşmesi” Başlıklı 33’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır” hükmünün yer aldığını;

“Muhasebe Yetkilisi Mutemetlerinin Görevlendirilmeleri, Yetkileri, Denetimi ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin” “Tanımlar” Başlıklı 4. maddesinde; “Muhasebe yetkilisi mutemedi: Muhasebe yetkilisi adına ve hesabına para ve parayla ifade edilebilen değerleri geçici olarak almaya, muhafaza etmeye, vermeye, göndermeye yetkili ve bu işlemlerle ilgili olarak doğrudan muhasebe yetkilisine karşı sorumlu olan kamu görevlilerini ve yetkili memurları ifade eder.” denildiğini;

Buna göre, giderlerin gerçekleşmesinin, ödeme emri belgesinin imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanmakta olduğunu; bu işlemleri de ilçede, ilçe özel idare müdürlerinin yerine getirdiğini;

İlçe özel idare müdürlüğünün ayrı bir muhasebe birimi olduğunu; Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Usulü Yönetmeliğinin 308 ve 309’uncu maddelerinin, ilçe özel idare müdürlüklerini zaten ayrı bir muhasebe birimi kabul ettiğini; ilçedeki muhasebe biriminin yöneticisinin de herhalde İlçe Özel İdare Müdürü olacağını; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkartılan disiplin yönetmeliklerine göre ilçede muhasebe hizmetlerini yürüten personelin, ilçe özel idare müdürüne bağlı olduğunu; bir başka değişle, ilçe özel idare müdürünün bu personellerin disiplin amiri yani, ilçedeki muhasebe birimlerinin yöneticisi olduğunu; Yönetmelikte, muhasebe biriminin yönetimi sorumluluğunun muhasebe yetkilisine verildiğini, dolayısıyla ilçedeki muhasebe iş ve işlemleri ile muhasebe biriminin yönetim sorumluluğunun, ilçedeki memurun ya da ilçe özel idare müdürünün, amiri (disiplin amiri) olmayan, ildeki muhasebe yetkilisine verilmesinin, yetki ve sorumlulukta adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun düşmeyeceğini;

Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin “51 Değer Hareketleri” Başlıklı 308’inci maddesinde; “Bu hesap grubu, il özel idaresi merkez muhasebe birimi ile ilçe muhasebe birimleri arasındaki nakit ve nakit dışı değer hareketlerine ait işlemlerin izlenmesi için kullanılır.” hükmü ile “511 Muhasebe Birimleri Arası İşlemler Hesabı” - “Hesabın niteliği” Başlıklı 309’uncu maddesinde; “Bu hesap, il özel idaresi merkez ve ilçe muhasebe birimlerinin birbirlerine gönderdikleri para ve kıymetler ile birbirleri adına nakden veya mahsuben yaptıkları tahsilat ve ödemelerin izlenmesi için kullanılır.” hükmünün,

Yine aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” Başlıklı 4’üncü maddesinin (ö) bendinde; “Muhasebe Birimi: Gelir ve alacakların tahsili, gider ve borçların hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm mali işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanmasına ilişkin muhasebe hizmetlerinin yapıldığı birimi” hükmünün,

Aynı maddenin (p) bendinde ise; “Muhasebe yetkilisi: Usulüne göre atanmış, muhasebe biriminin yönetiminden ve yetkili mercilere hesap vermekten sorumlu yöneticisini ifade eder.” hükmü yer aldığını; buna göre, ilçe özel idare müdürlüklerinin, ilçede muhasebe birimi olduğunun, ilçedeki muhasebe yetkilisinin de bu birimin yöneticisi olan ilçe özel idare müdürü olacağının açık olduğunu; Özel idarelerde sadece, 511 kodlu hesabın kullanılmasının bile, ilçede ayrı bir muhasebe birimi olduğunu ortaya koyduğunu;

Sayıştay İlamının ilgili bölümünde; Muhasebe Yetkilisi İsmail AYDIN savunmasında; ilçede yapılan işlemler için kendisinin sorumlu olmadığını belirtmiş olsa da, ondan başka il ve ilçe özel idarelerinde sertifikalı muhasebe yetkilisi bulunmadığından İsmail Aydın’ın bu yöndeki itirazını kabul etmek mümkün değildir” denildiğini, oysaki o tarihte, Maliye Bakanlığı’ndan almış olduğu bir muhasebe yetkilisi sertifikasının olmadığını ve o tarihte, özel idare teşkilatında sertifika alan hiç kimse bulunmadığını; anılan tarihte, 5018 Sayılı Kanunun Geçici 5’inci maddesinin son fıkrasına istinaden muhasebe hizmetlerini yürütmekte olduğunu; söz konusu maddede; “Kamu idarelerinde muhasebe yetkilisi görevini yürütmek üzere üçüncü fıkraya göre sertifika almış olanlar arasından muhasebe yetkilisi atanması esastır. Bu şekilde sertifika almış olanlardan atama yapılamaması halinde, Maliye Bakanlığınca sertifika almış muhasebe yetkilisi atama zorunluluğu getirilinceye kadar, Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara göre genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanlığı, diğer kamu idarelerinde üst yöneticiler tarafından belirlenen kişiler muhasebe hizmetlerini yapmak üzere görevlendirilir.” denildiğini; buna göre, Maliye Bakanlığı’nın belirleyeceği tarihe kadar, sertifikası olmayanların da muhasebe yetkilisi görevini yürütebildiklerini;

Yenice İlçe Özel İdare Müdürlüğündeki söz konusu evraklar üzerinde imzasının bulunmadığını; konunun adli yargıya intikal ettirildiğini; şahsının imzasının da hatasının da olamadığını; Yenice İlçe Özel İdare Müdürlüğündeki söz konusu işlemlerin kendisi tarafından tespit edilerek, tahsilat işlemleri dahil gerekli tüm yasal işlemleri kendisinin yerine getirdiğini; İl’deki muhasebe yetkilisinin sorumlular bölümünde yer almasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını ve muhasebe yetkilisinin sorumlular arasından çıkarılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Karabük İl Özel İdaresi Muhasebe Birimi 2009 yılı hesabının 2. Dairece yargılanması sonucu çıkarılan 07.12.2011 tarihli ve 644 sayılı ilamın 21’inci maddesindeki tazmin hükmüne karşı Muhasebe Yetkilisi İsmail AYDIN’ın ilgi (c) yazı ile Başsavcılığa intikal ettirilen dilekçesi incelendi.

Adı geçen dilekçesinde 21’inci maddeye ilişkin olarak, kamu zararının bulunmadığını, tazmin hükmünün hukuka uygun olmadığını, ayrıca Muhasebe Yetkililerine sorumluluk yüklenilemeyeceğini belirterek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemektedir.

Adı geçenin bu madde ile verilen tazmin hükmü hakkında daha önceki müracaatına ilgi (b)’deki yazımızla cevap verilmişti. Bu defa gönderilen dilekçede tazmin hükmüne sorumluluk ciheti ile itiraz edilerek temyiz talebinde bulunulmuştur.

Muhasebe Yetkililerine yönelik sorumluluk hususundaki düzenlemeler karşısında adı geçenin temyiz talebinin reddi ile verilen tazmin hükmünün bu yönüyle onanmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” denilmiştir.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde;

Yenice İlçe Özel İdare Müdür Vekili Ahmet İnam ve Memur Yaşar Mısırlı’nın resmi evrakta sahtecilik yaparak zimmetlerine para geçirmeleri nedeniyle, adı geçen kişiler hakkında 2009 yılında, Karabük İl Özel İdaresi tarafından soruşturma açıldığı ve hazırlanan Araştırma ve Tevdi Raporunun gerekli makamlara arz edildiği; yine bu kapsamda Araştırma ve Tevdi Raporunun ilgililer hakkında işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği;

Şahıslar hakkında halen Karabük Ağır Ceza Mahkemesinde evrakta sahtecilik ve zimmet davasının devam ettiği; İl Özel İdaresince ayrıca bu kişiler hakkında Disiplin Raporu hazırlandığı ve hazırlanan dosyanın Vali tarafından İçişleri Bakanlığına gönderildiği; İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu Kararı ile Ahmet İNAM ve Yaşar MISIRLI’ya memuriyetten çıkarılma cezası verildiği;

Halen tahsil edilemeyen 6.329,60 TL hakkında ise Yenice Asliye Hukuk Mahkemesinde 2010/18 Esas sayılı alacak davasının devam ettiği görülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanun’a hakim olan kusursuz yani objektif sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanun’la kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.

Sorumluluk hukukunda kast ve ihmal olarak ikiye ayrılan kusur, 5018 sayılı Kanun’un “kamu zararı” tanımında ayrı bir manevi unsur olarak sayılmıştır. Kusur kavramı, hukuka aykırı bir davranış biçimini ifade etmekte; kast ve ihmal ise söz konusu davranışı işleyen şahsın, ortaya çıkan hukuka aykırılıktan sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlemektedir. Sorumlular mali karar, işlem veya eylemlerinin yürürlükteki mevzuata aykırı olduğunu bilerek hareket ettikleri takdirde eylemin manevi unsuru olan kast gerçekleşmektedir. Kişinin hukuka aykırı bir sonucun meydana gelmesini istememekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmesine onun tedbirsizliğinin, dikkatsizliğinin veya mesleğinin gerektirdiği özeni göstermemesinin yol açtığı durumlarda ise ihmal ortaya çıkmaktadır.

Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir.

Bununla birlikte, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61. maddesinde;

“Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,

Kontrol etmekle yükümlüdür.” hükmü bulunmaktadır.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararında da, 5018 sayılı Kanun’un 61. maddesi uyarınca muhasebe yetkilisinin, ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde yetkililerin imzasını ve ödemeye ilişkin belgelerin tamam olup olmadığını arama yükümlülüğünün bulunduğu hükme bağlanmış olup, bu hususlar dışında başkaca bir bilgi ve belge arama yetkileri ve görevleri bulunmamaktadır.

Buna göre somut olayda, Yenice İlçe Özel İdare Müdür Vekili Ahmet İnam ve Memur Yaşar Mısırlı hakkında halen evrakta sahtecilik ve zimmet suçları nedeniyle Karabük Ağır Ceza Mahkemesinde davası devam ettiği; İl Özel İdaresince ayrıca bu kişiler hakkında Disiplin Raporu hazırlandığı ve hazırlanan dosyanın Vali tarafından İçişleri Bakanlığına gönderildiği; İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu Kararı ile Ahmet İNAM ve Yaşar MISIRLI’ya memuriyetten çıkarma cezası verildiği;

Halen tahsil edilemeyen 6.329,60 TL hakkında ise Yenice Asliye Hukuk Mahkemesinde 2010/18 Esas sayılı alacak davasının devam ettiği,

Hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu fiiller sonucu ortaya çıkan kamu zararının oluşmasında Yenice İlçe Özel İdare Müdür Vekili Ahmet İnam ile Memur Yaşar Mısırlı haricinde sorumlu tutulan kişilerin herhangi bir kusur, kasıt veya ihmalinin olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, 1230 sayılı Ek İlam’ın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usulden Bozularak sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın kararı veren DAİREYE TEVDİİNE,

Karar verildiği 13.05.2014 tarih ve 38996 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim