Sayıştay 4. Dairesi 37974 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

37974

Karar Tarihi

25 Haziran 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 4

  • Dosya No: 37974

  • Tutanak No: 37415

  • Tutanak Tarihi: 25.06.2013

  • Konu:

KARAR

Duruşma talebinde bulunan dilekçi Feyzullah KIYIKLIK adına Avukatı Abdullah PEHLİVAN ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

1069 sayılı ilamın 1. maddesi ile İstanbul Bağcılar Belediyesi tarafından mevzuatta öngörülmemiş olmasına rağmen diğer bankalar ve finans kuruluşları nezdinde hiçbir piyasa araştırmasında bulunulmaksızın doğrudan Al Baraka Türk firmasıyla açık hesap şeklinde kullanılmak üzere Genel Kredi Sözleşmesi imzalanması ve bu sözleşmeye dayalı olarak yersiz faiz/kar payı, proje ve masraf ödemesinde bulunulması nedeniyle 366.562,61 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi birinci dilekçesinde ve dilekçi adına Avukatı Abdullah PEHLİVAN sözlü açıklamalarında özetle; genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun "Meclisin müzakere edeceği ve karar vereceği işler" başlıklı 70. maddesinin 5. bendinde "ikrazlar istikrazlar" denilerek meclisin borç alıp verme işlerini müzakere edip karara bağlamakla görevli olduğunun belirtildiğini, aynı Kanunun 19/6 maddesinin belediyeleri belediye hizmetlerinin ifası zımnında şahsi hükmü sıfatıyla borç alıp vermeye yetkili kıldığını,

Anılan Kanunun yukarıdaki maddelerinde, yapılacak borçlanmanın konusu, miktarı ve geri ödeme yöntemleri hakkında her hangi bir kısıtlayıcı hükme yer verilmediğini, bu durum karşısında belediyelerin kanunla kendilerine verilen görevleri yerine getirebilmek için ihtiyaç duyması halinde borçlanma yoluna gitmesinde her hangi bir yasal sakınca bulunmadığını,

Kredi Limit Artırım Sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 5393 sayılı Belediye Kanununun "borçlanma" başlıklı 68. maddesinde;

"Belediye, görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla aşağıda belirtilen usûl ve esaslara göre borçlanma yapabilir ve tahvil ihraç edebilir: ....

d) Belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketlerin, faiz dâhil iç ve dış borç stok tutarı, en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarını aşamaz." hükmünün yer aldığını,

Aynı Kanunun 15. maddesinde belediyelerin yetkileri arasına 'Borç almak, bağış kabul etmek' de sayıldığını, 18. madde ile Borçlanmaya karar vermenin de meclisin yetkisine verildiğini,

Tüm bu düzenlemelerde belediyelerin borçlanmasının vade ve şekline ilişkin bir açıklamaya yer verilmediğini, belediyelerin açık hesap şeklinde kısa vadeli borçlanma yapamayacakları şeklinde kısıtlayıcı bir hükmün Belediye Kanununda yer almadığını, öte yandan belediyenin borç toplamının Belediye gelirlerinin %10 unu da aşmadığını,

Daire İlamında, belediyelerin ancak bir proje karşılığı uzun vadeli borçlanabileceklerinin belirtildiğini, Kanunun 68. maddesinin (a) bendinde; "Dış borçlanma, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde sadece belediyenin yatırım programında yer alan projelerinin finansmanı amacıyla yapılabilir." denilerek dış borçlanma için böyle bir şart getirildiğini, aynı maddenin (e) bendinde de "Tahvil ihracı, yatırım programında yer alan projelerin finansmanı için ilgili mevzuat hükümleri uyarınca yapılır." denilerek tahvil ihracı ile yatırım projeleri arasında bir ilişki kurulduğunu, oysa belediyenin dış borçlanma veya bir tahvil ihracında bulunmadığını,

Söz konusu borçlanmanın tamamen 5393 sayılı Belediye Kanununun Belediyenin Görev ve Sorumlulukları başlıklı 14. maddesinde belirtilen hizmetlerin sunulmasını hızlandırmak amacı ile kullanıldığını,

Bu hizmetlerin, Bağcılar ilçe genelinde alt yapı hizmetleri, asfalt ve bordur yapımı, parklar, mahalle konakları, Belediyece vatandaş işbirliğiyle yapılan okulların tamamlanması gibi hizmetler olduğunu,

Tüm bu nedenlerle belediyenin mahalli müşterek nitelikteki hizmetlerin halka sunumu için ihtiyaç duyduğu bazı projelerin finansmanında sıkıntı ile karşılaşmamak için kredi sözleşmesi imzalandığını,

Ayrıca borçlanma öncesi Finansbank A.Ş., Citi Bank A.Ş. ve diğer bazı bankalar nezdinde de faiz oranları ile ilgili araştırmalar ve şifahi görüşmeler yapıldığını, bu araştırma ve görüşmeler neticesinde Al baraka Türk Finans Kurumu A.Ş. dışındaki bankaların kredi kullanımında Belediyeye güçlük çıkarttıklarını, Bu sebeple avantajlı teklif sunan Albaraka Türk Finans Kurumu A.Ş.’nin tercih edildiğini,

Kısacası Belediyenin, görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla borçlanma yoluna gittiğini, bir kamu zararından bahsedebilmek için belediyenin borçlanmaması durumunda katlanmak zorunda kalacağı maddi ve manevi maliyetin öncelikle hesaplanabilmesi buna göre bir durum tespiti yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekeceğini ki bunun da mümkün olmadığını,

5393 sayılı Belediye Kanununun Tanımlar başlıklı 3/a maddesinin; “Belediye: Belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini... ifade eder." şeklinde olduğunu, sorgulama konusunun esasen idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluş olan belediyenin hizmetlerin ifası sırasında gerekli gördüğü finansman politikasının sorgulanması anlamını taşıdığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı birinci karşılamasında; “Belediyelerin, meclislerinin kararlarına dayalı olarak 5393 sayılı Belediyeler Kanunu gereği iç borçlanma yapabilmesi ancak tahvil çıkarma ile ve İller Bankası aracılığıyla mümkündür. Kaldı ki, belediyenin herhangi bir likidite sıkıntısı içinde bulunmadığı hususu ilam hükmüdür.

Bu nedenle, cari hesap sözleşmesi yoluyla kısa vadeli borç alınılması mevzuat hükümlerine aykırıdır. Daire kararı yerindedir. 18.01.2011 tarih ve 32731 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu kararı da göz önüne alınarak talebin reddolunması mütalaa edilmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi ikinci dilekçesinde ve dilekçi adına Avukatı Abdullah PEHLİVAN sözlü açıklamalarında özetle; birinci dilekçesinden farklı olarak, İstanbul Bağcılar Belediyesi Hesap İşleri Müdürlüğünün 2009 yılı hesabının yargılanması sonucu çıkarılan 1069 sayılı ilamın 1. maddesindeki tazmin hükmü ile sorumlu tutulan kişiler arasında şahsının bulunmasının hukuken mümkün olmadığını,

Zira 2007 yılı genel seçimleri neticesinde 23. Dönem İstanbul Milletvekili olarak seçildiğini ve halen de Milletvekilliğinin devam ettiğini, dolayısıyla 2009 yılı hesaplarından sorumlu tutularak tazmin kararı verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira 2009 yılı itibariyle Belediye Başkanı görevinde bulunmadığını,

Sırf 06.10.2005 tarihli akdedilen Genel Kredi Sözleşmesini o tarihte belediye başkanı olarak imzalamış olmasından dolayı, 2009 yılında harcama sürecinde bankadan kredi kullanılmasına yönelik hiçbir emir, talimatı ve onayı olmadığı halde, 2009 yılında Milletvekili olduğu dönemde, kredinin kullanılmasından dolayı şahsının sorumlu tutulmasının hukuka, eşyanın tabiatına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,

Mer'i mevzuatta üst yöneticiye mali sorumluluk yüklenebileceğine dair hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen, üst yönetici olmasından hareketle tarafına mali sorumluluk tevcih edildiğini,

5018 Sayılı Kanunun üst yöneticinin sorumluluğunun yer aldığı 11'inci maddesinde, üst yöneticinin mahalli idarelerde meclisine karşı sorumlu olacağının belirtildiğini, 5018 ve 832 sayılı Kanunlarda, üst yöneticilerin münferiden veya diğer görevlilerle birlikte mali sorumluluğa ortak olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığını, üst yöneticinin yürürlükteki sistemin sağlıklı işleyişini temin zımnında önleyici tedbirleri de içeren ve mali sorumluluğa iştiraki tazammun etmeyen bir genel gözetim ve izleme sorumluluğu bulunduğunu ki bunun da sadece Belediye Meclisine karşı olan idari bir sorumluluk olduğunu,

5018 sayılı Kanunun 32 ve 33'üncü maddelerinde ve 14.06.2007 tarih ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında mali sorumluların harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri olduğunun ifade edildiğini, ayrıca, 31 Aralık 2005 tarihli Resmi Gazete 'de yayımlanan Harcama Yetkilileri Hakkında da Genel Tebliğ'de harcama yetkililerinin kimler olacağının açıkça tanımlandığını, Üst yöneticinin, harcama yetkilileri arasında sayılmadığını, hatta Tebliğin 'Harcama Yetkisinin Birleştirilmesi' kısmında üst yönetici ve yardımcılarına harcama yetkisinin verilmesinin yasaklandığını,

Harcama surecinin hiç bir aşamasında yer almayan Üst Yöneticinin mali sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini,

14/06/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında geçen ve niteliği açıklanmayan "özel kanunlar" ibaresinden, bütçe mevzuatı, kamu ihale mevzuatı, personel mevzuatı ve benzeri mali mevzuatın kastedildiğinin düşünüldüğünü, Üst yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin Kararın ise söz konusu mevzuatta üst yöneticilere harcamaya ilişkin görevler verildiği/verileceği varsayımına dayandırıldığının değerlendirildiğini,

Sayıştay Genel Kurulunun kararında üst yöneticilerin sadece özel kanunlardan ve münferit olaylardan dolayı sorumlu tutulabileceklerine hükmedildiği halde, ilamda herhangi bir özel kanun hükmüne atıf yapılmaksızın şahsına sorumluluk tevcih edilerek 5018 sayılı Kanunun mali sorumluluğu içermeyen genel sorumluluk maddelerine dayalı hüküm kurulduğunu, bu nedenle şahsına yüklenen sorumluluğun 5018 sayılı Kanun hükümlerine ve söz konusu Sayıştay Genel Kurul Kararına aykırı olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı ikinci karşılamasında; “Adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 21.10.2012 tarih ve 12829 - 21161 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı görülmektedir.

Ancak; sorumlu, dilekçesinde “2007 yılı genel seçimleri neticesinde 23. Dönem İstanbul Milletvekili olarak seçildim ve halen Milletvekilliğim devam etmektedir” ibaresini kullanarak, Birim’in 2009 Yılı Hesabı nedeniyle sorumlu tutulmaması gerektiğini öne sürmektedir.

İlam’da, “faiz/kar payı, proje masrafı ve vergi ödemesi” adı altında yersiz olarak ödeme yapılması nedeniyle tazmin hükmolunan tutarın; adı geçenin şahsi sorumluluğu dönemine ait olup olmadığı bilinememektedir,

Bu nedenle sorumluluğun tevcihi bakımından değerlendirme yapılabilmesini temin amacıyla dosyanın Dairesine tevdii uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; Feyzullah KIYIKLIK’ın 2007 yılı genel seçimlerinde 23. Dönem İstanbul Milletvekili olarak seçildiği ve halen Milletvekilliğinin devam ettiği, 2009 yılı itibariyle Belediye Başkanı görevinde bulunmadığı, 06.10.2005 tarihli akdedilen Genel Kredi Sözleşmesini o tarihte belediye başkanı sıfatı ile imzaladığı, ancak 2009 yılında harcama sürecinde bankadan kredi kullanılmasına yönelik hiçbir emir, talimatı ve onayı olmadığı görülmüştür.

Ayrıca yapılan incelemede 06.10.2005 tarihinde akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi ile 4.000.000,00 TL limit belirlendiği, daha sonra bu limitin 3.000.000,00 TL artırılarak 7.000.000,00 TL’ye çıkarıldığı, ancak bu kredinin 2006 yılında harcandığı, buna ilişkin 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin Sayıştay ilamları ile hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.

Yine 05.01.2009 tarihinde Belediye Meclisi tarafından 2009 yılında Belediye Başkanı olan Lokman ÇAĞIRICI’ya yetki verilmiş ve bu yetkiye istinaden Lokman ÇAĞIRICI’nın imzası ile 02.06.2009 tarihinde Albaraka Türk Katılım Bankasından 5.000.000,00 TL kredi talebinde bulunulmuş ve 2009 yılında tazmin hükmüne konu olan bu kredi kullanılmıştır.

Dolayısıyla 2009 yılında Belediye Başkanı olarak görev yapmayan ve 2009 yılındaki harcama sürecinde bankadan kredi kullanılmasına yönelik hiçbir emir, talimat ve onayı olmayan dilekçi Feyzullah KIYIKLIK’ın sorumlu tutulması mümkün değildir.

Bu itibarla 1069 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün usul yönünden BOZULARAK sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyanın ilgili dairesine TEVDİİNE,

Karar verildiği 25.06.2013 tarih ve 37415 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim