Sayıştay 4. Dairesi 37439 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

37439

Karar Tarihi

30 Eylül 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2009

  • Daire: 4

  • Dosya No: 37439

  • Tutanak No: 39453

  • Tutanak Tarihi: 30.09.2014

  • Konu:

KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Duruşma talep eden dilekçiye duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadığı, kanuni bir vekil göndermediği ve duruşmada hazır bulunmama nedenlerini kabul edilebilir bir belge ile tevsik etmediği anlaşılmakla, dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

1056 sayılı ilamın 1. maddesi ile mevzuatında öngörülmediği halde Isparta Belediyesi tarafından kurulan şirketlere belediye bütçesinden borç para verme adı altında para aktarılması nedeniyle 954.130,39 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle;

  1. Sayıştay ilamının, zorunlu unsurları ihtiva etmediğini;

Müvekkiline tebliğ edilen ilamda Sayıştay Kanunun 51. maddesinin (2/c) bendinde sayılan, ilamlarda yer alması gereken zorunlu hususlara yer verilmediği; sorumluların ve varsa vekil veya temsilcilerinin ad ve soyadları ile unvan ve adreslerine yer verilmediğini, 51/2-ç maddesine göre denetçinin rapora konu ettiği hususların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti, savcının düşüncesi, sonucu ve sorumluların savunmalarının özetine yer verilip bu hususlardan müvekkilinin bilgilendirilmediğini, (2/d) bendine göre duruşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hazır bulunanların ad ve soyadlarının da bildirilmediğini, (2/e) bendi gereğince uygulanacak faizin ve başlangıç tarihinin de belirtilmediğini, (2/f) bendinde belirtildiği üzere, aşağıda arz edileceği üzere tazmin hükmüne konu tutarın Belediye şirketlerinden tahsil edildiği ve ilişiği giderilmiş olduğu halde ahizleri ile tahsilat miktarlarına yer verilmediğini, 1982 Anayasasının (40). maddesinde; devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerinin belirtilmesi zorunluluğuna rağmen yargı yolunun da gösterilmediği anlaşılmakta olup temyize konu ilamın Anayasal hükümlere ve mevzuata aykırı olduğunu,

  1. Tazmin hükmüne konu Belediye Meclisi kararında mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını;

Sayıştay Kanunu madde (7/1) nolu bendinde; "Bu Kanunun sorumlular ve sorumluluk halleri uygulamasında; 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk halleri esas alınır" denildiğini ve 5018 Sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu (71). maddesinde Kamu zararının: kamu görevlilerinin kasıt, kusur ve ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır olarak tanımlandığını, dolayısıyla bir kamu zararından söz edilebilmesi için öncelikle mevzuata aykırı karar veya eylemden söz edilmesi gerektiğini,

Belediye Meclisinin aldığı kararın öncelikle 2004 Mahalli Seçimlerde iş başına gelmiş önceki Belediye yönetimi döneminde 2009 Mahalli seçimlerinden önce 2008 yılında kabul edilen 2009 yılına ilişkin BÜTÇE KARARNAMESİ'ne dayandığını, Bütçe Kararnamesinin 5393 sayılı Belediye Kanunun 23. maddesinde belirtilen usule göre derecattan geçip kesinleştikten sonra yürürlüğe konulmuş bir kararname olduğunu, Kararnamenin (12). maddesinde 2009 yılı bütçesinden Belediyenin kurmuş olduğu şirketler ile diğer kamu özel kurum ve kuruluşlarından borç alınıp verilebilir denildiğini, 2008 ve 2009 yılına ilişkin olarak yapılan Sayıştay denetimlerinde iş bu Kararnamenin mevzuata aykırı bir yönünün de tespit edilmediğini, bu kararnameye Valilik Makamının da bir itirazı olmadığını, bu hal ve şartlara göre 5018 Sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu hükümlerine göre kabul edilen Bütçe Kararnamesine uygun hareket edilmesinde mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını,

Diğer yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunun (15/i) maddesine göre belediyelerin "borç almak" yetkisinin bulunduğu, borç vermek yetkisinin kanunda yazılı olmadığı belirtilmekte ise de Belediye Kanununda ve 5018 Sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu ve yönetmeliklerinde, Belediye şirketlerine borç verilmesini yasaklayan bir hüküm de bulunmadığını,

Belediyelerin diğer özel şahıslara, diğer kurum ve kuruluşlara alelusul borç vermesinin, borç vermenin kötüye kullanılması gibi hallerin kabul edilemeyecek durumlar olduğu kesin olmakla birlikte ilama konu olayda borç verilen şirketlerin, %100'e yakını Isparta Belediyesine ait ve kamu kaynağı kullanılarak kurulmuş şirketler olduğu hususunun önemle dikkate alınması gerektiğini,

Ayrıca Belediye meclisince alınan kararların kendiliğinden yürürlüğe girmediğini, 5393 sayılı Belediye Kanunu (23). maddesinde belirtilen; “Belediye Başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir” hükmüne göre Belediye Başkanınca meclise iade edilmeyip kesinleşmesinden, 23/3 bendine göre “Belediye Başkanının on gün içinde idari yargıya başvurmamasından”, (23/4) bendindeki, “yedi gün içinde mahallin en büyük mülki idari amirine gönderilir, mülki idare amirliğine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez” hükmüne göre ve (23/5) bendindeki, “mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir” hükmüne göre mülki idare Valilik Makamına gönderilip Valilik Makamının idari yargıya başvurmamasından sonra kesinleştiğini,

Bu hususlara göre kanunlara uygun şekilde derecattan geçerek kesinleşen kararda usul ve yasaya aykırı düşen bir yön bulunmadığını, şayet aksi düşünülecek olursa, gerekli itirazları yapmayan, dava açmayan mahallin en büyük mülki amirinin de sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini,

  1. Isparta Belediyesine ait %100 kamu kaynağı ile kurulmuş Isparta Belediyesi şirketlerine borç verilmesinin 2004 seçimlerinden sonra 2004. 2009 arası şirketlerin sürüklendiği borca batıklık nedeniyle iflaslarını ve kamu kaynaklarının hebasını önlemek amacıyla kaynakların etkili ve verimli kullanmasını sağlamak gerekliği gözetilerek böyle bir karar alındığını,

2009 Mahalli seçimlerinden sonra belirtilen şirketlerin borçlu ve batak hallerinden kurtarılmasının, yeniden Isparta ekonomisine katkı sağlayan şirketler haline getirilmesi ve yeniden Isparta Belediyesine kazandırılması gereğini gözeten Belediye Meclis üyelerinin bu hususları gözeterek tazmine konu Meclis kararına kabul oyu verdiklerini, şirketlerin iflas etmekten kurtulduklarını,

5393 Sayılı Belediye Kanununun "Belediye Meclisinin Görev ve Yetkileri" Başlıklı 18. maddesinin (f) bendinde “Bütçe içi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tabi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermenin” Belediye Meclisinin görev ve yetkileri arasında sayıldığını, 60. maddesinin (f) bendinde Belediyenin kuruluşuna katıldığı şirket, kuruluş ve katıldığı birliklerle ilgili ortaklık payı ve üyelik aidatı giderlerinin, belediyenin giderleri arasında gösterildiğini,

5393 Sayılı Belediye Kanununun (68). maddesinde, "Belediye, görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla aşağıda belirtilen usul ve esaslara göre borçlanma yapabilir ve tahvil ihraç edebilir”, (68/e) bendinde “Belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketler, en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarının yılı içinde toplam yüzde onunu geçmeyen iç borçlanmayı belediye meclisinin kararı; yüzde onunu geçen iç borçlanma için ise meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve İçişleri Bakanlığının onayı ile yapabilir" hükmü bulunduğunu, ayrıca 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun "Mahalli İdarelerde Özelleştirme Uygulamaları" balıklı 26. maddesinin; “Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının özelleştirilmesine ilişkin işlemler bu Kanundaki esaslara göre, yetkili organlarınca belirlenir ve yürütülür. Bu şekilde sağlanan gelirler ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından özel bir hesapta toplanır. Bu özel hesapta toplanan gelirler ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından öncelikle; özelleştirme uygulamaları sonucu doğabilecek iş kaybı nedeniyle yapılacak tazminat ödemeleri ve gerektiğinde bu madde gereğince ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından özelleştirilecek diğer kuruluşlarda yapılacak idari, mali ve hukuki düzenlemelerin gerektirdiği harcamalarda kullanılır. Bu madde gereğince elde edilecek özelleştirme gelirlerinden yukarıda belirtilen öncelikli harcamalar düşüldükten sonra kalan miktar ilgili belediye ve il özel idaresi tarafından bütçelerine gelir kaydedilir. Belediye veya il özel idarelerinin yapacakları özelleştirme uygulamaları çerçevesinde özel ihtisas gerektiren konulara ilişkin müşavirlik, araştırma, pazarlama ve teknik hizmetler; ilgili belediye veya il özel idaresinin talebi üzerine idarece sağlanabilir. Belediyeler ve diğer mahalli idareler ile bunların kurdukları birlikler tarafından ticari amaçla faaliyette bulunmak üzere ticari kuruluşlar kurulması, mevcut veya kurulacak şirketlere sermaye katılımında bulunması, Bakanlar Kurulu'nun iznine tabidir”, hükmüne havi olup tüm bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, borca batık halde Belediye şirketlerinin iflastan kurtarılmasına yönelik alınan Meclis kararının kamu zararı oluşturacak şekilde mevzuata aykırı olduğundan söz edilemeyeceğini,

Isparta Belediyesinin ve Isparta şehrinin mevcut sorun ve çözümlerini de gözetmekle yükümlü Belediye Meclisi üyelerinin, Sayıştay Kanunu (7/1) Bendinde sözü edilen her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar; kaynakların etkili, ekonomik, verimli kullanılmasından kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından da sorumlu olduğunu, bu bakımdan mevcut durum ve zorunluluklar gözetildiğinde kamu zararının bulunup bulunmadığı değerlendirilirken salt mevzuata uygunluk kriteri üzerinden hareket edilmesinin de mümkün olmayıp kaynakların etkili, ekonomik, verimli kullanılmasından kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınması mecburiyetleri de mevzuata uygunluk kriteri ile birlikte dikkate alınmak zorunda olduğunu,

  1. 5393 Sayılı belediye Kanunu ile birlikte, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol kanunun ilgili hükümlerinde kamu hesabının verilmesiyle sorumlu kişilerin açıkça tanımlanmış olup, müvekkilinin hesap verme yükümü ile tazmin borcu altındaki kişi olmadığını,

Bu konu hakkında, Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli 5189/1 sayılı kararı bulunmakta olup kimlerin hesap verme ve tazmin sorumluluğu altında olduğunun açıkça ve ayrıntılı olarak açıklandığını, müvekkilinin, üst yönetici, harcama yetkilisi kişilerden veya harcama süresinde rol alan kişilerden olmadığını, Belediye Meclisi üyesi olan müvekkili tarafından yapılan tek işin, bu konuda Belediye Başkanına yetki verilmesi şeklinde alınan karara kabul oyu verilmesinden ibaret olduğunu ki belediye başkanına verilen bu yetkinin 2011 yılına gelindiğinde yine meclis kararı ile kaldırıldığını,

  1. Emanet usulü verilen borçlar, şirketler tarafından geriye ödenmiş olduğundan ortada bir kamu zararı olmadığını,

Kamu zararının iki kez tazmin ve tahsil edilemeyeceğinden halen Belediye Meclisi üyelerinin sorumlu tutulup haklarında tazmine hükmedilmesinin mümkün olmadığını,

Şöyle ki; ISBAŞ 'ne 2009 yılında emaneten verilen borç tutarının; Isparta Belediye meclisinin 05.11.2010 tarihli 198 nolu meclis kararında ISBAŞ 'nin 178.000,00.-TL olan sermayesinin 2.000.000,00.-TL'ye çıkarılması kararının oybirliği ile kabul edilmesiyle (14.10.2010 tarihli Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişlerinin 2008 ve 2009 yılı incelemesinde uygun gördüğü şekilde ve bakanlık izni ile) ISBAŞ 'ye Isparta Belediyesi olarak sermaye artışından dolayı ödenecek sermaye artışı bedeli 2009 yılında borç olarak verilen Isparta Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğünün 23.03.2011 ve 1680/2 yevmiye nolu ödeme emri belgesi ile kesilerek mahsup edildiğini ve ISBAŞ AŞ'ye verilen tutarın mahsup yöntemi ile geri alındığını,

BELMAŞ AŞ'ye 2009 yılında emaneten verilen tutarların Isparta Belediye Meclisinin 05.11.2010 tarih ve 197 nolu meclis kararı ile 50.000,00.-TL olan BELMAŞ sermayesinin 10.000.000,00.-TL'ye çıkarılmasının oy birliği ile kabul edilmesi üzerine, BELMAŞ AŞ'ye Isparta Belediyesinin sermaye artışından dolayı ödeyeceği sermaye borcunun 2009 yılında BELMAŞ AŞ'ye borç verilen tutar BELMAŞ tarafından Isparta Belediye Başkanlığının TC Ziraat Bankası Isparta Merkez Şubesindeki TR54 0001 0001 3236 3135 7950 05 İBAN nolu hesabına 02.09.2010 tarihinde yatırılarak kapatıldığını,

Ortakları BELMAŞ ve ISBAŞ olan İSTEM Ltd Şti'ne 2009 yılında emaneten verilen tutarın ise İSTEM LTD BELMAŞ AŞ'den 284.917,00.-TL alacağını ve yine Isparta Belediyesi Kuruluşu olan BERİL MADENCİLİK LTD ŞTİ'den olan 558.506,00.-TL'lik alacağını Isparta Belediyesine temlik ettiğini, BELMAŞ ve ISBAŞ 'nin 05.11.2010 tarihli 197 ve 198 nolu Belediye Meclis kararlarında belirtilen sermaye artış bedeli ödemelerine mahsup edilmek üzere Isparta Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından 23.03.2011 tarih ve 1680/3 nolu ödeme emri belgesiyle verilen borç para miktarlarının kesilerek mahsup edildiğini ve emaneten verilen tutarların geriye tahsil edilerek kapatıldığını, şirketlerin Isparta belediyesine herhangi bir borçları bulunmadığını,

Yukarıda izah edildiği üzere Isparta Belediyesinin faaliyetlerinden kaynaklanan ve yasalara uygun şekilde yapılan işlemlerde herhangi bir kamu zararı meydana gelmediğini, üçüncü kişilere bir menfaat sağlanmadığını, şirketlerin Isparta Belediyesine ve Isparta ekonomisine kazandırıldığını, hem istihdam aynı zamanda kazançlı hale getirilen şirketlere emaneten verilen tutarların geriye tahsil edildiğini, kamu zararı iki kez tazmin edilmeyeceğinden halen bir kamu zararı bulunmadığını,

Şirketlere verilen tutarların geriye tahsil edilmiş olduğunun, Isparta 3. Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada ve bu yargılamaya esas, İçişleri Bakanlığı ön inceleme ve soruşturma raporlarında da sabit olduğunu, nitekim, bir kısım Belediye Meclisi üyeleri hakkında Isparta 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/301 esas sayılı dosyasıyla açılan davanın 13.06.2012 tarihli ve 2012/673 sayılı kararında, İçişleri Bakanlığı Müfettiş Raporu, dosyada mevcut borç verme ve mahsuba ilişkin muhasebe kayıtlarına göre içinde özel şahıs veya şirket bulunmayan ağırlıklı hisse Isparta belediyesine ait olan ISBAŞ AŞ, BELMAŞ ve İSTEM LTD ŞTİ'ye verilen borçların geri ödendiği tespit edilerek, kamu zararının doğmadığı, üçüncü kişilerin menfaat elde ettiği veya kişilerin mağduriyetine ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiş ve dilekçesi ekinde yapılan mahsuben tahsilatlara ilişkin belgeler (ödeme emirleri, banka dekontları, muhasebe işlem fişleri) ile konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı Müfettiş Raporu ve Isparta 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2012 tarihli ve 2012/673 sayılı kararını göndermiştir.

37768 numaralı dosyada temyiz başvurusunda bulunan dilekçi (Meclis Üyesi) Ömer PARLAK ise dilekçesinde özetle; Isparta Belediye meclisi bütçe görüşmeleri içerisinde her yıl periyodik olarak gelen bütçe kararnamesinin 12. maddesinde; "Belediyenin kurmuş olduğu şirketler ile diğer kamu özel kurum ve kuruluşlardan borç alınıp verilebilir" dendiğini ve kesin hüküm, kesinleşen gider bütçesinin kalemlerine bakıldığı zaman "borç verme" kodunda yetki verilmediğini, Bütçe kalemlerinin ilgili bölümü incelendiği zaman borç verme hanesinin boş olduğunun görüleceğini,

Yani miktar olarak borç verme yetkisi verilmediğini, ayrıca kendilerinin 2004-2009 dönemi meclis üyeleri olarak, görevlerinin 29 mart 2009 tarihinde fiili olarak sona erdiğini, kendi yetki dönemleri içerisinde hiçbir surette borç verme işlemi yapılmadığını,

Bahse konu olayın 2009-2014 döneminde seçilen meclis tarafından 06.04.2009 tarihinde, 42 numaralı meclis kararı ile, Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın'a yetki verildiğini, borç verme işleminin belge ve tarihine bakılırsa borç verme işleminin tamamının bu dönem içerisinde yapıldığını,

2004-2009 döneminde meclis üyeliğini yapan ve bütçe meclis toplantısına katılan, Mustafa KÖSE, Orhan ÖZKUTLU, Mustafa PAZARÇEVİREN, Ömer PARLAK, Mustafa GÜRMAN, Hüseyin YALÇIN, Burak GİRİT, Ahmet EMREM, İbrahim ÖZAY, Kemalettin YAYLALI, V.Yalçın ERDÜLEK, Ruhi ARI, Ahmet GÖRGÜLÜ, Ahmet Önder TOPÇU, Hasan Savaş SALMAN, Muhittin GÜL’ün kendi dönemleri içerisinde verilmeyen bir yetki ve verilmeyen paradan sorumlu tutulduklarını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15/i hükmüne göre “borç almak” belediyenin yetki ve imtiyazları arasında sayılmasına rağmen Isparta Belediyesi tarafından kurulan şirketlere belediye bütçesinden “borç para verme” adı altında para aktarılmıştır. Belediye Meclisi mezun olmadığı halde böyle bir yetkiyi Belediye Başkanına devretmiştir. Kaldı ki aynı Kanunun 68. maddesinde borç vermekten değil “borçlanılma” mezuniyetinden bahsedilmektedir. Her ne kadar Isparta Belediyesince kurulan şirketler 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre faaliyette bulunuyorlarsa da, kamu tüzel kişilikleri nedeniyle 5393 sayılı Kanuna tabi olduklarından, belediye borç veremez.

Bu konunun, adli mahkemelerde, “verilen borç tutarlarının bilahare yapılan şirket sermaye artırım tutarlarındaki belediye hissesinden kesilme yöntemi ile mahsup edilerek geri alınması karşısında” beraat kararı alınarak sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar, nihai nitelikte olmayan mahkeme kararına rağmen “Meclis Üyelerince” alınmış bulunan eski ve yeni belediye başkanlarına “borç verme” konusunda mezuniyet veren ve mevzuata uygun olmayan 5393/23. madde hükmüne göre de kesinleşmiş bulunan meclis kararı ve buna dayalı ödeme mevcutsa da; ekonomik – sosyal dayanaklı borç verildiği, temlikname düzenlendiği, geri ödeme planı yapılmaksızın sonradan tahsilatın mahsup yoluyla gerçekleştiği görüldüğünden,

Sorumlu talebinin kabul edilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Sorumluluk ve usul itirazına ilişkin olarak;

Dilekçi her ne kadar yargılamanın Sayıştay Kanunun 51. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapılmadığını ve Sayıştay ilamının zorunlu unsurları ihtiva etmediğini belirtmişse de;

Öncelikle dilekçinin atıf yaptığı madde, 6085 sayılı Kanun’un 51. maddesidir. 6085 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinde;

“ …..

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanmış seçim, denetim ve hükme bağlama işlemleri 832 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılır.

…” denilmektedir.

Dolayısıyla Isparta Belediyesinin 2009 yılı hesabına ilişkin denetim ve yargılama 6085 sayılı kanun yürürlüğe girmeden önce (yani 19.12.2010 tarihinden önce) başladığından, 6085 sayılı kanuna göre değil, 832 sayılı kanuna göre yapılmaktadır.

832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Hesapların İncelenmesi” başlıklı 46. maddesinde;

“…..

İnceleme sırasında;

  1. Gelirlerin, alacakların ve her türlü hakların kanunlara, tüzüklere ve yönetmeliklere ve bütçedeki tertiplerine uygun olarak tahakkuk, takip ve tahsil edilip edilmediği,

  2. Giderlerin,

a) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere ve bütçedeki tertibine, ödeneğine ve kadroya uygun olarak harcanıp harcanmadığı,

b) Ödemenin istihkak sahiplerinin veya vekillerinin kimliği araştırılmak suretiyle yapılıp yapılmadığı,

c) İdare hesabına giren bütün işlemlerin para ve sair kıymet hareketlerinin kanun, tüzük ve yönetmeliklerdeki hükümlere uygun bulunup bulunmadığı,

  1. Taşınır ve taşınmaz malların giriş, saklanış, kullanış ve çıkışları ile bunların bulunması gerekli olan yerlerde tamamen mevcut olup olmadığı hususlarının yürürlükteki kanun, tüzük ve yönetmelik esaslarına göre yapılıp yapılmadığı,

  2. Yukarıdaki fıkralarda yazılı bütün işlem ve hesapların belgelere ve kayıtlarına uygun olup olmadığı,

Araştırılır.” denilmekte,

“Denetçi Raporları” başlıklı 48. maddesinde;

“Denetçiler kendilerine verilen hesapları bu kanunla diğer kanunlarda yazılı esaslar ve yönetmeliğindeki usuller gereğince inceler ve sonucu gösterir bir rapor düzenler. Bu inceleme sırasında mevzuata uygun bulmadığı veya noksan gördüğü işler hakkında sorumluların yazılı savunmalarını alması ve düşüncesiyle birlikte raporda göstermesi şarttır.

Usulü dairesinde yapılan bildirime bilgi edinilmesinden itibaren en çok otuz gün içinde cevap vermiyen sorumluların savunmaları beklenmiyerek mevcut bilgi ve belgelere göre rapor düzenlemekle beraber, bunlar hakkında ayrıca bu kanun esaslarına göre disiplin veya ceza kovuşturulması isteminde bulunulur.

…….” denilmekte,

“Hesapların Dairelerce İncelenmesi” başlıklı 56. maddesinde;

“Daire başkanları dairelerine verilen hesap raporları hakkında savcının yazılı düşüncesini alırlar.

Savcılıktan gelen raporlar daire başkanlığınca düşüncesi bildirilmek üzere üyelere verilir.

Üyeler kendilerine verilen raporlar üzerine gerekli incelemeyi yapar. Gerektiğinde raporda ilişiksiz görülen kısımların da her cihetine bakılıp bakılmadığını araştırır ve düşüncelerini yazmak suretiyle raporları Daire Başkanlığına geri verirler.

…..” denilmekte,

“Hesapların Yargılanması” başlıklı 57. Maddesinde de;

“Üyelerin yazılı düşüncesi üzerine dairece hesabın yargılanmasına başlanır. Yargılama sırasında lüzum görülürse savcı davet edilerek düşüncesi sorulur.” denilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde, denetçilerin incelemelerini hangi usul ile yapacakları ve yargı dairelerinin yargılamalarını hangi usul ile gerçekleştirecekleri anlatılmaktadır. Isparta Belediyesi 2009 yılı hesabına ilişkin olarak yapılan denetim ve yargılamada bu usullere riayet edilmiştir. Bu yönüyle dilekçi iddiaları yersizdir.

Ayrıca dilekçi, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ilgili hükümlerinde kamu hesabının verilmesiyle sorumlu kişilerin açıkça tanımlanmış olup, müvekkilinin hesap verme yükümü ile tazmin borcu altındaki kişi olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiğini belirtmişse de;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 8’inci maddesi hükmü uyarınca, her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların yetkili kılınmış mercilere hesap vermeleri zorunludur.

Yine 14.06.2007 tarih ve 5189/1 Karar No’lu 5018 Sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli Ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının 4. maddesinin c bendinde;

“c) Kurul, Komisyon veya Benzeri Bir Organca Düzenlenen Gerçekleştirme Belgelerinde Sorumluluk

5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğu, bu işlemleri yetkili ve görevli olarak yapmalarına ve yapılan giderin bu kişilerce düzenlenen belgeye dayanılarak yapılması hususlarına göre belirlenmektedir.

Bu nedenle mevzuatına göre oluşturulan kurul, komisyon veya benzeri bir organ tarafından düzenlenen keşif, rapor, tutanak, karar veya ödemeye esas benzeri belgelerden doğacak sorumluluğa, işlemi gerçekleştiren ve bu belgeyi düzenleyip imzalayan kurul üyelerinin de dahil edilmeleri ve bu işlem nedeniyle harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla,

……” karar verilmiştir. Bu itibarla Belediye Meclisi üyelerinin altına imza attığı kararlardan sorumlu tutulması gerektiği muhakkaktır.

Diğer yandan dilekçi belediye meclisi kararlarının belediye başkanı, vali ve diğer denetçilerin denetiminden geçtiğini, bu kişiler tarafından karara karşı herhangi bir işlem yapılmadığını belirtmişse de; meclis kararlarının belediye başkanının onayından geçiyor olması ya da mülki amire gönderiliyor olması, meclis üyelerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

37768 numaralı dosyada temyiz başvurusunda bulunan dilekçi Ömer PARLAK, bütçe kararnamesinin 12. maddesinde miktar olarak borç verme yetkisi verilmediğini, ayrıca kendilerinin 2004-2009 dönemi meclis üyeleri olarak, görevlerinin 29 mart 2009 tarihinde fiili olarak sona erdiğini, kendi yetki dönemleri içerisinde hiçbir surette borç verme işlemi yapılmadığını, bu nedenle kendisinin sorumlu tutulmaması gerektiğini belirtmişse de; borç verme işleminin dayanağı hem 21.11.2008 tarihinde karara bağlanan 2009 yılı Bütçe Kararnamesi, hem de 06.04.2009 tarihinde alınan 42 numaralı meclis kararıdır. Dolayısıyla her iki toplantıda oy kullanan meclis üyelerinin sorumluluğa dahil edilmesi gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle dilekçinin sorumluluk itirazlarının REDDEDİLEREK konunun esasına geçildi.

Esasa ilişkin olarak;

Dilekçi tazmin hükmüne konu Belediye Meclisi kararında mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını belirtmişse de; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15/i maddesinde borç almak Belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmış, 18/d maddesinde ise Belediyenin bu yetkisini Belediye Meclisi eliyle kullanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla Belediye Meclisinin yetkisi borç vermek değil borçlanmaktır.

Bu nedenle; Belediye meclisinin, yetkileri arasında yer almayan “borç vermek” konusunda kendisini yetkilendirmesi ya da hiç sahip olmadığı bu yetkiyi meclis kararı ile Belediye Başkanına devretmesi mevzuata aykırı olduğu gibi aynı zamanda yetki aşımını doğurmaktadır.

Aynı Kanunun 60/f maddesinde ise; “Belediyenin kuruluşuna katıldığı şirket, kuruluş ve katıldığı birliklerle ilgili ortaklık payı ve üyelik aidatı giderleri” belediyenin giderleri arasında sayılmış, “Şirketlere borç verme” adı altında bütçeden şirketlere para aktarma gibi bir gidere Kanun Koyucu maddede yer vermemiştir.

Bununla beraber 5393 sayılı Belediye Kanunun Üçüncü Bölümünde “Borçlanma” başlıklı 68 inci maddesinde “Belediyenin, görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla aynı maddede belirtilen usul ve esaslara göre borçlanma yapabileceği ve tahvil ihraç edebileceği” belirtilmiş; ancak Kanunun hiçbir bölümünde ve hiçbir maddesinde “Borç verme” başlığı altında borç vermenin usul ve esasları belirtilmemiştir.

Dilekçi Belediye Kanununda ve 5018 Sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu ve yönetmeliklerinde, Belediye şirketlerine borç verilmesini yasaklayan bir hüküm bulunmadığını belirtmişse de; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinde belediyelerin yetki ve imtiyazları tahdidi bir şekilde sayılmış olup, bunların dışına çıkılması mümkün değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle yapılan işlem mevzuata aykırı olup dilekçinin bu yöndeki itirazları da kanuni dayanaktan yoksundur.

Ancak diğer yandan, dilekçe ekinde gönderilen ve yapılan mahsuben tahsilatlara ilişkin belgeler (ödeme emiri fotokopileri, banka dekontları, muhasebe işlem fişleri) ile konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı Müfettiş Raporu ve Isparta 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2012 tarihli ve 2012/673 sayılı kararı, 4. daire tarafından yapılan yargılama esnasında bulunmayan belgelerdir.

1056 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyize konu teşkil etmediğinden bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın ilgili Dairesine TEVDİİNE,

Karar verildiği 30.09.2014 tarih ve 39453 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim