Sayıştay 4. Dairesi 37243 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
37243
2 Aralık 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2009
-
Daire: 4
-
Dosya No: 37243
-
Tutanak No: 39721
-
Tutanak Tarihi: 02.12.2014
-
Konu:
KARAR
Duruşma talebinde bulunan dilekçi Nevzat SALLIO ile Sayıştay Başsavcı Vekilinin sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 922 sayılı İlam’ın 1. maddesiyle yoksullara verilecek mikro kredilerin Türkiye İsrafı Önleme Vakfı aracılığıyla kullandırılmak üzere adı geçen Vakfa aktarılması nedeniyle 10.000,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; İl Genel Meclisinin 07.08.2009 tarih ve 2009/206 sayılı kararında; "Mikro kredi uygulamasına Türkiye'de 18 Temmuz 2003 tarihinde başlandığı, bu tarihten itibaren 21.000'e yakın üyesi olduğu, verilen krediler 1 yıllık olup, haftalık taksitlerle 46 haftada geri alındığı, Türkiye genelinde Türkiye İsrafı Önleme Vakfı'nın öncülüğünde illerin valilikleri ile işbirliği şeklinde halen 31 ilde yapılan uygulamada dar gelirli kadınların kendi kendilerine gelir getirici faaliyette bulunmalarına imkan sağlamak amacıyla yapıldığı, Türkiye'deki mikro kredi uygulamasında teminat, kefalet, icra ve mahkeme süreçlerinin takip edilmemesine rağmen geri dönüşün %100 olduğu, ayrıca fakir ailelerin bütçesine küçük de olsa katkıda bulunulması ve istihdam yaratması hususlarının da değerlendirilerek, miktarın en az 300 TL, en fazla 700 TL'yi geçmemek üzere toplam 50,000 TL’lik mikro kredinin kullandırılmasına ilişkin 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 64 üncü maddesi uyarınca yapılacak protokolün imzalanması için Denizli Valisi Yavuz Erkmen'e yetki verilmesi ve Meclisteki siyasi partilerin üye sayıları dikkate alınarak parti gruplarından toplam 5 kişilik heyet oluşturulup, mikro kredilerin amacına uygun kullandırılıp kullandırılmadığının denetlenmesinin uygun olacağına karar verilmiştir.” denildiğini,
Meclis kararına istinaden 10.11.2009 tarihinde idare ile TİSVA Mütevelli Heyeti Başkanı arasında protokol imzalandığını ve bu protokolün tarafların yükümlülüklerini belirleyen 4. maddesinin (A) bendinde idarenin yükümlülükleri olarak, "idare, vakfın bildireceği ve vakıf adına açılmış bulunan bir banka hesabına, bu protokolün Vakfın Yükümlülükleri kısmında belirtilen şekil ve şartlarda, vakıf tarafından Türkiye Grameen Mikro Kredi Proje kapsamında Denizli Mikro Kredi uygulamasında kullanılmak üzere 50.000 TL tutarında kaynak aktarılacaktır.” denildiğini,
Söz konusu protokolün 5302 sayılı Kanunun 6/a ve 64/c maddeleri, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 26.05.2005 gün ve 2005/55 sayılı genelgeleri, Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün 08.02.2007 tarih ve 0228 sayılı yazısı, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 21.02.2007 tarih ve 1058 sayılı yazısı ile İl Genel Meclisinin 07.08.2009 tarih ve 2009/206 sayılı kararına dayanarak hazırlandığını,
Protokol gereği aktarılan kaynağın idarece projenin uygulanmasından vazgeçildiği takdirde idareye geri iade edileceği (Madde 7), istenildiği zaman İl Genel Meclisince oluşturulacak komisyon tarafından denetleneceği (Madde 4/12), Valilik Makamınca sürekli olarak izleneceği (Madde 4/7-8-9-10), ve koordine edileceği hüküm altına alınmış olup 2009 yılının son aylarında aktarılan küçük kaynağa ve zaman darlığına rağmen 30 kişiye kredi verildiğini, söz konusu dağıtımın kendi idarelerince yapılması durumunda bu rakamın 7-8 ile sınırlı kalacağını,
Verilen kredinin, miktarının az olması, kredi alacak kişinin yapabileceği işlerin neler olduğunun tam olarak incelenmeden ve belirli eğitimler verilmeden aktarılması halinde geri tahsili imkansız hale gelecek olması gibi nedenlerle bu konudaki bilgi ve deneyimi de dikkate alınarak Vakfın tercih edildiğini, Vakıf tarafından müracaat eden kişilerin ne iş yapabileceğinin araştırıldığını ve yapacağı işe göre öncelikle takı tasarım, çamaşır ticareti, el işi yapımı, çiçek yetiştiriciliği, pazarcılık, oyuncak yapımı gibi konularda eğitimler verildiğini; işe başlandığında ise bir taraftan her hafta yapılan işler kontrol edilirken diğer taraftan kredi geri ödemelerinin takip ve tahsil edildiğini, bu yöntemle kredilerin kısa bir sürede geri dönmeye başladığını, geri alınan kaynağın tekrar dağıtıldığını ve daha fazla kişiye yardım edebilme imkanı doğduğunu, devam eden yıllarda kredi kullananların sayısı % 100 geri dönüş oranıyla 751 kişiye ulaştığını,
Mikro kredi uygulaması vakıf ile protokol yapılmadan önce idare tarafından oluşturulan bir komisyon tarafından yapılmaya çalışıldığını, ancak kredilerin kısa vadede dönüş yapacak şekilde dağıtılamadığını, dağıtımda sıkıntılar yaşandığını ve idare tarafından kredi alanların yeterli bir denetime tabi tutulmadığını, bu nedenle kredi geri ödemelerinde sorunlar yaşandığını, kamu kaynaklarının dağıtımının komisyonlar tarafından yapılması durumunda daha fazla ziyan olacağı anlaşıldığından bu konuda bilgi ve deneyimi olan vakıf ile protokol yapıldığını, protokolde de idarenin vakıf tarafından kamu kaynağının etkin ve verimli kullanmadığı anlaşıldığı anda sağladığı kaynakları geri alma hakkının bulunduğunun açıkça hüküm altına alındığını,
Sonuçta ödemenin yukarıda belirtildiği şekilde kamu kaynağının etkili ve verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ve 64. maddeleri uyarınca yapıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “İlam’ın 1. maddesine ilişkin: Sorumlu; Denizli İl Özel İdaresince yoksullara mikro kredi kullandırılması hizmetinin, kaynağın Türkiye İsrafı Önleme Vakfı hesabına ödeneceklerin aklanması yoluyla yerine getirilmesinin 5018 sayılı kanun hükümlerine aykırı olmadığını ileri sürerek, 5302 sayılı Kanunun getirdiği yükümlülüğün yerine getirildiği gerekçesiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
İlgili talebi yerinde görüldüğünden, beraat kararı verilmesi uygun mütalaa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun "İl Özel İdaresinin Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 6. maddesinin (a) bendinde İl Özel İdarelerinin yoksullara mikro kredi verilmesine ilişkin hizmetleri il sınırları içinde yapmakla görevli ve yetkili olduğu, aynı Kanunun 64. maddesinin (c) bendinde il özel idarelerinin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği düzenlenmiştir.
Ayrıca 5018 sayılı Kanunun 29. maddesinde;
Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” denilmektedir.
Anılan madde hükmüne istinaden çıkarılan “Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde yardım yapılabilme şartları, 6. maddesinde yardım taleplerinin değerlendirilmesi, 7. maddesinde yardımların kullanılması, izlenmesi ve denetlenmesinin nasıl olacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca 5302 sayılı Kanunun 6/a maddesine göre yoksullara mikro kredi verilmesinde il özel idaresinin görevli ve yetkili olduğu, 64/c maddesine göre il özel idaresinin il genel meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanına giren konularda vakıflarla ortak hizmet projeleri yürütebileceği, buna istinaden Denizli İl Genel Meclisinin kararı doğrultusunda Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) ile protokol imzalandığı, İdare bütçesinde söz konusu amaç doğrultusunda ödenek tefrik edildiği, bu ödeneğin yoksullara mikro kredi verilmesine ilişkin ortak proje yürütülmesi amacıyla TİSVA’ya aktarıldığı, söz konusu protokol gereği Valiliğin protokolün uygulanmasına son vermesi durumunda Vakfın aktarılan kredileri iade ile mükellef bulunduğu, Teşekkülün, yardımı yapan idarenin görev alanına giren konularda faaliyet gösterdiği, Vakıf tarafından İl Özel İdaresine gönderilen rapordan aktarılan bu kaynağın, Vakıf tarafından 2009 yılında geri ödemeli olmak koşuluyla amacına uygun olarak yoksul kadınlara dağıtıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dilekçi talebinin kabulü ile 878 sayılı İlam’ın 4. maddesiyle 45.000,00 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
- 922 sayılı İlam’ın 2. maddesiyle Denizli İl Özel İdaresine bağlı Pamukkale Ören Yerleri Kültür Turizm İktisadi İşletmesinin kayıtlarını tutmak, beyannamelerini düzenlemek ve mali konularla ilgili danışmanlık hizmeti vermek için Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir İsmail Sarıoğlu ile sözleşme imzalanması ve bunun karşılığında 2009 yılı boyunca adı geçen kişiye ücret ödenmesi nedeniyle 22.125,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Pamukkale ve Örenyerleri Kültür Turizm İşletme Müdürlüğünün 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 10. maddesinin (e) fıkrasına göre 06.07.2007 tarih ve 2007/149 sayılı İl Genel Meclis Kararı uyarınca kurulduğunu, aynı maddenin (k) bendine göre "Pamukkale İşletme Müdürlüğünün Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"in hazırlandığını ve İşletme Müdürlüğü ile ilgili iş ve işlemlerin bu yönetmelik kapsamında yapılmasının istendiğini,
İl Özel İdareleri kuruluş ilkeleri gereği ticari işletme olmadığı gibi, Vergi Usul Kanununun birçok hükmüne ve Kurumlar vergisi kanununun hükümlerine tabi olmadığını, Pamukkale İşletme Müdürlüğünün ise, kurumlar vergisine tabi gerçek bir işletme olup, kendine ait bir bilançosu, yevmiye kayıt defteri, mizanı, aylık beyannameleri, kurumlar vergisi mükellefiyeti, geçici vergi mükellefiyeti, katma değer vergisi mükellefiyeti ve BABS (Fatura Bildirimi) mükellefiyetinin bulunduğunu, Mali Hizmetler Müdürlüğünün asli görevlerinin dışında kalan bu yükümlülüklerin mezkur Yönetmelik hükümleri gereği İşletme Müdürlüğünce ayrıca yerine getirilmesi gerektiğini,
Yeni kurulmuş bir işletme olması ve ticari faaliyetlerdeki mali sorumlulukları yürütebilecek uzman ve yetkin personelin yetiştirilmesinin zaman alması, ayrıca 1994 yılında uygulamaya konulan Tekdüzen Hesap uygulamaları ile 2004 yılında yürürlüğe giren Analitik Bütçe ve Muhasebe Uygulamaları arasında paralellik olsa da, aralarındaki benzerliğin algılanmasında büyük yanlışlıklara sebebiyet verilebileceği öngörülerek ve yetkin personel anlamında mevcut imkanların yetersiz olacağı kanaatine varılarak, yukarıda belirtilen Yönetmelik hükümleri işletmenin her türlü mali ve muhasebe işlemleri ile aylık mizanlarının usulüne uygun takip ve kontrolünün sağlanması konusunda yükümlülük yüklemesi; İşletme Müdürlüğü bünyesinde bu tür hizmetleri yürütecek donanım ve deneyime sahip bir kamu personelinin de bulunmaması nedeniyle İşletmenin her türlü kayıtlarını tutmak, beyannamelerini düzenlemek ve mali konularla ilgili danışmanlık hizmeti vermek için 2009 yılında serbest muhasebeci ve mali müşavir hizmet alımı yapıldığını,
4734 sayılı Kanunun, “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde "muhasebe" iş ve işlemleri hizmet kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle, bu Kanunun 22/d maddesine istinaden gerçekleştirilen bu hizmet alımına olanak tanıdığını,
4 no.lu "Vergi Beyannamelerinin SM ve SMMM'lerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliği"nde, 1997 mali tablolarına göre hem aktif toplamı 200 milyar lirayı ve net satışları 400 milyar lirayı aşmayan mükelleflerin Tebliğ kapsamında olduğunun belirtildiğini, her yıl yeniden değerleme oranında artırılan bu hadlerin 2009 yılında Aktif Toplamı: 4.358.000 TL ve Net Satışlar Toplamı: 8.715.000 TL olarak dikkate alındığını, Kurumlar Vergisine tabi İşletme Müdürlüklerinin bu hadlerin her ikisinin de altında kaldığını, bu nedenle 2009 yılı kurumlar vergisi beyannamelerini, muhtasar beyannamelerini ve KDV beyannamelerini bir SM veya SMMM'ye imzalatmak mecburiyetinde olduğunu,
İmzalatmamaları halinde VUK Md.352/II-7 uyarınca iki kat ikinci derece usulsüzlük cezası kesileceğini, fiil aynı zamanda VUK Md.30/8 uyarınca re'sen takdiri gerektirecek durum ortaya çıkaracağını; bu nedenle Serbest Meslek Erbabı (SMMM)'dan Muhasebe işleri hizmet alımı yapılarak Vergi Dairesi ile ilgili tüm iş ve işlemler bu ihale kapsamında SMMM tarafından yürütüldüğünü belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında; “Sorumlu, söz konusu işletmenin “iktisadi işletme” niteliğinde bulunduğunu, kurumlar vergisi ödediğini, KDV ve muhtasar beyanname verdiğini ve bunların SM veya SMMM’ ye imzalatılmak suretiyle ilgili dairesine sunulduğunu ifade ederek, tazmin hükmün kaldırılmasını talep etmektedir.
Anılan işletme vergi mükellefi olup VUK’na buna dayalı Maliye Bakanlığı tebliğlerine uymak zorunda olduğundan, 3568 sayılı Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca gerçekleştirilen işlemler nedeniyle talebin kabulünün yerinde olacağı düşünülmektedir. Aynı konuda Temyiz Kurulu’nun 19.07.2011 tarih ve 33574 Tutanak sayılı beraat kararı mevcuttur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun “Verginin konusu” başlıklı 1. maddesine göre iktisadi kamu kuruluşları kurumlar vergisine tabidir. Aynı Kanunun “Mükellefler” başlıklı 2. maddesinin (3). fıkrasında iktisadi kamu kuruluşları “Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı bulunan ve birinci ve ikinci fıkralar dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı maddenin (6). fıkrasında;
“İktisadî kamu kuruluşları ile dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemez. Mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi bunların iktisadî niteliğini değiştirmez.” hükmü yer aldığından, bu Kanun’un “Muafiyetler” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının a, b, c, ç ve d bentleri ile ı bendi kapsamında bulunmayan Denizli İl Özel İdaresi Pamukkale ve Ören Yerleri Kültür Turizm İşletme Müdürlüğü kurumlar vergisi mükellefidir.
Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde;
“Bu Yönetmelik, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerini kapsar.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi ve aynı zamanda kurumlar vergisi mükellefi olan kamu idareleri, bu Yönetmeliğin sadece bütçe işlemlerinin muhasebeleştirilmesi, raporlanması ve hesapların konsolidasyonuna ilişkin hükümlerine tabidir.”
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 2. maddesinde;
“Bu Yönetmelik hükümleri; il özel idaresi, belediye, bağlı idare ve mahalli idare birliklerinin bütçe ve muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsar.
Bu Yönetmelik kapsamında sayılan idarelerin, kurumlar vergisine tabi faaliyetleri, hesap planı bakımından bu Yönetmeliğin sadece bütçe işlemlerinin muhasebeleştirilmesi ve raporlanmasına ilişkin hükümlerine tabidir. Bu faaliyetler için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 175 ve mükerrer 257 nci maddeleri hükümleri uyarınca belirlenen muhasebe standartları, tek düzen hesap planı ve mali tabloların çıkarılmasına ilişkin usul ve esaslar uygulanır.” hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümler gereği kurumlar vergisi mükellefi olan kamu idareleri bütçe işlemlerinin muhasebeleştirilmesini Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin tahakkuk esaslı muhasebe planına bağlı olarak, muhasebe kayıtlarını tek düzen hesap planı ve mali tabloların çıkarılmasına ilişkin usul ve esaslar doğrultusunda yapması gerekmektedir. Yine raporların hazırlanmasında tek düzen hesap planı doğrultusunda oluşturulan mizanın İl Özel İdaresinin kendi faaliyetleri için tahakkuk esaslı muhasebe planına bağlı olarak hazırlamış olduğu mizan ile konsolide edilmesi gerekmektedir. Farklı bir ifadeyle bütçe içi işletmelerde muhasebe kayıtları bir taraftan kurumlar vergisinin takibi açısından tek düzen hesap planına göre tutulması, diğer taraftan işletmenin bütçe ve ödeneklerinin takibi açısından tahakkuk esaslı muhasebe sisteminde kayıt altına alınması gerekmektedir. Dolayısıyla aynı gider için hem işletme hem de İl Özel İdaresi açısından çift kayıt yapılarak anlık konsolidasyonun sağlanması söz konusudur.
Vergi Usul Kanunu ve tek düzen muhasebe sistemine tabi oluşu yönüyle yukarıda açıklanan nedenlerle nev-i şahsına münhasır yapısı, söz konusu bütçe içi işletmeye ilişkin muhasebe ve mali işlemlerini, İl Özel İdaresinin kendi bünyesinde yapmakla mükellef olduğu muhasebe ve mali işlemlerinden ayırmakta; bu konularda yetkin personeli bulunmayan işletmenin bu işlemler konusunda teknik bilgi ve destek almasına imkan sağlamaktadır.
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde “muhasebe” hizmetleri de “hizmet” tanımı içinde yer almaktadır. İlama konu ödemede mali müşavir, idarenin muhasebe ve vergi yönünden farklılık arz eden işletmesi için muhasebe hizmeti sunmakta ve teknik destek sağlamaktadır.
Yine 4 sıra numaralı Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ’de “Kurumlar Vergisi (…) mükelleflerinden, 1997 yılı aktif toplamı 200 milyar ve net satışlar toplamı 400 milyar lirayı aşmayanlar, 1998 yılına ilişkin yıllık (…) Kurumlar Vergisi beyannamelerini 3568 sayılı kanuna göre yetki almış meslek mensuplarına imzalatmak zorundadır. Söz konusu hadlerin Bakınlığı'mızca belirlenmemesi halinde, bu hadler, her yıl Vergi Usul kanunu hükümleri uyarınca tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacaktır. Yukarıdaki hadlerin tespitinde adi ortaklık ve kollektif şirket ortakları için bu işlemlere ait aktif ve net satışlar toplamı yukarıda belirtilen hadleri aşan mükellefler ise, beyannamelerini 18 sıra numaralı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği hükümlerine göre yeminli mali müşavirlere tasdik ettireceklerdir. Bu hadlerden birisinin aşılması, beyannamelerin yeminli mali müşavirlerce tasdik edilmesi için yeterli olacaktır.
(…)
İlgili yılda yayımlanan "Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Asgari ücret Tarifesi"nde belirlenen defter tutma ücretleri, beyanname imzalama ücretlerini de kapsamakta olup, beyannameyi imzalayan meslek mensuplarınca beyanname imzalanması için ilave bir ücret talep edilmeyecektir.” denilmektedir.
Maliye Bakanlığınca söz konusu hadler belirlenmediğinden her yıl Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılmaktadır. Mezkur yeniden değerleme oranlarına göre 2008 yılı aktif toplamı 4.264,000 TL ve net satışlar toplamı 8.527,000 TL'yi aşmayan mükellefler 2009 yılı, 2009 yılı aktif toplamı 4.358.000 TL ve net satışlar toplamı 8.715.000 TL'yi aşmayan mükellefler 2010 yılı beyannamelerini meslek mensuplarına imzalatmak zorundadırlar. Aynı tebliğde, imzalatma mükellefiyetini yerine getirmeyen mükellefler hakkında cezai müeyyideler de düzenlenmiştir.
İşletmenin, 2008 ve 2009 yılı aktif ve net satışlar toplamları bu hadleri aşmadığından, beyannamelerini meslek mensuplarına imzalatması gerekmektedir. Aksi takdirde şirket hakkında, aynı Tebliğde imzalatma mükellefiyetini yerine getirmeyen mükellefler için düzenlenen, cezai müeyyideler uygulanacaktır.
Bu itibarla, dilekçi talebinin kabulü ile 922 sayılı İlam’ın 2. maddesiyle 22.125,00 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 02.12.2014 tarih ve 39721 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:11