Sayıştay 4. Dairesi 36121 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

36121

Karar Tarihi

21 Ocak 2014

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 4

  • Dosya No: 36121

  • Tutanak No: 38284

  • Tutanak Tarihi: 21.01.2014

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

1519 sayılı İlam’ın 10 uncu maddesi ile, Hukuk Müşavirliğinde görevli avukatlara 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinde öngörülen limiti aşan miktarda vekalet ücreti verilmesi nedeniyle 10.867,00-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, Vekalet ücretinin Avukatlık Kanunu ile ihdas edildiğini ve yükümlüsü ile hak sahibinin yine bu kanunla düzenlemiş olduğunu; bu nedenle, memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevlerin karşılığında 657 sayılı DMK ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi ve bir yarar sağlanması yasaklanmış olmasına rağmen belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin kanun hükümlerinin saklı tutulduğunu;

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda yer alan “Avukatla iş sahibi arasında aksine sözleşme bulunmadıkça tarifeye dayanarak karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücretinin avukata ait olduğu” şeklindeki hükmün yürürlükte olduğu dönemde, Avukatlık Kanunu’nun bu hükmüyle karşı tarafa yüklenen ve Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen kanuni vekalet ücreti hakkında müvekkil ve vekil arasında aksine bir sözleşme yapılabilmesi mümkün kılındığında; 657 sayılı DMK 146/III maddesiyle vekalet ücretinin yıl içinde belirli bir limit dahilinde avukatlara dağıtılacağına dair aksine özel bir düzenleme yapıldığını ve bu özel düzenlemenin, vekalet ücreti bakımından vekil ile müvekkil arasında yapılan aksine bir sözleşme gibi olduğunu; 02.05.2001 tarihli ve 4667 sayılı kanun ile Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişiklikle “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karış tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir” şeklinde bir hüküm getirildiğinden, artık 675 sayılı DMK’nın 146/III maddesindeki vekalet ücretinin tamamının avukata ait olmayacağına dair aksine özel hükmünün (limit getiren hükmün) uygulanma kabiliyetinin kalmadığını;

03.07.2005 tarihi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Uygulanmayacak Hükümler” üst başlıklı 84’ncü maddesi ile; “Bu Kanunla, belediyenin sorumlu ve yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle sınırlı olarak; (……..) 14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda bu Kanun hükümlerine aykırılık bulunması durumunda bu kanun hükümleri uygulanır” hükmü;

Yine 5393 sayılı Belediye Kanununun 82’nci maddesi ile de, “Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekalet ücretlerinin; avukatlara(49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dahil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapanlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır” hükmü getirildiğini;

Vekalet ücretine limit getiren hükmün sadece 657 sayılı DMK’da bulunduğunu; Diğer bir ifade ile, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun atıf yaptığı 1389 sayılı Kanunda vekalet ücretine limit getiren bir hüküm bulunmadığını ve bu nedenle, 657 sayılı DMK’nın 5393 sayılı Kanun’a aykırı olan 146/III maddesindeki limite ilişkin hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını;

Ayrıca, 5393 sayılı Belediye Kanunu ile, 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun’un aynen değil kıyas yolu ile uygulanmasının öngörüldüğünü, çünkü Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte, 657 sayılı Kanunun 146/3. maddesinin uygulanması imkanı kalmadığından, vekalet ücretinin tümünün avukatlara dağıtılması durumunun ortaya çıktığını; bu nedenle, önceden 657 sayılı Kanunun 146/3. maddesi ile dağıtım kapsamına alınan hukuk servisinde fiilen görev yapan memurların, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82’nci maddesi ile yine dağıtım kapsamına alınmadığından, 1389 sayılı Kanun’un kıyasen uygulanmasına, avukatlarla bunlar arasındaki dağıtım bakımından gerek duyulduğunu;

Ayrıca, belediye avukatları ile 1389 sayılı Kanun kapsamında bulunan avukatların aynı durumda olmadığını; nitekim 657 sayılı Kanun’un 146/3. maddesinde “Şu kadarki, vekalet ücretinin yıllık tutarı;...sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında,yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır” hükmünün yer aldığını; halbuki 5393 sayılı Kanun ile belediyenin idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişisi olarak kurulduğunu ve merkez ve taşra örgütlerinin bulunmadığını; dolayısıyla, 657 sayılı Kanun’un 146/3. maddesinin Belediyelerde dağıtım usulü yönünden de uygulanmasının mümkün olmadığını; 657 sayılı Kanun’un 146/3. Maddesi ile getirilen limit esasına göre yapılacak dağıtımın Hazine Avukatlarıyla ilgili olduğunu;

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164’ncü maddesinde yer alan; “avukatla iş sahibi arasında aksine yazılı sözleşme bulunmadıkça tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir” kuralı değiştirilerek, “dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir” kuralının getirilmesi üzerine, 164’ncü maddesinin son fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, “avukata aittir...” sözcüklerinin Anayasaya aykırı olduğunun ileri sürülmesi ve iptalinin istenmesi üzerine Anayasa Mahkemesinin, 03.03.2004 gün ve 2002/126 Esas, 2004/27 Karar numarası ile aynı tarihli 2004/8 Esas, 2004/28 Karar numaralı kararlarıyla iptal taleplerinin reddine karar verdiğini; buna göre, avukatlık ücretinin avukata ait olduğuna ilişkin düzenlemenin hukuka aykırılığı olmadığı ve bu ücretin avukatın şahsi hakkı olduğunun karar altına alındığını;

Her ne kadar Anayasa Mahkemesi’nin, 03.03.2004 gün ve 2003/98 Esas, 2004/31 Karar numaralı kararı ile, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 167’nci maddesi iptal edilmiş ve Baro Hakem Kurullarının görevi sona ermiş ise de, kararların verildiği tarihte söz konusu kurullar görevli olduğundan, verilen kararların hukuken geçerli olduğu göz önüne alındığında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146’ncı maddesinde öngörülen limitin artık uygulanamayacağı yönünde açılan davalarda verilen Baro Hakem Kurulu kararlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146’ncı maddesi gerek yürürlük tarihi ve gerekse kapsamı bakımından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre daha genel bir yasa olduğu ve bu nedenle yasa, içtihat ve doktrin gereğince özel yasa niteliğinde olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164/son maddesinin uygulanması gerektiği sonucuna varıldığını; farklı zamanlarda yapılan kanuni düzenlemelerin birbirine aykırı hükümler içermesi halinde, kanun koyucunun iradesinin, sonraki kanunun uygulanması yönünde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, aksi görüşün kabulü halinde, kanun koyucunun “uygulanmamak için” kanun çıkardığı gibi, mantık dışı bir sonucu ortaya çıkmış olacağını;

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Kamu İktisadi Teşebbüslerinde Görevli Avukatlar” başlıklı Ek 1’nci maddesinde: “Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların baro levhasına yazılmaları isteklerine bağlıdır. Ancak bunlar hakkında bu kanunun avukatlık meslekine kabul ve ruhsatname verilmesine ilişkin hükümler aynen uygulanır. Bunlar, görevlerinin gereği olan işleri yaparken baro levhasına kayıtlı avukatların yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler. Baroya kaydını yaptırmayıp avukat, çalıştığı yer barosuna bilgi verir” hükmünün bulunduğunu; bu hükme göre kamu kurum avukatları ile serbest avukatların aynı hak, yetki ve sorumluluğa sahip olduğunu; 1136 sayılı Kanun’da vekalet ücretinin serbest avukat tarafından alınması hususunda herhangi bir sınırlama getirilmezken, hukuken 1136 sayılı Kanun uyarınca vekalet ücreti alan kamu avukatları için, 657 sayılı Kanun gerekçe gösterilerek limit uygulanması gerektiğini iddia etmenin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu;

Vekalet ücretinin kapsam ve uygulanmasının yalnız ve sadece 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu kanuna göre yayımlanan Avukatlık asgari ücret tarifesine göre tespit edildiğini; 1136 sayılı Kanun’un 164’ncü maddesinde yapılan ve Anayasa Mahkemesi tarafından da Anayasa’ya uygun bulunan, müvekkil ile vekil arasında aksine bir sözleşme yapılması mümkün olmadan vekalet ücreti sadece ve sadece avukatındır hükmünden sonra, kamu avukatlarının müvekkili olan kamunun limit uygulaması nedeniyle aksine hükümler getiren 657 sayılı Kanun’un 146’ncı maddesinin normlar hiyerarşisine aykırı olmakla uygulanmaz hale geldiğini;

Ayrıca, 5018 sayılı Kanun’un 71’nci maddesinde ifade edilen kamu zararının kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tarif edildiğin; vekalet ücreti ödemelerinden dolayı Avcılar Belediyesinin giderlerinde bir artış ve/veya gelirinde bir azalış olmamasına rağmen; diğer bir ifadeyle vekalet ücreti ödenmeseydi Avcılar Belediyesinin giderlerinde bir azalma ve/veya gelirinde bir artma olmayacağına göre, kamu zararının oluştuğundan bahsedilemeyeceğini; vekalet ücretleri, bütçede hiçbir yönden ödenek olarak yer almadığına, harcamaya konu olmadığına ve hiçbir işin karşılığını teşkil etmediğine göre; 5018 sayılı Kanun kapsamında incelenmesi dahi mümkün değilken, kamu zararından bahsetmenin mümkün görülmediğini;

Ayrıca kamu zararı olarak belirtilen ödemelerin, bir kasıt veya kusurdan kaynaklanmadığı gibi, ihmalden de kaynaklanmadığını; aksine, mevzuata uygun olduğu inancı ile gerçekleştiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Esasa ilişkin olarak ileri sürülen hususlara katılınılmamaktadır. Çünkü, 5018 sayılı Kanunu’nun “Kamu Zararı” başlıklı 71.maddesinde “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kamu zararı olarak nitelendirilmiş, 68.maddesinde ise” .. Sayıştay tarafından hesapların hükme bağlanması; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider ve mal hesapları ile bu hesaplarla ilgili işlemlerin yasal düzenlemelere uygun olup olmadığına karar verilmesidir…” hükmüyle hesaplarla ilgili işlemlerin mevzuata uygunluğunun denetimi Sayıştay’ın görevleri arasında sayılmıştır.

Öte yandan, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan doğan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu çıkarılan Sayıştay ilamlarına, Vergi konusunda Danıştay’ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

Sorumlularca öne sürülen diğer hususlarla ilgili olarak;

Bilindiği üzere 657 sayılı Kanun’un “Kapsam” başlıklı 1.maddesine göre belediyede çalışan memurlar bu Kanun kapsamı içinde bulunmaktadırlar. Memur statüsünde bulunan avukatlar için 657/146. (570 sayılı KHK’nın 8. maddesi ile değişik) maddesi hükmüne uyulması zorunludur.

Kanun hükümleriyle getirilen açık belirlemeler uyarınca “1389 sayılı Kanuna Göre Vekalet Ücreti Yönetmeliği” ve “Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmelik” ile düzenlemeler yapılmış olup, amacı belirlenen yönetmelik hükümleriyle vekalet ücretine hak kazanmada “görev” yerine “kişinin” esas alınılması kanuni limitin dikkate alınarak hak sahiplerine ödemenin gerçekleştirilip artan miktarların bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanetler hesabında bekletilerek, bir sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulması gerekmektedir,

Yukarıda belirtilen nedenlerle; “1136 sayılı Kanun’un 164. maddesinin açık ve net olduğu, yargılama bakımından 1136 sayılı Kanuna tabi olan avukatların vekalet ücreti bakımından bu kanuna tabi olması gerektiği, 5393/84 hükmüne rağmen 657/146. maddesi uygulamasının hukuka aykırılık oluşturduğu, 5393/82. maddesi hükmünün 1389 sayılı Kanun hükmü ile Belediyeler açısından uyumsuz olduğu, Avukatlık ücretlerinin avukata ait olduğuna ilişkin son yasal düzenlemenin kamu avukatları için 657 sayılı Kanunun limit düzenlemesi yapmasına imkan veren hükmünü kaldırarak yeni bir hüküm getirdiği” ifadeleri, 657/146. maddesi 3 üncü fıkrasındaki sınırlama getiren hükmünün bağlayıcı ve özel düzenleme olması karşısında yerinde görülmemektedir. Dolayısı ile, Dairesince verilen gerekçeli kararın korunması uygun olur.” Denilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 84 üncü maddesinde, belediyenin sorumlu ve yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle ilgili olarak, bu Kanunla, 14.7.1965 tarihli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri arasında aykırılık bulunması durumunda 5393 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Belediyenin görev ve sorumlulukları Kanun’un 14 üncü maddesinde, yetki ve imtiyazları ise 15 inci maddesinde sayılmıştır. Sayılan bu hususlar arasında belediyede çalışan 657 sayılı Kanun’a tabi avukat personele ödenecek vekalet ücret ödemeleri ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.

13/07/2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukatlık Ücretinin Dağıtımı” başlıklı 82 nci maddesinde;

“Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekalet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dahil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.” denilmektedir.

02.02.1929 tarih ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanunla avukatlık vekalet ücretlerinin avukatlar, memurlar ve hukuk müşavirleri arasında ne oranda dağıtılacağına dair düzenlemelere yer verilmiştir.

Söz konusu Kanun’un 1 inci maddesinde devlet lehine sonuçlanan davalardan dolayı hükme bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretlerinin %70 inin maaş ve ücretli avukatlara; %30 unun Muhakemat müdürleri ve hukuk müşavirleriyle takibi icra memurlarına verileceği öngörülmüştür.

31.08.1961 tarih ve 10894 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1389 sayılı Kanuna Göre Vekalet Ücreti Tevzi Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde, “Davanın ikame ve takibi ile sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte birkaç avukatın hizmeti geçmiş ise yukarıdaki hükümlere göre dava avukatı için ayrılan hisseler her avukatın hizmet ve karara tesir derecesine göre baş hukuk müşavirliğince, teşkilatı bulunan yerlerde de muhakemat müdürlüklerince bu avukatlar arasında paylaştırılır.” denilmiştir.

19.04.1983 tarih ve 18023 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmeliğin 1 inci maddesinde “Bu Yönetmelik, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar ile İl Özel İdareleri ve Belediyeler ve Özel Kanunlarındaki hükümlerle 1389 sayılı Kanuna atfen vekalet ücretinden yararlanan tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan avukatlara ait limit dışı kalan vekalet ücretlerinin dağıtım usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.” denilerek yönetmeliğin amacı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 6ncı maddesinde, kurumların limit doldurmayan avukatlardan beyanname alarak o mali yıl içinde almış oldukları vekalet ücretinin miktarını ve avukatların isimlerinin bağlı bulundukları merkez teşkilatına göndermekle yükümlü oldukları, 7 nci maddesinde ise, listelerin her birim merkezinde birim başkanının başkanlığında 3 kişiden oluşan bir kurul tarafından kanuni limit esas alınarak değerlendirmeye tabi tutulacağı, değerlendirmeden sonra hesapta toplanan paranın tüm hak sahiplerine bölünmek suretiyle bulunacak meblağın eşit olarak hak sahiplerine dağıtılacağı; bu dağıtım sırasında kanuni limiti dolduranlardan artan miktarın yine geri kalan hak sahiplerinin sayısına bölünmek suretiyle eşit olarak dağıtıma devam olunacağı; bu dağıtımlardan artan miktarın da bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletileceği ve sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulacağı belirtilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1 inci maddesinde; bu Kanunun, genel ve katma bütçeli kurumlar, il özel idareleri, belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya beden terbiyesi bölge müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı, sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümlerin uygulanacağı,

4 üncü maddesinde, dava azlığı nedeniyle kadrolu avukat istihdamının gerekli olmadığı yerlerde avukatların sözleşme ile istihdamlarının caiz olduğu,

146 ncı maddesinde de, bu kanunun 1 inci maddesinin 1inci fıkrası kapsamına giren memurların aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her türlü ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurların özel kanunlardaki hükümlere tabi olduğu,

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği, hiçbir yarar sağlanamayacağı, (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)

Ancak, 02/01/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi, 07/06/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/01/1957 tarihli ve 6893 sayılı Kanunla eklenen ek 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/07/1972 tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161 inci maddesi, 13/01/1943 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesi ve 02/02/1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümlerinin saklı olduğu, şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının on iki katını geçemeyeceği, bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktarın merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılacağı, hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre; 657 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında vekalet ücretinin yıllık tutarı için getirilen sınırlamanın kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan tüm avukatlar ve ilgili personel için uygulanması ve söz konusu vekalet ücretinin yıl içindeki tüm katsayılar dikkate alınarak belirlenmesi ve yukarıda belirtilen esaslara göre dağıtımının yapılması, limit dışı kalan meblağın olması halinde ise artan miktar hakkında yine yukarıda belirtilen usule göre işlem yapılarak artan miktarın bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletilmesi ve bir sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu tüm avukatlarla ilgili düzenleme yapan genel bir kanundur. Avukat, 657 Sayılı Kanuna tabi olarak avukatlık hizmetleri sınıfı kadrosunda görev yapan bir avukat ise, devlet ile memuriyet hizmet sözleşmesi yapmıştır. Avukatlık vekalet ücretlerine ilişkin 657 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeler avukatlık hizmetleri sınıfında çalışan kadrolu avukatlar için bağlayıcı özel düzenlemelerdir.

Ayrıca, kamuda istihdam edilen avukatların statü hukukuna tabi olmaları nedeniyle bunlara sadece avukatlık ücreti değil, kadrolarına bağlı olarak ilgili mevzuatta öngörülen aylık, ek gösterge, zam ve tazminat ile diğer mali, sosyal hak ve yardımlar her ay herhangi bir dava ile ilişki kurulmaksızın ödenmektedir. Bu nedenle, kamuda istihdam edilen avukatlara, avukatlık vekalet ücretinin dağıtımında 657 sayılı Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan düzenlemelere uyulması zorunluluğu bulunmaktadır.

657 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasına; 21/3/2006 tarihli ve 5473 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle “6000 gösterge rakamının” ibaresinden önce gelmek üzere “hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için” ibaresi eklenmiştir. Yapılan bu düzenleme, dilekçinin dilekçesindeki özel kanun genel kanun ve önceki kanun sonraki kanun konusunda ileri sürdüğü hususların yerinde olmadığını ve kanun koyucunun avukatlık vekalet ücreti konusundaki sınırlamanın bilincinde olduğunu göstermektedir.

Yapılan vekalet ücreti ödemesinde kamu zararı olmadığı hususuna gelince, 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 46 ncı maddesine göre Sayıştay, giderlerin kanunlara uygun olarak yapılıp yapılmadığını ve ödemelerin istihkak sahiplerine yapılıp yapılmadığını araştırmakla yükümlüdür. Hal böyle olunca kanunda yazılı oranları aşan ödemeler ve istihkak sahibine hak ettiğinden fazla verilerek başkasına verilmesi gereken tutarın verilmemesine neden olan ödemelerden dolayı tazmin hükmolunacağı gayet tabiidir.

Bu itibarla 1519 sayılı İlam’ın 10 uncu maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 21.01.2014 tarih ve 38284 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:05

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim