Sayıştay 4. Dairesi 34703 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

34703

Karar Tarihi

19 Mart 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2007

  • Daire: 4

  • Dosya No: 34703

  • Tutanak No: 36785

  • Tutanak Tarihi: 19.03.2013

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

  1. 1432 sayılı ilamın 1. maddesi ile Kayseri iline bağlı ilçelerde görev yapan kaymakamlara yürüttükleri görev karşılığında 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesi gereğince ödenen İl Özel İdaresi ödeneğinden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı gerekçesi ile 13.439,60 YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçelerinde özetle; 10.07.2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 5917 sayılı Kanunun 36.maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen; ''GEÇİCİ MADDE - 4 Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir." Hükmü ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Görev ve ödenek başlıklı 63.maddesine göre yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmayacağı, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verileceği belirtilmesine rağmen, temyize konu ilamda, Kayseri iline bağlı ilçelerde görev yapan kaymakamlara verilen ödenekten gelir vergisi kesintisi yapılmaması sonucu tazmin kararı verildiğini, bu durumda 6085 sayılı Sayıştay Kanununun Temyiz Başlıklı 55.maddesinin 2.fıkrasının a bendi (Mülga 832 sayılı Sayıştay Kanununun Temyiz Sebepleri başlıklı 68.maddesinin a bendinde) sayılan kanuna aykırılık söz konusu olduğunu,

Ayrıca bu konuda, Danıştay 4. Dairesinin 2007/5848 Esas No, K:2008/5019 nolu kararında " 5540 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu. İl İdaresi Kanunu İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1770 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen "Ek Ödeme" başlıklı ek 5. maddede, bu ödemenin yapılacağı kamu görevlileri sayılıp, ödemenin üst sınırı belirlenmiş ve ödemeye ilişkin kriterlere yer verilip, oranı belirleme yetkisine ilişkin usul belirtilmiş, bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılamayacağı ifade edilmiştir.

Kırıkkale Vergi Mahkemesinin 3.10.2007 günlü ve E.2007/303. K.2007/455 sayılı kararın bozulmasına 22.12.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi" denilmek suretiyle 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Görev ve Ek Ödeme başlıklı 63. Maddesine istinaden İllerde Vali Yardımcıları ile İlçelerde Kaymakamlara İl Özel İdaresi (İlçe Özel İdaresi) bütçesinden yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek olmadığına karar verildiğini,

6085 sayılı Sayıştay Kanununun Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlık hali Başlıklı 60.maddesinde;

"Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ve Sayıştayın kesinleşmiş kararları arasında uyuşmazlıklarda uyuşmazlığın, Danıştay kararı doğrultusunda giderileceği "hükmü bulunduğunu belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Başsavcılığın karşılama yazısında; tazmin hükmünün, Danıştay 4 üncü Dairesinin E:2008/1510, K:2009/94 ve E:2007/5848, K:2008/5019 sayılı kararı uyarınca kaldırılmasının uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

Bilindiği üzere; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmektedir. Bu maddenin 1 numaralı bendinde “Hizmet erbabına ödenen ödenen ücretler ile, 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.

Bu hükümlere göre; ücret ve ücret sayılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94, 103 ve 104’üncü maddelerine göre vergi tevkifatı yapılması suretiyle verilendirilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “Encümen Üyelerine Verilecek Ödenek” başlıklı 28’inci maddesinde; “Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir. “Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63’üncü maddesinin birinci fıkrasında da “ Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.”

01.07.2006 tarih ve 5540 sayılı Dahiliye Memurları, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1’inci maddesiyle 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen “Ek Ödeme” başlıklı Ek 5’inci maddesinde ise “İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. Bu ödemenin yapılmasında, 27/1/2000 tarihli ve 4505 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin (c) bendi ile 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16’ıncı maddesi hükümleri uygulanmaz. Bu ödemeden yararlanan personele 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3’üncü maddesine göre ödeme yapılmaz.”

Hükümleri yer almaktadır.

Bu hükümlerin tetkikinden; encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödeme yapılabileceği sonucu çıkmaktadır. Bu ödemelerden birisi 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63’üncü maddeleri kapsamında encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödemeler, ikincisi ise 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesine göre yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır.

Buna göre, 1700 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamakta olup, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri uyarınca yapılan ödemeleri kapsamamakta ve bu ödemelerin, diğer kanunlarda da istisna hükmü olmaması nedeniyle eskiden olduğu gibi genel hükümler çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.

5540 sayılı Kanun ile getirilen ek ödemenin amacı, İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatındaki eş değer görevleri yapan ve aynı memuriyet kıdemindeki Mülki İdare Amirleri sınıfına dahil personelin aylıklarının eşitlenmesi ise; burada yapılması gereken, 5540 sayılı Kanuna dayanılarak yapılan ek ödeme miktarlarının, diğer Kanunlara istinaden yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu dikkate alınarak yeniden belirlenmesidir.

Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 03.06.2011 tarihli ve 2011/240 Karar, 2010/290 Esas Sayılı Kararında açıkça gelir vergisi kesilmesi nedeniyle açılan davanın temyizi sonrasındaki direnme kararında hukuka aykırılık görülmemiş ve gelir vergisi kesileceği karara bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 5917 sayılı Kanunun 5302 sayılı kanunun 28 ve 63’üncü maddeleri gereği yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılamayacağı şeklindeki hükmü ise, ödeneğin kendisi ile ilgili olup ödenekten yapılacak kesintilerle bir ilgisi bulunmamaktadır. Ek ödeneğin gelir vergisinden istisna edildiğine dair gerek Gelir Vergisi Kanununda gerekse İl Özel İdaresi Kanununda herhangi bir hüküm bulunmadığına göre, Encümen Başkanı (Vali) ve üyelerine 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca yapılan ödemeden gelir vergisi kesilmesi gerekmektedir.

İlamda yer alan tazmin hükmünü 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirmekte mümkün değildir. Zira 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmemesini bu Kanun kapsamında değerlendirmek de mümkün değildir.

Bu itibarla, dilekçilerin talebinin reddi ile 1432 sayılı ilamın 1. maddesiyle 13.439,60 YTL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1432 sayılı ilamın 2. maddesi ile Kayseri Valisi Osman GÜNEŞ’e 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63’üncü maddeleri gereğince ödenen İl Encümen Başkanlığı ödeneği ile Kayseri ilinde görev yapan Vali Yardımcılarına 5302 sayılı kanunun 63 üncü maddesine göre ödenen İl Özel İdaresi ödeneğinden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı gerekçesi ile 8.098.10 YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.

İş bu ilamın 1. maddesinde belirtilen gerekçelerle dilekçilerin talebinin reddi ile 1432 sayılı ilamın 2. maddesiyle 8.098.10 YTL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1357 sayılı ilamın 4. maddesi ile Kanun Koyucu tarafından İl Özel İdaresi Kanununda veya başka bir kanunda İl Özel İdarelerinde çalışan Daire Başkanlarına Makam Tazminatı ile buna bağlı olarak da Görev Tazminatı ödenebileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamış olmasına rağmen, Büyükşehir Belediyelerinde çalışan daire başkanlarına 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’nci maddesi uyarınca ödenen makam ve görev tazminatına kıyasla Kayseri İl Özel İdaresi’nde Daire Başkanı olarak görev yapan personele 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 26’ncı maddesinin (a) fıkrası ile anılan kanuna ekli IV sayılı cetvelin 7 inci sırası gereğince ve 2002/3546 sayılı Görev Tazminatı Ödenmesi Hakkındaki B.K.K.’na göre 2000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ve 8000 gösterge rakamı üzerinden Görev Tazminatının yersiz olarak ödenmesi sunucu kamu zararına neden olunduğu gerekçesi ile 22.904,40 YTL’ ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçelerinde özetle; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun, İl Özel İdaresi teşkilatı başlıklı 35.maddesinde,

“İl Özel İdaresi teşkilatı; Genel Sekreterlik, mali işler, sağlıklarım, imar, insan kaynakları, hukuk işleri birimlerinden oluşacağı, Bu birimlerin Büyükşehir belediyesi olan illerde daire başkanlığı ve müdürlük, diğer illerde müdürlük şeklinde kurulacağı;

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 26'ncı maddesinin (a) fıkrasında;

"Bu Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödeneceği " belirtildiğini,

IV sayılı Cetvelin (7) fıkrasında,

Birinci dereceye atanmış olmak şartıyla; Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlar (Bütçe Daire Başkanı dahil),Gelir İdaresi Grup Başkanı, Milli Kütüphane Başkan Yardımcısı, Bölge Müdürleri (KİT, Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar hariç), Gümrük Müsteşarlığı Başmüdürleri, Üniversite Genel Sekreterleri ile Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları"nın 2000 gösterge üzerinden makam tazminatı alabileceğinin açıkça düzenlendiğini,

Genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü kabul edilen ve Genel Müdürün ilgili mevzuatta öngörülen tüm haklarından yararlandırılan, Büyükşehir belediyesi bulunan illerin İl Özel idaresi Genel Sekreterinin alt kademesinde bulunan İl Özel İdaresi Daire Başkanlarına, Genel Müdürlüklerin aynı kadro ve unvanda bulunan, görev ve sorumlulukları aynı olan, Daire Başkanlarına ödenen makam ve görev tazminatlarının ödenmemesinin Anayasanın 10.maddesinde bulunan kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu,

Aynı kadro ve unvanda bulunan, görev ve sorumluluk alanları daha dar olan, Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanlarına makam ve görev tazminatlarının ödenmesine karşın, bir başka mahalli idare olan ve görev alanı il sınırlarının tamamını kapsayan İl Özel İdaresi Daire Başkanlarına ödenmemesi halinde aynı hukuksal durumda olanlara farklı düzenleme yapılmış olacağını, bununda yukarıda belirtildiği üzere Anayasanın 10. maddesinde kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırılık oluşturduğunu,

Emsal kadro ve unvan olması nedeniyle de, 4483 sayılı Kanuna göre gerektiği zaman İl Özel idare Daire Başkanlarına. Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanları hakkında Soruşturmacı/Ön İncelemeci olarak görev verildiğini,

5302 sayılı II Özel idaresi Kanununun 36.maddesinin 4.fıkrasında:

"Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır. "Denilerek genel sekreter kadrosuna atananların özlük haklarının belirtildiğini, Daire Başkanlarına ilişkin bir düzenlemeye ise yer verilmediğini,

Yine, Bakanlar Kurulunun 2006/10334 sayılı Kararı ile yürürlüğe giren Devlet Memurlarına ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Karara ekli "İş Güçlüğü, iş Riski, Temininde Güçlük ve Mali Sorumluluk Zammı ve Özel Hizmet Tazminatı" Cetvelleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ekli 4 sayılı "Makam Tazminatı Cetvellerinde de "İl Özel İdaresi Daire Başkanlarına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğini,

İl Özel İdaresi Daire Başkanlarına İş Güçlüğü, İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali Sorumluluk Zammı ve Özel Hizmet Tazminatı" ödenmesi hususunda yasada düzenlemede bulunulmamasına rağmen bu tür zam ve tazminatlardan aynı oranda yararlandırılması mevzuata aykırı olarak görülmemesine rağmen makam ve görev tazminatları yasada hüküm olmadığı gerekçesiyle ödenmemesinin mevzuata aykırı olarak görülmesi Anayasanın 10.maddesinde bulunan kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu,

Oysaki; İl Özel İdaresi gibi bir mahalli idare olan Büyükşehir Belediyeleri ile ilgili 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 22.maddesinin 2.ve 3. Fıkralarında;

"Genel sekreter, belediye başkanının teklifi üzerine İçişleri Bakanı tarafından atanır. Genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmeti sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise bakanlık bağımsız daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar.

Büyükşehir belediyesi 1. hukuk müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar. "Denilerek Büyükşehir Belediyelerindeki Daire Başkanlarının özlük haklarına ilişkin düzenleme yapıldığını,

Bilindiği üzere, hukukun temel kurallarından biriside konu hakkında, aksine bir hüküm bulunmadığı durumlarda lehte yorum yapmak olduğunu, buna dayanarak İl Özel İdaresinde görevli Daire Başkanlarının mali hakları yukarıda arz edildiği gibi kanunla ve Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmediğinden. Büyükşehir Belediyelerindeki Daire Başkanları emsal kabul edilerek mali hakları (Makam ve görev tazminatları) bu gerekçeyle ödendiğini,

Sayıştay Temyiz Kurulunun 08.01.2002 tarih ve 25454 sayılı Kararında;

"Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünün, faaliyetleri itibariyle üniversitelere benzediği, Enstitü Genel Müdürünün, görev ve sorumluluklarının rektörlere benzediği için, Enstitü Genel Müdürüne rektörler gibi; Görev ve sorumlulukları Üniversite Genel Sekreterine benzeyen Enstitü Genel Sekreterine de, Üniversite Genel Sekreterleri gibi makam tazminatı ödenmesinin kabul edilmesi gerektiğine " Karar verildiğini,

Sayıştay Temyiz Kurulunun 03.06.2003 tarih ve 26490 sayılı Kararında;

"657 sayılı Kanuna ekli makam tazminatları ile ilgili (IV) sayılı cetvelde TODAİE Genel Sekreteri unvanına yer verilmemiş, Üniversite Genel Sekreteri veya Genel Sekreter unvanına yer verildiği, TODAİE Genel Sekreteri unvanı sayılmadığından, Üniversite Genel Sekreteri için belirlenen makam tazminatı üzerinden ödeme yapılması nedeniyle verilen tazmin kararı üzerine;

Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünün faaliyetleri itibariyle üniversitelere benzediği, Enstitü Genel Müdürünün, görev ve sorumluluklarının rektörlere benzediği için, Enstitü Genel Müdürüne rektörler gibi; Görev ve sorumlulukları Üniversite Genel Sekreterine benzeyen Enstitü Genel Sekreterine de, Üniversite Genel Sekreterleri gibi makam tazminatı ödenmesinin kabul edilmesi gerektiğine " Karar verildiğini,

Aynı Kararda, Maliye ve Gümrük Bakanlığının görüş istemesi üzerine Sayıştay Genel Kurulunun 10.06.1985 tarih ve 4502/2 sayılı Kararı ile, TODAİE Kanunu ile Enstitüye, araştırma, inceleme, yardım, derleme ve yayın gibi görevler verildiği, bu görevler itibarıyla Enstitünün, üniversitelerle benzeştiği, Enstitü Genel Müdürünün görev ve sorumluluklarının rektörlere verilen görev ve sorumluluklara benzediği sonucuna varılarak Enstitü Genel Müdürüne rektörler, Genel Müdür Yardımcısına da rektör yardımcıları gibi ödeme yapılmasına karar verildiğini,

Yukarıda kısaca özetlenen Sayıştay Temyiz Kurulu Kararlarında ve bu Kararda bahsedilen Sayıştay Genel Kurulu Kararında görev ve sorumlulukları benzediği gerekçesi ile makam tazminatı ödendiğini,

Çünkü teşkilatın başında bulunan Genel Sekreterin, Genel Müdür statüsünde bulunduğu ve bunun bütün haklarından yararlanması gerektiği kanunda açıkça belirtildiğini, bunun alt kademesinde bulunanların yararlandırılmaması personel hukukunun temel ilkelerinden olan lehte olanın uygulanması ilkesine ve Anayasanın 10.maddesinde bulunan kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu,

Ayrıca, 6009 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair Kanunun Geçici 8.maddesinde;

'Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, Büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır. " denildiğini,

Bu durumda 6085 sayılı Sayıştay Kanununun Temyiz Başlıklı 55.maddesinin 2.fıkrasının a bendi (Mülga 832 sayılı Sayıştay Kanununun Temyiz Sebepleri başlıklı 68.maddesinin a bendinde) sayılan kanuna ay kırdık söz konusu olduğunu,

Bu durumun düzeltilerek haksızlığın önlenmesi ve hukuka saygının güçlendirilip hukuk birliğinin sağlanması açısından yararlı olacağını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Başsavcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 36’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” denilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 26’ncı maddesinde; “Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan yararlananlara ayrıca yüksek hakimlik tazminatı ödenmez.” denilmekte olup ilgili IV sayılı Cetvelin 7’nci sırasında “Birinci dereceli kadroya atanmış olmak kaydıyla, Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlara ödenebilecek olan makam tazminatı göstergesinin 2.000 olduğu bildirilmiştir.

Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere sadece İl Özel İdare Genel Sekreteri için makam tazminatı öngörülmüş olup, il özel idaresinde görevli daire başkanlarına makam tazminatı ödenebileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Keza, 657 sayılı Kanun’a ekli IV sayılı cetvelde anılan daire başkanları Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı kadrolarına atanan daire başkanları olup il özel idaresinde görevli daire başkanları bu kapsama dahil değildir.

Dilekçiler, tazmin konusu edilen makam ve görev tazminatlarını hiçbir mevzuat hükmüne dayandıramamış olup sadece Büyükşehir Belediyesi Kanunu’ndaki hükümlerle mukayese yoluna gitmişlerdir.

Ancak, Anayasanın 128’inci maddesinde, Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği; memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında da:

“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez hiçbir yarar sağlanamaz.” denilmektedir.

Bununla birlikte, il özel idaresi daire başkanlarına yapılan makam ve görev tazminatı ödemelerinin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesi hükümleri ile mukayese edilerek ödenmesi yersizdir. Zira, ilgililer İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği’nde çalışmakta olup Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesi hükümlerinin kendilerine uygulanması mümkün değildir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’inci maddesinin ilgili hükümleri aynen aşağıdaki gibidir:

“Genel sekreter, belediye başkanının teklifi üzerine İçişleri Bakanı tarafından atanır. Genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmeti sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise bakanlık bağımsız daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar.

Büyükşehir belediyesi 1.hukuk müşaviri ve daire başkanları, bağlı genel müdürlüklerin daire başkanlarının yararlandığı makam ve görev tazminatından aynen yararlanırlar.”

Yukarıya alınan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, İl Özel İdaresi Kanunu’nda, sadece il özel idaresi genel sekreterliği kadrosuna atananların yararlanacakları mali haklar hüküm altına alınmış olup, Daire Başkanları için mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’nci maddesinde ise büyükşehir belediyesi genel sekreterliği kadrosuna atananların, büyükşehir belediyesi genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların ve büyükşehir belediyesi daire başkanlarının yararlanacakları mali haklar ayrı ayrı belirlenerek hüküm altına alınmıştır. Buna göre, eğer dilekçilerin iddia ettikleri gibi İl Özel İdaresinde çalışanlara başka kurumların tabi oldukları mevzuat hükümleri ile mukayese edilerek ödeme yapılabilecek olsaydı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 36’ncı maddesi ile Genel Sekretere yapılacak olan ödemeyi de tespit etmeye gerek kalmazdı. Zira Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 22’nci maddesinde Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterinin yararlanacağı mali haklar sayılmıştır.

Bu nedenle, Kanun Koyucu tarafından İl Özel İdaresi Kanunu’nda Daire Başkanlarının makam tazminatı ve görev tazminatı alabileceğine dair herhangi bir hüküm konulmamasına rağmen, Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Daire Başkanlarının yararlanacağı mali haklar gerekçe gösterilerek; İl Özel İdaresi Daire Başkanlarına 2000 gösterge rakamı üzerinden Makam Tazminatı ve 8000 gösterge rakamı üzerinden Görev Tazminatı ödenmesi mümkün değildir.

Ayrıca dilekçiler, tazmin hükmünün 6009 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesi hükmü gereğince kaldırılmasını talep etmekte ise de, mezkur Kanun ile getirilen düzenleme sadece memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline yapılan ödemelere ilişkin olup tazmine konu olan ödemelerle bir ilgisi bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçilerin talebinin reddi ile 1432 sayılı ilamın 4. maddesiyle 22.904,40 YTL’ ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 19.03.2013 tarihli ve 36785 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim