Sayıştay 4. Dairesi 34259 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
34259
7 Mayıs 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2007
-
Daire: 4
-
Dosya No: 34259
-
Tutanak No: 37139
-
Tutanak Tarihi: 07.05.2013
-
Konu:
KARAR
Dilekçilerden Namık DELİBAŞ’ın dilekçede imzası bulunmadığından, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 430. maddesinin 9. bendine göre “Temyiz edenin veya varsa yasal temsilci yahut vekilinin imzası” temyiz dilekçesinde bulunması gerektiği halde imzasız olarak yapılan temyiz başvurusu hakkında Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmadığına oybirliğiyle karar verildikten sonra duruşma talebinde bulunan diğer dilekçi Şeref KALAYCI ile Sayıştay Başsavcı Vekilinin sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 1321 sayılı ilamın 1. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun değişik 58’inci maddesine aykırı olarak saat 14:00’den sonra döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkıları olan hasta katılım paylarına ilişkin “Özel Muayene ve Ameliyat Katkı Payı” adı altında yapılan ödemelere ilave olarak bu faaliyetleri için, öğretim elemanlarının katkısıyla toplanan döner sermaye gayrisafi hasılatı niteliğindeki kurum ödemeleri ile oluşan döner sermaye gelirlerinin, “PERFORMANS KATKI PAYI” adı altında dağıtıldığı gerekçesiyle 170.522,25 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçi temyiz dilekçelerinde özetle;
DENETİM RAPORU VE İLAMIN HUKUKA AYKIRILIĞI İLE İLGİLİ OLARAK;
Gerek Sayıştay denetçisinin, gerekse denetçi raporu doğrultusunda karar veren Dairenin; normlar hiyerarşisinde altta yer alan hükümlerin üste yer alanlara aykırı olamayacağı genel kuralını çok doğru bir şekilde ifade ettiğini, fakat hukukun genel ilke ve uygulamalarını hiçe sayarak aykırılıkları kendilerinin tespit edebileceği gibi bir sonuca vardığını, bunun hukuken mümkün olmadığını, çünkü kanunların, tanımı gereği genel, soyut, kişisel olmayan ve süreklilik taşıyacak hükümler getirdiğini (getirmek zorunda olduğunu), aksi bir durumun KAZUİSTİK yöntemle her konu ve ihtimale kanun koyucunun bir düzenleme (hüküm) sevk etmesi zorunluluğunu gerektirdiğini, hal böyle olunca kanunun altında yer alan düzenlemelerin, kanunlara aykırı olmama şartıyla kanunun uygulanmasını göstermek ve emrettiği işleri belirtme görev ve yetkisi bulunduğunu, ilama esas olayda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 58’inci maddesinde; "...Öğretim üyelerine saat 14.00'dan sonra döner sermayeye yaptıkları DOĞRUDAN GELİR GETİRİCİ katkılarından dolayı ilave olarak... toplamının on katına kadar pay verilebilir..." hükmünün yalın bir şekilde ifade edildiğini, Kanunda geçen DOĞRUDAN GELİR GETİRİCİ KATKI ifadesinden ne anlaşılması gerektiği konusunda Maliye Bakanlığının Anayasa ve kanunlar çerçevesinde DÜZENLEYİCİ İŞLEM yapma ve böylece uygulamada birlik sağlamak hak ve yetkisine sahip bulunduğunu, kaldı ki, Döner Sermaye İşletmesinin idare organlarının mali yönden sadece SAYIŞTAY tarafından değil aynı zamanda MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından da denetlendiğini, Bu bağlamda MALİYE BAKANLIĞI düzenlemelerinin kendilerini de bağlayan bir genel işlem durumunda olduğunu, Maliye Bakanlığının anayasa ve kanundan kaynaklanan bu yetkisini 2005 yılında 18 Nolu TEBLİĞ ile kullandığını ve DOĞRUDAN GELİR GETİRİCİ KATKI ifadesinden ne anlaşılması ve nasıl uygulanması gerektiğini düzenlediğini, bu TEBLİĞ düzenlemesinin 2005 yılından bugüne yürürlükte olduğunu, ve hakkında açılan (2007 yılında Danıştay'da 15’inci maddesi ile ilgili dava dışında) dava bulunmamakta ve yürürlüğünü muhafaza etmekte olduğunu,
DENETİM RAPORU VE İLAMIN YETKİ AŞIMI TAŞIDIĞINA İLİŞKİN OLARAK;
Sayıştay denetimi ve Daire kararının Maliye Bakanlığına ait bir yetkiyi hiçe sayma, yaptığı düzenleyici işlemi ortadan kaldırma veya ihmal etme hak ve yetkisine sahip olmadığını, genel düzenleyici işlemlerin yargısal denetimi yapma ve gerektiğinde hukuka aykırılıktan dolayı iptal etme yetkisinin sadece ve sadece 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24’üncü maddesi ile DANIŞTAY'a verilmiş bulunduğunu, normlar hiyerarşisinde Yönetmeliklerden sonra 'Diğer Adsız Düzenleyici İşlemler' şeklinde genel bir ad ile anılan yürütme organı tarafından çıkarılan düzenleyici işlemlerin geldiğini, bu işlemlerin adının genelge, tebliğ, yönerge, iç yönetmelik vs olmasının bir önemi bulunmadığını, bunlardan sadece genelgelerin ismen Anayasanın 144’üncü maddesinde yönetmeliklerden sonra gelecek şekilde sayıldığını, Anayasanın 144’üncü maddesinin bir diğer önemli yönünün; hakim ve savcılara dönük bir düzenleme olduğunu, Sayıştay Meslek mensuplarının başkan ve üyelerinin de Anayasada hakimler için öngörülen teminatlı meslek (AY. md. 160/son) grubundan olduğu hükmünden hareket edilmesi halinde hakim ve savcıların denetimini düzenleyen maddenin kıyasen Sayıştay başkan ve üyeleri için de bağlayıcı olduğunu, yani AY. 144. md hükmüne göre Sayıştay başkan ve üyelerinin de görevlerini yaparken; KANUN, TÜZÜK, YÖNETMELİKLERE ve GENELGELERE uymakla yükümlü olduklarını, 6085 sayılı yeni Sayıştay Kanunu'nun 7’nci maddesi (3)’üncü fıkrasında sorumluların MEVZUATA AYKIRI KARAR, İŞLEM ve EYLEMLERİNİN değerlendirilmesinin ifade edildiğini, yani sadece kanuna değil, işlemlerin MEVZUATA aykırı olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, Maliye Bakanlığı TEBLİĞİ’nin de bir düzenleyici işlem olarak mevzuat içinde yer aldığını, İdarenin düzenleme yetkisinin Anayasa'da zikredilen tüzük ve yönetmeliklerle sınırlı olmadığını, bu anlamda idare organlarının; genelge, tebliğ, yönergeler, iç yönetmelik ve sair değişik adlar ile anılan ve tümüne birden ADSIZ GENEL DÜZENLEYİCİ İŞLEMLER başlığı verilen işlemleri yapma hak ve yetkisine sahip olduğunu, kamu tüzel kişiliğine sahip olsun veya olmasın kamu kurum ve kuruluşlarının değişik isimler altında ve icraî (yürütülebilir) karar alma yetkisine sahip olduğunun Danıştay Genel Kurulu'nca verilen 1 Nisan 1965 tarih ve K. 1965/67 sayılı Kararda da açıkça; "her icraî karar alma yetkisini taşıyan makamın yönetmelik yapabileceği" şeklindeki bir hüküm ile kabul edildiğini, adsız genel düzenleyici işlemler olarak nitelendirilen bu işlemlerin idari işlemlerin taşıması gereken nitelikleri taşımasının esas olduğunu, adsız düzenleyici işlemlerinin adı ne olursa olsun Anayasa'nın 125’inci maddesinde ifade edilen "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükmü çerçevesinde yargı denetimine tabi olduğunu, bu denetimin ise İDARİ YARGI organlarına ve özellikle DANIŞTAY'a verildiğini, bir hukuk normunun (kuralının/hükmünün) üst hukuk normuna aykırılığı söz konusu ise bu düzenlemeyi iptal ederek yürürlükten kaldırma yetkisinin sadece ve sadece Anayasa yargısı veya idari yargı organlarına tanınmış bir yetki olduğunu, yani normlar hiyerarşisi içinde alt normun üst norma aykırı olması halinde anayasa ile kendilerine görev verilmiş olan yargı organlarının devreye girdiğini, düzenleyici işlemler (Tüzük, Yönetmelik, ve Diğer Adsız Düzenleyici İşlemler) hakkında yargı denetiminin sadece Danıştay tarafından ilk derece mahkemesi olarak görülmekte olduğunu, Sayıştay Kanunu'nda Sayıştay'a bir hesap mahkemesi olarak böyle bir düzenleyici işlemi iptal yetkisi verilmediğini, Sayıştayın mali yönden yapacağı denetimlerde uyması gereken kurallar açısından benzer bir zorunluluğun; 832 sayılı eski ve 6085 sayılı yeni Sayıştay Kanunu'nda yer aldığını, eski 832 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 25’inci maddesinde denetçilerin incelenmek üzere kendilerine verilen idare hesaplarıyla kesin hesapları ve işlemleri, kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelerdeki esas ve usuller dairesinde inceleyecekleri şeklinde belirtilirken; benzer bir düzenlemenin 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 36’ncı maddesi (2)’nci fıkrası a bendi hükmünde; "...kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığının tespiti" şeklinde belirtildiğini, yine eski 832 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 25’inci maddesindeki hükmüne göre, denetimler sırasında uygulama ve sonuçları bakımından hukuka aykırı her türlü mevzuat hükmünün hazineyi zarara uğratan yönünün bulunması halinde 'gerekçesi' ile birlikte yazılı olarak Sayıştay 1. Başkanlığı'na bildirme zorunluluğunun bulunduğunu, bu zorunluluğun yeni 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 36’ncımaddesi (4)’üncü fıkrasında "Bu denetimler sonucunda denetimle ilgili olan veya denetimden kaynaklanan ve açıklanması gerekli görülen diğer hususlar da rapor edilebilir." şeklinde düzenlemeye girdiğini, 2007 yılı hesaplarının incelemesi sırasında Sayıştay denetçisi raporunda, ardından 4. Dairenin kararında, böyle bir bildirim bulunmadığını, yine 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 68. maddesinde Sayıştay'ın genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemleri üzerinde yapacağı hukukilik denetiminin; "Kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarına ilişkin mali işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığının tespiti" ile sınırlandırılmış olduğunu, Sayıştayın normlar hiyerarşisine bakış açısının Sayıştay Temyiz Kurulu'nun "Anayasa, yasa, tüzük, yönetmelik, talimat .... şeklinde sıralanan düzenleyici normlar hiyerarşisinde alt düzenleyici bir normun, üst düzeyde düzenleyici bir norma aykırı düzenlemeler taşıyamayacağı, bu bağlamda yasaların uygulanma şeklini göstermek üzere çıkartılan tüzük, yönetmelik ve talimatların dayanağı oldukları yasalara aykırı düzenlemeler taşıyamayacakları idare hukukunun temel ilkelerinden birisidir." şeklindeki hükmünde de (Sayıştay Temyiz Kurulunun 31.10.2006 tarih ve 28875 No'lu Kararı) ifade edildiğini, tüm bu açık hukuk ilkeleri karşısında, Sayıştay Denetimi sırasında kamu görevlilerinin yürürlükteki hukuk kurallarına uygun olarak gerçekleştirdikleri işlemlerin üst hukuk normuna aykırı olduğu gerekçesi ile tazminat kararı verilmesinin; (1) İdarenin kanuniliği ilkesine, (2) İdari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden yararlanması ilkesine, açıkça aykırılık taşıdığını,
DENETİM RAPORU VE İLAMIN YARGILAMA USULÜNE UYGUN OLMADIĞINA İLİŞKİN OLARAK;
Yargılama usulüne uyulmadığını, hatta yargılamaya esas teşkil eden denetimler sırasında da Sayıştay Denetçilerinin farklı uygulamalarının uygulayıcıları zor durumda bıraktığını ve yargıya olan güveni zedeler bir mahiyet taşıdığını, şöyle ki;
a) 2007 yılına ait hesapları denetleyen denetçinin tespit ve yorumlarından hareketle 4. Dairenin haklarında mali sorumluluk bulunduğu gerekçesi ile tazmin kararı vermiş iken, aynı uygulamaların 2006 ve öncesinde de aynı şekilde gerçekleştirilmiş olmasına rağmen Sayıştay denetiminden olumlu olarak geçtiğini, hatta 2008 yılında aynı TEBLİĞ doğrultusunda gerçekleştirilen işlemlerin bir başka denetçinin incelemelerinden olumlu olarak geçtiğini, burada sadece 2007 yılının denetim kapsamında hatalı bulunduğunu,
b) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ'nin 2007 yılı denetiminde de benzer sonuçlar ortaya konulmuş olmasına rağmen sorguda verilen cevaplar yeterli bulunarak herhangi bir tazmin sorumluluğu kararı verilmediğini, uygulanan tebliğin aynı tebliğ olduğunu, uygulama konularının nerede ise birebir aynı olduğunu, ancak denetim sonuçlarının farklı verildiğini, böylesi bir durumun Temyiz Kurulunca tespit edilip adı geçen kararlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini,
İDARİ VE MALİ YÖNDEN YAPILAN İŞLEMLERİN HUKUKA UYGUN OLDUĞUNA DAİR TEKNİK OLARAK;
1) DOĞRUDAN GELİR GETİRİCİ KATKI PAYI ADI ALTINDA YAPILAN ÖDEMELERİN HUKUKA VE MEVZUATA UYGUN OLDUĞU İLE İLGİLİ OLARAK;
a) 2007 yılındaki ödeme evraklarının ilk sayfalarında geçen Performans ödemesi ibaresinin gerçek amacı yansıtmadığını, halbuki burada belirtilmek istenenin PERFORMANS ÖDEMESİ değil tersine DOĞRUDAN GELİR GETİRİCİ KATKI PAYI ödemesi olduğunu, İlamın 4. sayfası 12. satırında; "kanunda yapılan değişiklikte performans ödemesi veya uygulamadaki ödeme şeklini çağrıştıracak hiçbir ibare bulunmamaktadır." denildiğini, tespit haklı olmakla birlikte Sayıştay Başkanlığına gönderilen 2007 yılına ait Döner Sermaye ödemesi evraklarının ilk sayfalarında SEHVEN "performans ödemesi" ibarelerinin yer aldığını, çünkü evrakın altında yer alan diğer belgelerde defalarca Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı ibaresinin bulunduğunu, aslında yapılan ödemelerin, 01.02.2007 tarihli Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetim Kurulu kararında belirtildiği gibi; Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesinin 2007 yılı gelirlerinin dağıtımı, Araştırma ve Uygulama Hastanesi Öğretim Üyeleri "Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı" ödemesi yapılması esasları ve oranları ile Doğrudan Gelir Getirici özel katkı payı dağıtımına ait uygulama esasları ve oranlarının belirtilmesi şeklinde olduğunun görüleceğini, ödeme evrakının ilk sayfasına yansıyan YANLIŞLIĞIN; Sağlık Bakanlığında yapılan uygulamanın performans olarak bilinmesi ve kullanılması, hekimler arasında da bu ödemenin doğrudan gelir getirici katkı ödemesi olarak değil, performans ödemesi olarak biliniyor olmasından kaynaklandığını, gerçekte Yönetim Kurulu Kararında belirtildiği gibi ve 2547 sayılı kanunun 58’inci maddesinde geçen "doğrudan gelir getirici katkı" ya ait ödemeler olduğunu,
b) Hekimlere yapılan ödemelerin (ayrıntıları dilekçeye ekli tablolarda görüleceği üzere) 2547 sayılı kanunun 58’inci maddesi ile Maliye Bakanlığı'nın adı geçen 18 Seri Nolu Tebliğinin 6/a, 6/b, 9 ve 10’uncu maddelerine göre ve Yönetim Kurulu Kararları doğrultusunda yapıldığını, hastanede hekimlere 3 tür döner sermaye ödemesi yapıldığını, bu ödemeleri gösterir tablolardan Ocak ayına ait olan tablonun başlangıç kısmının dilekçede gösterildiğini, tabloyu Prof. Dr. Namık DELİBAŞ'a (Hastane Başhekimi) ödenen miktar üzerinden bir örnek ile açıklamanın mümkün olduğunu, Namık DELİBAŞ’ın, 2007 yılı Ocak ayında 2547 sayılı kanunun 58’inci maddesine göre 17.073,00 TL toplam döner sermaye payı alabilecek durumda iken; kendisine yapılan ödeme toplamının yaklaşık üçte biri oranında olduğunu ve 6.015,00 TL ödenebildiğini, çünkü hastanenin gelir-gider durumunun 5018 sayılı Kanunun yüklemiş olduğu sorumluluk gereği dikkate alındığını ve Döner Sermaye Müdürlüğünce öğretim üyelerinin yaptıkları katkı durumları da göz önüne alınarak ancak bu miktarda bir ödeme yapılabildiğini, burada hekimlere fazla ödeme yapılarak devletin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, tersine hastanenin gelir-gider durumu gözetilerek sürdürülebilir bir yönetim anlayışı ortaya konulmaya (her türlü olumsuzluğa rağmen) çalışıldığını, dilekçe ekinde sunulan 2007 yılı SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin Prim Ödemeleri Tabloları incelendiğinde; HASTANE GELİRLERİNİN % 55'inin mal ve hizmet alımlarına, % 23'ünün hazine payı ve vergilere, sadece % 19'unun DÖNER SERMAYE PRİM ÖDEMELERİNE ayrıldığını, bu rakamların bile SDÜ Hastanesinde çalışmakta olan hekimlerin fedakarlık yaparak kamu hizmeti sunmaya çalıştıklarını, 2547 sayılı Kanunla alabilecekleri katkı paylarının nerede ise üçte birine kamu hizmeti sunduklarını göstermeye yeteceğini, SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesinde hekimlere yapılan 3 tür döner sermaye ödemesinin ayrıntılarının dilekçe ekinde gösterildiğini, buna göre;
A-Sabit Prim Ödemesi
Bu ödemenin dayanağının 2547 sayılı kanunun 58’inci maddesindeki; "... öğretim üyeleri ile üniversiteler arası kurulun önerisi üzerine yüksek öğretim kurulunca kabul edilen sağlık, teknik ve sanatla ilgili birimlerde görevli öğretim elemanlarına döner sermayeden bir ayda ayrılacak payın tutarı, bunların bir ayda alacakları aylık (eke gösterge dahil), yan ödeme, ödenek(geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının iki katını, diğer öğretim elemanları için bir katını, 657 sayılı kanuna tabi personel için ise %100'ünü geçemez.” ibaresi olduğunu bunun dilekçe ekindeki tabloda (OCAK-2007) A* olarak gösterilen sütun olduğunu,
B- Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı Ödemesi
Bu ödemenin yasal dayanağının 2547 sayılı kanunun 58’inci maddesindeki;
"... öğretim üyelerine saat 14.00'den sonra döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkılarından dolayı ilave olarak, almakta oldukları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının 10 katına kadar pay verilebilir.” ibaresi olduğunu, Maliye Bakanlığının, yasa koyucu tarafından yasaya eklenen doğrudan gelir getirici ifadesinin anlaşılmasını sağlamak, oluşan tereddütleri gidermek ve uygulama birliği sağlamak amacıyla yetki ve sorumluluğunda olan bu konuda genel tebliğ (18 Seri Nolu Tebliğ) yayınladığını, 18 seri Nolu Tebliğin 6'ncı maddesinde doğrudan gelir getirici katkı ibaresine açıklık getirildiğini, Hastanelerinde 2547 sayılı Yasanın yukarıda zikredilen 58'nci maddesinin ilgili hükmü ve 18 Seri Nolu Tebliğin 6/a ve 6/b maddelerine istinaden dorudan gelir getirici katkı adı altında 3 tür ödeme yapıldığını, Bunların;
B1- Sadece hizmetten özel olarak yararlananların ödediği bedellerle yapılan doğrudan gelir getirici katkı payı ödemesi (18 seri nolu tebliğin 6/b maddesi gereği) (Dilekçe eki tabloda (OCAK-2007) bu ödeme B2* olarak görülmektedir.)
Bu bağlamda özel muayene ve ameliyat karşılığı adına para yatırılmış hekimlere, yasal kesintiler yapıldıktan sonra (% 35 malzeme payı kesintisi, % 15 hazine payı kesintisi, % 5 üniversite bilimsel araştırma projelerine ayrılan pay, Gelir Vergisi ve damga vergisi) kalan kısmın ödendiğini, dilekçe eki tablolarda görüldüğü gibi hiçbir hekim için 2547 sayılı yasanın 58'inci maddesinde belirtilen ve üst sınır olan 10 kat sınırının (yapılan tüm ödemelerin toplamı) aşılmadığı gibi, hekimlerin büyük çoğunluğu için 10 kat üst sınırının yarısına bile ulaşılmadığını, Sayıştay 4. Dairesine ait 1321 sayılı ilamda 2547 sayılı yasanın 58'inci maddesi ve 18 Seri Nolu Tebliğin 6/b maddesine göre yapılan bu ödemelerin zimmet kapsamında değerlendirilmediğini, ancak Sayıştay ilamında sadece 18 Seri Nolu Tebliğin 6/b maddesi kapsamında yapılan ödemelerin (hastalardan alınan özel muayene ve özel ameliyat gelirlerinin) doğrudan gelir getirici katkı olarak denetçi ve Sayıştay 4'ncü Dairesi tarafından yorumlandığını ve dolayısıyla zimmete hükmedildiğini, Sayıştay İlamının, 18 Seri Nolu Tebliğin 6/b maddesi dışında kalan 6/a ve 6/c maddeleri kapsamında yapılan ödemeleri doğrudan gelir getirici katkı olarak değerlendirmediğini ve zimmete hükmettiğini, hastanelerinin tebliğin 6/c maddesine göre ödeme yapmadığını, oysa, kanun koyucunun 31 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe giren 5947 sayılı yasa ile 2547 sayılı yasanın 58'inci maddesinde yaptığı değişiklikle; "Döner sermaye işletmesinden verilen hizmetler dolayısıyla öğretim elemanları adına her ne nam altında olursa olsun ayrıca ücret talep edilemez." demek suretiyle 18 Seri Nolu Tebliğin 6/b maddesini tamamen ortadan kaldırdığını, bu yeni kanun düzenlemesi ile, tüm döner sermaye işlemlerinde ve özellikle hastanelerde hekimlerin adlarına özel muayene ve özel ameliyat denilen (ve kanaatlerince de sosyal devlet ilkesi ile de bağdaşmayan) tüm ücretlerin kaldırıldığını, kanun koyucunun 31 Ocak 2011 tarihi itibariyle yürürlüğe soktuğu bu düzenlemenin, kendilerinin ve diğer üniversite hastanelerinin en baştan beri yapmış oldukları uygulamanın doğru ve hukuka uygun bir uygulama olduğunu adeta ispatlar nitelikte olduğunu, çünkü hekimlere yapılan doğrudan gelir getirici katkı payı ödemelerinin Maliye Bakanlığının 18 nolu Tebliğ'inin 6/a maddesine göre yapıldığını,
B2- Hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarını dikkate alarak hekimlere yapılan doğrudan gelir getirici katkı payı ödemesi (18 seri nolu tebliğin 6/a maddesi gereği) (Dilekçe eki tabloda (OCAK-2007) B1* olarak gösterilmektedir.)
Bu ödemenin yasal dayanağının yine 2547 sayılı yasanın 58'inci maddesi ve 18 Seri Nolu tebliğin 6/a maddesi olduğunu, denetçi tarafından bu başlık altında yapılan ödemelere zimmet hükmedildiğini, Türkiye'deki tüm üniversite hastanelerinin yaptığı uygulamanın aynısını yapmalarına rağmen (hatta, hastanenin mali imkanlarını göz önüne alarak çok daha düşük oranlardan üst yöneticilere ve hekimlere prim ödenmesine rağmen) sadece kendilerine zimmet çıkarılmasının gerekçesi olarak denetçi tarafından; "Hasta katılım paylarından oluşan döner sermaye gelirlerinin" (2007-32-2-125 nolu sorgu evrakı), yani 18 Seri Nolu Tebliğin 6/b maddesinin doğrudan gelir getirici katkı payı olarak kabul dilmesi ve Tebliğin 6/a ve 6/c maddelerinin kanuna aykırı görülmesi olduğunu, bunun hukuken yanlış bir yorum olduğunu, ilam hükmü ile aynı düşüncenin 4. Dairece de kabul edildiğini, bu yorumun doğru kabul edilmesi halinde üniversite hastanelerinde hekimlerin saat 14:00'den sonra yaptıkları hasta muayene ve ameliyat gelirlerinden bir pay alabilmeleri için muayene ve ameliyat olan hastalardan döner sermayeye muayene ve ameliyat parası yatırmalarını isteyeceklerini, yani (31 Ocak 2011 tarihi itibariyle tümden yasaklanan bir uygulamanın) 2007 yılı için hekimlere, eğer prim almak istiyorsanız saat 14:00 den sonra hastalarla ilgili yaptığınız her işlemden dolayı hastalardan para alınız denileceğini, oysa Türkiye'de sağlıkta dönüşüm adı verilen ve 2002 yılından beri sağlıkla ilgili yapılan yasal düzenlemelerin amacının, hasta-para-hekim ilişkisinde parayı ortadan kaldırmak olduğunu, nitekim bu amaçla çıkarılan ve Tam Gün Yasası olarak bilinen 5947 sayılı yasa, 2547 sayılı yasanın 58'inci maddesinde yaptığı değişiklikle hasta-para-hekim ilişkisinde paranın yasayla ortadan kaldırıldığını dolayısıyla 18 Seri Nolu Tebliğin 6/b ve 6/c maddelerinin de hükümsüz kılındığını, bir başka deyişle 31 Ocak 2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5947 sayılı Tam Gün Yasası diye bilinen düzenleme ile üniversite hastanelerinde hekimlerin verdikleri hizmetler karşılığında sadece 18 Seri Nolu Tebliğin 6/a maddesine (bu maddeye dayalı olarak yapılan işlemlerden dolayı Sayıştay zimmetine maruz kalınan) göre PERFORMANS alabileceklerini, özellikle 5947 sayılı Tam Gün Yasası ile değiştirilen 2547 sayılı yasanın 58’inci maddesinin (h) bendinde PERFORMANS ibaresinin açıkça yer aldığını ve hekimin alacağı prim miktarının temel belirleyicisinin performansı olduğunu,
B3- Yöneticilere yapılan doğrudan gelir getirici katkı payı ödemesi (dilekçe eki tabloda (OCAK-2007) B3* olarak gösterilmektedir.)
Bu ödemenin dayanağının 2547 sayılı yasanın 58'inci maddesindeki;
"... Rektör ve Rektör Yardımcıları ile bu kapsamdaki gelirin elde edildiği fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın bu kapsamda elde edilen gelirlerden karşılanmak üzere, bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil) ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının dört katına kadar ayrıca pay verilebilir.” ibaresi olduğunu, ilamın 25'inci sayfasında "Kanunun 58.maddesine göre üst yöneticilere ödenen katkı payları, doğrudan gelir getirici katkı olan özel muayene ve ameliyat gelirlerinden ayrılan fondan karşılanması gerekmektedir. Oysaki bu çeşit gelirlerden herhangi bir fon ayrılmamıştır." denildiğini, halbuki ilamın 25. sayfasında belirtilen fon ayrılması zorunluluğunun 2547 sayılı kanunun 58’inci maddesinde hiçbir şekilde geçmediğini, sadece, "doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın bu kapsamda elde edilen gelirlerden karşılanmak üzere" ibaresinin yer aldığını ve bu ibarede yer alan Doğrudan Gelir ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinin 18 Seri Nolu Tebliğin 6’ncı maddesinde açıklandığını, yine aynı Tebliğin 9 ve 10’uncu maddelerinde üst yöneticilere verilecek döner sermaye priminin ayrıntılı olarak açıklandığını, Kanun hükmünde yer alan Doğrudan Gelir ifadesinin nasıl ve ne şekilde yorumlanması gerektiği konusunda düzenleme içeren Tebliğ hükümlerinin dikkate alınmasının bir zorunluluk olduğunu ve bu zorunluluğa uygun işlem tesis eden Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün üst yöneticilere ödeme yaparken bu kurallara titizlikle uyduğunu, yukarıdaki Tebliğ hükümlerinin kanun düzenlemesi ile çelişmediğini ve kanunun açıklamasını yapan ve genel düzenleyici işlem niteliğindeki hükümler çerçevesinde ödemelerin yapıldığını ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında, sorumluların 2547 sayılı Kanunun 58’inci maddesine aykırı ödemede bulunulduğu gerekçesiyle verilen tazmin hükmünün;
-
Maliye Bakanlığının 18 Nolu Yükseköğretim Genel Tebliğinin Kanuna aykırı olduğu iddiasının, hukuki olmadığını, Tebliğin iptal yetkisinin Danıştay’a ait olduğunu,
-
Aynı uygulamanın 2008 yılında da yapıldığını, ancak Denetçilerce sorgu konusu yapılmadığı gibi, 2007 yılında Akdeniz Üniversitesindeki aynı uygulamaya ilişilmediğini,
-
Performans Ödemesi” ibaresinin evraka sehven yazıldığını,
18 Seri Nolu Genel Tebliğin, Kanuna aykırı olduğu varsayımından hareketle verilen ilam hükmünün, mevcut mevzuat açısından hukuki bulunmadığı, zira Genel Tebliğin kanuna aykırılığı iddiasının, Danıştay nezdinde açılacak bir iptal davası ile ileri sürülebilir ve iptal edilirse geçerlilik kazanacağı, ikinci bir yolun ise Maliye Bakanlığının bu tebliği veya ilgili bölümünü yürürlükten kaldırması suretiyle olacağı, nitekim mahkemelerin kararlarını pozitif hukuka (mevcut bulunan) göre vermek zorunda olduğu, aksi bir anlayışla normatif hukuka (olması gereken) göre karar verilemeyeceği, bu nedenlerle temyiz talebinin kabul edilmesi gerektiği mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde Başsavcılık tarafından temyiz talebi doğrultusunda uygun görüş bildirildiğinden söz konusu tazmin hükmünün Kurulumuzca kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında, dilekçi tarafından ikinci temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların önceki Başsavcılık mütalaasının değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı gerekçesiyle yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
Mali hesap yılı olan 2007 yılında yürürlükte olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58’inci maddesinin (a) fıkrasının dördüncü paragrafında (31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanunun 12’nci ve 17/9/2004 tarihli ve 5234 sayılı Kanunun 2’nci maddeleriyle yapılan değişikliklerden sonra):
“Her eğitim-öğretim, araştırma veya uygulama birimi veya bölümü ile ilgili öğretim elemanlarının katkısıyla toplanan döner sermaye gayrisafi hasılatının en az % 35’i o kuruluş veya birimin araç, gereç, araştırma ve diğer ihtiyaçlarına ayrılır. Kalan kısmı ise üniversite yönetim kurulunun belirleyeceği oranlar çerçevesinde bağlı bulunduğu üniversitenin bilimsel araştırma projeleri ile döner sermaye gelirinin elde edildiği fakülte, enstitü, yüksek okul, konservatuar ile uygulama ve araştırma merkezlerinde görevli öğretim elemanları ve aynı birimlerde görevli 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personel (döner sermaye işletme müdürlüğü ve döner sermaye saymanlık personeli dahil) arasında katkıları da dikkate alınmak suretiyle paylaştırılır. Öğretim üyeleri ile Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca kabul edilen sağlık, teknik ve sanatla ilgili birimlerde görevli öğretim elemanlarına döner sermayeden bir ayda ayrılacak payın tutarı, bunların bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme, ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) toplamının iki katını, diğer öğretim elemanları için bir katını, 657 sayılı Kanuna tabi personel için ise % 100’ünü geçemez. İşin ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, kemik iliği nakil ünitesi ve acil serviste çalışan sağlık personeli için % 100 oranı, ayrıca % 50’sine kadar artırılabilir. Rektörler ve rektör yardımcıları, üniversite veya yüksek teknoloji enstitülerindeki döner sermaye gelirinin elde edildiği birimlerin birinden katkılarına bakılmaksızın bu maddedeki esaslara göre her ay pay alabilirler ve bunlara bir ayda ödenebilecek pay, bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının iki katını geçemez. Öğretim üyelerine saat 14.00'den sonra döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkılarından dolayı ilave olarak, almakta oldukları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının on katına kadar pay verilebilir. Rektör ve rektör yardımcıları ile bu kapsamdaki gelirin elde edildiği fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın bu kapsamda elde edilen gelirlerden karşılanmak üzere, bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının dört katına kadar ayrıca pay verilebilir.”
Denilmek suretiyle yükseköğretim kurumları bünyesindeki hastanelerde görevli öğretim üyelerine ödenecek döner sermaye paylarının esasları açıklanmıştır.
Maliye Bakanlığınca 09.07.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Personel Kanunu Genel Tebliği’nin (Seri No: 18) 6’ncı maddesinde:
“Doğrudan katkıdan; resmi çalışma günlerinde saat 8.00-14.00 arasındaki zaman dilimi dışındaki zamanlarda ve tatil günlerinde, öğretim üyesinin hizmet sürecinde bilfiil yer alarak mal ve hizmet oluşumunda birebir bulunması ile döner sermaye gelirlerine sağladıkları katkının anlaşılması gerekmektedir. Hangi işlemlerin doğrudan gelir getirici katkı kapsamında değerlendirileceği, belirtilen koşulların bulunması ve genel iş akışı içerisinde gerçekleştirilen mal ve hizmet üretimlerini içermemesi kaydıyla üniversite yönetim kurullarının yetki ve sorumluluğundadır.
Öğretim üyelerine saat 14.00’den sonra ve tatil günlerinde doğrudan katkılarından dolayı dağıtılacak katkı payının hesabında üniversite yönetim kurulları;
a) Sadece hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarını veya,
b) Hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarını dikkate almadan sadece hizmetten özel olarak yararlananların ödediği bedeli veya,
c) Hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarları ile hizmetten özel olarak yararlananların ödediği bedelin toplamını,
dikkate alabileceklerdir.
Doğrudan gelir getirici katkı payı kapsamında değerlendirilen işlemlerin hangilerinden hangi oranda (veya miktarda) hasta katılım payı alınacağına veya alınmayacağına ve bu işlemlerden öğretim üyesine hangi oranda (veya miktarda) dağıtım yapılacağına üniversite yönetim kurulları yetkilidir.
ÖRNEK: Bir öğretim üyesi tarafından saat 14.00’den sonra Bütçe Uygulama Talimatındaki resmi fiyat karşılığı 500 YTL. olan bir ameliyat yapılması durumunda, eğer bu işlem doğrudan gelir getirici katkı olarak değerlendirilen bir işlem ise;
a) Hastadan hasta katılım payının alınmaması durumunda, sadece resmi işlem bedeli olan 500 YTL. üzerinden veya,
b) Bu işlem için hasta, ilgili öğretim üyesi adına üniversite yönetim kurulunun belirlediği oran veya tutarın karşılığı olan 600 YTL. katılım payı yatırmış ise sadece 600 YTL. üzerinden veya,
c) Bu işlem için hasta, ilgili öğretim üyesi adına üniversite yönetim kurulunun belirlediği oran veya tutarın karşılığı 600 YTL. katılım payı yatırmış ise resmi işlem bedeli 500 YTL. ile hasta katılım payı olarak ödenen 600 YTL.’nin toplamı olan 1.100 YTL. üzerinden
üniversite yönetim kurulunun belirlediği oranda ilgili öğretim üyesine döner sermaye payı dağıtılabilecektir.”
ifadeleriyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58’inci maddesinin (a) fıkrasında yapılan değişiklikler nedeniyle döner sermaye payının dağıtımında oluşan tereddütler açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, yasal kesintilerden arta kalan döner sermaye gelirlerinin kapsama dahil personel arasında üniversite yönetim kurulunun belirleyeceği oranlar çerçevesinde dağıtılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Yukarıda görüleceği üzere öğretim üyelerine; yapılacak normal (mesai içi) döner sermaye payı dağıtımından başka, ilave olarak, saat 14.00’den sonra döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkılarından dolayı yasal kesintilerden arta kalan döner sermaye gelirlerinden almakta oldukları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının on katına kadar pay verilmesi imkanı sağlanmıştır.
Öğretim üyelerinin saat 14.00’den sonra döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkıları ise ‘resmi çalışma günlerinde saat 8.00-14.00 arasındaki zaman dilimi dışındaki zamanlarda ve tatil günlerinde, öğretim üyesinin hizmet sürecinde bilfiil yer alarak mal ve hizmet oluşumunda bizzat bulunması ile döner sermaye gelirlerine sağladıkları katkılar’ şeklinde tanımlanmıştır. Üniversite yönetim kuruluna genel iş akışı içerisinde gerçekleştirilen mal ve hizmet üretimlerini içermemesi kaydıyla doğrudan gelir getirici katkının ne tür işlemler olduğunun tespiti yetkisi verilmiştir. Nitekim Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 14.08.20006 tarih ve 15722 sayılı Özelgesinde, döner sermaye işletmesinin gerçekleştirdiği iş ve hizmetlerden hangilerinin genel iş akışı içerisinde yapılması gerektiğine yönelik planlamanın üniversite yönetim kurulunun yetkisinde olduğu belirtilmiştir.
Doğrudan gelir getirici işlemlerin neler olduğunun yönetim kurulunca belirlenmesinden sonra üç alternatifli uygulama yöntemlerinden birinin seçimi de üniversite yönetim kurulunun tercihine bırakılmıştır.
Verilen bu yetkilere istinaden Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetim Kurulunun aldığı “Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi’nin 2007 Yılı Gelirlerinin Dağılımı, Araştırma ve Uygulama Hastanesi Öğretim Üyeleri Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı Ödemesi Yapılması Esasları ve Oranları ile Doğrudan Gelir Getirici Özel Katkı Payı Dağıtımına ait Uygulama Esasları ve Oranlarının belirlenmesi” konulu 01.02.2007 tarih ve 2 (Toplantı Sayısı: 42) sayılı Kararda (Yürütme Kurulunun 25.01.2007 tarih ve 2 (Toplantı Sayısı: 131) sayılı Kararında);
“Döner Sermaye işletmesi Müdürlüğü'nün 25.01.2007 tarih ve 131/2 sayılı Yürütme Kurulu Kararı incelendi.
Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi'nin 2007 yılı gelirlerinin dağılımı, Araştırma ve Uygulama Hastanesi Öğretim Üyeleri Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı Ödemesi Yapılması Esasları ve Oranlan ile Doğrudan Gelir Getirici Özel Katkı Payı Dağıtımına ait Uygulama Esasları ve Oranlarının 01.01.2007 tarihinden itibaren aşağıdaki şekilde uygulanmasına oy birliği ile karar verildi.
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ DÖNER SERMAYE İŞLETMESİNİN 2007 YILI GELİRLERİNİN DAĞILIMI
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58/a maddesi gereğince S.D.Ü. Döner Sermaye İşletmesi gelirleri dağılımının aşağıdaki şekilde yapılması,
-
Döner sermaye gelirlerinin oluşmasına katkıda bulunan kişiler arasında yapılacak dağılımın aşağıdaki oranlar dikkate alınarak yapılması
-
Elde edilen döner sermaye gelirlerinin, söz konusu kişilere döner sermayeden 1 yılda elde edecekleri gelirin her ay 1/12 oranında avans olarak verilmesinin uygunluğuna,
A) YASAL KESİNTİLER
Döner Sermaye İşletmesi aylık gelirlerinin %15'inin Devlet Hazinesine irat olarak ayrılmasına ve kalan kısmının,
En az %35'inin birim araç-gereç, araştırma ve diğer (onarım dahil) ihtiyaçlara ayrılmasına, %5'inin Araştırma Projeleri Yönetim Birimine ayrılmasına,
Yukarıda belirtilen pay oranlan çıktıktan sonra kalan Döner Sermaye gelirlerinin aşağıdaki oranlar çerçevesinde ilk aym bitimini takip eden her ayın ilk yarısında Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü, İşletmeye Bağlı Birimler, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı, Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliğinde görev alan, iş ve işlemleri yürüten akademik ve idari personele azami olarak %'de ile ifade edilen aşağıdaki oranlarda Döner Sermaye katkı payı olarak ödenmesine;
…
Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Öğretim Üyeleri Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı Ödemesi Yapılması Esasları ve Oranları
-
Öğretim üyeleri, çalışma günleri 14:00'dan sonra, cumartesi ile pazar ve tatil günleri çalışarak döner sermayeye doğrudan gelir getirici katkıda bulunabileceklerdir. Bu katkıların nasıl yapılacağı, yapılan katkılar sonucu elde edilen gelirlerin dağıtılması esasları aşağıda belirtilmiştir.
-
Öğretim Üyelerinin poliklinik, klinik, ameliyathane ve laboratuar hizmeti veren birimlerin gelirlerinden doğan doğrudan gelir getirici katkılarının hesaplanmasında, öğretim üyesinin ay içinde söz konusu gelir için, o birimde hizmet yapması ve faaliyeti bizzat gerçekleştirmesi esastır.
-
Doğrudan gelir getirici katkı işlemlerinden, Bütçe Uygulama Talimatı işlemlerinden hangilerinden, hangi oranlar üzerinden Prof. , Doç. , ve Yrd. Doç. , payı ayrılacağı ve işlemlerin doğrudan gelir getirici pay oranları (ek 1 ve ek 2) de belirtilmiştir. Bu işlemler ve oranlar, Doğrudan Gelir Getirici Katkıları Değerlendirme Komisyonunun önerisi ile Hastane Yönetim Kurulu tarafından değiştirilebilir.
-
Bu kapsamda döner sermayeye doğrudan gelir getirici katkı çalışması yapan her öğretim üyesi işlemi aynı gün otomasyon sisteminde adına kayıt ettirecektir. Hastane otomasyon sisteminde bulunan muayene, tetkik ve tedavi giriş saatleri, işlemin yapılma saatini yansıtmadığı göz önüne alınarak, gelir getirici katkı payı hesaplamasında öğretim üyelerinin beyanı esas alınacaktır. Öğretim üyeleri hastane web sayfasında indirilebilir belgeler içinde katkı payı belgeler klasöründe bulunan beyan formunu Form -1'e (ek 3) her ay eksiksiz olarak doldurduktan sonra ekleri ile birlikte, takip eden ayın 15'ine kadar Döner Sermaye İşletme Müdürlüğüne teslim edecektir. Bu formlar ve ekleri, Doğrudan Gelir Getirici Katkıları Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenerek değerlendirilir. Yanlış beyandan doğacak mali ve hukuki sorumluluk beyanı yapan öğretim üyesine aittir.
…
G) DOĞRUDAN GELİR GETİRİCİ ÖZEL KATKI PAYI DAĞITIMINA AİT UYGULAMA ESASLARI VE ORANLARI
Öğretim elemanlarının özel katkısıyla toplanan döner sermaye gayrisafi hasılatının %15'i hazineye ve %5'i araştırma fonu payı olarak ve en az % 35'i o kuruluş veya birimin araç, gereç, araştırma ve diğer ihtiyaçlarına ayrılır. Kalan miktar üzerinden yasal vergileri hesaplanarak öğretim üyesine Doğrudan Gelir Getirici Özel Katkı Payı ödemesi yapılır.
Hastane hizmetlerinden, öğretim üyeleri adına ek ücret ödeyerek faydalanmak isteyen kişiler aşağıdaki işlem ücretlerini ödeyerek öğretim üyelerinden bu hizmetleri isteyebilirler.
Muayene için ücret ödeyen hastalar bu ücret, karşılığı 10 gün içinde tetkik danışma ve kontrollerini yaptırabilirler. 10 günden sonra özel muayene veya kontrol isteyen hastalar tekrar ücret ödemek zorundadır. Hastaneden kaynaklanan tetkiklerin gecikmesi durumunda bu kural geçerli değildir.
Acil girişi yapılan hastalar ve yeşil kart sahibi hastalardan özel işlem için ücret alınmaz. Özel işlem fiyatları aşağıda belirtilen miktarlarda uygulanacaktır.
Özel Muayene 100,00 Laboratuar İşlemleri BUT 2 Katı
Radyoloji Özel Tetkik 65,00 Koroner Anjiografi 250.00
Radyoloji Tedavi Edici Girişimsel İşlem 150,00 Balon 500,00
Radyoloji Görüntüleme Eşliğinde Biyopsi 75,00 Endoskopi 125,00
Radyoloji Anjiografi 90,00 Endoskopik Girişimsel İşlemler 200,00
Nükleer Tıp Özel İşlem 50,00 Diğer Tetkik İşlemleri BUT 1,5 Katı
Özel Ameliyatlar
Grubu Ameliyat Anestezi Toplam Grubu Ameliyat Anestezi Toplam
A 1.000,00 250,00 1.250,00 D 320,00 80,00 400,00
B 640,00 160,00 800,00 E 160,00 40,00 200,00
C 480,00 120,00 600,00 -
” denilmektedir.
Yukarıdaki Yönetim Kurulu Kararında da görüleceği üzere öğretim üyelerine yapılan doğrudan gelir getirici katkı payı ödemelerinin kaynağını iki temel unsur oluşturmaktadır. Bunlar sadece hizmetten özel olarak yararlananların ödediği bedeller (hasta katılım payı-özel katkı) ve hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarıdır. Uygulamada da bu iki unsurdan oluşan doğrudan gelir getirici katkıları karşılığı öğretim üyelerine, her iki unsurdan elde edilen gelirlerden ayrı ayrı yasal kesintiler yapıldıktan sonra (% 35 malzeme payı kesintisi, % 15 hazine payı kesintisi, % 5 üniversite bilimsel araştırma projelerine ayrılan pay, Gelir Vergisi ve damga vergisi) kalan gelir toplamının; 2547 sayılı yasanın 58'inci maddesinde belirtilen ve üst sınır olan 10 kat sınırı aşılmadan doğrudan gelir getirici katkı payı olarak ödendiği görülmektedir. (Gerek ilama esas yargı raporu eklerinde gerekse dilekçe eki belgelerde ödemelerin 10 kat sınırının yarısına bile ulaşmadığı görülmektedir.)
Dolayısıyla tazmin hükmüne konu olan ve 18 Seri Nolu Yükseköğretim Personel Kanunu Genel Tebliği’nin 6’ncı maddesi uyarınca doğrudan gelir getirici katkı olarak kabul edilen hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurumlara resmi fiyat tarifelerine göre faturalandırılmış olan ve öğretim üyesi katkısına dayanan doğrudan gelir getirici katkı kapsamındaki işlem bedellerinden Yönetim (Yürütme) Kurulu Kararı doğrultusunda belirlenen oranlarda öğretim üyelerine doğrudan gelir getirici katkı payı ödenmesinde yasal mevzuat açısından bir sakınca yoktur. Ayrıca dilekçi iddialarında da belirtildiği gibi Sağlık Bakanlığında yapılan uygulamanın performans olarak bilinmesi ve kullanılması, hekimler arasında da bu ödemenin doğrudan gelir getirici katkı ödemesi olarak değil, performans ödemesi olarak biliniyor olması dolayısıyla ödeme emri belgesi kapak sayfalarında bu ödeme çeşidinin “performans katkı payı” olarak adlandırılması bu durumu değiştirmemektedir. Kaldı ki ödeme emri belgeleri içerisindeki ekli diğer belgelerde bu ödeme “doğrudan gelir getirici katkı payı” olarak adlandırılmıştır.
Sonuç olarak, Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetim (Yürütme) Kurulu mevzuatın verdiği yetkiye istinaden öğretim üyelerinin doğrudan gelir getirici katkılarının neler olduğunu belirlemiş olup bu yönetim (yürütme) kurulu kararı doğrultusunda doğrudan gelir getirici katkı payı ödemeleri yapılmış olduğundan yapılan ödeme işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının kabulü ile 1321 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen 170.522,25 YTL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1321 sayılı ilamın 2. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun değişik 58’inci maddesine aykırı olarak saat 14:00’den sonra döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkıları olan hasta katılım paylarına ilişkin “Özel Muayene ve Ameliyat Katkı Payı” altında yapılan ödemelere ilave olarak bu faaliyetleri için, öğretim elemanlarının katkısıyla toplanan döner sermaye gayrisafi hasılatı niteliğindeki kurum ödemeleri ile oluşan döner sermaye gelirlerinin, “PERFORMANS KATKI PAYI” adı altında dağıtıldığı gerekçesiyle 626.483,47 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçi iddiaları, Başsavcılık karşılaması, ikinci temyiz dilekçesi ve Başsavcılık ikinci karşılaması işbu Temyiz Kurulu ilamının 1. maddesinde belirtildiği gibi olup bu doğrultuda dilekçi iddiaların kabulü ile 1321 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen 626.483,47 YTL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1321 sayılı ilamın 3. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun değişik 58. maddesine aykırı olarak saat 14:00’den döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkıları olan hasta katılım paylarına (Özel Muayene ve Ameliyat) ilişkin döner sermaye gelirlerinden kaynak ayrılmadan “Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı” adı altında üst yönetim paylarının dağıtıldığı gerekçesiyle 144.099,28 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçi temyiz dilekçesinde özetle; üst yöneticilere yapılan döner sermaye katkı payı ödemesinin B3- Yöneticilere yapılan doğrudan gelir getirici katkı payı ödemesi (dilekçe eki tabloda (OCAK-2007) B3* olarak gösterilmektedir.) adı altında yapıldığını,
Bu ödemenin dayanağının 2547 sayılı yasanın 58'inci maddesindeki;
"... Rektör ve Rektör Yardımcıları ile bu kapsamdaki gelirin elde edildiği fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın bu kapsamda elde edilen gelirlerden karşılanmak üzere, bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil) ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının dört katına kadar ayrıca pay verilebilir.” ibaresi olduğunu, ilamın 25. sayfasında "Kanunun 58’inci maddesine göre üst yöneticilere ödenen katkı payları, doğrudan gelir getirici katkı olan özel muayene ve ameliyat gelirlerinden ayrılan fondan karşılanması gerekmektedir. Oysaki bu çeşit gelirlerden herhangi bir fon ayrılmamıştır." denildiğini, halbuki ilamın 25. sayfasında belirtilen fon ayrılması zorunluluğunun 2547 sayılı kanunun 58’inci maddesinde hiçbir şekilde geçmediğini, sadece, "doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın bu kapsamda elde edilen gelirlerden karşılanmak üzere" ibaresinin yer aldığını ve bu ibarede yer alan Doğrudan Gelir ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinin 18 Seri Nolu Tebliğin 6’ncı maddesinde açıklandığını, yine aynı Tebliğin 9 ve 10’uncu maddelerinde üst yöneticilere verilecek döner sermaye priminin ayrıntılı olarak açıklandığını, şöyle ki; Kanun hükmünde yer alan Doğrudan Gelir ifadesinin nasıl ve ne şekilde yorumlanması gerektiği konusunda düzenleme içeren Tebliğ hükümlerinin dikkate alınmasının bir zorunluluk olduğunu ve bu zorunluluğa uygun işlem tesis eden Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün üst yöneticilere ödeme yaparken bu kurallara titizlikle uyduğunu, yukarıdaki Tebliğ hükümlerinin kanun düzenlemesi ile çelişmediğini ve kanunun açıklamasını yapan ve genel düzenleyici işlem niteliğindeki hükümler çerçevesinde ödemelerin yapıldığını ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında, sorumluların 2547 sayılı Kanunun 58. maddesine aykırı ödemede bulunulduğu gerekçesiyle verilen tazmin hükmünün;
- Rektör ve rektör yardımcılarına, katkılarına bakılmaksızın, aylık ve diğer ödemeler toplamının dört katına kadar ödeme yapılabileceğinin kanunla öngörüldüğünü, ileri sürerek kaldırılmasını istedikleri,
18 nolu Genel Tebliğin, Kanuna aykırı olduğu varsayımından hareketle verilen ilam hükmünün, mevcut mevzuat açısından hukuki bulunmadığı, zira Genel Tebliğin kanuna aykırılığı iddiasının, Danıştay nezdinde açılacak bir iptal davası ile ileri sürülebilir ve iptal edilirse geçerlilik kazanacağı, ikinci bir yolun ise Maliye Bakanlığının bu tebliği veya ilgili bölümünü yürürlükten kaldırması suretiyle olacağı, nitekim, mahkemelerin kararlarını pozitif hukuka (mevcut bulunan) göre vermek zorunda olduğu, aksi bir anlayışla normatif hukuka (olması gereken) göre karar verilemeyeceği, bu nedenlerle temyiz talebinin kabul edilmesi gerektiği mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde Başsavcılık tarafından temyiz talebi doğrultusunda uygun görüş bildirildiğinden söz konusu tazmin hükmünün Kurulumuzca kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında, dilekçi tarafından ikinci temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların önceki Başsavcılık mütalaasının değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı gerekçesiyle yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
Mali hesap yılı olan 2007 yılında yürürlükte olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58’inci maddesinin (a) fıkrasının dördüncü paragrafında (31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanunun 12’nci ve 17/9/2004 tarihli ve 5234 sayılı Kanunun 2’nci maddeleriyle yapılan değişikliklerden sonra):
“… Öğretim üyelerine saat 14.00'den sonra döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkılarından dolayı ilave olarak, almakta oldukları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının on katına kadar pay verilebilir. Rektör ve rektör yardımcıları ile bu kapsamdaki gelirin elde edildiği fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın bu kapsamda elde edilen gelirlerden karşılanmak üzere, bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının dört katına kadar ayrıca pay verilebilir.”
Denilmek suretiyle yükseköğretim kurumlarında yönetici pozisyonundaki öğretim üyelerine ödenecek döner sermaye paylarının esasları açıklanmıştır.
Aynı husus Maliye Bakanlığınca 09.07.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Personel Kanunu Genel Tebliği’nin (Seri No: 18) 10’uncu maddesinde:
“Rektör ve rektör yardımcılarına, doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın üniversite bünyesinde saat 14.00’den sonra öğretim üyelerinin doğrudan gelir getirici katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden; dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına ise doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın kendi birimlerinde saat 14:00’den sonra öğretim üyelerinin doğrudan gelir getirici katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden karşılanmak üzere, bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının dört katına kadar döner sermayeden pay ödenebilecektir. …”
hükmü ile ifade edilmiştir.
Rektör ve rektör yardımcıları, fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın döner sermaye payı ödenebilmesi için doğrudan gelir getirici katkıya dayanan toplam gelirden kaynak (fon) ayrılması ise; bu kişilere yapılacak ödemenin doğrudan gelir getirici katkı kapsamında elde edilen gelirlerden karşılanmasının zorunlu olması karşısında yönetim (yürütme) kurulunca belirlenmesi gereken bir husustur.
Öte yandan Maliye Bakanlığınca 09.07.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Personel Kanunu Genel Tebliği’nin (Seri No: 18) 6’ncı maddesinde ise:
“Doğrudan katkıdan; resmi çalışma günlerinde saat 8.00-14.00 arasındaki zaman dilimi dışındaki zamanlarda ve tatil günlerinde, öğretim üyesinin hizmet sürecinde bilfiil yer alarak mal ve hizmet oluşumunda birebir bulunması ile döner sermaye gelirlerine sağladıkları katkının anlaşılması gerekmektedir. Hangi işlemlerin doğrudan gelir getirici katkı kapsamında değerlendirileceği, belirtilen koşulların bulunması ve genel iş akışı içerisinde gerçekleştirilen mal ve hizmet üretimlerini içermemesi kaydıyla üniversite yönetim kurullarının yetki ve sorumluluğundadır.
Öğretim üyelerine saat 14.00’den sonra ve tatil günlerinde doğrudan katkılarından dolayı dağıtılacak katkı payının hesabında üniversite yönetim kurulları;
a) Sadece hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarını veya,
b) Hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarını dikkate almadan sadece hizmetten özel olarak yararlananların ödediği bedeli veya,
c) Hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarları ile hizmetten özel olarak yararlananların ödediği bedelin toplamını,
dikkate alabileceklerdir.
Doğrudan gelir getirici katkı payı kapsamında değerlendirilen işlemlerin hangilerinden hangi oranda (veya miktarda) hasta katılım payı alınacağına veya alınmayacağına ve bu işlemlerden öğretim üyesine hangi oranda (veya miktarda) dağıtım yapılacağına üniversite yönetim kurulları yetkilidir.
ÖRNEK: Bir öğretim üyesi tarafından saat 14.00’den sonra Bütçe Uygulama Talimatındaki resmi fiyat karşılığı 500 YTL. olan bir ameliyat yapılması durumunda, eğer bu işlem doğrudan gelir getirici katkı olarak değerlendirilen bir işlem ise;
a) Hastadan hasta katılım payının alınmaması durumunda, sadece resmi işlem bedeli olan 500 YTL. üzerinden veya,
b) Bu işlem için hasta, ilgili öğretim üyesi adına üniversite yönetim kurulunun belirlediği oran veya tutarın karşılığı olan 600 YTL. katılım payı yatırmış ise sadece 600 YTL. üzerinden veya,
c) Bu işlem için hasta, ilgili öğretim üyesi adına üniversite yönetim kurulunun belirlediği oran veya tutarın karşılığı 600 YTL. katılım payı yatırmış ise resmi işlem bedeli 500 YTL. ile hasta katılım payı olarak ödenen 600 YTL.’nin toplamı olan 1.100 YTL. üzerinden
üniversite yönetim kurulunun belirlediği oranda ilgili öğretim üyesine döner sermaye payı dağıtılabilecektir.”
ifadeleriyle doğrudan gelir getirici katkıdan ne anlaşılması gerektiği tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmuştur.
Doğrudan gelir getirici işlemlerin neler olduğunun yönetim kurulunca belirlenmesinden sonra üç alternatifli uygulama yöntemlerinden birinin seçimi de üniversite yönetim kurulunun tercihine bırakılmıştır.
Verilen bu yetkilere istinaden Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetim Kurulunun aldığı “Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi’nin 2007 Yılı Gelirlerinin Dağılımı, Araştırma ve Uygulama Hastanesi Öğretim Üyeleri Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı Ödemesi Yapılması Esasları ve Oranları ile Doğrudan Gelir Getirici Özel Katkı Payı Dağıtımına ait Uygulama Esasları ve Oranlarının belirlenmesi” konulu 01.02.2007 tarih ve 2 (Toplantı Sayısı: 42) sayılı Kararda (Yürütme Kurulunun 25.01.2007 tarih ve 2 (Toplantı Sayısı: 131) sayılı Kararında):
“Döner Sermaye işletmesi Müdürlüğü'nün 25.01.2007 tarih ve 131/2 sayılı Yürütme Kurulu Kararı incelendi.
Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi'nin 2007 yılı gelirlerinin dağılımı, Araştırma ve Uygulama Hastanesi Öğretim Üyeleri Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı Ödemesi Yapılması Esasları ve Oranlan ile Doğrudan Gelir Getirici Özel Katkı Payı Dağıtımına ait Uygulama Esasları ve Oranlarının 01.01.2007 tarihinden itibaren aşağıdaki şekilde uygulanmasına oy birliği ile karar verildi.
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ DÖNER SERMAYE İŞLETMESİNİN 2007 YILI GELİRLERİNİN DAĞILIMI
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58/a maddesi gereğince S.D.Ü. Döner Sermaye İşletmesi gelirleri dağılımının aşağıdaki şekilde yapılması,
-
Döner sermaye gelirlerinin oluşmasına katkıda bulunan kişiler arasında yapılacak dağılımın aşağıdaki oranlar dikkate alınarak yapılması
-
Elde edilen döner sermaye gelirlerinin, söz konusu kişilere döner sermayeden 1 yılda elde edecekleri gelirin her ay 1/12 oranında avans olarak verilmesinin uygunluğuna,
A) YASAL KESİNTİLER
Döner Sermaye İşletmesi aylık gelirlerinin %15'inin Devlet Hazinesine irat olarak ayrılmasına ve kalan kısmının,
En az %35'inin birim araç-gereç, araştırma ve diğer (onarım dahil) ihtiyaçlara ayrılmasına, %5'inin Araştırma Projeleri Yönetim Birimine ayrılmasına,
Yukarıda belirtilen pay oranlan çıktıktan sonra kalan Döner Sermaye gelirlerinin aşağıdaki oranlar çerçevesinde ilk aym bitimini takip eden her ayın ilk yarısında Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü, İşletmeye Bağlı Birimler, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı, Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliğinde görev alan, iş ve işlemleri yürüten akademik ve idari personele azami olarak %'de ile ifade edilen aşağıdaki oranlarda Döner Sermaye katkı payı olarak ödenmesine;
…
Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Öğretim Üyeleri Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı Ödemesi Yapılması Esasları ve Oranları
-
Öğretim üyeleri, çalışma günleri 14:00'dan sonra, cumartesi ile pazar ve tatil günleri çalışarak döner sermayeye doğrudan gelir getirici katkıda bulunabileceklerdir. Bu katkıların nasıl yapılacağı, yapılan katkılar sonucu elde edilen gelirlerin dağıtılması esasları aşağıda belirtilmiştir.
-
Öğretim Üyelerinin poliklinik, klinik, ameliyathane ve laboratuar hizmeti veren birimlerin gelirlerinden doğan doğrudan gelir getirici katkılarının hesaplanmasında, öğretim üyesinin ay içinde söz konusu gelir için, o birimde hizmet yapması ve faaliyeti bizzat gerçekleştirmesi esastır.
-
Doğrudan gelir getirici katkı işlemlerinden, Bütçe Uygulama Talimatı işlemlerinden hangilerinden, hangi oranlar üzerinden Prof. , Doç. , ve Yrd. Doç. , payı ayrılacağı ve işlemlerin doğrudan gelir getirici pay oranları (ek 1 ve ek 2) de belirtilmiştir. Bu işlemler ve oranlar, Doğrudan Gelir Getirici Katkıları Değerlendirme Komisyonunun önerisi ile Hastane Yönetim Kurulu tarafından değiştirilebilir.
-
Bu kapsamda döner sermayeye doğrudan gelir getirici katkı çalışması yapan her öğretim üyesi işlemi aynı gün otomasyon sisteminde adına kayıt ettirecektir. Hastane otomasyon sisteminde bulunan muayene, tetkik ve tedavi giriş saatleri, işlemin yapılma saatini yansıtmadığı göz önüne alınarak, gelir getirici katkı payı hesaplamasında öğretim üyelerinin beyanı esas alınacaktır. Öğretim üyeleri hastane web sayfasında indirilebilir belgeler içinde katkı payı belgeler klasöründe bulunan beyan formunu Form -1'e (ek 3) her ay eksiksiz olarak doldurduktan sonra ekleri ile birlikte, takip eden ayın 15'ine kadar Döner Sermaye İşletme Müdürlüğüne teslim edecektir. Bu formlar ve ekleri, Doğrudan Gelir Getirici Katkıları Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenerek değerlendirilir. Yanlış beyandan doğacak mali ve hukuki sorumluluk beyanı yapan öğretim üyesine aittir.
…
G) DOĞRUDAN GELİR GETİRİCİ ÖZEL KATKI PAYI DAĞITIMINA AİT UYGULAMA ESASLARI VE ORANLARI
Öğretim elemanlarının özel katkısıyla toplanan döner sermaye gayrisafi hasılatının %15'i hazineye ve %5'i araştırma fonu payı olarak ve en az % 35'i o kuruluş veya birimin araç, gereç, araştırma ve diğer ihtiyaçlarına ayrılır. Kalan miktar üzerinden yasal vergileri hesaplanarak öğretim üyesine Doğrudan Gelir Getirici Özel Katkı Payı ödemesi yapılır.
Hastane hizmetlerinden, öğretim üyeleri adına ek ücret ödeyerek faydalanmak isteyen kişiler aşağıdaki işlem ücretlerini ödeyerek öğretim üyelerinden bu hizmetleri isteyebilirler.
Muayene için ücret ödeyen hastalar bu ücret, karşılığı 10 gün içinde tetkik danışma ve kontrollerini yaptırabilirler. 10 günden sonra özel muayene veya kontrol isteyen hastalar tekrar ücret ödemek zorundadır. Hastaneden kaynaklanan tetkiklerin gecikmesi durumunda bu kural geçerli değildir.
Acil girişi yapılan hastalar ve yeşil kart sahibi hastalardan özel işlem için ücret alınmaz. Özel işlem fiyatları aşağıda belirtilen miktarlarda uygulanacaktır.
Özel Muayene 100,00 Laboratuar İşlemleri BUT 2 Katı
Radyoloji Özel Tetkik 65,00 Koroner Anjiografi 250.00
Radyoloji Tedavi Edici Girişimsel İşlem 150,00 Balon 500,00
Radyoloji Görüntüleme Eşliğinde Biyopsi 75,00 Endoskopi 125,00
Radyoloji Anjiografi 90,00 Endoskopik Girişimsel İşlemler 200,00
Nükleer Tıp Özel İşlem 50,00 Diğer Tetkik İşlemleri BUT 1,5 Katı
Özel Ameliyatlar
Grubu Ameliyat Anestezi Toplam Grubu Ameliyat Anestezi Toplam
A 1.000,00 250,00 1.250,00 D 320,00 80,00 400,00
B 640,00 160,00 800,00 E 160,00 40,00 200,00
C 480,00 120,00 600,00 -
” denilmektedir.
Yukarıdaki Yönetim Kurulu Kararında da görüleceği üzere öğretim üyelerine yapılan doğrudan gelir getirici katkı payı ödemelerinin kaynağını iki temel unsur oluşturmaktadır. Bunlar sadece hizmetten özel olarak yararlananların ödediği bedeller (hasta katılım payı-özel katkı) ve hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarıdır. Uygulamada da bu iki unsurdan oluşan doğrudan gelir getirici katkıları karşılığı öğretim üyelerine, her iki unsurdan elde edilen gelirlerden ayrı ayrı yasal kesintiler yapıldıktan sonra (% 35 malzeme payı kesintisi, % 15 hazine payı kesintisi, % 5 üniversite bilimsel araştırma projelerine ayrılan pay, Gelir Vergisi ve damga vergisi) kalan gelir toplamının; 2547 sayılı yasanın 58'nci maddesinde belirtilen ve üst sınır olan 10 kat sınırı aşılmadan, rektör ve rektör yardımcıları, fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına ise 2547 sayılı yasanın 58'nci maddesinde belirtilen ve üst sınır olan 4 kat sınırı aşılmadan doğrudan gelir getirici katkı payı ödenmiş olduğu görülmektedir.
Bu ödemelerde, sadece hizmetten özel olarak yararlananların ödediği bedellerin (hasta katılım payı-özel katkı) tamamı bu hizmeti gerçekleştiren öğretim üyelerine yasal kesintiler yapıldıktan sonra doğrudan gelir gelir getirici katkı payı olarak dağıtılırken, hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarının yasal kesintilerden arta kalan bölümünün bir kısmı öğretim üyelerine, diğer kısmı ise rektör ve rektör yardımcıları, fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına doğrudan gelir getirici katkı payı olarak dağıtılmıştır. Bir başka deyişle ilamda belirtilenin aksine rektör ve rektör yardımcıları, fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına yapılan doğrudan gelir getirici katkı payı ödemelerinin bir kaynağı (fonu) bulunmaktadır. Bu kaynak hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara mevzuatı uyarınca gönderilen fatura tutarlarıdır.
Dolayısıyla tazmin hükmüne konu olan ve 18 Seri Nolu Yükseköğretim Personel Kanunu Genel Tebliği’nin 6’ncı maddesi uyarınca doğrudan gelir getirici katkı olarak kabul edilen hizmetten yararlananların bağlı olduğu kurumlara resmi fiyat tarifelerine göre faturalandırılmış olan ve öğretim üyesi katkısına dayanan doğrudan gelir getirici katkı kapsamındaki işlem bedellerinden Yönetim (Yürütme) Kurulu Kararı doğrultusunda belirlenen oranlarda rektör ve rektör yardımcıları, fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına doğrudan gelir gelir getirici katkı payı ödenmesinde yasal mevzuat açısından bir aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının kabulü ile 1321 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen 144.099,28 YTL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1321 sayılı ilamın 4. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun değişik 58’inci maddesine aykırı olarak saat 14:00’den döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkıları olan hasta katılım paylarına (Özel Muayene ve Ameliyat) ilişkin döner sermaye gelirlerinden kaynak ayrılmadan “Doğrudan Gelir Getirici Katkı Payı” adı altında üst yönetim paylarının dağıtıldığı gerekçesiyle 255.464,25 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçi iddiaları, Başsavcılık karşılaması, ikinci temyiz dilekçesi ve Başsavcılık ikinci karşılaması işbu Temyiz Kurulu ilamının 3. maddesinde belirtildiği gibi olup bu görüş doğrultusunda dilekçi iddiaların kabulü ile 1321 sayılı ilamın 4. maddesi ile verilen 255.464,25 YTL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1321 sayılı ilamın 6. maddesi ile Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi 2007 yılı 350 işçi ile Malzemesiz Genel Temizlik Hizmetleri Alım İhalesine ait yüklenici ANDAÇ Sanayi Ürünleri İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’ne yapılan hakediş ödemelerinde;
A) İşe ait sözleşmeden, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 5. maddesi hükmüne aykırı olarak, damga vergisi kesilirken düzenlenen nüsha sayısının dikkate alınmaması sonucu noksan damga vergisi kesildiği gerekçesiyle 22.800,00 YTL’nin,
B) Yüklenici ile idare arasında imzalanan sözleşmede temizlik hizmetinin 350 kişi ile yapılacağı taahhüt edildiği halde “yıllık ücretli izinli” olan personelin yerine yeni kişilerin istihdam edilmemesi sonucu eksik kişi ile hizmet yerine getirilmiş olmasına rağmen sözleşme bedeli tam olarak ödendiği gerekçesiyle 42.966,79 YTL’nin,
olmak üzere toplam 65.766,79 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
A) Dilekçi temyiz dilekçesinde ilam hükmünün A) bendi ile ilgili olarak herhangi bir itirazda bulunmadığından ilam hükmünün bu bendi ile ilgili Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Öte yandan duruşma öncesinde, duruşma talep eden dilekçi tarafından söz konusu firmadan eksik kesilen damga vergilerinin tahsil edildiğine ilişkin belgeler sunulmuştur. Buna göre 28.01.2011 tarih ve 677 yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile 16.442,50 TL (2.767,50 TL’si faiz olmak üzere) tahsil edilmiştir. Ancak bildirilen bu tahsilat hüküm tarihi olan 05.11.2009 tarihinden sonra yapılmıştır.
Bu itibarla, dilekçi ilam hükmünün A) bendi ile ilgili olarak kısmi tahsilat bildirmekte ise de, hükümden sonra yüklenici firmadan rızaen yapılan bu tahsilat temyiz konusu olmayıp ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan bu konuda da Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
B) Dilekçi temyiz dilekçesinde ilam hükmünün B) bendi ile ilgili olarak özetle; ilamın 34. sayfasında;
"Sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası hükmünde olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 10'ncu maddesinde sözleşmede işyerinde çalıştırılması gereken personel sayısının belirtildiği hallerde, yüklenicinin belirtilen sayıda personeli işyerinde bulundurmasının zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
Açıklanan nedenle yıllık iznini kullanan kişilerin eksik çalıştırılması kabul edilemez." denildiğini,
Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin, İşin yürütülmesi için gerekli personel ve araçlar başlığı altında 10'ncu maddesinin 2007 yılında (yani ihalenin yapıldığı yılda) aynen denetçinin ifade ettiği şekilde olduğunu,
Bu maddenin Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 2009 yılında yeniden yayınlanmasından sonra da hiçbir değişikliğe uğramadan 10'uncu madde olarak yerini muhafaza ettiğini,
Kamu İhale Kurumunun 22/08/2009'da yayınladığı Kamu İhale Kurumu Genel Tebliğinde, bu 10’uncu maddeye,
"78.25. İhale dokümanında günlük olarak belli sayıda personelin idarenin işyerinde bulunması gerektiğine ilişkin düzenleme yapılan ihalelerde, 4857 sayılı kanunun 55'nci maddesi uyarınca izne hak kazanan işçilerin izin hakları idarenin belirleyeceği takvim çerçevesinde kullandırılacak ve izin kullanan işçiler fiilen çalışan işçi sayısına dahil kabul edileceğinden, izin kullanan işçilerin verine başka işçilerin getirilerek sayının tamamlanması talep edilmeyecektir. İdarelerin, ihale konusu işte çalıştırılması istenen personel sayısını bu hususu dikkate alarak belirlemeleri gerekmektedir. İdareler, yıllık ücretli izin haklarının kullanılmasına ilişkin olarak sözleşmenin uygulanması aşamasında 4857 sayılı kanunun 53, 54 ve 55'nci maddelerinde belirtilen hükümlere uyulup uyulmadığını kontrol edeceklerdir." Şeklinde açıklama getirdiğini,
Bu düzenlemenin bile hiçbir tereddüde mahal vermeden yapılan uygulamanın ne kadar doğru bir uygulama olduğunu göstermeye yeterli olduğunu,
İlamın 33. sayfasında "Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine 01.07.2006 tarih ve 5538 sayılı Kanunu'nun 18. maddesiyle eklenen 7 ve 8. fıkralar ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alım amacıyla yapılan sözleşmeler ve şartnameler gereğince, yüklenici personelinin iş kanunundan doğan haklarından kamu idarelerinin sorumlu tutulamayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir." denildiğini,4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine eklenen 7 ve 8. fıkralarında işçiler yıllık izin kullanamaz denilmediğini, tersine asıl işverenin kamu kurumu olduğu gerekçesiyle bu işçilerin kamu kurumlarının asli kadrolarına atanmayı talep edemeyecekleri veya bu kurumlarda uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi ya da personel kanunundan yararlandırılma talebinde bulunamayacaklarını düzenlediğini, aksi bir değerlendirmenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine eklenen 7 ve 8. fıkraları ile 53, 54 ve 55. maddelerinde düzenlenen izin hakları ile ilgili düzenlemeyle çatışması anlamına geleceğini,
Yine ilamın 33. sayfasında; "Söz konusu işe ait teknik şartnamenin V. maddesinin 4. fıkrasında firmanın personeline İş Kanunu hükümlerini uygulayacağı, bir günden fazla yasal, yıllık, mazeret, ölüm, düğün, doğum izni ve rapor alan personeli anında hastane idaresine bildirmek zorunda olduğu, doğum ve uzun süreli tedavi gerektirecek rahatsızlığa sahip olan personelin rapor alması sonucu eksilmelerde eksik elemanın firma tarafından ek ücret talep edilmeden karşılanacağı belirtilmiştir" denildiğini, teknik şartnamenin V. maddesinin 4. fıkrasının gereğini firmanın yerine getirdiğini, rapor, mazeret, ölüm, doğum izinlerinde firmanın eksilen elemanın yerine eleman istihdam ettiğini, denetçinin 2007 yılına ait firma bordroları üzerinde yaptığı incelemede mazeret, ölüm, düğün, doğum izni rapor ve ücretsiz izin hallerinde eksilen elemanın yerine firmanın ilave eleman istihdam ettiğini gayet doğru bir şekilde tespit ettiğini, teknik şartnamede yazmadığı halde, yıllık izin kullanan işçilerin yerine neden işçi çalıştırılıp eksikliğin giderilmediği ve bu yönden firmaya fazla ödeme yapıldığının tespitinin yanlış bir tespit durumunda olduğunu, gerek anayasa, gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerekse KİK Genel Tebliğinin bu konuda açık hükümler taşıdığını, çalışanların izin haklarının kullanımı açık bir şekilde güvence altına aldığını, yıllık izin dönemleri içinde idarenin eksik personeli tamamlatma yükümlülüğü olmadığı gibi, çalışmadıkları gerekçesi ile de ödeme yapmama hakkının bulunmadığını,
4857 sayılı İş Kanununun yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri başlığını taşıyan 53.maddesine göre; işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az (1) yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilmesinin emredildiğini, kanunun emredici bir hükmünün görmezden gelinmesinin mümkün olmadığını, yıllık ücretli izinli olduğu bir dönemde çalışanlara ödeme yapılmaya devam edilmesinin devleti zarara uğratmak anlamına gelmeyeceğini, tersine sosyal devlet ilkesinin açık ve zorunlu bir uygulaması durumunda olduğunu,
Üstelik 2007 yılında çalışmış olan ve Sayıştay tespitine göre fazla ödeme yapıldığı iddia edilen işçilerin, hastanede 2006 yılında da çalışmış olan işçiler olduğunu, dilekçe ekinde 2006 yılı Ocak Ayı ile 2007 yılı Aralık Ayı bordroları bulunduğunu, bordrolardan anlaşılacağı üzere aynı işçilerin 2006 yılında hastanede çalışmış ve 1 yıllık çalışma süreleri doldurdukları için kendilerine 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53, 54, 55, 59’uncu maddeleri ve Anayasanın 50’nci maddesi uyarınca yıllık ücretli izin hakları verilmek suretiyle kullandırıldığını ve bu süre içerisinde de yerlerine ilave eleman istihdam edilmediğini, bu bağlamda mevzuat hükümlerine aykırı firmalara hiçbir ödemede bulunulmadığını,
Yine Sayıştay ilamının 33. sayfasında;
"İdare ile yüklenici 29.12.2006 tarihinde imzalanan götürü bedel hizmet alım sözleşmesinin iş tanımı başlıklı 5. maddesinde, sözleşme konusu işin S.D.Ü. Araştırma ve Uygulama Hastanesi ve bağlı birimlerinin2007 yılı boyunca 350 işçi ile malzemesiz genel temizlik hizmetlerinin yürütülmesi olduğu ...ve sözleşme eki ve ayrılmaz parçası hükmünde olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 10’uncu maddesinde sözleşmede işyerinde çalıştırılması gereken personel sayısının belirtildiği hallerde, yüklenicinin belirtilen sayıda personeli işyerinde bulundurmak zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır." tespitinin yapıldığını, bu tespitin doğru bir tespit olmadığını, Sayıştayın, temizlik işlerini yapan işletmenin hiçbir şart altında 350 işçi sayısının altına düşemeyeceğini, hatta işçilerin anayasa ve kanunlardan kaynaklanan koruma altına alınmış izin vesair haklarını kullandıklarında bile bu sayıyı koruması gerektiği varsayımından hareket ettiğini, halbuki;
-
Yüklenici firma ile yapılan sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığını,
-
Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 10’uncu maddesini açıklayan Kamu İhale Kurumu Genel Tebliğinde (78.25’inci madde) 4857 sayılı İş Kanunu'nun 55’inci maddesi uyarınca izin kullanan işçilerin fiilen çalışan işçi sayısına dahil kabul edilmediğini, üstelik izin kullanan işçilerin yerine başka işçilerin getirilerek sayının tamamlanmasının da kabul edilmediğini,
Söz konusu iş için Kamu İhale Kurumunun asgari ücret hesaplama modülünden hesaplanan 2007 yılı yaklaşık maliyetinin (karsız) 3.007.817,08 YTL olduğunu, firmanın söz konusu ihaleyi 3.040.000,00YTL'ye aldığını, yani 32.182,92 YTL karla aldığını (yaklaşık yüzde 1 karla), bu konuyla ilgili eksik işçi çalıştırıldığı savıyla tazmine hükmedilen miktarın ise 164.779.69 YTL olduğunu, Sayıştay 4. Dairesinin 1321 sayılı ilamının bu konuyla ilgili olarak verdiği tazmin kararının firmanın bu işi 132.596,77 YTL zararına yapması anlamına geleceğini,
Anayasa, kanun ve diğer düzenleyici işlemler bir bütün olarak değerlendirildiğinde temizlik işlerini gören firmanın çalışanlarına YILLIK ÜCRETLİ İZİNDE oldukları süre içinde yapmış olduğu ödemelerin hukuka aykırılık taşımadığını, tersine, Anayasanın SOSYAL DEVLET anlayışına, İş Kanunu'ndaki işçiyi koruma ve gözetme, işçi lehine yorum yapma yükümlülüğüne ve Kamu İhale Kurumu Genel Tebliği düzenlemesine uygun ödemeler durumunda olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında, sorumluların ilamın ilgili maddeleriyle, temizlik işinde yıllık ücretli izin kullanan işçilerin yerine, yeni kişilerin istihdam edilmemesi sonucu eksik kişi ile hizmet yerine getirildiği ve sözleşme bedelinin tam ödendiği gerekçesiyle verilen tazmin hükmünün;
-
Yıllık ücretli izin hakkının 4857 sayılı İş Kanunu ile güvence altına alındığını,
-
22.08.2009 tarihli Kamu İhale Tebliğinin 78.25’inci ayrımında, izin kullanan işçilerin fiilen çalışan işçi sayısına dahil olduğundan, bunların yerine başka işçi getirilerek sayının tamamlanmasının talep edilemeyeceği, buna yönelik düzenlemelerin ihale dokümanına konulamayacağının öngörüldüğünü,
-
İşe ait Teknik Şartnamenin V. Bölümünde firmanın, bir günden fazla olan yasal, mazeret, ölüm, düğün, doğum izni ve rapor alan personeli idareye bildirmek zorunda olduğu, doğum ve uzun süreli (1 aydan fazla) tedavi gerektirecek rahatsızlığa sahip personelin rapor alması sonucu eksilmeleri halinde, ek ücret talep edilmeden elaman sağlanacağının öngörüldüğünü yıllık izin dışında eksilen personelin, firmaca ilave ücret istenmeden karşılandığını, ileri sürerek kaldırılmasını istedikleri,
Gerek Kamu İhale Tebliğinin, gerekse Teknik Şartnamenin yukarıda değinilen ilgili hükümleri incelendiğinde; yıllık izinli personelin yerine yeni işçi istihdam edilemeyeceği, ayrıca firmanın yıllık, mazeret, ölüm, doğum ve sağlık raporu durumlarını bildirim mükellefiyeti bulunduğu, sadece doğum ve 1 aydan fazla rapor alma halinde, eksikliğin yeni işçilerle ücret talep edilmeden karşılanacağı öngörüldüğünden ve buna da uyulduğu ifade edildiğinden temyiz talebinin kabul edilmesi gerektiği mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde Başsavcılık tarafından temyiz talebi doğrultusunda uygun görüş bildirildiğinden söz konusu tazmin hükmünün Kurulumuzca kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında, dilekçi tarafından ikinci temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların önceki Başsavcılık mütalaasının değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı gerekçesiyle yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
Tüm çalışanların olduğu gibi, işçilerin yıllık ücretli izin hakları da sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak anayasal düzeyde koruma altına alınmıştır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Çalışma Şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinin son fıkrasında; “Ücretli hafta ve bayram tatili ve ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı konuya ilişkin yasal düzenleme ise 4857 sayılı İş Kanunun 53 - 61’inci maddeleri arasında yapılmıştır.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde; "İşyerinde işe başladığı günden itibaren deneme süresi içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir." denilmekte,
Kanun’un 54’üncü maddesinde; "Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Şu kadarki bir işverenin bu kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerinde bu kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş oldukları sürelerde hesaba katılır. …" denilmekte, yine aynı maddenin üçüncü paragrafında ise "İşçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet yılına doğru ve yukarıdaki fıkra ve 55. madde hükümleri gereğince hesaplanır. …" hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun’un 55’inci maddesinde ise: "Aşağıda yazılı süreler yıllık ücretli izin hakkının hesabına çalışmış gibi sayılır. …" ifadesi yer almaktadır.
Aynı maddenin İ bendinde; “İşçilere evlenmelerinde 3 güne kadar, ana ve babalarının, eşlerinin, kardeşlerinin veya çocuklarının ölümünde 3 güne kadar verilecek izinler.”
J bendinde; “İşveren tarafında verilen diğer izinler ile 65. madde ki kısa çalışma süreleri”
K bendinde; “Bu kanunun uygulaması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süreleri.” hükümleri bulunmaktadır.
4875 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre aynı işyerinde bir yıldan fazla süre ile çalışan işçilere yıllık ücretli izin verilmesi zorunlu olup, yine aynı Kanun’a göre yıllık ücretli izin süreleri çalışılmış dönemden sayılmaktadır.
Dolayısıyla sözleşme eki ve ayrılmaz parçası hükmünde olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 10’uncu maddesinde yer alan sözleşmede işyerinde çalıştırılması gereken personel sayısının belirtildiği hallerde, yüklenicinin belirtilen sayıda personeli işyerinde bulundurmak zorunda olduğu hükmünü ücretli izinlere teşmil etmek, yukarıda bahsedilen İş Kanunu hükümlerine aykırı olacaktır.
Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 60’ncı maddesine dayanılarak yayınlanan 03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nde işverence işçilere verilecek yıllık ücretli izinlerin usul ve esaslarının düzenlenmiş olup bu yönetmeliğin 4. maddesinde aynen:
“Yıllık Ücretli İzine Hak Kazanma
Madde 4 - İş Kanununun 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 54 üncü maddesindeki esaslar ve 55 inci maddesindeki durumlar göz önünde tutularak her işçinin yıllık ücretli izne hak kazandığı tarih bu Yönetmeliğin 20 nci maddesinde sözü geçen yıllık ücretli izin kayıt belgesine yazılır.
Yıllık izin süresinin ve izne hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçinin aynı işverene ait işyerlerinde çalıştığı süreler birleştirilir. Şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır.
Aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanun veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler de, işçinin yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında birleştirilerek göz önünde bulundurulur.” denilmektedir. Bu maddede belirtildiği üzere gerek kamu, gerek özel kuruluş olsun çalışanın yıllık ücretli izninin kullandırılması yasal bir zorunluluktur.
Öte yandan, 22.08.2009 tarihinde yayınlanan Kamu İhale Genel Tebliği’nin 78.25’inci maddesinde aynen; "İhale dokümanında günlük olarak belli sayıda personelin idarenin iş yerinde bulunması gerektiğine ilişkin düzenleme yapılan ihalelerde, 4857 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca izne hak kazanan işçilerin izin hakları idarenin belirleyeceği takvim çerçevesinde kullandırılacak ve izin kullanan işçiler fiilen çalışan işçi sayısına dahil kabul edileceğinden, izin kullanan işçilerin yerine başka işçilerin getirilerek sayının tamamlanması talep edilmeyecektir. İdarelerin, ihale konusu işte çalıştırılması istenen personel sayısını bu hususu dikkate alarak belirlemeleri gerekmektedir. İdareler, yıllık ücretli izin haklarının kullanılmasına ilişkin olarak sözleşmenin uygulanması aşamasında 4857 sayılı Kanunun 53, 54 ve 55 inci maddelerinde belirtilen hükümlere uyulup uyulmadığını kontrol edeceklerdir.” denilerek yıllık ücretli izinli durumda olan çalışanlardan herhangi bir kesinti veya yerine ilave işçi temini ile ayrı ücret ödenmeyeceği belirtilerek bu husus netliğe kavuşturulmuş bulunmaktadır.
Kaldı ki, işe ait teknik şartnamenin HASTANEDE ÇALIŞTIRILACAK OLAN PERSONEL SAYISI, İŞÇİLERİN ÖZELLİKLERİ İLE HER İŞÇİDEN İSTENECEK OLAN EVRAK LİSTESİ başlıklı V. maddesinde yer alan:
“… Ayrıca firma, bir günden fazla olan yasal, yıllık, mazeret, ölüm, düğün, doğum izini ve rapor alan personeli anında hastane idaresine bildirmek zorundadır. Doğum ve uzun süreli (1 aydan fazla) tedavi gerektirecek rahatsızlığa sahip olan personelin uzun süre rapor alması sonucu eksilmeleri halinde eksik eleman firma tarafından ek ücret talep edilmeden karşılanacaktır. …”
hükmü gereğince yüklenici firmanın ücretli yıllık izin alan personeli hastane idaresine sadece bildirme yükümlülüğü olup, yerine eleman bulma gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu yükümlülüğü yalnızca doğum ve uzun süreli (1 aydan fazla) tedavi gerektirecek rahatsızlığa sahip olan personelin uzun süre rapor alması durumunda meydana gelen eksilmelerde bulunmaktadır.
Son olarak, Hizmet İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ve ekinde yer alan tip şartnameler ile Kamu İhale Genel Tebliğinde, bir işçinin aylık ücretinin 30 gün üzerinden hesaplanacağı belirtilerek yaklaşık maliyet içerisinde ve istekliler tarafından sunulan teklif fiyata dahil giderler arasında yıllık izin ücretine yer verilmiştir. Bu yüzden, söz konusu giderin sözleşme ve genel giderler kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde ilama esas rapor eki hakediş belgeleri incelendiğinde; idare tarafından tutulan puantaj cetvellerinde işçilere verilen ücretli izinlerin gösterildiği, ayrıca bu sürelere ilişkin maaş ve diğer hakların yüklenici firma tarafından işçilere tam olarak ödendiği ve yine bu sürelere ilişkin sosyal güvenlik primlerinin tam olarak hesaplanıp Sosyal Güvenlik Kurumuna yatırıldığı görülmektedir. Diğer bir ifade ile ücretli izin günleri için yüklenici tarafından işçilere veya Sosyal Güvenlik Kurumuna herhangi bir eksik ödeme söz konusu değildir. Bu itibarla, yıllık ücretli izinli olan personelin yerine yeni kişilerin istihdam edilmemesine rağmen sözleşme bedelinin tam olarak ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, B) bendine ilişkin dilekçi iddialarının kabulü ile 1321 sayılı ilamın 6. maddesi ile verilen 65.766,79 YTL tutarındaki tazmin hükmünden B) bendi ile mevzuata uygun olarak ödenen 42.966,79 TL’nin düşülerek, geriye kalan ve A) bendi ile mevzuata aykırı olarak ödenen ve herhangi itirazda bulunulmayan 22.800,00 YTL’nin;
Gerçekleştirme Görevlisi (İşletme Müdürü) Doç. Dr. Şeref KALAYCI ile Harcama Yetkilisi (Say. Md.) Metin MICIK,
uhdelerinde kalmak üzere, hükmün 22.800,00 YTL olarak DÜZELTİLEREK TASDİKİNE,
- 1321 sayılı ilamın 7. maddesi ile Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi 2007 yılı 350 kişi ile Malzemesiz Genel Temizlik Hizmetleri Alım ihalesine ait yüklenici Andaç Sanayi Ürünleri İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’ne yapılan hakediş ödemelerinde; yüklenici tarafından taahhüt edilen 350 kişi ile yapılacak temizlik hizmetinin ifası için istihdam edilen personelden “yıllık ücretli izinli” olanların yerine personel konulmamasına rağmen sözleşme bedelinin tam ödendiği gerekçesiyle 93.930,41 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçi iddiaları, Başsavcılık karşılaması, ikinci temyiz dilekçesi ve Başsavcılık ikinci karşılaması işbu Temyiz Kurulu ilamının 5. maddesinde yer alan ilam hükmünün B) bendine yapılan itirazdaki gibi olup bu doğrultuda dilekçi iddiaların kabulü ile 1321 sayılı ilamın 7. maddesi ile verilen 93.930,41 YTL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1321 sayılı ilamın 8. maddesi ile Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi 2007 yılı 60 işçi ile Malzemesiz Yemek Pişirme, Dağıtım ve Bulaşık Yıkama Hizmetleri Alım ihalesine ait yüklenici ANDAÇ Sanayi Ürünleri İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti. Altay Ltd. Şti. Ortak Girişimi’ne yapılan hakediş ödemelerinde;
A) İşe ait sözleşmeden, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 5. maddesi hükmüne aykırı olarak, damga vergisi kesilirken düzenlenen nüsha sayısının dikkate alınmaması sonucu noksan damga vergisi kesildiği gerekçesiyle 4.875,00 YTL’nin,
B) Yüklenici tarafından taahhüt edilen 60 kişi ile yapılacak anılan hizmetin ifası için istihdam edilen personellerden “Yıllık ücretli izinli” olanların yerine personel konulmamasına rağmen sözleşme bedelinin tam ödendiği gerekçesiyle 5.367,41 YTL’nin,
Olmak üzere toplam 10.242,41 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
A) Dilekçi temyiz dilekçesinde ilam hükmünün A) bendi ile ilgili olarak herhangi bir itirazda bulunmadığından ilam hükmünün bu bendi ile ilgili Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Öte yandan duruşma öncesinde duruşma talep eden dilekçi tarafından söz konusu firmadan eksik kesilen damga vergilerinin tahsil edildiğine ilişkin belgeler sunulmuştur. Buna göre 28.01.2011 tarih ve 677 yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile 16.442,50 TL (2.767,50 TL’si faiz olmak üzere) tahsil edilmiştir. Ancak bildirilen bu tahsilat hüküm tarihi olan 05.11.2009 tarihinden sonra yapılmıştır.
Bu itibarla, dilekçi ilam hükmünün A) bendi ile ilgili olarak kısmi tahsilat bildirmekte ise de, hükümden sonra yüklenici firmadan rızaen yapılan bu tahsilat temyiz konusu olmayıp ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan bu konuda da Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
B) Dilekçi iddiaları, Başsavcılık karşılaması, ikinci temyiz dilekçesi ve Başsavcılık ikinci karşılaması işbu Temyiz Kurulu ilamının 5. maddesinde yer alan ilam hükmünün B) bendine yapılan itirazdaki gibi olup bu doğrultuda yıllık ücretli izinli olan personelin yerine yeni kişilerin istihdam edilmemesine rağmen sözleşme bedelinin tam olarak ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, B) bendine ilişkin dilekçi iddialarının kabulü ile 1321 sayılı ilamın 8. maddesi ile verilen 10.242,41 YTL tutarındaki tazmin hükmünden B) bendi ile mevzuata uygun olarak ödenen 5.367,41 TL’nin düşülerek, geriye kalan ve A) bendi ile mevzuata aykırı olarak ödenen ve herhangi itirazda bulunulmayan 4.875,00 YTL’nin;
Gerçekleştirme Görevlisi (İşletme Müdürü) Doç. Dr. Şeref KALAYCI ile Harcama Yetkilisi (Say. Md.) Metin MICIK,
uhdelerinde kalmak üzere, hükmün 4.875,00 YTL olarak DÜZELTİLEREK TASDİKİNE,
- 1321 sayılı ilamın 9. maddesi ile Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi 2007 yılı 60 işçi ile Malzemesiz Yemek Pişirme Dağıtım ve Bulaşık Yıkama Hizmetleri Alım ihalesine ait yüklenici ANDAÇ Sanayi Ürünleri İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti. Altay Ltd. Şti. ortak girişimine yapılan hakediş ödemelerinde; Yüklenici tarafından taahhüt edilen 60 kişi ile yapılacak anılan hizmetin ifası için istihdam edilen personellerden “Yıllık ücretli izinli” olanların yerine personel konulmamasına rağmen sözleşme bedelinin tam ödendiği gerekçesiyle 22.515,08 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçi iddiaları, Başsavcılık karşılaması, ikinci temyiz dilekçesi ve Başsavcılık ikinci karşılaması işbu Temyiz Kurulu ilamının 5. maddesinde yer alan ilam hükmünün B) bendine yapılan itirazdaki gibi olup bu doğrultuda dilekçi iddiaların kabulü ile 1321 sayılı ilamın 9. maddesi ile verilen 22.515,08 YTL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1321 sayılı ilamın 10. maddesi ile Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin 2007 yılı 20 işçi ile Malzemesiz Genel Temizlik Hizmetleri Alım ihalesine ait yüklenici Pırıltı Temizlik Taah. İnş. Med. San. Tic. Ltd. Şti.’ne yapılan hakediş ödemelerinde; tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
A) İşe ait sözleşmeden, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 5. maddesi hükmüne aykırı olarak, damga vergisi kesilirken düzenlenen nüsha sayısının dikkate alınmaması sonucu noksan damga vergisi kesildiği gerekçesiyle 1.593,38 YTL’nin,
B) Yüklenici tarafından taahhüt edilen 20 kişi ile yapılacak anılan hizmetin ifası için istihdam edilen personellerden “Yıllık ücretli izinli” olanların yerine personel konulmamasına rağmen sözleşme bedelinin tam ödendiği gerekçesiyle 1.907,10 YTL’nin,
olmak üzere toplam 3.500,48 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
A) Dilekçi temyiz dilekçesinde ilam hükmünün A) bendi ile ilgili olarak herhangi bir itirazda bulunmadığından ilam hükmünün bu bendi ile ilgili Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Öte yandan duruşma öncesinde duruşma talep eden dilekçi tarafından söz konusu firmadan eksik kesilen damga vergilerinin tahsil edildiğine ilişkin belgeler sunulmuştur. Buna göre 16.02.2011 tarih ve 1165 yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile 1.593,38 TL tahsil edilmiştir. Ancak bildirilen bu tahsilat hüküm tarihi olan 05.11.2009 tarihinden sonra yapılmıştır.
Bu itibarla, dilekçi ilam hükmünün A) bendi ile ilgili olarak tahsilat bildirmekte ise de, hükümden sonra yüklenici firmadan rızaen yapılan bu tahsilat temyiz konusu olmayıp ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan bu konuda da Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
B) Dilekçi iddiaları, Başsavcılık karşılaması, ikinci temyiz dilekçesi ve Başsavcılık ikinci karşılaması işbu Temyiz Kurulu ilamının 5. maddesinde yer alan ilam hükmünün B) bendine yapılan itirazdaki gibi olup bu doğrultuda yıllık ücretli izinli olan personelin yerine yeni kişilerin istihdam edilmemesine rağmen sözleşme bedelinin tam olarak ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, B) bendine ilişkin dilekçi iddialarının kabulü ile 1321 sayılı ilamın 10. maddesi ile verilen 3.500,48 YTL tutarındaki tazmin hükmünden B) bendi ile mevzuata uygun olarak ödenen 1.907,10 TL’nin düşülerek, geriye kalan ve A) bendi ile mevzuata aykırı olarak ödenen ve herhangi itirazda bulunulmayan 1.593,38 YTL’nin;
Gerçekleştirme Görevlisi (İşletme Müdürü) Doç. Dr. Şeref KALAYCI ile Harcama Yetkilisi (Say. Md. V.) Mehmet ÖZEN,
uhdelerinde kalmak üzere, hükmün 1.593,38 YTL olarak DÜZELTİLEREK TASDİKİNE,
10- 1321 sayılı ilamın 11. maddesi ile Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin 2007 yılı 20 İşçi ile Malzemesiz Genel Temizlik Hizmetleri Alım ihalesine ait yüklenici Pırıltı Temizlik Taah. İnş. Med. San. Tic. Ltd. Şti.’ne yapılan hakediş ödemelerinde; Yüklenici tarafından taahhüt edilen 20 kişi ile yapılacak anılan hizmetin ifası için istihdam edilen personellerden “Yıllık ücretli izinli” olanların yerine personel konulmamasına rağmen sözleşme bedelinin tam ödendiği gerekçesiyle 6.020,47 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçi iddiaları, Başsavcılık karşılaması, ikinci temyiz dilekçesi ve Başsavcılık ikinci karşılaması işbu Temyiz Kurulu ilamının 5. maddesinde yer alan ilam hükmünün B) bendine yapılan itirazdaki gibi olup bu doğrultuda dilekçi iddiaların kabulü ile 1321 sayılı ilamın 11. maddesi ile verilen 6.020,47 YTL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 09.05.2013 tarih ve 37139 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01