Sayıştay 4. Dairesi 335 Kararı - Özel Bütçeli İdareler İhale Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
335
19 Kasım 2024
Diğer Özel Bütçeli İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 4
-
Karar Tarihi: 19.11.2024
-
Karar No: 335
-
İlam No: 314
-
Madde No: 1
-
Kamu İdaresi Türü: Diğer Özel Bütçeli İdareler
-
Hesap Yılı: 2016
-
Konu: İhale Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
HAKEDİŞ
216 sayılı Ek İlamın 1 inci maddesiyle tazminine hükmolunan konuyla ilgili olarak Temyiz Kurulunca alınan bozma kararları ile sorumlulardan …………. adına vekilleri Av. …………. tarafından gönderilen dilekçe üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca düzenlenen ek raporun 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 49 uncu maddesi gereğince görüşülmesine karar verildi.
20.02.2020 tarihli yargılamaya esas ek raporda; …………. A.Ş. yükleniminde bulunan, …………. Bölge Müdürlüğünce 09.06.2011 tarihinde ihalesi yapılan …………. TL sözleşme bedelli “…………. Toprak Tesfiye, Sanat Yapıları ve Üstyapı İşleri” ile ilgili olarak Sayıştay Başkanlığına hitaben yazılan 20.06.2018 tarih ve …………. sayılı ihbar dilekçesi üzerine söz konusu iş mahalline gidilerek fiziksel inceleme yapıldığı, söz konusu incelemede iş mahallinde yer alan tahkimat taşlarının araziye gelişigüzel dağıldığı, bir kısmının deniz içinde olduğu, bir kısmının da tahkimatta bulunduğunun görülmesi üzerine, tahkimatta kullanılan taşlarla ilgili maden sevk fişlerinin istenildiği, maden sevk fişlerinin olmadığının idarece bildirilmesi üzerine imalatların Karayolları Teknik Şartnamesine uygunluğunun tespiti için bilirkişi heyeti görevlendirildiği ifade edilmiş olup,
Bu meyanda, Denetim ekibi tarafından Bilirkişi Heyetine tevdi edilen görevin;
“…………. Toprak Tesviye Sanat Yapıları ve Üstyapı İşleri” bünyesinde;
-
34.006/K/Özel poz numaralı “Ocak Taşından 0. 0,4 ton kategorideki taşlar ile tahkimatın yapımı (Dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil”),
-
34.008/K/Özel poz numaralı “Ocak taşından 0.4. 2 ton kategorideki taşlar ile tahkimatın yapımı (Dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil)”,
-
34.009/K/Özel Poz numaralı “Ocak Taşından 2. 6 ton kategorideki taşlar ile tahkimatın yapımı (Dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil)”,
-
34.010/K/Özel Poz numaralı “Ocak Taşından 6. 16 ton kategorideki taşlar ile tahkimatın yapımı (Dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil)”,
-
2202/Özel poz numaralı “Her cins zeminde ocak ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli”,
İş kalemleriyle ilgili çalışma yapılması, belirtilen iş kalemleri ile ilgili ihale dokümanında yer alan şartname ve birim fiyat tariflerine uygun olarak imalatların yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, ödemeye esas metraj, kantar fişleri ve diğer belgeler ile bu iş kalemlerinin karşılaştırılması, gerekli jeolojik ve jeofizik çalışmaların yapılması; bu bağlamda, bu işlerin geneli hakkında kesin kanaat oluşturabilecek tüm verilerin toplanması, gerekli analizlerin yapılması, elde edilecek tüm jeolojik ve jeofizik sonuçlar ışığında şartnameler ve hakediş miktarları ile sonuçlarının karşılaştırılması” şeklinde belirlendiği,
Görülmüştür.
Denetim ekibi tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetince düzenlenen raporun sonuç bölümünde;
*Taş tahkimatı oluşturan kayaçların hangi ocaklardan alındığının belli olmadığı, bölgeden 26 farklı lokasyondan 94 adet kaya örneği alındığı, bunların yerinde ve laboratuvar ortamında ayrıntılı olarak (mineraloji, petrografi, fiziksel test ve kimsayal analiz) incelendiği, kayaçların en az 4 farklı bölgenin ürünü olduğu, kaya bloklarının çok farklı bileşim sergiledikleri, bu nedenle farklı dayanım ve özellikler sergiledikleri,
*2006 yılı Karayolları Teknik Şartnamesinin 305.02.01 bölümünde; “Taş tahkimat işindeki taşın genel niteliklerinin petrografik görünümünde “kristaller iyi kenetlenmiş, kil mineralli ve eriyebilir mineral olmayacaktır.” denildiği halde kumtaşlarının önemli bölümünün %5’ten fazla kil içerdiği, bazı kireçtaşlarının ise killi kireçtaşı bileşiminde olduğu,
*KTŞ’nin 305.02.01 bölümüne göre taş tahkimat işindeki taşın aşınma direncinin %15’ten az olması gerekirken, olay yerindeki kumtaşlarının aşınma kaybının %24 ve kireçtaşlarının ise %28 olduğu, aşınma direncinin yüksek çıkması kayaların içerisindeki kil ve kömür gibi erimesi kolay olabilen bileşimlerin varlığından ve fazla oranda zayıf düzlemler içermesine bağlı olduğu,
*Tahkimat için kullanılan taş blokların, jeolojik inceleme petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel test deney sonuçlarına göre %45’inin uygun olmayan taş bloklardan imal edildiği,
*Jeofizik inceleme sonuçlarına göre mevcut taş blokların alt kısımlarında oturmaların olduğu, bloklu kayaların çok kırıklı olduğu, tahkimatta blok seçimi yapılmadan imalata başlanıldığı, zeminin iyi sıkıştırılmadan ve iyileştirilmeden imalata devam edilmiş olabileceğini gösterdiği,
*KL 12 noktasına kadar tahkimatın ve blok kaybının %70-80’lere vardığı, KL 12’den sonra tahkimatta kullanılan blokların daha büyük olması (2x2x2 mx2.68 gr/cmᶟ) nedeniyle diğerlerine göre daha az etkilendiği,
*KL 1’den KL 12 noktasına kadar olan bölümlerde dolgu yapılan malzemelerin killi, kömürlü ve yumuşak dokulu bileşimlerden olmasının tahkimat dolgusunun çabuk aşınmasına neden olduğu,
*Tahkimatta kullanılan malzemelerin karbonifer yaşlı killi kumlu seviyelerden, kireçtaşlarının ise jura-kretase yaşlı bileşimlerden getirildiği,
Belirtilmiştir.
216 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle de;
Bilirkişi Heyetinin söz konusu tespitlerine göre:
A- İşte kullanılacak tahkimat malzemelerinin İdarece onaylı 2 ocağa ait olması gerekmekte iken 4 farklı bölgenin ürünü olduğu,
B- Karayolları Teknik Şartnamesinin (2006) 305.02.01 bölümünde belirtilen nitelikleri taşımaları gerekirken, kumtaşlarının önemli bölümünün %5’den fazla kil içerdiği, bazı kireçtaşlarının ise killi kireçtaşı bileşiminde olduğu,
C- Karayolları Teknik Şartnamesinin (2006) 305.02.01 bölümünde tahkimatta kullanılacak taşların aşınma direncinin %15 ten az olması gerektiği belirtildiği halde, aşınma kaybının en sağlam kumtaşlarında %24, kireçtaşında ise %28 olduğu,
D- Tahkimatta kullanılan taş blokların jeolojik inceleme, petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel deney sonuçlarına göre en az %45’inin tahkimatta kullanılmaya uygun olmadığı,
E- Yol güzergahı boyunca yapılan jeofizik inceleme sonuçlarına göre mevcut taş bloklarının alt kısımlarında oturmaların olduğu, blok kayaların çok kırıklı olduğu, tahkimatın blok seçimi yapılmadan imalata başlandığı, zeminin iyi sıkıştırılmadan ve iyileştirilmeden imalata devam edildiği,
F- 4 nolu lokasyonda 7,5-8 metre genişlik ve 150 metre uzunluktaki bir alanda blokların önemli bir kısmının yerinde olmadığı, 5 nolu lokasyonda 25 metre genişlik ve 250 metre uzunluktaki kesimde %95 malzeme kaybı olduğu,
G- Yol dolgusunun kontrolsüz ve değişen kalınlıkta bir dolgu olduğu,
Yol altı kontrollü ve planlı, kaya istifli, uygun zemin iyileştirmesi yapılmadığı, yol altı dolgusunda yer yer 1-2 metre büyüklükte kumtaşları gözlenmekte birlikte genellikle aşırı kırıklı yapıda kum taşları kullanıldığı,
Dolgu boyunca ortalama 4-5 metrede bir çatlak ve kırıklar gözlendiği, bunların ortalama 30-40 cm ile 80-100 cm boyunda olduğu,
Genellikle su ihtiva eden ve ıslak/nemli birimler 2 metre ve altı derinliklerde gözlenmekle birlikte yer yer 2 metre üzerinde de gözlenen ıslak/nemli birimlerin yüzeyden su süzülmelerinden ve dolguda gözlemlenen çatlak/kırıklardan kaynaklandığı, su ihtivası ve ıslak/nemli birimlerin gözlemlendiği yerlerde kısmen oturmalar olduğu,
Hususlarının anlaşıldığı,
Sonuç olarak, imalatta kullanılacak malzemelerin, idarece olur verilmiş …………. Enerji ve …………. Ltd. Şirketine ait taş ocaklarından temin edilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 4 farklı bölgeden alındığı, malzemelerin alındığı ocakların belgelenemediği, Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uyarınca idare temsilcisi yapı denetim görevlisinin ve yüklenicinin işte teknik şartnameye uygun malzeme kullanma ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmedikleri,
Tahkimatta kullanılan taşların %94’ünün Karayolları Teknik Şartnamesinin (2006) Kısım 305’te belirtilen referans değerleri karşılamadığı,
Savunmalarda tahkimatta kullanılan yeşil taşların KTŞ Kısım 305’teki referans değerleri taşımadığı, sarı gri kireç taşı ile gri taşların kabul edilebilir nitelikte olduğu belirtilmekte ise de, savunma ekinde gönderilen deney raporlarında söz konusu taşların parçalanma direncinin 2006 KTŞ Kısım 305’te belirtilen referans değerlerinin üzerinde olduğu gibi sorumlularca esas alınan 2013 yılı KTŞ Kısım 305’te belirtilen referans değerlerin de üzerinde olduğu,
Bloklu kayaların çok kırıklı olduğu, blok seçimi yapılmadan işe başlanıldığı, bu hususun savunma ekinde gönderilen …………. Genel Müdürlüğü müfettişlerince düzenlenen soruşturma raporunda da yer aldığı,
Ayrıca ihale konusu işin 150 metrelik bölümünde blokların önemli bir kısmının bulunmadığı, 250 metrelik bölümde ise %95 oranında malzeme kaybı olduğu,
KL 1-KL 12 Lokasyonlarında tahribatın ve blok kaybının %70-80 lere vardığı,
KL 1 – KL 12 bölümleri arasında dolgu yapılan malzemelerin killi, kömürlü ve yumuşak dokulu bileşenlerden olması nedeniyle tahkimat dolgusunun çabuk aşınmasına neden olduğu,
Tahkimatta kullanılan malzemelerin karbonifer yaşlı killi ve kumlu seviyelerden kireçtaşlarının ise jura - kretase yaşlı bileşimlerden getirildiği,
Bu itibarla, işin fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Tahkimatın bir bütün olarak yolun, deniz etkisinden korunması için yapıldığı, Şartnameye uygun malzeme kullanılmaması sonucu tahkimatın işlevini göremez hale geldiği, bu nedenle tahkimatta kullanılan şartnameye uygun malzeme bedelinin ödenmesinin de mümkün bulunmadığı,
Ayrıca dolgu üzerinde bitümlü temel tabakası bulunması ve yolun trafiğe açık olmasının, yolda 4-5 metrede bir, ortalama 40-50 cm’lik bazı yerlerde 30-40 cm, bazı yerlerde ise 80-100 cm’lik çatlak ve kırıklar olması ve dolgu tabanının su ihtiva etmesi gerçeğini değiştirmediği,
Bu itibarla, bilirkişi heyetince incelemesi yapılan 34.006/K/özel poz no.lu ocak taşından 0-0,400 ton kategorideki taşlar, 34.008/K/özel poz no.lu ocak taşından 0,400-2 ton kategorideki taşlar, 34.009/K/özel poz no.lu ocak taşından 2-4 ton kategorideki taşlar, 34.0010/K/özel poz no.lu ocak taşından 6-15 ton kategorideki taşlar ile tahkimat yapımı (dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil) ve 2202/özel poz no.lu her cins ve zeminde ocak ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli iş kalemleriyle ilgili olarak yapılan tüm imalatların fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığı teknik olarak tespit edildiğinden bu imalatlar için ödenen toplam …………. TL tutarındaki kamu zararının sorumlularından tazminen tahsiline karar verilmişti.
Bunun üzerine yapılan temyiz başvuruları üzerine alınan Temyiz Kurulu kararlarında özetle;
Tazmin hükmüne konu işin genel anlamda “taş tahkimatı” ve “yol dolgusu” olmak üzere iki boyutu bulunduğu, İlam maddesinde, Bilirkişi Raporunda yer alan tespitler doğrultusunda, öncelikle taş tahkimatında kullanılan kumtaşlarının ve kireçtaşlarının KTŞ şartlarına uygun olmadığı, tahkimatın bir bütün olarak yolun deniz etkisinden korunması için yapıldığı, KTŞ’ye uygun olmayan taşlar sebebiyle tahkimatın işlevini göremez hale geldiği; bu nedenle, yapılan imalatların kabul edilebilir nitelikte olmadığı ve bedelinin ödenmesinin de mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Bununla birlikte, 6085 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişi İncelemesi” başlıklı 5 inci bölümünün “Bilirkişi Raporunun Verilmesi” alt başlıklı 280 inci maddesinde; “(1) Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.” denildiği,
Bu bağlamda, her ne kadar Bilirkişi Raporu ve mahallinde yapılan tespitlere göre, Denetçi tarafından öne sürülen kamu zararı iddiası doğrultusunda tazmin hükmü verilmişse de; gerek yargılamaya esas rapor ve eki belgelerden gerekse de sorumluların (ve vekilinin) temyiz dilekçelerindeki ve duruşma sırasındaki açıklamalarından; Bilirkişi Heyetince yapılan inceleme sonucu düzenlenen Bilirkişi Raporu’ndaki tespitler hakkında savunmaları alınmak üzere Raporun onaylı bir örneğinin sorumlulara tebliğ edilmediği anlaşıldığından; tazmin hükmünün temel dayanak noktası olan Bilirkişi Raporundaki tespitler hakkında konunun esası ve sorumluluk yönünden halihazırda herhangi bir değerlendirme yapılmasının mümkün gözükmediği,
Belirtilmiş,
Tüm bu açıklamalar muvacehesinde, 216 sayılı Ek İlamın 1 inci maddesiyle verilen …………. TL’nin tazminine ilişkin hükmün usul yönünden bozulmasına ve tazmin hükmüne dayanak Bilirkişi Raporunun tüm ilgililere gönderilerek ek sorgu ve (bu sorguya verilecek cevaplara göre) yargılamaya esas ek rapor düzenlemesini ve bu rapor doğrultusunda yeni hüküm tesis edilmesini teminen dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine,
Karar verilmiştir.
Bunun yanı sıra, Temyiz Kurulunca bozulan 216 sayılı Ek İlamın 1 inci maddesine ilişkin olarak sorumlulardan …………. adına vekilleri Av. …………. tarafından gönderilen dilekçede özetle;
…………. Genel Müdürlüğünce, müfettiş raporuna dayanılarak hasar gören imalatlar karşılığı …………. TL ile 19.01.2018 tarihinde meydana gelen şiddetli fırtınada zarar gören imalatlar karşılığı …………. TL olmak üzere toplam …………. TL için iflas idaresine yüklenici tasfiye halinde …………. A.Ş.’den alacak kaydı talebinde bulunulduğu ve bu amaçla …………. Asliye Ticaret Mahkemesine …………. sayılı dosya ile dava açıldığı, söz konusu yargılama kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor tanzim edildiği, dilekçe ekinde söz konusu yapım işine ilişkin olarak …………. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan …………. sayılı kayıt-kabul davası kapsamında alınan bilirkişi raporunun ibraz edildiği, söz konusu bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verilmesinin vekaleten arz ve talep olunduğu bildirilmiştir.
31.07.2024 tarihli ek rapor ve eki belgelerin incelenmesinde; “…………. Toprak Tesviye, Sanat Yapıları ve Üstyapı İşi”nin …………. Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda …………. ihale kayıt numarası ile 09.06.2011 tarihinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 19 uncu maddesi uyarınca ihale edildiği, işin yaklaşık maliyet tutarının …………. TL olduğu, ihalenin …………. TL bedelle en düşük teklif veren …………. A.Ş. üzerinde kaldığı, işin sözleşme bedelinin iş artış tutarı ile birlikte …………. TL olduğu, yüklenici firma ile 29.07.2011 tarihinde sözleşme imzalandığı, 02.08.2011 tarihinde işe başlama tutanağı düzenlendiği,
Sözleşmenin 9.3. maddesinde iş süresinin 120 takvim günü olarak belirlendiği, işe 28.08.2013 tarihinde kısmen başlanılabildiği,
İşte 32 kez süre uzatım kararı alındığı, iş bitim tarihinin en son 31.12.2016 olarak belirlendiği,
İşin söz konusu tarihte tamamlandığı, yüklenicinin 13.02.2017 tarihli dilekçesi ile geçici kabulün yapılması için Bölge Müdürlüğünden talepte bulunduğu, işin yapımı sürecinde yükleniciye 28 adet ara hakediş ile ödemede bulunulduğu,
Anlaşılmıştır.
Kamu zararı iddiasına konu olan işlem ve eylemlerin safahatı değerlendirildiğinde;
…………. Genel Müdürlüğünce …………. Bölge Müdürlüğüne gönderilen 15.03.2019 tarih ve …………. sayılı yazının incelenmesinde;
Söz konusu yapım işinin gerçekleştirilmesi sürecinde birtakım usulsüzlükler yapıldığı yönünde yüklenici firmanın çalışanı tarafından 29.03.2017 tarihinde …………. İl Emniyet Müdürlüğüne ihbarda bulunulduğu, ihbar yazısına istinaden konunun …………. Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmesi üzerine Başsavcılığın …………. Genel Müdürlüğüne gönderdiği soruşturma talebine ilişkin yazı üzerine …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri tarafından Bilirkişi görevlendirildiği, 09.05.2017 tarihli Bilirkişi Raporundaki tespitler ve inşaat mahallinde yapılan incelemeler üzerine müfettişler tarafından 12.06.2017 tarihli ve …………. sayılı İnceleme Raporunun düzenlendiği, bu raporda toplam …………. TL fazla ödeme tespitinin yapıldığı,
İkinci aşamada, …………. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, …………. Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenen 21.03.2018 tarihli Bilirkişi Raporunun düzenlendiği; bu Bilirkişi Raporuna göre ise …………. TL fazla ödeme tespitinin yapıldığı,
Son aşamada; …………. Cumhuriyet Başsavcılığının bu defa …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığına yazdığı 12.09.2018 tarihli yazıyla talep etmesi üzerine, …………. Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen iki müfettişin görevlendirdiği bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler esas alınarak 19.02.2019 tarihli ve …………. sayılı İnceleme Raporu düzenlendiği, bu Raporda, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda …………. TL’lik kamu zararı tespitinin yapıldığı, bu raporun …………. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
Sorumlularca, …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının İnceleme Raporu doğrultusunda hazırlanan ancak henüz ödemesi yapılmamış olan ve kesin hesap çalışmalarında ölçü alınacağı söylenen 29 ve son no.lu hakedişte birçok imalat kaleminde azalma olduğu, kesin hesap çalışmaları çerçevesinde hazırlanan 29 no.lu hakedişte, hesaplanan fiyat farkı dahil toplam tutar ile sorgu içeriğine ilişkin son hakediş olan 28 no.lu hakedişin fiyat farkı dahil toplam tutarı arasındaki farkın eksi bakiye olarak hesaplandığı, 28 no.lu hakedişte …………. TL olan fiyat farkı dahil toplam tutarın, 29 ve son no.lu hakedişte …………. liraya düşürüldüğü, aradaki farkın (tespit edilen kamu zararı) tahakkuk tutarı olarak gösterildiği, dolayısıyla 29 ve son no.lu hakediş tutarının - …………. lira olduğu hususlarının bildirildiği,
Diğer taraftan; belirlenen …………. TL’lik kamu zararının, kesin hesabın çıkarılması aşamasında yükleniciden tahsilinin sağlanması hususunun …………. Genel Müdürlüğünce …………. Bölge Müdürlüğünden talep edildiği; belirlenen tutarın yükleniciden tahsili için Bölge Müdürlüğünce girişimde bulunulması üzerine, yüklenici tarafından …………. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatta bulunularak tespit davası açıldığı, …………. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan İş …………. sayılı tespit davası kapsamında Mahkemece atanan bilirkişilerin yaptıkları inceleme sonucu 25.09.2019 tarihli Bilirkişi Raporunun düzenlendiği, bu raporda özetle; bütün yolun düşeyde ve yatayda projesine uygun olarak yapıldığı, doğal afet nedeniyle hasara uğrayan bölümün de projesine uygun yapıldığının düşünüldüğü belirtilerek; buna rağmen, hasara uğrayan kısımdan dolayı (bozulan imalat miktarı karşılığında) dava tarihi itibarıyla …………. TL tutarında fazla ödeme tespiti yapıldığı,
Öte yandan, ek sorgu ile …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının İnceleme Raporu çerçevesinde ne tür işlemler yapıldığının da bildirilmesinin istenmesi üzerine sorumlularca Teftiş Kurulu Raporu gereğince kamu zararı olarak tespit edilen ve yüklenici firma bünyesinde kantarcı olarak çalışan bir kişinin …………. Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu şikâyete istinaden …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan incelemeler sonucunda, kesin hesaba yönelik nihai metraj değerleriyle hesaplanan hakediş neticesine göre bulunan, ara hakedişlere esas alınmaması gereken aynı dakika içinde veya 3-5 dakika arayla kantara giren aynı plakalı kamyonlara ait fişler ile şartname dışı yeşil kil taşı imalat karşılığı …………. TL ile 19.01.2018 tarihinde meydana gelen şiddetli fırtınada zarar gören imalatlar karşılığı …………. TL olmak üzere toplam …………. liranın Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Hatalı, kusurlu eksik işler” başlıklı 24 üncü maddesi, “Yüklenicinin bakım ve düzeltme sorumlulukları” başlıklı 25 inci maddesi ve “Yüklenicinin kusuru dışındaki hasar ve zarar” başlıklı 26 ncı maddesi hükümleri gereği yükleniciden tahsil edilmesi cihetine gidildiği, 11.04.2019 tarihli ve …………. sayılı yazı ile işlem başlatıldığı ve bu tutarın tahsili için yüklenici …………. A.Ş.'den talepte bulunulduğu, ancak yüklenici firmanın bu tutarı ödemediği, kamu zararı tutarına itiraz ettiği, yüklenici firmanın resmi olarak iflas etmiş olması nedeniyle …………. Genel Müdürlüğünün alacaklı sıfatı ile …………. İflas Müdürlüğüne yüklenici tasfiye halinde …………. A.Ş.’den alacak kaydı talebi başvurusunda bulunulduğu (Müflis …………. A.Ş. adına …………. İflas Müdürlüğünün …………. İflas sayılı dosyası), bu amaçla Genel Müdürlüğün …………. TL'nin 19.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sıra cetveline (iflas masasına) kaydına ve ikinci alacaklılar toplantısına katılmalarına karar verilmesi için …………. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde …………. sayılı dosya ile dava açıldığı, bu dosyada davacı tarafın …………. Genel Müdürlüğü, davalı tarafın ise …………. İflas Müdürlüğü olduğu,
Söz konusu yargılama kapsamında Mahkemece tespit amaçlı bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor tanzim edildiği, bu nedenle sorumluların bu mahkemenin kararının beklenmesini istemiş oldukları, Mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyetinin hazırladığı bilirkişi raporunda ise ayrıntılarına aşağıda yer verileceği üzere diğer bilirkişi raporlarındakilerden farklı tespitler yapıldığı ve sürecin devam ettiği,
Ayrıca, yüklenici firma bünyesinde kantarcı olarak çalışan bir kişinin …………. Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu şikâyet üzerine …………. Cumhuriyet Başsavcılığınca da Bilirkişi görevlendirilerek Rapor hazırlatıldığı, …………. Cumhuriyet Başsavcılığının …………. Soruşturma, …………. Karar No.lu kararıyla, sözleşme konusu eserin kabul işlemlerinin yapılmamış olması nedeniyle, suça konu olay sebebi ile şüpheli …………. Bölge Müdürlüğü görevlileri ile yüklenici ve alt yüklenici firma yetkilileri hakkında kamu adına “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” karar verildiği,
Belirtilen bu süreç içerisinde yüklenici firmanın çalışanı tarafından bir ihbar dilekçesinin de 20.06.2018 tarihinde Sayıştay Başkanlığına gönderildiği, bunun üzerine denetim ekibi tarafından mahallinde araştırma ve inceleme yapılmasını temin için 16.01.2019 tarihinde “bilirkişi” görevlendirildiği; görevlendirilen üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından yapılan araştırma ve incelemeler sonucu düzenlenen Bilirkişi Raporunun 22.03.2019 tarihinde denetim ekibine sunulduğu, bu Bilirkişi Raporundaki veriler esas alınarak sorgu düzenlendiği ve sorumlu addedilenlere gönderildiği; alınan cevaplara istinaden kamu zararı iddiasına konu 20.02.2020 tarihli yargılamaya esas ek rapor düzenlendiği,
Söz konusu raporun yargılanması sonucu çıkarılan 216 sayılı Ek İlamın 1 inci maddesiyle …………. TL tutarındaki kamu zararının tazminine hükmolunan konunun Temyiz Kurulunca bozulması üzerine denetim ekibince alınan bilirkişi raporunun ek sorgu ekinde tüm sorumlulara gönderilerek savunmaları alındığı, bu savunmalar ile birlikte sorumlular vekilinden alınan dilekçe de değerlendirilmek suretiyle 31.07.2024 tarihli ek raporun düzenlenerek Dairemize gönderildiği,
Anlaşılmıştır.
…………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 19.02.2019 tarihli ve …………. sayılı İnceleme Raporunun incelenmesinde,
İki farklı kesimde (26+620-26+670 (50 m) ve km:26+850-26+910 (60 m)) tamamen görünen yüzeyde yüzeysel ölçümler yapılarak, teknik şartnameye uygun olmayan yeşil kil taşı miktarının hesaplandığı ve 203.146,418 ton tahkimat taşının toplam tahkimat miktarından düşülmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, deniz tahribatından kaynaklı olarak tahkimatta bozulan kesim ile ilgili olarak da tahkimatta km:27+190-27+310 arası (120 m) imalat tamamlandıktan sonra 19.01.2018 tarihinde meydana gelen deniz dalgasından kaynaklı olarak tahrip olduğu tespit edilen ödemeye esas enkesit miktarlarının, böylece yükleniciden kesilmesi gereken miktarların hesap edildiği, buna göre deniz tahribatından kaynaklanan, 0-0,4 ton kategorisindeki 90.647,669 ton, 0,4-2 ton kategorisindeki 13.378,655 ton, 2-6 ton kategorisindeki 5.796,845 ton ve 6-15 ton kategorisindeki 53.532,521 ton olmak üzere toplam 163.355,989 ton tahkimat taşının toplam tahkimat miktarından düşülmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı,
İdarece düzenlenen ancak henüz ödemesi yapılmayan 29 ve son no.lu hakedişin yeşil defter icmal sayfasına doğru miktarlar girildikten sonra önceki hakedişlerde yer alan miktarlarla farkının eksi bakiye olarak yer aldığı, 28 no.lu hakedişte …………. TL olan fiyat farkı dahil toplam tutarın, 29 ve son no.lu hakedişte …………. liraya düşürüldüğü, aradaki farkın (tespit edilen kamu zararı) tahakkuk tutarı olarak gösterildiği, dolayısıyla 29 ve son no.lu hakediş tutarının - …………. lira olduğu, hesap detaylarına bakıldığında, hakediş ödeme sayfasında önceki hakedişlerde fazla ödenen miktarlar düşüldükten sonra fiyat farkı hesabının da yeni duruma göre güncellendiği, fiyat farkı dahil toplam …………. TL kamu zararı hesaplandığı,
Netice itibarıyla, işin kesin hesabına yönelik eldeki nihai metraj verilerinin değerlendirilmesi, …………. Genel Müdürlüğü AR-GE Dairesi Başkanlığınca yapılan deney sonuçlarına göre şartname dışı imalat miktarlarının düşülmesi ve 19.01.2018 tarihinde meydana gelen deniz dalgasından kaynaklı tahrip olan imalat miktarlarının düşülmesi sonucu …………. TL kamu zararı hesaplandığı, Teftiş Kurulu Raporunda aynı dakika içinde veya 3-5 dakika arayla kantara giren aynı plakalı kamyonlara ait fişler ile şartname dışı yeşil kil taşı imalat karşılığı …………. TL ile 19.01.2018 tarihinde meydana gelen şiddetli fırtına sonucu oluşan deniz dalgaları nedeniyle tahrip olan kesimin imalat karşılığı …………. TL olmak üzere toplam …………. TL'nin yükleniciden tahsil edilmesi gerektiğinin raporlandığı,
Bu tutarın Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Hatalı, kusurlu eksik işler” başlıklı 24 üncü maddesi, “Yüklenicinin bakım ve düzeltme sorumlulukları” başlıklı 25 inci maddesi ve “Yüklenicinin kusuru dışındaki hasar ve zarar” başlıklı 26 ncı maddesi hükümleri gereği yükleniciden tahsil edilmesi cihetine gidildiği, 11.04.2019 tarihli ve …………. sayılı yazı ile işlem başlatıldığı, ancak Genel Müdürlüğün bu tutarın tahsiline ilişkin girişimde bulunması üzerine yüklenici tarafından yeniden tespit istendiği ve sürecin devam ettiği,
Görülmüştür.
…………. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan …………. İş sayılı tespit davası kapsamında mahkemeye sunulan 25.09.2019 tarihli “Bilirkişi Raporu”nda özetle;
Yolun yatayda projesine uygun yapıldığı, ancak çok az bir kısmının (KM:27+910.00-27+950.00) zeminde imalatının yapılmadığının gözlemlendiği, söz konusu eksikliğin şu an da trafiğe açık olan servis yolunun kullanılabilmesi amacıyla olabileceği kanaatine varıldığı, yolun düşeyde Km: 25+600-27+100 arasında yine projesine uygun olarak tamamlandığı, Km:27+100-27+950 arasında düşeyde taş tahkimatın bozuk olduğu,
Bu nedenle burada yapılan imalatların projesine göre yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, ancak Km: 25+600-27+100 arasında yapılan imalatların projesine uygun olarak yapıldığı göz önüne alındığında, bu kısımdaki imalatların da projesine uygun olarak yapıldığı kanaatine varıldığı,
Yol güzergahı boyunca yapılmış olan taş tahkimat imalatlarında kullanılan malzemenin …………. beldesinde bulunan …………. Enerjiye ait taş ocağındaki taş yapısıyla benzerlik gösterdiği, aynı zamanda incelenen taşlar arasında bulunan az miktardaki proje dışı taşların, tahkimatta kullanılan malzeme arasına yol güzergahı üzerine gelişi güzel dökülen hafriyatın arasında bulunan malzeme ile dalga hareketi nedeniyle deniz içerisindeki taşlardan karıştığının görüldüğü, tahkimatta kullanılan taşların projedeki kategorilere uygun olduğunun tespit edildiği,
Zeminde yapılan inceleme sonrası hazırlanan proje ve enkesitler üzerinden yapılan kübaj hesaplarında, yol güzergahının deniz tarafında kalan kısmında yapılan taş tahkimat imalatlarından;
- 0,4 kategorisindeki malzemede 2.044.760 m3, 0,4. 2 kategorisindeki malzemede 5.383.303 m3, 2. 6 kategorisindeki malzemede 12.129.812 m3, ariyet temel dolgu malzemesinde 3.739.995 nı3 malzeme dalga nedeniyle tahribata uğramış olup, söz konusu tahribata uğrayan malzemenin temini ve yerine konması bedelinin dava tarihi ve sözleşme birim fiyatları dikkate alınarak ayrı ayrı aşağıda hesaplandığı,
27+100 ile 27+950 kilometreleri arasında tahkimatta bozulan malzemenin miktarları, dava ve sözleşme tarihlerindeki değerleri üzerinden hesaplanmış olup;
-
Dava tarihi itibarı ile hasara uğrayan kısmın değerinin: …………. TL,
-
Sözleşme tarihi itibarı ile hasara uğrayan kısmın değerinin: …………. TL,
Olduğu görüş ve kanaatine varıldığı,
Belirtilmiştir.
…………. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan …………. sayılı kayıt-kabul davası kapsamında alınan bilirkişi raporunda özetle;
Teknik İşler Yönünden İnceleme ve Değerlendirmeler bölümünde, kantar fişleri ile sahadaki miktarın hangisinin esas alınması gerektiği konusunda tereddüt oluştuğundan herhangi bir kanaat belirtilmediği,
Şartname dışı yeşil kil taşı imalat karşılığına dair, davacının alacağı olup olmadığı hususunda ise …………. Genel Müdürlüğü Müfettiş Raporu değerlendirmeleri ve davalı firmanın cevap dilekçesine göre, davacının alacağı olup olmadığı hususunun değerlendirildiği,
…………. Genel Müdürlüğü Müfettiş Raporunda, tahkimat imalatında kullanılan, KTŞ Kısım 305. Tahkimat Bölümünde belirtilen referans değerleri taşımadığı ortaya çıkan yeşil kil taşının, toplam tahkimat içerisindeki oranının ortalama %7,57 olarak belirlendiği, toplam tahkimat içerisindeki toplam miktarının ise 203.146,418 ton olarak hesaplandığı, sözleşme ve şartname dışı olan bu miktarın toplam tahkimat imalatından düşülmesi gerektiği ve bu taşın toplam bedelinin ise, …………. TL olduğu,
Davacı idarenin, …………. TL tutarını hangi birim fiyat ile çarpıp bulduğunu belirtmeden sonuç bildirdiği, ancak …………. TL tutarı, malzeme miktarına bölündüğünde: …………. TL/ 203.146,418 ton =12,457 TL/ton sonucu çıktığı,
İşin birim fiyat listesinde ise;
Poz:34.010/K/Özel Pozu olan;
Sözleşme birim fiyatı :10,65 TL/Ton olduğu için,
Davacı idarenin yeşil kil taşından dolayı davalı yükleniciden keseceği taşın birim fiyatının KDV dahil tutarının ise: 10,65 TL/Ton*1,18=12,567 TL/Ton olması gerektiğinin değerlendirildiği,
Davacı İdare tarafından yeşil kil taşının tüm imalatlardan kaldırılması talep edilmediği gibi, söz konusu taşların yol inşaatında kullanılmaya devam ettiği, davacı idarenin, sökülmeyen yeşil kil taşlarının olduğu taş tahkimatları çevreleyen yolun üst yapı işleri olan; 8 cm bitümlü temel+6 cm binder+5 cm aşınma tabakası olmak üzere toplam 19 cm kalınlığında yolun asfalt kaplama yapılması işlerini ikmal inşaatı kapsamında dava dışı firma …………. Ltd. Şti.’ne vermiş olduğu, bu nedenle; sahada kullanılmaya devam eden yeşil kil taşların fiziksel değerler açısından tahkimatta kullanabileceğinin anlaşıldığı, dolayısıyla bu taşların kullanılmayacak taşlar olmadığı ve kullanılmaya devam edilmiş olduğu, bu itibarla söz konusu hasar gören yeşil kil taşları için uygun olanın; davalı yükleniciden bu taşlar nedeniyle %5 oranında nefaset kesintisi yapılması olduğu, bu kesintinin tutarının ise ayrıntısı aşağıda gösterildiği üzere iflas tarihi itibarıyla KDV hariç …………. TL olduğu,
Davacı idarenin, toplam taş tahkimat içindeki yeşil kil taşı miktarının: 203.146,418 ton olduğu,
Poz:34.010/K/Özel 6,00-15,00 ton Kategorisindeki Tahkimat Taşı Pozunun Sözleşme Fiyatı Üzerinden Davalı Yükleniciden Kesilmesi Gereken Nefaset Kesintisinin KDV hariç:
İmalattan dolayı = …………. TL olması gerektiği,
Ayrıca …………. TL tutarındaki imalat kesintisinden dolayı, davacı idarenin davalı yükleniciye ödemiş olduğu fiyat farkı ise, KDV hariç (28 No.lu Hakedişe Göre, Ağustos/ 2016 Endeksleriyle) …………. TL olduğu,
Davalı yükleniciden kesilmesi gereken toplam nefaset kesintisi tutarı veya davalı yükleniciye idare tarafından sarı kil taşından dolayı yapılmış olan fazla ödemenin, 29.12.2016 tarihli 28 no.lu hakediş tarihi itibarıyla KDV hariç tutarı:
…………. TL olduğu,
Davacı idarece, davalı yüklenicinin iflas tarihi olan 26.06.2019 tarihi itibarıyla alacak tutarının ise; yurt içi üretici fiyatları genel endekslerine göre tespit edildiği,
Buna göre;
29.12.2016 tarihli genel endeks Go = 274,19
26.06.2019 tarihli genel endeks Gn =457,16 olup,
İflas tarihi itibarıyla oluşan davacı idare alacağının ise, KDV hariç:
…………. TL olarak tespit edildiği,
Davacı idarenin hasara uğrayan kesimde yükleniciye ödenen yapım bedelinin …………. TL olduğunu iddia ettiği, buna mukabil davalı yüklenicinin dayandığı …………. Asliye Hukuk Mahkemesinin …………. İş sayılı tespit dosyasında taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 2019 tarihi itibarıyla husule gelen hasar ve zarar tutarının KDV hariç …………. TL olduğunun belirtildiği, bu miktara KDV’nin ilavesi ile bu tutarın …………. TL olarak hesaplandığı,
Olağanüstü hâl nedeniyle hasara uğrayan yol kesiminin İdare iddiasına göre …………. TL olduğu, bu miktara ihtarın tebliğ tarihine tanınan 30 günlük süre ilave edildiğinde davalının 12.05.2019 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla, iflas tarihine kadar işleyen (talep gereği) yasal faiz tutarının …………. TL olduğu,
Bu durumda davacının iflas tarihi itibarıyla alacak tutarının;
-
Hasar gören ve zarara uğrayan kesimdeki davacı iddiası kabul edildiğinde; …………. TL,
-
Delil tespit raporu dikkate alındığında ise; …………. TL olacağı,
Ayrıca, davalı yüklenici tarafından …………. Bankası A.Ş.’den alınarak davacı idareye verilen …………. TL’lik “Kesin Teminat Mektubu,”, düzenlenen ara hakedişlerden de kesin teminat karşılığı nakit olarak …………. TL tutarında olmak üzere toplam …………. TL tutarında teminat bulunduğu, davacı idarenin kesin teminatı irad kaydedip etmediğine dair dosyada bir belge ve belirleme bulunmadığı, kesin teminat irad kaydedilmiş ise; irad kaydedilen teminat tutarı olan …………. TL iflas masasına yazdırılması gereken yukarıda her iki halde hesaplanan tutardan fazla olduğundan, davacının masaya alacak kaydı talebinin yerinde olamayacağı,
Kesin teminat irad kaydedilmemiş ise, iflas tarihi itibarıyla masaya alacak kaydı gereken tutarın;
Olağanüstü hâl nedeniyle hasar ve zarara uğrayan yol kesimi bedeli ile ilgili olarak;
Davacı İdare iddiasının kabul edilmesi halinde …………. TL,
Delil tespit raporuna itibar edildiğinde ise …………. TL olacağı,
Ayrıca, bölgede oluşan aşırı fırtına ve yağışların meteorolojik verilere göre bir afet olarak nitelendirildiği ve bu olayın mücbir bir sebep oluşturduğu, oluşan meteorolojik afet neticesinde denizde oluşan yüksek dalgalar nedeniyle yol güzergahında oluşan yıkımın etkisinin davacı İdarenin yapmış olduğu proje değişikliği nedeniyle daha çok artmış olduğu, bu nedenle, davacı İdarenin, fırtına sonucu oluşan deniz dalgaları nedeniyle tahrip olan yol kesimindeki imalat karşılığı olarak, davalı yükleniciden bir bedel talep edemeyeceğinin düşünüldüğü,
Şeklinde görüş ve kanaat belirtildiği,
Anlaşılmıştır.
Yukarıda anılan bilirkişi raporlarının genel değerlendirilmesinde;
Konu ile ilgili olarak farklı bilirkişilerce yapılan tespitlerin ve farklı müfettişlerce yapılan değerlendirme sonuçlarının da farklı olduğu, bu nedenle aynı konuda farklı fazla ödeme hesaplamalarının yapıldığı ve söz konusu raporların bazı yönleri ile birbirleriyle çeliştiği anlaşılmaktadır.
Görüleceği üzere, yukarıda anılan bilirkişi raporlarında birbirinden farklı değerlendirmeler yapılmış olup yükleniciden kesilmesi gereken tahkimat taşı miktarında ve buna bağlı olarak oluştuğu iddia olunan kamu zararı tutarları arasında birbirinden farklı tutarlara ulaşılmıştır.
Bu sorunun giderilmesi için yeniden yeni bir Bilirkişi Heyeti görevlendirilmesi durumunda;
-
Mevcut imalatların üzerine çok sayıda yeni imalat yapılması,
-
Tahkimat imalatının önemli bir kısmının deniz içinde olması nedeniyle numune alınması işlemlerinin çok zor olması,
-
Tahkimatın yıkılan bölümüne ilişkin savunmada yer alan dışarıdan çöp ve moloz getirilerek alana dökülmesi sonucu alınan numunelerin hatalı olabileceği iddiası ile bugün itibarı ile sahanın temizlenmesi nedeniyle bu alandan numune alınması imkanının bulunmaması,
Hususları birlikte değerlendirildiğinde, yeni bilirkişi heyetinin sağlıklı tespitler yapabilmesi mümkün görülmemektedir.
Bu nedenle yapılması gereken öncelikle, eldeki verilerle hangi rapordaki değerlendirmelere itibar edilmesi konusunun tartışılması olacaktır.
Değerlendirme denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi heyeti raporu, …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Raporu, …………. Asliye Hukuk Mahkemesi bilirkişi raporu ile …………. Asliye Ticaret Mahkemesi bilirkişi raporu için yapılmıştır.
…………. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan …………. İş sayılı tespit davası kapsamında mahkemeye sunulan 25.09.2019 tarihli delil tespit raporunun incelenmesinde;
Raporda yer alan “27+100 ile 27+950 kilometreleri arasında tahkimatta bozulan malzemenin miktarları”na ilişkin yapılan tespitlerin ayrıntılı bilgisine raporda da yer verildiği üzere, insansız hava aracı ile yapılan görüntülerin modellenmesine dayandığı görülmektedir.
Söz konusu rapordan anlaşıldığına göre, insansız hava araçlarıyla yukarıdan yüzeysel olarak alınan görüntüler dijital ortamda işlenerek üzerinde çalışılmış, kesitler üzerinden hasar alan bölgelerin yüzölçümü değerleri hesaplanarak kübaj hesabı yapılmıştır. Kübaj hesaplarına bakıldığında, yaklaşık 23.200 ton üzerinden zarar hesaplanmıştır. Bu miktarın yüzeysel ölçüm nedeniyle düşük olduğu kanaati hasıl olmuştur. Arazide yapılması gereken tahkimatın birebir ölçülmediği, yukarıdan insansız hava aracı ile alınan verilerin dijital ortamda değerlendirildiği dikkate alındığında, bu miktarın olmama ihtimali çok yüksektir. Bu anlamda …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Raporunda yer alan miktara itibar edilmesi daha doğru olacaktır.
Diğer yandan, bu Raporda, tahkimat taşlarının teknik şartnameye uygunluğuna ilişkin ciddi bir çalışmanın da yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Raporda kireçtaşının tahkimatta %80-90 arasında bulunduğu, kumtaşının tahkimatta %5-10 arasında bulunduğu, silttaşının da %5-10 arasında bulunduğu,
Yol güzergahı boyunca yapılmış olan taş tahkimat imalatlarında kullanılan malzemenin …………. beldesinde bulunan …………. Enerjiye ait taş ocağındaki taş yapısıyla benzerlik gösterdiği, aynı zamanda incelenen taşlar arasında bulunan az miktardaki proje dışı taşların, tahkimatta kullanılan malzeme arasına yol güzergahı üzerine gelişi güzel dökülen hafriyatın arasında bulunan malzeme ile dalga hareketi nedeniyle deniz içerisindeki taşlardan karıştığının görüldüğü, tahkimatta kullanılan taşların projedeki kategorilere uygun olduğunun tespit edildiği,
Belirtilmiş ise de;
Bu veriler, taşların teknik şartnameye uygunluğunun tespiti için yeterli değildir. Diğer yandan, kamu zararı hesabı, taşların geneli şartnameye uygun olarak değerlendirildiğinden, yeşil kil taşı ile ilgili olarak yapılmamış, deniz dalgaları nedeniyle oluşan hasar mücbir sebep kapsamında değerlendirilmekle birlikte, sadece yıkılan kısım için yapılmıştır. Bu nedenle söz konusu ölçüm yöntemine itibar edilmemiştir.
…………. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan …………. sayılı kayıt-kabul davası kapsamında alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde;
Raporda, yeşil kil taşının kullanılmasından dolayı yükleniciden nefaset kesintisi yapılmasının daha uygun olduğu değerlendirmesine yer verilmiştir.
İdarece yeşil kil taşından olan tahkimatların kullanılmaya devam edildiği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, ayrıntılarına aşağıda da yer verildiği üzere, yeşil kil taşından (deneylerden) kaynaklanan kamu zararı hesabında %5 oranında nefaset kesintisi yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmekle birlikte, anılan Raporda, yeşil kil taşından dolayı davalı yükleniciden kesilecek taşın birim fiyatı (KDV dahil 12,567 TL/Ton) ile nefaset kesintisinin parasal değer olarak (…………. TL) hatalı belirlendiği görülmüştür.
Yapılan incelemede, bilirkişi heyetince, Teftiş Raporunda hiç ödenmemesi gerektiği belirtilen toplam tahkimat taşının %7,57’sine tekabül eden 203.146,418 ton taşın bedeli üzerinden %5 nefaset kesintisi hesaplandığı görülmüştür. Oysa bu miktarın, imalatın %7,57’si üzerinden değil toplam tahkimat miktarı üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Dolayısıyla, kamu zararı hesabında Bilirkişi Raporundaki %5 nefaset kesintisi doğru kabul edilmiş, ancak tahkimatın miktarının tamamının %5’i üzerinden yapılan hesaplama aşağıda gösterilmiştir.
Ayrıca Bilirkişi Raporunda, yeşil kil taşının tahkimatta kullanılmasından kaynaklı iflas tarihi itibarıyla talep edilebilecek davacı idare alacağı …………. TL olarak belirtilmiştir. İflas tarihi itibarı ile kamu zararı belirlenmesi de yerinde görülmemiştir.
Öte yandan Bilirkişi Raporunda, 19.01.2018 tarihinde meydana gelen şiddetli fırtınanın mücbir sebep sayılıp sayılmayacağı, buna göre fırtına sonucu oluşan deniz dalgaları nedeniyle tahrip olan kesimin imalat karşılığı olarak davacının alacağı olup olmadığı hususu değerlendirilirken,
Dava konusu yol inşaatında dalgalardan dolayı yol tahkimat ve yol dolgularında oluşan yıkımların; denizde oluşan dalgaların oluşturduğu bir afet neticesinde gerçekleştiğinin düşünüldüğü; dolayısıyla, bölgede oluşan aşın fırtına ve yağışların meteorolojik verilere göre bir afet olarak nitelendirildiği ve bu olayın mücbir bir sebep oluşturduğu, bu nedenle, davacı İdarenin, fırtına sonucu oluşan deniz dalgaları nedeniyle tahrip olan yol kesimindeki imalat karşılığı olarak, davalı yükleniciden bir bedel talep edemeyeceğinin düşünüldüğü değerlendirmesine de katılmak mümkün değildir.
Sonuç olarak, 31.07.2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında da açıklandığı üzere, denetim ekibince görevlendirilen Bilirkişi Heyetince hazırlanan Bilirkişi Raporunun, görevlendirme yazısında ifade edilen; “…. belirtilen iş kalemleri ile ilgili ihale dokümanında yer alan şartname ve birim fiyat tariflerine uygun olarak imalatların yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, ödemeye esas metraj, kantar fişleri ve diğer belgeler ile bu iş kalemlerinin karşılaştırılması, gerekli jeolojik ve jeofizik çalışmaların yapılması; bu bağlamda, bu işlerin geneli hakkında kesin kanaat oluşturabilecek tüm verilerin toplanması, gerekli analizlerin yapılması, elde edilecek tüm jeolojik ve jeofizik sonuçlar ışığında şartnameler ve hakediş miktarları ile sonuçlarının karşılaştırılması” hususlarını tam karşılamadığı: tespitlerin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açık ve net olması gerekirken, bunun böyle olmadığı, dolayısıyla Rapordaki eksiklikler ve belirsizlikler nedeniyle Bilirkişi Raporunda yer alan verilere itibar edilmemesi gerektiği anlaşılmıştır.
Bu meyanda, …………. Genel Müdürlüğü Teftiş raporundan ayrışan, …………. Asliye Ticaret Mahkemesi bilirkişi raporuna uyan yanları aşağıdaki kamu zararı hesabında gösterilmekle birlikte, genel çerçevesi itibarıyla, …………. Genel Müdürlüğü Müfettişliğince düzenlenen 12.06.2017 tarih ve …………. sayılı İnceleme Raporu dayanak alınarak hazırlanan 19.02.2019 tarihli ve …………. sayılı …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu İnceleme Raporunda yer alan tespitlere itibar edilmesi, mevcut veriler doğrultusunda da anılan Raporda yer alan hesaplama şeklinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan, ek savunmada, …………. Hukuk tarafından müvekkillerinin beraatine karar verilmesi, yargıya intikal etmesi nedeniyle alacak davası sonuçlanıncaya kadar konunun hüküm dışı bırakılması ve dosyanın bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de;
6085 sayılı Kanun’un “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun uygulanacağı haller” başlıklı 61 inci maddesinden hareketle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bekletici sorun” başlıklı 165 inci maddesi uyarınca, ilâm konusu yapılmaksızın bir ara kararla, yargılamanın ertelenmesi kararı verilmesi mümkün bulunmakla birlikte,
…………. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetince yapılan kamu zararı hesabında bazı hatalar göze çarpmaktadır. Kaldı ki, Asliye Ticaret Mahkemesi …………. Genel Müdürlüğünün alacaklı sırasına girip giremeyeceğine karar verecektir.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun "Daireler" başlıklı 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasında;
“Daireler;
a) Hesap mahkemesi olarak sorumluların hesap ve işlemlerine ilişkin düzenlenen yargılamaya esas raporlarda yer alan kamu zararına ilişkin hususları hükme bağlar.
…”,
“Hüküm ve tutanaklar” başlıklı 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında da;
“Hesap yargılaması sırasında, mahkemelere veya yürütülen bir soruşturma için ilgili idari mercilere verilmiş olması nedeniyle belgeleri bulunmayan hesap yargılamasına konu olan bir işleme ilişkin bilgi ve belgelerin yeterli görülmemesi ve kovuşturma veya soruşturma sonucunun beklenmesine gerek görülen hallerde, bu hususlara ilişkin hesap ve işlemlerin yargılanması durdurularak, hüküm dışı bırakılabilir. Hüküm dışı bırakılan hususlara ilişkin noksanlıklar giderildikten sonra bu hesap ve işlemlerin yargılanmasına devam edilir.”
Hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca, hüküm dışı bırakılmasını gerektirir bir durum bulunmaması halinde, yargılamaya esas raporlarda yer verilmek suretiyle ve karara bağlanmak üzere birer hesap mahkemesi olan Sayıştay Daireleri önüne getirilen uyuşmazlık konusu iş ve işlemlerle ilgili olarak Dairelerin 6085 sayılı Kanunun 48 vd. maddeleri gereğince usule veya esasa ilişkin ilâma konu edilecek bir nihai karar vermeleri gerekmekte olup söz konusu talep yerinde görülmemiştir.
Yapılan tüm bu açıklamaların ardından, söz konusu taş tahkimat imalatlarının denetim ekibince alınan bilirkişi raporu esas alınarak düzenlenen asıl İlamdaki başlıklar üzerinden değerlendirilmesinin daha uygun olacağına karar verildikten sonra konunun esas yönünden incelenmesinde;
A- “İşte kullanılacak tahkimat malzemelerinin İdarece onaylı 2 ocağa ait olması gerekmekte iken 4 farklı bölgenin ürünü olduğu” hususunda,
Denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi incelemesinde, olay yerinin 26 lokasyona ayrıldığı, her lokasyondan alınan örneklerin yerinde ve laboratuvar ortamında ayrıntılı olarak incelendiği ifade edilerek,
Her lokasyonla ilgili ayrıntılı jeolojik inceleme, petrografik tanımlama ve yerinde yapılan fiziksel ölçümler sonucunda imalatta kullanılan kaya blokların tek bir ocaktan alınmadığı, en az 4 farklı bölgenin ürünü olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporunda ayrıca tahkimatta kullanılan taşların hangi ocaktan alındığını belirleyecek olan maden sevk fişlerine de rastlanılamadığı belirtilmiştir.
Denetim ekibince alınan bilirkişi raporunda, tahkimatta kullanılan taşların 4 farklı yerden getirildiği tespiti hususunda; savunmalarda,
Tahkimat yapımında kullanılacak olan malzemenin temin edileceği ocakların yükleniciye ait olduğu, yapılan laboratuvar çalışmalarında, …………. Beldesi …………. Enerjiye ait Taş Ocağı ve …………. Mevkii …………. Beton …………. Taş Ocağından alınan taş numunelerine yapılan deney sonuçlarına göre Teftiş Kurulu İnceleme Raporunda; “Numunelerin Deniz Tahkimatı için uygun olduğu sonucuna varılmıştır.”, ayrıca …………. Asliye Hukuk Mahkemesi Bilirkişi Raporunda; “tahkimat imalatında kullanılan malzemelerin …………. Beldesi …………. Enerjiye ait taş ocağındaki taş yapısıyla benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır. … İncelenen taşlar arasında bulunan az miktardaki proje dışı taşların, tahkimatta kullanılan malzeme arasına yol güzergahı üzerine gelişi güzel dökülen hafriyatın arasında bulunan malzeme ile dalga hareketi nedeniyle deniz içerisindeki taşlardan karıştığı görülmüştür. … Tahkimatta kullanılan taşların projedeki kategorilere uygun olduğu tespit edilmiştir.” ifadelerinin yer aldığı,
Sayıştay Başkanlığı Denetim Grubu tarafından görevlendirilen bilirkişilerin hazırladığı Raporda ise; yaklaşık olarak toplam %94 gibi bir oranda yer alan “Kumtaşları” ve “Kireçtaşları” ana başlıkları altında yapılan değerlendirmede kumtaşları ve kireçtaşları için “farklı mineralojik bileşim ve farklı bağlayıcı bileşim göstermeleri aynı ortamda çökelmedikleri ve aynı ortamda bulunmadıklarını da gösterebilir.” yorumunun sonuçlar kısmında; “bölgedeki tek bir lokasyondan (ocaktan) alınmadığı, en az 4 farklı bölgenin ürünleri olduğu tespit edilmiştir.” şeklinde kesin yargıya dönüştürüldüğü, sedimanter kayaçların oluşum gereği kayacı oluşturan minerallerin oranının, çökelmeyi kontrol eden koşullara göre farklılık göstermesinin normal olduğu, bu nedenle bu raporda yapılan analizlere göre birbirleriyle tezatlık içeren analiz sonuçları tablolarında yer alan mineral oranları ve tanımlamalarına göre kumtaşlarını 5, kireçtaşlarını 5 ayrı gruba ayırarak tahkimatta kullanılan taşların 4 ayrı yerden alındığı yorumu yapılmasının yine raporun sonuçlar kısmında da kesin yargıya gidilmesinin kuvvetli verilere dayandırılamayan bir tespit olarak görüldüğü, İdare olarak tahkimat imalatında, laboratuvar deney sonuçları uygun çıkan ocaklardan alınan malzemelerin kullanıldığı,
Belirtilmiştir.
Bu hususla ilgili olarak ek raporun sonuç kısmında ise; “Asıl raporda da belirtildiği üzere, ilgili ocaklardan maden sevk fişleri istenmiş, ancak bunlar denetim ekibinin bilgisine sunulamamıştır. Görevlendirilen bilirkişi heyeti, en az 4 farklı yerden taşların getirildiğini belirtmektedir. Sorumluların “Sedimanter kayaçların oluşum gereği kayacı oluşturan minerallerin oranının, çökelmeyi kontrol eden koşullara göre farklılık göstermesi normaldir.” iddiası karşısında, konunun teknik olması nedeniyle savunmada doğru söylenip söylenmediğinden emin olunamamaktadır. Ancak, Mahkemenin ve …………. Genel Müdürlüğü Müfettişliğinin bilirkişi raporlarında yapılan tespitlerin yanlış olduğunu iddia edebileceğimiz veriler de mevcut değildir. Bu nedenle savunmanın doğru olduğu değerlendirilebilir.” denilmektedir.
Savunmalarda, denetim ekibince alınan bilirkişi raporunda, lokasyon bazında yapılan numune tanımlamalarından bazılarının, kimyasal analiz Tablo.1 ve petrografik analiz sonuçları Tablo.2 ile örtüşmediği ve raporda bazı numune sonuçlarının yer almadığı ileri sürülmüş olup, 31.07.2024 tarihli ek raporda söz konusu bilirkişi raporunda bazı eksiklikler ve çelişkiler bulunduğu kabul edilmiştir.
Söz konusu yapım işinin sözleşme eklerinde de yer alan, …………. Genel Müdürlüğü yetkilileri tarafından hazırlanmış olan ve 2006 yılında yayımlanan Karayolları Teknik Şartnamesinin 305. Kısmında, taş tahkimat yapımına ilişkin hükümler yer almaktadır. Bu kısımda yer alan “305.1 sayılı Tabloda”, tahkimatta kullanılacak taşların şartnameye uygunluğunun tespiti için yapılması gereken deneyler, bu deneylere göre olması gereken şartname limitleri ve bu deneyler için esas alınması gereken standartlar da belirtilmektedir. (ASTM, TS, TSEN gibi )
Buna göre;
305.1 sayılı Tabloda ilk olarak, tahkimat taşlarının, “petrografik görünüm”lerine ilişkin değerlendirmeler yer almıştır.
Tahkimat taşlarının, “petrografik görünüm”lerine ilişkin deneyler için şartname limiti, “kristallerin iyi kenetlenmiş, kil minerali ve eriyebilir mineral olmaması” olarak belirlenmiştir. Yapılacak deneylerde esas alınacak deney standardı ise, “ASTM C 295” olarak öngörülmüştür. (“ASTM C 295”standardı, Türk Standartları Enstitüsü tarafından atıfta bulunulan Uluslararası Amerikan Test ve Materyalleri Topluluğu (ASTM) Standardıdır.) (2013 yılında düzenlenen Karayolları Teknik Şartnamesinin 305. Kısmında (305.02.01) yer alan “(305.1) sayılı Tablo”nun 1. sırasında, yapılacak deneylerde esas alınacak deney standardı ise, “TS EN 12407” olarak öngörülmüştür.)
Bilirkişi Raporu değerlendirilirken öncelikle belirtilmesi gereken husus şudur; Bilirkişi Raporunda, kumtaşları ve kireçtaşlarına ilişkin analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Raporda bu hususta bir açıklama yer almamakta; söz konusu standartlara hiçbir atıfta bulunulmamaktadır.
Diğer taraftan; bu hususla ilgili olarak Bilirkişi tarafından, km.30+500-33+600 arasındaki yaklaşık 3 km.lik bölümde belirlenen 26 lokasyondan alınan örnekler içerisinde kil minerali bulunup bulunmadığı araştırılmış ve bulunan kil minerali miktarları lokasyonlar itibariyle yüzde (%) olarak belirlenmiştir. Bilirkişi Raporu içerisindeki Tablo-2’de belirtildiği üzere;
KL-1 ile KL-9 lokasyonları arasında, kil oranı %5 ve üzerinde olan kesimler olduğu gibi, hiç olmayan kesimlerin de olduğu,
(Örneğin;KL:1.1,1.3,1.5,1.6,2.1,2.2,2.3,2.4,2.5,2.6,2.8,2.9,2.10,2.11,3.2,3.3,3.4,3.5,4.3,4.4,5.1,7.1,7.2,7.6,8.1,8.2,8.3,8.4,9.2,9.3,9,4);
KL 9’dan itibaren KL 26’ya kadar olan toplam 17 adet lokasyon ve bunların alt lokasyonlarında ise, hiçbir kil bulgusuna rastlanılmadığı, görülmüştür.
Bununla birlikte, belirlenmiş yerlerdeki kil minerali içeren ve içermeyen toplam taş miktarının hesaplanmadığı; kil minerali içeren taşlar için ise, belirlenmiş yüzdelerin, ilgili standarda (ASTM C 295 ) göre imalatların kalitesine olan etkisinin değerlendirilmediği; diğer bir deyişle, bu taşların ilgili standarda uygun olup olmadığı hususunun belirtilmediği anlaşılmıştır.
Teftiş Kurulu İnceleme Raporunda ise, öncelikle işin başlangıç ve bitiş sürecinde; diğer imalatlara (dolgu, alttemel, plentmix temel, parke, beton ve BSK) ilişkin kalite kontrol deneylerinin yapıldığı, fakat, “Tahkimat” imalatında kullanılan taşlar ile ilgili herhangi bir laboratuvar kalite kontrol deneyinin yapılmadığı, tahkimatta kullanılan malzemelerin hangi ocaktan alındığının açıkça ifade edilemediği bilgisine yer verilmiş olup,
…………. Genel Müdürlüğü Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı laboratuvarında yapılan 06.06.2017 tarih ve 09.06.2017 tarihli deneyler sonucu düzenlenen rapor sonuçlarına göre;
İşin dolgu kısmının imalatuıda kullanılan malzemenin KTŞ (Karayolu Teknik Şartnamesi) Kısım 206. Dolgular Bölümünde belirtilen referans değerleri taşıdığı,
İşin tahkimat kısmının imalatında kullanılan kategorik taşların ise;
A- Sarı Gri Kireç Taşı ve Gri Kireç Taşı ile ilgili deney sonuçlarının KTŞ Kısım 305 Tahkimat Bölümünde belirtilen limitler dahilinde olup, kabul edilebilir nitelikte olduğu,
B- Yeşil Kil Taşının ise; kütlece su emme, görünür yoğunluk, tek eksenli basınç deneyi, don sonu kütle kaybı gibi fiziksel değerler yönünden KTŞ Kısım 305 Tahkimat Bölümünde belirtilen kriterleri sağladığı, ancak, parçalanma direnci <=30 olması gerekirken 31, aşınma direnci <=20 olması gerekirken 66, magnezyum sülfat deneyi <=8 olması gerekirken 78 bulunduğu, bu taşın ise KTŞ Kısım 305 Tahkimat Bölümünde yer alan referans değerleri taşımadığı ortaya çıktığından kabul edilebilir nitelikte olmadığı,
Tahkimat imalatında kullanılan, KTŞ Kısım 305 Tahkimat Bölümünde belirtilen referans değerleri taşımadığı ortaya çıkan yeşil kil taşının toplam tahkimat içerisindeki oranının ortalama %7,57 olarak belirlenip, toplam tahkimat içerisindeki toplam miktarının 203.146,418 ton olarak hesaplandığı,
İfade edilmiştir.
Buna göre, yeşil kil taşı dışındaki kireç ve kum taşı numunelerinin KTŞ’de belirtilen referans değerleri taşıdığını, dolayısıyla söz konusu taşların İdarece onaylı ocaklardan getirildiğini kabul etmek gerekmiştir.
Sorumlular savunmalarında Maden Yönetmeliği’nin 84 üncü maddesi hükmü uyarınca ruhsatlı ocaklardan yapılan doğrudan satışlarda, Maden İşleri Genel Müdürlüğünce bastırılan ve ruhsat sahibi işleticiye verilen maden sevk fişinin düzenlenmesi öngörüldüğü ve söz konusu maden sevk fişlerinin Maden Genel Müdürlüğü, Mahalli Mülki İdare Amirlerinin ve İl Özel İdaresi tarafından görevlendirilen yetkili kişiler tarafından denetlendiği bu nedenle idarenin maden sevk fişlerini denetleme zorunluluğu bulunmadığını; ayrıca imalatta kullanılacak malzemelerin KTŞ’de belirtilen değerleri taşıması ve taşların idarece onay verilmiş ocaklardan alınması takibinin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14 ve 15’inci maddeleri hükmü uyarınca yapı denetim görevlisinin ve yüklenicinin sorumluluğunda olduğunu belirtmişlerdir.
Maden sevk fişleri tahkimatta kullanılan taşların tespiti için kanıtlayıcı belge özelliğine sahip olup, savunmalarda ileri sürülen Maden Yönetmeliğinin anılan hükmü Maden İşleri Genel Müdürlüğü, mahalli mülki idare amirleri ve il özel idarelerini ilgilendirmektedir ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi ile idarelere ve yüklenicilere yüklenen sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır.
B- “Karayolları Teknik Şartnamesinin (2006) 305.02.01 bölümünde belirtilen nitelikleri taşımaları gerekirken, kumtaşlarının önemli bölümünün %5’den fazla kil içerdiği, bazı kireçtaşlarının ise killi kireçtaşı bileşiminde olduğu”,
C- “Karayolları Teknik Şartnamesinin (2006) 305.02.01 bölümünde tahkimatta kullanılacak taşların aşınma direncinin %15 ten az olması gerektiği belirtildiği halde, aşınma kaybının en sağlam kumtaşlarında %24, kireçtaşında ise %28 olduğu”,
D- “Tahkimatta kullanılan taş blokların jeolojik inceleme, petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel deney sonuçlarına göre en az %45’inin tahkimatta kullanılmaya uygun olmadığı” hususunda,
Denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi heyetince düzenlenen Raporda, olay yerindeki bölgeden alınan en sağlam kumtaşının aşınma kaybının %24 ve kireçtaşının ise %28 olduğu, bu durumda kum taşı kökenli kayaların bu direnç standardını sağladığı, kireç taşı kökenli kayaların ise sağlamadığı belirtilmiştir.
Ayrıca denetçi, bilirkişinin “…26 lokasyondaki 97 adet kaya parçasından; 50 adedinin kireç taşı, 41 adedinin kumtaşından; yani %51,54’ünün kireçtaşından, %42,26 sının ise kumtaşından oluştuğu” tespitinden hareketle, “tahkimat taşlarının yaklaşık %94’ünün şartnameye uygun olmadığı” sonucuna ulaşmıştır.
305.1 sayılı Tabloda “Fiziksel test analizler” alt başlığı altında bahsedilen “Los Angeles aşınma testi” ile ilgili olarak değerlendirme yapıldığında;
…………. Genel Müdürlüğü tarafından 2006 yılında yayımlanan Karayolları Teknik Şartnamesinin 305. Kısmında yer alan “Tahkimat Taşının Özellikleri” başlıklı (305.1) sayılı Tablonun 5. sırasında; yapılacak olan deneyin niteliği, “Kaba agregada Los Angeles Aşınma Direnci “(%)” olarak ifade edilmiştir. Şartname limiti olarak bu oranın (%25’in) altında olması (<25); dolayısıyla aşınma oranının %25 ten büyük olmaması öngörülmüştür. Bu direncin tespiti için uygulanması gereken deney standartları ise “TS 699” ve “TS 2513” olarak belirlenmiştir.
2006 yılı KTŞ’nin 305.02.01 “Taşın Genel Nitelikleri Bölümü”nde yer alan Tablonun 8. sırasında; “Sürtünme ile aşınma kaybından” bahsedilmekte ve limiti de “<15cm3/50cm2” şeklinde; dolayısıyla, (%) olarak değil (cm3/cm2) şeklinde gösterilmektedir. Görüleceği üzere, denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi tarafından yapılan deneyin ve tespitin, söz konusu “sürtünme ile aşınma kaybı” deney türü ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Bilirkişi Raporunun içeriğinde “Sürtünme ile aşınma kaybı”na ilişkin bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Kaldi ki savunmalarda da, baz alınan bu değerin “Sürtünme ile Aşınma Kaybı” kriteri olduğu, karşılaştırma yapılan “Aşınma Direnci”nin ise “Kaba Agregada Los Angeles Aşınma Direnci” laboratuvar deney sonucu olup şartname limit değerinin ise “≤25” (KTŞ 2006) olduğu, bu değerlendirmede KTŞ’ye göre kumtaşının uygun, kireçtaşının uygun olmadığının görüldüğü, fakat 19.02.2019 tarihli …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu İnceleme Raporuna göre kireçtaşlarından alınan numunelere uygulanan fiziksel deney sonuçlarına göre kireçtaşlarının taş tahkimat için uygun nitelikte olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiş olup, 31.07.2024 tarihli ek raporda da kabul edildiği üzere, KTŞ 2006’ya göre tabloda “Kaba Agregada Los Angeles Aşınma Direnci” kriteri “% ≤ 25” iken, bilirkişi heyetince yanlışlıkla tablodaki “Sürtünme ile Aşınma Kaybı” değerinin esas alındığı görülmüştür. 2006 yılı Karayolları Teknik Şartnamesinde 2013 yılında yapılan değişiklikte “Kaba Agregada Los Angeles Aşınma Direnci % ve Sürtünme ile Aşınma Kaybı” kriteri tablodan çıkarılarak tabloya “Kaba Agregada Los Angeles Deney Yöntemi ile Parçalanma Direnci %” kriteri “≤ 30” olarak eklenmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, Bilirkişi tarafından, “Kaba Agregada Los Angeles Aşınma Direnci”nin kireç taşı için %28, kum taşı için %24 olarak tespit edildiği; bu durumda kum taşı kökenli kayaların bu direnç standardını sağladığı, kireç taşı kökenli kayaların ise sağlamadığı belirtilmiştir.
…………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu bilirkişi heyetince yapılan değerlendirmelerin, 2013 yılı KTŞ’nin 305. Kısmındaki tabloda öngörülen deneyler ve şartname limitleri esas alınarak, öngörülen deney standartlarına göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, şartnameye göre parçalanma direncinin ≤ 30 olması (%) gerekirken, parçalanma direnci (Los Angeles Metodu) (TS EN 1097/2) deney sonucunun sarı gri taşlarda 33(%), gri taşlarda ise 34(%) olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. (2006 yılı KTŞ’nin 305. Kısmındaki tabloya göre ise, parçalanma direncinin ≤ 25(%) olması gerekmektedir.)
Bu durumda, işin ihalesinin 2011 yılında yapıldığı, sözleşme eki ihale dokümanında 2006 yılına ait KTŞ’nin bulunduğu, sözleşmenin imzalandığı tarihte 2006 yılında yayımlanan KTŞ’nin yürürlükte bulunduğu, bu nedenle anılan işte 2006 yılı KTŞ şartname hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, bunun ötesinde “her iki taşın da 2006 ve 2013 yıllarına ilişkin KTŞ’nin Kısım-305 Tahkimat bölümünde belirlenen “parçalanma direnci”ne ilişkin değerleri taşımadığı; dolayısıyla, imalatların Teknik Şartnameye uygun olarak gerçekleştirilmediği ileri sürülebilir ise de;
İşin ihalesi 2012 yılında yapılmış olup, işe başlanma tarihi ise 28.08.2013’tür. Bu tarih ve sonrasında yapılan imalatların bilimsel ve teknolojik gelişmelere uygun olarak güncellenen bu şartnameye göre değerlendirilmesinin uygun olduğu düşünülmektedir. Nitekim, KTŞ’nin 2013 yılı başında yapılan yeni düzenlemesine ilişkin “Açıklama” kısmında; “Karayolu Teknik Şartnamesinin 5. revizyon çalışması, dört adet çalışma grubu oluşturularak gerçekleştirilmiştir…..Güncelleme çalışmasında Genel Müdürlük, Daire Başkanlıkları ile Bölge Müdürlüklerinden çok değerli görüşler alınmış ve 10.01.2012 tarihinde alınan “OLUR” ile oluşturulan komisyon, talepleri değerlendirilerek 5.revizyonu gerçekleştirmiştir.” denilmiştir. Buna göre 2013’te yayımlanan KTŞ’de yer alan “TS EN 1097-2” standardı esas alındığında ve burada öngörülen şartname limitine göre değerlendirme yapıldığında farklı sonuçlar çıkacağı tabiidir.
Bu meyanda; daha önce de belirtildiği üzere, denetim ekibi tarafından görevlendirilen Bilirkişi Raporunda, kumtaşları ve kireçtaşlarına ilişkin analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Raporda bu hususta bir açıklama yer almamakta; söz konusu standartlara hiçbir atıfta bulunulmamaktadır. Bu durumda, 2006 yılı KTŞ’de yer almış olan bazı standartların eski tarihli olduğu ve TSE tarafından yürürlükten kaldırılmış olduğu hususu da göz önüne alınmalıdır.
Daha önce de belirtildiği üzere; Teknik Şartnamenin 305. Kısımında “Taş tahkimat yapımı”na ilişkin hükümler yer almış olup, bu kısımda yer alan (305.1) sayılı Tabloda tahkimatta kullanılacak taşların şartnameye uygunluğu için yapılması gereken deneyler, bu deneylere göre olması gereken şartname limitleri ve bu deneyler için uygulanması gereken standartlar:
-
Petrografik Görünüm (şartname limiti:…. (deney standardı: ASTM C 295 ),
-
Doygun Yüzey Kuru Birim Hacım Ağırlık (gr/cm3), (şartname limiti: ≥ 2. 60),
-
Hacimce Su Emme Oranı ( %), (şartname limiti: ≤ 2),
-
Basınç Dayanımı (kgf/cm2) ,( şartname limiti: ≥ 500),
-
Kaba Agregada Los Angeles Aşınma Direnci ( %) (şartname limiti: ≤ 25),
-
Tabii Don Dayanımı ( %) (şartname limiti: ≤ 5),
-
Don Kaybı Deneyi (Na2SO4) ( %) (şartname limiti: ≤ 2),
-
Sürtünme ile Aşınma Kaybı (şartname limiti: ≤ 15 cm3 / 50 cm2),
(2-8 için deney standartları: TS 699- Ocak 1987 ve TS 2513-Şubat 1977),
-
Islanma-Kuruma Etkisi (35 Döngü Sonrası) (deney standardı: ASTM D 5313-92 (1997) ,
-
Arazide Düşürme Testi,
-
Arazide Bekleme - Yerinde Gözlem,
Şeklinde, 11 ayrı kategoriye göre belirlenmiştir.
Dolayısıyla, belirlenmiş deneylerin öngörülen standartlara göre yapılarak, öngörülen şartname limitleri dahilinde olup olmadıkları tespitine göre, taş tahkimat imalatlarının “teknik şartnameye uygun yapılıp yapılmadıkları” hakkında genel bir kanaat belirtilebilecektir. Aksine, tek bir deney sonucundan hareketle kesin bir kanaat belirtmek, teknik ve hukuki yönden uygun olmayacaktır.
Bununla birlikte, savunmalarda, “İtinererde 1 ve 2 No.lu gösterilen tahkimat yapılan bölümlerden” numune alınarak deney yapıldığı belirtilirken, numune alınan söz konusu yerler km. olarak: “26+620-26+670 ve 26+850-26+910” şeklinde gösterilmiştir. Oysa, kamu zararı iddiasına konu imalat alanları “…………. Km: 30+500 – 33+600 arası” kısımdır. Bu hususun da göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Savunmalarda, tahkimat taşı anlamında incelenen tüm raporlarda kumtaşı, kireçtaşı ve silttaşı niteliğindeki malzemelerin kullanıldığının belirtildiği, denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi heyetinin düzenlediği raporda kumtaşlarına yapılan fiziksel deneyde Los Angeles Parçalanma Direnci laboratuvar deney sonucunun %25’in altında olduğu ve 2006 KTŞ kriterlerini sağladığının görüldüğü, kullanılan kireçtaşlarının ise; Mahkeme ve Teftiş Kurulunun hazırlamış olduğu raporlarda tahkimat için uygun nitelikte olduğunun ortaya konulduğu, geriye kalan ve toplam tahkimat içerisinde yaklaşık %5-7 arasında bir kısmı temsil eden yeşil silttaşlarının her üç raporda da uygun olmadığının doğruluğunun teyit edildiği, bu nedenle …………. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulunun hazırlamış olduğu İnceleme Raporu’nun esas alınmasının uygun olacağının mütalaa edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
19.02.2019 tarihli Teftiş Kurulu İnceleme Raporunun 7.3.2.2-B maddesinde; “Tahkimat imalatında kullanılan KTŞ Kısım 305. Tahkimat bölümünde belirtilen referans değerleri taşımadığı ortaya çıkan yeşil kil (silt) taşının toplam tahkimat içerisindeki oranı ortalama %7,57’dir.”, 23.03.2019 tarihli Sayıştay Başkanlığı Denetim Grubu’nun görevlendirme yazısı ile hazırlanan Bilirkişi Raporu 4-B maddesinde; “Olay yerinde tahkimat amaçlı kullanılan kayaların %51,54’ünü Kireçtaşı, %42,26’sını Kumtaşı ve %6’sını da diğerleri şeklinde sınıflandırmak mümkün olacaktır.” ve 25.09.2019 tarihli …………. Asliye Hukuk Mahkemesi Bilirkişi Raporu İnceleme ve Değerlendirmeler Kısmında; “Yol güzergahı üzerinde yapılmış olan tahkimatta bulunan …………. Formasyonu Silttaşı tahkimatta %5-10 arası bulunmaktadır.” tespitlerinin yer aldığı görülmektedir.
Dolayısıyla denetim ekibince alınan bilirkişi raporu üzerine düzenlenen ilk rapor ile 216 sayılı Ek İlam’da yer alan; “Olay yerinde tahkimat amaçlı kullanılan kayaların %42,26’sını oluşturan kumtaşlarının KTŞ 2006 kriterlerini sağlamadığı” yönündeki tespit, kumtaşlarının KTŞ 2006 kriterlerini sağladığının görülmesi, kireçtaşlarının ise; Mahkeme ve Teftiş Kurulunun hazırlamış olduğu raporlarda tahkimat için uygun nitelikte olduğunun standartlara uygun olarak yapılmış laboratuvar testleriyle ortaya konulması karşısında, yeterliğini yitirmiş olmaktadır. Diğer taraftan, savunmalarda geçen; “Toplam tahkimat içerisinde yaklaşık %5 -7 arasında bir kısmı temsil eden yeşil silttaşlarının her üç raporda da uygun olmadığının doğruluğu teyit edilmektedir.” ifadesinden, bu kısmın teknik şartnameye uygun olmadığı net olarak söylenebilir.
Ayrıca sorumlular tarafından, olağanüstü şiddet ve yoğunlukta deniz dalgalarının kıyıya vurması sonucunda, tahkimat ve yol imalatlarının bozulduğu belirtilmiş ise de; yapılan taş tahkimatı ve dolgu imalatlarının temel amacı zaten bu tür olumsuz dalga etkilerini bertaraf etmek ve bir bütün olarak yolun, deniz etkisinden korunmasını sağlamaktır. Bu nedenle, deniz tahribatı nedeniyle hasar gören imalat mücbir sebep kapsamında değerlendirilmemiştir.
Dolayısıyla sebebi ne olursa olsun, yapılan imalatlardan;
-
Aynı dakika içinde veya 3-5 dakika arayla kantara giren aynı plakalı kamyonlara ait fişler kapsamındaki taş miktarı ile yapılan deneyler sonucunda KTŞ Kısım 305 Tahkimat Bölümünde belirtilen referans değerleri taşımadığı tespit edilen yeşil kil taşı miktarı ve
-
19.01.2018 tarihinde meydana gelen deniz tahribatı nedeniyle hasar gören miktarın,
Fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı ve bedelinin ödenmemesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi heyetince düzenlenen raporda, kullanılan kayaların %5’ten fazla kil ve kömür bantları ve zayıf düzlemler içerdiği bu nedenle de kireçtaşı bloklarının deniz suyu etkisi ile çözülme yeteneğinin arttığı ve aşınma direncinin yüksek çıkmasının, kayaların içerisinde kil ve kömür gibi erimesi kolay olabilen bileşimden ve aynı zamanda zayıf düzlemler içermesinden kaynaklandığı ileri sürülmekte ise de; …………. Asliye Hukuk Mahkemesi Bilirkişi Raporunda; “İncelenen taşlar arasında bulunan az miktardaki proje dışı taşların, tahkimatta kullanılan malzeme arasına yol güzergahı üzerine gelişi güzel dökülen hafriyatın arasında bulunan malzeme ile dalga hareketi nedeniyle deniz içerisindeki taşlardan karıştığı görülmüştür. … Tahkimatta kullanılan taşların projedeki kategorilere uygun olduğu tespit edilmiştir.” ifadeleri yer almaktadır.
Ayrıca denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi raporunda; taş tahkimat için kullanılan taş blokların jeolojik inceleme, petrografik determinasyon, kimyasal analiz ve fiziksel test deney sonuçlarına göre en az %45’inin uygun olmayan taş bloklarından imal edildiği ve KTŞ’de 305.02.01 ‘de belirlenen referans değerleri taşımadığı belirtilmiş ise de; “en az %45 oranında uygun olmayan imalat”a dair, analiz ve değerlendirmelerin hangi TSE standardı esas alınarak yapıldığı belli olmadığı gibi, TSE standartları esas alınarak yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Diğer taraftan, bu imalatlara ilişkin olarak kısımlar itibarıyla bir belirleme, tespit veya hesaplama da yapılmamıştır.
Dolayısıyla, (A) bendinde de ifade edildiği üzere, fen ve sanat kurallarına uygun olmaması nedeniyle bedeli ödenmemesi gerektiği yukarıda da belirtilen taşlar dışındaki taşların KTŞ’de yazılı referans değerleri taşıdığını kabul etmek gerekmiştir.
E- “Yol güzergahı boyunca yapılan jeofizik inceleme sonuçlarına göre mevcut taş bloklarının alt kısımlarında oturmaların olduğu, blok kayaların çok kırıklı olduğu, tahkimatın blok seçimi yapılmadan imalata başlandığı, zeminin iyi sıkıştırılmadan ve iyileştirilmeden imalata devam edildiği” hususunda,
Sorumlular savunmalarında kıyı koruma yapısı olarak tahkimatın yapım şartlarının KTŞ’de ayrıntılı olarak yer aldığını, jeofizik yöntemlerle değerlendirme ve çıkarım yapılmasının KTŞ de yer almadığı gibi dünyada kullanılmakta olan AASHTO ve ASTM gibi şartnamelerde de yer almadığını, bu nedenle inceleme sonuçları doğrultusunda genellemeye ulaşmanın teknik dayanaktan yoksun olduğunu belirttikten sonra,
Deniz ve kıyı tahkimatın yapım koşullarının KTŞ 305.03.01’de belirlendiğini,
Şartnamenin anılan bölümünde;
“Projelerde veya İdare tarafından gösterilen yerlerde; şekil, genişlik, derinlik ve eğimde hazırlanan temel, taban veya tabii taban üzerine projelerde istenilen gabari elde edilecek şekilde taş, tabakalar halinde yerleştirilir veya konulur, bu iş sırasında yapımın kademeli olarak ilerletilmesi göz önünde bulundurulur.
Projelerine göre tabakalar halinde yapılan inşaatın bir evvelki tabakası iskandil veya benzeri ölçü yöntemleri ile ölçülecektir.
Her bir tabakanın yüzeyi ortalama olarak projesinde belirtilmiş yüzeylere karşılık gelecek ve hiçbir yerde tahkimat yüzeyi, projesinde belirtilmiş olan yüzeyden; 2 tona kadar olan kategorilerde ± 0.50 m’den ve 2 tondan yukarı kategorilerde ± 0.75 m’den fazla değişiklik göstermeyecektir.
Taşların kesit dışına atılmamasına dikkat edilecek ve tabakalar, taşlar arasında asgari boşluk olacak şekilde oluşturulacaktır.
Tahkimatın su tarafındaki yüzeyinde bulunan son kat kaplama taşlarının düz yüzeyleri varsa bu yüzeyler eğim satıhlarına paralel getirilmeyecektir. Boşluklu olarak dikkatli şekilde yerleştirilen taşlar birbirine değecek ve sivri ve keskin kenarları eğim sathına dik olarak yerleştirilecektir.
Taş malzemesi projesinde belirtilmiş olan ağırlıklara veya büyüklüklere göre kategoriler halinde sağlanacak ve projedeki yerlerine konulacaktır. Her kategori içindeki taş ağırlıkları belirtilen sınırlar içinde değişecek ve yeterli büyüklükteki taşlardan oluşacaktır. Kategori sınırları içindeki taş ağırlıkları birbirlerinden farklı olacaktır.” hükmüne yer verildiğini,
…………. Toprak İşlerinin de KTŞ “305.03 Yapım şartları” bölümünde belirtilen yapım şartları doğrultusunda yapıldığını, ayrıca savunmada yer alan tip enkesite uygun olarak,
- 0,4 ton kategorisi üst kotuna kadar dolgu teşkili sonra dolgu eteğinden başlayarak 0. 0,4 ton önüne 0,4. 2 ton kategorisi sonra 6. 15 ton denizin içine gelecek şekilde sonra 0,4. 2 ton önüne ve 6. 15 ton kategorinin üstüne gelecek şekilde 2. 6 ton kategori taşlar yerleştirildiğini, sonra yol dolgu teşkiline devam edildiğini,
Ayrıca iş mahallinde tahkimat üst kotları ve mesafeleri, Etüt-Proje ve Çevre Başmühendisliğine bağlı Etüt Ekiplerine ölçtürülerek Bölge Müdürlüğünde mevcut olan enine kesit defterindeki kesitlerin üst kotları ve mesafeleri ile karşılaştırılmış ve ölçülen değerlerle enine kesit defterlerdeki değerlerin örtüştüğünü, bu nedenle jeofizik inceleme sonuçları doğrultusunda yapılan genellemenin teknik dayanaktan yoksun olduğunu belirtmiş olup, (A) ve (B-C-D) bentlerinde yapılan açıklamalar göz önünde bulundurulmak kaydıyla savunmalara itibar etmek gerekmiştir.
F- “4 nolu lokasyonda 7,5-8 metre genişlik ve 150 metre uzunluktaki bir alanda blokların önemli bir kısmının yerinde olmadığı, 5 nolu lokasyonda 25 metre genişlik ve 250 metre uzunluktaki kesimde %95 malzeme kaybı olduğu” hususunda,
Denetim ekince alınan bilirkişi raporunda, görece bozulmanın olmadığı bölümde kullanılan taş bloklarının diğer bloklara göre daha büyük olması ve deniz içinde kıyıya yakın doğal taş/kaya bloklarının da, tahkimatı kısmen koruması nedeniyle bu bölümlerde bozulmanın sınırlı kaldığı ifade edilmiştir.
Sorumlularca konuyla ilgili savunmalarda; sorguda lokasyonlara ait itinerer belirtilmemekle birlikte söz konusu lokasyonların 19.01.2018 tarihinde meydana gelen afet sonucu tahkimatın tahrip olan kesimine ait olduğu,
19.01.2018 tarihindeki şiddetli dalgalarla birlikte oluşan deniz kabarması sonucu Km:27+190-27+300 arasında 120 metrelik kesimde tahkimatta tahribat olduğu, 2700 metrelik tahkimat işinde tahrip olan 120 metrelik bölümün yüzdesel olarak düşük kaldığı ve kıyı mühendislik yapılarında bu riskin bulunduğu, bu riskin varlığının aşikar olması nedeniyle inşaat işlerinin başladığı ilk aşamadan itibaren projesinin bitimine kadar ki sürede oluşabilecek tüm riskleri teminat altına alan İnşaat All Risk Sigortasının yapıldığı,
Gerek projelendirme aşamasında gerekse 2018 yılındaki oşinografik veriler incelendiğinde 19.01.2018 tarihinde meydana gelen dalgalar ve deniz kabarmasının çok ekstrem bir olay olduğu, bu nedenle söz konusu afet ile bozulma arasında bir değerlendirme yapılmadan, dalgalar nedeniyle hasarın oluşmaması gerektiği belirtilerek, tahkimatın, fen ve sanat kurallarına aykırı yapıldığı kanaatine ulaşılmasının teknik dayanaktan yoksun olduğu, ayrıca yol dışı alanda bulunan hafriyat atıklarının kabaran deniz etkisiyle inşaat sahasına taşınmış olabileceği, bu kesimdeki taşlarla ilgili sağlıklı veri toplamayı engelleyebileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiği,
Belirtilmiş olup, (A) ve (B-C-D) bentlerinde yapılan açıklamalar göz önünde bulundurulmak kaydıyla savunmalara itibar etmek gerekmiştir.
G- “Yol dolgusunun kontrolsüz ve değişen kalınlıkta bir dolgu olduğu,
Yol altı kontrollü ve planlı, kaya istifli, uygun zemin iyileştirmesi yapılmadığı, yol altı dolgusunda yer yer 1-2 metre büyüklükte kumtaşları gözlenmekle birlikte genellikle aşırı kırıklı yapıda kum taşları kullanıldığı,
Dolgu boyunca ortalama 4-5 metrede bir çatlak ve kırıklar gözlendiği, bunların ortalama 30-40 cm ile 80-100 cm boyunda olduğu,
Genellikle su ihtiva eden ve ıslak/nemli birimler 2 metre ve altı derinliklerde gözlenmekle birlikte yer yer 2 metre üzerinde de gözlenen ıslak/nemli birimlerin yüzeyden su süzülmelerinden ve dolguda gözlemlenen çatlak/kırıklardan kaynaklandığı, su ihtivası ve ıslak/nemli birimlerin gözlemlendiği yerlerde kısmen oturmalar olduğu” hususunda,
Denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi heyetince yapılan jeofizik çalışmalarda kaydedilen tüm verilerin genel değerlendirilmesi sonucunda;
a) Yol dolgusunun tamamen kontrolsüz dolgu olduğu,
b) Yol dolgusunun sıklıkla değişen kalınlıklarda ortalama 70-80 cm ila en fazla 90-100 cm kalınlıkta olduğu,
c) Yol altı kontrollü ve planlı, kaya istifli uygun zemin iyileştirmesinin yapılmadığı, yer yer 1-2 metrelik büyüklükte kumtaşları gözlenmekle birlikte genel olarak aşırı çatlak/kırıklı yapıda kum taşları gözlendiği,
d) Dolgu birimde yol boyunca ortalama 4-5 metrede bir çatlak/kırıklar gözlendiği, bu çatlak/kırıkların ortalama 40-50 cm yer yerde 30-40 cm ila 80-100 cm boylarda değiştiği,
e) Genel olarak çok fazla su ihtiva eden ve ıslak/nemli birimlerin özellikle 2 metre ve altı derinliklerde gözlendiği, yer yerde 2 metre üstü derinliklerde gözlemlenen ıslak/nemli birimlerin kuvvetle muhtemel yüzeyden su süzülmeleri ile dolguda gözlemlenen çatlak/kırıklar sebebi ile oluştuğu,
f) Su ihtivası ve ıslak/nemli birimlerin gözlemlendiği yerlerde kısmen oturmalar da olduğu,
Ayrıca yol imalatlarında gözlenen çatlak/kırıkların, yol dolgu tabanın, fen ve sanat kurallarına uygun yapılmamasından oluştuğu ve 2 metre ve altındaki derinliklerde ve yer yer 2 metre üzeri derinliklerde gözlemlenen ıslak ve nemli birimlerin kırık/çatlaklardan yüzey suyu almasından kaynaklanabileceği,
Belirtilmiştir.
Sorumlular tarafından gönderilen savunmalarda; gerek kaya dolgusunun gerek yol dolgusun KTŞ Kısım 206’ya uygun olarak yapıldığı, yapılmış olan dolguda kullanılan malzemenin KTŞ’de belirtilen şartları taşıdığı, ayrıca dolguya ilişkin sıkışma raporları ile dolguda kullanılan ariyet ocaklarına ilişkin deney sonuçlarının gönderildiği, söz konusu raporlara göre dolgu kısmında KTŞ’ye uygun olmayan bir sonuç bulunmadığı, dolgu biriminde bitümlü temel tabakası bulunduğu, trafiğe hizmet verdiği, dolguda herhangi bir bozulma gözlenmediği, tip kesite göre kategorik taşların bulunduğu kesimler suya maruz kesimler olduğu, bu kesimlerin üst katlarında su bulunmasının doğal olduğu, deniz kabarması ve dev dalga nedeniyle tahkimatın bozulduğu yerde oturmalar olduğu, dolgu birimi üzerinde bitümlü temel tabaka bulunduğu ve trafiğe hizmet verdiği,
Yeşil kil taşlarının yol inşaatında kullanılmaya devam edildiği, İdare tarafından taş tahkimatları çevreleyen yolun üst yapı işleri olan; 8 cm bitümlü temel+6 cm binder+5 cm aşınma tabakası olmak üzere toplam 19 cm kalınlığında yolun asfalt kaplama yapılması işlerinin ikmal inşaatı kapsamında …………. Ltd. Şti.’ne verilmiş olduğu, bu nedenle; sahada kullanılmaya devam eden yeşil kil taşların fiziksel değerler açısından tahkimatta kullanabileceğinin anlaşıldığı, dolayısıyla bu taşların kullanılmayacak taşlar olmadığı ve kullanılmaya devam edilmiş olduğu, halihazırda mevcut güzergahtaki (…………. - ………….) karayolunun, üstyapısı BSK’lı olarak tamamlandığı, bölünmüş bitümlü sıcak karışım üst yapılı yol olarak trafiğe açık bulunduğu ve önemli bir ulaşım talebini karşıladığı,
Belirtilmiştir.
Jeofizik incelemeler, yol altındaki istif kalınlıklarının, su sızmalarının çatlak/kırık yapıların varsa boşlukların ve diğer süreksizliklerin tespiti için yapılmakta olup, savunmalardan anlaşıldığı kadarı ile, söz konusu yapım işinde; öncelikle, yapılacak yol kesitinin en altına 0-0,4 ton kategorisinden taşlarla tahkimat dolgusu yapıldığı ve bunun üzerine yol dolgusu yapıldığı; 0-0,4 ton kategorisinden tahkimatın denizden taraf eteğinden başlayarak denize doğru eğimli biçimde 0,4-2 ton kategorisinden destek tahkimatı yapıldığı; yine bu taş tahkimatı takiben de, denizin içerisine girecek şekilde belli bir derinliğe kadar 6-15 ton kategorisinden taş tahkimatı yapıldığı; en sonunda da, hem 0,4-2 ton kategorisini yandan bağlayacak şekilde, hem de 6-15 ton kategorisini üstten bağlayacak şekilde 2-6 ton kategorisinden taşlarla tahkimat yapıldığı;
Netice itibarıyla, yatay düzlemde bakıldığında bu tahkimatların bir bölümünün yol altına; bir bölümünün de yolun deniz kenarındaki kısmından başlayarak denizin belli bir kısmına ve derinliğine denk geldiği,
Yol altına denk gelen taş tahkimatı üzerine yol dolgusu yapıldıktan sonra, dolgu üzerine de yol sanat yapıları ve yol üst yapısının yapıldığı, hususları göz önüne alındığında;
Öncelikle, yolun hangi kısmının veya kısımlarının kullanılmayacak durumda olduğunun kanıtlayıcı belgeleriyle ortaya konulması; daha sonra ise, yolda var olduğu iddia olunan bozulma ve tahribatın, “dolgu”dan mı, “tahkimat”tan mı; yoksa başka bir sebepten mi kaynaklandığının ortaya konulması gerekmektedir. Bu konuda herhangi bir kanıtlayıcı belgenin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Savunmalarda yer alan bu iddialar göz önüne alındığında, Bilirkişi Raporunda, dolgular hakkında, dolguların yapım şartları ve sıkışma kriterlerini açıklayan “KTŞ -Kısım 206” esas alınarak bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Aslında, denetim ekibi tarafından Bilirkişiye bu hususa ilişkin bir görevlendirme de yapılmadığı görülmektedir.
Konuya ilişkin olarak …………. Genel Müdürlüğü Müfettişliğince düzenlenen 12.06.2017 tarih ve …………. sayılı inceleme raporunda da; deniz kotu üstündeki kesimin proje enkesitleriyle karşılaştırılmasında, iki kesit arasında kot ve mesafe bakımından deniz üstü görünen yüzeylerin enine kesitleriyle yaklaşık uyum gösterdiği, deniz altında kalan kesim için, Ankara Üniversitesi Ankara Yer Bilimleri Ar-Ge tarafından yapılan GPR/yer radarı ölçümlerinde; enkesitlerdeki kalınlık değerlerinin ortalama %80 civarında (±%5) uyumlu olduğu, deniz altında oluşturulan 6-15 ton civarındaki taş tahkimatın kesit tespiti için yapılan GPR/yer radarı ölçümüne göre %80’inin kesitine uyumlu olduğu %20’si hakkında deniz tabanında gömülme ve kırılma olasılığı nedeniyle varlığının belirlenemediği ifade edilmiş ise de; söz konusu tespitin raporda değerlendirilmesi ve karşılanması gerekirken bunun da yapılmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, tahkimatın üzerine ilave imalatlar yapılması, idarece yapılmış eski imalatların yerinden kaldırılması talep edilmeyerek söz konusu imalatların fiilen yeni tahkimat ve üst yapı imalatlarında kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle ayrıca (A) ve (B-C-D) bentlerinde yapılan açıklamalar göz önünde bulundurulmak kaydıyla savunmalara itibar etmek gerekmiştir.
Yukarıda yazılı bentlerin genel değerlendirilmesi sonucunda;
Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Projelerin uygulanması” başlıklı 12 nci maddesinde;
“(1) Sözleşme konusu işler, idare tarafından yükleniciye verilen veya yüklenici tarafından hazırlanıp idarece onaylanan uygulama projelerine uygun olarak yapılır.
(2) Birim fiyatlı işlerin, onaylı uygulama projesi hazırlanmamış kısımlarına idarenin izni olmadan başlanamaz. Aksine bir davranışın sorumluluğu yükleniciye aittir.
(3) Projelerin zemine uygulanması sırasında meydana gelen hataların sorumluluğu ve hataların neden olduğu zararlar ve giderler yükleniciye ait olup, bunun sonucu olarak meydana gelen hatalı işin bedeli de yükleniciye ödenmez.
(4) İdare, sözleşme konusu işlerle ilgili proje v.b. teknik belgelerde, değişiklik yapılmaksızın işin tamamlanmasının fiilen imkansız olduğu hallerde, işin sözleşmede belirtilen niteliğine uygun bir şekilde tamamlanmasını sağlayacak şekilde gerekli değişiklikleri yapmaya yetkilidir. Yüklenici, işlerin devamı sırasında gerekli görülecek bu değişikliklere uygun olarak işe devam etmek zorundadır. Proje değişiklikleri, ilk projeye göre hazırlanmış malzemenin terk edilmesini veya değiştirilmesini veya başka yerde kullanılmasını gerektirirse, bu yüzden doğacak fazla işçilik ve giderleri idare yükleniciye öder. Proje değişiklikleri işin süresini etkileyecek nitelikte ise yüklenicinin bu husustaki süre talebi de idare tarafından dikkate alınır.
(5) İdarenin veya yapı denetim görevlisinin yazılı bir tebliği olmaksızın yüklenici, projelerde herhangi bir değişiklik yaptığı takdirde sorumluluk kendisine ait olup bu gibi değişiklikler nedeniyle bir hak iddiasında bulunamaz.
(6) İşlerin devamı sırasında yüklenici, proje uygulaması konusunda kendisine yapılan tebliğin sözleşme hükümlerine aykırı olduğu veya bildirim konusunun fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı görüşüne varırsa, bu husustaki karşı görüşlerini 14 üncü madde hükümlerine göre idareye bildirmek zorundadır. Aksi halde aynı maddenin diğer hükümlerine göre işlem yapılır.”,
“İşlerin denetimi” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“(1) Sözleşmeye bağlanan her türlü yapım işleri, idare tarafından görevlendirilen yapı denetim görevlisinin denetimi altında, yüklenici tarafından yönetilir ve gerçekleştirilir.
(2) Herhangi bir işin, yapı denetim görevlisinin denetimi altında yapılmış olması yüklenicinin, üstlenmiş olduğu işi bütünüyle projelerine, sözleşme ve şartnamelerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapmak hususundaki yükümlülüklerini ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
(3) Yüklenici, üstlenmiş olduğu işleri, sorumlu bir meslek adamı olarak fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapmayı kabul etmiş olduğundan, kendisine verilen projeye ve/veya teknik belgelere göre işi yapmakla, bu projenin ve/veya teknik belgelerin işyerinin gereklerine, fen ve sanat kurallarına uygun olduğunu, ayrıca işin yapılacağı yere, kullanılacak her türlü malzemenin nitelik bakımından yeterliliğini incelemiş, kabul etmiş ve bu suretle işin teknik sorumluluğunu üstlenmiş sayılır. Bununla birlikte yüklenici, kendisine verilen projelerin ve/veya şartnamelerin, teslim edilen işyerinin veya malzemenin veyahut talimatın, sözleşme ve eklerinde bulunan hükümlere aykırı olduğunu veya fen ve sanat kurallarına uymadığı hususundaki karşı görüşlerini teslim ediliş veya talimat alış tarihinden başlayarak on beş gün içinde (özelliği bakımından incelenmesi uzun sürebilecek işlerde, yüklenicinin isteği halinde bu süre idarece artırılabilir) idareye yazı ile bildirmek zorundadır. Bu sürenin aşılması halinde yüklenicinin itiraz hakkı kalmaz. Yüklenicinin iddia ve itirazlarına rağmen, idare işi kendi istediği gibi yaptırdığı takdirde yüklenici, bu uygulamanın sonunda doğabilecek sorumluluktan kurtulur.
……”,
“Yapı denetim görevlisinin yetkileri” başlıklı 15 inci maddesinde;
“(1) Yüklenici bütün işleri yapı denetim görevlisinin, sözleşme ve eklerindeki hükümlere aykırı olmamak şartı ile vereceği talimata göre yapmak zorundadır.
(2) Yüklenici kullanacağı her türlü malzemeyi yapı denetim görevlisine gösterip iş için elverişli olduğunu kabul ettirmeden iş başına getiremez.
(3) Malzemenin teknik şartnamelere uygun, olup olmadığını inceleyip gözden geçirmek için yapı denetim görevlisi istediği şekilde deneyler yapabilir ve ister işyerinde, ister özel veya resmi laboratuarlarda olsun, bu deneylerin giderleri sözleşmesinde başka bir hüküm yoksa yüklenici tarafından karşılanır. Yüklenici, deneylerin işyerinde yapılmasını isterse bunun için gerekli araç ve teçhizatı kendisi temin eder.
(4) Yapı denetim görevlisinin kabul ettiği malzemeden mümkün olanların örnekleri mühürlenerek işin geçici kabulüne kadar saklanır.
(5) Yüklenicinin işyerine getirdiği malzemenin, teknik şartnamesine veya daha önce alınmış mühürlü örneğine uysun ve işe elverişli olmadığı anlaşıldığı takdirde yüklenici, bu konuda kendisine verilen yazılı talimatın tebliği tarihinden başlamak üzere on gün içinde söz konusu malzemeyi işyerinden kaldırıp uzaklaştırmak zorundadır Bunu yapmadığı takdirde yapı denetim görevlisi bu malzemeyi, bütün zarar ve giderleri yükleniciye ait olmak üzere, işyeri çevresi dışına çıkarmaya yetkilidir.
(6) Yüklenici tarafından fen ve sanat kurallarına aykırı olarak kusurlu yapıldıkları anlaşılan iş kısımlarını yıktırıp yükleniciye yeniden yaptırmak hususunda yapı denetim-görevlisi yetkilidir. Yüklenici, bu konuda kendisine yazılı olarak verilen talimat üzerine, belirlenen süre içinde söz konusu iş kısımlarını ayrıca bir bedel istemeksizin yıkıp yeniden yapmak zorundadır. Bu hususta bir gecikme olursa sorumluluğu yükleniciye aittir.”,
“Sözleşme ve eklerine uymayan işler” başlıklı 23 üncü maddesinde;
“(1) Yüklenici projelerde kendiliğinden hiç bir değişiklik yapamaz. Proje ve şartnamelere uymayan, eksik ve kusurlu oldukları tespit edilen işleri yüklenici, yapı denetim görevlisinin talimatı ile belirlenen süre içinde bedelsiz olarak değiştirmek veya yıkıp yeniden yapmak zorundadır. Bundan dolayı bir gecikme olursa sorumluluğu yükleniciye aittir. Bununla birlikte, yüklenici tarafından proje ve şartnameden farklı olarak yapılmış olan işlerin, fen ve sanat kurallarına ve istenen özelliklere uygun oldukları idarece tespit edilirse, bu işler yeni durumları ile de kabul edilebilir. Ancak bu takdirde yüklenici, daha büyük boyutta veya fazla miktarda malzeme kullandığını ve daha fazla emek harcadığını öne sürerek fazla bedel isteyemez. Bu gibi hallerde hakediş raporlarına, proje ve şartnamelerde gösterilen veya yazılı talimatla bildirilen boyutlara göre hesaplanmış miktarlar yazılır. Bu şekilde yapılan işlerin boyutları, emeğin değeri ve malzemesi daha az ise bedeli de ona göre ödenir.”,
“Hatalı, kusurlu ve eksik işler” başlıklı 24 üncü maddesinde;
“(1) Yapı denetim görevlisi, yüklenici tarafından yapılmış olan işin eksik, hatalı ve kusurlu olduğunu veya malzemenin şartnamesine uygun olmadığını gösteren delil ve emareler gördüğü takdirde, gerek işin yapımı sırasında ve gerekse kesin kabule kadar olan sürede bu gibi eksiklerin, hataların ve kusurların incelenmesi ve tespiti için gerekli görülen yerlerin kazılmasını ve/veya yıkılıp yeniden yapılmasını yükleniciye tebliğ eder. Bu incelemeler yüklenici veya vekili ile birlikte yapılır. Yüklenici veya vekili bu konuda yapılacak tebliğe uymazsa, incelemeler yapı denetim görevlisince tek taraflı olarak yapılıp durum bir tutanakla tespit edilir. Bu gibi inceleme ve araştırmaların giderleri, işlerin eksik, hatalı ve kusurlu olduğunun anlaşılması halinde yükleniciye ait olur. Aksi anlaşılırsa genel hükümlere göre işlem yapılır.
(2) Sorumluluğu yükleniciye ait olduğu anlaşılan hatalı, kusurlu ve malzemesi şartnameye uymayan işlerin bedelleri, geçici hakedişlere girmiş olsa bile, yüklenicinin daha sonraki hakedişlerinden veya kesin hakedişinden ya da teminatından kesilir.”,
“Yüklenicinin bakım ve düzeltme sorumlulukları” başlıklı 25 inci maddesinde;
“(1) Taahhüt konusu yapım işinin her türlü sorumluluğu, kesin kabul işlemlerinin idarece onaylanacağı tarihe kadar tamamen yükleniciye aittir. Yüklenici, gerek malzemenin şartnameye uygun olmamasından ve gerekse yapım işlerinin kusur ve eksiklerinden dolayı, idarece gerekli görülecek bütün onarım ve düzeltmeler ile sürekli bakım işlerini kendi hesabına derhal yapmak zorundadır. Yüklenici bu zorunluluğa uymadığı takdirde, idare, kendisinden bir yazı ile yükümlülüklerini yerine getirmesini isteyecektir. Bu talimatın yükleniciye tebliği tarihinden başlamak üzere işin özelliğine göre, talimat yazısında idarece daha uzun bir süre verilmemişse, yüklenici on gün içinde yükümlülüklerini yerine getirmeye fiilen başlamadığı veya başlayıp da belirlenen süre içinde teknik gereklerine göre işi bitirmediği takdirde idare, söz konusu onarım, düzeltme ve bakım işlerini, bütün giderleri yükleniciye ait olmak üzere 4734 sayılı Kanunda gösterilen usullerden biri ile yaptırabilir. İdare bu işler için yüklenicinin teminatından veya varsa diğer alacaklarından ödeme yapmaya yetkilidir.
(2) İdare, yüklenicinin yaptığı işlerde kesin kabul tarihine kadar geçen zaman içinde herhangi bir aksaklık gördüğü takdirde, bu aksaklıkları yukarıda belirtildiği şekilde düzelttirip onarmakla birlikte, işin niteliğine göre aksaklığı tespit edilen yapım işlerinin kesin kabul işlemlerini uygun bir tarihe erteleyebilir. Bu takdirde kabulü ertelenen kısım için, idarenin uygun göreceği bir tutarda teminat alıkonur.
(3) Yapılan işlerde yüklenicinin kusurundan kaynaklanan ve acilen ele alınması gereken aksaklıklar meydana geldiğinde, yüklenicinin o anda işle ilgilenip konuyu ele alması imkanı yoksa bu takdirde idare, yazılı olarak haber vermek suretiyle yüklenici adına bu aksaklığı giderir. Yüklenicinin tebligat adresinde bulunamaması veya işe ilgi göstermemesi halinde idare, yüklenici hesabına aksaklığı giderip gerekli tedbirleri alır ve yüklenicinin bu uygulamaya itiraz hakkı olmaz.
(4) Yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de on beş yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir. Ayrıca haklarında 4735 sayılı Kanunun 27 nci maddesi hükümleri uygulanır.”,
“Yüklenicinin kusuru dışındaki hasar ve zararlar” başlıklı 26 ncı maddesinde de;
“(1) Olağanüstü haller ve doğal afetlerin işyerlerinde ve yapılan işlerde meydana getireceği hasar ve zararlar ile sigortalanabilir riskler (all risk) sigorta kapsamında bulunduğundan yüklenici, bu hasar ve zararlar için idareden hiç bir bedel isteyemez. Ancak bu hasar ve zararlardan meydana gelecek gecikmeler için yükleniciye gerekli ek süre verilir.
(2) Savaş, yurt içinde seferberlik, ayaklanma, iç savaş ve bunlara benzer olaylar veya bir nükleer yakıttan kaynaklanan radyasyonlar ve bunlar için alınan önlemler sonucunda meydana gelecek riskler gibi sigortalanması mümkün olmayan riskler ile idarenin işlerin tamamlanmış kısımlarını teslim alarak kullanmasından dolayı bu kısımlardan doğacak riskler idareye aittir.”
Denilmektedir.
4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 30 uncu maddesinde ise;
“Yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de onbeş yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir. Ayrıca haklarında 27’nci madde hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun yukarı alınan hükümleri uyarınca; yüklenici işi sözleşmeye, idarece onaylanmış projeye uygun olarak yapmak zorundadır. Yapı denetim görevlilerinin de Karayolları Teknik Şartnamesinde de belirtildiği gibi idare adına yüklenicinin imalatta kullanacağı her türlü malzemenin iş için elverişli olduğunu belirlemesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bunların işte teknik şartnameye uygun malzeme kullanma ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmemeleri sonucu ortaya çıkan zarar ve ziyanı karşılama yükümlülükleri bulunmaktadır.
Ancak Teftiş Kurulu İnceleme Raporunda yer alan açıklamalar da göz önünde bulundurulduğunda, yapı denetim görevlilerince işin başlangıç ve bitiş sürecinde; diğer imalatlara (dolgu, alttemel, plentmix temel, parke, beton ve BSK) ilişkin kalite kontrol deneyleri yapılmış iken, “Tahkimat” imalatında kullanılan taşlar ile ilgili herhangi bir laboratuvar kalite kontrol deneyinin yapılmadığı,
Yukarıda (A) ve (B-C-D) bentlerinde yapılan açıklamalar kapsamında da;
-
Aynı dakika içinde veya 3-5 dakika arayla kantara giren aynı plakalı kamyonlara ait fişler kapsamındaki taş miktarı ile yapılan deneyler sonucunda KTŞ Kısım 305 Tahkimat Bölümünde belirtilen referans değerleri taşımadığı tespit edilen yeşil kil taşı miktarı ve
-
19.01.2018 tarihinde meydana gelen deniz tahribatı nedeniyle hasar gören miktarın,
Fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı ve bedelinin ödenmemesi gerektiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, …………. A.Ş. yükleniminde bulunan, …………. Bölge Müdürlüğünce 09.06.2011 tarihinde ihalesi yapılan …………. TL sözleşme bedelli “…………. Toprak Tesfiye, Sanat Yapıları ve Üstyapı İşleri” ile ilgili olarak Sayıştay Başkanlığına hitaben yazılan 20.06.2018 tarih ve …………. sayılı ihbar dilekçesi üzerine denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi heyetince incelemesi yapılan 34.006/K/özel poz no.lu ocak taşından 0-0,400 ton kategorideki taşlar, 34.008/K/özel poz no.lu ocak taşından 0,400-2 ton kategorideki taşlar, 34.009/K/özel poz no.lu ocak taşından 2-4 ton kategorideki taşlar, 34.0010/K/özel poz no.lu ocak taşından 6-15 ton kategorideki taşlar ile tahkimat yapımı (dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil) ve 2202/özel poz no.lu her cins ve zeminde ocak ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli iş kalemleriyle ilgili olarak yapılan imalatlardan yapılan deneyler sonucunda KTŞ Kısım 305 Tahkimat Bölümünde belirtilen referans değerleri taşımadığı tespit edilen yeşil kil taşının tahkimat imalatında kullanılması nedeniyle oluşan ve nefaset kesintisi yapılması gereken miktar üzerinden hesaplanan …………. TL ile deniz tahribatı nedeniyle oluşan ve fen ve sanat kurallarına uygun yapılmaması nedeniyle hasar gören miktar üzerinden hesaplanan …………. TL olmak üzere toplam …………. TL kamu zararı oluştuğu sonucun ulaşılmıştır.
Konunun sorumluluk yönünden incelenmesinde;
YİGŞ’nin yukarıda anılan hükümleri uyarınca yapı denetim görevlisinin malzemelerin KTŞ’ye uygunluğunu belirlemek için getirilen malzemeler üzerinde deney yapmadığı ve örneklerini saklamadığı gibi malzemelerin alındığı ocağı kanıtlayacak olan maden sevk fişlerini de kontrol etmediği ve örneklerini saklamadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu eksiklikten yapı denetim görevlilerini denetlemekle yükümlü olanların da sorumluluğu bulunmaktadır.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinde, kamu zararının; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olduğu ve aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılmasının, kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak hususlar arasında sayıldığı ifade edilmiştir.
Ayrıca, gerek 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33 üncü maddesi hükümleri uyarınca, gerekse 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararının 3 ve 4. Bölümlerinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından gerekli kontrolleri sağlamakla yükümlü tutulduklarından, yapılacak harcamanın hukuka aykırılık teşkil etmesi halinde söz konusu işlem ve ödemeleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla ödemelerin söz konusu taş tahkimatı ve dolgu imalatlarının Şartnameye uygun olup olmadığının kontrol edilmesinden sonra yapılması gerekmektedir.
5018 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca, giderin yapılabilmesi için mal ve hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştiğinin görevlendirilmiş kişi ve komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlemesi gerekmektedir.
5018 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Çerçevesinde Sorumlu tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurulu’nun 5189/1 sayılı Kararının “4- Gerçekleştirme Görevlileri - b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk” başlığı altında yer alan açıklamalar çerçevesinde; fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerinden birisi olan ve ödeme emrine eklenmesi gereken hakediş raporunu düzenleyen, kontrol eden ve onaylayan kişilerin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu nedenle, oluşan kamu zararından; 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 32 ve 33 üncü maddeleri gereğince ödeme emri ve eki belgelerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi ile hakedişlerde imzası bulunan görevliler (imzaladıkları belgelerle sınırlı olarak) sorumludurlar.
Bu itibarla, …………. A.Ş. yükleniminde bulunan, …………. Bölge Müdürlüğünce 09.06.2011 tarihinde ihalesi yapılan …………. TL sözleşme bedelli “…………. Toprak Tesfiye, Sanat Yapıları ve Üstyapı İşleri” ile ilgili olarak Sayıştay Başkanlığına hitaben yazılan 20.06.2018 tarih ve …………. sayılı ihbar dilekçesi üzerine denetim ekibince görevlendirilen bilirkişi heyetince incelemesi yapılan 34.006/K/özel poz no.lu ocak taşından 0-0,400 ton kategorideki taşlar, 34.008/K/özel poz no.lu ocak taşından 0,400-2 ton kategorideki taşlar, 34.009/K/özel poz no.lu ocak taşından 2-4 ton kategorideki taşlar, 34.0010/K/özel poz no.lu ocak taşından 6-15 ton kategorideki taşlar ile tahkimat yapımı (dalgakıran ve deniz tahkimatı gibi inşaatta) (taş nakli dahil) ve 2202/özel poz no.lu her cins ve zeminde ocak ariyet kazısı yapılması, kullanılması ve nakli iş kalemleriyle ilgili olarak yapılan imalatlardan yapılan deneyler sonucunda KTŞ Kısım 305 Tahkimat Bölümünde belirtilen referans değerleri taşımadığı tespit edilen yeşil kil taşının tahkimat imalatında kullanılması nedeniyle oluşan ve nefaset kesintisi yapılması gereken miktar üzerinden hesaplanan …………. TL ile deniz tahribatı nedeniyle oluşan ve fen ve sanat kurallarına uygun yapılmaması nedeniyle hasar gören miktar üzerinden hesaplanan …………. TL olmak üzere meydana gelen …………. TL kamu zararının sorumlularına ortaklaşa ve zincirleme,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleriyle birlikte sorumlularına ödettirilmesine,
Esas yönüyle oy birliği bulunmakla birlikte, sorumluluk yönüyle oy çokluğuyla,
Anılan Kanun’un 55 inci maddesi uyarınca İşbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,
Karar verildi.
Azınlık Görüşü
Üye ………….’… karşı oy gerekçesi;
“Kamu zararı oluştuğu hususuna esas yönüyle iştirak edilmiş olmakla birlikte, sorumluluk yönünden çoğunluk görüşüne aşağıda yazılı gerekçelerle katılmıyorum.
5018 sayılı Kamu Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71 inci maddesinde kamu zararı, “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Teknik şartnamede belirlenen teknik özelliklere uygun imalatın yapılmamış olmasına rağmen hakediş düzenlenerek ödemelerinin yapılması, 5018 sayılı Kanun’un 71 nci maddesinde belirtilen kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden, “b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,” kriterine girdiği ve bu nedenle yapılan ödemelerin kamu zararını oluşturduğu,
Ancak oluşan bu kamu zararından dolayı Harcama Yetkilileri ile Ödeme Emri Belgesini imzalayan Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluklarının bulunmadığı,
Düşünülmektedir.
Yargılamaya konu olayda, yapılan imalatlarla ilgili olarak harcama yetkilisinin bir talimatı/işlemi ve gerçekleştirme görevlisinin düzenlediği bir evrak bulunmamaktadır. Tespit edilen hatalı işlemlerin, fiili fiziki incelemenin ötesinde her hakediş döneminde harcama yetkilisi tarafından yapılması mümkün olmayan, jeolojik, jeoteknik ve radarlı test işlemleri neticesinde tespit edilebileceği anlaşılmaktadır.
Harcama Yetkililerinin ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin düzenleme 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33 üncü maddelerinde yer almaktadır.
Kanun’un ‘Harcama talimatı ve sorumluluk’ başlıklı 32 nci maddesinde;
“ …
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”
‘Giderin gerçekleştirilmesi’ başlıklı 33 üncü maddesinde de; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.”
Hükümleri yer almaktadır.
Yargılamaya konu olayda, adı geçen ihale kapsamında yapılması öngörülen imalatların teknik şartnameye uygun olarak yapılmaması nedeniyle kamu zararının oluştuğu görülmektedir. Sorun işin istenen teknik özelliklerine uygun olarak yapılmamasıdır. Harcama Yetkilisi, işin teknik özellikleri itibariyle eksik yapıldığını bilebilecek durumunda değildir ve bu çerçevede yapılan işi kontrol etmek gibi bir görevi de bulunmamaktadır. Bu görev, işin teknik özelliklerine uygun yapılıp yapılmadığını kontrol etmek üzere görevlendirilen kontrol elemanlarınındır.
Yine, hakediş belgesinin harcama yetkilisi tarafından onaylanması, yapılan işin teknik özellikleri itibariyle yapılmış olduğunun onaylanması anlamına gelmemekte olup, bu onaylama hakediş belgesindeki imzaların imza sahiplerine ait olduğunun ve yapılacak ödemenin adı geçen ihale çerçevesinde olduğunun tasdikidir.
Diğer taraftan sorumluluğun belirlenmesinde mutlaka illiyet bağının kurulması gerekir. Harcama yetkilisinin hangi görevi (karar, işlem veya eylem) nedeniyle kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olduğu sorusunun cevabı verilmeden harcama yetkilileri sorumlu tutulacak olursa, hem Sayıştay Kanunu’nun 7’nci maddesinin “(3) Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” şeklindeki hükmüne aykırı işlem yapılmış olur hem de yeniden kusursuz sorumluluk ilkesine geri dönülmüş olur.
Ödeme emri belgesi kapağında imzası bulunana harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin yapılan işin şartnamede belirtilen teknik özelliklerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını kontrol etmek gibi bir görevi bulunmadığından ve tespit edilen kamu zararı ile bu kişilerin görevleri arasında bir illiyet bağı kurulamadığından tespit edilen kamu zararı nedeniyle bu kişilerin sorumluluklarının bulunmadığı,
Yargılamaya konu olayda kamu zararının, işin teknik özellikleri itibariyle yaptırılmamış olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Buradaki yanlışlık, teknik özellikleri itibarıyla istenen imalatların yapılmamasına rağmen yapılmış gibi belgelendirilmesidir. Buradaki yanlışlığı kontrol ederek gereğini yapacak olan kişiler hakediş sürecine kadar olan süreçte görevlendirilmeleri ya da görevleri gereği bu belgelerin düzenlenmesi, kontrol edilmesi ya da onaylanması süreçlerindeki gerçekleştirme görevlileridir ve oluşan kamu zararından dolayı da doğrudan bu kişilerin sorumlu oldukları,
Değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, kamu zararı olarak tespit edilen …………. TL’nin ödeme emri belgesi kapağında imzası bulunana harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri dışındaki hakedişi düzenleyen, kontrol eden ve onaylayan diğer gerçekleştirme görevlilerine tazminine hükmolunması uygun olur.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57