Sayıştay 4. Dairesi 328 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirler

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

328

Karar Tarihi

8 Ekim 2024

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Daire Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır

  • Daire: 4

  • Karar Tarihi: 08.10.2024

  • Karar No: 328

  • İlam No: 324

  • Madde No: 1

  • Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Hesap Yılı: 2018

  • Konu: Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

KARAR

BELEDİYEYE AİT GAYRİMENKULLERİN VADESİNDE ÖDENMEYEN KİRA BEDELLERİNE SÖZLEŞMESİNDE ÖNGÖRÜLEN GECİKME ZAMMININ UYGULANMAMASI

Asıl İlamın 5 inci maddesiyle tazminine hükmolunan konuyla ilgili olarak Temyiz Kurulunca alınan bozma kararı üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca düzenlenen ek raporun 6085 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi gereğince görüşülmesine karar verildi.

Asıl İlamın 5 inci maddesiyle;

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147 nci maddesinde kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimlerin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu hükmünün yer aldığı,

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinin (e) bendi uyarınca idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmamasının kamu zararı oluşturduğu,

19/10/2006 tarih ve 26324 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 17 nci maddesinin (d) bendinde ise, idare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde, söz konusu işlemin zamanaşımına uğradığı tarihte kamu zararının oluştuğunun kabul edildiği,

Taşınmaz kiralamalarına ilişkin sözleşmelerde, kira bedelinin ödenmediği aylarla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranının uygulanacağının ifade edildiği,

Anılan mevzuat hükümleri uyarınca, toplam 76 kiracının 2013 yılı ve öncesine ait kira bedellerini süresinde ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşıldığı halde sözleşmelerinde öngörülen gecikme cezasına ilişkin hükümlerin uygulanmayarak söz konusu alacakların zamanaşımına uğratılması sonucu kamu zararına neden olunduğu,

5018 sayılı Kanun’un “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38 inci maddesinde kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanların, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu olduğunun belirtildiği, “Mali hizmetler birimi” başlıklı 60 ıncı maddesinin (e) bendi ile mali hizmetler birimlerine ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacakların takip ve tahsil işlemlerini yürütmek görevinin verildiği,

Belirtilmiş olup, Belediye Başkanının (kira ödeme tarihinde görevde bulunan), Mali Hizmetler Müdürünün ve gayrimenkul kiralarının tahakkukundan sorumlu birim amirinin neden olunan kamu zararından sorumluluğu bulunduğundan, kira alacakları vadesinde ödenmediği halde sözleşme hükmü gereği belirlenen gecikme cezasının uygulanmayarak söz konusu alacakların zamanaşımına uğratılması sonucu neden olunan toplam …………. TL tutarında kamu zararının; anılan kişilere ortaklaşa ve zincirleme 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,

Karar verilmişti.

Üst yöneticiler …………. (Belediye Başkanı) ve …………. (Eski Belediye Başkanı) ile gerçekleştirme görevlileri …………. (Mali Hizmetler Müdürü) ve ………….’.. (Tahakkuk Tahsilat Şefi) ortak temyiz dilekçelerinde;

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre söz konusu kira sözleşmelerinin tarafların iradelerine göre karşılıklı ve birbirine uygun olarak kurulduğu,

Anılan Kanun’un 179 uncu maddesinde bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hali için bir ceza kararlaştırılmamışsa aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklının ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebileceğinin hüküm altına alındığı,

Kira ilişkisinin özel hukuk ilişkisi olduğu, kira bedelinin zamanında ödenmemesi durumunda gecikme zammının söz konusu olmayacağı, zira gecikme zammının 6183 sayılı Kanun gereği alındığı,

Sorguda belirtilen gecikme zammının 6183 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, belediyenin öz gelirlerinden olduğu, söz konusu kiralamaların uzun zaman önce 1 veya 3 yıllık sürelerle yapıldığı ve birçok kira ilişkisinin de 40 yıldan uzun süredir devam ettiği,

İlk ihalelerin yapıldığı dönemde sözleşme yapıldığı, ancak süre bitiminden sonra ihale yapılmadığı, her yıl Belediye Encümeni tarafından kira artırım kararları verilerek sözleşme olmaksızın kiracılık ilişkisinin sürdürüldüğü, dolayısıyla süreleri sona eren bu sözleşmelere istinaden gecikme zammı alınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle tahsil edilmeyen gecikme zamlarının zamanaşımına uğratılması suretiyle kamu zararına sebep olunduğunu ileri sürebilmenin de söz konusu olamayacağı,

Belirtilmiştir.

Temyiz Kurulu Kararında özetle;

Belediye tarafından kişilere yapılan kiralamalarda kira bedelinin vadeden sonra ödenmesinin, borçlar hukukunda yer alan borçlunun temerrüdünün sonuçlarından olan cezai mahiyetteki temerrüt faizinin uygulanmasını gerektirdiği,

Kamu zararı tutarı hesaplanırken, vadesinde ödenmeyen kira tutarının, vadenin, kiranın fiilen ödenme tarihinin belirtilmesinin, bir ahize ait hesaplanan kamu zararının her bir “vadesinde ödenmeyen kira bedeli” bazında ayrı ayrı gösterilmesinin,

76 adet kiralama işinin her birisi hakkında bunların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na mı 818 sayılı Borçlar Kanunu’na mı tabi olduğu konusunda bir tespit yapılmasının,

Kiralamaların ticari iş niteliğinde olmadığı, temerrüt faizinin hesaplanmasında 6098 sayılı Kanun’un 120 nci maddesi hükmüne uygun işlem tesis edilmesinin,

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ve 6098 sayılı Kanun hükümleri uyarınca adi işlerde sözleşmeyle kararlaştırılacak temerrüt faizi oranının yıllık üst sınırının söz konusu kiralamalarda yıllık %18 olarak uygulanmasının,

Gerekli olduğu,

2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na ekli “Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Göre Bütçe Kanununda Gösterilmesi Gereken Parasal ve Diğer Sınırlara Ait Cetvel” açıklamalı (İ) Cetvelinin “I. Parasal Sınırlar” kenar başlıklı kısmının (ç) bendinde, 5018 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin (b) bendi için parasal sınırın 17,00 TL olarak belirlendiği, sorumlu mali hizmetler müdürü tarafından, zamanaşımına uğrayan temerrüt faizi tutarlarından bir kısmının 5018 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinden hareketle 2018 yılı Bütçe Kanunu’nda öngörülen tutarın altında olmasından ötürü terkininin yasal olduğunun, bununla birlikte kiracıların zaman zaman gelip bu borçlarını yatırmaları nedeniyle bu düşük tutarlı temerrüt faizlerinin terkininin yapılmamış olduğunun ifade edildiği, dolayısıyla kanunen terkin edilebilecekken ilerleyen zamanlarda kiracıların kendiliğinden bu borçları yatırılabileceği düşüncesiyle terkin edilmemiş olan tutarların kamu zararı teşkil etmediği,

6098 sayılı Kanun’un 327 nci maddesi hükmüne göre, söz konusu kira sözleşmelerinin belirsiz süreli kira sözleşmeleri olarak uygulanmaya devam edildiği,

Anılan Kanun’un 147 nci maddesi uyarınca, kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimlerin beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu, temerrüt faizinin de anapara alacağına bağlı fer’i bir alacak olması nedeniyle beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu,

Sorumluluk yönünden de belediye başkanının tüm birimlerin çalışma esaslarını düzenleyen iç hizmetler yönergesinin tüm birimlere dağıtımını sağlamak suretiyle görevinin gereğini yerine getirmesi nedeniyle oluşan kamu zararından sorumluluğunun bulunmadığı,

Gerekçeleriyle 79 sayılı İlamın 5 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün bozularak, yeniden hüküm kurulmasını teminen dosyanın Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Yapılan incelemede, Belediyeye ait gayrimenkullerin kira bedelleri vadesinde ödenmediği halde sözleşme hükmü ile belirlenen gecikme zammının kira bedelleri ile birlikte tahsil edilmemesi sonucu söz konusu gelirlerin zamanaşımına uğratılmak suretiyle kamu zararına neden olunması hususunun sorgu konusu edildiği görülmüştür.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;

“Borçlunun temerrüdü” kenar başlığının; “Koşulları” başlıklı 117 nci maddesinde;

“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” ,

“Temerrüt faizi” kenar başlığının; “Genel olarak” başlıklı 120 nci maddesinde;

“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.

Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”,

“Alacaklının hakları” kenar başlıklı, “Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi” başlıklı 179 uncu maddesinde;

“Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.

Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.

Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.”,

“Kira süresi” başlıklı 300 üncü maddesinde;

“Kira sözleşmesi, belirli ve belirli olmayan bir süre için yapılabilir.

Kararlaştırılan sürenin geçmesiyle herhangi bir bildirim olmaksızın sona erecek kira sözleşmesi belirli sürelidir; diğer kira sözleşmeleri belirli olmayan bir süre için yapılmış sayılır.”,

“Sözleşmenin sona ermesi” kenar başlıklı, “Sürenin geçmesi” başlıklı 327 nci maddesinde;

“Açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer.

Taraflar, bu durumda, açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.”,

“Konut ve çatılı işyeri kiraları” kenar başlıklı, “Uygulama alanı” başlıklı 339 uncu maddesinde;

“Kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de bu hükümler uygulanır.”,

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi” üst başlıklı, “Bildirim yoluyla” kenar başlıklı, “Genel olarak” başlıklı 347 nci maddesinde;

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.”

Hükümleri yer almaktadır.

…………. Belediyesi tarafından yapılan taşınmaz kiralamalarına ilişkin sözleşmelerde, kira bedeli ödenmeyen aylarla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranı uygulanacağı belirtilmiş ise de;

12.01.2011 tarih ve 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup anılan Kanun’un “A. Geçmişe etkili olmama kuralı” başlıklı 1 inci maddesinde; Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı, ancak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye işlemlerinin Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacağı ifade edilmiştir.

6101 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca 11.01.2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden sonraki fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt hali, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacaktır.

6098 sayılı Kanun’un “Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147 nci maddesinde kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimlerin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu hükmü yer almaktadır. Temerrüt faizi de anapara alacağına bağlı fer’i bir alacak olması nedeniyle beş yıllık zamanaşımına tabidir.

6098 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 22.04.1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlüktedir. 818 sayılı Kanun’un “Borçlunun temerrüdü” kenar başlıklı, “Şartlar” başlıklı 101 inci ve devamı maddelerinde borçlunun temerrüdü düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un “Beş senelik müruru zaman” başlıklı 126 ncı maddesinde temerrüt faizinin beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Dolayısıyla, sözleşme ile kararlaştırılacak temerrüt faizi için yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanun’da temerrüt faizinin üst sınırının mevcut olduğu, ancak daha evvel yürürlükte olan 818 sayılı Kanun’da bir üst sınırın mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, her iki Kanun’da da temerrüt faizinin beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir.

Belediye tarafından kişilere yapılan kiralamalarda kiralayanın kira bedelini vadeden sonra ödemesi, 6098 sayılı Kanun’un 117 ila 126 ncı maddelerinde yer alan borçlunun temerrüdünün sonuçlarından olan cezai mahiyetteki temerrüt faizinin uygulanmasını gerektirmektedir.

Dolayısıyla, kira sözleşmelerinin vadesinde ödenmemesi üzerine kira bedeline ilave olarak tahakkuk ve tahsili gereken tutar, esasen, borçlunun temerrüdü sonucu hesaplanan temerrüt faizi olup, bu borcun hesaplanmasında esas alınacak oran ve süreler bakımından 6183 sayılı Kanun’da düzenlenen gecikme zammına atıf yapılmıştır. Yoksa, kira tutarlarının vadesinde ödenmemesi üzerine tahakkuk ve tahsili gereken bu ödemeler gecikme zammı değildir.

Sorumlular tarafından temyiz dilekçelerinde, ilk ihalelerin yapıldığı dönemde sözleşme yapıldığı, ancak süre bitiminden sonra ihale yapılmadığı, her yıl Belediye Encümeni tarafından kira artırım kararları verilerek sözleşme olmaksızın kiracılık ilişkisinin sürdürüldüğü, dolayısıyla süreleri sona eren bu sözleşmelere istinaden gecikme zammı alınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle tahsil edilmeyen gecikme zamlarının zamanaşımına uğratılması suretiyle kamu zararına sebep olunduğunu ileri sürebilmenin de söz konusu olamayacağı iddia edilmekte ise de 6098 sayılı Kanun’un 327 nci maddesi hükmüne göre, söz konusu kira sözleşmeleri belirsiz süreli kira sözleşmeleri olarak uygulanmaya devam edilmektedir.

Sonuç itibarıyla yukarıda yer alan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, vade tarihi 2013 ve öncesi yıllara rastlayan ve kira ödeme tarihi 2013 yılı içerisinde olan ancak geç ödenen kira bedellerine ödeme tarihleri itibarıyla uygulanacak temerrüt faizleri için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup, söz konusu faizlerin 2018 yılı sonu itibarıyla tahsil edilmeyenleri zamanaşımına uğratılmış olmaktadır.

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un “Temerrüt faizi” başlıklı 2 nci maddesine göre 2018 yılı içinde uygulanacak temerrüt faizi oranı yıllık %9 olup, Türk Borçlar Kanunu’nun 120 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere bu oranın yüzde yüz fazlası %18’dir. Bu durumda, Türk Borçlar Kanunu’nun 120 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre adi işlerde sözleşmeyle kararlaştırılacak temerrüt faizi oranının yıllık üst sınırı 2018 yılı için yıllık %18’dir.

Buna göre, 6098 sayılı Kanun’a tabi kiralamalara ilişkin temerrüt faizinin, 2018 yılı için yıllık üst sınır olan %18 oranı üzerinden tahsil edilmesi gerekmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde; idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmamasının kamu zararı oluşturduğu belirtilmiştir.

Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu zararının oluştuğu tarih” başlıklı 17 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, idare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde, söz konusu işlemin zamanaşımına uğradığı tarihte kamu zararının oluştuğu kabul edilmektedir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; belediye başkanının görevleri arasında belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek yer almaktadır. Dolayısıyla, belediye başkanı belediye idaresinin üst yöneticisi olarak belediye gelirlerinin mevzuat hükümlerine göre takip ve tahsil edilmesinden sorumlu tutulmuştur.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38 inci maddesinde; kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanların ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Mezkûr Kanun’un “Mali hizmetler birimi” başlıklı 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile mali hizmetler birimlerine ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacakların takip ve tahsil işlemlerini yürütmek görevi verilmiştir.

Yukarıda anılan hükümler gereğince; kira ödeme tarihlerinde görevde bulunan üst yönetici sıfatıyla Eski Belediye Başkanı’nın, alacakların zamanaşımına uğradığı tarihlerde görevde bulunan üst yönetici sıfatıyla Belediye Başkanı’nın, Mali Hizmetler Müdürü’nün ve gayrimenkul kiralarının tahakkukundan sorumlu Tahakkuk Tahsilat Şefi’nin neden olunan kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, Belediyeye ait gayrimenkullerin kira bedelleri vadesinde ödenmediği halde vadesinde ödenmeyen kira bedelleri ile birlikte temerrüt faizlerinin tahsil edilmemesi ve söz konusu gelirlerin zamanaşımına uğratılması sonucu oluşan ve yeniden yapılan hesaplama sonucunda …………. TL tutarında olduğu anlaşılan kamu zararı, …………. tarih ve …………. yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile tahsil edildiğinden, konu hakkında ilişik kalmadığına ve söz konusu tahsilatın İlama dercine,

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55 inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,

Oy birliğiyle,

Karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim