Sayıştay 4. Dairesi 29804 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
29804
3 Şubat 2009
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2001
-
Daire: 4
-
Dosya No: 29804
-
Tutanak No: 30608
-
Tutanak Tarihi: 03.02.2009
-
Konu:
KARAR
Duruşma talebinde bulunan Ş. Gülen, A. Medik, A. Güler, N. S. İbrahimoğlu, Ö. Çeçen, N. Kutlu, M. Gürlek, S. Gümüş’e duruşma gününün 15.01.2009 ve A. Ulusoy’a 19.01.2009 tarihinde tebliğ edildiği ve tebellüğ belgeleri alındığı halde duruşmaya gelmedikleri ve kanuni temsilci göndermedikleri gibi duruşmaya katılmayacaklarına dair yasal bir neden bildirmedikleri anlaşıldığından, dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü.
- 1025 sayılı ilamın 1. maddesinde, Kağıthane Belediyesi ile Bem. Bir. Sen adlı memur sendikası arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesine istinaden memur statüsünde çalışan personele belediye bütçesinden doğum, ölüm ve evlenme yardımı yapılması nedeniyle 2.552.333.812.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde, sosyal yardım, ölüm yardımı, emekli ikramiyesi, evlenme yardımı ve doğum yardımının belediye ile memurların üye olduğu Bem-Bir-Sen Sendikası arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesine istinaden yapıldığını, memur statüsündeki belediye çalışanlarına yapılan sosyal yardımın Yargıtay 4’üncü Ceza Dairesince hukuka uygun olduğuna karar verildiğini, ayrıca 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4’üncü maddesinde de, bu ödemeler için mali takibat yapılmayacağı hükmünün getirildiğini bildirerek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde aynen;
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç).” hükmü bulunmaktadır.
Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde (Değişik: 23.7.1995-4121) “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.
Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.” Denilmektedir.
Görüldüğü üzere, Anayasamızda Toplu İş Sözleşmesi Hakkı, sadece işçiler için tanınmış olup, memurlara ise sadece toplu görüşme hakkı tanınmıştır.
Anayasanın bu hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu Kanunun 29. maddesinde, “Toplu görüşmenin tarafları, kamu işverenleri adına Kamu İşveren Kurulu, kamu görevlileri adına her hizmet kolunda kurulu yetkili kamu görevlileri sendikaları ile bunların bağlı bulundukları konfederasyonlardır. Kamu İşveren Kurulu, Başbakan tarafından görevlendirilen bir Devlet Bakanının başkanlığında a) Başbakanlık Müsteşarı b) Maliye Bakanlığı Müsteşarı c) Hazine Müsteşarı .....gibi Kanunda yazılı kamu görevlilerinden oluşur denilmektedir. Yine söz konusu Kanunun 30. maddesiyle toplu görüşme yapma yetkisi de her hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendika ile bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlara tanınmıştır. Aynı kanunun 34. maddesinde; Toplu görüşmenin sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenen mutabakat metni uygun idari, icrai ve yasal düzenlemeleri yapabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Denilmektedir.
Görüldüğü üzere Kanunda memurlara Toplu Sözleşme hakkı tanınmamış sadece Toplu Görüşme hakkı tanınmıştır. Yine Toplu Görüşme yapma yetkisi kamu işverenleri adına Kanunda sayılan kamu görevlilerinden oluşan Kamu İşveren Kurulu’na ait olup Belediye Başkanının Toplu görüşme yapma yetkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca Toplu Görüşme sonunda hazırlanan mutabakat metni memurlar üzerinde doğrudan uygulama imkanı olan bir metin olmayıp ancak Bakanlar Kurulunun idari ve icrai düzenlemeleri ile ve Kanunla uygulanabilir hale gelmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. maddesinde; “...Bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmeleri akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, mali veya adli takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” Denilmektedir. Buradaki idari, mali veya adli takibat yapılamaz hükmü memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedenine bağlanmıştır. Yani memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedeniyle kamu görevlilerinin haklarında yetkiyi aşma ve görevi kötüye kullanma sebepleriyle açılan idari soruşturma ve davaları kapsamakta olup kanuni dayanağı olmayan ve sonradan yürürlüğe konulan 4688 sayılı yasaya da aykırı olan geçmişe ait toplu iş sözleşmelerinin hükümlerinin geçerli kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Ayrıca Sayıştay, Anayasa, 832 sayılı Sayıştay Kanunu, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve diğer kanunlarla kendisine verilen görevleri yürürlükteki yasalar çerçevesinde yerine getirmekte, yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğunu inceleyip hükme bağlamaktadır. Bu nedenle, dilekçi tarafından ileri sürülen yasa hükmünün, Sayıştay tarafından yasalara aykırı olarak ödendiği belirlenip hükme bağlanan tazmin hükümleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Esasen takibat ifadesi kovuşturma anlamında kullanılan bir tabir olup, Sayıştay’ın görev ve yetkilerinin belirlendiği Anayasa, yasa ve diğer düzenlemelerde de takibat tabiri kullanılmamaktadır. Dolayısıyla, Sayıştay kendisine verilen inceleme, denetleme ve kesin hükme bağlama işlevlerini yürütmekte olup yaptığı görev idari, mali veya adli takibat kapsamında bulunmamaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, mevzuatımızda yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece, mevcut hükümlerin tespit ettiği memur statüsünün, akdi düzenlemelerle değiştirilmesi ve dolayısıyla belediyelerin, toplu iş sözleşmeleri akdetmek suretiyle veya başka birtakım tasarruflarla memurlar için yasalarda öngörülen hak ve statülerin dışına çıkılmasına yol açacak bir uygulamaya gitmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Yukarıda ifade edilen sebeplerle, 1025 sayılı ilamın 1. maddesiyle tazminine karar verilen 2.552.333.812.-liraya ilişkin hükmün TASDİKİNE, ,
- 1025 sayılı ilamın 2. maddesinde, Kağıthane Belediyesi ile Bem. Bir. Sen adlı memur sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesine istinaden memur statüsünde çalışan personele her ay belediye bütçesinden sosyal denge yardımı adı altında ek ödemede bulunulduğu gerekçesiyle 210.448.116.000.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde, ilamın 1.maddesi için ileri sürdüğü gerekçelerle tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bu ilamın 1. maddesinde açıklanan gerekçelerle, 1025 nolu ilamın 2. maddesiyle tazminine karar verilen 210.448.116.000.- liraya ilişkin hükmün TASDİKİNE,
- 1025 sayılı ilamın 4. maddesinde, Kağıthane Belediyesinin Belediyede kadrolu memur olarak çalışan doktorları Kenan Ak, Zeynep Duman Çeşme ve Nurten Özcaner Baş ile sözleşme yaparak, bu personelleri Belediyede işyeri hekimi olarak çalıştırması ve bunlara maaşlarının dışında ayrıca işyeri hekimliği sözleşmesinde belirlenen ücretin ödemesi nedeniyle 14.825.795.740.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, söz konusu doktorların 657 sayılı Kanuna tabi olarak Belediye bünyesinde Sağlık İşleri Müdürlüğü'nde çalıştıkları ve işyeri hekimliği sertifikasına sahip oldukları, kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Yasaya tabi olarak çalışan hekimlerin iş yeri hekimliği yapmalarına bir engel bulunmadığını, zira, Sivas Belediye Saymanlığının 1997 yılı hesabıyla ilgili olarak verilen 25325 Tutanak Nolu Sayıştay Temyiz Kurulu Kararının da bu yönde olduğunu, 657 sayılı Yasaya tabi kurumlarda çalışan hekimlere aynı yasanın 88. maddesine göre ikinci görevle çalıştırılma hakkı verildiğini, işyeri hekimliğinin ikinci bir görev olarak memurlara gördürülebilmesinin 2368 sayılı yasaya bağlı olarak mümkün olduğunu ve buna yasal bir engel bulunmadığını, netice olarak gerekli nitelikleri taşıyan ve usulüne uygun bir sözleşmeyle "İşyeri Hekimliği Sözleşmesi" akdedilerek, ilgili tabip odasının onayını alan hekimlerin, aynı zamanda geçici işçi statüsünde olması dolayısıyla 1475 sayılı Kanuna bağlı olarak özlük haklarına sahip olması ve bu çerçevede gördüğü hizmet karşılığı ücret almasının meşru ve hatta zorunlu olduğu, aksi halin mevzuata aykırılık teşkil edeceğini bildirilerek tazmin hükmünün kaldırılması talebinde bulunmuşlardır.
Dilekçi A. C. Atasoy; İlamın bu maddesiyle ilgili temyiz talebinde bulunmuşsa da, Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar, 832 sayılı Kanunun 68. maddesinin (c) fıkrasının atıfta bulunduğu 63. maddesinde belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilen (Sayman,Tahakkuk Memuru, Amiri İta gibi) memurlardan ibaret olduğundan ve anılan dilekçinin ilamda her hangi bir sorumluluğu bulunmadığından, dilekçinin dilekçesi üzerine Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığı’na,
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinde kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği belirtildikten sonra, mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenlerin, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılacağı,
Aynı Kanunun 146. maddesinde, Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurların aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurların özel kanunlardaki hükümlere tabi olacağı,
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği ve hiçbir yarar sağlanamayacağı, hükme bağlanmıştır.
İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri İle Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 18.maddesinde, İşyeri hekimi olarak görevlendirilecek hekimlerin, Bakanlıkça verilmiş işyeri hekimliği sertifikasına sahip olmalarının gerektiği, aynı Yönetmeliğin 19.maddesinde de, (a) İşyeri hekimliği sertifikasının; İş müfettişliği yapmış veya üniversitelerden iş sağlığı bilim doktorası veya bilim uzmanlığı almış, iş ve meslek hastalıkları yan dal uzmanlığı veya işyeri hekimliği yan dal uzmanlığı almış olan hekimlere istekleri halinde, (b) Bakanlıkça düzenlenen işyeri hekimliği sertifika eğitim programlarına katılan ve eğitim sonunda düzenlenecek sınavda başarılı olan hekimlerin işyeri hekimi olabileceği düzenlenmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla her hekime işyeri hekimliği yaptırılma imkanı bulunmamaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre, kadrolu memur olarak çalışan belediye doktorlarından (işyeri hekimliği sertifikasına sahip bulunsalar bile) kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre aynı belediyede işyeri hekimliğini de yapmaları istenemeyeceği gibi, amirlerinin de bu personele böyle bir görev tayin etmesi yasal olarak mümkün değildir. Çünkü işyeri hekimliği müessesesi mevzuatta özel olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 180. maddesine göre, 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işverenlerin işyeri hekimi çalıştırılması yasal olarak zorunludur. Her ne kadar ilamda, işçileri tedavilerinin sağlanması amacıyla işyeri hekimi çalıştırıldığı, belediye doktorlarının işçi memur tüm personele bakmak zorunda oldukları iddia edilmişse de, işyeri hekimlerinin görevleri ile diğer hekimlerin görevleri Yönetmeliğin 20. maddesinde de görüleceği üzere birbirlerinden farklıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun yukarıya alınan 146.maddesinin 2.fıkrasında, Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği ve hiçbir yarar sağlanamayacağı hükme bağlanmıştır. İşyeri hekimliği, yukarıda da açıklandığı üzere, belediyede kadrolu çalışan hekimlerin kanun, tüzük ve yönetmeliğe göre yapmaları gereken bir görev olmadığından, bu kişilere yapılan ödemenin, DMK’nun 146.maddesi 2.fıkrası kapsamında düşünülmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, işyeri hekimliği sertifikasına sahip kadrolu hekimin, aynı belediyenin işyeri hekimliği görevini de ayrıca yapması durumunda, kendisine yapmış olduğu bu iş için de ödeme yapılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçi iddialarının kabulüyle, 1025 nolu ilamın 4. maddesiyle tazminine karar verilen 14.825.795.740.- liraya ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 03.02.2009 tarih ve 30608 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:53