Sayıştay 4. Dairesi 27804 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
27804
7 Mart 2006
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2000
-
Daire: 4
-
Dosya No: 27804
-
Tutanak No: 28406
-
Tutanak Tarihi: 07.03.2006
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü.
- 1314 sayılı ilamın 1. maddesinde, Çevre Müdürlüğü görevini vekaleten yürüten Fen İşleri Müdürü Ali Ulusoy ile Teftiş Kurulu Başkanlığı görevini vekaleten yürüten Bilgi İşlem Müdürü Hüseyin Koyun’a yersiz vekalet ücreti ödendiği gerekçesiyle 1.476.416.096.. TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, adı geçen kişiler ilgili kanun gereği vekalet ettikleri görevi ve asli kadro görevlerini fiilen yürüttüklerinden yasaya aykırılık olamadığı iddiasında bulunmuşlardır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekalet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86. maddesinde; “(Değişik: 31.7.1970- 1327/39 md.; 23.12.1972- KHK 2/1 md.; 30.5.1974- KHK 12/1 md.; değiştirilerek kabul: 15.5.1975- 1897/1 md.) Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.
Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara açıktan vekil atanabilir.
Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.
Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” denilmektedir.
Yukarıda yer alan kanunda boş kadroya vekalette vekalet aylığı ödenebilecek kadrolar arasında Çevre Müdürlüğü ve Teftiş Kurulu Başkanlığı sayılmadığından vekalet ücreti ile ek gösterge farkı ve taban aylığı ödenmesine imkan bulunmamaktadır.
Yukarıda ifade edilen sebeplerle, 1314 sayılı ilamın 1. maddesiyle verilen 1.476.416.096.-TL. na ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliği ile,
- 1314 sayılı ilamın 2. maddesinde, Kağıthane Belediyesi ile Bem. Bir. Sen adlı memur sendikası arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesine istinaden memur statüsünde çalışan personele belediye bütçesinden sosyal denge zammı, doğum yardımı, evlenme yardımı v.b. adlar altında ek ödemede bulunulduğu gerekçesiyle 6.384.490.000.. TL. na tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde, Sosyal yardım ,Ölüm yardımı, emekli ikramiyesi , evlenme yardımı ve doğum yardımının Belediyemizle Memurların üye olduğu Bem-Bir-Sen Sendikası arasında imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesine istinaden yapıldığını, bilindiği gibi: memur statüsünde belediye çalışanlarına yapılan sosyal yardım Yargıtay 4. üncü Ceza Dairesince hukuka uygun sayıldığından, ayrıca 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. üncü maddesinde de bu ödemeler için mali takibat yapılmayacağı hükmü getirildiğinden kişi borcunun kaldırılmasını talep etmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde aynen;
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç).” hükmü bulunmaktadır.
Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde (Değişik: 23.7.1995-4121) “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.
Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.” denilmektedir.
Görüldüğü üzere, Anayasamızda Toplu iş sözleşmesi hakkı, sadece işçiler için tanınmış olup, memurlara ise sadece toplu görüşme hakkı tanınmıştır.
Anayasanın bu hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Kanunun 29. maddesinde “Toplu görüşmenin tarafları, kamu işverenleri adına Kamu İşveren Kurulu, kamu görevlileri adına her hizmet kolunda kurulu yetkili kamu görevlileri sendikaları ile bunların bağlı bulundukları konfederasyonlardır. Kamu İşveren Kurulu, Başbakan tarafından görevlendirilen bir Devlet Bakanının başkanlığında a) Başbakanlık Müsteşarı b) Maliye Bakanlığı Müsteşarı c) Hazine Müsteşarı .....gibi Kanunda yazılı kamu görevlilerinden oluşur denilmektedir. Yine söz konusu Kanunun 30. maddesiyle toplu görüşme yapma yetkisi de her hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendika ile bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlara tanınmıştır. Aynı kanunun 34. maddesinde; Toplu görüşmenin sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenen mutabakat metni uygun idari icrai ve yasal düzenlemeleri yapabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Denilmektedir.
Görüldüğü üzere Kanunda Toplu Sözleşme hakkı tanınmamış sadece Toplu Görüşme hakkı tanınmıştır. Yine Toplu Görüşme yapma yetkisi kamu işverenleri adına Kanunda sayılan kamu görevlilerinden oluşan Kamu İşveren Kurulu na ait olup Belediye Başkanının Toplu görüşme yapma yetkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca Toplu Görüşme sonunda hazırlanan mutabakat metni memurlar üzerinde doğrudan uygulama imkanı olan bir metin olmayıp ancak Bakanlar Kurulunun idari ve icrai düzenlemeleri ile ve Kanunla uygulanabilir hale gelmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. maddesinde; “...Bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmeleri akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, mali veya adli takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” Denilmektedir. Buradaki idari, mali veya adli takibat yapılamaz hükmü memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedenine bağlanmıştır. Yani memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedeniyle kamu görevlilerinin haklarında yetkiyi aşma ve görevi kötüye kullanma sebepleriyle açılan idari soruşturma ve davaları kapsamakta olup kanuni dayanağı olmayan ve sonradan yürürlüğe konulan 4688 sayılı yasaya da aykırı olan geçmişe ait toplu iş sözleşmelerinin hükümlerinin geçerli kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Ayrıca Sayıştay, Anayasa, 832 sayılı Sayıştay Kanunu, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve diğer kanunlarla kendisine verilen görevleri yürürlükteki yasalar çerçevesinde yerine getirmekte, yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğunu inceleyip, hükme bağlamaktadır. Bu nedenle dilekçi tarafından ileri sürülen yasa hükmünün Sayıştay tarafından yasalara aykırı olarak ödendiği belirlenip hükme bağlanan tazmin hükümleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Esasen takibat ifadesi kovuştur anlamında kullanılan bir tabir olup Sayıştay’ın görev ve yetkilerinin belirlendiği Anayasa, yasa ve diğer düzenlemelerde de takibat tabiri kullanılmamaktadır. Dolayısıyla Sayıştay kendisine verilen inceleme, denetleme ve kesin hükme bağlama işlevlerini yürütmekte olup yaptığı görev idari, mali veya adli takibat kapsamında bulunmamaktadır.
Mevzuatımızda yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece, mevcut hükümlerin tespit ettiği memur statüsünün, akdi düzenlemelerle değiştirilmesi ve dolayısıyla belediyelerin, toplu iş sözleşmeleri akdetmek suretiyle veya başka birtakım tasarruflarla memurlar için yasalarda öngörülen hak ve statülerin dışına çıkılmasına yol açacak bir uygulamaya gitmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Yukarıda ifade edilen sebeplerle, 1314 sayılı ilamın 2. maddesiyle verilen 6.384.490.000.-TL. na ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1378 sayılı ilamın 3. maddesinde, Belediye Başkanının oturması amacı ile konut kiralandığı ve kira bedelinin belediye bütçesinden ödendiği gerekçesiyle 7.524.861.000.. TL. na tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, Belediye Başkanlığı hizmetinin bir temsil hizmeti olduğunu bu nedenle belediye başkanlarına özel tahsisli konutların sağlanmasının kanunun ruhuna ve amacına uygun olduğunu ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.
2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde; “Bu Kanun;
a) Genel bütçeye giren daireler, katma bütçeli kurumlar, il özel idareleri, belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, …
Tarafından yurt içinde ve yurt dışında inşa ettirme, satın alma, kiralama suretiyle temin olunan ve bu kurum ve kuruluşlar personelinin yararlanması için ayrılan kamu konutlarını kapsar. Ancak kiralama zaruri hallerde ve kısıtlı olarak yapılabilir. Bunun uygulaması yönetmelikte belirtilir.” Denilmektedir.
Söz konusu Kanunun 2. maddesine dayanılarak çıkarılan 16.07.1984 tarih ve 84/8345 sayılı B.K.K. ile yürürlüğe konulan Kamu Konutları Yönetmeliğinin “Kiralama Suretiyle Konut Sağlanması” başlıklı 4. maddesinin (h) fıkrasında; “(Ek:15/1/1991 - 91/1391 K.) Bütçelerinde yeterli ödeneğin bulunması kaydıyla, bağlı ve ilgili bulunulan Bakanlığın teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığının uygun görüşü üzerine Başbakanlıktan izin alınması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının diğer personeli, İçin konut kiralanabilir.” denilmektedir.
Belediye Başkanları söz konusu yönetmeliğin 4. maddesinde kiralama suretiyle konut sağlanabilecek kişiler arasında sayılmamıştır. Ancak söz konusu maddenin (h) fıkrasına göre Bütçelerinde yeterli ödeneğin bulunması kaydıyla, İçişleri Bakanlığının teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığının uygun görüşü üzerine Başbakanlıktan izin alınması suretiyle Belediye Başkanları için kiralama suretiyle konut sağlanması mümkün olabilmektedir.
Yine 1580 sayılı Belediye Kanununda da buna imkan veren bir hüküm bulunmamaktadır.
Dilekçiler, 1.8.2000 tarih ve 3693 yevmiye numarası ile ödenen kira bedeli ve depozitonun 11.04/11.06.2004 tarihlerinde tahsil edildiğini bildirmişlerse de, hüküm tarihi olan 25.03.2004 tarihinden sonra tahsilat yapıldığından söz konusu tahsilat ilamın infazı mahiyetinde olup yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Yukarıda ifade edilen sebeplerle, 1314 sayılı ilamın 3. maddesiyle verilen 7.524.861.000.-TL. na ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- 1314 sayılı ilamın 4. maddesinde, Kağıthane Belediyesi ile Bem. Bir. Sen adlı memur sendikası arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesine istinaden memur statüsünde çalışan personele belediye bütçesinden sosyal denge zammı adı altında ek ödemede bulunulduğu gerekçesiyle 305.642.889.000.. TL. na tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde, Sosyal denge yardımının Belediyemizle Memurların üye olduğu Bem-Bir-Sen Sendikası arasında imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesine istinaden yapılmıştır.
Bilindiği gibi: memur statüsünde belediye çalışanlarına yapılan sosyal yardım Yargıtay 4. üncü Ceza Dairesince hukuka uygun sayıldığından, ayrıca 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. üncü maddesinde de bu ödemeler için mali takibat yapılmayacağı hükmü getirildiğinden kişi borcunun kaldırılması gerekmektedir, demektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde aynen;
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç).” hükmü bulunmaktadır.
Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde (Değişik: 23.7.1995-4121) “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.
Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.” Denilmektedir.
Görüldüğü üzere, Anayasamızda Toplu iş sözleşmesi hakkı, sadece işçiler için tanınmış olup, memurlara ise sadece toplu görüşme hakkı tanınmıştır.
Anayasanın bu hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Kanunun 29. maddesinde “Toplu görüşmenin tarafları, kamu işverenleri adına Kamu İşveren Kurulu, kamu görevlileri adına her hizmet kolunda kurulu yetkili kamu görevlileri sendikaları ile bunların bağlı bulundukları konfederasyonlardır. Kamu İşveren Kurulu, Başbakan tarafından görevlendirilen bir Devlet Bakanının başkanlığında a) Başbakanlık Müsteşarı b) Maliye Bakanlığı Müsteşarı c) Hazine Müsteşarı .....gibi Kanunda yazılı kamu görevlilerinden oluşur denilmektedir. Yine söz konusu Kanunun 30. maddesiyle toplu görüşme yapma yetkisi de her hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendika ile bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlara tanınmıştır. Aynı kanunun 34. maddesinde; Toplu görüşmenin sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenen mutabakat metni uygun idari icrai ve yasal düzenlemeleri yapabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Denilmektedir.
Görüldüğü üzere Kanunda Toplu Sözleşme hakkı tanınmamış sadece Toplu Görüşme hakkı tanınmıştır. Yine Toplu Görüşme yapma yetkisi kamu işverenleri adına Kanunda sayılan kamu görevlilerinden oluşan Kamu İşveren Kurulu na ait olup Belediye Başkanının Toplu görüşme yapma yetkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca Toplu Görüşme sonunda hazırlanan mutabakat metni memurlar üzerinde doğrudan uygulama imkanı olan bir metin olmayıp ancak Bakanlar Kurulunun idari ve icrai düzenlemeleri ile ve Kanunla uygulanabilir hale gelmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. maddesinde; “...Bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmeleri akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, mali veya adli takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” Denilmektedir. Buradaki idari, mali veya adli takibat yapılamaz hükmü memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedenine bağlanmıştır. Yani memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedeniyle kamu görevlilerinin haklarında yetkiyi aşma ve görevi kötüye kullanma sebepleriyle açılan idari soruşturma ve davaları kapsamakta olup kanuni dayanağı olmayan ve sonradan yürürlüğe konulan 4688 sayılı yasaya da aykırı olan geçmişe ait toplu iş sözleşmelerinin hükümlerinin geçerli kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Ayrıca Sayıştay, Anayasa, 832 sayılı Sayıştay Kanunu, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve diğer kanunlarla kendisine verilen görevleri yürürlükteki yasalar çerçevesinde yerine getirmekte, yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğunu inceleyip, hükme bağlamaktadır. Bu nedenle dilekçi tarafından ileri sürülen yasa hükmünün Sayıştay tarafından yasalara aykırı olarak ödendiği belirlenip hükme bağlanan tazmin hükümleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Esasen takibat ifadesi kovuştur anlamında kullanılan bir tabir olup Sayıştay’ın görev ve yetkilerinin belirlendiği Anayasa, yasa ve diğer düzenlemelerde de takibat tabiri kullanılmamaktadır. Dolayısıyla Sayıştay kendisine verilen inceleme, denetleme ve kesin hükme bağlama işlevlerini yürütmekte olup yaptığı görev idari, mali veya adli takibat kapsamında bulunmamaktadır.
Mevzuatımızda yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece, mevcut hükümlerin tespit ettiği memur statüsünün, akdi düzenlemelerle değiştirilmesi ve dolayısıyla belediyelerin, toplu iş sözleşmeleri akdetmek suretiyle veya başka birtakım tasarruflarla memurlar için yasalarda öngörülen hak ve statülerin dışına çıkılmasına yol açacak bir uygulamaya gitmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Yukarıda ifade edilen sebeplerle, 1314 sayılı ilamın 4. maddesiyle verilen 305.642.889.000.-TL. na ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- Kağıthane Belediyesinde görevli Başkan Yardımcısı Ömer Selimoğlu, Emlak İstimlak Müdürü M. Aki Oğuz, Harita Planlama Müdürü Enver Çalcı, Fen İşleri Müdürü Ali Ulusoy, İmar Müdürü A. Zeki Bostancı’ya usulsüz yurt dışı geçici görev yolluğu ödenmesi nedeniyle 4.472.954.325.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, söz konusu programın Mahalli İdareler Derneği tarafından düzenlendiğini, Türkiye genelinde yaklaşık 40 adet Belde ve Belediyeden katılım olduğunu, Belediyelerinin de bu teknik gezi için kendilerini görevlendirdiğini, ayrıca, bu seyahate yönelik olarak İstanbul Valiliğinin, harcamaların ilgililerce karşılanması gerektiği hususunda imtiyazları olmadığını, Devlet memuru olmalarından dolayı meclis kararı aranmaması gerektiğini, Meclis Karan ve Encümen Kararının Başkan, Başkan Yardımcısı veya meclis üyeleri için alınması gerekmekte olup zaten Başkan ve Başkan yardımcısının seyahatine ilişkin Encümen kararının alındığını bildirerek tazmin kararının kaldırılması talebinde bulunmuştur.
İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 25.09.1997 gün ve 50569 sayılı Genelgesinin 6.Maddesinde; "Toplantı, kongre, seminer, panel vb. organizasyonlar İle kardeş şehir ilişkileri ile ilgili görevlendirmelerde, mutlaka resmi makamlarca yazılmış davet yazılan aranacaktır." Denilmektedir. Verile emirlerine ekli evraklarda böyle bir davet yapıldığına dair bir belgeye rastlanılmamıştır.
Öte yandan bu seyahate yönelik olarak İstanbul Valiliğinin Kağıthane Kaymakamlığına hitaben yazdığı 25.05.2000 gün ve 4958 sayılı ve 4957 sayılı yazılarda söz konusu seyahat ile ilgili belediyeye yazılmış bir davetiye ve seyahat hakkında meclis karan bulunmadığından masrafların belediye bütçesinden karşılanması talep edilen seyahatin uygun görülmediği ancak harcamaların kendileri tarafından karşılanması kaydıyla Almanya seyahatine katılmalarının Valilikçe uygun görüldüğünün bildirildiği tespit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 25.09.1997 gün ve 50569 sayılı Genelgesinin 6. maddesine aykırı olduğundan bahisle masraflarının belediye bütçesinden karşılanması Valilik Makamınca uygun görülmeyen Kağıthane Belediyesi Başkan Yardımcısı Ömer Selimoğlu, Emlak İstimlak Müdürü M.Akif Oğuz, Harita Planlama Müdürü Enver Çala, Fen İşleri Müdürü Ali Ulusoy ve İmar Müdürü A.Zeki Bostancı'nın 27.5.2000-2.2.2000 tarihleri arasındaki Almanya seyahatlerine yönelik olarak yapılan yurt dışı geçici görev ödemelerinin usulsüz olduğa anlaşıldığından 4.472.954.325.-liraya ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE,
- Belediye Başkanının oturması amacıyla kiralanan konutun elektrik, doğalgaz ve su bedellerinin belediye bütçesinden karşılanması nedeniyle 1.040.186.000.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde, söz konusu miktarın ilgilisi tarafından Belediye veznesine yatırıldığını bildirmiştir.
1314 sayılı ilamın 6. maddesi ile tazmin hükmolunan 1.040.186.000.- liranın 2.12.2004 tarih ve 732 nolu tahsil fişiyle tahsil edildiği bildirilmiş olup, hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı her hangi bir itiraz da söz konusu olmadığından, bu hususta kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
- Albayrak Tur. Sey. İnş. Tic. A.Ş. yükleniminde bulunan Çöp toplama ve nakliye işine ait hak ediş raporları ve eklerinin incelenmesinde idare malı araçların kira kesintisi işlemlerinde, kira tutarlarına KDV ilave edilmeden kesinti yapılması nedeniyle 9.909.300.000.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, söz konusu miktarın tahsil edildiğini ve belgelerinin savunmaları ekinde bulunduğunu bildirmişlerdir.
1314 sayılı ilamın 7. maddesi ile verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyize konu teşkil etmediğinden bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektiren nitelikte olduğundan bu yolda işlem ifasını teminen dosyanın ilgili daireye TEVDİİNE,
- Kadir Yüksel yükleniminde bulunan Merkez Mah.Şafak Sok. ve Bağ.Yol. İnş. İşine ait 4 Kesin nolu hakediş raporunda, beton bordür imalatı için İller Bankası tarafından yayınlanmış birim fiyatlar olmasına rağmen bu birim fiyatlar yerine daha pahalı olan Büyükşehir Belediyesi pozlarının esas alınması nedeniyle fazla ödenen 790.226.009.. liranın tazminine karar verilmiştir.
Dilekçiler dilekçelerinde, söz konusu miktarın tahsil edildiğini ve belgelerinin savunmaları ekinde bulunduğunu bildirmişlerdir.
1314 sayılı ilamın 8. maddesi ile tazmin hükmolunan 790.226.009.- liranın 31.12.2004 tarih ve 1660584 nolu tahsilat makbuzuyla tahsil edildiği bildirilmiş olup, hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı her hangi bir itiraz da söz konusu olmadığından, bu hususta kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,
Karar verildiği 07.03.2006 tarih ve 28406 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:04:44