Sayıştay 4. Dairesi 206 Kararı - Genel Bütçe Kapsamındaki İdareler Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4
Sayıştay Kararı
206
14 Kasım 2019
Genel Bütçe Kapsamındaki İdareler
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 4
-
Karar Tarihi: 14.11.2019
-
Karar No: 206
-
İlam No: 19
-
Madde No: 1
-
Kamu İdaresi Türü: Genel Bütçe Kapsamındaki İdareler
-
Hesap Yılı: 2018
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
VEKALET ÜCRETİ ÖDEMESİ
Boş bulunan …………., …………., …………., …………., …………., …………. ve …………. Göç İdaresi İl Müdürlüklerine vekâlet eden valilik personeline, yürüttüğü vekâlet görevi nedeniyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvelde yer alan Göç İdaresi İl Müdürü kadrosu için belirlenen ücret ve tazminat göstergesi esas alınarak vekâlet ücreti ödemesi yapılmak suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği görülmüştür.
Anayasanın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında;
"Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.”
Denilmek suretiyle, memurların ve diğer kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının ancak kanunla düzenlenebileceği, bunun tek istisnasının da mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, memurların ve diğer kamu görevlilerinin herhangi bir mali ve sosyal haktan yararlanabilmesi, söz konusu hakkın kanunla düzenlenmiş olması veya toplu sözleşmede yer alması halinde mümkündür.
Bu nedenle, memur kadrolarına vekâleten atananların yararlanacakları mali haklar mevzuatta açıkça düzenlenmektedir. Nitekim vekâleten atananlara ilgili mevzuatında belirtilen şartların tümünü taşımak kaydıyla, atandığı kadroya bağlı olarak vekâlet aylığı, zam ve tazminat farkı ile ek ödeme farkından biri, birkaçı veya tümü ödenebilmektedir.
Anayasanın bahsi geçen 128’inci maddesi hükmüne uygun olarak, Devlet memurlarının sınıfları, nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işleri 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiştir.
02/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 10’uncu maddesinde;
"Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan başkanlıklar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Toplu Konutİdaresi Başkanlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;
a) Merkez teşkilatlarında Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfına ait kadrolarda yer alanlar ile 28/2/1985 tarihli ve 3160 sayılı Kanuna göre tazminat alanlar hariç olmak üzere bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvelde yer alan unvanlı kadrolarda bulunanlardan,
b) Taşra teşkilatlarına ait kadrolarda bulunup, kadro unvanları ekli (II) sayılı Cetvelde yer alanlardan,
c) (Değişik : 20/8/2016-6745/77 md.) Merkez teşkilatlarında; Dışişleri Meslek Memuru ve Konsolosluk ve İhtisas Memurları, özel yarışma sınavı sonucunda mesleğe yardımcı veya stajyer olarak alınıp belirli süreli yetiştirme döneminden sonra özel bir yeterlik sınavı sonunda müfettiş, uzman, denetçi, kontrolör, aktüer ve stenograf unvanlı kadrolara (mevzuatı uyarınca söz konusu kadrolara atananlar dâhil) atananlar ve bunların yardımcı ve stajyerleri ile iç denetçilerden ekli (III) sayılı Cetvelde yer alan unvanlı kadrolarda bulunanlardan,
aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre almakta olanlara anılan Cetvellerde kadro unvanlarına karşılık gelen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarlarda ücret ve tazminat verilir. Bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Ekli (II) ve (III) sayılı Cetvellerde atandıkları kadro dereceleri esas alınarak belirlenen ücret ve tazminatlar, 657 sayılı Kanunun 45 inci maddesine göre atananlar ile haklarında aynı Kanunun 67 nci maddesi uygulananlar için kazanılmış hak aylık dereceleri dikkate alınarak ödenir. Tazminat damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz.
Bu madde kapsamına giren personele; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin (D) bendi, 2 nci, 28 inci, ek 1 inci, ek 4 üncü ve ek 13 üncü maddeleri hariç olmak üzere diğer maddelerinde öngörülen her türlü ödemeler ile ek 9 uncu maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen mevzuat hükümlerine göre yapılan ödemeler, 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Kanunun ek 21 inci maddesinde öngörülen ödeme, 657 sayılı Kanunda ödenmesi öngörülen aylık, ek gösterge, zam ve tazminatlar ve makam tazminatı ile avukatlık vekalet ücreti ve temsil tazminatı ödenmez.
Ekli (II) sayılı Cetvel kapsamında yer alan kadrolara vekaleten atananlara vekalet görevi nedeniyle birinci fıkrada belirtilen ödemeler yapılmaz. Ekli (II) ve (III) sayılı Cetvellerde yer alan kadrolarda bulunan ve ekli (II) sayılı Cetvel kapsamındaki başka kadrolara veya diğer kadrolara vekaleten atanan personele, birinci fıkrada belirtilen ödemeler dikkate alınmaksızın, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde ve 175 inci maddesine göre vekaleten atanılan kadrolar için belirlenmiş olan aylık göstergeleri ve ek göstergeler esas alınarak vekalet aylığı ve anılan Kanunun 152 nci maddesi uyarınca yürürlüğe konulan Cumhurbaşkanı kararının vekalete ilişkin hükümleri uyarınca işgal ettikleri kadrolar ve vekaleten atandıkları kadrolar için belirlenmiş olan zam ve tazminatlarının toplam tutarı esas alınarak zam ve tazminat farkı ödenir.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Bu maddenin uygulamasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. ”
Şeklinde bir düzenlemeye yer verilmek suretiyle, anılan Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvel kapsamında yer alan kadrolara vekâleten atananlara, ilgili mevzuatta öngörülmüş bulunan tüm şartların bir arada sağlanması halinde vekâlet aylığı ile zam ve tazminat farkının ödenebileceği hüküm altına alınmıştır. Bunun yanında, uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla söz konusu kadrolara vekâlet edenlere vekalet görevi nedeniyle, vekalet ettikleri kadro için öngörülen ücret ve tazminatların hiçbir şekilde ödenmeyeceği ayrıca belirtilmiştir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin iptali istemiyle …………. İdare Mahkemesince itirazen yapılan başvuru üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve Esas No: 2017/175, Karar No: 2017/175 sayılı Kararı ile 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin birinci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 10’uncu maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Ekli (II) sayılı Cetvel kapsamında yer alan kadrolara vekâleten atananlara vekâlet görevi nedeniyle birinci fıkrada belirtilen ödemeler yapılmaz.” ibaresi, söz konusu düzenlemenin 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin dayanağı olan 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığı ve anılan Kanunla Bakanlar Kuruluna verilen yetki kamu görevlilerinin "atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esasları" ile sınırlı iken, söz konusu düzenlemenin doğrudan mali haklara ilişkin olduğu gerekçesiyle “Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün il müdürü” kadrosu yönünden Anayasa'nın 91’inci maddesine aykırı bulunarak iptal edilmekle birlikte, Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiş olup, söz konusu karar 23/01/218 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Savunmalarda, Anayasa Mahkemesinin bahsi geçen 28.12.2017 tarih ve 2017/175 Esas ve 2017/175 Karar sayılı Kararı sonrasında İl Göç İdaresi Müdürü vekillerine ödenecek olan vekalet ücreti ödemesinin 375 sayılı KHK eki (II) sayılı cetvel esas alınarak hesaplanması ve ödenmesi önünde herhangi bir yasal engel bulunmadığı, Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 2006/10344 Karar eki zam ve tazminat cetvellerinde, 657 sayılı Kanunun 175’inci maddesinde öngörülen vekâlet aylığı ile Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Kararın 9’uncu maddesi uyarınca öngörülen zam ve tazminatları alan İl Göç İdaresi Müdürü unvanında bir kadro bulunmadığı, dolayısıyla İl Göç İdaresi Müdürleri maaşlarını 375 sayılı KHK eki (II) sayılı cetvelden aldıklarına göre, vekalet görevi dolayısıyla ödenecek zam ve tazminat farkının da söz konusu (II) sayılı cetvel baz alınarak hesaplanması ve vekalet ücreti ödemesinin buna göre yapılması gerektiği, İl Göç İdaresi Müdürleri vekillerine yapılacak olan vekâlet ücreti ödemelerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvelde yer alan Göç İdaresi İl Müdürü bölümünden yapılması gerektiği konusunda emsal alınması gereken mahkeme kararları bulunduğu, sorgu konusu yapılan vekâlet ücreti ödemelerinin de bu Kararların emsal alınması suretiyle gerçekleştirildiği ve buna göre herhangi bir kamu zararına yol açılmadığı belirtilmiş ise de;
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Ekli (II) sayılı Cetvel kapsamında yer alan kadrolara vekâleten atananlara vekâlet görevi nedeniyle birinci fıkrada belirtilen ödemeler yapılmaz.” ibaresi 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvelde yer alan kadrolara vekâleten atananlara, vekâlet görevi nedeniyle yararlanabilecekleri mali haklar bakımından yeni bir sınırlama getirmediği gibi, bu ibarenin tamamen kaldırılmış olması da herhangi bir mali hak doğurmamaktadır. Başka bir deyişle, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvelde yer alan kadrolara vekâleten atananların, vekâlet ettikleri kadrolar için öngörülen ücret ve tazminatlardan yararlanabilmesi, ancak bu konuda açıkça bir düzenleme yapılması veya toplu sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulması halinde mümkündür. Dolayısıyla, bu kadrolara vekâleten atananların söz konusu kadrolar için öngörülen ücret ve tazminatlardan yararlanabileceğine dair açık bir düzenleme yapılmadıkça veya toplu sözleşmeye bu yönde bir hüküm konulmadıkça, Anayasa Mahkemesinin Kararı sonucunda anılan ibarenin iptal edilmesi gerekçe gösterilerek, bu kadrolara vekâleten atananlara ücret ve tazminat ödenmesine imkân bulunmamaktadır.
Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin anılan Kararından sonra da konuya ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme yapılmamış ve “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmede” de konuyla ilişkili herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün il müdürü 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvel kapsamında yer aldığından, İl Göç İdaresi Müdürlüklerine vekalet eden personelin de asli görevlerinin (İl Protokol Şube Müdürü, İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü, İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü, İl Nüfus Müdürlüğü) söz konusu cetvellerde yer almadığı da dikkate alındığında, bu kadrolara vekâleten atananların mevzuatta öngörülen tüm şartları taşıması halinde 657 sayılı Kanunun 175’inci maddesinde öngörülen vekâlet aylığı ile Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 9’uncu maddesi uyarınca öngörülen zam ve tazminat farkından yararlandırılması gerekmektedir.
Ayrıca, emsal olarak gönderilen İdare Mahkemesi Kararlarından sadece Sorumlu-Ahiz …………. tarafından savunma eki olarak gönderilen …………. İdare Mahkemesi Kararı davanın tarafıyla alakalı olup, İdare Mahkemesi kararları sadece tarafları bağladığından, sorguda sorumlu ve/veya ahiz alarak yer almayan kişiler hakkında verilen mahkeme kararlarının emsal niteliği bulunmamaktadır.
Öte yandan, Anayasa’nın 153’üncü ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 66’ıncı maddelerinde, Anayasa Mahkemesine iptal kararlarının yürürlüğe girme tarihini erteleyerek ayrıca belirleme yetkisi tanınmış olup belirtilen yetkinin tanınmasıyla, iptal kararı üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğu giderecek yeni yasal düzenlemelerin yapılması için Yasama Organına imkân tanındığı kuşkusuzdur.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin "Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün il müdürü" yönünden Anayasa Mahkemesince iptal edildiği görülmekle birlikte, söz konusu iptal kararının usule ilişkin olması ve iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek olması nedeniyle söz konusu düzenlemenin ödemelerin yapıldığı tarihte yürürlükle olduğu açıktır.
Uyuşmazlığa konu olayda, Anayasanın 153’üncü maddesinin son fıkrası hükmünün, Anayasa Mahkemesi kararlarının sadece hüküm fıkralarının değil, hükme dayanak oluşturan temel gerekçelerinin de bağlayıcı olduğunun kabul edilmesini zorunlu kılması, Kanun Hükmünde Kararname hükmünde yer alan ibarenin Anayasa Mahkemesince usuli bir gerekçeyle iptal edilmiş olması ve iptal hükmünün ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle yürürlüğe girmemiş olması nedeniyle, sorgu konusu ödemeler hakkında yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hukukilik denetimi yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, Anayasanın 128’inci maddesinde yer alan, memurların ve diğer kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının kanunla ya da toplu sözleşmeyle düzenlenebileceğine dair emredici hükmü ışığında, “Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün il müdürü” kadrosuna vekâleten atananlara söz konusu vekâlet görevi nedeniyle, “Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün il müdürü” için 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvelde öngörülen ücret ve tazminatların ödenebileceğine dair kanuni düzenleme yapılmadıkça veya memurlar ve diğer kamu görevlileri için yapılan toplu sözleşmelerde herhangi bir hükme yer verilmedikçe, “Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün il müdürü” kadrosuna vekâleten atananların söz konusu “il müdürü" için öngörülen ücret ve tazminatlardan yararlandırılmasına imkân bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Harcama talimatını veren harcama yetkilileri ile harcama belgelerini düzenleyen gerçekleştirme görevlilerinin sorgu konusu hususlarla ilgili sorumluluklarının değerlendirilmesinde;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” denilmektedir.
Öte yandan, anılan Kanunda, harcama talimatı, kamu kaynağının kullanılmasından ve harcamaya girişmeden önce harcama yetkilisi tarafından gerçekleştirme görevlilerine verilen izin olarak tanımlanmıştır. Bir başka deyişle harcama talimatı; iş, mal veya hizmetin alınması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmesinden önceki aşamadır.
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için; iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. Ayrıca, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumlu addedilebilmeleri için bu kişilerin yetkili ve görevli olması ve giderin bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanması gerektiği de aynı maddede belirtilmiştir.
Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak sorumlulukları bulunmaktadır.
Bununla birlikte, Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan …………., …………., …………., …………. ve …………. savunmalarında, sorgu konusu vekâlet ücreti ödemesi yapılan harcama yetkilisi konumundaki İl Göç İdaresi Müdür Vekilleri tarafından kendilerine görev sürelerinin sonuna kadar 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) Sayılı cetvelde yer alan İl Göç İdaresi Müdürü kadrosuna verilen ücret ve tazminatlara göre vekâlet aylığının hesaplanması hususunda yazılı talimat verildiğini ve kendilerinin gerçekleştirme görevlisi olmaları nedeniyle, bu talimat doğrultusunda hareket ettiklerini, ödemenin hukuka uygun olmadığının tespit edilmesi durumunda ise, ileride doğabilecek sorumlulukların tamamen Harcama Yetkilisi sıfatıyla kendilerine ait olduğuna dair (örneğin …………. tarafından …………. Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğüne hitaben yazılan elektronik imzalı …………. tarih ve …………. sayılı yazı) sorumluluk üstlenme yazısı yazmaları üzerine, bu yazılı talimatın gereği olarak ödeme belgelerini hazırladıklarını ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imzaladıklarını belirtmişlerdir.
5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin birinci fıkrasında “kamu zararı”; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır." şeklinde tanımlanmış; ikinci fıkrasında ise, birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu durumda, 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekecektir. İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; bu bentte sayılanlarla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. İkinci fıkra ile belirlenen kapsam içerisinde, “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hususu da sayılmaktadır.
5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesi uyarınca, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Buna göre, temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya ihmalin varlığı gerekmektedir.
Bu itibarla, ödeme emrinin düzenlenmesinden, fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmesinden ve düzenlenen belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan sorumlu olan, ödeme emri belgelerini gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imzalayan ve imzaları bulunduğu gerekçesiyle sorumlu tutulan kamu görevlilerinin itirazları üzerine, sorgu konusu vekalet ücreti ödemesi yapılan harcama yetkilisi konumundaki İl Göç İdaresi Müdür Vekillerinin yazılı talimatları ve sorumluluk üstlenme yazılarının gereği olarak ödeme belgelerini hazırladıkları ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imzaladıkları, dolayısıyla kendileri tarafından ödemenin yapılmasına ilişkin herhangi bir irade ortaya konulmadığı anlaşıldığından ve bahsi geçen kişilerin işlemleriyle meydana gelen kamu zararı arasında illiyet bağı kurulamaması nedeniyle sorumlulukları bulunmamaktadır. Söz konusu kamu zararından, anılan gidere ilişkin harcama talimatını veren harcama yetkililerinin bu talimata ilişkin harcamaların mevzuatına uygunluğundan sorumluluğu bulunmaktadır.
Öte yandan, bordro bilgilerini sisteme girmek ve vekalet maaşı farkı bordrosu gibi maaşa ilişkin kanıtlayıcı belgeleri düzenlemekle görevli personelin (mutemet) sorumluluğa dahil edilebilmeleri için, fazla ödemelere neden olan oran ve miktarların bunlar tarafından belirlendiğinin ödeme emrinde imzası bulunan ve sorumlu tutulan gerçekleştirme görevlilerince ortaya konulması ve ispatı gerekir. Böyle bir iddia ve ispat bulunmadığından, bu kişilerin de kamu zararından sorumlu tutulmaları mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca, …………. Valiliği İl Göç İdaresi Müdür Vekili ………….’e ………….TL’nin mahkeme kararı doğrultusunda ödendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, bu ödemede imzası bulunan kamu görevlilerinin “açıkça mevzuata aykırı” karar, işlem veya eylemlerinin varlığından söz edilemez. Bu itibarla, bahsi geçen kişiler ile meydana gelen kamu zararı arasında illiyet bağı kurulamaması nedeniyle sorumlulukları bulunmamaktadır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalara uyarınca; Anayasa Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve Esas No: 2017/175, Karar No: 2017/175 sayılı Kararı gerekçe gösterilmek suretiyle, boş bulunan …………., …………., …………., …………., …………., …………. ve …………. Göç İdaresi İl Müdürlüklerine vekâlet eden valilik personeline yürüttüğü vekâlet görevi nedeniyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvelde yer alan Göç İdaresi İl Müdürü kadrosu için belirlenen ücret ve tazminat göstergesi esas alınarak vekâlet ücreti ödemesinde bulunulması sonucu …………. TL kamu zararına neden olunduğu ileri sürülmekte ise de;
…………. TL’nin; vekâlet ücreti ödemelerinden yapılan gelir ve damga vergisi kesintilerine ait olması sebebiyle, mevzuatına uygun olduğu anlaşılan bu tutar ile ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığına,
…………. TL’nin ………….tarih ve …………. no.lu muhasebe işlem fişiyle tahsil edilmek suretiyle ilişiği giderildiği anlaşıldığından, …………. TL için ilişik kalmadığına ve tahsilatın ilama dercine,
…………. Valiliği İl Göç İdaresi Müdür Vekili ………….’e ödenen …………. TL idare zararı oluşturmakla birlikte, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesi gereğince sorumlu addedilenlerle kamu zararı arasında illiyet bağı kurulamadığından, bu tutarın Sayıştay yargısı açısından kamu zararı olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, …………. TL için ilişilecek bir husus bulunmadığına,
…………. TL’nin ise; sorumlu Harcama Yetkililerine,
Tek başına,
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesi uyarınca İşbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,
………….,
Oy birliğiyle,
Karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:35