Sayıştay 3. Dairesi 47945 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

47945

Karar Tarihi

6 Ekim 2021

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2018

  • Daire: 3

  • Dosya No: 47945

  • Tutanak No: 50197

  • Tutanak Tarihi: 06.10.2021

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Aranan Şartları Taşımayan Sözleşmeli Personel Çalıştırılması

  1. 118 sayılı İlamın 2’nci maddesi ile; … Büyükşehir Belediyesi tarafından programcılık kadrosuna sözleşmeli personel olarak atanan ve 7/15754 sayılı BKK ile yürürlüğe konulmuş Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda öngörülen yabancı dil şartını sağlamadıkları anlaşılan 22 kişiye ödeme yapılması sonucu oluşan … TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Öncelikle sorumlu Harcama Yetkilisi … (Memur)’ın işbu dosya kapsamındaki dilekçe içeriğinin, 118 sayılı İlamın 2’nci maddesiyle ilgisi bulunmadığı görülmüş ise de; adı geçen kişi hem konu hakkında daha önce Sayıştay Temyiz Kurulunca ve Sayıştay 7. Dairesince verilmiş emsal kararları dilekçe ekine (Ek 1) koyarak hem de duruşma esnasında bu konuda sözlü açıklamalarda bulunarak İlam maddesine itirazda bulunduğundan, sorumlu …’ın yazılı itirazının da -konuyla ilgilisi bulunmasa da- İlamın 2’nci maddesine yönelik olduğu değerlendirilerek konunun esası yönünden incelemeye geçilmiştir.

Konunun esası ile ilgili olarak;

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49’uncu maddesinin 3’üncü ve devam eden fıkralarında şu düzenlemeler mevcuttur:

“Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir. Sözleşmeli personel eliyle yürütülen hizmetlere ilişkin boş kadrolara ayrıca atama yapılamaz. Bu personelin, yürütecekleri hizmetler için ihdas edilmiş kadro unvanının gerektirdiği nitelikleri taşımaları şarttır… Bu fıkra hükümlerine göre çalıştırılacak personel için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı unvanlar itibarıyla sınırlama getirebilir.

Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmaz ve ücret mahiyetinde aynî ya da nakdî menfaat temin edilmez. Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır. Bu personele ait sözleşme örnekleri sözleşmenin imzalanmasını izleyen 30 gün içinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir…”

İlamda; 5393 sayılı Kanunun 49’uncu maddesi kapsamında işe alınacak sözleşmeli personel için bu maddede düzenlenmeyen hususlarda 657 sayılı Kanunun 4(B) maddesindeki sözleşmeli personel için geçerli olan hükümlere yapılan atıf nedeniyle, 657 4(B) kapsamındaki sözleşmeli personele yönelik hükümler içeren “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” da belli kadro ve pozisyonlar için belirlenmiş şartları taşımayan kişilerin işe alınmasının mevzuata aykırı olduğu belirtilerek tazmin hükmü verilmiştir.

657 sayılı Kanunun 4(B) maddesindeki sözleşmeli personel; “Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.” şeklinde tanımlanmış olup, bu madde kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılacak sözleşmeli personel için geçerli olacak hükümler ise 1978 tarihli “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” ile belirlenmiştir.

Görüleceği üzere; kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Kanunun 4(B) maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personel, kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde kadro şartı aranmaksızın çalıştırılmakta, bu şekilde özellikli pozisyonlarda çalışacak kişilerin seçimi için de bazı asgari şartlar (eğitim düzeyi, yabancı dil bilgisi gibi) aranmaktadır.

Ancak 5393 sayılı Kanunun 49’uncu maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personel ise, yukarıda bahsedilen sözleşmeli personelden farklılık arz etmektedir. 5393 sayılı Kanunun 49’uncu maddesinde kalkınma planı, yıllık program, önemli iş projesi gibi özellik arz eden ve hususi meslek ve ihtisası gerektiren işlerden bahsedilmeden, Belediyelerin çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim, eğitim gibi yerel ve rutin görevlerini yerine getirmek için –bu alanlarda çalışacak memur personeli bulunmadığından veya yeterli gelmediğinden- ihtiyaç duyduğu iş alanlarından bahsedilmektedir. Yine söz konusu 49’uncu maddede; sözleşmeli personel eliyle yürütülen hizmetlere ilişkin boş kadrolara ayrıca atama yapılmayacağı ve bu personelin ihdas edilmiş kadro unvanının gerektirdiği nitelikleri taşımaları gerektiği belirtilmiştir. Buradan hareketle; Belediyelerin boş kadrolara ilişkin görevleri yerine getirmek üzere yıllık sözleşme ile çalıştırdığı personelin işe alınması süreci ile ilgili olarak, 657 sayılı Kanunun 4(B) maddesindeki sözleşmeli personelden farklı olarak, kamu kurum ve kuruluşlarınca aynı kadro unvanı ile benzer nitelikteki işleri yürüten memur personel için düzenlenmiş hükümlerin geçerli olacağı değerlendirilmiştir. Bir başka deyişle, Belediyelerde 5393 sayılı Kanunun 49’uncu maddesine göre istihdam edilecek personelin atanma şartlarıyla ilgili olarak, “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” yerine, gerek Belediyelere aynı unvanlarla memur personel alımında gerekse de memur personelin görevde yükselme ve unvan değişikliğinde belirlenmiş olan şartlara bakılması gerekir. Zira 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesi açıkça sözleşmeli personel için ‘kadro unvanının gerektirdiği’ şartları taşımalarını; 657 sayılı Kanun’da ise pozisyon için önerilen şartları taşımalarını istemektedir.

Ayrıca uygulamada Belediyeler tarafından “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” a ekli 4 sayılı cetvelde bulunmayan ancak ilgili Bakanlıkça belirlenmiş olan bazı unvanlarda (ekonomist, çözümleyici, eğitmen gibi) sözleşmeli personel de istihdam edilmektedir. Böyle durumlarda işe alım sürecinde aranacak nitelikler ile ilgili olarak Esasların hükümlerine gidilemeyeceğinden, memur personel için çıkarılmış “Mahalli İdare Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerine gidilmesi zorunluluktur. Dolayısıyla buna benzer zorunlu haller de dikkate alındığında, Belediye Kanununun 49’uncu maddesine göre çalıştırılacak sözleşmeli personelde aranacak nitelikler bakımından tamamıyla söz konusu Esaslarda öngörülmüş hükümlerin geçerli olacağını söylemek pek mümkün görünmemektedir. Nitekim ilgili Bakanlık (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) tarafından 02.01.2020 tarihinde bu konuyu da açıklayacak şekilde 2020/2 sayılı Genelge yayımlanmış ve bu Genelgede; sözleşmeli personelin taşıması gereken nitelikler konusunda, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslara ekli 4 sayılı Cetvelde aranan niteliklerin veya Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte personel kadro unvanları için aranan niteliklerin dikkate alınması gerektiği belirtilmek suretiyle İdarelere tercihe bağlı bir uygulama için yol gösterilmiştir.

Somut olaydaki sözleşmeli personel istihdamına gelince; Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte, “programcı” kadrosu unvan değişikliğine tabi kadrolar arasında sayılmış ve unvan değişikliği suretiyle “programcı” olarak atanacak memurlar için yabancı dil şartı öngörülmemiştir. Dolayısıyla olaydaki sözleşmeli programcıların işe alış sürecinde de, -İdare tarafından gerekli görülmediği sürece- yabancı dil şartı aranmamasında mevzuata aykırı bir durum söz konusu değildir. Böyle bir dil şartının aranması aynı kadroda istihdam edilen memur ve sözleşmeli personel için eşitsizlik yaratacaktır.

Kaldı ki, ilgili Belediyece yapılan tüm sözleşmeler mevzuat hükmü gereği Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilmiş ve Bakanlıkça yapılan inceleme neticesinde tüm sözleşmeler uygun bulunmuştur.

5393 sayılı Kanunun 49’uncu maddesinde Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslara yapılan atfın istihdam şartlarına ilişkin olmayıp, mesai saatleri, izinler, sosyal güvenlik uygulamaları gibi çalışma ve iş şartlarına ilişkin olduğunu kabul etmek gerekir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, Belediyelerde 5393 sayılı Kanunun 49’uncu maddesine göre istihdam edilecek sözleşmeli personelin işe alım şartları bakımından, 657 sayılı Kanunun 4(B) maddesi kapsamındaki sözleşmeli personel için belirlenmiş Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda yer alan hükümlerin tek başına geçerli olamayacağı anlaşıldığından, … Büyükşehir Belediyesi tarafından sözleşmeli programcı olarak atanan kişilerin, Esaslarda belirtilen KPDS D düzeyinde yabancı dil bilme şartını sağlamaması hususunda mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla; konuya ilişkin dilekçi itirazları kabul edilerek, 118 sayılı İlamın 2’nci maddesi ile verilmiş … TL tutarındaki tazmin hükmünün BOZULMASINA, yukarıda açıklanan gerekçeler dikkate alınarak konu hakkında yeni hüküm tesisini teminen dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

(Sorumluluk yönünden Üye … ve Üye …’ün aşağıda yazılı ilave görüşleri, esas yönünden Üye …’un aşağıda yazılı farklı gerekçesi ile birlikte; .... ... …, Üye …, Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçeleri karşısında) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 06.10.2021 tarih ve 50197 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

İlave Görüş

Sorumluluk Yönünden Üye … ve Üye …’ün İlave Görüşü:

Konunun esası ile ilgili yukarıda yer verilen çoğunluk görüşüne katılarak, 5393 sayılı Kanunun 49’uncu maddesine göre işe alınacak sözleşmeli personelin niteliği bakımından Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’da sayılan özelliklerin aranmayacağı ve bu yönüyle İlam hükmünün mevzuata uygun olmadığı değerlendirilmekle birlikte; İlam hükmünün sorumluluk yönüyle de isabetli olmadığı görülmektedir. Şöyle ki; İlamda kamu zararından, sözleşme ücretlerinin ödemesini gerçekleştiren Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri sorumlu tutulmuştur. Oysa olayda; mevzuata aykırı yapılmış atama işlemleri neticesinde oluşmuş bir kamu zararı söz konusu olup, bu hususta programcı personelin sözleşmesini yenileyerek, onların yeniden atanmasını öneren ve onaylayan kişilerin sorumluluğuna gidilmesi gerekirken ödeme belgelerini imzalayan kişilerin sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Dolayısıyla Dairesince yapılacak yargılamada İlamın esası ile ilgili olarak yukarıda çoğunluğun görüşünde yer verilen hususların yanı sıra sorumluluk hususuna da dikkat edilmesi gerekir.

Farklı Gerekçe

Esas Yönünden Üye …’un Farklı Gerekçesi:

Sayıştay Dairelerince tazmin kararı verilebilmesi için, 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesi çerçevesinde; mevzuata aykırı yapılmış idari işlemler neticesinde kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunacak şekilde maddi bir zararın ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Bu bağlamda somut olayda; mevzuata aykırı yapılmış bir atama işlemi söz konusu bile olsa, atanan personelin – iş’te eksiklik ve kusurun olduğuna ilişkin herhangi bir tespit olmadığından- üzerine düşen görevleri yerine getirdiği ve kendisinden beklenen kamu hizmetini ürettiği görüldüğünden, İdarenin aldığı hizmetin bedelini bu kişilere ödemesi ile kamu kaynağında herhangi bir şekilde artışa engel veya eksilmeye neden olunmamış, yani kamu zararına yol açılmamıştır. Burada ancak programcı personelin ürettiği hizmet (katma değeri) ile aldığı ücret arasındaki fark kadar bir kamu zararından bahsedilebilir, onun da teknik yöntemlerle ölçülerek tespiti gerekir. Böyle bir tespit de söz konusu olmadığından, Belediyece yapılan atama işlemleri nedeniyle kamu kaynağının yersiz kullanılmadığının ve herhangi bir kamu zararına sebebiyet verilmediğinin anlaşılması ile, 118 sayılı İlamın 2’nci maddesi ile verilmiş … TL tutarındaki tazmin hükmünün açıklanan bu gerekçe doğrultusunda kaldırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Karşı Oy Gerekçesi/Azınlık Görüşü

.... ... … ve Üye …:

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49’uncu maddesinin 3’üncü ve devam eden fıkralarında şu düzenlemeler mevcuttur:

“Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir. Sözleşmeli personel eliyle yürütülen hizmetlere ilişkin boş kadrolara ayrıca atama yapılamaz. Bu personelin, yürütecekleri hizmetler için ihdas edilmiş kadro unvanının gerektirdiği nitelikleri taşımaları şarttır… Bu fıkra hükümlerine göre çalıştırılacak personel için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı unvanlar itibarıyla sınırlama getirebilir.

Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmaz ve ücret mahiyetinde aynî ya da nakdî menfaat temin edilmez. Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır. Bu personele ait sözleşme örnekleri sözleşmenin imzalanmasını izleyen 30 gün içinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir…”

Belediyeler, kendileri açısından özel bir Kanun olan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49’uncu maddesine göre norm kadroya uygun olarak avukat, mimar, mühendis, çözümleyici, programlayıcı, tabip… gibi alanında uzman ve teknik personeli yıllık sözleşme ile çalıştırabilir. Bu maddeye göre istihdam edilecek sözleşmeli personelin işe alınmaları, ücretleri, izinleri, ücretlerinin ödenme zamanı ve benzeri hususlarda öncelikle 5393 sayılı Kanun hükümlerine, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Kanunun atıf yaptığı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4’üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkında düzenlenmiş hükümlere bakmak gerekir. Buradan hareketle; Belediyelerde istihdam edilecek sözleşmeli personel için özel mevzuatla düzenleme yapılmamış hususlarda 657 sayılı Kanunun 4(B) fıkrasına göre kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen sözleşmeli personel hakkında çıkarılmış ve 1978 yılında yürürlüğe konulmuş “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” da yer alan hükümler geçerli olacaktır. Ayrıca söz konusu Esaslar’ ın “Sınav şartı” başlıklı Ek Madde 2’de; “3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesi ve bu maddeye yapılan atıflara istinaden istihdam edilecek sözleşmeli personelin hizmete alınmasında bu madde hükümleri uygulanmaz.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmesi ile de, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesine göre çalıştırılacak sözleşmeli personelin sadece sınav şartı yönüyle Esaslara tabi olmayacakları, bu durumun zıddı olarak Esasların sınav şartı dışındaki tüm hükümlerinin söz konusu personel için geçerli olacağını söylemek mümkündür.

Mezkûr Esasların 15’inci maddesinde; “Madde 15- (Değişik:22/11/2010-2010/1169) Esaslara, Sözleşmeli Personel Pozisyon Unvanları ile Asgari Nitelikleri Gösterir (4) sayılı Cetvel eklenmiştir. Bu cetvelde belirtilenler dışında sözleşmeli personel pozisyonları kullanılamaz ve talepte bulunulamaz. Kurumlar, söz konusu cetvelde belirlenen asgari niteliklere, hizmetin gereği ilave nitelikler belirleyebilirler.” hükmü bulunmaktadır. Sözleşmeli Personel Pozisyon Unvanları İle Asgari Nitelikleri Gösterir 4 Sayılı Cetvelde ise; “Programcı” unvanı için istenen nitelikler; “Yükseköğretim kurumlarının bilgisayar programcılığı ile ilgili bölümlerinden en az önlisans düzeyinde mezun olmak veya en az önlisans mezunu olmak koşuluyla bilgisayar programcılığı alanına ilişkin ders aldığını belgelendirmek veya bu alanda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika sahibi olmak ve en az D düzeyinde KPDS veya dengi yabancı dil bilgisine sahip olmak.” şeklinde tayin edilmiştir.

Esaslara göre Belediyelerde sözleşmeli programcı kadrosuna atanabilmek için temelde iki şart aranmaktadır. Bunlar; bilgisayar programcılığı ile alakalı eğitim almış olmak ve en az D düzeyinde KPDS veya dengi yabancı dil bilgisine sahip olmaktır. Burada geçen “…veya dengi yabancı dil bilgisine sahip olmak” ifadesinden anlaşılması gereken dil seviyesi ise; bu hususta ÖSYM Başkanlığınca 17.07.2013 tarihinde yayımlanmış Kararda açıklandığı üzere KPDS’nin dengi olarak görülen ÜDS, YDS gibi ülke düzeyinde gerçekleştirilen sınavlar ile TOEFL, IELTS gibi uluslararası geçerliliği bulunan sınavlardan alınacak dengi puanlardır. Temyiz dilekçelerinde tam da bu noktada; İdarece, özel yabancı dil kurslarının açtığı sınavlardan 74-80 puan alan kişilerin iyi, yeterli düzeyde dil bilgisinin olduğu kanaatiyle işe kabulünün yapıldığı belirtilmiş ise de; özel kursların dil seviyesine (1. Düzey, 2. Düzey, temel, intermediate gibi) göre yaptığı sınavlarda alınan puanların, kişinin ülke düzeyinde gerçekleşen sınavlarda D seviyesinde yabancı dil bilgisine sahip olduğunu göstermesi bakımından geçerli bir belge olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, bu yöndeki savunmalar yerinde görülmemiştir.

Bu bağlamda İlamda yer alan “Programcı Kadrosundaki Sözleşmeli Personelin Yabancı Dil Bilgisini Gösteren Tablo” incelendiğinde; 2018 yılında programcı kadrosuna atanmak üzere sözleşme imzalanan 22 kişinin hiçbirinin mevzuatla belirlenmiş yabancı dil şartını sağlamadığı, bu kişilerden bazılarının özel kurslar aracılığıyla aldığı ve KPDS/D düzeyi veya dengi sayılması mümkün olmayan yabancı dil sertifikalarına istinaden, bazılarının ise yabancı dil anlamında hiçbir belgesi olmadan söz konusu kadrolara atandığı görülmüştür.

Belediye Başkanı ile söz konusu personelle tek tek imzalanan Hizmet Sözleşmesinin 14/a’ıncı maddesinde açıkça; “Sözleşmeli personelin, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49’uncu maddesine veya 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre yürüteceği görev itibariyle sözleşmeli personel olabilme şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya bu şartlardan birini sonradan kaybedilmesi halinde sözleşme feshedilmiş sayılır.” Denilmiştir.

Buna göre, “programcı” kadro unvanı için gerekli olan şartlardan “en az D düzeyinde KPDS veya dengi yabancı dil bilgisine sahip olmak” şartını sağlamadığı anlaşılan ... adet personelle mevzuata aykırı olarak sözleşme imzalanması veya imzalanmış sözleşmelerin feshedilmemesi nedeniyle bu kişilere 2018 yılında ücret ödemesi yapılarak toplam … TL kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Bu itibarla; 118 sayılı İlamın 2’nci maddesi ile verilmiş … TL tutarındaki tazmin hükmünün tasdiki gerekir.

Üye … ve Üye …:

Esas yönünden … ve Üye …’ın azınlık görüşüne katılmakla birlikte Usule ilişkin olarak;

Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak Dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular olağan kanun yolu olarak temyiz ve karar düzeltme, olağanüstü kanun yolu olarak ise yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 sayılı Kanun’un, “Temyiz” başlıklı 55’inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek ilgili Daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile Daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay Dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da Dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 Sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumlular haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol Dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (bahse konu olayda 12 oya) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılamaz. Açıklanan nedenlerle müzakerelere devam edilerek İlam hükmüne ilişkin kaldırma kararı dışındaki seçenekler üzerinde görüşme yapılmalı, tasdik veya bozma kararları oylanmalıdır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:28

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim