Sayıştay 3. Dairesi 43938 Kararı - Özel Bütçe Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

43938

Karar Tarihi

14 Kasım 2018

İdare

Diğer Özel Bütçeli İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Diğer Özel Bütçeli İdareler

  • Yılı: 2014

  • Daire: 3

  • Dosya No: 43938

  • Tutanak No: 45329

  • Tutanak Tarihi: 14.11.2018

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Kurum personeline yapılan ödemelerde, Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen üst sınırın aşılması.

      1. 316 sayılı ek ilamın 5 inci maddesi ile; 5544 sayılı Kanununun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesi ile Başkan, yönetici personel ve diğer personel için (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi personel hariç) öngörülen aylık azami ödeme sınırının sadece ücreti değil tüm mali ve sosyal hakları kapsamasına ve söz konusu maddenin vermiş olduğu yetki çerçevesinde Yönetim Kurulu tarafından alınan;
  • 2008/48 sayılı Karar ile; aylık net personel ücretlerinin, Kurum Başkanına ödenen aylık net ücret ile yine aynı Karar ile belirlenen tavan katsayılarının çarpılması sonucu bulunacak tutarları geçemeyeceği,

  • 2010/66 sayılı Karar ile de ilave tediyelerin ilgili aya ilişkin ücret tavan limitleri korunmak kaydıyla ödeneceği,

öngörülmesine rağmen yapılan ilave tediye ödemeleri ile söz konusu azami sınırın aşılması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Temyiz dilekçesi;

SIRA NO: 5 (Miktarı: … TL/Çeşidi: İlave Tediye)

SIRA NO:6 (Miktan: … TL/Çeşidi: İlave Tediye/Fazla Çalışma Ücreti)

SIRA NO:7 (Miktarı: … TL/Çeşidi: İlave Tediye)

SIRANO:8 (Miktarı: … TL/Çeşidi: İlave Tediye)

SIRA NO:9 (Miktarı: … TL/Çeşidi: İlave Tediye)

SIRA NO: 10 (Miktarı: … TL/Çeşidi: İlave Tediye)

Sorumlu ek ilamın 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 uncu maddeleri için tek başlık altında aynı temyiz gerekçelerini belirtmiş olup dilekçesinde özetle;

5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin Kurumda nitelikli personel istihdam edilebilmesini sağlamak amacıyla personel ücretlerinin ... Yönetimi tarafından belirlenmesini öngördüğünü, Yönetim Kurulunun 31/12/2008 tarih ve 2008/48 sayılı kararıyla; personelde aranan objektif şartlar, liyakat, deneyim, hakkaniyet ve hiyerarşi gibi unsurları dikkate alarak 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesi hükmü sınırları içinde personel ücretlerinin belirlendiğini,

Bu kapsamda Kurum Başkanının ücretinin genel müdür maaşına eşitlenmiş ve diğer personel ücretlerinin ise belirli taban ve tavan katsayılarına göre belirlenerek Başkanın ücreti ile ilişkilendirildiğini,

Bu doğrultuda, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun kapsamındaki ödemeler de dâhil olmak üzere Yönetim Kurulu kararında belirtilen tavan katsayıların aşılmadığını bu doğrultuda ilave tediye ödemesi yapıldığını,

01.07.2010-30.06.2012 dönemini kapsayan Kurum ile TEZ- KOOP İŞ sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinde (TİS) 2008/48 nolu Yönetim Kurulu Kararındaki tavan katsayıları korunarak personele ilave tediye ödenmesine yer verildiğini,

Yönetim Kurulunun, 2/11/2010 tarihli ve 2010/66 sayılı kararı ile TİS kapsamında bulunmayan Kurum personeline de TİS’de olduğu gibi ilave tediye ödenmesine karar verildiğini ve uygulandığını, 2008/48 nolu Yönetim Kurulu kararında belirlenen tavan miktarları gözetilerek personele ilave tediye ödendiğini bu kapsamda aylık tavan katsayısına takılan personele ilave tediye ödenmediğini,

Ancak, Ek-1’de sunulan Yüksek Hakem Kurulunun 09.09.2013 tarihli E.2013/118 ve K. 2013/156 sayılı kararı ve 12.11.2014 tarihli ve E.2014/137 ve K.2014/156 sayılı kararlan ile, işçi sendikasının ilave tediye dışındaki ikramiye, tazminat vb. taleplerinin dikkate alınmadığını, ilave tediyenin ise hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan ödenmesi gerektiğine hükmedildiğini,

Diğer taraftan, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi’nin “24.06.2013 tarih ve 2013/19303 (Esas No; 2011/16606) sayılı kararı”, “24.10.2011 tarih ve 2011/39092 (Esas No: 2011/47206) sayılı kararı” ve “15.11.2011 tarih ve 2011/43574 (Esas No: 2011/48313) sayılı kararlarında”; 6772 sayılı Kanunun kapsam, süre, hesaplama vb. Özellikler açısından nasıl uygulanması gerektiği açıklanarak; işçilere ücret sistemleri ne olursa olsun 6772 sayılı Kanun uyarınca ilave tediye ödenmesine hükmedildiğini,

İşçi statüsünde olan ... personeline yapılan ödemelerin Anayasanın koruma altına aldığı Yüksek Hakem Kurulu kararı ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklandığı, İdarenin bu kararları ve toplu sözleşme hükümlerini uygulamama gibi bir yetkisinin de bulunmadığını aynca 4857 sayılı İş Kanunun 102/a maddesi ile işçinin ücreti ile İş Kanunu veya toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içerisinde kasten ödemeyen veya eksik ödeyen işveren/işveren vekili ve 3 üncü kişilere her işçi ve her ay için idari para cezası uygulanacağı da hüküm altına alındığından İdarenin yapmış olduğu ödemelerin yerinde ve mevzuata uygun olduğunu, TİS kapsamında bulunan Kurum personeline TİS gereğince yapılan ödeme nedeniyle herhangi bir kamu zararı oluşmadığını,

Sayıştay Temyiz Kurulunun EK-3 de sunulan 09.02.2016 tarih ve 41453 sayılı kararında kısaca “… Anayasanın 54 üncü, 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddeleri çerçevesinde Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olmasından dolayı 09.09.2013 tarihli ve E.2013/118 ve K:2013/156 sayılı Yüksek Hakem Kurulu kararının yerine getirilmesi olarak nitelendirilecek ve ilgililere sorumluluk yüklenemeyecektir…” denildiğini,

YHK’nin bu kararı ve Yargıtay kararları çerçevesinde, 6772 sayılı Kanun kapsamındaki ilave tediyenin 2008/48 sayılı Yönetim Kurulu kararı ve 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki tavan sınırlamasına tabi olmadığının anlaşıldığını,

Bu doğrultuda 666 sayılı KHK’dan önce istihdam edilmiş olan ve 6772 sayılı Kanun kapsamında ilave tediyeye müstahak olan ve 2008/48 sayılı karardaki tavan katsayısı nedeniyle ilave tediye ödenmeyen Kurum personeline belirtilen ilave tediyenin ödendiğini,

5544 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi gereğince iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilmekte olan … personelinin fazla çalışma ücretinin, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuatına tabi olduğunu, fazla çalışma ücretinin Kanunun 25 inci maddesinde belirtilen mali ve sosyal bir hak olmayıp, Kanunun 24 üncü maddesi kapsamında, fiili çalışmaya bağlı olarak ödenmesi zorunlu bir ücret olduğunu,

Dolayısıyla fazla çalışma ücretinin bahse konu 25 inci maddede yer alan ücret tavan sınırı ile ilgisi bulunmadığını bu sebeple, … Personel Yönetmeliğinin 18 inci maddesinde personelin ücret, mali ve sosyal hakların, 20 nci maddesinde ise fazla çalışma ücretinin ayrıca düzenlendiğini,

Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sorguya konu işlemlerin kanunlara, iş mevzuatına, YHK ve yargı kararlarına uygun olarak yapıldığını, herhangi bir kamu zararına sebebiyet verilmediğini,

Sonuç olarak;

...nun 5544 sayılı Kanun ile kurulduğunu, Kurum personelinin anılan Kanunun 24 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “Kurum hizmetleri iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütülür.” hükmü gereğince 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak sürekli işçi statüsünde istihdam edildiğini,

Aynı maddenin 7 nci fıkrası gereğince de Kurum personelinin emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olduğunu,

5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, “Meslekî Yeterlilik Kurumu Başkanının, yönetici personelinin ve diğer personelinin ücret, malî ve sosyal haklarının; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir” hükmü gereğince Kurum personelinin her ay herhangi bir unsur ilave edilmeksizin alacağı ücreti Kanunda öngörülen hüküm çerçevesinde belirlendiğini,

… çalışanlarının İdare ile olan ilişkisinin klasik işçi işveren ilişkisine dayandığını, ihtilafların çözümünde özel hukuk hükümlerinin geçerli ve iş mahkemelerinin yetkili olduğunu,

Kurum personelinin Anayasanın 51 inci maddesi ile güvence altına alınan ve ülkemizin taraf olduğu 87 nolu ILO Sözleşmesi ve 6356 sayılı Kanun uyarınca işçi sendikasına üye olduğunu, yine Kurum personelinin Anayasanın 53 üncü maddesi ile güvence altına alınan ve ülkemizin taraf olduğu 98 nolu ILO Sözleşmesi ve 6356 sayılı Kanun uyarınca yetkili işçi sendikası aracılığıyla toplu iş sözleşmesi yaptığını,

İstihdam edilen personelin tamamının Kurumda yetkili işçi sendikasına üye olmak suretiyle 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 39 uncu maddesi kapsamında Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma hakkını elde ederek bireysel iş sözleşmelerinin hükümsüz kaldığını,

4857 sayılı İş Kanunun 102/a maddesi ile işçinin ücreti ile İş Kanunu veya toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içerisinde kasten ödemeyen veya eksik ödeyen işveren/işveren vekili ve 3 üncü kişilere her işçi ve her ay için idari para cezası uygulanacağı hüküm altına alındığından kendisinin de ilgili kanunların gereğini yaptığını,

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde; “kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlandığını, dolayısıyla kamu zararına sebebiyet verebilecek herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalin yapılmadığını,

Sayıştay Temyiz Kurulunun 09.02.2016 tarihli ve 41453 sayılı kararı ile 3. Dairenin oyçokluğu ile verdiği tazmin hükmünün bozulduğunu,

Kurumun 2012 yılından bu yana ücret, mali ve sosyal haklar konusunda yaşadığı belirsizlikler vs sorunların, Sayıştay Başkanlığı Kararları, Yüksek Hakem Kurulu Kararları dikkate alınarak … Yönetim Kurulu, özel Kanun olan 5544 sayılı Kanunun 9 ve 25 inci maddelerinden gelen yetkisini kullanarak Kurum personelinin 01/01/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak, tüm personel için tek ve ortak bir düzenleme yaparak ücret, mali ve sosyal hakları yürürlükteki mevzuat hükümleri ve uygulamalar dikkate alarak yeniden belirlediğini,

Söz konusu Yönetim Kurulu Kararının 11/10/2017 tarihinde gerçekleştirilen … 12 nci Olağan Genel Kurulu tarafından onaylanarak kabul edildiğini belirterek tazmin hükümlerinin kaldırılmasını istemiştir.

Başsavcılık mütalaası,1 inci maddede belirtilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

5544 sayılı Kanununun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesi ile Başkan, yönetici personel ve diğer personel için (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi personel hariç) öngörülen aylık azami ödeme sınırının sadece ücreti değil tüm mali ve sosyal hakları kapsamasına ve söz konusu maddenin vermiş olduğu yetki çerçevesinde Yönetim Kurulu tarafından alınan;

  • 2008/48 sayılı Karar ile; aylık net personel ücretlerinin, Kurum Başkanına ödenen aylık net ücret ile yine aynı Karar ile belirlenen tavan katsayılarının çarpılması sonucu bulunacak tutarları geçemeyeceği,

  • 2010/66 sayılı Karar ile de ilave tediyelerin ilgili aya ilişkin ücret tavan limitleri korunmak kaydıyla ödeneceği,

öngörülmesine rağmen yapılan ilave tediye ödemeleri ile söz konusu azami sınırın aşıldığı ve bu suretle de kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasıyla ilgili hüküm vermek için yapılan yargılama sırasında; 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası; Anayasanın 49, 53, 54 ve 55 inci maddelerine aykırı görülmüş ve bu bağlamda da anılan hükmün ... açısından iptali için Anayasa Mahkemesine başvurularak, bu konuda verilecek karara kadar hükmün geri bırakılmasına ve 104 sayılı ilamın 6 ncı maddesiyle verilen hüküm dışı kararının da Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine düzenlenecek ek raporun yargılanmasına değin devamına karar verilerek 269 sayılı ek ilam düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmesi üzerine Daire tarafından yapılan yargılama sonucunda 104-269-316 sayılı ek ilam çıkarılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin söz konusu başvuruya ilişkin 12.07.2017 tarih ve E.2017/27, K.2017/117 sayılı Kararında ise özetle;

Sendika hakkının bir unsuru olan toplu iş sözleşmesi hakkının, Anayasanın 53 üncü maddesinde özel olarak düzenlendiği, anılan maddenin birinci fıkrasında, “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denildikten sonra devamındaki fıkrada, “Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verildiği,

Anayasanın 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmediği, ancak toplu iş sözleşmesi hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğünden Anayasanın 51 inci maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülen sınırlama nedenlerinin toplu iş sözleşmesi hakkı için de geçerli olması gerektiği, buna göre, toplu iş sözleşmesi hakkının, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanmasının mümkün olduğu,

Bununla birlikte, bir düzenlemenin kamu yararına yönelik yapılmasının, Anayasaya uygunluk bakımından tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, temel hak ve hürriyetler için meşru amaçla getirilen sınırlamaların Anayasanın 13 üncü maddesinde ifade edilen ölçütlere aykırı olamayacağı,

Anayasanın 13 üncü maddesinde yer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ile “ölçülülük ilkesi” kavramlarının, bir bütünün parçaları olarak “demokratik bir hukuk devleti” nin özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütlerini oluşturduğu,

Toplu iş sözleşmesi veya grev neticesinde elde edilebilecek ücret, mali ve sosyal haklar yönünden belirli bir ölçü ve denge gözetilerek üst sınırlar belirlenmesinin, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını ortadan kaldıran veya onları kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilemeyeceği,

Merkezi yönetim bütçesi kapsamında yer alan ve özel bütçeli bir kamu kuruluşu olan ... personeline ücret, mali ve sosyal haklar kapsamında yapılacak ödemeler için üst sınırlar belirlenmesi suretiyle kamusal kaynakların etkili ve verimli kullanılmasının, kamusal harcamaların kısıtlanmasının, bütçe disiplininin sağlanmasının ve bu suretle kamu yararının gerçekleştirilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde, söz konusu sınırlamaların, “demokratik toplum düzeninin gerekleri”ne aykırılık taşımadığı,

İtiraz konusu kuralla getirilen sınırlamanın toplu iş sözleşmesindeki konulardan sadece ücret, mali ve sosyal haklara ilişkin olması, buna karşılık toplu iş sözleşmesine konu olabilecek diğer alanların tamamında ve öngörülen üst sınırlar aşılmamak kaydıyla ücret, mali ve sosyal haklarda toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının kullanılma imkanının devam etmesi nedeniyle, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına yapılan müdahalenin, ölçülü olduğu ve çalışanlara aşırı bir külfet yüklemediği,

Ayrıca, ... personelinin, hangi hak ve yükümlülüklere sahip olduklarını önceden bilerek ve kendi rızaları ile çalışmaya başladıkları, 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yönetim Kurulu kararı ve Genel Kurul onayı ile belirlenen sınırlamadan da tüm personelin işe girme öncesinde haberdar olduğu, dolayısıyla, ücret, mali ve sosyal haklar yönünden üst sınırlar belirlenmesinde, Devletin, yapılan işe uygun adaletli ücret ve sosyal yardımlar ödenmesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne aykırı bir yön bulunmadığı,

belirtilmiş ve açıklanan nedenlerle 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, …” ibaresinin Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmiştir.

5544 sayılı Kanunun;

“...” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Bu Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve Kanunda belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özel bütçeli ... kurulmuştur. …”

“Personelin atanma şartları ve statüsü” başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum hizmetleri iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütülür.” ve yedinci fıkrasında; “Kurum personeli, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabidir. …”

hükümlerine yer verilmiştir.

Dolayısıyla, Kurum personeli, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak sürekli işçi statüsünde istihdam edilmekte ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; “Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar” kapsamında sigortalı kabul edilmekte olup bu bağlamda da; amacı “işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek” olarak öngörülen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun ve ilgili mevzuatının kapsamı dahilinde bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde de; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmü yer almış ve bu hükümden hareketle yayımlanan 6356 sayılı Kanunun “Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği” başlıklı 33 üncü maddesinde;

“(1) Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir.

(2) Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir.

(5) Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez.”

denilmiş olup böylelikle işçiler ile işverenlere karşılıklı hak ve borçlarını ancak Anayasa ve kanunların emredici hükümlerinin çizdiği sınırlar çerçevesinde serbestçe tayin edebilme yetkisi tanınmıştır.

Bu bağlamda, 5544 sayılı Kanunun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesinin birinci fıkrasındaki;

“Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, mali ve sosyal hakları; bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.” hükmü de toplu iş sözleşmesi ile karşılıklı hak ve borçlarını belirleme yetkisi bulunan işçiler ile işverenin söz konusu yetkisine sınırlandırma getirmiş ve anılan sınırlayıcı hüküm Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen Kararı ile sabit hale gelmiştir.

Ayrıca, 5544 sayılı Kanunun anılan 25 inci maddesinin birinci fıkrasının vermiş olduğu yetki çerçevesinde alınan 2008/48 sayılı Yönetim Kurulu Kararının;

1 inci maddesinde; “… Personel Yönetmeliğinin 18 inci maddesi çerçevesinde ... Başkanının aylık net ücretinin; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bakanlığın bağlı ve ilgili kuruluşlarında görev yapan maaş, ek ödeme, ikramiye ve diğer nakdi ödemeler dahil 2009 yılı ocak ayında en yüksek ödemenin yapıldığı Genel Müdürün aylık gelirine eşit olarak belirlenmesine,”

2 nci maddesinde; “Personelin taban ücretlerinin, .. Başkanının aylık net ücretinin aşağıda pozisyon unvanlarına göre belirtilen taban katsayısı ile çarpılarak belirlenmesine,”

9 uncu maddesinde; “... aylık net personel ücretlerinin … Başkanının aylık net ücretinin 2 nci maddede belirtilen tavan katsayılarıyla çarpılarak belirlenecek miktarı geçmemesine,”

denilmek suretiyle mali ve sosyal haklar için Kanunla öngörülen üst sınırın nasıl uygulanacağı belirlenmiş olup, 2010/66 sayılı Yönetim Kurulu Kararının 1 inci maddesinde de; “… a) 31.12.2008 tarihli 2008/48 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile belirlenmiş olan kurallar çerçevesinde, işbu karar tarihinden itibaren, ilave tediyenin ödendiği aya ilişkin ücret tavan limitleri korunmak kaydıyla 6772 sayılı Kanunda belirtilmiş olan ilave tediyenin personele ödenmesine, …” denilmek suretiyle ücret tavanının ilave tediye ödemesini de kapsadığı vurgulanmıştır.

Uygulamada;

6772 sayılı “Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun”un 1 inci maddesinde; “Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı Kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.” hükmüne yer verilmek suretiyle işçi statüsünde çalışan personele söz konusu ödemenin yapılacağının açıkça yasal düzenlemeye konu edilmiş olduğu,

...nu temsilen KAMU-İŞ işveren sendikası ile işçileri temsilen ... -İŞ işçi sendikası arasında düzenlenen Toplu İş Sözleşmesinin, üzerinde mutabakat sağlanamayan maddeleri için; gerek 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun “Yüksek Hakem Kuruluna başvurma” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasındaki; “Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda 50 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması hâlinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …” hükmü gerekse Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “B. Grev hakkı ve lokavt'” başlıklı 54 üncü maddesindeki; “Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …”

hükmü uyarınca Yüksek Hakem Kuruluna başvurulduğu ve Kurumca yapılan ilave tediye ödemelerinin de söz konusu başvuru üzerine anılan Kurulca karara bağlanan “İlave Tediye” başlıklı 25 inci maddedeki; “Üyelere, 6772 sayılı Kanunda belirtilen usul, esas ve miktarlarda hesaplanmak ve bu Kanuna göre belirlenen tarihlerde ödenmek üzere ilave tediye yapılır.” hükmü çerçevesinde hesaplandığı,

görülmektedir.

Ancak, ilam konusu kamu zararı; ilave tediye ödemelerinin hukuki dayanaktan yoksun olmasından veya hesaplanma şeklindeki herhangi bir hatadan değil aylık hesaplanan ilave tediye ödemesinin mevzuatta öngörülen aylık ödeme sınırını aşmasından kaynaklanmaktadır. Zira, 6772 sayılı Kanun tüm işçiler için geçerli genel bir kanun iken 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi Kararı ile sabit birinci fıkrası Kurum personelini ilgilendiren özel bir kanun hükmü olup öncelikli uygulanma zorunluluğu bulunmakta, bu bağlamda da; ilave tediyelerin ancak 5544 sayılı Kanunun söz konusu hükmü ile öngörülen ve her türlü mali ve sosyal hakların aylık toplam tutarını kapsayan üst sınırı aşmayacak şekilde ödenmesi gerekmektedir.

2010-2012 yıllarına ait ilave tediyeler; 5544 sayılı Kanun gereği belirlenen ücret üst sınırları dikkate alınmak suretiyle kısmen ödenmiş olup personel tarafından söz konusu uygulamaya karşı açılan davaya ilişkin 17.02.2016 tarih ve E.2014/25040, K.2016/4285 sayılı Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Kararında da İdare uygulamasının hukuka uygun olduğuna hükmedilmiştir.

Sorumlu dilekçesinde yer verilen ve İdarenin taraf olmadığı davalara ilişkin bulunan Yargıtay Kararları ise ilave tediyenin mevzuatla öngörülen ücret sınırlarına tabi olmaksızın ödenebileceğini değil ilave tediyeye hak kazanma, ilave tediyenin hesaplanma ve ödenme şekliyle ilgili hususları hükme bağlamaktadır. Söz konusu Kararlarda geçen ve 6772 sayılı Kanunun 1 inci maddesindeki hükümde de yer alan “ücret sistemleri ne olursa olsun işçilere ilave tediye yapılacağı” ifadesindeki ücret sistemlerinden kasıt, ücretin belirlenmesinde kullanılabilecek olan (zaman esasına dayalı ücret sistemi, parça başına ücret sistemi … gibi) yöntemler olup anılan ifade ile de sadece ilave tediyeye hak kazanma açısından kullanılan ücret yönteminin önemli olmadığı ortaya koyulmaktadır.

Sorumlu 09.02.2016 tarih ve 41453 tutanak nolu Sayıştay Temyiz Kurulu Kararında yer alan ve söz konusu ödemelerin, 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasanın 54 üncü maddesi uyarınca kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olan Yüksek Hakem Kurulu Kararına dayandığını ileri sürmüşse de;

Toplu İş Sözleşmesinin bu bağlamda incelenmesi sonucunda; “Ücret Sistemi” başlıklı 24 üncü maddesinde;

“… işçilere yapılacak her türlü mali ve sosyal hakların ödemesinde, 6495 sayılı Kanunun 73. maddesi 2. fıkrası (c) ve (ç) bentleri hükümleri dikkate alınır.” denilmiş olmakla Yüksek Hakem Kurulu tarafından da mali ve sosyal hakların aylık tutarları için güncel mevzuat ile öngörülen üst sınıra vurgu yapıldığı, söz konusu maddede 6495 sayılı Kanunun anılan maddesinin yürürlük tarihinden önce Kurumda işe başlayanlar için geçerli olan ve 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen üst sınırdan bahsedilmemiş olmasının ise yapılan ödemelere getirilen sınırlamanın yine bir mevzuat hükmüne dayandığı düşünüldüğünde herhangi bir önemi bulunmadığı, bu çerçevede toplu iş sözleşmesine konulan söz konusu hükmün esas itibarıyla sadece 6495 sayılı Kanun ile değil genel olarak tüm mevzuat düzenlemeleri ile öngörülen üst sınırları içerdiği sonucuna ulaşılabileceği, söz konusu 24 üncü madde her ne kadar ilave tediyeye ilişkin Toplu İş Sözleşmesi maddesinden ayrı düzenlenmiş olsa da anılan sınırlayıcı hükümde sadece maaş ödemelerinden değil aylık bazda yapılan tüm mali ve sosyal haklara ilişkin ödemelerden bahsedilmek suretiyle ilave tediye ödemelerinin de bu sınıra tabi tutulmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatta öngörülen üst sınırı aşacak şekilde ilave tediye ödenmesi mevzuata aykırıdır.

Bu nedenle 104-269-316 sayılı ek ilamın 5 inci maddesi ile … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

(Temyiz Kurulu ve ..Daire Başkanı … ile Üye … ilam hükmünün sorumluluk nedeniyle bozulması gerektiğine ilişkin işbu ilamın 1 inci maddesinde yazılı azınlık görüşlerine (gerekçelerine) karşı,

Üyeler … ile … ilam maddesi ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğine ilişkin işbu ilamın 1 inci maddesinde yazılı azınlık görüşüne (gerekçesine) karşı) oy çokluğu ile,

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim