Sayıştay 3. Dairesi 43938 Kararı - Özel Bütçe Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

43938

Karar Tarihi

14 Kasım 2018

İdare

Diğer Özel Bütçeli İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Diğer Özel Bütçeli İdareler

  • Yılı: 2014

  • Daire: 3

  • Dosya No: 43938

  • Tutanak No: 45329

  • Tutanak Tarihi: 14.11.2018

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Kurum personeline yapılan ödemelerde, Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen üst sınırın aşılması.

      1. 316 sayılı ek ilamın 4 üncü maddesi ile; 5544 sayılı Kanununun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesinde; Kurum Başkanı dahil tüm personelin mali ve sosyal hakları için öngörülen üst sınır, bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeler toplamı olmasına karşın söz konusu maddenin vermiş olduğu yetki çerçevesinde alınan Yönetim Kurulu Kararı ile bahsi geçen üst sınırın Bakanlık Genel Müdürünün ocak ayı geliri şeklinde sabitlenmesi ve bu suretle gelir vergisi dilimindeki değişiklik nedeniyle Genel Müdür maaşında ortaya çıkan azalmaların dikkate alınmaması, ayrıca, Kurum Başkanına ödenen maaş, ilave tediye ve fazla çalışma ücretleri toplamının gerek anılan Kanun maddesi gerekse Yönetim Kurulu Kararı ile öngörülen aylık sınırı aşması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumlu temyiz dilekçesinde özetle;

a) Yönetim Kurulunun 5544 sayılı … Kanununa ve … Personel Yönetmeliğine aykırı olarak Başkan maaşının genel müdürün ocak ayı maaşına eşitlendiği, bu nedenle vergi dilimlerinden etkilenmeden Başkana fazla ödeme yapıldığı hususu ile ilgili olarak;

Yönetim Kurulunun, 31.12.2008 tarih ve 2008/48 sayılı kararının birinci maddesini “… Personel Yönetmeliğinin 18 inci maddesi çerçevesinde” koşulu ile başlattığını ve devamında Başkanın maaşını Kararın yürürlüğe gireceği 01 Ocak 2009 tarihindeki genel müdür maaşına eşit tuttuğunu, maddenin başında belirtmiş oldukları bu koşul ile … Personel Yönetmeliğinin 18 inci maddesinde yer alan Başkan maaşının genel müdüre yapılan ödemelerin aylık ortalamasının net tutarını aşmayacağı” hükmünün muhafaza edildiğini,

Bu sebeple maddedeki “Başkan maaşı” ibaresinin, Başkanın tüm aylardaki maaşını değil, 2009/Ocak maaşını ifade ettiğini, Kararın bahse konu birinci maddesine göre, genel müdürün ocak maaşındaki olası artış ve azalışın Başkanın maaşına da aynı şekilde yansıtılması gerektiğini dolayısıyla Yönetim Kurulu Kararında 5544 sayılı Kanuna ve Personel Yönetmeliğine aykırı bir husus bulunmadığını,

Ayrıca … Personel Yönetmeliğinin Ücret başlıklı 18 inci maddesinin yürürlükten kaldırıldığını (20.05.2018 tarihli ve 30426 sayılı Resmi Gazetede),

Vergi dilimleri ve oranlarının dikkate alınmamış olması nedeniyle ilgi yazınızda belirtilen fazla ödemenin işlem hatası olduğunu ilgiliye fazladan ödendiği anlaşılan 4.544,80 TL’nin Kuruma iade edildiğini,

b) Yönetim Kurulunun fazla mesai ve ilave tediye gibi unsurları düşünmeden en üst tavandan ücret belirlemesinin sorunlara yol açmış olduğu hususlarına ilişkin olarak:

  1. Fazla mesai ücreti:

5544 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi gereğince iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilmekte olan … personelinin fazla çalışma ücretinin, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuatına tabi olduğunu,

Fazla çalışma ücretinin Kanunun 25 inci maddesinde belirtilen mali ve sosyal bir hak olmayıp, Kanunun 24 üncü maddesi kapsamında, fiili çalışmaya bağlı olarak ödenmesi zorunlu olan ücret olduğunu,

Dolayısıyla fazla çalışma ücretinin bahse konu 25 inci maddede yer alan ücret tavan sınırı ile ilgisi bulunmadığını,

Bu sebepledir ki, … Personel Yönetmeliğinin 18 inci maddesinde personelin ücret, mali ve sosyal hakları, 20 nci maddesinde ise fazla çalışma ücretinin ayrıca düzenlendiğini, Yönetim Kurulu olarak 2008/48 sayılı kararda, personelin 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesi kapsamındaki olağan çalışmanın karşılığı olan aylık ücret, mali ve sosyal hakların belirlendiğini,

… Yönetim Kurulunun sorguda belirtildiği gibi fazla çalışma ücretini dikkate alarak ücretleri düşük belirleme yetkisi bulunmadığından fazla çalışma ücretinin dikkate alınmadığını ve ücretlerle ilişkilendirilmediğini aksi halde başta Anayasa olmak üzere, kanunlarla teminat altına alınmış olan fazla çalışma ücretinin fiilen ortadan kaldırılmış olacağını,

Dolayısıyla Sorguda belirtilen fazla çalışma ücretinin ödenmiş olmasında mevzuata aykırılık olmadığı gibi, Yönetim Kurulunun kararında da isabetsizlik bulunmadığını,

  1. İlave tediye hususu:

2008/48 sayılı Yönetim Kurulu Kararında; objektif şartlar, liyakat, deneyim, hakkaniyet, iş mevzuatı, iş güvencesi, ücret hiyerarşisi gibi ölçütleri dikkate alarak personel ücretlerinin belirlendiğini, 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesi hükmü dâhilinde, yalnızca Kurum Başkanının ücretini, tüm kamu kurumlarındaki uygulamalar, bürokratik hiyerarşi ve teamüller çerçevesinde tavan ücret olan genel müdür ücretine eşit tutulduğunu,

Diğer personelin ücretlerini ise; en üst tavandan değil, belirlenen taban ve tavan katsayılarına göre Başkan maaşının belli yüzdesi (pozisyona göre %35 ila %85) olarak belirlendiğini, taban katsayısıyla pozisyonun karşılığı olan ve her kişiye eşit uygulanan temel ücretin ifade edildiğini, temel ücretin tavana doğru artışının ise kişisel deneyim, nitelik ve özlük durumlarına bağlı tutulduğunu, Kararın 9 uncu maddesinde yüksek lisans, doktora ve yabancı dil tazminatı hariç ücretlerin tavan katsayısını aşamayacağı kuralına yer verildiğini,

Karardan sonra yürürlüğe giren 02.11.2011 tarih ve 666 sayılı KHK gereğince çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararında … Başkanının ücreti genel müdür maaşına eşit olarak belirlendiğini, bu durumun 2008/48 sayılı kararda Yönetim Kurulunun isabetle takdir yetkisini kullandığını ortaya koyduğunu,

Kararda 6772 sayılı Kanuna göre kamu işçilerine ödenen ilave tediye unsurunun konu edilmediğini ancak Kurumda yetkili olan ... -İŞ sendikası ile imzalanan ve 01.07.2010 - 30.06.2014 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde (TİS) 2008/48 sayılı kararla belirlenmiş olan ücret miktarları ve artış oranları ile taban ve tavan katsayılarının aynen korunduğunu ve ilave tediye nedeniyle tavan katsayısının aşılmayacağı hususunun sözleşmeye kaydedildiğini ve uygulandığını,

Bu tavan uygulaması nedeniyle 6772 sayılı Kanun kapsamında ilave tediye hakkı bulunmasına rağmen hakkaniyet duygusu içinde 2013 yılı sonuna kadar Kurum Başkanına herhangi bir ilave tediye ödenmediğini,

Kurum Başkanına 2014 yılında yapılan ilave tediye ödemesinin Yüksek Hakem Kurulu (YHK), Sayıştay, Yargıtay ve iş mahkemeleri kararları çerçevesinde yapıldığını, bu ödemenin 2008/48 sayılı karar ile bir ilgisinin bulunmadığını, şöyle ki:

02.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 666 sayılı KHK’nin ek 11 inci maddesi ile ... personelinin 375 sayılı KHK kapsamına alındığını ve ücretlerinin de emsali devlet memuru ücretlerine eşitlendiğini böylece KHK’nin yürürlüğünden sonra 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesi hükmünün fiilen durdurulmuş olduğunu ve

02.11.2011 tarihinden sonra işe giren personel için 2008/48 sayılı kararın uygulama kabiliyeti kalmadığını, 666 sayılı KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ... ’da işe alınan personele 2008/48 sayılı kararın değil, KHK’da yer alan mali hükümlerin uygulandığını,

…’da TİS imzalamaya yetkili işçi sendikası ... -İŞ ile Kurumu temsile yetkili işveren sendikası KAMU-İŞ arasında 01.07.2012-30.06.2014 dönemini kapsayan TİS müzakerelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine ... -İŞ uyuşmazlığının Yüksek Hakem Kuruluna taşındığını,

Yüksek Hakem Kurulunun, 09.09.2013 gün E.2013/118 ve K: 2013/156 sayılı kararında işçi statüsünde olan Kurum personeline 666 sayılı KHK doğrultusunda belirlenmiş ücretlerin haricinde 6772 sayılı Kanun gereğince tam olarak ilave tediye ödenmesine karar verdiğini,

Ayrıca, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin “24.06.2013 tarihli ve 2013/19303 (Esas No: 2011/16606) sayılı kararı”, “24.10.2011 tarihli ve 2011/39092 (Esas No: 2011/47206) sayılı kararı” ve “15.11.2011 tarihli ve 2011/43574 (Esas No: 2011/48313) sayılı kararlarında”; 6772 sayılı Kanunun kapsam, süre, hesaplama vb. özellikler açısından nasıl uygulanması gerektiği açıklanarak; işçilere ücret sistemleri ne olursa olsun 6772 sayılı Kanun uyarınca ilave tediye ödenmesine hükmedildiğini,

6772 sayılı Kanun, iş mevzuatı, YHK’nin bu kararı ve Yargıtay kararları kapsamında ilave tediyenin 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki tavan sınırlamasına tabi olmadığının anlaşıldığını,

Bu sebeple 666 sayılı KHK’dan önce Kurumda istihdam edilmiş olan Kurum personeline ve işçi statüsünde olup 6772 sayılı Kanun kapsamında yer alan Kurum Başkanına 2014 yılında ilave tediye ödemesi yapılan bu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığını,

Ayrıca 1 inci maddede ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere Anayasa Mahkemesince yargılama konusu uyuşmazlıkta sadece …’da görevli uzman unvanlı personel açısından Anayasaya uygunluk değerlendirmesi yapıldığını, buna göre, 5544 sayılı Kanuna ekli ihdas edilen cetvelde yer alan Kurum personeline ilişkin kadroların bir kısmının da 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin (c) bendi kapsamında olmadığı hususunun açık bir şekilde belirtildiğini ifade etmiştir.

Başsavcılık mütalaası, 1 inci maddede belirtilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

5544 sayılı Kanununun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesinde; Kurum Başkanı dahil tüm personelin mali ve sosyal hakları için öngörülen üst sınır, bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeler toplamı olmasına karşın söz konusu maddenin vermiş olduğu yetki çerçevesinde alınan Yönetim Kurulu Kararı ile bahsi geçen üst sınırın Bakanlık Genel Müdürünün ocak ayı geliri şeklinde sabitlenmesi ve bu suretle gelir vergisi dilimindeki değişiklik nedeniyle Genel Müdür maaşında ortaya çıkan azalmaların dikkate alınmaması, ayrıca, Kurum Başkanına ödenen maaş, ilave tediye ve fazla çalışma ücretleri toplamının gerek anılan Kanun maddesi gerekse Yönetim Kurulu Kararı ile öngörülen aylık sınırı aşması nedeniyle hesaplanan kamu zararıyla ilgili hüküm vermek için yapılan yargılama sırasında; 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası; Anayasanın 49, 53, 54 ve 55 inci maddelerine aykırı görülmüş ve bu bağlamda da anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurularak, bu konuda verilecek karara kadar hükmün geri bırakılmasına ve 104 sayılı ilamın 5 inci maddesiyle verilen hüküm dışı kararının da Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine düzenlenecek ek raporun yargılanmasına değin devamına karar verilerek 269 sayılı ek ilam düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmesi üzerine Daire tarafından yapılan yargılama sonucunda 104-269-316 sayılı ek ilam düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesinin söz konusu başvuruya ilişkin 12.07.2017 tarih ve E.2017/27, K.2017/117 sayılı Kararında ise özetle;

Sendika hakkının bir unsuru olan toplu iş sözleşmesi hakkının, Anayasanın 53 üncü maddesinde özel olarak düzenlendiği, anılan maddenin birinci fıkrasında, “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denildikten sonra devamındaki fıkrada, “Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verildiği,

Anayasanın 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmediği, ancak toplu iş sözleşmesi hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğünden Anayasanın 51 inci maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülen sınırlama nedenlerinin toplu iş sözleşmesi hakkı için de geçerli olması gerektiği, buna göre, toplu iş sözleşmesi hakkının, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanmasının mümkün olduğu,

Bununla birlikte, bir düzenlemenin kamu yararına yönelik yapılmasının, Anayasaya uygunluk bakımından tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, temel hak ve hürriyetler için meşru amaçla getirilen sınırlamaların Anayasanın 13 üncü maddesinde ifade edilen ölçütlere aykırı olamayacağı,

Anayasanın 13 üncü maddesinde yer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ile “ölçülülük ilkesi” kavramlarının, bir bütünün parçaları olarak “demokratik bir hukuk devleti” nin özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütlerini oluşturduğu,

Toplu iş sözleşmesi veya grev neticesinde elde edilebilecek ücret, mali ve sosyal haklar yönünden belirli bir ölçü ve denge gözetilerek üst sınırlar belirlenmesinin, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını ortadan kaldıran veya onları kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilemeyeceği,

Merkezi yönetim bütçesi kapsamında yer alan ve özel bütçeli bir kamu kuruluşu olan ... personeline ücret, mali ve sosyal haklar kapsamında yapılacak ödemeler için üst sınırlar belirlenmesi suretiyle kamusal kaynakların etkili ve verimli kullanılmasının, kamusal harcamaların kısıtlanmasının, bütçe disiplininin sağlanmasının ve bu suretle kamu yararının gerçekleştirilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde, söz konusu sınırlamaların, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ne aykırılık taşımadığı,

İtiraz konusu kuralla getirilen sınırlamanın toplu iş sözleşmesindeki konulardan sadece ücret, mali ve sosyal haklara ilişkin olması, buna karşılık toplu iş sözleşmesine konu olabilecek diğer alanların tamamında ve öngörülen üst sınırlar aşılmamak kaydıyla ücret, mali ve sosyal haklarda toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının kullanılma imkanının devam etmesi nedeniyle, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına yapılan müdahalenin, ölçülü olduğu ve çalışanlara aşırı bir külfet yüklemediği,

Ayrıca, ... personelinin, hangi hak ve yükümlülüklere sahip olduklarını önceden bilerek ve kendi rızaları ile çalışmaya başladıkları, 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yönetim Kurulu kararı ve Genel Kurul onayı ile belirlenen sınırlamadan da tüm personelin işe girme öncesinde haberdar olduğu, dolayısıyla, ücret, mali ve sosyal haklar yönünden üst sınırlar belirlenmesinde, Devletin, yapılan işe uygun adaletli ücret ve sosyal yardımlar ödenmesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne aykırı bir yön bulunmadığı,

belirtilmiş ve açıklanan nedenlerle 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, …” ibaresinin Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmiştir.

5544 sayılı Kanunun;

“...” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Bu Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve Kanunda belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özel bütçeli ... kurulmuştur. …”

“Personelin atanma şartları ve statüsü” başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum hizmetleri iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütülür.” ve yedinci fıkrasında; “Kurum personeli, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabidir. …”

hükümlerine yer verilmiştir.

Dolayısıyla, Başkan dahil Kurum personelinin tamamı, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak sürekli işçi statüsünde istihdam edilmekte ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; “Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar” kapsamında sigortalı kabul edilmekte olup bu bağlamda da; amacı “işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek” olarak öngörülen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun ve ilgili mevzuatının kapsamı dahilinde bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde de; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmü yer almış ve bu hükümden hareketle yayımlanan 6356 sayılı Kanunun “Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği” başlıklı 33 üncü maddesinde;

“(1) Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir.

(2) Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir.

(5) Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez.”

denilmiş olup böylelikle işçiler ile işverenlere karşılıklı hak ve borçlarını ancak Anayasa ve kanunların emredici hükümlerinin çizdiği sınırlar çerçevesinde serbestçe tayin edebilme yetkisi tanınmıştır.

Bu bağlamda, 5544 sayılı Kanunun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesinin birinci fıkrasındaki; “Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, mali ve sosyal hakları; bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.” hükmü de toplu iş sözleşmesi ile karşılıklı hak ve borçlarını belirleme yetkisi bulunan işçiler ile işverenin söz konusu yetkisine sınırlandırma getirmiş ve anılan sınırlayıcı hüküm Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen Kararı ile sabit hale gelmiştir.

Ayrıca, 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının vermiş olduğu yetki çerçevesinde alınan 2008/48 sayılı Yönetim Kurulu Kararının;

1 inci maddesinde; “… Personel Yönetmeliğinin 18 inci maddesi çerçevesinde … Başkanının aylık net ücretinin; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bakanlığın bağlı ve ilgili kuruluşlarında görev yapan maaş, ek ödeme, ikramiye ve diğer nakdi ödemeler dahil 2009 yılı ocak ayında en yüksek ödemenin yapıldığı Genel Müdürün aylık gelirine eşit olarak belirlenmesine,”

2 nci maddesinde; “Personelin taban ücretlerinin, … Başkanının aylık net ücretinin aşağıda pozisyon unvanlarına göre belirtilen taban katsayısı ile çarpılarak belirlenmesine,”

9 uncu maddesinde; “... aylık net personel ücretlerinin … Başkanının aylık net ücretinin 2 nci maddede belirtilen tavan katsayılarıyla çarpılarak belirlenecek miktarı geçmemesine,”

denilmek suretiyle mali ve sosyal haklar için Kanunla öngörülen üst sınırın nasıl uygulanacağı belirlenmiş olup, 2010/66 sayılı Yönetim Kurulu Kararının 1 inci maddesinde de; “… a) 31.12.2008 tarihli 2008/48 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile belirlenmiş olan kurallar çerçevesinde, işbu karar tarihinden itibaren, ilave tediyenin ödendiği aya ilişkin ücret tavan limitleri korunmak kaydıyla 6772 sayılı Kanunda belirtilmiş olan ilave tediyenin personele ödenmesine, …” denilmek suretiyle ücret tavanının ilave tediye ödemesini de kapsadığı vurgulanmıştır.

Uygulamadaki Kurum Başkanına yapılan ve Bakanlık Genel Müdürü maaşında gelir vergisi dilimindeki değişiklikten kaynaklanan azalmaları dikkate almayan maaş ödemeleri ile fazla çalışma ücretleri ve ilave tediye ödemelerinin yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi durumunda;

  • Vergi dilimindeki değişiklik dikkate alınmaksızın belirlenen net maaş tutarları için;

5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen üst sınırın, 2008/48 sayılı Yönetim Kurulu Kararının yukarıda yer verilen birinci maddesi ile Bakanlık Genel Müdürünün vergi dilimindeki azalmalar sonucu elde ettiği aylık net geliri yerine ocak ayı geliri şeklinde belirlenmesinin yetki aşımı olduğu gibi fazla ödemeye sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır.

  • İlave tediye ödemeleri ile fazla çalışma ücretleri için;

6772 sayılı “Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun”un 1 inci maddesinde; “Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı Kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.” hükmüne yer verilmek suretiyle işçi statüsünde çalışan personele söz konusu ödemenin yapılacağının açıkça yasal düzenlemeye konu edilmiş olduğu,

...nu temsilen KAMU-İŞ işveren sendikası ile işçileri temsilen ... -İŞ işçi sendikası arasında düzenlenen Toplu İş Sözleşmesinin, üzerinde mutabakat sağlanamayan maddeleri için; gerek 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun “Yüksek Hakem Kuruluna başvurma” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasındaki; “Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda 50 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması hâlinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …” hükmü gerekse Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “B. Grev hakkı ve lokavt'” başlıklı 54 üncü maddesindeki; “Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …” hükmü uyarınca Yüksek Hakem Kuruluna başvurulduğu ve Kurumca yapılan ilave tediye ödemelerinin de söz konusu başvuru üzerine anılan Kurulca karara bağlanan “İlave Tediye” başlıklı 25 inci maddedeki; “Üyelere, 6772 sayılı Kanunda belirtilen usul, esas ve miktarlarda hesaplanmak ve bu Kanuna göre belirlenen tarihlerde ödenmek üzere ilave tediye yapılır.” hükmü çerçevesinde hesaplandığı,

4857 sayılı İş Kanununun “Fazla çalışma ücreti” başlıklı 41 inci maddesinde yer alan;

“Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır. …

Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.

Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödenir.

Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.”

hükmü ve ... Personel Yönetmeliğinin “Fazla çalışma ücreti” başlıklı 20 nci maddesinde yer alan;

“Kurum ihtiyaç duyduğunda personele fazla süreli çalışma ya da fazla çalışma yaptırabilir. Personele ödenecek fazla süreli çalışma veya fazla çalışma ücreti, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre tespit edilir.”

hükmü ile işçi statüsünde çalışan personele söz konusu ödemenin yapıldığı,

Kurumca yapılan fazla çalışma ücreti ödemelerinin; Toplu İş Sözleşmesinin Yüksek Hakem Kurulu Kararıyla belirlenen ve 4857 sayılı Kanun ile ... Personel Yönetmeliğine uygun olan “Fazla Çalışma” başlıklı 16 ncı maddesindeki;

“Haftalık 45 saatlik normal çalışma süresinin üzerinde yapılan çalışmalar fazla çalışmadır. Memleketin genel yararları ya da işin niteliği gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma birim yöneticilerinin talimatıyla gerçekleştirilebilir. Fazla çalışmaların ücreti % 50 (yüzde elli) zamlı ödenir. Zorunlu nedenlerle yasal sürelerin üzerinde fazla çalışma yaptırılması durumunda da bu çalışmaların ücreti ödenir.” hükmü çerçevesinde hesaplandığı,

görülmektedir.

Ancak, ilam konusu kamu zararı; ilave tediye ödemeleri ile fazla çalışma ücretlerinin hukuki dayanaktan yoksun olmasından veya hesaplanma şeklindeki herhangi bir hatadan değil aylık hesaplanan ilave tediye ödemesi ile fazla çalışma ücretinin mevzuatta öngörülen aylık ödeme sınırını aşmasından kaynaklanmaktadır. Zira, 6772 sayılı Kanun ile 4857 sayılı Kanun tüm işçiler için geçerli genel kanunlar iken 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi Kararı ile sabit birinci fıkrası Kurum personelini ilgilendiren özel bir kanun hükmü olup öncelikli uygulanma zorunluluğu bulunmakta, bu bağlamda da; ilave tediyeler ile fazla çalışma ücretlerinin ancak 5544 sayılı Kanunun söz konusu hükmü ile öngörülen ve her türlü mali ve sosyal hakların aylık toplam tutarını kapsayan üst sınırı aşmayacak şekilde ödenmesi gerekmektedir. Nitekim, 2010-2012 yıllarına ait ilave tediyeler; 5544 sayılı Kanun gereği belirlenen ücret üst sınırları dikkate alınmak suretiyle kısmen ödenmiş olup personel tarafından söz konusu uygulamaya karşı açılan davaya ilişkin 17.02.2016 tarih ve E.2014/25040, K.2016/4285 sayılı Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Kararında da İdare uygulamasının hukuka uygun olduğuna hükmedilmiştir.

Sorumlu dilekçesinde yer verilen ve İdarenin taraf olmadığı davalara ilişkin bulunan Yargıtay Kararları ise ilave tediyenin mevzuatla öngörülen ücret sınırlarına tabi olmaksızın ödenebileceğini değil ilave tediyeye hak kazanma, ilave tediyenin hesaplanma ve ödenme şekliyle ilgili hususları hükme bağlamaktadır. Söz konusu Kararlarda geçen ve 6772 sayılı Kanunun 1 inci maddesindeki hükümde de yer alan “ücret sistemleri ne olursa olsun işçilere ilave tediye yapılacağı” ifadesindeki ücret sistemlerinden kasıt, ücretin belirlenmesinde kullanılabilecek olan (zaman esasına dayalı ücret sistemi, parça başına ücret sistemi … gibi) yöntemler olup anılan ifade ile de sadece ilave tediyeye hak kazanma açısından kullanılan ücret yönteminin önemli olmadığı ortaya koyulmaktadır.

İlave tediye ve fazla çalışma ücretinin Yüksek Hakem Kurulu Kararına dayalı olarak ödendiği şeklindeki iddiaya ilişkin olarak ise;

Toplu İş Sözleşmesinin “Ücret Sistemi” başlıklı 24 üncü maddesinde;

“… işçilere yapılacak her türlü mali ve sosyal hakların ödemesinde, 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesi 2. fıkrası (c) ve (ç) bentleri hükümleri dikkate alınır.” denilmiş olmakla Yüksek Hakem Kurulu tarafından da mali ve sosyal hakların aylık tutarları için güncel mevzuat ile öngörülen üst sınıra vurgu yapıldığı, söz konusu maddede 6495 sayılı Kanunun anılan maddesinin yürürlük tarihinden önce Kurumda işe başlayanlar için geçerli olan ve 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen üst sınırdan bahsedilmemiş olmasının ise yapılan ödemelere getirilen sınırlamanın yine bir mevzuat hükmüne dayandığı düşünüldüğünde herhangi bir önemi bulunmadığı, bu çerçevede toplu iş sözleşmesine konulan söz konusu hükmün esas itibarıyla sadece 6495 sayılı Kanun ile değil genel olarak tüm mevzuat düzenlemeleri ile öngörülen üst sınırları içerdiği sonucuna ulaşılabileceği, söz konusu 24 üncü madde her ne kadar ilave tediye ile fazla çalışma ücretine ilişkin Toplu İş Sözleşmesi maddelerinden ayrı düzenlenmiş olsa da anılan sınırlayıcı hükümde sadece maaş ödemelerinden değil aylık bazda yapılan tüm mali ve sosyal haklara ilişkin ödemelerden bahsedilmek suretiyle ilave tediye ve fazla çalışma ücretlerinin de bu sınıra tabi tutulmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak; mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatta öngörülen üst sınırları aşacak şekilde maaş, ilave tediye ve fazla çalışma ücreti ödenmesi mevzuata aykırıdır.

Bu nedenle 104-269-316 sayılı ek ilamın 4 üncü maddesi ile … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

(Temyiz Kurulu ve ..Daire Başkanı … ile Üye … ilam hükmünün sorumluluk nedeniyle bozulması gerektiğine ilişkin işbu ilamın 1 inci maddesinde yazılı azınlık görüşlerine (gerekçelerine) karşı,

Üyeler … ile … ilam maddesi ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğine ilişkin işbu ilamın 1 inci maddesinde yazılı azınlık görüşüne (gerekçesine) karşı) oy çokluğu ile,

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim