Sayıştay 3. Dairesi 43938 Kararı - Özel Bütçe Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3
Sayıştay Kararı
43938
14 Kasım 2018
Diğer Özel Bütçeli İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Diğer Özel Bütçeli İdareler
-
Yılı: 2014
-
Daire: 3
-
Dosya No: 43938
-
Tutanak No: 45329
-
Tutanak Tarihi: 14.11.2018
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Kurum personeline yapılan ödemelerde, Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen üst sınırın aşılması.
-
-
- 316 sayılı ek ilamın 3 üncü maddesi ile; ... personellerinden … ödenen fazla çalışma ücretleri ile, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bendi ile ayni ve nakdi tüm ödemelerin aylık net tutarları toplamı için öngörülen üst sınırın aşılması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
-
Sorumlu temyiz dilekçesinde özetle; 5544 sayılı Kanununun 24 üncü maddesi hükmü gereği Kurum personelinin işçi statüsünde 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine ve dolayısıyla 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve ilgili mevzuata tabi olduğunu,
Kurumda 666 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra istihdam edilen personelin ücret ve mali hakları 666 sayılı KHK hükümleri doğrultusunda emsali devlet memurlarının ücret ve mali haklarına eşit olarak belirlendiğini, bireysel iş sözleşmelerine de bu ifadelerin aynen yazıldığını ve uygulandığını ancak bu şekilde istihdam edilen personel 15.07.2014 tarihi itibariyle Toplu İş Sözleşmesine dâhil olduğundan bu tarihten sonraki fazla çalışma ücretinin de TİS hükümlerine tabi olduğunu,
İşçi statüsünde olan ... personeline yapılan ödemelerin Anayasanın koruma altına aldığı Yüksek Hakem Kurulu kararı ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklandığını, İdarenin bu kararları ve toplu sözleşme hükümlerini uygulamama gibi bir yetkisinin de bulunmadığını ayrıca 4857 sayılı İş Kanununun 102/a maddesi ile işçinin ücreti ile İş Kanunu veya toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içerisinde kasten ödemeyen veya eksik ödeyen işveren/işveren vekili ve 3 üncü kişilere her işçi ve her ay için idari para cezası uygulanacağı da hüküm altına alındığından İdarenin yapmış olduğu ödemelerin yerinde ve mevzuata uygun olduğunu,
TİS kapsamında bulunan Kurum personeline TİS gereğince yapılan ödeme nedeniyle herhangi bir kamu zararı oluşmadığını,
Sayıştay Temyiz Kurulunun EK 3 de sunulan 09.02.2016 tarih ve 41453 sayılı kararında kısaca “Anayasanın 54 üncü, 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddeleri çerçevesinde Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olmasından dolayı 09.09.2013 tarihli ve E.2013/118 ve K:2013/156 sayılı Yüksek Hakem Kurulu kararının yerine getirilmesi olarak nitelendirilecek ve ilgililere sorumluluk yüklenemeyecektir. …” denildiğini,
Ayrıca 1 inci maddede ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere Anayasa Mahkemesince yargılama konusu uyuşmazlıkta sadece ... ’da görevli uzman unvanlı personel açısından Anayasaya uygunluk değerlendirmesi yapıldığını, buna göre, 5544 sayılı Kanuna ekli ihdas edilen cetvelde yer alan Kurum personeline ilişkin kadroların bir kısmının da 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin (e) bendi kapsamında olmadığı hususunun açık bir şekilde belirtildiğini,
Sorguda adı geçen personele fazla mesai ücretinin ek-1’de sunulan YHK kararının Fazla Çalışma Başlıklı 16 ncı maddesi gereğince yapıldığını, bu sebeple yapılan işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi kamu zararı da oluşmadığını belirtmiştir.
Başsavcılık mütalaası; 1 inci maddede belirtilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
... personellerinden … ödenen fazla çalışma ücretlerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bendi ile ayni ve nakdi tüm ödemelerin aylık net tutarları toplamı için öngörülen üst sınırın aşılması sonucu kamu zararı oluşturduğu iddiasıyla ilgili hüküm vermek için yapılan yargılama sırasında; anılan KHK maddesinin birinci fıkrasının 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle değiştirilen (c) bendi; Anayasanın 49, 53, 54 ve 55 inci maddelerine aykırı görülmüş ve bu bağlamda da söz konusu bendin ... açısından iptali için Anayasa Mahkemesine başvurularak, bu konuda verilecek karara kadar hükmün geri bırakılmasına ve 104 sayılı ilamla verilen hüküm dışı kararının da Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine düzenlenecek ek raporun yargılanmasına değin devamına karar verilerek 269 sayılı ek ilam düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararında, 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle değiştirilen (c) bendinin “...” yönünden Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmesi üzerine 3.Daire tarafından yapılan yargılama sonucunda 104-269-316 sayılı ek ilam düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin söz konusu başvuruya ilişkin 12.07.2017 tarih ve E.2017/27, K.2017/117 sayılı Kararında ise özetle;
Sendika hakkının bir unsuru olan toplu iş sözleşmesi hakkının, Anayasanın 53 üncü maddesinde özel olarak düzenlendiği, anılan maddenin birinci fıkrasında, “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denildikten sonra devamındaki fıkrada, “Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verildiği,
Anayasanın 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmediği, ancak toplu iş sözleşmesi hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğünden Anayasanın 51 inci maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülen sınırlama nedenlerinin toplu iş sözleşmesi hakkı için de geçerli olması gerektiği, buna göre, toplu iş sözleşmesi hakkının, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanmasının mümkün olduğu,
Bununla birlikte, bir düzenlemenin kamu yararına yönelik yapılmasının, Anayasaya uygunluk bakımından tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, temel hak ve hürriyetler için meşru amaçla getirilen sınırlamaların Anayasanın 13 üncü maddesinde ifade edilen ölçütlere aykırı olamayacağı,
Anayasanın 13 üncü maddesinde yer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ile “ölçülülük ilkesi” kavramlarının, bir bütünün parçaları olarak “demokratik bir hukuk devleti” nin özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütlerini oluşturduğu,
Toplu iş sözleşmesi veya grev neticesinde elde edilebilecek ücret, mali ve sosyal haklar yönünden belirli bir ölçü ve denge gözetilerek üst sınırlar belirlenmesinin, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını ortadan kaldıran veya onları kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilemeyeceği,
Merkezi yönetim bütçesi kapsamında yer alan ve özel bütçeli bir kamu kuruluşu olan ... personeline ücret, mali ve sosyal haklar kapsamında yapılacak ödemeler için üst sınırlar belirlenmesi suretiyle kamusal kaynakların etkili ve verimli kullanılmasının, kamusal harcamaların kısıtlanmasının, bütçe disiplininin sağlanmasının ve bu suretle kamu yararının gerçekleştirilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde, söz konusu sınırlamaların, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ne aykırılık taşımadığı,
İtiraz konusu kuralla getirilen sınırlamanın toplu iş sözleşmesindeki konulardan sadece ücret, mali ve sosyal haklara ilişkin olması, buna karşılık toplu iş sözleşmesine konu olabilecek diğer alanların tamamında ve öngörülen üst sınırlar aşılmamak kaydıyla ücret, mali ve sosyal haklarda toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının kullanılma imkanının devam etmesi nedeniyle, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına yapılan müdahalenin, ölçülü olduğu ve çalışanlara aşırı bir külfet yüklemediği,
Ayrıca, ...nda görevli personele yapılacak bütün ayni ve nakdi ödemeler yönünden üst sınır öngören itiraz konusu 375 sayılı KHK kuralının, aynı veya benzer kadrolarda olup farklı kurumlarda görev yapanlar arasındaki ücret dengesizliğini gidermeye yönelik olduğu, nitekim, bu hususun itiraz konusu kuralın temelini oluşturan 666 sayılı KHK’nın gerekçesinde de belirtildiği, dolayısıyla çalışanlar arasındaki ücret dengesizliğinin giderilmesi amacıyla kabul edilen kuralda, kamu yararına aykırılık bulunduğunun söylenemeyeceği, kanun koyucunun, kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla çalışanların ücret politikasında geleceğe dönük olarak değişiklik yapmasının Anayasaya uygun olduğu, nitekim aksi düşüncenin kabulü halinde, çalışanların ücret politikalarında hiçbir zaman idarece değişiklik yapılamayacağı sonucuna ulaşılacağı ve bu durumun da idari fonksiyonun değişkenliği karşısında mümkün olamayacağı,
... personelinin, hangi hak ve yükümlülüklere sahip olduklarını önceden bilerek ve kendi rızaları ile çalışmaya başladıkları, itiraz konusu 375 sayılı KHK kuralının yürürlük tarihinden sonra Kurumun kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan personelin de söz konusu KHK ile öngörülen sınırlamadan işe girme öncesinde haberdar olduğu, dolayısıyla, ücret, mali ve sosyal haklar yönünden üst sınırlar belirlenmesinde, Devletin, yapılan işe uygun adaletli ücret ve sosyal yardımlar ödenmesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne bir aykırılık bulunmadığı gibi ülkenin ekonomik ve mali kaynakları, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alındığında ilk defa veya yeniden atanacak olan Kurum personeli için geçerli olacak yeni bir düzenleme yapılmasının, çalışma barışını sağlamak için Devletçe alınması gereken tedbirler çerçevesinde kabul edileceği,
belirtilmiş ve açıklanan nedenlerle 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle değiştirilen (c) bendinin “...” yönünden, Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmiştir.
5544 sayılı Kanununun;
“...” başlıklı 3 üncü maddesinde;
“Bu Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve Kanunda belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özel bütçeli ... kurulmuştur. …”
“Personelin atanma şartları ve statüsü” başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum hizmetleri iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütülür.” ve yedinci fıkrasında;
“Kurum personeli, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabidir. …”
hükümlerine yer verilmiştir.
Dolayısıyla, Kurum personeli, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak sürekli işçi statüsünde istihdam edilmekte ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan;
“Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar” kapsamında sigortalı kabul edilmekte olup bu bağlamda da; amacı “işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek” olarak öngörülen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun ve ilgili mevzuatının kapsamı dahilinde bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde de; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmü yer almış ve bu hükümden hareketle yayımlanan 6356 sayılı Kanunun “Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği” başlıklı 33 üncü maddesinde;
“(1) Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir.
(2) Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir.
…
(5) Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez.”
denilmiş olup böylelikle işçiler ile işverenlere karşılıklı hak ve borçlarını ancak Anayasa ve kanunların emredici hükümlerinin çizdiği sınırlar çerçevesinde serbestçe tayin edebilme yetkisi tanınmıştır.
Bu bağlamda, 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 73 üncü maddesiyle değişen 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki;
“Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve ... kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez.” hükmü ve (ç) bendindeki;
“(b) ve (c) bentlerinde yer alan idarelerde istihdam edilen personelden anılan bentlerde emsali belirlenmemiş olan personele, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı, ilgili kurumun önerisi Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek emsali Devlet memuruna ilgili mevzuatında kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez. Emsal alınacak memur unvanlarının tespitinde, kadro veya pozisyon unvanları ile ifa ettikleri görevler itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki aynı veya benzer görevlerin aynı veya benzer kadro, unvan veya derecesi dikkate alınır.”
hükmü de toplu iş sözleşmesi ile karşılıklı hak ve borçlarını belirleme yetkisi bulunan işçiler ile işverenin söz konusu yetkisine sınırlandırma getirmiş ve anılan sınırlayıcı hükümler Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen Kararı ile sabit hale gelmiştir.
Kurum uygulamasında;
4857 sayılı İş Kanununun “Fazla çalışma ücreti” başlıklı 41 inci maddesinde yer alan;
“Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır. …
Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.
Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödenir.
…
Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.”
hükmü ve ... Personel Yönetmeliğinin “Fazla çalışma ücreti” başlıklı 20 nci maddesinde yer alan;
“Kurum ihtiyaç duyduğunda personele fazla süreli çalışma ya da fazla çalışma yaptırabilir. Personele ödenecek fazla süreli çalışma veya fazla çalışma ücreti, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre tespit edilir.” hükmü ile işçi statüsünde çalışan personele yapılacak söz konusu ödemenin açıkça hukuki temele dayandırıldığı,
...nu temsilen KAMU-İŞ işveren sendikası ile işçileri temsilen ... -İŞ işçi sendikası arasında düzenlenen Toplu İş Sözleşmesinin, üzerinde mutabakat sağlanamayan maddeleri için; gerek 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun “Yüksek Hakem Kuruluna başvurma” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasındaki; “Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda 50 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması hâlinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …” hükmü gerekse Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “B. Grev hakkı ve lokavt'” başlıklı 54 üncü maddesindeki; “Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …” hükmü uyarınca Yüksek Hakem Kuruluna başvurulduğu ve Kurumca yapılan fazla çalışma ücreti ödemelerinin de söz konusu başvuru üzerine anılan Kurulca karara bağlanan “Fazla Çalışma” başlıklı 16 ncı maddedeki;
“Haftalık 45 saatlik normal çalışma süresinin üzerinde yapılan çalışmalar fazla çalışmadır. Memleketin genel yararları ya da işin niteliği gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma birim yöneticilerinin talimatıyla gerçekleştirilebilir. Fazla çalışmaların ücreti % 50 (yüzde elli) zamlı ödenir. Zorunlu nedenlerle yasal sürelerin üzerinde fazla çalışma yaptırılması durumunda da bu çalışmaların ücreti ödenir.” hükmü çerçevesinde hesaplandığı,
görülmektedir.
Ancak, ilam konusu kamu zararı; fazla çalışma ücretlerinin hukuki dayanaktan yoksun olmasından veya hesaplanma şeklindeki herhangi bir hatadan değil aylık hesaplanan fazla çalışma ücretinin mevzuatta öngörülen aylık ödeme sınırını aşmasından kaynaklanmaktadır. Zira, 4857 sayılı Kanun tüm işçiler için geçerli genel bir kanun iken 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının Anayasa Mahkemesi Kararı ile sabit (c) bendi (buna bağlı olarak (ç) bendi) Kurum personelini ilgilendiren özel bir mevzuat hükmü olup öncelikli uygulanma zorunluluğu bulunmakta, bu bağlamda da; fazla çalışma ücretlerinin ancak söz konusu KHK ile öngörülen ve her türlü mali ve sosyal hakların aylık toplam tutarını kapsayan üst sınırı aşmayacak şekilde ödenmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatta öngörülen üst sınırları aşacak şekilde fazla çalışma ücreti ödenmesi açıkça kamu zararı niteliğindedir.
Ayrıca, sorumlu söz konusu ödemelerin, Yüksek Hakem Kurulu Kararına dayandığı, bu nedenle de ortaya çıkan kamu zararından dolayı kendilerine sorumluluk yüklenmemesi gerektiğini ileri sürmüşse de;
Toplu İş Sözleşmesinin bu bağlamda incelenmesi sonucunda ise; “Ücret Sistemi” başlıklı 24 üncü maddesinde;
“… işçilere yapılacak her türlü mali ve sosyal hakların ödemesinde, 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesi 2. fıkrası (c) ve (ç) bentleri hükümleri dikkate alınır.” denilmiş olmakla Yüksek Hakem Kurulu tarafından da mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatla öngörülen üst sınıra vurgu yapıldığı ve söz konusu madde her ne kadar fazla çalışma ücretine ilişkin Toplu İş Sözleşmesi maddesinden ayrı düzenlenmiş olsa da anılan sınırlayıcı hükümde sadece maaş ödemelerinden değil aylık bazda yapılan tüm mali ve sosyal haklara ilişkin ödemelerden bahsedilmek suretiyle fazla çalışma ücretlerinin de bu sınıra tabi tutulmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatta öngörülen üst sınırı aşacak şekilde fazla çalışma ücreti ödenmesi mevzuata aykırıdır.
Bu nedenle 104-269-316 sayılı ek ilamın 3 üncü maddesi ile … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
(Temyiz Kurulu ve ..Daire Başkanı … ile Üye … ilam hükmünün sorumluluk nedeniyle bozulması gerektiğine ilişkin işbu ilamın 1 inci maddesinde yazılı azınlık görüşlerine (gerekçelerine) karşı,
Üye … ilam maddesi ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğine ilişkin işbu ilamın 1 inci maddesinde yazılı azınlık görüşüne (gerekçesine) karşı) oy çokluğu ile,
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42