Sayıştay 3. Dairesi 43938 Kararı - Özel Bütçe Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

43938

Karar Tarihi

14 Kasım 2018

İdare

Diğer Özel Bütçeli İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Diğer Özel Bütçeli İdareler

  • Yılı: 2014

  • Daire: 3

  • Dosya No: 43938

  • Tutanak No: 45329

  • Tutanak Tarihi: 14.11.2018

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Kurum personeline yapılan ödemelerde, Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen üst sınırın aşılması.

      1. 316 sayılı ek ilamın 1 inci maddesi ile; ... personeline yapılan ilave tediye ödemelerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bendi ile ayni ve nakdi tüm ödemelerin aylık net tutarları toplamı için öngörülen üst sınırların aşılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumlu … (Har.Yet) temyiz dilekçesinde özetle;

Genel olarak; Kurum personelinin 5544 sayılı ... Kanununun 24 üncü maddesi gereği 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre işçi statüsünde istihdam edildiğini, özel kanun olan 5544 sayılı Kanunda Kurum personelinin ücret, mali ve sosyal haklarını Kurum Yönetim Kurulu Kararı ve Genel Kurul onayı ile belirleneceğinin hüküm altına alındığını ayrıca Kurum personelinin Kurumda yetkili işçi sendikasına üye olmak suretiyle toplu sözleşme haklarından yararlanabildiğini,

5544 sayılı Kanunun ilgili hükümleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanununun emredici hükümlerine göre 6772 sayılı Kanun kapsamında yapılan ilave tediye ödemeleri ve fiili çalışmaya bağlı olarak ödenmesi zorunlu olan ücret, fazla çalışma ödemeleri başta olmak üzere Kurumda uygulanan ücret sisteminin, 375 sayılı KHK’nın 11 inci maddesi ve 5544 sayılı Kanuna aykırılık içerdiğinden bahisle 3. Daire tarafından yapılan yargılamada kamu zararı oluştuğu tespitiyle verilen tazmin kararının kaldırılması talebi olduğunu,

Ek ilamın 1 inci maddesine ilişkin olarak;

...nun 21.09.2006 tarihli 5544 sayılı Kanun ile kurulduğunu, Kurum personelinin anılan Kanunun 24 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan; “Kurum hizmetleri iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütülür.” hükmü gereğince 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak sürekli işçi statüsünde istihdam edildiğini,

Aynı maddenin 7 nci fıkrası gereğince de Kurum personelinin emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olduğunu,

Kurumun hazine yardımı almayan, özel bütçeli, idari ve mali açıdan özerk, kamu tüzelkişiliği haiz bir kamu kurumu ve Kurumun en üst karar organının Genel Kurul olduğunu,

4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde işçinin; “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi ” olarak tanımlandığını,

6772 sayılı Devlet ve Ona bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde;

“Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı Kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır” denildiğini,

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 2 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında;

“Bu Kanunun uygulanması bakımından işçi, işveren ve işyeri kavramları 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununda tanımlandığı gibidir” denildiğini, dolayısıyla Kurum personelinin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve ilgili mevzuatı ile 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Kanun kapsamında olduğunu,

5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan;

“Meslekî Yeterlilik Kurumu Başkanının, yönetici personelinin ve diğer personelinin ücret, mali ve sosyal haklarının; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla Yönelim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir” hükmü gereğince Kurum personelinin her ay herhangi bir unsur ilave edilmeksizin alacağı ücretin Kanunda öngörülen hüküm çerçevesinde belirlendiğini,

Kurum personelinin Anayasanın 51 inci maddesi ile güvence altına alınan ve ülkemizin taraf olduğu 87 nolu İLO Sözleşmesi ve 6356 sayılı Kanun uyarınca işçi sendikasına üye olduğunu,

Kurum personelinin Anayasanın 53 üncü maddesi ile güvence altına alınan ve ülkemizin taraf olduğu 98 nolu İLO Sözleşmesi ve 6356 sayılı Kanun uyarınca yetkili işçi sendikası aracılığıyla toplu iş sözleşmesi yaptığını,

Kurumda, 666 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra istihdam edilen personelin ücret ve mali haklarının, 666 sayılı KHK hükümleri doğrultusunda emsali devlet memurları için belirlenmiş ücret ve mali haklara eşit olarak belirlendiğini, bireysel iş sözleşmelerine de bu ifadelerin aynen yazıldığını ve uygulandığını,

Ancak, bu şekilde istihdam edilen personelin daha sonra Kurumdaki yetkili işçi sendikasına üye olmak suretiyle 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu iş Sözleşmesi Kanunun 39 uncu maddesi kapsamında Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma hakkını elde ederek bireysel iş sözleşmelerini hükümsüz kıldığını,

10.03.2010 tarihinde ... -İŞ Sendikasının kurumda Toplu İş Sözleşmesi (TİS) yapmaya yetkili olan işçi sendikası olduğunu,

Kurum ile anılan sendika arasında 01.07.2010-30.06.2012 dönemini kapsayan ilk TİS’in 20.10.2010 tarihinde imzalandığını ve uygulandığını,

01.07.2012-30.06.2014 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi müzakerelerinde ve 01.07.2014 - 30.06.2016 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi müzakerelerinde ... -İş Sendikasının ücret ve mali haklara ilişkin taleplerinin 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye (KHK) aykırı olduğu gerekçesi ile reddedildiğini ve görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlandığını,

Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin Kurumu temsilen üyesi oldukları Kamu-İş işveren sendikası tarafından yürütüldüğünü, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 50 nci maddesi gereği önce arabulucu safhasının yaşandığını, bu safhada da 666 sayılı KHK hükümleri gerekçe gösterilerek sendikanın taleplerinin kabul edilmediğini, bunun üzerine sendikanın grev kararı aldığını, …'da alınan grev kararı üzerine grev oylaması yapıldığını, sonucunda greve hayır kararının çıktığını,

Bunun üzerine işyeri yetkili işçi sendikası olan ... -İş’in 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uyarınca uyuşmazlığı Yüksek Hakem Kuruluna intikal ettirdiğini,

Yüksek Hakem Kurulunun 09.09.2013 gün E:2013-118 ve K:2013-156 sayılı kararı ile personele 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca ilave tediye ödenmesini hüküm altına aldığını (EK-1),

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “A. Toplu İş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı" başlıklı 53 üncü maddesinde;

“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” Ve

“B. Grev hakkı ve lokavt" başlıklı 54 üncü maddesinde;

“Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir” denildiğini,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128 inci maddesindeki “...Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanımla düzenlenir. Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır. ...” hükmünün, tarafını ve İdareyi bağlayıcı bir düzenleme olduğunu,

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 33 ve 40 ıncı maddelerini içeren Yedinci Bölümünde Toplu İş Sözleşmesinin Genel Esasları başlığı ile toplu iş sözleşmelerinin nasıl yapılacağının düzenlendiğini,

53 üncü maddenin 2 nci fıkrasında;

“Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir” denildiğini,

“Toplu Sözleşmenin Hükmü” başlıklı 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında;

“Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe iş sözleşmeleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. İş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Toplu iş sözleşmesinde iş sözleşmelerine aykırı hükümlerin bulunması hâlinde ise iş sözleşmesinin işçi yararına olan hükümleri geçerlidir” denildiğini,

Toplu Sözleşmeden Yararlanma başlıklı 39 uncu maddesinde kimlerin TİS’ten nasıl yararlanacağının düzenleneceğini,

“Yüksek Hakem Kuruluna Başvurma” başlıklı 51 inci maddesinde;

“MADDE 51 -(1) Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda 50 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması hâlinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.

(2) Yüksek Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.” denildiğini ve anılan Kanununun 54, 55, 56 ve 57 nci maddelerini içeren Onuncu Bölümünde ise Yüksek Hakem Kurulunun “Kuruluşu ve Çalışma Esasları”nın anlatıldığını,

Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunun 102/a maddesi ile işçinin ücreti ile iş kanunu veya toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içerisinde kasten ödemeyen veya eksik ödeyen işveren/işveren vekili ve 3 üncü kişilere her işçi ve her ay için idari para cezası uygulanacağı da hüküm altına alındığından 666 sayılı KHK'da yer alan ...na yönelik düzenlemelerin iş mevzuatı açısından uygulama kabiliyeti bulunmadığını,

Yukarıda arz ve izah edildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 54 üncü, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 51/2 nci maddesi uyarınca Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olduğunu, İdarenin, Anayasanın koruma altına aldığı Yüksek Hakem Kurulu kararlarının uygulamama gibi bir tasarrufu bulunmadığını,

6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde; Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı Kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan “İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır” denildiğini, dolayısıyla İş Kanununa göre çalışmakta olan kamu personeli için ücret sistemi ne olursa olsun ilave tediye ödemesi yapılmasının hüküm altına alındığını,

Ayrıca Kamu Görevlilerinin ücret sistemleri ile ilgili 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hâkimler Ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yanılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 12 nci maddesinde yürürlükten kaldırılan ödemeler içerisinde 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun kapsamına giren ödemelerin sayılmadığını,

Bu nedenle, 666 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra istihdam edilen personele ilave tediye verilmiş olmasının; 6772 sayılı Kanunun amir hükmü, Yüksek Hakem Kurulunun Kararına uyulması zorunluluğu ve 4857 sayılı Kanunun 102/a maddesine uyulmasından kaynaklandığını, Kurumda da ilgili Kanun ve Karar doğrultusunda uygulama yapıldığını,

Kurum hesaplarının incelenmesi sonrası Sayıştay Temyiz Kurulunun 09.02.2016 tarihli ve 41453 sayılı kararı ile 4. Dairenin oyçokluğu ile verdiği tazmin hükmünün bozulduğunu,

Sayıştay Temyiz Kurulu kararında kısaca "Yüksek Hakem Kurulunun 09.09.2013 tarihli ve E.2013/118 ve K:2013/156 sayılı kararı ile TİS’i düzenlemesi ve buna bağlı olarak 6772 sayılı Kanun uyarınca personele ilave tediye ödenmesi Anayasanın 54 üncü, 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddeleri çerçevesinde Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olmasından dolayı 09.09.2013 tarihli ve K. 2013/118 ve K: 2013/156 sayılı Yüksek Hakem Kurulu kararının yerine getirilmesi olarak nitelendirilecek ve ilgililere sorumluluk yüklenemeyecektir. ” denildiğini,

Sorgu konusundan farklı konularla alakalı olmakla birlikte Sayıştay Temyiz Kurulunun “30.11.2010 tarihli ve 32356 tutanak nolu kararı”, “30.11.2010 tarihli ve 32358 tutanak nolu kararı", “11.02.2014 tarihli ve 38405 tutanak nolu kararı” ve “03.06.2014 tarihli ve 39139 tutanak nolu kararı” ayrı ayrı incelendiğinde toplu iş sözleşmelerinin hükmüne yönelik önemli tespitlerin yer aldığının görüleceğini,

Kurul kararlarında özetle; kanunlarla çalışma şartları konusunda getirilen hükümlerin mutlak emredici hukuk kuralları olmayıp nispi emredici hukuk kuralları olduğunu, hizmet sözleşmeleri ve özellikle de toplu iş sözleşmeleriyle kanun hükmüne nazaran daha çok işçi lehine hükümler getirilmesi halinde, aynı konuda artık kanun hükmü değil, toplu iş sözleşmesindeki hükümlerin uygulanması gerektiği ve söz konusu durumda toplu iş sözleşmesindeki ilgili hükümlerin kanunlara aykırılığından söz edilemeyeceğini ve son olarak esasen Anayasanın 53 üncü maddesinde kaynağını bulan toplu iş sözleşmesi özerkliği ya da toplu iş sözleşmesiyle düzenleme yapabilme yetkisi denilen kavramların işlevinin ve içeriğin de bu olduğu”nun ifade edildiğini,

Ayrıca konu ile ilgili ve YARGITAY tarafından 2014 yılında hükme bağlanan 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre İŞÇİ statüsünde istihdam edilen ve ücret sistemi bakımından 375 sayılı KHK’nın Ek 11/ c maddesinde (666 sayılı KHK-6495 sayılı Kanun) ... ile aynı bentte yer alan Kalkınma Ajansları personeli ile ilgili “Kalkınma Ajanları Personeline İlave Tediye Ücreti Ödemesi" gerektiğine dair Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 23.09.2014 tarihli ve Esas:2012/36449 Karar:2014/27626 sayılı Kararı, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 23.09.2014 tarihli ve Esas:2013/4309 Karar:2014/27641 sayılı Kararı ve Yargıtay Yirmi ikinci Hukuk Dairesinin 04.06.2014 tarihli ve Esas:2014/9759 Karar:2014/15900 sayılı Kararlarının bulunduğunu,

Bununla birlikte Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin “24.06.2013 tarihli ve 2013/19303 (Esas No: 2011/16606) sayılı kararı”, “24.10.2011 tarihli ve 2011/39092 (Esas No: 2011/472061 sayılı kararı” ve “15.11.2011 tarihli ve 2011/43574 (Esas No: 2011/48313) sayılı kararında”; 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanununun kapsam, süre, hesaplama vb. özellikler açısından nasıl uygulanması gerektiğinin açıklandığını,

Bu kararlarda özetle: “işçilere ücret sistemleri ne olursa olsun 6772 sayılı Kanun uyarınca ilave tediye ödeneceği” nin açıkça ifade edildiğini,

Ayrıca Kurumun 2014 yılı hesaplarına ilişkin olarak Sayıştay 3. Dairesince yapılan yargılama sırasında Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulması üzerine itiraz konusu mevzuatların iptali için Dairenin yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 12.07.2017 tarihli ve 2017/ 27 Esas sayılı Kararında:

“4. 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrası, ... Başkanının, yönetici personelinin ve diğer personelinin ücret, mali ve sosyal haklarının; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirleneceğini düzenlemektedir.

  1. İtiraz konusu KHK kuralı, Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme idaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, Kalkınma Ajansları ve . . . kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personelini kapsamaktadır.

  2. 5544 sayılı Kanuna bağlı "İHDAS EDİLEN POZİSYONLAR CETVELİ" ile bakılmakta olan davadaki yargılamaya esas rapor gözetildiğinde davaya konu fazla ödemenin, 375 sayılı KHK’nın itiraz konusu kuralında belirtilen unvanlardan yalnızca “uzman unvanlı meslek personeli” ne yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

  3. Bu itibarla KHK kuralında yer alan "Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajanları ve . . . ”, “ . . . genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile . . . ” ve ". . . genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, . . . ” ibarelerinin uyuşmazlıkta uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ibareler yönünden başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir. ”

denilmek suretiyle Anayasa Mahkemesince yargılama konusu uyuşmazlıkta sadece ... ’da görevli uzman unvanlı personel açısından Anayasaya uygunluk değerlendirmesi yapıldığını, buna göre, 5544 sayılı Kanuna ekli ihdas edilen cetvelde yer alan Kurum personeline ilişkin kadroların bir kısmının da 375 sayılı KHK'nın ek 11 inci maddesinin (c) bendi kapsamında olmadığı hususunun açık bir şekilde belirtildiğini,

Ayrıca, Kurumun 2012 yılından bu yana ücret, mali ve sosyal haklar konusunda yaşadığı belirsizlikler vc sorunların, Sayıştay Başkanlığı Kararları, Yüksek Hakem Kurulu Kararları dikkate alınarak ... Yönetim Kurulu, özel Kanun olan 5544 sayılı Kanunun 9 ve 25 inci maddelerinden gelen yetkisini kullanarak Kurum personelinin 1/1/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak, tüm personel için tek ve ortak bir düzenleme yaparak ücret, mali ve sosyal hakları yürürlükteki mevzuat hükümleri ve uygulamalar dikkate alarak yeniden belirlediğini,

Söz konusu Yönetim Kurulu Kararının 11/10/2017 tarihinde gerçekleştirilen ... 12 nci Olağan Genel Kurulu tarafından onaylanarak kabul edildiğini, yeni yapılan düzenlemenin yaklaşık bir yıldır başarılı ve sorunsuz bir şekilde uygulandığını (EK-2)

... Genel Kurulunun personelin ücret, mali ve sosyal haklarına ilişkin almış olduğu karar metni ve 2016/94 sayılı Yönetim Kurulu Kararının ekte sunulduğunu (EK-3),

Ayrıca, taşeron işçilerin istihdam edilecekleri Kurumlarında sürekli işçi pozisyonlarına geçirilmesine ilişkin 696 sayılı OHAL KHK’sı ve buna ilişkin çıkan usul ve esaslar ile resmi açıklamalarda bu personele 6772 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ilave tediye ödemelerinin de yapılacağının belirtildiğini (EK-4),

Yine 696 sayılı OHAL KHK kapsamında sürekli işçi pozisyonlarına atanan personele ilişkin Yüksek Hakem Kurulunca bağıtlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin de ekte yer aldığını, bu kapsamda yer alan personele çeşitli ilave ücret, mali ve sosyal haklar verildiğini, bu kapsamda Kurumda toplam 12 personel bulunduğunu (EK-5),

Sonuç olarak;

Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerden dolayı, 666 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra ...nda istihdam edilen personele 6772 sayılı Kanun gereği ilave tediye ödemesi yapılmış olmasının;

(696 sayılı OHAL KHK'sı kapsamında ilk defa atanacak taşeron işçiler dâhil), Anayasanın 18, 49, 50, 51, 52, 55, 54 ve 55 inci maddeleri ile güvence altına alınan Sendikal Haklar ile Toplu İş Sözleşmesi özerkliği hükümleri, 4857 sayılı İş Kanunun 1, 2, 8, 32 ve 102 nci maddeleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 17, 33, 34, 35, 36, 39, 41, 48, 51, 54, 56, 57 nci maddeleri, 6772 sayılı Devlet ve Ona bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanunun 1, 2, 3, 4 ve 5 inci maddeleri, Toplu İş Sözleşmesinde Arabulucuya ve Hakeme Başvurma Yönetmeliğinin 24 üncü maddesi gereği olduğunu, Toplu İş Sözleşmesi, Yüksek Hakem Kurulu Kararı ve ... Genel Kurul Kararlarının anılan amir hükümlerine Harcama Yetkililerince uyulması ve uygulanması zorunluluğundan kaynaklandığını,

Ayrıca Anayasa Mahkemesinin 12.07.2017 tarihli ve 2017 /27 Esas Sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesince yargılama konusu uyuşmazlıkta sadece ... ’da görevli uzman unvanlı personel açısından Anayasaya uygunluk değerlendirmesi yapıldığını, buna göre, 5544 sayılı Kanuna ekli ihdas edilen cetvelde yer alan Kurum personeline ilişkin kadroların bir kısmının da 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin (c) bendi kapsamında olmadığı hususunun açık bir şekilde belirtildiğini,

Yapılan işlemin Anayasaya, ... Kanununa, 6772 sayılı Kanuna, İş Kanununa, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendikalar Kanunu ve bağlantılı diğer ilgili mevzuatlara ve yerleşik yargı kararlarına (Yargıtay İçtihatları - Sayıştay Temyiz Kurulu Kararları) uygun olduğunu, kamu zararı oluşmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir

Başsavcılık mütalaasında;

“... 2014 yılı hesabının 3 üncü Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen 17.4.2018 tarih ve 316 nolu ek ilam (hüküm dışı kararı verilen 2 inci maddesi hariç) harcama yetkilisi … tarafından temyiz edilmiştir.

2014 yılı Yargı Raporunu Daire bir kısım hesaplama hatalarının giderilerek sorumluluk yönüyle yeniden raporlanmak üzere Denetçisine iade edip hüküm dışı kararı vermiş, iade gerekçeleri doğrultusunda yeniden düzenlenen Ek Yargı Raporu hakkında bu kez Daire sorumluların Anayasaya aykırılık iddialarını değerlendirip, Anayasa Mahkemesine müracaatla hüküm dışı kararının devamına karar vermiş, Anayasa Mahkemesince 12.7.2017 tarih ve 2017/27 Esas ve 2017/17 sayılı Karar ile aykırılık iddialarının reddedilmesi üzerine de, yeniden düzenlenen Ek yargı Raporu hakkında Daire Anayasa Mahkemesi Kararını da dikkate almak suretiyle; mevzuatında belirlenen ücret tavan sınırını aşarak ilave tediye, fazla mesai, fazla çalışma ve vergi dilimindeki değişiklikleri dikkate almadan ücret ödenmesi nedeniyle oluşan kamu zararlarının tazminine hükmetmiştir.

Sorumlu temyiz dilekçesinde; bugüne kadar yukarıda kısaca özetlenen süreçte gerek yargı raporlarına yaptığı savunmalarda ve gerekse Dairede yapılan duruşmalarda ileri sürdüğü itirazlarını bir kez daha tekrarlayarak, hükmün kanuna ve yargı kararlarına aykırı olduğu ve kaldırılması gerektiği itirazıyla temyiz talebinde bulunmuştur.

Sorumlunun itirazları esas itibariyle bu güne kadarki süreçte karşılanan itirazlar olup, gelinen noktada Anayasa Mahkemesi Kararı ile de Anayasa aykırılık iddiaları reddedilerek, mevzuatta ücretlere tavan sınırı getiren düzenlemelerin Anayasaya aykırı olmadığı da hükme bağlanmıştır. Anayasanın 53/2 maddesinde “Toplu iş sözleşmelerinin nasıl yapılacağı Kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır. 6536 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 33/5 maddesine göre ise toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez. Bu çerçevede Yüksek Hakem Kurulu marifetiyle yapılmış olsa dahi Toplu İş Sözleşmesi (TİS) Ek İlamda detaylı olarak açıklandığı üzere, ilgili mevzuatında ücretlere tavan sınırlaması getiren hükümleri ortadan kaldıramaz ve TİS de bu hükümlere uygun düzenlenmelidir. Zaten düzenlenen TİS’nde de bu yönde yani tavan sınırların aşılabileceği veya dikkate alınmayacağı yönünde bir hüküm bulunmamaktadır.

Aksine temyiz dilekçesi ekinde de örneği yer alan 2014 yılı TİS’nin “Ücret Sistemi” başlıklı 24 üncü maddesinde; işçilere yapılacak her türlü mali ve sosyal hakların ödemesinde, ücretlere tavan sınırı getiren Kanun olan 6495 sayılı Kanunun 73. maddesi 2. fıkrası (c) ve (ç) bentlerinin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Böylece kanunların emredici hükümlerine aykırı TIS düzenlenmemesi yönündeki amir hüküm çerçevesinde Yüksek Hakem Kurulu mali ve sosyal hakların ödenmesinde mevzuatla öngörülen üst sınıra bir kez de kendisi vurgu yapmış ve yapılan tüm mali ve sosyal haklara ilişkin ödemelerde bu sınıra uyulmasını TİS’nin hükmü haline getirmiştir.

Burada sorun ilave tediye, fazla mesai ve benzeri tutarların ödenmesi değil, tavan ücreti aşmak suretiyle ödeme yapılmasıdır. Mevzuatla getirilen sınırı aşmamak kaydıyla ilave tediye, fazla mesai ve benzeri tutarlar ödenebilir. Belirlenen tavan tutarı aşan ödemelerin ise yapılması mümkün olmayıp, yapılması sorumluluğu gerektirir. Çünkü, Yüksek Hakem Kurulu kararına dayalı TİS’nde ilave tediye, fazla mesai ve benzeri tutarlar ödeneceği hükme bağlanmış olmakla birlikte, bu hüküm yasal sınırları aşacak bir ödemeye yetki vermemekte olup, yukarıda belirtildiği üzere Yüksek Hakem Kurulu marifetiyle gerçekleştirilen TİS’nde aynı zamanda tavan sınırlamasına uyulması gerektiği yönünde hükme de yer verilmiştir. Dolayısıyla sorumlunun ödemeyi Yüksek Hakem Kurulu kararı gereği yaptık ve Yüksek Hakem Kurulu kararını uygulamak anayasal bir zorunluluk ve yerine getirilmemesi sorumluluğu gerektirir iddiası yersiz olup, ilgililer yasal sınırı aşan ödeme yaptıklarından dolayı sorumludurlar.

Açıklanan nedenlerle talebin reddi ile Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Duruşma talep eden sorumlu … (Harcama yetkilisi)’ın temyiz etmiş olduğu 104-269-316 sayılı ek ilamın 1,3,4,5,6,7,8,9 ve 10 uncu maddelerine ilişkin sözlü açıklamaları ile Sayıştay Savcısının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

... personeline yapılan ilave tediye ödemelerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bendi ile ayni ve nakdi tüm ödemelerin aylık net tutarları toplamı için öngörülen üst sınırların aşılmasına sebebiyet verdiği ve bu suretle de kamu zararı oluşturduğu iddiasıyla ilgili hüküm vermek için yapılan yargılama sırasında; anılan KHK maddesinin birinci fıkrasının 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle değiştirilen (c) bendi; Anayasanın 49, 53, 54 ve 55 inci maddelerine aykırı görülmüş ve bu bağlamda da söz konusu bendin ... açısından iptali için Anayasa Mahkemesine başvurularak, bu konuda verilecek karara kadar hükmün geri bırakılmasına ve 104 sayılı ilamın 2 nci maddesiyle verilen hüküm dışı kararının da Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine düzenlenecek ek raporun yargılanmasına değin devamına karar verilerek 269 sayılı ek ilam düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında, 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle değiştirilen (c) bendinin “...” yönünden, Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmesi üzerine 3.Daire tarafından yapılan yargılama sonucunda düzenlenen 104-269-316 sayılı ek ilam sorumlu tarafından temyiz edilmektedir.

Anayasa Mahkemesinin söz konusu başvuruya ilişkin 12.07.2017 tarih ve E.2017/27, K.2017/117 sayılı Kararında ise özetle;

Sendika hakkının bir unsuru olan toplu iş sözleşmesi hakkının, Anayasanın 53 üncü maddesinde özel olarak düzenlendiği, anılan maddenin birinci fıkrasında, “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denildikten sonra devamındaki fıkrada, “Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verildiği,

Anayasanın 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmediği, ancak toplu iş sözleşmesi hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğünden Anayasanın 51 inci maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülen sınırlama nedenlerinin toplu iş sözleşmesi hakkı için de geçerli olması gerektiği, buna göre, toplu iş sözleşmesi hakkının, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanmasının mümkün olduğu,

Bununla birlikte, bir düzenlemenin kamu yararına yönelik yapılmasının, Anayasaya uygunluk bakımından tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, temel hak ve hürriyetler için meşru amaçla getirilen sınırlamaların Anayasanın 13 üncü maddesinde ifade edilen ölçütlere aykırı olamayacağı,

Anayasanın 13 üncü maddesinde yer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ile “ölçülülük ilkesi” kavramlarının, bir bütünün parçaları olarak “demokratik bir hukuk devleti” nin özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütlerini oluşturduğu,

Toplu iş sözleşmesi veya grev neticesinde elde edilebilecek ücret, mali ve sosyal haklar yönünden belirli bir ölçü ve denge gözetilerek üst sınırlar belirlenmesinin, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını ortadan kaldıran veya onları kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilemeyeceği,

Merkezi yönetim bütçesi kapsamında yer alan ve özel bütçeli bir kamu kuruluşu olan ... personeline ücret, mali ve sosyal haklar kapsamında yapılacak ödemeler için üst sınırlar belirlenmesi suretiyle kamusal kaynakların etkili ve verimli kullanılmasının, kamusal harcamaların kısıtlanmasının, bütçe disiplininin sağlanmasının ve bu suretle kamu yararının gerçekleştirilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde, söz konusu sınırlamaların, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ne aykırılık taşımadığı,

İtiraz konusu kuralla getirilen sınırlamanın toplu iş sözleşmesindeki konulardan sadece ücret, mali ve sosyal haklara ilişkin olması, buna karşılık toplu iş sözleşmesine konu olabilecek diğer alanların tamamında ve öngörülen üst sınırlar aşılmamak kaydıyla ücret, mali ve sosyal haklarda toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının kullanılma imkanının devam etmesi nedeniyle, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına yapılan müdahalenin, ölçülü olduğu ve çalışanlara aşırı bir külfet yüklemediği,

Ayrıca, ...nda görevli personele yapılacak bütün ayni ve nakdi ödemeler yönünden üst sınır öngören itiraz konusu 375 sayılı KHK kuralının, aynı veya benzer kadrolarda olup farklı kurumlarda görev yapanlar arasındaki ücret dengesizliğini gidermeye yönelik olduğu, nitekim, bu hususun itiraz konusu kuralın temelini oluşturan 666 sayılı KHK’nın gerekçesinde de belirtildiği, dolayısıyla çalışanlar arasındaki ücret dengesizliğinin giderilmesi amacıyla kabul edilen kuralda, kamu yararına aykırılık bulunduğunun söylenemeyeceği, kanun koyucunun, kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla çalışanların ücret politikasında geleceğe dönük olarak değişiklik yapmasının Anayasaya uygun olduğu, nitekim aksi düşüncenin kabulü halinde, çalışanların ücret politikalarında hiçbir zaman idarece değişiklik yapılamayacağı sonucuna ulaşılacağı ve bu durumun da idari fonksiyonun değişkenliği karşısında mümkün olamayacağı,

... personelinin, hangi hak ve yükümlülüklere sahip olduklarını önceden bilerek ve kendi rızaları ile çalışmaya başladıkları, itiraz konusu 375 sayılı KHK kuralının yürürlük tarihinden sonra Kurumun kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan personelin de söz konusu KHK ile öngörülen sınırlamadan işe girme öncesinde haberdar olduğu, dolayısıyla, ücret, mali ve sosyal haklar yönünden üst sınırlar belirlenmesinde, Devletin, yapılan işe uygun adaletli ücret ve sosyal yardımlar ödenmesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne bir aykırılık bulunmadığı gibi ülkenin ekonomik ve mali kaynakları, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alındığında ilk defa veya yeniden atanacak olan Kurum personeli için geçerli olacak yeni bir düzenleme yapılmasının, çalışma barışını sağlamak için Devletçe alınması gereken tedbirler çerçevesinde kabul edileceği,

belirtilmiş ve açıklanan nedenlerle 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle değiştirilen (c) bendinin “...” yönünden, Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmiştir.

5544 sayılı ... Kanununun;

“...” başlıklı 3 üncü maddesinde;

“Bu Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve Kanunda belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özel bütçeli ... kurulmuştur. …”

“Personelin atanma şartları ve statüsü” başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum hizmetleri iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütülür.” ve yedinci fıkrasında;

“Kurum personeli, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabidir. …”

hükümlerine yer verilmiştir.

Dolayısıyla, Kurum personeli, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak sürekli işçi statüsünde istihdam edilmekte ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; “Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar” kapsamında sigortalı kabul edilmekte olup bu bağlamda da; amacı “işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek” olarak öngörülen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun ve ilgili mevzuatının kapsamı dahilinde bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde de;

“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmü yer almış ve bu hükümden hareketle yayımlanan 6356 sayılı Kanunun “Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği” başlıklı 33 üncü maddesinde;

“(1) Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir.

(2) Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir.

(5) Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez.”

denilmiş olup böylelikle işçiler ile işverenlere karşılıklı hak ve borçlarını ancak Anayasa ve kanunların emredici hükümlerinin çizdiği sınırlar çerçevesinde serbestçe tayin edebilme yetkisi tanınmıştır.

Bu bağlamda, 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 73 üncü maddesiyle değişen 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki;

“Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve ... kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez.” hükmü ve (ç) bendindeki;

“(b) ve (c) bentlerinde yer alan idarelerde istihdam edilen personelden anılan bentlerde emsali belirlenmemiş olan personele, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı, ilgili kurumun önerisi Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek emsali Devlet memuruna ilgili mevzuatında kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez. Emsal alınacak memur unvanlarının tespitinde, kadro veya pozisyon unvanları ile ifa ettikleri görevler itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki aynı veya benzer görevlerin aynı veya benzer kadro, unvan veya derecesi dikkate alınır.”

hükmü de toplu iş sözleşmesi ile karşılıklı hak ve borçlarını belirleme yetkisi bulunan işçiler ile işverenin söz konusu yetkisine sınırlandırma getirmiş ve anılan sınırlayıcı hükümler Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen Kararı ile sabit hale gelmiştir.

Kurum uygulamasında;

6772 sayılı “Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun”un 1 inci maddesinde;

“Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı Kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.” hükmüne yer verilmek suretiyle işçi statüsünde çalışan personele söz konusu ödemenin yapılacağının açıkça yasal düzenlemeye konu edilmiş olduğu,

...nu temsilen KAMU-İŞ işveren sendikası ile işçileri temsilen ... -İŞ işçi sendikası arasında düzenlenen Toplu İş Sözleşmesinin, üzerinde mutabakat sağlanamayan maddeleri için; gerek 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun “Yüksek Hakem Kuruluna başvurma” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasındaki;

“Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda 50 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması hâlinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …”

hükmü gerekse Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “B. Grev hakkı ve lokavt'” başlıklı 54 üncü maddesindeki;

“Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …”

hükmü uyarınca Yüksek Hakem Kuruluna başvurulduğu ve Kurumca yapılan ilave tediye ödemelerinin de söz konusu başvuru üzerine anılan Kurulca karara bağlanan “İlave Tediye” başlıklı 25 inci maddedeki; “Üyelere, 6772 sayılı Kanunda belirtilen usul, esas ve miktarlarda hesaplanmak ve bu Kanuna göre belirlenen tarihlerde ödenmek üzere ilave tediye yapılır.” hükmü çerçevesinde hesaplandığı,

görülmektedir.

Ancak ilam konusu kamu zararı; ilave tediye ödemelerinin hukuki dayanaktan yoksun olmasından veya hesaplanma şeklindeki herhangi bir hatadan değil aylık hesaplanan ilave tediye ödemesinin mevzuatta öngörülen aylık ödeme sınırını aşmasından kaynaklanmaktadır.

Zira, 6772 sayılı Kanun tüm işçiler için geçerli genel bir kanun iken 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının Anayasa Mahkemesi Kararı ile sabit (c) bendi (buna bağlı olarak (ç) bendi) Kurum personelini ilgilendiren özel bir mevzuat hükmü olup öncelikli uygulanma zorunluluğu bulunmakta, bu bağlamda da; ilave tediyelerin ancak söz konusu KHK ile öngörülen ve her türlü mali ve sosyal hakların aylık toplam tutarını kapsayan üst sınırı aşmayacak şekilde ödenmesi gerekmektedir.

Sorumlu tarafından örnek gösterilen ve İdarenin taraf olmadığı davalara ilişkin bulunan Yargıtay Kararları da ilave tediyenin mevzuatla öngörülen ücret sınırlarına tabi olmaksızın ödenebileceğini değil ilave tediyeye hak kazanma, ilave tediyenin hesaplanma ve ödenme şekliyle ilgili hususları hükme bağlamaktadır. Söz konusu Kararlarda geçen ve 6772 sayılı Kanunun 1 inci maddesindeki hükümde de yer alan “ücret sistemleri ne olursa olsun işçilere ilave tediye yapılacağı” ifadesindeki ücret sistemlerinden kasıt ise, ücretin belirlenmesinde kullanılabilecek olan (zaman esasına dayalı ücret sistemi, parça başına ücret sistemi … gibi) yöntemler olup anılan ifade ile de sadece ilave tediyeye hak kazanma açısından kullanılan ücret yönteminin önemli olmadığı ortaya koyulmaktadır.

5544 sayılı Kanunun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesinin birinci fıkrasındaki;

“Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, mali ve sosyal hakları; bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.” hükmü uyarınca öngörülen ve 375 sayılı KHK’nın söz konusu madde hükmünün yürürlük tarihinden önce işe başlayanlar için geçerli olan ücret üst sınırıyla ilgili İdare uygulamasına karşı açılmış bir davaya ilişkin olsa da; 17.02.2016 tarih ve E.2014/25040, K.2016/4285 sayılı Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Kararında; 2010-2012 yıllarına ait ilave tediyelerin, 5544 sayılı Kanunun anılan maddesi uyarınca öngörülen ücret üst sınırları dikkate alınmak suretiyle kısmen ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmedilmesi de; ilave tediyelerin hiçbir sınırlamaya tabi olmadan ödenebileceği şeklindeki itirazların kabul edilemeyeceğini teyit etmektedir.

Dolayısıyla, mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatta öngörülen üst sınırları aşacak şekilde ilave tediye ödenmesi açıkça kamu zararı niteliğindedir.

Sorumlunun dilekçesinde; 09.02.2016 tarihli ve 41453 tutanak nolu Sayıştay Temyiz Kurulu Kararında yer alan ve söz konusu ödemelerin, 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasanın 54 üncü maddesi uyarınca kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olan Yüksek Hakem Kurulu Kararına dayandığı, bu nedenle de ortaya çıkan kamu zararından dolayı kendilerine sorumluluk yüklenmemesi gerektiği şeklinde karar verildiği belirtilmekte ise de;

Toplu İş Sözleşmesinin bu bağlamda incelenmesi sonucunda ise; “Ücret Sistemi” başlıklı 24 üncü maddesinde;

“… işçilere yapılacak her türlü mali ve sosyal hakların ödemesinde, 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesi 2. fıkrası (c) ve (ç) bentleri hükümleri dikkate alınır.” denilmiş olmakla Yüksek Hakem Kurulu tarafından da mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatla öngörülen üst sınıra vurgu yapıldığı ve söz konusu madde her ne kadar ilave tediyeye ilişkin Toplu İş Sözleşmesi maddesinden ayrı düzenlenmiş olsa da anılan sınırlayıcı hükümde sadece maaş ödemelerinden değil aylık bazda yapılan tüm mali ve sosyal haklara ilişkin ödemelerden bahsedilmek suretiyle ilave tediye ödemelerinin de bu sınıra tabi tutulmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca, denetimler sırasında; “2010-2012, 2012-2014 ve 2014-2016 dönemlerine ilişkin Toplu İş Sözleşmelerinin karşılaştırma suretiyle incelenmesi sonucunda; söz konusu üç Sözleşmenin de “İlave Tediye” başlıklı 25 inci maddesinde; Kurum personelinin ilave tediyeye hak kazanacağını belirten hükme yer verildiği, söz konusu ödemelerin ücret üst sınırına tabi tutulmayacağına dair istisna niteliğinde bir ifadenin bulunmadığı ve bahsi geçen madde hükmünün 2010-2012 döneminde doğrudan taraflarca, 2012-2014 ve 2014-2016 dönemlerinde ise Yüksek Hakem Kurulu Kararı ile belirlenmesine rağmen üç Toplu İş Sözleşmesinde de birebir aynı olduğu, ancak, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Kararının incelenmesi sonucunda; ilave tediyelere ilişkin uygulamanın söz konusu Sözleşme dönemleri itibarıyla farklılıklar gösterdiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, 2010-2012 dönemine ait ilave tediyeler, 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca öngörülen ücret üst sınır uygulamasına tabi tutularak kısmen ödendiği halde, 2013 yılından itibaren herhangi bir sınır uygulanmayarak ilave tediyelerin tamamı ödenmeye başlamıştır.” tespitinin yapıldığı görülmektedir.

Sonuç olarak, ilave tediyelerin bir üst sınıra tabi tutulmadan ödenmesinin sebebi olarak Toplu İş Sözleşmesinin Yüksek Hakem Kurulu Kararına dayalı 25 inci maddesinin gösterilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle 104-269-316 sayılı ek ilamın 1 inci maddesi ile ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

(Temyiz Kurulu ve ..Daire Başkanı … ile Üye …nün ilam hükmünün sorumluluk nedeniyle bozulması gerektiğine ilişkin aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı,

Üyeler …, …, … ilam maddesi ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğine ilişkin aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğu ile,

KARŞI OY GEREKÇESİ:

(Temyiz Kurulu ve ..Daire Başkanı …;

“... personelinin mali hakları 5544 sayılı ... Kanununun 25 inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 1 inci fıkrasında; “Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, mali ve sosyal haklarının bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla Yönetim Kurulu Kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.” denilmiştir.

Kurum personeline yapılan ödemelerin usul ve esasları ise ... Personel Yönetmeliğinde belirlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 18 inci maddesinde;

“Başkan, yönetici personel, uzman, uzman yardımcıları ile diğer personele ödenecek aylık ücretler ve ücretleri ile birlikte ödenecek diğer mali haklar ve sosyal yardımlar (bu Yönetmeliğin 23 üncü maddesi gereğince yapılacak doğum ve ölüm yardımları hariç) her yılın birinci ve ikinci altı aylık dönemleri itibariyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı genel müdürlerine yapılan ödemelerin aylık ortalamasının net tutarını aşmayacak şekilde Yönetim Kurulunun Kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.” denilmek suretiyle kurum personeline ödenecek aylık ücretler ile ücretlerle birlikte ödenecek diğer mali hakların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı genel müdürlerine yapılan ödemelerin aylık ortalamasının net tutarını aşmayacak şekilde Yönetim Kurulunun Kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı KHK’nın 1 inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ya eklenen ek maddenin 11/c bendinde yer alan; “... kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez.” hükmü ile kuruma ilk defa veya yeniden atanan personele yapılacak aylık net tutarın sınırı belirlenmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, söz konusu personele ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, vs. bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarının hiçbir şekilde 666 sayılı KHK da belirtilen limiti geçmemesi gerekmektedir. Buna karşılık çoğunluk kararında da belirtildiği üzere, gerek Anayasanın bağlayıcı hükümleri, gerekse bu hükümden gücünü alan Toplu İş Sözleşmesinin bağlayıcılığı karşısında, ilamda belirtilen ilave tediye ödemesinin söz konusu personele yapılmasını engelleyecek bir düzenleme de bulunmamakta olup, ilave tediye ödenmesinde herhangi bir mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle ilamda ilave tediye ödemelerine ilişkin ödeme belgelerini imzaladıkları için sorumlu tutulan personel, sadece Anayasa ve TİS hükümlerini uygulamak zorunda kaldıkları için, bunlara atfedilebilecek bir sorumluluk bulunmamaktadır.

Ancak 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının ( c) ve (ç) bendi ile ayni ve nakdi tüm ödemelerin aylık net tutarları toplamı için sınırlama getiren hükümlerinin uygulanması zoruludur. Bu bağlamda; Anayasa ve TİS’in güvencesi altında ödenmek zorunda kalınan ilave tediye dışında personele ödenen maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, vs., diğer ödemelerin KHK hükümleri çerçevesinde miktarlarının (tespit edilen tavan katsayılarına bağlı olarak) belirlenmesi Yönetim Kurulu Kararı ve Genel Kurulun onayına bağlıdır. Dolayısıyla ilave tediye dışında personele ödenen diğer ödemelerin miktarları daha düşük seviyelerde belirlenmek suretiyle, TİS ile güvence altına alınan sabit ilave tediye ile birlikte kişilere yapılacak toplam ödeme miktarlarının, KHK’daki limitler altında tutulmasını engelleyecek bir düzenleme bulunmamaktadır. Söz konusu personele, KHK’da belirlenen tutarın üzerinde herhangi bir ödemede bulunulmaması gerektiğinden KHK ile belirlenen mali haklara ilişkin üst sınırının geçilmesinde sorumluluğu bulunanların araştırılması için hükmün sorumluluk yönünden bozularak dosyanın ilgili Daireye gönderilmesi gerekir.”

Üye …;

“... personeline yapılan ilave tediye ödemelerinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bendi ile ayni ve nakdi tüm ödemelerin aylık net tutarları toplamı için öngörülen üst sınırların aşıldığı gerekçesiyle tazmin hükmü verildiği anlaşılmaktadır.

5544 sayılı ... Kanununun mali hakların düzenlendiği 25 inci maddesinde;

“(1) Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, mali ve sosyal hakları; bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir. …” hükmüne yer verilmiş, kurum personeline yapılan ödemelerin usul ve esasları ise ... Personel Yönetmeliğinin 18 inci maddesinde belirlenmiştir.

Ancak daha sonra;

02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye yapılan ekleme ile ... kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarının; genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemeyeceği, istihdam edilen diğer personelden anılan bentlerde emsali belirlenmemiş olan personele, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarının, ilgili kurumun önerisi Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek emsali Devlet memuruna ilgili mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Emsal alınacak memur unvanlarının tespitinde ise kadro veya pozisyon unvanları ile ifa ettikleri görevler itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki aynı veya benzer görevlerin aynı veya benzer kadro, unvan veya derecesi dikkate alınacak ve diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmayacaktır. Bu nedenle söz konusu personele, belirlenen bu tutar dışında herhangi bir ödemede bulunulmaması gerekmektedir.

Bu çerçevede Kurumda yetkili olan işçi sendikası ile bağıtlanan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) ile ücret ve diğer mali ve sosyal hakların belirlendiği ancak TİS müzakereleri anlaşmazlıkla sonuçlandığından sendikanın grev kararı aldığı, ancak grev kararı çıkmadığı için ... -İŞ’in 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uyarınca uyuşmazlığı Yüksek Hakem Kuruluna intikal ettirdiği, Yüksek Hakem Kurulunun 09.09.2013 gün E.2013/118 ve K: 2013/156 sayılı kararı ile TİS'i bağıtladığı ve kararın “İlave Tediye” başlıklı 25 inci maddesinde; “Üyelere, 6772 sayılı Kanunda belirtilen usul, esas ve miktarlarda hesaplanmak ve bu Kanuna göre belirlenen tarihlerde ödenmek üzere ilave tediye yapılır” denilerek ilave tediye ödenmesine imkân sağlandığı görülmektedir. Ancak bu karar 1.7.2012-30.6.2014 tarihlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla Anayasanın 54 üncü, 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddeleri çerçevesinde Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olmasından dolayı söz konusu dönem için Yüksek Hakem Kurulu kararının yerine getirilmesinden dolayı ilgililere sorumluluk yüklenemeyecektir.

Ancak, 1.7.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve 30.6 2016 tarihine kadar yürürlükte olan, 12.11.2014 tarih ve 2014/137 sayılı Yüksek Hakem Kurulu kararının “Ücret Sistemi” başlıklı 24 üncü maddesinde, yukarıda belirtilen bir önceki karardaki hükme ilave olarak; işçilere yapılacak her türlü mali ve sosyal hakların ödemesinde, ücretlere tavan sınırı getiren Kanun olan 6495 sayılı Kanunun 73. maddesi 2. fıkrası (c) ve (ç) bentlerinin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Böylece kanunların emredici hükümlerine aykırı TIS düzenlenmemesi yönündeki amir hüküm çerçevesinde Yüksek Hakem Kurulu mali ve sosyal hakların ödenmesinde mevzuatla öngörülen üst sınıra bir kez de kendisi vurgu yapmış ve yapılan tüm mali ve sosyal haklara ilişkin ödemelerde bu sınıra uyulmasını TİS’nin hükmü haline getirmiştir. Ancak burada kamu zararı ilave tediyeden dolayı doğmamıştır. Personele “İlave Tediye” başlıklı 25 inci madde gereği ödeme yapılabilecek ancak ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin toplamı belirlenen limiti aşmayacaktır. Bu nedenle kamu zararı, 25 inci maddedeki ilave tediye ödemesinden değil, 24 üncü maddedeki düzenlemenin dikkate alınmamış olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca, sorumluluğun 24 üncü maddedeki sınırlamayı dikkate almayanlar açısından tekrar değerlendirilmesini teminen verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın ilgili Daireye Gönderilmesi gerekir.”

Üyeler …, …;

“5544 sayılı ... Kanununun 24 üncü maddesinde personelin atanma şartları ve statüsü, 25 inci maddesinde de mali hakları düzenlenmiş, Kurum personeline yapılan ödemelerin usul ve esasları ise ... Personel Yönetmeliğinde belirlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 18 inci maddesinde;

“Başkan, yönetici personel, uzman, uzman yardımcıları ile diğer personele ödenecek aylık ücretler ve ücretleri ile birlikte ödenecek diğer mali haklar ve sosyal yardımlar (bu Yönetmeliğin 23 üncü maddesi gereğince yapılacak doğum ve ölüm yardımları hariç) her yılın birinci ve ikinci altı aylık dönemleri itibariyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı genel müdürlerine yapılan ödemelerin aylık ortalamasının net tutarını aşmayacak şekilde Yönetim Kurulunun Kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.” denilmek suretiyle kurum personeline ödenecek aylık ücretler ile ücretlerle birlikte ödenecek diğer mali hakların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı genel müdürlerine yapılan ödemelerin aylık ortalamasının net tutarını aşmayacak şekilde Yönetim Kurulunun Kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Daha sonra;

02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin;

“MADDE 1- 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.

EK MADDE 11- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra;

a) …

b) …

c) Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve ... kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez.

ç) (b) ve (c) bentlerinde yer alan idarelerde istihdam edilen personelden anılan bentlerde emsali belirlenmemiş olan personele, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarı, ilgili kurumun önerisi Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek emsali Devlet memuruna ilgili mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez. Emsal alınacak memur unvanlarının tespitinde, kadro veya pozisyon unvanları ile ifa ettikleri görevler itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki aynı veya benzer görevlerin aynı veya benzer kadro, unvan veya derecesi dikkate alınır.

d) …

Diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.”

hükmü ile kuruma ilk defa veya yeniden atanan personele ödenecek mali hakların üst sınırı 666 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ye eklenen ek madde 11’de belirlenmiştir. Bu nedenle söz konusu personele, belirlenen bu tutar dışında herhangi bir ödemede bulunulmaması gerekmektedir.

5544 sayılı ... Kanununun 24 üncü maddesi hükmü gereği Kurum personelinin işçi statüsünde bulunduğu, aynı Kanunun 25 inci maddesi ile personele ödenecek aylık ücret, mali ve sosyal hakların düzenlendiği,

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 11 inci maddesi ile ...nun 375 sayılı KHK kapsamına alındığı, 375 sayılı KHK Ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamındaki Kamu İdarelerinde İstihdam Edilen Personelin Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Emsal Alınacak Devlet Memuru Kadro Unvanlarının Tespitine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile Kurumda istihdam edilen personelin emsali devlet memuru kadrosunun belirlendiği,

666 sayılı KHK’nin 8 inci maddesi e bendi hükmü gereği 15.01.2012 tarihinden sonra Kurumda istihdam edilecek personelin ücret ve mali haklarının belirtilen KHK hükümleri doğrultusunda tespit edildiği,

Bu tarihten sonra Kurumdaki sürecin;

Bireysel iş sözleşmelerine de bu ifadelerin aynen yazıldığı ve uygulandığı ancak bu şekilde istihdam edilen personelin Toplu İş Sözleşmesine dahil olduğu ve bireysel iş sözleşmelerinin hükümsüz hale geldiği,

Kurumda yetkili olan işçi sendikası ile bağıtlanan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) ile ücret ve diğer mali ve sosyal hakların belirlendiği,

Kurumda ... -İŞ işçi sendikası ile KAMU-İŞ işveren sendikasının TİS yapmaya yetkili olduğu, ... -İŞ Sendikası ile KAMU-İŞ arasında 01.07.2012-30.06.2014 dönemini kapsayan TİS müzakereleri anlaşmazlıkla sonuçlandığından sendikanın grev kararı aldığı ancak grev kararı çıkmadığı için ... -İŞ’in 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uyarınca uyuşmazlığı Yüksek Hakem Kuruluna intikal ettirdiği,

Yüksek Hakem Kurulunun aldığı karar ile TİS'i bağıtladığı ve 6772 sayılı Kanun uyarınca personele ilave tediye ödenmesine karar verdiği,

şeklinde geliştiği görülmektedir.

6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanunun;

“Madde 1 – Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.

Madde 2 – …

Madde 3 – Birinci ve ikinci maddelerde yazılı olan işçilere mezkur maddeler gereğince yapılan tediyelerden ayrı olarak her yıl için bir aylık istihkakları tutarını geçmemek üzere İcra Vekilleri Heyeti karariyle aynı nispette bir ilave tediye daha yapılabilir.” denilmiş,

Anayasanın Yüksek Hakem Kurulu ile ilgili 54 üncü maddesinde;

“Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.

Grev hakkı ve lokavt iyiniyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.

(Mülga üçüncü fıkra: 7/5/2010-5982/7 md.)

Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.

Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.

Yüksek hakem kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiş,

6356 sayılı Sendikalar ve İş Sözleşmesi Kanununun “Yüksek Hakem Kuruluna başvurma” başlıklı 51 inci maddesinde;

“(1)Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda 50 inci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması hâlinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.

(2)Yüksek Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.” düzenlemesi yapılmıştır.

Bu durumda;

İşçi statüsündeki kurum personeline ilgili mevzuat uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarının üst sınırı KHK ile belirlenmiş olmakla birlikte;

... -İŞ Sendikası ile KAMU-İŞ arasındaki TİS müzakerelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması sendikanın grev kararı alması ancak grev kararı çıkmadığı için ... -İŞ’in 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uyarınca uyuşmazlığı Yüksek Hakem Kuruluna intikal ettirmesi,

Yüksek Hakem Kurulu tarafından alınan karar ile TİS'in düzenlenmesi ve buna bağlı olarak 6772 sayılı Kanun uyarınca personele ilave tediye ödenmesi;

Anayasanın 54 üncü, 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddeleri çerçevesinde Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olmasından dolayı Yüksek Hakem Kurulu kararının yerine getirilmesi olarak nitelendirilecek ve ilgililere sorumluluk yüklenemeyecektir. Bu nedenle tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.”)

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim