Sayıştay 3. Dairesi 41061 Kararı - Genel Bütçe Personel Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3
Sayıştay Kararı
41061
3 Ocak 2018
Genel Bütçe Kapsamındaki İdareler
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi: Genel Bütçe Kapsamındaki İdareler
-
Yılı: 2014
-
Daire: 3
-
Dosya No: 41061
-
Tutanak No: 43927
-
Tutanak Tarihi: 03.01.2018
-
Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Akademik personelin makam ve görev tazminatlarının yanlış hesaplanması, bazı öğretim üyelerine ise makam ve görev tazminatına müstahak olmadıkları halde söz konusu tazminatların ödenmesi.
143 sayılı ilamın 1/B maddesiyle; Akademik personelin makam ve görev tazminatlarının yanlış hesaplanması, bazı öğretim üyelerine ise makam ve görev tazminatına müstahak olmadıkları halde söz konusu tazminatların ödenmesi sonucunda ... TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... temyiz dilekçesinde özetle;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71.maddesinde kamu zararının “kamu görevlilerinin kasıt kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ” şeklinde tanımlandığı, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4/c maddesine göre, “kamu zararı; mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya doğan zararı ifade eder” şeklinde tanımlandığı,
Ayrıca, kamu zararının belirlenmesinde dikkate alınacak kıstaslar kanunun aynı maddesinde ayrıca sayıldığı, anılan bentlerde kamu zararı olarak nitelendirilecek olan ödemelerin kamu kumrularınca piyasadan mal veya hizmet satın alınması, piyasaya iş yaptırılması ve transfer ödemelerinin usulünce yapılmamasından dolayı kamu kaynağında azalışa sebep veya idare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsilinin mevzuata uygun yapılmamasından dolayı artışına engel olunması durumlarından bahsedildiği, aynı fıkranın “g” bendinde; “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, ” kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden biri olarak sayıldığı, kamu zararının belirlenmesinde salt tanımından hareket etmenin hatalı yorumlara sebebiyet verebileceği,
Bu nedenle Danıştay 2 nci Dairesinin 27.12.2010 tarih ve 2010/5111 no.lu kararında “Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekecektir... ” denilmek suretiyle kamu zararının tanımıyla birlikte geçerli olacağı kıstasların da dikkate alınması gerektiği hususuna dikkat çekildiği, fazla ödemenin, mevzuatta yer aldığı halde hatalı yorum yapılmak suretiyle memura sehven fazla ödeme yapılması olduğu göz önüne alınırsa “g” bendinde belirtilen mevzuatında öngörülmeme şartı oluşmadığından kamu zararından bahsetmenin mümkün olmayacağı, yersiz ödeme durumunda ise bir kamu zararının söz konusu olup olmadığının tartışmalı olduğu, burada “g” bendinde belirtilen “mevzuatında öngörülmediği halde Ödeme yapılması ” şartı gerçekleştiğinden bu ödemenin kamu zararı olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünüldüğü, Ancak Danıştay 2 nci Dairesinin 27.12.2010 tarih ve 2010/5111 no.lu kararında; “... İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde “g” bendinde yer alan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması ” kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerekmektedir. ” denilmektedir. Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kuralını, mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemelere hasreden bu karar göz önüne alındığında, mevzuatta öngörülsün veya öngörülmesin devlet memuruna yapılan fazla veya yersiz ödemelerin kamu zararı kapsamında değerlendirilemeyeceği söylenebilir. Anılan kararda ayrıca “Kamu görevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığında, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde anılan Kanun öncesi hukuki durumun değişmediği ortaya çıkmaktadır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınanda, tıpkı 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1975 günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.” denildiği, bu nedenle kendisinden ödenmesi istenen tutarın kamu zararı olmadığının açık olduğu,
Söz konusu tutarın bu kapsamda kamu zararı olarak değerlendirilse bile, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunundan yola çıkarak kamu zararına neden oldukları gerekçesiyle mali sorumluluk çerçevesinde kamu görevlilerinin sorumluluklarına karar verilebilmesi için her somut olayda bazı unsurların bulunması gerektiği,
Bu unsurların 5018 sayılı Kanun’da yer alan tanımdan hareketle;
• Bir kamu görevlisinin varlığı,
• Kamu görevlisinin karar, işlem veya eylemi,
• Söz konusu karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilme,
• Söz konusu karar, işlem veya eylem ile kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu arasında bir nedensellik bağı,
• Söz konusu karar, işlem veya eylemin mevzuata aykırı olması,
• Kamu görevlisinin kasıt, kusur veya ihmalinin bulunması şeklinde sıralanabileceği,
Kamu görevlisinin kamu zararından sorumlu tutulabilmesi için kamu zararına neden olan ve kamu görevlisi tarafından alınan karar, yapılan işlem ya da gerçekleştirilen eylemin hukuka aykırı olması yeterli olmayıp, kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tezahür eden kamu zararının kamu görevlisinin kasıt, kusur ve ihmalinden kaynaklanmasının zorunlu olduğu,
Kamu zararı sorumluluğundan söz edilebilmesi için kamu görevlisinin kusurunun mutlak surette "kişisel kusur" olması gerektiği, aslında ayrıntılı biçimde irdelendiğinde kamu görevlilerinin kusurlarının sonucu olan "hizmet kusuru" nedeniyle kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasının, hukuken kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği, kişisel kusur açıkça tespit edilmediği müddetçe hizmet kusurunun oluşumuna katkısı olan kamu görevlilerinin sorumluluğuna yol açmayacağı,
Bütün modern hukuk devletlerinde kabul edildiği üzere kamu görevlilerinin bütün hatalarından sorumlu tutulmaları, "hiçbir şey yapmayan en az hata yapma riskini taşır" düşüncesiyle onları pasifliğe iteceği, gelirleri sınırlı olan bu görevlilerin devlet görevini ifa sırasında işledikleri bütün kusurlardan şahsen sorumlu tutulmaları ve aslında önemsiz olan bir hatanın büyük zararlara sebebiyet verebilmesi ihtimali, bu durumu adil olmaktan çıkaracağı, bu çerçevede kamu görevlisinin görevinden, kamu hizmetinin anonimliğinden ayrılması mümkün olmayan kusurları "hizmet kusuru", görevden, kamu hizmetinin anonimliğinden ayrılabilir kusurları ise "kişisel kusur” olduğu, zarara sebep olan, dikkatsizlik, tedbirsizlik ya da herhangi bir kusurlu davranışın, kamu görevlisinin sübjektif olarak şahsı ile ilgili olmayıp; kamu görevi ile ilgiliyse, kusurun hizmet kusuru olacağı, aksi takdirde kişisel kusurun söz konusu olacağı,
Aynı yaklaşımın Anayasa Mahkemesi tarafından da benimsendiği, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisinde yer alan 25.03.1975, tarihli E74/42, K75/62 sayılı kararda "Kamu görevlilerinin açıkça ve kolayca hizmetten ayrılabilen tasarruf ve hatalarının kötü niyet ve maksatla ilgiliye zarar vermek veya kamu yararı dışında özel çıkarlar sağlamak için bilerek yani kasten yapılan işlem ve eylemlerle bağışlanamayacak ölçüde ağır kusur teşkil eden açık şekilde hukuka aykırı fiil ve muamelelerden ibaret olduğu Yargıtay ve Danıştay içtihat ve uygulamalarında kabul edilmektedir. Bu uygulamaya göre kamu personeli bilerek ve isteyerek yetkisini kötüye kullanır veya mevzuatta açık ve kesin olarak belirlenmiş bulunan görev ve yetki alanını ve sınırlarını aşar yahut idarenin işlev alanı dışına çıkarsa, kişisel eylem ve kusur işlemiş ve kendi sorumluluğuna yol açmış sayılmaktadır. ” denildiği,
Diğer yandan, 5018 sayılı Kanun’da kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden bahsedilmesi nedeniyle, Kanun’un öngördüğü kusur sorumluluğu anlayışı çerçevesinde, sadece kamu görevlisinin kişisel kusurunun söz konusu olduğu durumlarda kamu zararı sorumluluğundan bahsedilebileceği, kusurlu davranışın kamu görevlisinin sübjektif şahsı ile ilgili olmayıp kamu göreviyle ilgili olması durumunda ortaya çıkan hizmet kusurunun olduğu durumlarda ise ortaya çıkan zararın kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği ve hizmet kusurunda katkısı olan kamu görevlisinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, kişisel kusurun varlığı için belli bir kamu görevlisinin kusurlu fiilinin varlığı, kusurlu davranışının hukuka aykırı olmasının gerekli olduğu,
Bu itibarla, kamu görevlisinin yetkilerini kullanırken sebep olduğu zararlardan, zararlı sonucu doğuran kusurlu davranışın sahibi sıfatıyla, idarenin aslen sorumlu olduğu dikkate alındığında kamu görevlisinin hafif ihmali ile sebep olduğu zararlardan sadece devletin sorumlu olması gerektiği, ... Akademisinde görevini ifa ederken yüzlerce kişi için yapılan her bir işlemin tek tek bizzat yapılmasının mümkün olmadığı, böyle bir durumda idarenin iş ve işlemlerinin zamanında ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin mümkün olmayacağı, günümüz devletinde sayılan çoğalmış, teknik ve mali kapasite bakımından oldukça gelişmiş ve risk faktörü artmış kamu hizmetleri dikkate alınacak olursa, buna bağlı olarak altından kalkamayacağı büyük meblağlarda zarara sebep olma riski çoğalmış kamu görevlisinin en hafif ihmalinden bile sorumlu tutulmasının ciddi bir haksızlık olacağı,
İlama bağlı yargılamaya esas raporda idari karar neticesinde ilgililere toplamda ... TL fazla ve yersiz ödeme yapıldığı ve bu tutarın ... TL’sinin ilgililerinden tahsil edildiği, tahsil edilemeyen ... TL için ise borç dosyası açıldığı belirtildiği,
Kamu zararı ve kişilerden alacakların tahsili için ilgili mevzuat gereği borç dosyası açılarak süresi içerisinde (30 gün) ilgilisince ödenmesi istendiği, ilgilisince süresi içerisinde ödenmeyen borç dosyalarına ilişkin olarak 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereği tahsili için ilgili hukuk birimine gönderildiği, İlamda bahsi geçen tutar için de Doç. Dr. ... adına borç dosyası açıldığı, tahsil edilememesi üzerine 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereği tahsili için ilgili hukuk birimine gönderildiği, yasal sürecin devam ettiği,
Bu nedenle, eğer alacak idare tarafından tahsil edilebilirse, kamu kaynağı yerine dönmüş olacağından, kamu zararından söz edilemeyeceği, varlığı iddia olunan kamu zararından doğan alacağın, zamanaşımı gibi sebeplerle tahsil imkânından yoksun kalması halinde, alacağın takip ve tahsili için gerekli hukukî süreçleri başlatmayan veya usulünce takip etmeyen kamu görevlileri hakkında meydana gelen kamu zararından dolayı her durumda sorumluluktan bahsedilebileceği, kamu zararı oluşturduğu iddia edilen alacakla ilgili olarak hukuki süreç devam ettiğinden ve henüz neticelenmediğinden, bu aşamada kamu zararının sorumluluğuna hükmedilmemesi gerektiği,
Maliye Bakanlığının Kamu Zararına ilişkin 08.09.2009 tarihli görüş yazısında “kurum personeline sehven fazla yapılan aile yardımı, yolluk, asgari geçim indirimi, diğer tazminat ödemeleri sebepsiz zenginleşme niteliğinde olması nedeniyle öncelikle ödenenden (ilgilisinden) tahsil edilebileceği, tahsil edilememesi durumunda harcama/ödeme aşamasındaki kamu görevlilerinin kasıt, kusur ve ihmali değerlendirilerek sorumlularından tahsilinin ve faiz başlangıç tarihinin zararın oluştuğu tarih olan ödeme tarihi olarak belirlenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. ” denildiğinden öncelikli olarak kamu zararının ilgilisinden tahsil edilmesi için başlatılan hukuki sürecin neticelenmesinin beklenmesi gerektiğini,
Belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık mütalaasında;
“…Sorumlu temyiz dilekçesinde; Danıştay 2. Dairesinin 2010/5111 numaralı Kararından da bahisle 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi çerçevesinde kamu zararının unsurları itibariyle oluşmadığını, yine kişisel kusuru olmadığından da kamu zararına hükmedilemeyeceğini, tazmin tutarı ahizinden rızaen tahsil edilemediğinden sözkonusu tutar hakkında alacak davası açıldığını, dava sonucunun beklenilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Tazmin hükmü kazanılmış hak aylıkları 1. derece olmayan doçentlere 1. derece üzerinden makam ve görev tazminatı ödenmesine dayanmaktadır. Mevzuatında açıkça hangi unvan, süre ve derecedeki akademik personele makam ve bağlısı görev tazminatı ödeneceği hükme bağlamıştır. Tereddüt veya yoruma konu edilebilecek bir durum sözkonusu değildir. Yapılan ödeme açıkça mevzuatına aykırı ve unsurları bakımından da kamu zararı oluşmuştur.
Diğer taraftan, İlamda yer alan tazmin tutarının muhatabı sorumlular olup, tazmin tutarının ah izden tahsil edilmeye çalışılması veya ah iz hakkında adli yargıda alacak davası açılması temyiz gerekçesi olamayacağı gibi, İdarenin sözkonusu tutar hakkında alacak davası açması bekletici bîr durum da oluşturmaz.
Yersiz temyiz talebinin reddi ile Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” denilmiştir.
Duruşma talep eden sorumluya duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadıkları, kanuni bir vekil göndermedikleri ve duruşmada hazır bulunmama nedenlerini kabul edilebilir bir belge ile tevsik etmedikleri anlaşılmış olup diğer yandan aynı konu ile ilgili sorumlulukta ortak olan ve duruşma talep eden Gerçekleştirme Görevlisi ... ’nun yazılı savunmasında yer alan hususları tekrar mahiyetindeki sözlü açıklamaları ve Sayıştay Başsavcılığının sözlü açıklamaları dinlenildikten ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
143 sayılı ilamın 1/B maddesiyle; Akademik personelin makam ve görev tazminatlarının yanlış hesaplanması, bazı öğretim üyelerine ise makam ve görev tazminatına müstahak olmadıkları halde söz konusu tazminatların ödenmesi sonucunda ... TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Sorumluluk İtirazına ilişkin olarak:
Rapor dosyasının incelenmesinden; sorumlunun ilgili ödeme emri belgesini harcama yetkilisi sıfatıyla imzalamış olduğu, gerek temyiz konusu ilam maddesinde ve gerekse sorumlunun savunmasında yapılan ödemenin 5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesinde ifade olunan “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,” kapsamında kaldığının kabul edildiği, ancak sorumlunun kendisine kusur atfedilemeyeceği ancak idarenin kurusunun söz konusu olabileceği ve kamu zararının tahsili için başlamış olan sürecin sonucunun beklenilmesi gerekliliğini ifade ettiği görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” denilmektedir.
Kanun’un “Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31 inci maddesinde; bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğu vurgulanmış olup, 32 nci maddesinde ise; bütçelerden harcama yapılabilmesinin, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkün olduğu, harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgilerin yer alacağı, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve 5018 sayılı Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Benzer şekilde Kanun’un 33 üncü maddesinin ilk fıkrasında da:
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.”
hükmüne yer verilmiştir.
Kamu zararı ise Kanun’un “Kamu Zararı” başlıklı 71 inci maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır…” hükmü yer almaktadır.
Buna göre gerek bu madde gerek diğer maddeler nazara alındığında 5018 sayılı Kanun’a göre mali sorumluluğun şartları şöylece sıralanabilir:
- Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.
-Ortada bir kamu zararı olmalıdır.
-Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.
Bu yeni sorumluluk sisteminde objektif kusursuz sorumluluk anlayışından vazgeçilmiş bulunulmaktadır.
Öte yandan sorumluluğa ilişkin 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararının “a) Harcama Yetkililerinin Genel Sorumluluğu” başlıklı bölümünde:
“… bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştaya karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına oybirliğiyle,…”
hükmü yer almaktadır.
Buna göre harcama talimatı vermeye yetkili olan harcama yetkilisinin sorumluluğunun olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamakta olup; açıklanan nedenlerle sorumlunun SORUMLULUK İTİRAZININ REDDİNE,
İlam Hükmünün Esası İle İlgili Olarak
Sorumlu göndermiş olduğu savunmasında; Doç. Dr. ... ’a yapılan makam ve görev tazminatı ödemelerinin -makam ve görev tazminatı ödeneceğine ilişkin mevzuatta bir düzenleme yer almadığından dolayı- “açık hata” kapsamında yapılan ödemeler olduğunu, ilgilinin ödemeye davet edildiğini, ancak itiraz üzerine ... Muhakemat Müdürlüğü aracılığı ile ... ... Hukuk Mahkemesinde 11/09/2015 tarihinde ... Esas sayı ile alacak davası açıldığını, söz konusu davanın duruşmasının 16.06.2016 tarihinde gerçekleşeceğini, dava neticesinin takip edilerek ayrıca bildirileceğini (Sayıştay Temyiz Kuruluna bu konuda henüz bir belge ve bilgi gelmemiştir.) ifade etmektedir.
Buna göre sorumlu söz konusu tazmin tutarına ya da tazminine hükmolunan konuya dair her hangi bir itiraz ileri sürmemektedir. Sadece kamu zararının tahsili için gerekli işlemlerin başladığını ileri sürülmekte ancak her hangi bir tahsilat, mahsup ya da tazmin hükmünün yerine getirildiğine dair belge sunulmamaktadır.
6085 sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında “(2) Sayıştay dairelerinin ilamları;
a) Kanuna aykırılık,
b) Yetkiyi aşmak,
c) Hesap yargılaması usullerine riayet etmemek,
gibi sebeplerle, 52 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ilgililer tarafından temyiz olunabilir.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre sorumlularca ilam hükmünün esasına itiraz edilmeksizin sadece kamu zararının tahsili için gerekli işlemlerin başlatılmasında, Daire tarafından verilen tazmin hükmünün kaldırılması ya da bozulmasını gerektiren bir husus bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz talebinin reddi ile 143 sayılı ilamın 1/B maddesiyle ... TL için verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE oybirliğiyle,
Karar verildiği 03.01.2018 tarih ve 43927 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:00