Sayıştay 3. Dairesi 387 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

387

Karar Tarihi

14 Ekim 2021

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Daire Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır

  • Daire: 3

  • Karar Tarihi: 14.10.2021

  • Karar No: 387

  • İlam No: 208

  • Madde No: 1

  • Kamu İdaresi Türü: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Hesap Yılı: 2018

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Sosyal Denge Tazminatı

…......... tarihli ve …......... sayılı ilamın …......... üncü maddesiyle hüküm dışı bırakılan konunun 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereğince görüşülmesinin devamına karar verildi.

Anılan ilam maddesinde;

Meclis üyeleri arasından öncelikle Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilen sonrasında ise mevcut Belediye Başkanının istifa etmesi üzerine Belediye Başkanı seçilen ….........’e sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu sebebiyet verildiği iddia edilen …......... TL tutarındaki kamu zararından kaynaklı mali sorumluluğun eksik tespit edildiği, şöyle ki; sorgunun ilişikli ödeme emri belgelerinde imzası bulunan Harcama Yetkilileri ile Gerçekleştirme Görevlileri nezdinde düzenlendiği, ancak, kamu zararı oluşturan ödemelere dayanak teşkil eden …......... tarihli Sözleşmeyi imzalayan Üst Yönetici (Belediye Başkanı) ….........’ün sorumluluğa dahil edilmediği belirtilerek,

Bahse konu sorumluluk eksikliğinin giderilmesi suretiyle yeni bir sorgu yapılmasına ve savunmanın alınmasını müteakiben düzenlenecek ek raporun yargılanmasına değin konunun 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 50 nci maddesi uyarınca hüküm dışı bırakılmasına karar verilmesi üzerine,

Denetçi tarafından yapılan ek sorgu ile daha önce sorumluluğa dahil edilmemiş olan Sorumlunun da savunması alınarak ilama esas ek rapor düzenlenmiş olup, söz konusu ek rapor ile eki bilgi ve belgeler de Daire tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmiştir.

27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde;

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.”

denilmiş olup söz konusu maddede atıf yapılan 25.06.2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadi teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ya da bunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında uygulanır.” hükmüne yer verilmiş ve “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile; “kamu görevlisi” teriminin; “Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerini” ifade ettiği belirtilmiştir.

14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “İstihdam şekilleri” başlıklı 4 üncü maddesinde; kamu hizmetlerinin, memur, sözleşmeli personel, geçici personel (20.11.2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nın 17 maddesi ile mülga edilmiştir.) ve işçiler eliyle gördürüleceğinin, 5 inci maddesinde; bu Kanuna tabi kurumların, dördüncü maddede yazılı dört istihdam şekli dışında personel çalıştıramayacaklarının hükme bağlanmış olduğu dikkate alındığında ise, 4688 sayılı Kanunun kapsamına giren dolayısıyla da 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesinde öngörülen sosyal denge tazminatından yararlanabilecek olan kamu görevlilerinin; söz konusu maddede belirtilen ve 657 sayılı Kanuna tabi olan kurum ve kuruluşların kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen memurlar ile sözleşmeli personel olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer bir ifadeyle, 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesinde yer alan “kadro” kelimesi memuriyeti, “pozisyon” kelimesi de sözleşmeli personeli ifade etmektedir.

Nitekim, 4688 sayılı Kanunun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesinin birinci fıkrasındaki;

“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” hükmü ile,

25.08.2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmenin “Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı üçüncü kısmında yer alan “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” başlıklı dördüncü bölümün 1 inci maddesinin birinci fıkrasındaki;

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 inci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.”

hükmü uyarınca …......... ile …......... Belediye Başkanlığı arasında imzalanan ve …......... - …......... döneminde geçerli olan Sözleşmenin 4 üncü maddesinin “A. Kapsamı” başlıklı bölümündeki (c) fıkrasında da; bu sosyal denge sözleşmesinden …......... üyesi memur ve sözleşmeli personelin yararlanacağı açık bir şekilde belirtilmiştir.

03.07.2015 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 37 nci maddesinde; belediye başkanının, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçileceği, 39 uncu maddesinde; belediye başkanına beldenin nüfusuna göre belirlenen gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık brüt ödenek verileceği, 49 uncu maddesinde de; belediye meclis üyeleri arasından görevlendirilen belediye başkan yardımcılarına, belediye başkanına verilen ödeneğin 2/3’ünü aşmamak üzere aylık ödenek verileceği ve kendilerinin taleplerine göre bir sosyal güvenlik kurumu ile ilişkilendirilebileceği, ancak yapılan görevlendirmenin, memuriyete geçiş, sözleşmeli veya işçi statüsünde çalışma dâhil ilgililer açısından herhangi bir hak teşkil etmeyeceği ve yapılan görevlendirmenin belediye meclisinin görev süresini aşamayacağı hükümlerine yer verildiği dikkate alındığında ise; gerek belediye başkanının gerekse meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarının memur ve sözleşmeli personel statüsünde kabul edilemeyeceği ve bu bağlamda da sosyal denge tazminatına hak kazanmalarına imkan bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Ancak, Belediye ile Sendika arasında imzalanan Sözleşmenin “Sosyal Denge Tazminatı Mali Haklar” başlıklı 14 üncü maddesinde; Belediye Başkanı ile Başkan Yardımcılarına en yüksek Devlet memuru maaşının (ek gösterge dahil) %100’ü oranında sosyal denge tazminatı ödeneceği öngörülmüş ve böylelikle 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesine aykırı bir düzenleme yapıldığı gibi Sözleşmenin yukarıda bahsedilen kapsam maddesiyle de çelişkili bir duruma sebebiyet verilmiştir.

Sonuç olarak, …......... tarihli ve …......... sayılı Belediye Başkanı oluruyla Belediye Meclis üyeleri arasından Belediye Başkan Yardımcılığına görevlendirilen, …......... tarihli ve …......... sayılı Belediye Meclisi Kararıyla da, ilk yapılacak mahalli idareler genel seçimine kadarki süreyi tamamlamak üzere Belediye Başkanı seçilmiş olan ….........’e, başkan yardımcılığı yaptığı süre boyunca Belediye Başkanına verilen ödeneğin 2/3’ü oranında, Başkan olarak görev yaptığı sürede de 5393 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinde öngörülen tutarda verilen ödeneğe ilave olarak sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle 5393 sayılı Kanunla belirlenen azami ödenek tavanları aşılmış, dolayısıyla da 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesine aykırı olan sosyal denge tazminatı ödemelerinin tamamı, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kontrol Kanununun 71 inci maddesinde; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanan kamu zararına sebebiyet vermiştir.

Sorumlu savunmasında her ne kadar meclis üyesi belediye başkan yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödenmesinin kamu zararına sebebiyet vermediği yönündeki Sayıştay Daire Kararları emsal gösterilmiş ve uygulamanın bu doğrultuda yapıldığı ifade edilmişse de; Sayıştay Dairelerince verilen kararların farklı yargılamalar açısından bağlayıcılığı bulunmamakta, sadece 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 58 inci maddesi uyarınca Sayıştay Genel Kurulunca alınmış içtihadı birleştirme kararlarına Sayıştay daire ve kurulları ile kamu idareleri ve sorumluların uyması gerekmektedir.

Ayrıca, yine Sorumlu savunması ile Yüksek Seçim Kurulu tarafından 31.03.2019 yerel seçimlerinde belediye meclis üyesi belediye başkan yardımcılarının aday olabilmeleri için 01.12.2018 tarihine kadar istifa etmeleri gerektiğine dair bir karar alındığı, dolayısıyla da bu Karar ile meclis üyesi başkan yardımcılarının kamu görevlisi olarak kabul edildiği belirtilmişse de; Yüksek Seçim Kurulunun bahse konu 19.11.2018 tarihli ve 1052 sayılı Kararında özetle;

18.01.1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun 17 nci maddesindeki; “Milletvekilleri, belediye başkanları, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile muhtarlar mahalli idareler seçimlerinde adaylıklarını koyabilmek veya aday gösterilebilmek için görevlerinden istifa etmek zorunda değildirler. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği ile muhtarlık bir şahıs uhdesinde birleşemez. Bu görevlerin birisinde bulunanlardan bir diğerine seçilenler, seçim sonuçlarının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde tercih haklarını kullanırlar. Bu süre içinde tercih haklarını kullanmayanlar seçildikleri yeni görevi reddetmiş sayılırlar.” hükmü uyarınca belediye meclis üyelerinin istifa etmesine gerek olmadığı, diğer taraftan aynı Kanunda belediye meclis üyelerinden belediye başkan yardımcılığına atananlarla ilgili bir istisna bulunmadığı, dolayısıyla da bu durumda olan kişilerin belediye başkan yardımcılığı görevinden istifa etmeleri gerektiği,

belirtilmiş olup böylelikle meclis üyesi belediye başkan yardımcıları 2972 sayılı Kanunun geçici 13 üncü maddesinde yer alan;

“….. mahalli idareler seçimlerinde, Hakimler ve Savcılar, Yüksek Yargı Organları mensupları, Yüksek Öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yüksek Öğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ile subaylar ve astsubaylar … görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler.”

hükmündeki “işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri” kapsamında kabul edilmiştir.

Ancak, yukarıda da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesi uyarınca sosyal denge tazminatı ödenebilecek olan kamu görevlileri, 657 sayılı Kanuna tabi kurum ve kuruluşların kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen memurlar ile sözleşmeli personel olarak sınırlandırılmıştır. Nitekim, 375 sayılı KHK ile 2972 sayılı Kanunun düzenleme alanları tamamen farklı olup, bu bağlamda da kamu görevlilerinin mali haklarını düzenleyen 375 sayılı KHK ile mahalli idarelerdeki organlarının seçimlerine ilişkin esas ve usulleri düzenleyen 2972 sayılı Kanun açısından “kamu görevlisi” kapsamının farklı değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, 375 sayılı KHK ile öngörülen sosyal denge tazminatının ödeneceği kamu görevlisinin tayininde “seçimlerde aday olabilmek için istifa gerekip gerekmediği” kriterinden hareket edilecek olursa 10.06.1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan;

“Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, aday olmak isteyen belediye başkanları ve subaylar ile astsubaylar, aday olmak isteyen siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde yenileme kararının ilanından başlayarak yedi gün içinde görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler.”

hükmü uyarınca milletvekilliği seçimlerinde aday olabilmek için istifası öngörülen tüm belediye meclisi üyelerinin de başkan yardımcısı olmasalar dahi kamu görevlisi sayılıp kendilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği şeklinde bir sonuca ulaşılacaktır.

5018 sayılı Kanunun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde yer alan; “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” hükmünden de anlaşılacağı üzere kamu kaynağından dolayı hesap verecek kişilerde unvan ayrımına gidilmemiş, genel olarak kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, söz konusu yetkinin karşılığı sorumluluğu taşıyacağı öngörülerek idare hukukunda geçerli olan yetki-sorumluluk dengesi prensibine uygun bir düzenleme getirilmiştir.

Dolayısıyla, mevzuata aykırı bir ödemeden dolayı sorumluluğun belirlenmesinde her bir olayın münferiden değerlendirmeye tabi tutulması ve harcama süreci dikkate alınarak sadece ödeme emri üzerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlisine değil bu kişiler ile birlikte genel olarak harcama yapılmasına ilişkin bağlayıcı bir karar alma, talimat verme veya düzenleme yapma gibi bir yetkiye sahip kişilere de yetki-sorumluluk dengesi prensibine uygun olarak sorumluluk yüklenmesi gerekmektedir.

5018 sayılı Kanunun “Üst yöneticiler” başlıklı 11 inci maddesinde;

“… belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. …

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahalli idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmiş ve 5393 sayılı Kanunun;

37 nci maddesinde; belediye başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu,

38 inci maddesinde; belediyenin hak ve menfaatlerini korumanın belediye başkanının görev ve yetkisinde olduğu,

61 inci maddesinde de; Belediye başkanı ve harcama yetkisi verilen diğer görevlilerin, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumlu olduğu,

belirtilmiştir.

Bu bağlamda, temsilcisi olduğu İdare için bağlayıcılık taşıyan ve sosyal denge tazminatlarına ilişkin “harcama talimatı” niteliğinde olan Sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanının da, gerek 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesindeki kamu zararı tanımında gerekse 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında kamu görevlilerine mali sorumluluk tevcih edilebilmesi için aranan “illiyet bağı” şartının (mevzuata aykırı Sözleşme hükmü ile zarar arasındaki bağlantının) mevcudiyeti nedeniyle kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.

Nitekim, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararının “Sorumlular” başlıklı üçüncü bölümündeki “Üst Yöneticiler” alt başlığı altında da; münferit bir olay için üst yöneticilerin mali sorumluluklarına hükmedilebileceği ifade edilmiştir.

Bu itibarla, …......... tarihli ve …......... sayılı ilamın …......... üncü maddesi ile verilen hüküm dışı kararının kaldırılarak, rapora konu edilen …......... TL tutarındaki kamu zararının;

…......... TL’sinin Üst Yönetici (Belediye Başkanı) …......... , Harcama Yetkilisi (….........) …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi (….........) ….........’e,

…......... TL'sinin Üst Yönetici …......... , Harcama Yetkilisi (….........) …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi (….........) ….........’ya,

…......... TL’sinin Üst Yönetici …......... , Harcama Yetkilisi …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi ….........’e,

…......... TL’sinin Üst Yönetici …......... , Harcama Yetkilisi …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi (….........) ….........’ye,

…......... TL’sinin Üst Yönetici …......... , Harcama Yetkilisi (….........) …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi ….........’e,

…......... TL’sinin Üst Yönetici …......... , Harcama Yetkilisi …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi ….........’ye,

…......... TL’sinin Üst Yönetici …......... , Harcama Yetkilisi …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi (….........) ….........’ya,

…......... TL’sinin Üst Yönetici …......... , Harcama Yetkilisi (….........) …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi ….........’ya,

müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faiziyle birlikte ödettirilmesine, anılan Kanunun 55 inci maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

Azınlık Görüşü:

Daire Başkanı …......... ile Üye ….........’in karşı oy gerekçeleri;

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128 inci maddesinde:

“Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010- 5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.

…”

denilmiş,

5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye başkanının özlük hakları” başlıklı 39 uncu maddesinde; belediye başkanına belde nüfusuna göre ödenecek aylık ödenek tutarı belirlenmiş olup, “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49 uncu maddesinin yedinci fıkrasında da; belediye başkanı tarafından görevlendirilecek meclis üyesi belediye başkan yardımcılarına nüfus esas alınarak sayı sınırı getirilmiş ve ödenebilecek azami ödenek tutarı öngörülmüştür.

Diğer taraftan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesinde; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” denilmiş olup söz konusu hükümde atıf yapılan 4688 sayılı Kanunun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde de; “Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadi teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ya da bunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca yine 4688 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile; “kamu görevlisi” teriminin; “Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerini” ifade ettiği belirtilmiştir.

5393 sayılı Kanunun yukarıda bahsedilen 49 uncu maddesi uyarınca; meclis üyeleri arasından görevlendirilecek başkan yardımcıları için norm kadro sayısına bağlı kalınmamakla birlikte nüfusa göre azami bir kadro ihdası öngörüldüğü, böylelikle belediyelere norm kadro ile öngörülen sayının üzerinde başkan yardımcısı görevlendirebilmeleri için imkan tanındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, kendileri için norm kadro öngörülmemesinden hareketle meclis üyesi belediye başkan yardımcılarını kamu görevlisi kabul etmemek mümkün değildir.

Nitekim, meclis üyesi başkan yardımcıları ile memur statüsündeki başkan yardımcıları tarafından yürütülen hizmetin niteliğinde herhangi bir farklılık bulunmadığı ve norm kadroya bağlı olarak memur statüsünde çalışan belediye başkan yardımcılarına da mevzuat ile öngörülen mali haklarına ek olarak sosyal denge tazminatı ödendiği, belediye başkanının ise başkan yardımcılığı görevine kıyasen daha fazla yetki ve sorumluluk üstlendiği dikkate alındığında, gerek belediye başkanının gerekse meclis üyesi belediye başkan yardımcılarının kamu görevlisi sayılmayarak kendilerine sosyal denge tazminatı ödenmemesi hakkaniyete aykırılık teşkil edecektir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

  • …......... - …......... arası dönem itibarıyla Meclis Üyesi Belediye Başkan Yardımcısı, …......... - …......... arası dönem itibarıyla da Belediye Başkanı olarak çalışmış olan,

  • Anayasanın 128 nci maddesinde öngörüldüğü üzere, …......... Belediyesi tarafından genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli görevleri yerine getiren,

  • İşçi statüsünde bulunmayan,

….........’ün, 375 sayılı KHK ile 4688 sayılı Kanunda bahsedilen kamu görevlileri arasında kabul edilmesi ve 5393 sayılı Kanun uyarınca verilen ödeneğe ek olarak ayrı mevzuat dayanağı olup söz konusu mevzuatın verdiği yetki uyarınca …......... Belediye Başkanlığı ile …......... arasında imzalanan Sözleşmede tutarı ve kimlere ödeneceği açık bir şekilde belirlenen sosyal denge tazminatını almasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Kaldı ki, Sayıştay …......... Dairesinin …......... tarihli ve …......... sayılı ilamı ile; …......... Belediyesinde görevli Meclis Üyesi Başkan Yardımcılarına ödenen sosyal denge tazminatlarının kamu zararına sebebiyet vermediğine ve …......... yılı yargı raporuna konu ödeme tutarı için ilişilecek husus bulunmadığına hükmetmiş olduğu, İdare tarafından da anılan hüküm esas alınarak uygulamaya aynı şekilde devam edildiği dikkate alındığında, söz konusu ödemeleri yapanlara sorumluluk tevcih edilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, rapora konu ödeme için ilişilecek husus bulunmadığına hükmedilmesi gerekmektedir.”

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:28

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim