Sayıştay 3. Dairesi 385 Kararı - Yüksek Öğretim Kurumları İş Mevzuatı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3
Sayıştay Kararı
385
7 Eylül 2021
Yüksek Öğretim Kurumları
Daire Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır
-
Daire: 3
-
Karar Tarihi: 07.09.2021
-
Karar No: 385
-
İlam No: 121
-
Madde No: 3
-
Kamu İdaresi Türü: Yüksek Öğretim Kurumları
-
Hesap Yılı: 2019
-
Konu: İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
İşçi Alacak Davaları Ödemelerinde Rücu Davası Zamanaşımı
………. Üniversitesinin taraf olduğu iş davalarından, mahkemelerce dava konusu işçilik alacaklarının ödenmesine hükmedilenler için 2017 yılında yapılan ödemeler sonrasında, mahkeme kararlarında Üniversite ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna hükmedilen üçüncü kişilere, süresi içinde rücu davası açılmaması ve dava açma hakkının zamanaşımına uğratılması sonucu ………. TL kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasıyla ilgili olarak dosyada mevcut bilgi ve belgeler incelenmiştir.
………. Üniversitesi tarafından 2012-2017 yılları arasında çeşitli periyotlarda genel temizlik, güvenlik ve taşıt kiralama hususlarında hizmet alım sözleşmeleri yapıldığı,
Bu sözleşmeler kapsamında çalıştırılırken, kusurlu ve hukuka aykırı bir biçimde sözleşmesi feshedilen ve bu fiil nedeniyle doğan işçilik hakları ve tazminatlar için dava açan işçiler ile yüklenici-alt işveren arasındaki ilişkinin, 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun Birinci Kısmı Birinci Bölümünün “Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri” başlıklı İkinci Ayrımındaki 49 uncu maddede yer alan;
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
hükmü uyarınca “haksız fiilden doğan sorumluluk” olarak değerlendirilebileceği,
Ancak sorgu konusu dava ödemelerinin rücu edilmesi hususunda, “alt işveren” (yüklenici) ile “İdare” (üst işveren) arasındaki ilişkiye bakılması gerektiği,
22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrasında yer alan;
“Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
hükmünden hareketle, söz konusu hizmet alım sözleşmeleri sonucu “İdare” ile “Yüklenici” arasında kurulan hukuki ilişkilerin “sözleşme ilişkisi” niteliğinde olduğu;
Bu itibarla; “üst işveren” sıfatıyla İdarenin, 4857 sayılı Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden, yüklenici ile birlikte-müteselsil sorumlu olduğu ve dava konusu tazminat ödemelerinin de bu kapsamda değerlendirildiği,
Ayrıca 6098 sayılı Kanunun Birinci Kısmının “Borç İlişkilerinde Özel Durumlar” başlıklı Dördüncü Bölümünün “Teselsül” başlıklı Birinci Ayrımındaki “III İç ilişki/I. Paylaşım” başlıklı 167 nci maddesinde;
“Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.”
denildiği,
Yukarıda yer verilen hükümlerden hareketle, açılan davalar sonucunda tazminine hükmedilen ve İdare tarafından ödenen işçilik alacakları ve tazminatlar için alt işverene rücu edilmesi bakımından zamanaşımı hususunda, yüklenici ile İdare arasındaki “sözleşmeden doğan” sorumluluğun niteliğine bakılacağı,
“Hizmet alım sözleşmeleri”, “özel nitelikli sözleşmeler” olarak değerlendirildiğinden ve bu hususta mevzuatta bir hüküm bulunmadığından, 6098 sayılı Kanunun Birinci Kısmı İkinci Bölümünün “Zamanaşımı” başlıklı İkinci Ayrımındaki bölümündeki “I. On yıllık zamanaşımı” başlıklı 146 ncı maddesinde yer alan;
“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.”
hükmünün esas alınacağı,
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının, reddine yönelik verilen bir hükmün, süresi içinde kanun yararına bozma talep eden davacı vekilince, temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi tarafından verilen 2017/2002 E. 2019/4059 K. sayılı Kararda da, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hizmet alım sözleşmesi olduğunun belirtildiği ve kendine has özellikleri bulunan bu sözleşme türü için zamanaşımını düzenleyen bir hüküm bulunmadığından 6098 sayılı Kanunun 73 üncü maddesine göre 2 yıllık dava zamanaşımının değil, 146 ncı maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiğine hükmedildiği,
Kaldı ki, sorumlularca sunulmuş olan savunma eki evraklarda görüldüğü üzere; İdare tarafından alt işverenler aleyhine açılması gereken rücu davalarının, 10 yıllık dava açma zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı ve devam etmekte olduğu,
21.02.2019 tarihli ve 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 11 inci maddesinde;
“22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 112 nci maddesine beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.”
Aynı Kanunun 12 nci maddesinde de;
“4857 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 9- Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, 112 nci maddenin altıncı fıkrası kapsamında rücu edilmeyecek kısmı için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde rücu edilmeyecek kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.”
hükümlerine yer verilerek, anılan Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 22.02.2019 tarihinden itibaren üst yüklenicinin, dava konusu işçilik alacakları için, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde, alt yükleniciye rücu etme imkanı ortadan kaldırılmış ise de,
Anayasa Mahkemesinin, 15.10.2019 tarihli ve 30919 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 19.09.2019 tarihli, E: 2019/42 ve K: 2019/73 sayılı Kararı ile 7166 sayılı Kanunun
11 inci maddesiyle, 4857 sayılı Kanunun 112 nci maddesine eklenen altıncı fıkranın,
12 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu maddenin birinci cümlesinin,
Anayasanın “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırı olduğuna ve iptallerine karar verildiği,
Dolayısıyla, 15.10.2019 tarihinden itibaren dava konusu işçilik alacakları için yeniden alt yükleniciye rücu etme imkânı getirildiği, anılan süre zarfında yapılan dava ödemeleri için rücu etme zorunluluğu bulunmamakla birlikte, kamu yararı gözetilerek ve bu döneme ilişkin ödemeler için rücu davası zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu düşünülerek, İdare tarafından yüklenicilere dava açılmış olduğundan kamu zararına sebebiyet verilmediği,
anlaşılmıştır.
Sonuç olarak; ………. Üniversitesinin taraf olduğu iş davalarından, mahkemelerce karara bağlanan ve dava konusu işçilik alacakları için yapılan toplam ………. TL tutarındaki ödemenin mevzuata uygun olduğuna, bu itibarla da söz konusu tutar için ilişilecek husus bulunmadığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:28