Sayıştay 3. Dairesi 37091 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

37091

Karar Tarihi

2 Temmuz 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 3

  • Dosya No: 37091

  • Tutanak No: 37442

  • Tutanak Tarihi: 02.07.2013

  • Konu:

KARAR

Duruşma talep eden dilekçi Fikri CANORUÇ’a 18.06.2013 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında, gereği görüşüldü:

  1. 1494 sayılı ilamın 1. maddesi ile Dicle Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü 430 kalem ilaç ve serum alım işinde yüklenici firmalar tarafından yapılması gereken teslimatların geç ve eksik yapılmasına rağmen sözleşmede öngörülen gecikme cezalarının tahsil edilmediği gerekçesiyle 1.223.431,02 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Dilekçi 1494 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen 1.223.431,02 TL tutarındaki tazmin hükmüne itiraz etmekte ise de; söz konusu ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmü yargılamanın iadesi yoluyla düzenlenen 23.01.2013 tarih ve 1741 sayılı (22.11.2012 tarih ve 95 tutanak sayılı) ek ilam ile; yargılama sırasında mevcut bulunmayan ve ibraz edilen yargılamaya esas teşkil edecek bazı belgelerden sözleşmenin teslim programında değişiklik yapılmasına cevaz veren hükümleri uyarınca idare tarafından yüklenici firmalara teslimata ilişkin miktar ve süreleri gösteren ve bundan sonraki teslimatların idarenin talebi doğrultusunda yapılacağını belirten bir yazı yazıldığı, yüklenici firmaların bu talimatlar doğrultusunda teslimatları gerçekleştirdiği, bu durumda malzemelerin geç teslim edildiği gerekçe gösterilerek gecikme cezası uygulanamayacağı anlaşıldığından sorumluların uhdesinden kaldırılmış bulunduğundan bu hususta Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

  1. 1494 sayılı ilamın 2. maddesi ile Dicle Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü Hastane Kan Bankası Biriminin 5 Grup 12 Kalem Cihaz Karşılığı Kimyasal Kit Alımı işinde yüklenici firmalar tarafından yapılması gereken teslimatların geç ve eksik yapılmasına rağmen sözleşmede öngörülen gecikme cezalarının tahsil edilmediği gerekçesiyle 4.781,70 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Dilekçi temyiz dilekçesinde özetle; söz konusu tazmin hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, şöyle ki; kitlerin teslim tarihinin muayene ve kabul komisyon raporunun düzenlediği tarihin değil, mal teslimatının belgesi olan fatura/ irsaliye/irsaliyeli fatura tarihinin, malın idareye teslim edildiği tarihi olduğunu, hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini, ayrıca, gecikme cezasının kitlerin tümü üzerinden hesaplanmaması gerektiğini, kimyasal kitlerin tümünün soğuk zincir ve soğuk hava depolarında saklanma zorunluluğu bulunduğundan kitlerin tümünün yüklenici firmadan teslim alınması halinde kitlerin depolanmasının ve sağlıklı muhafazasının sorunlara neden olduğunu, sorunu önlemek için kitlerin ihtiyaç nispetinde peyderpey alınmasının uygun olacağının düşünüldüğünü ve bu konuda mutabakata varıldığını, bu uygulama ile idarenin herhangi bir sorunla karşılaşmadığını, kamu zararı oluşmadığını, hemen tüketilmesi mümkün olmayan kitlerin depolanması ve sağlıklı muhafazası sorununun bu şekilde bertaraf edildiğini, ayrıca, ihtiyaç olunca ve ihtiyacı nispetinde teslimatın faydalarının da görüldüğünü, bu sayede bazı birimlerin farklılaşan ve yeni isteklerinin ek bir alım yapılmadan yerine getirildiğini, fazla alımın engellendiğini, sonuçta; idarenin ihmali ve kastı ile gerçekleşen herhangi bir kamu zararı bulunmadığını, bu nedenlerle, tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini bildirmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; ilgilinin dilekçesinde; gecikme cezasına esas alınan tarihin muayene ve kabul tutanağının düzenlendiği tarih olamayacağının, malın idareye teslim tarihinin esas alınması gerektiğinin, ayrıca sözleşme bedelinin tamamı üzerinden gecikme cezası hesaplanamayacağının, geç teslim edilen miktar üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin ileri sürüldüğü, buna karşılık sözleşmesine göre, malzemelerin ¼’ünün sözleşmenin imzalanmasından sonraki beş işgünü içinde, kalanının ise yılın sonuna kadar idarenin ihtiyacı ve talebine göre kısım kısım teslim edileceği, raporda, malın ¼ kısmı geç teslim edilmek suretiyle sözleşmenin tamamı ihlal edildiğinden sözleşme bedelinin tamamı üzerinden gecikme cezası hesaplandığı, bu şekilde bir hesaplama yapılmasının mevzuat ve sözleşmeye göre yerinde olmadığı, yalnızca gecikilen ¼’lük kısım için ve muayene ve kabul tutanağının tarihine göre değil, malın idareye teslim tarihine göre gecikme cezası hesaplanması gerektiği ifade edilmiş, bu nedenle dilekçinin talebinin kabulü ile gecikme cezasının yeniden hesaplanması için doyanın Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.

İdare ile SAN-TEK Medikal Lab. Malz. Tem. Gıda İnş. San. Tic. Taah. Ltd. Şti. arasında 21.03.2008 tarihinde imzalanan sözleşmenin “İşe Başlama Tarihi” başlıklı 11.2. maddesinde:

“Sözleşmenin taraflarca imzalanmasını takip eden 5 işgünü içinde malzemelerin toplam miktarının ¼ ü teslim edilerek işe başlanır, kalan miktar Kan Bankası Birimi ihtiyacına göre kısım kısım alınarak 31.12.2008 tarihine kadar teslim edilecektir.”

“Teslimat Programı” başlıklı 11.4. maddesinde:

“Malzemelerin toplam miktarının ¼ ü teslim edilerek işe başlanır; kalan miktar kısım kısım alınacaktır. Firma, idarenin yazılı tebligatında belirlediği miktarı istenilen süre zarfında getirmek zorundadır.” hükmü ile,

“Teslim Programında Değişiklik” başlıklı 11.5. maddesinde ise:

“Yüklenici, idarece onaylanmış teslim programına aynen uymak zorundadır. Ancak zorunlu hallerde idarenin uygun görüşü ile teslimat programında değişiklik yapılabilir. İdarece onaylanan bir süre uzatımı bulunduğu takdirde, yüklenici bu hususun kendisine tebliği tarihinden başlamak üzere 10 gün içinde yeni duruma göre bir teslim programı düzenlemek zorundadır.”

Sözleşmenin “Gecikme Cezası” başlıklı 17. maddesinde:

“17.1. İdare tarafından sözleşmenin 18. maddesinde belirtilen süre uzatımından ve sözleşme kapsamında yaptırılacak iş artışlarından kaynaklanan haller hariç, iş zamanında bitirilmediği/ mal teslim edilmediği takdirde geçen her takvim günü için yükleniciye yapılacak ödemelerden sözleşme bedeli üzerinden binde beş oranında gecikme cezası kesilecektir. Kesilecek toplam ceza tutarı hiçbir şekilde ihale bedelini aşamaz.

17.2. Gecikme cezası yükleniciye ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın ödemelerden kesilir. Bu cezanın ödemelerden karşılanamaması halinde yükleniciden ayrıca tahsil edilir.

17.4. İşin süresi içerisinde teslim edilen malların idareye teslim tarihinden itibaren muayene ve kabulünde geçen süreler işin süresinden sayılmaz. İşin süresi içerisinde uygun çıkmayan mallar yerine sadece bir defaya mahsus olmak üzere yeniden getirilen malların muayenesi yapılır.” denilmektedir.

Yukarıdaki hükümlerden de anlaşılacağı üzere ilk teslimatın süresi sözleşmenin imzalanmasını (21.03.2008) takip eden 5 iş günü olup, toplam malzeme miktarının ¼ ü bu süre içinde idareye teslim edilmelidir. Dolayısıyla ilk teslimat 28.03.2008’de yapılmalıdır. Buna karşın anılan sürede teslimat yapılmadığı, kısmi alımı yapılan tüm malzemelerin 33 gün gecikme ile 01.05.2008 tarihinde teslim edildiği görülmektedir.

Öte yandan her ne kadar dilekçi teslim tarihinin muayene ve kabul komisyon raporunun düzenlediği tarihin değil, mal teslimatının belgesi olan fatura/ irsaliye/irsaliyeli fatura tarihinin, malın idareye teslim edildiği tarihi olduğunu, hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini, ayrıca, gecikme cezasının kitlerin tümü üzerinden hesaplanmaması gerektiğini, kimyasal kitlerin tümünün soğuk zincir ve soğuk hava depolarında saklanma zorunluluğu bulunduğundan kitlerin tümünün yüklenici firmadan teslim alınması halinde kitlerin depolanmasının ve sağlıklı muhafazasının sorunlara neden olduğunu, sorunu önlemek için kitlerin ihtiyaç nispetinde peyderpey alındığını iddia etmekte ise de ilamdan açıkça görüleceği üzere gecikme cezası hesabında hem mal teslimatının gerçekleştiği tarih olarak muayene ve kabul komisyon raporunun düzenlediği tarihin değil dilekçinin de olmasını gerektiğini iddia ettiği gibi fatura tarihinin esas alındığı hem de kitlerin tamamı üzerinden değil kısmi alım miktarı bedeli üzerinden hesaplama yapıldığı açıkça anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddi ile 1494 sayılı ilamın 2. maddesiyle verilen 4.781,70 TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE,

  1. 1494 sayılı ilamın 3. maddesi ile Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Merkez Eczane Biriminin pazarlık usulü ile yapılan 70 kalem ilaç alım ihalesinde; bazı kalemlerde daha uygun teklifler verilmiş olmasına rağmen yüksek fiyat veren isteklilerden alım yapıldığı gerekçesiyle 3.298,32 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Dilekçi temyiz dilekçesinde özetle; Kamu İhale Kanunun 21’inci maddesinin (b) bendi gereğince doğal afetler, salgın hastalıklar, can ve mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen ve idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasını zorunlu kıldığını, hastanelerinde stok kontrolünün henüz sağlıklı bir yapıda olmaması nedeniyle ihtiyaçların belirli bir program çerçevesinde yapılamadığından, poliklinik ve kliniklerden gelen acil ve ivedi isteklerin insan sağlığı ile ilgili olması sebebiyle alımların pazarlık usulüyle yapılması mecburiyetinin ortaya çıktığını, insan hayatı ve sağlığı söz konusu olduğunda en hızlı ve acil şekilde ilaç ve tıbbi malzemelerin temin edilmesinin gerektiğini, idari şartnamenin fiyat görüşmesi başlıklı 37’nci maddesinde tekliflerin ihale komisyonunca değerlendirilmesi aşamasından sonra isteklilerle verilen teklifler üzerine fiyat görüşmesi yapılacağının belirtildiğini, buna göre yapılan fiyat görüşmesinde ihale komisyonunun isteklilerle tek bir toplantı yaparak isteklilerden ilk tekliflerine bağlı kalmak kaydıyla son indirimli fiyat tekliflerini yazılı ve kapalı bir şekilde vermelerinin istendiğini, verilen bu son ihale tekliflerinden sonra ihalenin sonuçlandırıldığını, bütün bu işlevlerin herkesin gözü önünde açık bir şekilde yapıldığını, ihale komisyonunun herhangi bir firmayı destekleme veya kayırma gibi bir niyeti ve icraatının olmadığını, ihale kanununda son indirimli fiyat teklifi vermeyen isteklilerin ihale komisyonunca değerlendirmeye alınmayacağına ilişkin kesin bir madde veya hüküm bulunmadığını, bütün bu nedenlerle tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini ifade etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; ilgilinin dilekçesinde, işin pazarlıkla yapıldığının, ilk teklifi verenlerin son teklife çağrıldığının ancak teklif vermemesi üzerine değerlendirme dışı bırakıldığının ve söz konusu alımların diğer firmalardan temin edildiğinin belirtildiği, buna karşılık idari şartnamenin fiyat görüşmesi başlıklı 37’nci maddesi gereğince, ihale komisyonunun kısmi teklif veren firmalarla ilk teklifleri üzerinden ihale kararına esas son teklif çağrısında bulunduğu, fiyatları tazmine esas kabul edilen firmanın son teklifi vermediği, söz konusu firmanın ihale kararına esas son teklifini vermemek suretiyle ihaleden çekilme iradesi göstermiş olup, şartname gereğince de ihale komisyonunun son teklifini vermeyen firmanın ilk teklifini değerlendirme dışı bıraktığı, ihaleden çekilen bir firmanın fiyatları esas alınarak kamu zararı hesaplanmasında isabet olmadığı, dolayısıyla dilekçi talebinin kabulü ile tazmin kararının kaldırılmasının uygun olacağı mütalaa edilmiştir.

İşe ilişkin idari şartnamenin “Kısmi Teklif Verilmesi” başlıklı 22’nci maddesinde:

“İhale konusu işe ilişkin kısmi teklif verilebilir.”

İdari şartnamenin “Fiyat Görüşmesi” başlıklı 37’inci maddesinde:

“Tekliflerin ihale komisyonunca değerlendirilmesi aşamasından sonra, isteklilerle verdikleri teklifler üzerinde fiyat görüşmesi yapılacaktır.

Bu fiyat görüşmesinde; ihale komisyonu istekliler ile yapacağı tek toplantıda, teklif veren isteklileri ve bunların teklif ettikleri fiyatları açıklar ve isteklilerden, ilk tekliflerine bağlı kalmak kaydıyla ihale kararına esas olacak son indirimli fiyat tekliflerini yazılı ve kapalı olarak sunmalarını ister. Verilen bu son fiyat teklifleri değerlendirerek ihale sonuçlandırılır.” denilmektedir.

Dosyaya ilişkin bilgi ve belgelerden; ihaleye teklif veren isteklilerden Yeni Dicle Ecza Deposunun 52 kalem için teklif verdiği ve ilk teklif tutarının 641.753,90 YTL olduğu, diğer istekli Bedirhanoğlu Ecza Deposunun ise 5 kalem için teklif verdiği ve ilk teklif tutarının 39.902,00 YTL olduğu, daha sonra bu iki firmadan, ilk tekliflerine bağlı kalmak kaydıyla ihale kararına esas olacak son indirimli fiyat tekliflerini yazılı ve kapalı olarak sunmalarının istendiği, bu bağlamda Yeni Dicle Ecza Deposunun teklif tutarını 638.013,20 YTL’ye düşürdüğü, Bedirhanoğlu Ecza Deposunun ise teklif sunmadığı, ihale komisyonunun yapmış olduğu değerlendirmede teklif sunmayan Bedirhanoğlu Ecza Deposunun ilk teklifinin de değerlendirme dışı bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak değerlendirme dışı bırakılan Bedirhanoğlu Ecza Deposunun teklif ettiği fiyatlar incelendiğinde bazı kalemlerde diğer firmadan daha uygun fiyatlar teklif ettiği görülmektedir.

Kamu ihale mevzuatının pazarlık usulü için öngörmüş olduğu, ikinci fiyat görüşmesi daha uygun fiyatlar alınmasına yönelik olup idareyi zarara uğratacak şekilde yorumlanmamalıdır. Nitekim ikinci teklifler istenirken firmaların ilk teklifleriyle bağlı kalacağı, idari şartnamede hüküm altına alınmıştır. Böyle bir durumda idarenin yapması gereken ikinci teklifini sunmayan firmayı değerlendirme dışı bırakmak yerine ilk teklifini esas alarak değerlendirmeyi bu teklifine göre yapmak olmalıdır.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddi ile 1494 sayılı ilamın 3. maddesiyle verilen 3.298,32 TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE,

  1. 1494 sayılı ilamın 4. maddesi ile Tıp Fakültesinde sözleşmeli olarak istihdam edilen hemşirelerle yapılan 12 aylık hizmet sözleşmelerinden 1 aylık brüt ücret üzerinden damga vergisi kesildiği gerekçesiyle 10.707,84 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Dilekçi temyiz dilekçesinde özetle; Döner Sermaye İşletme Müdürlüğüne sözleşmeli olarak alımı yapılan hemşirelerin 765 ve 1438 numaralı verile emirlerinde kayıtlı hizmet sözleşmelerinden eksik kesilen 10.707,64 TL damga vergisinin ilgili personellerden tahsil edilmek üzere 11.09.2009 tarih ve 1024 sayılı yazıyla Döner Sermaye Saymanlığına bildirildiğini, bu konuda yanlışlık yapılmaması için döner sermaye müdürlüğünün ve özellikle muhasebe yetkilisinin, saymanın yanlışlıklara yol açmadan evrakların sağlıklı bir şekilde rektöre (harcama yetkilisine) sunması gerektiğini, rektörün, evrakları imzalarken damga vergisinin eksik kesilip kesilmediğini kısa bir süre içinde fark etmesinin mümkün olmadığını, bu durum fark edilince, eksik kesilen damga vergisinin hemşire ücretlerinden kesilmesinin yazıyla bildirilmiş olup şimdiye kadar birkaç kişiden tahsilat yapıldığını, tahsilat için yazılan yazının gelmesinden hemen sonra, bu durumda olan bütün hemşirelerin maaşlarından (ücretlerinden) tahsil işlemlerinin yapılması gerektiğini, ancak henüz yapılmadığını dile getirmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; ilgilinin dilekçesinde konunun esasına yönelik bir husus ileri sürmediği, bu nedenle daire kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde:

“Bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtlar Damga Vergisine tabidir.” denilmektedir.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli söz konusu 1 sayılı tablo Damga Vergisine tabi kağıtları göstermektedir. Bu tablonun “Akitlerle İlgili Kağıtlar” başlıklı 1inci maddesinin ilk fıkrasında:

“Mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler

Belli parayı ihtiva edenler..................................................... (Binde 7,5)”

denilmek suretiyle sözleşmelerin binde 7,5 oranında Damga Vergisine tabi olduğu belirtilmektedir.

Aynı kanunun 3’üncü maddesinde:

“Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder……..” denilmektedir

Bu yönüyle, Damga Vergisi Kanunu açısından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde, istihdam edilmek üzere, hemşirelerle yapılan hizmet sözleşmesinin ihtiva ettiği tutar hemşirenin yıllık (12 aylık) brüt ücret tutarıdır. Dolayısıyla hizmet sözleşmelerinden sadece 1 aylık brüt ücret tutarından ilk ay brüt ücreti üzerinden sözleşme damga vergisi hesap edilip kesilmesi mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.

Öte yandan gerek 5018 sayılı Kanun gerekse 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında sorumluluk tespiti açıkça ortaya konulmuştur. Bu nedenle dilekçi söz konusu ödemenin; döner sermaye müdürlüğünün ve özellikle muhasebe yetkilisinin (saymanın) yanlışlıklara yol açmadan evrakları sağlıklı bir şekilde rektör (harcama yetkilisi) olarak kendisine sunmamasından ve rektör olarak, evrakları imzalarken damga vergisinin eksik kesilip kesilmediğini kısa bir süre içinde fark etmesinin mümkün olmayacağından kaynaklandığını ileri sürerek tazmin hükmünün kaldırılmasını istese de ileri sürülen mazeret harcama yetkilisinin sorumluluğunu ve kamu zararını ortadan kaldırabilecek bir husus değildir.

Açıklanan nedenlerle, dilekçi iddialarının reddi ile 1494 sayılı İlamın 4. maddesiyle verilen 10.707,84 TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE,

  1. 1494 sayılı ilamın 10. maddesi ile çeşitli gazetelerde yayımlanan ihale ilanlarına ilişkin ödemelerde Resmi İlan Fiyat Tarifesine uyulmadığı gerekçesiyle 6.350,76 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Dilekçi temyiz dilekçesinde özetle; yanlış hesaplanarak fazla ödenen ilan bedellerinin yerel gazetelerden tahsil edilmek üzere 11.09.2009 tarih ve 1024 sayılı yazıyla saymanlığa bildirildiğini, gerçekleştirme görevlisinin trafik kazasıyla komaya girmesi, kendisinin ise 2009 yılında yaş haddinden emekli olması yanında özellikle Üniversite yönetiminin tavrının bu tür tahsilatların bu güne kadar yapılamamasının asıl nedeni olduğunu, yerel gazetelere fazla ödenen ilan bedellerinin geri alınmasının, yönetim ve saymanlık istediği takdirde kısa bir zaman içinde kolaylıkla tahsil edilebileceğini ifade etmiştir.

Dilekçi bu dilekçesine ek olarak gönderdiği dilekçesinde bu sefer yukarıda tarih ve sayısı belirtilen yazı üzerine Saymanlığın, gazetelere bu durumu bir yazıyla bildirdiğini, bunun üzerine; Gazetelerin, Sayıştay Denetçileri tarafından gazetelerin 2008 yılına ait muhtelif tarihli nüshalarında yayımlanan Dicle Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğüne ait ilanların fazla ölçümlenmesi sonucu kişilere tazmin kararı verilmesi nedeniyle yayım tarihi göz önüne alındığında konunun muhatabı Diyarbakır Valiliği olarak görünse de 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren Diyarbakır'daki resmi ilan dağıtım görevi sebebiyle konunun incelenerek ilgili makama gönderilmek üzere yazılı bir belge verilmesi için Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü'ne başvuruda bulunduğunu, Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Yakup KARACA imzasıyla 27 Haziran 2011 tarih, ilan hizmetleri D.30-5/640-4219 sayılı yazıyla Dicle Üniversitesi Hastanesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğüne ait Öz Diyarbakır Gazetesinde yayımlanan ilanlar hakkında, Sayıştay Denetçileri tarafından ileri sürüldüğü gibi herhangi bir fazla ödemenin söz konusu olmadığının bildirildiğini, bu yazı ve 2008 yılında ilan yapan bütün gazetelerden Dicle Üniversitesine aynı mealde gönderilen yazılar olmasına rağmen kendisine bildirilmediğini, Gerçekleştirme Görevlisi Recep ÖZAKBULAK’ın vefat etmesi ve kendisinin 2009 yılında yaş haddinden emekli oluşu nedeniyle belgeler elinde olmadığı için Sayıştay Başkanlığına verilemediğini, belgelerin elde edilmesi için büyük bir çaba gösterildiğini, Diyarbakır'a gidilerek Rektörlüğün vermediği belgelerin gazete arşivleri araştırılarak temin edilebildiğini, Basın Yayın Genel Müdürlüğünden gelen yazıda da belirtildiği gibi fazla bir ödemenin olmadığının görüleceğini, bu incelemeler neticesinde; Basın İlan Kurumu'nun yazısında belirtildiği gibi denetçiler tarafından kanun ve yönetmenliklere uygun bir şekilde hesaplama yapılmadığını, ayrıca 2008 yılında gazete ilanlarının Valiliklerin kontrolünde yapıldığını, ilanlarda herhangi bir ölçüm hatası olsaydı Valilik tarafından daha kendisi görevde iken gerekli inceleme ve araştırmanın başlatılmış olacağını, son olarak buna benzer bir durumun 08 Temmuz 2009 yılında gündeme geldiğini, Basın İlam Kurumunun 28 Nisan 2011 tarih Genel Müdür Yardımcısı Cem ELÇİN imzalı yazıyla bahsi geçen ilan için herhangi bir fazla ödeme yapılmadığını bildirdiğini, bütün bu belge ve bilgiler ışığında tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini dile getirmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; (sadece ilk dilekçe doğrultusunda) ilgilinin dilekçesinde konunun esasına yönelik bir husus ileri sürmediği, bu nedenle Daire kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.

İlgi yazıya konu ilânların yayımlandığı tarihte yürürlükte olan Resmi İlân Fiyat Tarifesi 13 Ocak 2007 tarihli, 26402 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp, 1 Şubat 2007 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu Tarife'nin 1 ve 2’nci maddeleri:

“1- Resmi ilânların yayın ücreti, her gazetenin sürekli olarak uyguladığı dizgi-tertip tekniğine göre, en az 40 mm'lik tek sütunda bir santimetrelik boy ile ölçülür.

Başlığından gayrisi 10 puntoluk metin harfleriyle dizilmiş ilânların 5 santimetrelik kısmında, satır aralıkları diğer yazı metinlerinden daha geniş olmamak kaydıyla, en az 12 satır bulunur. İlân metinlerinde 8 puntodan küçük harfler kullanılmaz.

Resmî ilân başlıklarının 24 puntoyu geçmemesi ve ilân metninin yüzölçümü ile mütenasip olması şarttır. İlân metinlerinde on puntodan daha küçük harfler kullanılır ve gazetenin sürekli uyguladığı dizgi-tertip tekniği de gerekli kılarsa, alışılmış sütun genişliğinin alt sınırı 36 milimetre kabul edilir.

Daha büyük puntolu harflerle ve daha dar sütuna dizilen ilânlar yukarıdaki ölçülere kıyasen hesaplanır.

  1. Resmi ilânların bir santimetresinin tek sütundaki yayın ücreti 6 YTL'dir.

Şu kadar ki, günlük fiilî satış ortalaması, (10.000)'den az olmayan gazeteler için 7 YTL, (25.000)'den az olmayan gazeteler için 14 YTL, (100.000)'den az olmayan gazeteler için de 26 YTL'dir.

Bu maddede belirtilen ücretlere KDV dahil değildir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Diğer taraftan, aynı ilânların ölçümlenme usulü ve fatura tanzimine ilişkin olarak, Basın İlan Kurumu Yönetmeliğinin 78’inci maddesi ile 67 sayılı Genel Kurul Kararı'nın 27’nci maddesi:

"Madde 78- Resmî ilânların yayın ücreti, tek sütunda bir santimetrelik boy ile ölçülür.

“Sütun genişliğinin kaç milimetre olacağı, ilân metinlerinin hangi punto ile dizileceği, muayyen bir kısmında kaç satır yazı bulunacağı ve daha büyük punto kullanılması halinde uygulanacak kıstas ve sair hususlar, 'Resmî İlân Fiyat Tarifesi' ile belirlenir.” "

“Madde 27- Resmî ilân metinlerinin sekiz puntonun altında olmaması, başlıklarının ise yirmidört puntoyu geçmemesi ve başlıklar ile metinlerin yüzölçümünün orantılı olması şarttır.

Başlık ile ilân metni arasındaki boşluk ve ilân çerçevesi, basında yerleşmiş teamüle uygun olmalıdır.

Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine aykırılık nedeniyle meydana gelen fazla ölçümler ve Resmî İlân Fiyat Tarifesi'nde anılan kıstaslara aykırı uygulamalar fatura düzenlenirken dikkate alınmaz."

hükümlerini amir bulunmaktadır.

Belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde bahsi geçen ilânların, Gazete tarafından başlık dışındaki metinlerinin 9-10 punto metin harfleri kullanılmak suretiyle dizilip tertiplenerek yayımlanması ve bu durumda Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilmiş olan yukarıda açık hükmü verilen Resmi İlân Fiyat Tarifesine göre, anılan ilânların tek sütun genişliğinin 4 cm olarak kabul edilerek, aynı ilânların genişliklerine göre sütun boşlukları da dikkate alınmak suretiyle sütun sayılarının belirlenmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda her resmi ilânın yayımını gerekli kılan bir mevzuat hükmü olduğu gibi, bazı resmi ilânlar düz yazı metninde bazı resmi ilânlar ise ilama konu ilânların bir kısmında olduğu üzere tablo, sıra takip eden cetvel şeklinde özgün bir mizanpaj içerdikleri ve bu ilânların ilgili gazeteler tarafından orijinal ilân metinlerine sadık kalınmak suretiyle yayımlanmaları gerektiğinden hareketle resmi ilan bedellerinin hesaplanmasında 40 mm’lik tek sütunun bir santimetrelik boy ile ölçülmesinde (fiili ilan ölçülerine göre hareket edilerek bir sütunun genişliğinin 4 cm olacak şekilde sütun sayısının belirlenmesinde) mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Nitekim Basın İlan Kurumunun ilamda adı geçen gazetelerden Öz Diyarbakır Gazetesine gönderdiği 27 Haziran 2011 tarih, İlan Hiz. D.30-5/640-4210 sayılı ve “Resmi ilan ölçümü hk.” konulu yazıda yukarıda açıklanmaya çalışılan gerekçelerle Sayıştay Denetçileri tarafından yapılan hesaplamanın, gerek Bakanlar Kurulu Kararı olan Resmi İlân Fiyat Tarifesi gerek İlan Kurumu Yönetmeliği gerekse 195 sayılı Kanun uyarınca alınan 67 sayılı Genel Kurul Kararı'nın ilgili maddelerine uygunluk arz etmeyecek şekilde yapıldığı şeklinde görüş bildirilmiştir.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının kabulü ile 1494 sayılı ilamın 10. maddesi ile verilen 6.350,76 TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,

Karar verildiği 02.07.2013 tarih ve 37442 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim