Sayıştay 3. Dairesi 36626 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

36626

Karar Tarihi

21 Mayıs 2013

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2008

  • Daire: 3

  • Dosya No: 36626

  • Tutanak No: 37194

  • Tutanak Tarihi: 21.05.2013

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:

  1. 1491 sayılı ilamın 1.maddesi ile; İlçede yaşayan vatandaşların milli ve dini günlerini kutlama amacıyla bastırılan kutlama kartlarının basım ve dağıtım bedellerinin Belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 111.208,34 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle;5393 sayılı Belediye Kanunun 13.maddesinde; "...Herkes ikamet ettiği beldenin hemşerisidir. Hemşerilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Yardımların insan onurunu zedelemeyecek koşullarda sunulması zorunludur.

Belediye, hemşeriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemler alınır ...”denildiğini,

Belediyenin, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla 5393 sayılı Kanunun 14.maddesi ile verilen çok sayıda ve çeşitte görevleri yaptığını, bunların arasında kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor, sosyal hizmetin önemli olduğunu, Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsamakla birlikte,

Belediye meclisinin kararı ile mücavir alanlara da belediye hizmetleri götürülebileceğini,

Yine 5393 sayılı Belediye Kanunun 38.maddesine göre Belediye başkanının, belediyeyi devlet dairelerinde ve törenlerde, temsil etmek veya vekil tayin etmek, belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak, temsil ve ağırlama giderleri için ayrılan ödeneği kullanmak, kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak yetki ve görevine sahip olduğunu,

Toplumda kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması amacıyla, eskiden beri alışılagelen ve çocuklara da örnek olma adına sürdürülmesi son derece önemli olan "kart ile kutlama" geleneğinin, yüzlerce belediyede olduğu gibi, belediyelerinde de uygulandığını,

Belediye başkanının, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi sıfatı ile Milli ve Dini bayramları, önemli gün ve haftaları çeşitli iletişim araçlarıyla kutlayarak, halkın sevincine ortak olmak, unutturmamak, önemsetmek sorumluluğunu taşıdığını,

Bu kapsamda Belediye çalışmaları, hizmetleri ve faaliyetlerinin detaylı olarak yer aldığı “Nilüfer Belediye Postası" dergisinin, temsil ve beldenin tanıtımı amaçlıdır ve yılda 2 sayı (2008-15.ve 16.sayıları) olarak yayımlandığını,

Geleneksel olarak Vatandaşlara, İl Protokolüne ve tüm Türkiye'deki bazı belediyelere de gönderildiğini,

Sayıştay 3.Daire kararında belediye postası dışında kalan kutlama kartı basım ve dağıtım giderleri için “….. Söz konusu yönergede ise kutlama kartı basım ve dağıtım giderlerine Yönergenin hiçbir maddesinde doğrudan veya dolaylı olarak yer verilmemiştir..."denildiğini ancak Yönergenin diğer giderler başlıklı 10.maddesinde;

"…… Yukarıdaki belirtilen giderler dışında kalan ve yapılması Belde için gerekli olan veya mahalli örf, adet ve sosyal yaşantı için de gerekli sayılan etkinlik ve törenler için (nişan, nikah ölüm gibi) harcama yapılabilir …" düzenlemesi yapılarak Yönergede belirtilen giderler dışında kalan, ancak yapılması Belde için gerekli olan etkinlikler için de harcama yapılabileceğinin öngörüldüğünü,

Hukuk sistemimizde "kanun lafzı ve ruhu ile bir bütündür ilkesi"nin kabul edilmiş olduğunu, Yönergenin de gücünü kanundan alan alt hukuk normu olduğunu, dolayısıyla kanun gibi yorumlanması gerektiğini,

Nitekim Sayıştay Temyiz kurulunun 13.11.2007 tarih ve 2007/29667 E.sayılı kararının konuya emsal olduğunu belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Savcılık;

“Temsil Ağırlama ve Tanıtım ve Tören giderleri ile ilgili Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 18.06.2003 gün ve 26535 – 12.04.2005 gün ve 27780 sayılı kararları ve benzer bir çok kararları bulunduğundan, ayrıca savunmaların da kabulü ile sorumluların aklanmasına karar verilmesi uygun olur.”şeklinde görüş bildirmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin giderleri” başlıklı 60. maddesinin (k) bendinde temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri belediye giderleri arasında sayılmıştır. Belediye bütçesinde yer alan temsil ağırlama ve tören giderlerinin sarf esas ve usullerini düzenleyen Belediyelerde Temsil, Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesinin 3.maddesinde de; “Temsil-ağırlama ve tören giderlerinin konu, kapsam ve miktarının tayini Belediye başkanının takdirine tabidir....” ve

Yönergenin “Tören Giderleri” başlıklı 9. maddesinde;

“Aşağıda belirtilen törenlerin gerektirdiği giderlerin tümü veya bir kısmı, tören komitesinin kararı ile ödenebilir:

a) Resmi ve dini bayramlar ile anma günleri,

b) Beldenin kurtuluş günleri,

c) Festival ve fuarlar,

d) Beldenin sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak temel atma ve açılış günleri,

e) Milli mücadeleye ait önemli günler,” ,

“Diğer Tören Giderleri” başlıklı 10. maddesinde ise;

“Yukarıdaki maddelerde belirtilen giderler dışında kalan ve yapılması Belde için gerekli olan veya mahalli örf, adet ve sosyal yaşantı için de gerekli sayılan etkinlik ve törenler için (nişan, nikâh, ölüm gibi) harcama yapılabilir.“ denilmiştir.

Bu hükümler uyarınca, belde sakinlerinin milli ve dini günlerini kutlamak üzere kart bastırılması, bunların basım ve dağıtım bedelleri belediyeyi temsilen yapılan, geleneklere ve sosyal yaşantıya uygun ve amirin takdir yetkisi içinde mütalaa edilebilecek türden harcamalar olduğundan belediye bütçesinden karşılanması mümkün bulunmaktadır.

Bu nedenle, 1491 sayılı ilamın 1.maddesi ile 111.208,34 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1491 sayılı ilamın 2.maddesi ile; İlçede yaşayan vatandaşların resmi, dini ve özel günlerini kutlamak ve sosyal. güncel olayların ilanı ve reklamı için alınan toplu SMS gönderim bedellerinin Belediye bütçesinden karşılanması nedeniyle 77.655,65 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; SMS gönderimlerinin; halkın resmi, dini ve özel günlerini kutlamak, sosyal ve güncel olayları duyurmak, açılışlara, festivallere, şenliklere davet etmek, gerçekleştirilen faaliyetlerden haberdar etmek için tercih edilen yöntemlerden biri ve toplu sms aboneliği ile internetten yararlanarak yapılan toplu mesaj (sms) gönderimi olduğunu,

İlgililere ulaşabilmek için çok miktarda kağıt afiş asma, çeşitli yapıştırmalı ilanlar veya el ilanları ile duyuru ve davet yapma, sesli sistemle duyuru, gezici araç ile sesli duyuru gibi yöntemlerin, gürültü ve görüntü kirliliği yarattığı için tercih edilmediğini,

Toplu sms aboneliği ile internetten yararlanarak toplu mesaj gönderimi ve e-posta gibi yöntemlerin ekonomik ve çağdaş haberleşme yöntemleri olduğunu,

Belediye Kanununun "Belediyenin giderleri" başlıklı 60.maddesinde diğer gider gruplarının yanı sıra "...k) Temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri...p) Kanunla verilen görevler ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılan diğer giderler." gruplarının da sayıldığını,

Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinde 03.05.2-Haberleşme giderlerinin bulunduğunu, hiçbir gruba girmeyen haberleşme giderleri için ise "Diğer Haberleşme Giderleri" adı altında ekonomik kod ayrıldığını,

Ayrıca, mevzuatta bu yöntemle tanıtım, duyuru, temsil yapılamayacağı ile ilgili bir kısıtlama hükmü bulunmadığını,

Belediye başkanının, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi sıfatı ile Milli ve Dini bayramları, önemli gün ve haftaları, halkın kaynaşma yeri olan festival ve fuarları, beldenin sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak temel atma ve açılış günlerini çeşitli iletişim araçlarıyla duyurarak, halkın sevincine ve kederlerine ortak olma sorumluluğunu taşıdığını,

Gönderilerin sadece kutlama amaçlı olmayıp vatandaşa/mükelleflere vergi ödemeleri tarihlerinin hatırlatılması, belediyede işi olan vatandaşın işinin safahati hakkında bilgi verilmesi gibi bilgileri de kapsadığını,

Bu gönderi yönteminin vergi dairelerinde, Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinde kısaca merkezi yönetim organları ile yerel yönetim birimlerinde sıkça uygulandığını, çağdaş ve gelişen teknolojinin bir iletişim yöntemi olarak değerlendirildiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Savcılık;

“Temsil Ağırlama ve Tanıtım ve Tören giderleri ile ilgili Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 18.06.2003 gün ve 26535 – 12.04.2005 gün ve 27780 sayılı kararları ve benzer bir çok kararları bulunduğundan, ayrıca savunmaların da kabulü ile sorumluların aklanmasına karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin giderleri” başlıklı 60. maddesinin (k) bendinde temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri belediye giderleri arasında sayılmıştır. Belediye bütçesinde yer alan temsil ağırlama ve tören giderlerinin sarf esas ve usullerini düzenleyen Belediyelerde Temsil, Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesinin 3.maddesinde de; “Temsil-ağırlama ve tören giderlerinin konu, kapsam ve miktarının tayini Belediye başkanının takdirine tabidir....” ve

Yönergenin “Tören Giderleri” başlıklı 9. maddesinde;

“Aşağıda belirtilen törenlerin gerektirdiği giderlerin tümü veya bir kısmı, tören komitesinin kararı ile ödenebilir:

a) Resmi ve dini bayramlar ile anma günleri,

b) Beldenin kurtuluş günleri,

c) Festival ve fuarlar,

d) Beldenin sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak temel atma ve açılış günleri,

e) Milli mücadeleye ait önemli günler,” ,

“Diğer Tören Giderleri” başlıklı 10. maddesinde ise;

“Yukarıdaki maddelerde belirtilen giderler dışında kalan ve yapılması Belde için gerekli olan veya mahalli örf, adet ve sosyal yaşantı için de gerekli sayılan etkinlik ve törenler için (nişan, nikâh, ölüm gibi) harcama yapılabilir.“ denilmiştir.

Bu hükümler uyarınca, belde sakinlerinin resmi, dini ve özel günlerinin kutlanması ile sosyal- güncel olayların ilanı ve reklamı için yapılan toplu SMS gönderim bedelleri belediyeyi temsilen yapılan, geleneklere ve sosyal yaşantıya uygun ve amirin takdir yetkisi içinde mütalaa edilebilecek türden harcamalar olduğundan belediye bütçesinden karşılanması mümkün bulunmaktadır.

Bu nedenle, 1491 sayılı ilamın 2.maddesi ile 77.655,65 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

  1. 1491 sayılı ilamın 3.maddesi ile tazmin hülmolunan 3.793,14 TL.nin 01.02.2012 tarih ve 1773396 nolu makbuz ile tahsil edildiği bildirilmiş olup hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,

  2. 1491 sayılı ilamın 4.maddesi ile, Belediye personeline tahsis edilen cep telefonu kullanım bedellerinin Belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 74.936,65 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi, 1491 sayılı ilamın 4.maddesiyle 74.936,65 TL.nin tazminine dair hükme itiraz etmekte ise de, aynı tazmin hükmünde muhasebe yetkilisi sıfatıyla iştiraki bulunan Hatice İLGİ’nin başvurusu üzerine düzenlenen 21.05.2013 tarih ve 37191 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile Kaldırılmış bulunduğu anlaşılmakla dilekçinin işbu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,

  1. 1491 sayılı ilamın 5.maddesi ile; Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde görevli avukat ve memurlara 657 sayılı Kanunun 146. maddesinde hüküm altına alınan üst sınır aşılarak avukatlık vekalet ücreti ödenmesi nedeniyle 127.407,49 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 01.08.2010 tarih ve 27659 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6009 sayılı yasanın geçici maddesinde "... Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır...."denilerek birçok belediyede her teftiş döneminde uzun yıllardır kamu zararı olarak nitelendirilen ek ödemeler için düzenleme çıkarılmak suretiyle ek ödemelerin yargılama ve takibatının yapılmayacağının hükme bağlandığını,

Bu durum karşısında dayanağını yasalardan alan vekalet ücreti ödemesinin Kamu zararı olarak görülmesinin ve bu şekilde değerlendirilmesinin hukuka uygun olmadığını,

Nilüfer Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü bünyesinde karara konu dönemde 2 avukat 1 büro görevlisi olmak üzere 3 kişinin görev yaptığını, Müdürlüğün bünyesinde bulunan 2 avukatın da sözleşmeli avukat olarak görev yaptığını,

Sayıştay kararında belirtilen vekalet ücreti ödemesine ilişkin sınırlandırmanın, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur avukatlar için düzenlenmiş özel bir hüküm olduğunu, bu sebeple sözleşmeli çalışan avukatları devlet memurları için tanınan düzenlemelere tabi tutmanın mümkün olmadığını,

Sayıştay kararında, "....bu personel hakkında Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4.maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır." denilerek 657 sayılı yasanın 4/B maddesine tabi olduklarından bahsedildiğini ancak bu tespitin hatalı olduğunu,

Dosya kapsamından da açıkça anlaşılacağı üzere istihdam biçiminin, 5393 sayılı Kanununun 49.maddesinde tanımlanan sözleşmeli statü olduğunu,

Bu sebeple 657 sayılı Kanunun 4/B maddesine tabi olunduğu gerekçesi ile verilen hüküm tesisinin hatalı olduğunu,

Avukatlara yapılan ödemelerin yasal dayanağının Avukatlık Kanunu 164.maddesi ile 5393 sayılı yasanının 82.maddesi olduğunu,

Belediye Kanununun 82. maddesinde "Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır..."denildiğini, bu hükme göre belediyede çalışan avukatlara vekalet ücretlerinin verileceği ve bunun dağıtımının da 1389 sayılı yasaya göre yapılacağının belirtildiğini, bunun dışında herhangi bir kısıtlama getirilmediğini,

Her ne kadar 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi neticesinde 1389 sayılı yasa yürürlükten kaldırılmışsa da Sayıştay 3. Dairesi'nin kararının inceleme dönemi 2008 olup, o dönemde alınan vekalet ücretlerinin dayanağını 1389 sayılı yasadan aldığını,

5393 sayılı yasanın özel nitelikte bir yasa olduğunu, bu yasanın Uygulanmayacak Hükümler başlıklı 84.maddesinde; “.... 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda bu Kanun hükümlerine aykırılık bulunması durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır.” denildiğini,

5393 sayılı Kanunun 82.maddesi ile 657 sayılı yasanın 146.maddesi hükümleri arasında çelişki bulunduğunu, 5393 sayılı kanunun 84.maddesi gereğince dava konusu olayda uygulanacak Kanun hükmünün 5393 sayılı Kanunun 82.maddesi olduğunu,

657 sayılı yasada düzenlenmiş sınırlamanın, vekalet ücretinin 1136 sayılı Avukatlık Yasasında yapılan tanımına açıkça aykırılık teşkil ettiğini,

19.03.1969 tarih ve 07.04.1969 tarihli 1136 sayılı Avukatlık Kanununda değişiklik yapan 02/05/2001 tarihli 667/77 sayılı yasa ile değişik 164. maddesinde "…… dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu sebebi ile takas veya mahsup edilemez, haczedilemez." denildiğini, bu hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, vekalet ücreti olarak hükmedilen ücretin limitsiz ve kesintisiz olarak avukata ait olduğunun söz konusu kanun ile açıkça hüküm altına alın dığını,

Yine 1136 sayılı yasanın ek maddesi 1'de "kamu kurum avukatlarının serbest avukatlar ile aynı hak, yetki ve sorumluluğa sahip olduklarının açıkça belirtildiğini,

Kanunun bu hükmü ile de ister 657 sayılı Kanuna göre isterse İş Kanununa tabi sözleşme ile istihdam edilsin kamu kurumlarında çalışan bütün avukatların, Avukatlık Kanunu hükümlerine tabi olduğunu ve 164.madde hükümlerinden yararlanacağını,

Avukatlık Kanununun Devlet memurları Kanununa göre avukatlar için düzenleme yapan özel nitelikte bir Kanun olduğunu,

İster sözleşmeli isterse Devlet memuru olsun vekalet ücretinin Avukata ait olduğu ve sınırsız ödeme yapılması gerektiği yönünde çok sayıda Baro hakem kurulu kararları bulunduğunu,

Yukarıda belirtilen Avukatlık Kanunu 164.maddesinin "avukata aittir" sözcüklerinin Anayasaya aykırı olduğu, Çine Asliye Ceza Mahkemesi ve İzmir 4.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ileri sürülmüş ve iptali istenmişse de Anayasa mahkemesinin 03.03.2004 tarih ve 2002/126 E., 2004/27 K.ve aynı tarihli 2004/8, 2004/28 K.sayılı kararları ile iptal taleplerinin reddine karar verildiğini,

Sayıştay Temyiz Kurulunun Belediyelerde sözleşmeli çalıştırılan avukatlara sınırsız vekalet ücreti ödenebileceği yönünde emsal kararları bulunduğunu, Sayıştay Temyiz Kurulunun 17.11.2009 tarih ve 30996 sayılı ilamında ve Sayıştay 2.Dairesinin 30/03/2006 tarih ve 160 sayılı ilamında benzer durumdaki kişi borçlarının yerinde olmadığına karar verildiğini,

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 71.maddesinde "kamu zararı kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır."denilerek kamu zararının tanımlandığını,

Öncelikle bu durumun doğması için kaynağın kamu kaynağı olması gerektiğini, Söz konusu ödemelerin kamu kaynağı niteliğinde olmadığını,

Bu sebeple söz konusu vekalet ücretinin belediye bütçesine gelir kaydedilemeyeceğini, vekalet ücretlerinin kişilerce ödenmesinde ya da belediyece taraflarına ödenmesinde belediye bütçesinde ne artma ne de azalma meydana gelmeyeceğini, belediye bütçesinde bu şekilde hiçbir fark ya da etki yaratmayan bedellerin kamu zararı olarak nitelenmesinin yasaya, usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu,

Uygulamada belediyelerin bu tutarları emanet hesaplarında saklı tuttuğunu, kaynak olarak değerlendiremediğini çünkü söz konusu limit dışında kalan paranın hangi hesapta toplanacağı, kimin tarafından değerlendirileceği konusunda hiçbir düzenleme bulunmadığını, Belediyelerin Tüzel kişilik olması sebebiyle söz konusu limit dışında kalan/artan vekalet ücretlerinin dağıtımının hukuken de fiilen de mümkün olmadığını,

Sayıştay 3. Dairesi kararında, kamu zararı tutarının net rakamlar üzerinden hesaplanması gerektiğine ilişkin iddialarının, Belediyelerde uygulanan muhasebe sisteminin brüt kamu zararı hesabını gerektirdiği ileri sürülerek kabul edilmediğini, oysa Sayıştay 6. Dairesi'nin 2005/11076 K. Sayılı ve 12/05/2005 tarihli kararında; "işletme avukatına ödenen vekalet ücreti 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde ifadesini bulan ücret tanımına girmesi sebebiyle, söz konusu ödemeden gelir vergisi kesilmesi gerekeceğine karar verildi." denilerek, ödenen vekalet ücretinden gelir vergisi kesintisi yapılması gerektiğinin belirtildiğini,

Belediyece ödenen vekalet ücretlerinin de değişen dilim ve oranlarda gelir vergisi kesintisi yapılarak ödendiğini,

Alınan vekalet ücretinin Belediye geliri olmadığını ve kamu zararı kapsamına sokulamayacağını ancak bu ödemenin bir kamu zararı oluşturduğu düşünülse bile, gelir vergisi kesildikten sonra alınan net rakam kadar kamu zararı oluşabileceğini,

Gelir vergisi kesilerek ödenen vekalet ücretinin brüt rakamı üzerinden kamu zararı hesaplanmasının hatalı olacağını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Savcılık; “5393 sayılı Belediye Kanunun 82. maddesi “…..… vekalet ücretlerinin; Avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dahil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.” hükmünü içermektedir.

1389 sayılı yasada %70 Avukatlara %30 da Muhakemat Müdürü, Hukuk Müşaviri ve Memurlara dağıtım yapılacağını hüküm altına almıştır.Vekalet ücreti ile ilgili olarak 657 sayılı yasanın 146. maddesi 6.000 gösterge rakamının katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın 12 katı sınırlamasını getirmiştir.Bu hükümler karşısında yasayla belirlenen sınırlamanın aşılmaması gerekir.En son 10.11.2009 tarih ve 30965 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararı da bu doğrultudadır.Yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı temyiz itirazlarının reddi ile Daire kararının onanmasına karar verilmesi mütalaa olunur.” şeklinde görüş belirtmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanununun “Avukatlık Ücretinin Dağıtımı” başlıklı 82. maddesinde;

“Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.” hükmü ile belediyelerde görev yapan avukat ve memurların vekalet ücretinden yararlanma imkanı sağlanmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146. maddesinin üçüncü fıkrasında ise;

“Ancak, 02/01/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanunun 2 nci maddesi, 07/06/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/01/1957 tarihli ve 6893 sayılı Kanunla eklenen ek 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/07/1972 tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161 inci maddesi, 13/01/1943 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesi ve 02/02/1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır.” denilerek 5393 sayılı Kanunun 82. maddesinde yer verilen avukatlık vekalet ücretine üst sınır konulmuştur.

Dilekçede, ister 657 sayılı Kanuna, isterse İş Kanununa tabi istihdam edilsin kamu kurumlarında çalışan bütün avukatların Avukatlık Kanununa tabi oldukları, anılan Kanunun 164. maddesi hükmü çerçevesinde ise vekalet ücretinin avukata ait olduğu, söz konusu vekalet ücretlerinin Belediye bütçesine gelir kaydedilemeyeceği, zira Belediyenin geliri olmadığı, 146. madde kapsamında da üst sınır dışındaki tutarların emanetler hesabına alınıp diğer avukatlara yönetmelik hükümlerine göre dağıtılacağı, kaldı ki kamu zararı oluşsa bile avukatlara ödenen avukatlık vekalet ücretlerinden ödeme sırasında gelir vergisi kesintisi yapıldığı, bu nedenle de kamu zararının net rakamlar üzerinden hesaplanması gerektiği ileri sürülmüşse de;

31.08.1961 gün ve 10894 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “1389 sayılı Kanuna Göre Vekalet Ücreti Tevzi Yönetmeliği”nin 3. maddesinde;

“Davanın ikame ve takibi ile sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte birkaç avukatın hizmeti geçmiş ise yukarıdaki hükümlere göre dava avukatı için ayrılan hisseler her avukatın hizmet ve karara tesiri derecesine göre başhukuk müşavirliğince, teşkilatı bulunan yerlerde de muhakemat müdürlüklerince bu avukatlar arasında paylaştırılır.” denilmiştir.

19.04.1983 gün ve 18023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Limit Dışı Kalan Vekalet Ücretlerinin Dağıtım Esasları Hakkında Yönetmeliğin 1.maddesinde;

“Bu Yönetmelik, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar ile İl Özel İdareleri ve Belediyeler ve Özel Kanunlarındaki hükümlerle 1389 sayılı kanuna atfen vekalet ücretinden yararlanan tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı birliklerde çalışan avukatlara ait limit dışı kalan vekalet ücretlerinin dağıtım usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.” denilerek Yönetmeliğin amacı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinde; kurumların limit doldurmayan avukatlarından beyanname alarak o mali yıl içinde almış oldukları vekalet ücretinin miktarını ve avukatların isimlerinin bağlı bulundukları merkez teşkilatına göndermekle yükümlü oldukları, 7. maddesinde ise; listelerin her birim merkezinde birim başkanının başkanlığında 3 kişiden oluşan bir kurul tarafından kanuni limit esas alınarak değerlendirmeye tabi tutulacağı, değerlendirmeden sonra hesapta toplanan paranın tüm hak sahiplerine bölünmek suretiyle bulunarak meblağın eşit olarak hak sahiplerine dağıtılacağı, bu dağıtım sırasında kanuni limit dolduranlardan artan miktarın yine geri kalan hak sahiplerinin sayısına bölünmek suretiyle eşit olarak dağıtıma devam olunacağı, bu dağıtımlardan artan miktarın da bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletileceği ve sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Bu hükümlere göre; vekalet ücretine hak kazanmada “görev” yerine “kişinin” esas alınması, vekalet ücreti limitinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146. maddesi gereğince yıl içindeki tüm katsayılar dikkate alınarak belirlenmesi ve yukarıda belirtilen esaslara göre dağıtımının yapılması, limit dışı kalan meblağın olması halinde ise artan miktar hakkında yine yukarıda belirtilen usule göre işlem yapılarak artan miktarın bir sonraki yıl kullanılmak üzere adi emanet hesabında bekletilmesi ve bir sonraki yıl tahsil edilen limit dışı vekalet ücretinin, önceki yıla ait emanet hesabındaki meblağ ile birleştirilmek suretiyle dağıtıma tabi tutulması gerekmektedir.

Diğer taraftan; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu tüm avukatlarla ilgili düzenleme yapan genel bir kanundur. 657 sayılı Kanuna tabi olarak Avukatlık hizmetleri sınıfı kadrosunda görev yapan avukat ise devlet ile memuriyet hizmet sözleşmesi yapmıştır.

Avukatlık vekalet ücretine ilişkin 657 sayılı kanunda yapılan düzenlemeler, avukatlık hizmetleri sınıfında çalışan kadrolu avukatlar için bağlayıcı özel düzenlemelerdir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Kapsam” başlıklı 1. maddesine göre belediyede çalışan memurlar bu Kanunun kapsamı içinde bulunmaktadır. Bu nedenle memur statüsünde bulunan avukatlar için Devlet Memurları Kanununun 146. maddesi hükmüne uyulması zorunludur. 657 sayılı Kanunda vekalet ücretleri bakımından yıllık bir limit öngörülmüş ve vekalet ücretlerinin nihai olarak avukata ödenmeyeceği yönünde bir düzenleme mevcut değildir. Bu itibarla 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ilgili maddesinin 657 sayılı Kanundaki düzenlemenin yürürlüğünü ortadan kaldırdığı yönündeki iddianın kabulünü gerektirmez. Zira iki düzenleme arasında bir aykırılık bulunmamaktadır.

Dilekçi sözkonusu iki adet avukatın 657 sayılı yasanın 4/B maddesine göre değil, 5393 sayılı Kanununun 49.maddesine göre istihdam edildiğini belirtmişse de, 5393 sayılı Kanunun 49. maddesinin üçüncü fıkrasında avukatların yıllık, dördüncü fıkrasında kısmi zamanlı çalıştırılmasına imkan verilmiş ve beşinci fıkrasında da, “Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmaz ve ücret mahiyetinde aynî ya da nakdî menfaat temin edilmez. Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Söz konusu avukatlar için 5393 sayılı Belediye Kanununun 49.maddesi 3.fıkrası gereğince tam zamanlı olarak çalıştırılacak sözleşmeli personele ilişkin düzenlenmiş hizmet sözleşmesinin 5.maddesinde;

“…

Sözleşmeli personele, sözleşme ücreti dışında (657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146.maddesine göre tespit olunacak miktarı geçmemek kaydıyla 5393 sayılı Belediye Kanununun 82.maddesi gereğince avukatlara ödenecek vekalet ücretleri hariç) herhangi bir ad altında ayni veya nakdi ödeme yapılamaz.”denilmiştir.

Dolayısıyla vekalet ücretinin dağıtımında avukatların 5393 sayılı Kanunun 49. maddesine göre istihdam edilmesi esasa etkili bir husus değildir.

Kamu zararı tutarının net rakamlar üzerinden hesaplanması gerektiğine ilişkin itiraz da yerinde değildir. Sayıştay denetimine giren idare ve kurumların saymanlık hesaplarının incelenmesi sonunda saptanan mevzuata aykırı ödemelerden genel bütçeli dairelere ilişkin bulunanların, vergi kesintileri düşüldükten sonra kalan tutarlar üzerinden, katma bütçeli dairelerle diğer kuruluşlara ilişkin olanların ise, bütçelere gider olarak kaydedilen kesintisiz tutarlar üzerinden hesaplanması gerektiğine dair Sayıştay Genel Kurulunun, 12.02.1981 tarih ve 4107/1 sayılı kararı gereğince ilgili daire için kamu zararı hesaplanırken brüt rakamlar üzerinden hesaplama yapılmıştır.

Hukuk İşleri Müdürlüğünde görevli avukat ve memurlara 657 sayılı Kanunun 146. maddesinde hüküm altına alınan üst sınır aşılarak avukatlık vekalet ücreti ödenmesi mevzuata uygun değildir.

Bu nedenle 1491 sayılı ilamın 5.maddesi ile 127.407,49 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

  1. 1491 sayılı ilamın 6.maddesi ile; Memurların öğle yemeği bedellerinin yarısından fazlasının Belediye bütçesinden karşılanması nedeniyle 248.398,05 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 657 s. DMK'un "Yiyecek yardımı" başlıklı 212.maddesinde:

"Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur." denildiğini,

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212. maddesine dayanılarak Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılan ve 11.12.1986/19308 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurları Yiyecek Yardım Yönetmeliğinin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde;

"Bu Yönetmelik, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında uygulanır."

"Yemek Servisi Giderleri" başlıklı 4. maddesinde,

"Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yansını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır. Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır. Yemek bedelinin bütçeden karşılanmayan kısmı yemek yiyenlerden alınır." denildiğini,

Belediyenin 2009 yılında 5 adet hizmet binası, 4 zabıta karakolu, 2 sivil savunma merkezi, 5 iletişim noktası, 4 adet sağlık hizmeti amaçlı binası, 4 adet sosyal ve kültürel amaçlı binası bulunduğunu,

Çalışanlardan işçi personelin öğle yemeğinin, yürürlükte bulunan T.İ.S.'si ilgili maddesine göre (bordrolarında) parasal yemek yardımı yapılarak karşılandığını, Devlet Memuru Personelin öğle yemeğinin ise, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre, hizmet satın alma yöntemi ile karşılandığını,

Bu amaçla, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği'nin "Yemek Servisi Giderleri" başlıklı 4. maddesinin "Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını asmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır. " hükmü gereği, tahmini yemek maliyetleri tespit edilerek ve bütçe hazırlama rehberi de dikkate alınarak, yemek maliyetinin yarısı olarak 2008 bütçesine 496.880,99 TL. ödenek konulduğunu,

"657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personele öğle yemeği verilmesi" Hizmet Alımı İşinin, 4734 s.Kanunun 19.maddesine göre Açık İhale Usulü ile yapılan ihaleler sonucunda: 2007-2008 yılı için (18.06.2007-17.06.2008 dönemini kapsayan 1 yıllık sürede,178 personele) 1.127.000,00.-TL (+KDV) ve 2008 yılı için (01.07.2008-31.12.2008 dönemini kapsayan 6 aylık sürede, 175 personele) 499.068,00 TL (+KDV) bedelle Accor Servisleri İnternational A.Ş.'ye ihale edildiğini,

Her iki ihale için de, Firma ile akdedilen Hizmet Alımları Tip Sözleşmelerde, "Sözleşmenin Türü ve Bedeli" başlıklı 6. Maddelerinde, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği 4.maddesi gereği ihale edilen yemek bedelinin yarısının bütçeden karşılanacağı, bütçeden karşılanmayan kısmının, yemek yiyenlerden alınacağının belirtildiğini,

Hizmet İşleri Tip Sözleşmesinde "Sözleşmenin Türü ve Bedeli" başlıklı 6.maddesinin aşağıdaki gibi düzenlendiğini:

18.6.2007-17.6.2008 (1 yıllık) dönemini kapsayan Sözleşmenin 6.maddesinde: "Bu sözleşme götürü bedel sözleşme olup, Yüklenici tarafından teklif edilen 1.127.000,00.-TL +KDV bedelin %50'si mahsup edildikten sonra geri kalan kısım; Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği 4.maddesinin "yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır. Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır. Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır." hükmü gereğince firmaya idarece ödenecek tutarın, mahsuptan sonra öğün başına 11,99 TL. olmak üzere 46.992 adet öğün karşılığı toplam 563.499,86 TL (+KDV) bedel üzerinden akdedilmiştir" denildiğini,

Yine, 01.7.2008-31.12.2008 (6 aylık) dönemini kapsayan Sözleşmenin 6.maddesinde: "Bu sözleşme götürü bedel sözleşme olup, Yüklenici tarafından teklif edilen 499.068,00.-TL +KDV bedelin %50'si mahsup edildikten sonra geri kalan kısım; Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği 4.maddesinin "yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır. Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır. Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır." hükmü gereğince firmaya idarece ödenecek tutarın, mahsuptan sonra öğün başına 10,80.-YTL olmak üzere 23.105 adet öğün karşılığı toplam 249.534,00 TL (+KDV) bedel üzerinden akdedilmiştir" denildiğini,

1 öğün yemek için ihalede tam maliyet teklif edilmiş olup, Sözleşme maddelerine istinaden ise Accor Servisleri International A.Ş.'ye memurun fiilen çalıştığı günler karşılığında her öğün için, teklif edilen yemek bedelinin (tam maliyetinin) yarısı üzerinden hak ediş ödemeleri yapılmış olduğunu,

Yemek maliyetinin diğer yarısının yönetmelik gereği yemek yiyenlerden alınacağı işin sözleşmesinde düzenlenmiş olduğundan, memurlara firma tarafından belediyenin bütçeden karşılayacağı kısmı için yemek fişleri verilerek firmanın göstermiş olduğu anlaşmalı lokantalardan dağıtımın sağlandığını,

Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre ve yemek maliyetinin yarısını aşmamak üzere 2008 bütçesine 496.880,99 TL memur yemek yardımı ödeneği konulduğunu, ödenekten 496.796,10 YTL.nin memur yemek gideri için kullanıldığını, ihalede teklif edilen yemek maliyetinin diğer yarısının ise yararlananlarca, firma tarafından gösterilen yemek yedikleri yerlerde kendilerince karşılanmasının öngörüldüğünü,

Bütçeden karşılanması gereken ve yemek maliyetinin yarısı olan 496.796,10 TL yemek giderinin de yarısı olan ve ilamın 6.maddesinde kamu zararı olarak nitelendirilen 248.398,05 YTL.nin, 2008 yılı toplam yemek maliyetinin 14'ü olduğunu, Kesilmesi halinde, yönetmelik gereği bütçeden karşılanması gereken yemek maliyetinin de yarısının memurlardan alınması ve toplamda yemek maliyetinin ¾ nün memur tarafından karşılanması anlamına geleceğini,

Bu durum yönetmeliğe aykırılık teşkil edeceğinden ve fazla kesinti doğuracağından, ayrıca memurlara yönetmelikle verilen haklarından alınmış olacağından, mağduriyet bildirilerek hak talebine gitme yollarının açılacağını,

Bütçe uygulama talimatı ile belirlenen asgari tutarlar yemek maliyetinin diğer yarısını karşılamaya yeterli olmadığından, ilam maddesinde belirtilenin aksine, ihale edilen işin ihalesinde belirlenmiş gerçek yemek maliyetinin yarısının yararlanan memurlardan alınacağı, ihale dokümanına şart olarak konularak, yönetmelik hükmünün tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini,

Mevzuatta bordrodan kesilme şartı bulunmadığını, "yemek yiyenlerden alınır" denildiğini,

Yiyecek Yardımı Yönetmeliğindeki amacın açık ihale yolu ile alım yapmak suretiyle yerine getirilmesi durumunda, yemek maliyetinin zaten belli olduğunu, tüm memurların bordrolarından kesip, bütçeden ödenecek tutar ile birleştirilerek, toplam yemek maliyetinin firmaya ödenmesinin sadece iş yükünü artırdığını,

Sayıştay Başkanlığının Belediyenin 2006 yılı hesapları ile ilgili denetiminde aynı konunun rapor konusu edildiğini, sorgulanan yemek bedellerinin, Sayıştay Başkanlığının 3. Dairesinin 21.04.2009 Tarih ve 636 sayılı İlamı ile beraatla sonuçlandığını,

Ayrıca, Bursa Osmangazi Belediyesinin 2003 yılı hesabının incelenmesinde, ihale yolu ile alım yapılarak yerine getirilmiş olan yemek yardımı için, yemeğin maliyetinin %50'den daha düşük oranda katılım payı kesilmesi nedeni ile tazmin istenmiş olup, ödeneğin aşılmaması ve Bütçe uygulama talimatında belirtilen asgari tutarlar yemek yiyenlerden tahsil edilmiş olması yeterli bulunarak, Sayıştay Temyiz Kurulunun 11.03.2008 tarih 2008/30001 sayılı Kararı ile tazmin hükmünün kaldırıldığını,

Yine Elazığ Belediyesi O.Su İşletme Müdürlüğü tarafından memurlarca karşılanması gereken yemek bedellerinin eksik tahsil edilmesi, günlük yemek bedelinin yarısının kesilmemesi nedeni ile verilen tazmin hükmünün, asgari tutarlar tahsil edildiğinden ve konulmuş ödenek aşılmadığından Sayıştay Temyiz Kurulunun 05.02.2008 tarih ve 2008/29903 sayılı Kararı ile kaldırıldığını, Balıkesir Bandırma Belediyesinin belediye memurlarından tahsil edilen yemek bedelinin, yemek maliyetinin çok altında olduğu, dolayısıyla yemek maliyetinin yarısından fazlasının belediye bütçesinden karşılandığı gerekçesi ile istenen tazmin hükmü Sayıştay Temyiz Kurulunun 25.03.2008 tarih ve 2008/30039 kararı ile Bütçe Uygulama talimatı ile belirlenen ve ek göstergelere göre değişen en az yemek bedelleri kesildiğinden dolayı kaldırıldığını,

Ayrıca, 23.07.2010 tarihinde kabul edilen 6009 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun geçici 8. maddesinde "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." denildiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Savcılık:

“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212. maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin “Yemek Servisi Giderleri” başlıklı 4.maddesine göre kesilmesi gereken tutardan daha az kesinti yapıldığı anlaşıldığından mevzuata uygun Daire Kararının tasdikine, dilekçi iddialarının reddine karar verilmesi uygun olur.”şeklinde görüş bildirmiştir.

İlamda tazmin gerekçesi Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4. maddesinde yer alan; “Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konacak ödeneklerle karşılanır.

… Yemek bedelinin bütçeden karşılanmayan kısmı yemek yiyenlerden alınır…” hükmüne dayandırılmaktadır.

Söz konusu Yönetmeliğin, memurlara yemeğin kurumlarca oluşturulacak veya oluşturulmuş yemek servisleri aracılığı ile verilmesine göre düzenlendiği yine Yönetmeliğin 5,6 ve 7. maddelerinden anlaşılmakta; servisler aracılığı ile verilen ve yemek yiyenlerden alınacağı belirtilen yemek maliyetinin nasıl belirleneceği ise anılan Yönetmeliğin 9. maddesinde açıklanmaktadır.

Madde de; “Yönetmeliğin 4.maddesinin uygulanmasında, kurum kadrolarında olup, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri, kira, amortisman, su elektrik ve havagazı giderleri yemek maliyetine dahil edilmez.” hükmü yer almakta; 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 4. maddesine göre de yemek ihtiyacının ihale yolu ile temini mümkün bulunmaktadır.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, yemek yiyenlerden alınacağı belirtilen yemek bedelinden, Yönetmeliğin 9. maddesi ile yemek maliyetine dahil edilmeyecek unsurların düşülmesi, kalan tutarın yarısının yemek yiyenlerden alınması gerekir. İhale yolu ile yapılan yemek alımlarında ise bu unsurlara tekabül eden payın düşülerek, memurlarca karşılanması gereken payın tam olarak hesabı mümkün bulunmamaktadır.

Bu nedenle, Yönetmeliğin 9. maddesinde sayılan ve yemek maliyetlerinin büyük kısmını oluşturan kalemlerden sonra kalan maliyete karşılık, Maliye Bakanlığınca memurlardan alınacak yemek katkı paylarına ilişkin ilgili yıl Bütçe Uygulama Tebliğinde yayımlanan tutarların, Yönetmeliğe göre alınması gereken tutarlar olduğunun kabulü ile tazmin miktarının bu tutara göre hesap edilmesi için 1491 sayılı ilamın 6. maddesi ile 248.398,05 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün Bozulmasına ve dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine,

  1. 1491 sayılı ilamın 7.maddesi ile; Belediyeye ait gayrimenkul kira sözleşmelerinin incelenmesi sonucunda;

a) Kira sözleşmelerinden doğan damga vergileri (3.046,57 TL.) ve,

b)İşletme kiralamalarından doğan KDV’nin (333.172,80 TL.), tahsil edilmemesi nedeniyle tazmin hükmü verilmiştir.

a)1491 sayılı ilamın 7(a) maddesiyle tazmin hükmolunan 3.046,57 TL.nin, 47,10 TL.sinin 20.01.2012 tarih ve 1773156 nolu makbuz ile, 25,87 TL.sinin 09.01.2012 tarih ve 1768820 nolu makbuz ile, 1.980,00 TL.sinin 06.01.2012 tarih ve 1731979 nolu makbuz ile, 993,60 TL.sinin 09.01.2012 tarih ve 1773010 nolu makbuz ile tahsil edildiği bildirilmiş olup hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğu ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz da söz konusu bulunmadığı cihetle bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına,

b) 1491 sayılı ilamın 7 (b) maddesi ile verilen 333.172,80 TL.nin tazminine dair hüküm, aynı tazmin hükmünde muhasebe yetkilisi sıfatıyla iştiraki bulunan Hatice İLGİ’nin, başvurusu üzerine düzenlenen 21.05.2013 tarih ve 37191 tutanak sayılı Temyiz Kurulu ilamı ile Bozulmuş bulunduğundan dilekçinin iş bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ancak aynı mahiyette olan bu dosyanın sözü edilen dosya ile birleştirilerek gereği yapılmak üzere kararı veren Daireye gönderilmesine,

Karar verildiği 21.05.2013 tarih ve 37194 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim