Sayıştay 3. Dairesi 35862 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3
Sayıştay Kararı
35862
28 Ocak 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 3
-
Dosya No: 35862
-
Tutanak No: 38299
-
Tutanak Tarihi: 28.01.2014
-
Konu:
KARAR
Duruşma talebinde bulunan dilekçi Özer SARI ile Sayıştay Başsavcı Vekilinin sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
- 1304 sayılı İlamın 4. maddesi ile Argün İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yüklenimindeki 808.150,00 ihale bedelli “Avcılar Sosyal Tesis Yapım İşi” nde iş zamanında bitirilmediği halde gecikme cezası uygulanmadığı gerekçesiyle 56.570,50 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Dilekçi, temyiz dilekçesinde öncelikli olarak usul ve sorumluluğa ilişkin temyiz gerekçelerini sıralamış ve bu bağlamda özetle;
Yargılama usulüyle ilgili olarak (İktisadi İşletmenin hukuki statüsü açısından Sayıştay denetimine tabi tutulmak suretiyle tazmin hükmü verilemeyeceği ile ilgili olarak);
- İstanbul Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı Muhasebe Biriminin 2008 mali yılı bütçesi ve harcama belgeleri Sayıştay Denetçileri tarafından denetlenirken, İstanbul Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bütçesi kapsamında bulunmayan ve kendisine Merkezi Yönetim Bütçesi tarafından ödenek tahsis edilmeyen, kendi harcamalarını kendi kazanmış olduğu gelirler ile gerçekleştiren, İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesi'nin Strateji Daire Başkanlığı'nın ödenek ve harcama belgeleriyle ilişkilendirilip Sayıştay tarafından denetim kapsamına alınarak denetlenmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu,
a) İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İsletmesinin, Üniversite Strateji Geliştirme Daire Başkanlığından ayrı olarak Nuruosmaniye Vergi Dairesine 481 048 6662 vergi numarası ile kayıtlı ve vergi mükellefi olup, İstanbul Ticaret Odasına da 684338 no.lu sicil numarasıyla kayıtlı olduğunu, bu durumun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 3 Aralık 2008 tarihinde yayımlandığını, İktisadi İşletmenin 2008 mali yılında diğer yıllarda olduğu gibi bağımsız Yeminli Mali Müşavirlik Denetleme şirketleri tarafından denetlenmiş olup, buna ilişkin 2008 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi ve Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporunun dilekçe ekinde sunulduğunu,
b) İstanbul Üniversitesi İktisadi İşletmesinin, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1’inci maddesinin (c) bendinde belirtilen ve 2’nci maddesinin 3’üncü fıkrasında tanımlanan (5422 sayılı mülga KVK m. 4 hükmü) "iktisadi kamu kuruluşu" niteliğinde olduğunu, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "iktisadi kamu kuruluşu" tanımının, üniversiteler gibi kamu kuruluşlarının, yetkili kurullarının kararı ile kendilerine ait veya bağlı olarak, devamlı surette faaliyet göstermek üzere (sermaye şirketi ve kooperatif olmayan ve kuruluşu Bakanlar Kurulu kararı gerektirmeyen) ticari, sınai ve zirai işletmeler kurabileceğini açıkça ortaya koymakta olduğunu, nitekim Adnan Menderes Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi gibi bazı üniversitelerde olduğu gibi İstanbul Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı bünyesinde kurulan İktisadi İşletme ile aynı nitelikte iktisadi işletmelerin, üniversite senato (veya yönetim kurulu) kararları ile kurulmuş olup, faaliyetlerini sürdürmekte olduklarını, İktisadi İşletmenin kurulduğu ilk günden beri, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisine tabi ticari faaliyet gösterdiğini,
-
Hukuken geçerli bir şekilde kurulmuş ve vergi mükellefi olarak faaliyetine devam etmekte olan, gelir ve giderleri ayrı şekilde muhasebeleştirilen bir iktisadi işletmenin yok sayılabilmesi ve gelirlerinin üniversite geliri olarak yorumlanması suretiyle kamu zararı değerlendirmesi yapılabilmesi için, var olan bir hukuki statünün usulüne uygun bir şekilde kaldırılması ya da yetkili merciiler tarafından hukuka aykırılığı dolayısıyla baştan itibaren hukuki muamelelerinin geçersizliğine hükmedilmesinin zorunlu olduğunu, mevcut hukuki statü kaldırılmadıkça ya da hukuki muamelelerin baştan itibaren hukuki geçersizliği sonucunu doğuracak bir hüküm verilmedikçe yorum yoluyla İktisadi İşletmenin varlığının geçerliliğinin sorgulanamayacağını,
-
Sayıştay İlamında İktisadi İşletmenin, adeta bir sosyal tesis olarak yorumlandığını, İktisadi İşletme işlemlerinin de tamamen bu yoruma dayalı bir şekilde değerlendirildiğini, hâlbuki iktisadi işletmenin, sosyal tesisi aşar nitelikte herkese yönelik bir faaliyette bulunmakta, bu nedenle de sosyal tesislerin sahip olduğu vergi muafiyeti ve benzeri hususlardan yararlanmamakta olduğunu, İstanbul Üniversitesi İktisadi İşletmesi'nin, iktisadi işletme esaslarına tâbi olarak kurulduğu ve bu niteliğine uygun şekilde faaliyette bulunduğu sabit iken, kuruluşunun hukuka aykırılığı bir mahkeme kararı ile tespit edilmeksizin İktisadi İşletmenin sosyal tesis olduğu yönündeki yorumun hukuka aykırılık teşkil ettiğini,
a) İktisadi işletme niteliğinde olan İstanbul Üniversitesi kantin ve kafeteryaları, restoranları, otoparkları, spor ve halı sahalarının tüm kamuya, Üniversite personel ve öğrencileri dışındaki insanlara da açık olduğunu, otoparklardan üniversite çalışanlarının ücret ödemeksizin, dışarıdan gelen hasta ve hasta yakınlarının ise ücreti karşılığında yararlanmakta olduklarını, Cerrahpaşa ve İstanbul Tıp Fakültesi kampüslerindeki kantinlerin hasta ve hasta yakınlarına, restoranların (Teras, Ocak, Baltalimanı) ise dışarıdan gelen herkese açık olup, herkesin bu hizmetlerden faydalanabildiklerini, keza, spor salon ve sahaları ile spor okullarından dışarıdan gelen vatandaşlar ve çocuklarının da ücreti mukabilinde faydalanmakta olduklarını, yapılan faaliyetlerin gelirlerinin muhasebeleştirilmekte ve vergisinin verilmekte olduğunu, bu konuya ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 2005/919 Esas no.lu kararında "Bu nitelikli yerlerin sosyal tesis olma özelliğini kaybettiği ve dış piyasada faaliyet gösteren ve kâr amacı güden tesislerden farklı olmadığı, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi mükellefi olmaları gerektiği" nin açıkça belirtildiğini,
b) Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının Üniversitelere verdiği muktezaya göre üniversitelerdeki tüm kantin ve kafeteryalar ile lokantaların Kurumlar Vergisi Mükellefi olmaları gerektiğinin belirlendiğini,
-
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarında (2006-2007-2008-2009-2010) yer alan Yükseköğretim Kurumları bütçelerinde; "Sosyal tesislerin tümü yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde üniversite bütçesi altında tertiplenecektir. " denildikten sonra; ancak yükseköğretim kurumları bünyesinde faaliyet gösteren ve Kurumlar Vergisi ve/veya Katma Değer Vergisi mükellefi olan ya da bu vergilerden muaf tutulan iktisadi işletmeler, özel bütçe kapsamında yer almayacaktır. " denildiğini, dolayısıyla, Merkezi Yönetim Bütçesi dışında kalan ve kendisine bütçe ödeneği tahsis edilmeyen, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi mükellefi olan İstanbul Üniversitesi İktisadi İşletmesinin Sayıştay denetimine alınmasının ve sorumluluğu olmadığı halde "Gerçekleştirme Görevlisi" unvanı ile sorumlu tutulmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu,
-
İktisadi İşletmenin mevcut hukuki statüsünü yok sayan bir yorumla İktisadi İşletme işlemlerinin, İstanbul Üniversitesi işlemleri kapsamına alınmasının hukuken mümkün olmadığını, nitekim İlamda geçen yıllık işlem toplamını ifade eden meblağ kısımlarının 2008 yılı İstanbul Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı Muhasebe Biriminin tüm işlemlerinin toplamını ifade ettiğini, oysa İstanbul Üniversitesi Sağlık ve Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesi harcamalarının bu işlemler içinde yer almadığını, buna rağmen İlamda tazmin hükmü verilmiş olmasının anlaşılamadığını, dolayısıyla İstanbul Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı'nın 2008 mali yılına ait bütçesi üzerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen denetçi raporuna dayanarak oluşturulan İlama, bu İlamın 4. , 5. , 6. , 7. , 8. ve 9. maddelerinde yer alan tazmin hükmünün dahil edilemeyeceğini, ayrıca İlamın 9. maddesinde 02. 05. 2006 ve 09. 05. 2006 tarihli bağış için tazmine hüküm olunmuş ise de, 2008 yılına ait bütçe üzerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen İlam ile 2006 yılında yapılan bir işin ilişkilendirilmesinin de hukuken mümkün olmadığını,
-
Bir kez daha tekrarlamak gerekirse Merkezi Yönetim Bütçesi dışında kalan, kendisine bütçe ödeneği tahsis edilmeyen, Kurumlar vergisi ve Katma Değer Vergisi mükellefi olan İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesinin İstanbul Üniversitesi Strateji Geliştirme ve Daire Başkanlığı bütçesine dahil edilebilmesi için bu tüzel kişiliğin ilgili mevzuatına göre, iddia edilen gerekçelerle yetkili Asliye Hukuk Mahkemesince feshine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması ve aksinin ispat edilmiş olması gerektiğini, dolayısıyla tarafına yöneltilmiş olan ve kişisel sorumluluğuna hükmedilen bu İlamın gerekçeli bir biçimde açıklanmasının şart olduğunu, aksi durumda yapılacak olan yargılama faaliyetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Anayasaya aykırılıklar teşkil edeceğini,
-
Ayrıca Sayıştay tarafından İktisadi İşletmeye ilişkin denetleme faaliyeti ve sonrasında süre gelen tüm işlemlerde bazı usul hatalarının yapıldığını, Anayasa'nın 40’ıncı maddesinde yer alan değişiklikle "yargı yolları ve süresinin yapılan tüm işlemlerde muhatabına bildirilmesi" gerektiğinin amir hüküm olup bu açıdan, Sayıştay İlamının Anayasanın 40’ıncı maddesine aykırılıklar teşkil ettiğini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, buna aykırı işlemleri usul yönünden hukuka aykırı bularak iptal etmekte olduğunu, bu yönden de ilgili kararın temyizen denetlenmesi ve ortadan kaldırılması gerektiğini,
Sorumlulukla ilgili olarak;
-
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde Teknik Hizmetler Sınıfı Tekniker kadrosunda 1977 yılından 2005 yılına kadar memur statüsünde çalıştığını, öncelikle 08. 03. 2005 tarihinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13/b maddesi 4’üncü fıkrası doğrultusunda İstanbul Üniversitesi Sosyal Tesislerinde Kantinler Sorumlusu olarak, daha sonra İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesinin kurulmasıyla, İktisadi İşletme Yürütme Kurulu'nun 08. 02. 2006 tarihinde aldığı Karar ile İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesinin Sorumlusu ve Gerçekleştirme Memuru olarak görevlendirildiğini ve bu görevini 2006-2009 yılları arasında sürdürdüğünü,
-
Göreve başladığı 2006 yılında verilen görevin ne içerik olarak İktisadi İşletme Yönergesinde ne de tarafına verilen görevlendirme yazısında tanımlanmış olmadığını, hangi görevleri yerine getireceğinin İktisadi İşletme Yürütme Kurulunca alınan kararlar ile belirlendiğini ve Yürütme Kurulu Karar Defterine açıkça yazılarak görevleri hususunda yetkilendirme yapıldığını,
-
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 33’üncü maddesinde gerçekleştirme görevlisinin talimat üzerine görevini ifa etmekle yükümlü olduğunun açıkça düzenlendiğini, ayrıca gerçekleştirme görevlisinin ita amiri tarafından verilen talimatları denetleme gibi bir görevinin olduğundan ne bu maddede ne de Kanunun diğer maddelerinde bahsedildiğini, ilgili maddede gerçekleştirme görevlisinin bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumluluğunun doğduğunun aşikar olmasına karşın, verilen harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olup olmadığının denetiminin gerçekleştirme görevlisinde olmadığını, Kanunun 32’nci maddesinde bu durumun açıkça belirtildiğini, yine 5018 Sayılı Kanunun 31’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında “yönetim Kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda harcama yetkisinden doğan sorumluluğun kurul komite veya komisyona ait olacağı” nın düzenlendiğini, dolayısıyla İlamda kişisel sorumluluğuna hükmedilen tazmin hükümlerine ilişkin maddelerin tümünde yapılan harcamaların İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletme Yürütme Kurulunca alınan kararlar doğrultusunda gerçekleştirildiği sabit iken, bu alınan kararlar doğrultusunda verilen harcama talimatı üzerine görevi yerine getirmiş olmakla kişisel sorumluluğuna hükmedilmesinin hukuka, hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğunu,
-
Ayrıca 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71’inci maddesinde yapılan tanımlamayla kamu zararının oluşması için; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunması, ortada bir kamu zararı olması, mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olması gerektiğinin belirtildiğini, söz konusu Sayıştay İlamında bahsedilen maddelerde tarafına herhangi bir kasıt ya da açıkça bir kusur atfedilmemiş olduğundan ve yukarıda bahsedilen diğer gerekçelerle kişisel sorumluluğuma hükmedilen ilgili İlam maddelerinin temyizen kaldırılması gerektiğini,
İlamda sözü edilen Yüklenici Argün İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. uhdesinde yapılan Avcılar Sosyal Tesis Yapım İşinin 17.10.2007 tarihinde ihale edildiğini, Avcılar Sosyal Tesis Yapım İsine ilişkin sözleşmeyi imzalayanlardan biri olmadığı gibi yapım işinin proje ve teknik şartnameye uygunluğunu denetlemekle de görevlendirilmiş bulunmadığını, söz konusu işin teknik açıdan proje ve teknik şartnameye uygunluğunun denetiminde dilekçe ekinde görüleceği üzere İnşaat Mühendisi Ahmet Sururi TUNA, Mimar Ayşen ŞOLT, Makine Mühendisi Fethi UZUNTAŞ, Elektrik Elektronik Mühendisi Lütfiye ERDOĞAN, Elektrik Teknikeri Özgür ÇOBAN, Elektrik Teknikeri Melike DÖKME ve İnşaat Teknikeri Alpay GÖKŞEN’in görevlendirildiğini, Sayıştay İlamında belirtilen ilave işlerin zamanında bitirilip bitirilmediği ve zamanında bitirilmediyse gecikme cezası uygulanıp uygulanmadığı konusunun teknik bir konu olup, teknik heyetçe yapılan incelemeler sonucunda alınan kararlar doğrultusunda hareket edildiğini, dolayısıyla ilave süre veya yüklenicinin gecikmesinden kaynaklanan ceza veya diğer yaptırımlarla ilgili tarafına atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını
İfade ettikten sonra İlamda bahsi geçen konunun esası yönünden de itirazlarda bulunmuş ve bu doğrultuda temyiz dilekçesinde özetle;
Konunun Esası ile ilgili olarak;
Sayıştay İlamına konu Avcılar Sosyal Tesis Yapım İşinin iş bitim tarihinin 01.04.2008 olarak belirlendiğini ancak yüklenici firmanın süre uzatım dilekçesine istinaden İdarece alınan kararla 40 gün süre uzatım kararı verildiğini ve bu karar doğrultusunda iş bitim tarihinin 11.05.2008 tarihi olduğunun sabit olduğunu, daha sonra ilgili İlamda yine yüklenici tarafından süre uzatım talebinde bulunulmasına rağmen İdarece herhangi bir süre uzatım kararının verilmediğinden bahsedilmiş ise de, dilekçe ekinde sunulan 15.04.2008 tarihli Yapım İşleri Hakediş Raporundan da görüleceği üzere süre uzatımına göre iş bitim tarihinin 09.06.2008 olarak düzenlendiğini, yüklenicinin geçici kabul talebinin ise 10.10.2008 değil 09.07.2008 tarihinde yapıldığını, iş bu tarihte işin sözleşme bedelinin % 97'sinin tamamlandığının bizzat yüklenici Argün İnşaat Firmasının gönderdiği dilekçeyle belirtildiğini, yani işin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin Geçici Kabul ile ilgili maddesinde; "İşin geçici kabulünün yapılabilmesi işe ait eksik ve kusurlu işlerin bedelleri toplamının sözleşme bedelinin % 5'inden fazla olmamasına bağlıdır." hükmü gereğince 09.07.2008 tarihinden daha önce geçici kabule hazır hale getirildiğini, bu dilekçe sonrasında İ.Ü. Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı İktisadi İşletmesince İ.Ü. Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı'na 22.07.2008 tarihinde dilekçe ve eklerinin gönderilmiş olduğunu ve teknik şartname, projeye uygunluk ve ilerleme yüzdeleri açısından yerinde tespit yapılarak İ.Ü Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı tarafından dilekçe ekinde sunulan 31.07.2008 tarihli Tespit Raporunun düzenlendiğini ve kendileri tarafından imzalandığını, iş bu Tespit Raporuna göre 4 No.lu Hakediş Pursantajına göre işin % 95'inin bitirilmiş olduğunu, yukarıdaki açıklamalardan ve dilekçe ekinde sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere iddia edildiği gibi işin 10.10.2008 tarihine kadar bitirilmediği için 140 gün ceza kesintisi yapılması gerektiği hususunun gerçeği yansıtmamakta olduğunu, süre uzatım kararı ile 09.06.2008 tarihinin iş bitim tarihi olduğu Yapım İşleri Hakediş Raporu ile sabit iken ve yüklenici firma tarafından 09.07.2008 tarihinde işin % 97 sinin tamamlandığından bahisle geçici kabul talebinde bulunulduğu yüklenici firmanın dilekçesiyle ispatlanmışken Sayıştay İlamının ilgili maddesiyle yüklenilen tazmin hükmünün hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla izah edilen açıklamalar doğrultusunda maddenin temyizen tetkiki ile ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; dilekçi tarafından ileri sürülen gerekçelerin, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin “İşin Süresi ve Süresinin Uzatılması" başlıklı 30’uncu maddesi ile 4735 sayılı "Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun mücbir sebeplere ilişkin 10’uncu maddesi ve işe ait sözleşmenin "İşe Başlama ve Bitirme Tarihi ve Gecikme Halinde Alınacak Cezalar" başlıklı 10’uncu maddesinde belirtilen hükümler karşısında hukuki dayanağı bulunmadığından, ayrıca 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 33’üncü maddesi ile Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı Kararı gereğince adı geçenin sorumluluğu bulunduğundan, talebin reddi ile mevzuata uygun Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde özetle; gerekçeli temyiz dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrar etmekle birlikte, Avcılar Sosyal Tesis yapım işinin zamanında bitirilmediği halde gecikme cezası uygulanmaması suretiyle sebep olunan 56.570,50 TL kamu zararının faiziyle birlikte 37.983,05 TL'lik kısmının 19.12.2011 tarihinde Sosyal Tesis Yapım İşine ilişkin sözleşmeyi imzalayan ve sözleşmeye taraf olan Yüklenici Argün İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, 24.244,50 TL'lik kısmının ise İstanbul Üniversitesi Sosyal Tesisleri tarafından olmak üzere toplamda 62.227,55 TL olarak ödendiğini, ödemelere ve borcun kapandığına dair muhasebe işlem fişinin dilekçe ekinde sunulduğunu, dolayısıyla söz konusu kamu zararı, konunun ilgilileri tarafından ödenmiş olduğundan 1304 sayılı İlamın 4. maddesinin ortadan kaldırılması gerektiğini bildirmiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında; İlamın 4. maddesi yönünden bildirilen tahsilatın İlamın hüküm tarihinden sonra olması nedeniyle yapılacak bir işlem olmadığına, karar verilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.
Yargılama Usulü Yönünden İnceleme: (İlamın 4, 5, 6, 7, 8 ve 9. maddelerini ilgilendiren)
İlamın 4, 5, 6, 7, 8 ve 9. maddelerine ilişkin öncelikli olarak;
28.12.2007 tarih ve 26740 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 2008 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve 30.12.2005 tarih ve 26039 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca İşletilen Sosyal Tesislerin Muhasebe Uygulamalarına Dair Esas ve Usuller” in ilgili hükümleri karşısında adı geçen İktisadi İşletmenin “kamu idaresince işletilen sosyal tesis” niteliğinde olduğu; dolayısıyla kamu kaynağı kullandığı, Üniversite tarafından çıkarılan Yönerge gereği İktisadi İşletmenin elde ettiği gelirlerin giderlerine harcanan kısmından arta kalan net kar tutarı sene sonunda Yürütme Kurulu kararı ile Üniversite (Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı) hesaplarına yatırılmakta olduğu; bu nedenle söz konusu İktisadi İşletmeden yapılan mevzuata aykırı harcamalar neticesinde üniversitenin (Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı) bütçesine aktarılacak gelir tutarının azalacağı ve son olarak ilgili İktisadi İşletmenin Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Hakkında 72 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Hükümleri kapsamına girmediği; bu itibarla, kamu iktisadi kuruluşu/teşekkülü olarak değerlendirilemeyeceği ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Sayıştayın görevleri” başlıklı 28’inci maddesi gereğince Sayıştay denetimine tabi kılındığı anlaşıldığından dilekçinin yargılama usulüne yönelik iddialarının reddine karar verilmekle temyiz başvurusunun sorumluluk ve esas yönünden incelenmesine geçildi;
Sorumluluk Yönünden İnceleme:
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun 32’nci maddesinde; “Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
33’üncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. …
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar. …”
hükümleri yer almaktadır.
Sayıştayca yapılan incelemeler sonucunda kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hususundaki tereddütleri gidermeye yönelik 14.06.2007 tarih ve 5189/1 karar No’lu Sayıştay Genel Kurul Kararı’nda da; harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına; aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine karar verilmiştir.
Söz konusu Kararda ayrıca;
“…
c) Kurul, Komisyon veya Benzeri Bir Organca Düzenlenen Gerçekleştirme Belgelerinde Sorumluluk
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğu, bu işlemleri yetkili ve görevli olarak yapmalarına ve yapılan giderin bu kişilerce düzenlenen belgeye dayanılarak yapılması hususlarına göre belirlenmektedir.
Bu nedenle mevzuatına göre oluşturulan kurul, komisyon veya benzeri bir organ tarafından düzenlenen keşif, rapor, tutanak, karar veya ödemeye esas benzeri belgelerden doğacak sorumluluğa, işlemi gerçekleştiren ve bu belgeyi düzenleyip imzalayan kurul üyelerinin de dahil edilmeleri ve bu işlem nedeniyle harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla,” denilerek kurul, komisyon veya benzeri bir organca düzenlenen gerçekleştirme belgelerindeki sorumluluk durumu açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu anlamda, mevzuat hükümleri uyarınca İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesince düzenlenen harcama belgelerini harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imzalayanlar ile işe ait hakediş belgeleri (rapor, tutanak vb.) üzerinde imzası bulunanların sorumluluğu yönünden herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Esas Yönünden İnceleme:
Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin "İşin süresi ve sürenin uzatılması" başlıklı 30’uncu maddesinde:
"İşin, sözleşmesinde belirlenen zamanda tamamlanıp geçici kabule hazır hale getirilmemesi durumunda, gecikilen her takvim günü için sözleşmesinde öngörülen günlük gecikme cezası uygulanır.
Sözleşmesinde belirtilen mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır.
Yüklenicinin, sürenin uzatılmasını gerektiren hallerin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde, İdareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından usulüne göre düzenlenmiş belgelerle mücbir sebebin meydana geldiğini tevsik etmesi zorunludur. Yüklenici bildiriminde, iş üzerinde gecikmeye yol açtığını düşündüğü sebeplerin ayrıntılarını, işin süresinin ne kadar uzatılması gerektiğini belirtecektir. Uzatılacak sürenin tespiti o anda mümkün değilse bunun da sebeplerini ayrıca belirtecek, durumun netlik kazanmasından sonra istediği süre uzatımını da ayrı bir yazı ile derhal bildirecektir. Ancak idarenin sebep olduğu süre uzatımını gerektiren gecikmelerde, yüklenicinin yirmi gün içinde yazılı bildirimde bulunma şartı aranmaz.
Zamanında yapılmayan yazılı bildirimler dikkate alınmaz ve yüklenici müracaat süresini geçirdikten sonra süre uzatımı talebinde bulunamaz. Mücbir sebeplerin devamı sırasında yapılacak bildirim, yirmi gün öncesinden geçerli olmak üzere dikkate alınabilir.
İşin tamamlanması için sözleşmesinde tespit edilen tarih veya süre haricinde başkaca kayıt bulunmayan işlerde, havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmi tatil günleri göz önünde tutularak iş bitim tarihi veya süresi belirlenmiş sayılacağından, yüklenici, çalışmadığı bu gibi günleri öne sürerek süre uzatılması isteğinde bulunamaz. Ancak süre uzatımlarında, yapılacak işin özelliğine göre çalışılamayacak günlerde dikkate alınarak verilecek süre belirlenir." hükmü yer almaktadır.
4735 sayılı '"Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 10’uncu maddesinde "Mücbir Sebepler" sayılarak:
"…
Süre uzatımı verilmesi, sözleşmenin feshi gibi durumlar da dahil olmak üzere, idare tarafından yukarıda belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için; yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi zorunludur." denilmektedir.
Avcılar Sosyal Tesis Yapım İşine ait sözleşmenin, "İşe başlama ve bitirme tarihi ve gecikme halinde alınacak cezalar" başlıklı 10’uncu maddesinin "Gecikme halinde alınacak cezalar" başlıklı 10.2’nci bendinde:
"İdarece verilen süre uzatımı hariç iş zamanında bitirilemediği takdirde geçen her takvim günü için yüklenicinin hak edişinden sözleşme bedelinin % 0,05 (Onbinde Beş)'i oranında gecikme cezası kesilir. Günlük gecikme cezasının matrahına o tarihe kadar hesaplanan fiyat farkları da dahil edilir.
“Süre uzatımı verilebilecek haller ve şartları” başlıklı 19’uncu maddesinde ise:
“Sözleşmede öngörülmeyen durumlar nedeniyle sözleşme bedelinin % 10 una kadar oran dahilinde bir iş artışının zorunlu olduğu hallerde ilave işin gerektirdiği ek süre yükleniciye verilir.
…
İşin süresi ve süre uzatımıyla ilgili hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanır.” ifadeleri yer almaktadır.
Adı geçen işe ait hakediş ve eklerinin incelenmesinde görüleceği üzere, 808.150,00 TL sözleşme bedeli üzerinden 120 gün süre tespit edilerek 01.04.2008 tarihinde bitirilmesi öngörülen iş, bu bedelle bitirilemeyerek % 9,99 iş artışı yoluna gidilmiş, yüklenicinin 17.03.2008 tarihinde vermiş olduğu dilekçe üzerine ise 28.03.2008 tarihinde alınan kararla 40 gün süre uzatımı verilerek iş bitim tarihi 11.05.2003 olarak tespit edilmiştir. Yüklenicinin daha sonra 17.03.2008 tarihinde beton ve kazı işlerini gerekçe göstererek 130 gün, 09.05.2008 tarihinde ise malzeme temininde güçlük yaşadığını öne sürerek de 30 gün olarak istediği süre uzatım başvuruları idare tarafından karşılanmamış ve süre uzatımı verilmemiştir. Ancak süre uzatımı verilmemesine rağmen yüklenicinin 10.10.2008 tarihli geçici kabul yapılması yönündeki talep yazısına kadar geçen sürede düzenlenen 4 hakedişten herhangi bir ceza kesintisi yapılmadığı ve sözleşmenin feshi yoluna da gidilmediği görülmüştür. İlama esas yargı raporu eki hakediş ve eklerinde de, iş artışından kaynaklanan % 9,99 oranı için süre uzatım kararı verildiğine ilişkin bir belgeye de rastlanmamıştır. Ancak artıştan kaynaklanan tutar için süre verilmiş olsa bile (süre uzatımına ilişkin bir belge var olmadığından; dolayısıyla başkaca bir hesaplama yöntemi kullanılamayacağından) bu süre 12 (120*% 10) gün olacağından, bu sürenin iş bitim tarihine eklenmesi halinde dahi iş bitim tarihi 23.05.2008 olacaktır. Buna göre 23.05.2008 tarihinden geçici kabul talebinin yapıldığı 10.10.2008 tarihine kadar geçen 140 günlük süre için gecikme cezası kesilmesi gerekmektedir.
Son olarak, dilekçi tarafından yapılan bildirime göre İlamın 4. maddesindeki tazmin tutarı 29.12.2011 tarih ve 36216 yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile 56.570,50 TL asıl ve 5.657,05 TL faiz olmak üzere 62.227,55 TL olarak tahsil edilmiştir.
Bildirilen bu tahsilat hüküm tarihi olan 10.02.2011 tarihinden sonra yapıldığından hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Bu itibarla, hükümden sonra tahsilatı gerçekleştirilen tutar ilamın infazı mahiyetinde olup Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamakla beraber konunun esasına ilişkin dilekçi iddialarının reddi ile 1304 sayılı İlamın 4. maddesi ile verilen 56.570,50 TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE,
- 1304 sayılı İlamın 5. maddesi ile İstanbul Üniversitesi bünyesinde memur statüsünde çalışmakta olan Hüseyin ŞAHİN ve Özer SARI ile işçi statüsünde çalışmakta olan Hasan ÖZDEMİR’e İktisadi İşletme Yürütme Kurulunun muhtelif tarihlerde almış olduğu kararlara istinaden “Prim” adı altında ödemede bulunulduğu gerekçesiyle 75.224,74 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda adı geçen dilekçi, öncelikli olarak İlamın 4. maddesiyle ilgili belirttiği usul ve sorumluluğa ilişkin temyiz itirazlarını sıraladıktan sonra İlamda bahsi geçen konunun esası ile ilgili olarak özetle; tazmin hükmünün, İktisadi İşletmede çalışanlara verilen primlerin kamuyu zarara uğrattığından bahisle oluşturulduğunu, öncelikle bir ticari işletmenin, daha fazla kar elde edebilmek için çalışanlarının performansını artırmaya yönelik olarak prim vermesi ve bu sayede işletmenin kar elde etmiş olması sonrasında kamu zararının nasıl oluştuğunun tarafınca anlaşılamadığını, ayrıca prim konusunda İktisadi İşletmenin kendi yetkili organlarınca alınan kararlar ile dağıtım yapıldığından bu konuda da usule aykırılık bulunmadığını, çalışanlara verilen primin, emeğin karşılığı olduğunu, yapılan işlemin İktisadi İşletmenin kar elde etmek amacıyla gelir ve gider maliyetleri doğrultusunda yapılmış bir ekonomik tasarruf olduğunu, Üniversitenin bütçesine girmesi gereken bir paranın prim olarak dağıtılmış olmadığını, İktisadi İşletmenin gelirlerinden karşılanan olağan giderleri kapsamında, yapılan ödemenin İstanbul Üniversitesi Senatosunca kabul edilen İktisadi İşletme Yönergesine ve hakkaniyete uygun bir ödeme olduğunu, kamu zararı olarak nitelenen ödemenin, Üniversite Senatosunca kabul edilen İktisadi İşletme Yönergesi doğrultusunda yapıldığı hususunun mutlaka dikkate alınması gerektiğini, bilindiği üzere, idari işlemlerde "hukuka uygunluk karinesi" nin geçerli olduğunu, İktisadi İşletme Yönergesi'nin, hukuka aykırılığı ve uygulanamayacağı hakkında bir yargı kararı verilmediği sürece hukuka uygun olduğunu, dolayısıyla da İktisadi İşletme Yürütme Kurulu Üyelerinin karar alırken bu Yönerge hükümlerine uygun hareket etmek zorunda olduklarını, bu nedenle, söz konusu Yönerge yürürlükte olduğu sürece, bu yönerge kapsamında ödeme yapılmasının zorunlu olduğunu; aksi halde, yönergeye göre prim hakkı elde edenlerin haklı itirazları ile karşılaşılacağını, bu itibarla; İktisadi İşletmenin, Üniversite Senatosunca kabul edilen yönerge doğrultusunda yaptığı ödemenin mevzuata uygun olduğunu, eğer bir sorumluluk doğacak ise, bu sorumluluğun söz konusu yönergeyi kabul eden Üniversite Senatosuna ait olacağının da açık olduğunu, İktisadi İşletmenin sosyal tesis niteliğinde olduğu, sosyal tesisin gelirlerinin de üniversite bütçesine girmesi gerektiği, dolayısıyla üniversite bütçesine girmesi gereken bir rakamın prim olarak dağıtılmış olması sebebiyle azaldığı şeklinde bir mantık kurulduğunu anlamakla birlikte, bunun kabul edilemeyeceğini ve hiçbir hukuki temelinin olmadığını, sosyal tesisin tüzel kişiliğinin olmayacağını, bütçesinin üniversite bütçesi olduğunu, iktisadi işletmenin ise adı üstünde sosyal değil iktisadi bir teşebbüs olduğunu; bütçesinin üniversite bütçesinden ayrı olduğunu, İktisadi İşletme, Üniversite bütçesinden ayrı bütçesi ile faaliyetine devam ederken, eğer bir hukuka aykırılık varsa, sadece niçin kurulduğunun sorgulanabileceğini ve kurulmaması gerektiğinin belirtilebileceğini; ama kurulmamış varsayılarak kamu zararı değerlendirilmesinin yapılamayacağını, tüm bunlardan başka İktisadi İşletmenin 58 kantin, 3 otopark, 5 Restoran, Enez tatil ve dinlenme köyü, spor salonları, halı sahalar ve daha birçok birimden teşekkül etmekte olduğunu, bu birimlerin düzenli, verimli ve tüm hizmet alanlarını memnun etmesi için İşletmede Yürütme Kurulu Üyesi, Genel Sorumlu, ve Restoranlar Sorumlusunun belirlendiğini ve görevlendirildiğini, bu çalışanların İktisadi İşletmenin düzenli çalışması için gece gündüz, cumartesi-pazar demeden görev yaptıklarını, çoğu zaman resmi ve dini bayramlarda dahi aralıksız çalıştıklarını, 24 saat açık olan kantinlerin düzenli çalışması, 365 gün faaliyet gösteren otoparkların sistemli ve düzenli çalışması, restoranlarda gece yarılarına kadar süren hizmetin aksamadan verilmesi için minimum düzeyde görevlendirilen sorumlulara bu fedakâr hizmetleri karşılığında İstanbul Üniversitesi Senatosunca kabul edilen İktisadi İşletme Yönergesinin 6’ncı maddesine binaen İktisadi İşletme gelirlerinden karşılanmak suretiyle bu ücretlerin ödendiğini, keza memuriyet görevleri dışında görevlendirilen sorumlular sayesinde İktisadi İşletmenin kar elde ettiğini, eksiksiz olarak yüklü miktarda vergiler ödediğini ve Maliye Bakanlığı Gelir idaresi Başkanlığı tarafından dahi takdirname ile ödüllendirilen bir işletme olduğunu, ayrıca Sayıştay Başkanlığı'nın 2009/576 sayılı sorgu kâğıdının 14. maddesinde memur statüsünde çalışmakta olan personele işçiler için çıkarılan yönetmelikten yararlanmaları suretiyle ödeme yapılamayacağı ve yapılan ödemenin kamu zararı olacağının belirtildiğini, ancak ilgili Sayıştay Dairesinde yapılan yargılamada memurlara yapılan bu ödemeye ilişkin sorguya verilen cevaplar kabul edilerek kamu zararı olmadığı kanaatine varılmasına (İlamda yer almamasına) rağmen; aynı sorgunun 12. maddesinde memur statüsünde olup İktisadi İşletmede görevlendirilen şahsına ve diğer personele yapılan ödemelerin kabul edilmediğini ve Sayıştay İlamının 5. maddesiyle sorumlulardan tazminine karar verildiğini, Sayıştay Başkanlığı'nın 2009/576 sayılı sorgusunun 12. maddesinde Devlet Memurları Kanununun 146’ncı maddesine vurgu yapılarak, İktisadi İşletmede görev verilen devlet memurlarına yapılan ödeme kabul edilmemiş iken, 14. maddesinde İşletmede görev verilen Devlet Memuru statüsündeki memurlara yapılan ödemenin kabulünün, çelişki teşkil ettiğini, devlet memuru statüsünde olup İktisadi İşletmede görev alan memurlara İktisadi İşletmenin kendi gelirlerinden yapılan bu ödemelerin, Üniversitenin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bütçesi, ödenek ve ödeme emri belgeleri ile hiçbir ilişkisi bulunmadığından her iki madde için de kamu zararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, Anayasanın 18’inci maddesinin memurlara angaryayı yasakladığını, Anayasanın angaryayı yasaklayan hükümleri dikkate alındığında yukarıda açıklandığı şekilde memuriyet görevlerinin dışında görevlendirilen memurlara bu çalışmaları karşılığında (mesai saatleri dışında, gece, hafta sonları ve tatil günlerinde yaptıkları fazla çalışma karşılığı) İktisadi işletme gelirlerinden karşılanmak üzere bir ücret ödenmesinin kaçınılmaz olduğunu, bu ödemelerin kamu zararı değil aksine kişilerin daha çok çalışmaları ve üstün gayretleri sebebiyle Üniversite ve kamunun yararına olduğunu, geçmiş yıllar ve yılsonu bilançoları incelendiğinde bunun açıkça görüleceğini, dolayısıyla bu ödemelerin kişilerin memuriyet görevleri dışında verilen görevlendirmeler ve görevler doğrultusunda yapıldığını, Devlet Memurları Kanununun 146’ncı maddesine aykırı olmadığının yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşıldığını, açıklanan tüm bu gerekçelerle maddenin usule ve yasaya aykırı olması sebebiyle temyizen tetkiki ile ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; prim ödenen iki personelin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre çalışan memur statüsündeki kişiler olduğu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146’ncı maddesinde; “… memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında, bu kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirecekler hariç) …” hükümlerinin yer aldığı, farklı bir birimde çalıştırılmaları nedeniyle prim adı altında ilave bir ücret verilmesinin yukarıda belirtilen yasa hükümlerine aykırı olduğu, ayrıca 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 33’üncü maddesi ile Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı Kararı gereğince adı geçenin sorumluluğu bulunduğu, dolayısıyla temyiz talebinin reddine ve Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay Başsavcılığının karşılama yazısındaki temyiz talebinin reddine ilişkin görüşlerine katılmadığını belirtmiş ve daha önceki temyiz dilekçesinde savunduğu hususlar dikkate alınarak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında; dilekçede adı geçen tarafından ileri sürülen hususların önceki mütalaada belirtilen görüşlerin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde:
“Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır.
…”
“Amaç” başlıklı 2’nci maddesinde:
“Bu Kanun, Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini, atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını ve ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenler.
Bu Kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği hususları belirtmek üzere tüzükler çıkarılır. Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur.”
28’inci maddesinde:
“Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç).”
146’ncı maddesinde ise:
“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.
Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez. hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)
…” hükümleri yer almaktadır.
Buna göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146’ncı maddesi bir memurun memuriyet görevi ile ilgili olarak kanunların, yönetmeliklerin veya amirlerin verdiği bir görevi yapması dolayısıyla kendisine ayrı bir ödeme yapılmasına engel teşkil etmektedir. (25.02.1975 gün ve E. 1971/19208, K. 1975/1005 sayılı Danıştay Başkanlığı Kararı)
Diğer taraftan, 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12’nci maddesinde; “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinden asli kadro ve görevleri dışında, kurum ve kuruluşların yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu, danışma kurulu üyelikleri ve komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev alanlara, bu görevlerinden sadece biri için ücret ödenebilir.” denilmektedir.
Ayrıca Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 155) uyarınca yukarıda belirtilen Kanun Hükmünde Kararnamenin açıklaması yapılmış ve görevlendirilen memurlara ne şekilde ödeme yapılabileceği belirtilmiştir.
İlama esas bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere Üniversitede Daire Başkanı kadrosunda çalışan Hüseyin ŞAHİN, atamaya yetkili amir (Rektör) tarafından Senato Kararı gereğince, asli görevinden ayrı olarak İktisadi İşletmenin Yürütme Kurulu üyeliği ve ihale komisyonu üyeliği görevi verilmek suretiyle memuriyet görevinin dışında Üniversitenin bir iştiraki olarak ayrı bir sermayesi ve ticari yapısı olan işletmede görevlendirilmiştir.
Özer SARI memur kadrosunda olup, atamaya yetkili amir (Rektör) tarafından memuriyet görevinin dışında İktisadi İşletmenin Genel Sorumlusu olarak, Hasan ÖZDEMİR ise işçi kadrosunda olup, asli görev yerinin dışında İktisadi İşletmenin Restoranlar Sorumlusu olarak görevlendirilmişlerdir.
Her üç kişiye de İstanbul Üniversitesi Senatosunca kabul edilen Yönergenin 6’ncı maddesine binaen aldıkları bu görevler dolayısıyla İlamda bahsi geçen ödeme yapılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde adı geçen personele yapılan prim, emeğin karşılığı olup İktisadi İşletmenin kar elde etmek amacıyla gelir ve gider ödemesi maliyetleri doğrultusunda yapılmış ekonomik bir tasarruftur. Üniversitenin bütçesine girmesi gereken bir para prim olarak dağıtılmış değildir. Üniversiteden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip iktisadi kuruluş olan İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesinin gelirlerinden karşılanan olağan giderleri kapsamında, İstanbul Üniversitesi Senatosunca kabul edilen İktisadi İşletme Yönergesine uygun olarak fazla çalışma (mesai) ücreti ödenmiş olup, bu ödemenin prim olarak adlandırılması, ödemenin amacı ve mahiyetinde bir değişiklik yaratmamaktadır.
Bu itibarla, ilgili kişilere yapılan ödemelerin memuriyet/işçilik görevleri dışında yapılan görevlendirmeler ve verilen görevler (mesai saatleri dışında, gece, hafta sonları ve tatil günlerinde yaptıkları fazla çalışma) karşılığında yapıldığı ve gerek Devlet Memurları Kanununun 146’ncı maddesine gerekse de toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olmadığı anlaşıldığından konunun esasına ilişkin dilekçi iddialarının kabulü ile 1304 sayılı İlamın 5. maddesi ile verilen 75.224,74 TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1304 sayılı İlamın 6. maddesi ile İstanbul Üniversitesi kadrosunda işçi statüsünde çalışmakta olan personele Enez Kampında görevlendirme yapılması sebebiyle Toplu İş Sözleşmesinde yer almayan “Prim” adı altında ödemede bulunulduğu gerekçesiyle 24.474,74 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda adı geçen dilekçi öncelikli olarak İlamın 4. maddesiyle ilgili belirttiği usul ve sorumluluğa ilişkin temyiz itirazlarını sıraladıktan sonra İlamda bahsi geçen konunun esası ile ilgili olarak özetle; tazmin hükmünün, "İstanbul Üniversitesi kadrosunda işçi olarak çalışmakta olan personele, Enez Kampında görevlendirme yapılması sebebiyle Toplu İş Sözleşmesi'nde yer almayan ödemelerde bulunulması suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği" gerekçesiyle verildiğini, öncelikle, İktisadi İşletme Yönergesi'nin 6’ncı maddesinin (e) bendinde; "İktisadi İşletme birimlerinde görevli personele ödenecek fazla çalışma saat ve ücretlerini tespit etmek" görevinin Yürütme Kurulu'nun görevleri arasında sayıldığını, buna göre Yürütme Kurulunun, Enez Tesisi dahil, İktisadi İşletme birimlerinde fazla çalışma saat ile ücretleri tespit ve ödemeye yetkili kılındığını, öte yandan Enez Tesisi'nde çalışma, işçilerin birkaç ay ailelerinden ve mutat çevrelerinden uzak kalmasına neden olduğundan, işçilerin Enez Tesisi'ne gitmeyi tercih etmediklerini, bunun da oraya gönderilecek işçi bulunmasında sıkıntılar yaratmakta olduğunu, işçiye fazla çalışma ücreti ödenmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, dolayısıyla Enez Tesisi'nde çalıştırılan işçilere ödenen fazla çalışma ücretinin, gerek işçileri Enez Tesisi'nde çalışmaya özendirmek, gerekse çeşitli nedenlerle ödenemeyen fazla çalışma karşılıklarının verilmesi ve bu şekilde yasal zorunluluğun yerine getirilmesi amacıyla ödendiğini, yasal bir düzenlemenin zorunlu kıldığı bir ödemenin yapılabilmesi için toplu iş sözleşmesinde açık bir hüküm bulunmasına da gerek bulunmadığını, toplu iş sözleşmesinde işçiye verilmesi gereken asgari mali hakların belirlendiğini, toplu iş sözleşmesinde yer almayan bir ödemenin, işçi hak etse dahi ödenemeyeceğinin söylenemeyeceğini, bu tür bir yaklaşımın, yasal düzenlemeye aykırı olduğu gibi hakkaniyetle de bağdaşmayacağını, toplu iş sözleşmesinde öngörülenden daha yoğun çalışmak durumunda kalan ve kar eden bir işletmenin çalışanı olan işçiye yapılan ödemenin, kamu gelirini gerçekte artırmakta olduğunu, aksi takdirde verimlilik elde edilemeyeceği gibi, karlılık da sağlanamayacağını, işçinin memnuniyetinin, faaliyetin karlılığına yol açan bir sebep olduğunu, dolayısıyla aslında işletmenin karlılığını sağlamak, güvence altına almak için yapılan fazla mesai ücreti ödemesinin bir zarar olarak talep edilmesinin, hem işletme gereklerine, hem de hayatın gerçeklerine ve hukukun özüne aykırılık teşkil edeceğini, ayrıca Sayıştay Başkanlığının, 2008 yılı Strateji Daire Başkanlığının Bütçesinin denetimi sonucu hazırlanan 2009/576 sayılı sorgusunun 14. maddesinde devlet memuru statüsünde çalışan memurlara yapılan ödemeler kamu zararı olarak kabul edilmemişken, işçi statüsünde çalışanlara Enez kampında yapılan fazla ödeme tutarlarının kamu zararı olarak nitelendirilmesinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılığın yanında insan haklarına da aykırı olduğunu, İstanbul Üniversitesi Strateji Daire Başkanlığı Bütçesinden yapılmayan bu ödemenin, İktisadi İşletmenin düzenli ve verimli çalışmasına binaen, İktisadi İşletme gelirlerinden yapılmış olup işletmenin menfaatlerinin korunduğunu, dolayısıyla Enez Tesisinde çalıştırılan işçilere, fazla çalışma ücreti ödenmesine dair yasal zorunluluğun yerine getirilmesi amacıyla Yönerge hükmüne uygun olarak fazla çalışma (mesai) ücreti ödenmiş olup, bu ödemenin sehven prim olarak adlandırılmasının, ödemenin amacı ve mahiyetinde bir değişiklik yaratmayacağını, bu ödeme ile kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye sebebiyet verilmediğinden kamu zararından bahsedilemeyeceğini, bu sebepler çerçevesinde ilgili maddenin temyizen tetkiki ile ortadan kaldırılmasını arz ve talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; işçi personelin mali hakları; Tez-Koop-İş ile İstanbul Üniversitesi arasında imzalanan ve 01.01.2007-31.12.2008 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesinin 22. maddesinin "C" bendinde yer alan hükme aykırı olarak sözleşmede yer almayan bir ödemenin yapılmasının mümkün olmadığı, ayrıca 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 33’üncü maddesi ile Sayıştay Genel Kurulu'nun 5189/1 sayılı Kararı gereğince adı geçenin sorumluluğu bulunduğu ifade edilerek temyiz talebinin reddine ve Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay Başsavcılığının karşılama yazısındaki temyiz talebinin reddine ilişkin görüşlerine katılmadığını belirtmiş ve daha önceki temyiz dilekçesinde savunduğu hususlar dikkate alınarak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında; dilekçede adı geçen tarafından ileri sürülen hususların önceki mütalaada belirtilen görüşlerin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
İlam hükmünün içeriği (“iktisadi işletme” olarak yapılandırılan sosyal tesiste görevli işçiye “prim adı altında ödeme yapılması”), Başsavcılık Karşılaması, Dilekçinin Yanıtı Başsavcılık İkinci Karşılaması işbu Temyiz Kurulu İlamının 2. maddesinde belirtildiği gibi olup burada yer alan açıklamalar doğrultusunda konunun esasına ilişkin dilekçi iddialarının kabulü ile 1304 sayılı İlamın 6. maddesi ile verilen 24.474,74 TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1304 sayılı İlamın 7. maddesi ile İstanbul Üniversitesi İktisadi İşletmesi ile İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Kulübü arasında 26.08.2008 tarihinde yapılan Sponsorluk Sözleşmesi sonucu Spor Birliği Kulübüne aktarıldığı gerekçesiyle 699.700,00 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda adı geçen dilekçi öncelikli olarak İlamın 4. maddesiyle ilgili belirttiği usul ve sorumluluğa ilişkin temyiz itirazlarını sıraladıktan sonra İlamda bahsi geçen konunun esası ile ilgili olarak özetle; tazmin hükmünün "İstanbul Üniversitesi İktisadi İşletmesi ile İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Kulübü arasında 26.08.2008 tarihinde yapılan Sponsorluk Sözleşmesi uyarınca 699.700,00 TL'nin Spor Kulübüne aktarılması suretiyle kamu zararına yol açıldığı" gerekçesiyle verildiğini, öncelikle Spor Birliği Kulübünün Üniversitenin öğrenci ve çalışanlarının beden ve ruh sağlıklarını geliştirmeleri amacıyla kurulan ve 4 Ekim 1999 tarih ve 23836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Kulübü Yönetmeliği" ne göre İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren ve Dernekler Yasasıyla hiçbir bağı bulunmayan bir kuruluş olduğunu, İlamda bahsedilen 04.07.1982 tarih ve 17744 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Dahili Yönetmeliğinin, bu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırıldığını, Üniversite Spor Birliği Kulübüne aktarılan bu paranın, öğrencilerin ve çalışanların yerel, ulusal ve uluslararası spor müsabakalarındaki masraflarının karşılanması ve Üniversitenin spor yoluyla tanıtılmasına yönelik yapıldığını, bu amacın Senato tarafından kabul edilen İşletme Yönergesinde de açıkça mevcut olduğunu, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanunun "dernek ve vakıfların, kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen hizmetlerle ilgili olarak hangi ad altında olursa olsun karşılık almasını" yasakladığını, Spor Birliği ile İktisadi İşletme arasındaki ilişkide bu yasak kapsamında kamu hizmetlerine ilişkin bir karşılık alınmasının söz konusu olmadığı gibi, "spor amaçlı veya öğrenci dernekleri gibi derneklerin 5072 Sayılı Kanun kapsamına girmediği" nin de, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı'nın 19.02.2004 tarihli 2004/2 sayılı genelgesinde belirtildiğini, ayrıca Üniversite ve bağlı eğitim birimlerinde Dernekler Yasasına bağlı olmadan faaliyet gösteren yüzlerce kulübün mevcut olduğunu, Spor Birliği Kulübünün 30 ayrı branşta öğrencilere ve çalışanlara hizmet etmekte olduğunu, Üniversite spor salonları, halı sahaları ve spor okullarının gelirlerinin kurumlar vergisine tabi olmaları sebebiyle İktisadi İşletme bünyesinde işletilmesi zorunluluğunun doğduğunu, bu zorunluluk doğrultusunda İktisadi işletme Yönergesinde yapılan değişiklik ve Yürütme Kurulunun 04.06.2008 tarih 8 no.lu Kararı ile spor salonları, halı sahalar ve spor okullarının İktisadi İşletme bünyesinde işletildiğini ve elde edilen gelirin vergisinin de ödendiğini, öte yandan İstanbul Üniversitesi Senatosunca kabul edilen İktisadi İşletme yönergesinin "amaç" başlıklı 1. maddesinde de belirtildiği üzere İktisadi İşletme'nin amaçları arasında Üniversitenin tanıtım hizmetleri için gerekli alımları ve yatırımları yapmanın da sayıldığını, üniversiteyi tanıtmanın en iyi yolu spor olduğundan, Kurumlar Vergisi mükellefi olan İktisadi İşletme ile Spor Birliği Kulübü arasında Başbakanlık Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün de onayladığı Sponsorluk Sözleşmesinin imzalandığını; bu sözleşme uyarınca Spor Birliği Kulübüne para aktarılmasında, Üniversite öğrenci ve çalışanlarına spor yapma imkânı sağlanması yanında, öğrenci ve çalışanların elde edecekleri sportif başarılarla Üniversitenin ülke ve dünyada tanıtımının amaçlandığını, günümüz rekabet ortamının, devlet üniversitelerinin özel üniversiteler ile rekabet etmesini gerektirdiğini, spor en etkin tanıtım alanlarından biri olduğundan İstanbul Üniversitesi'nin tanıtımında da sportif başarıların ve spor yapma imkânlarının büyük öneme sahip olduğunu, buna rağmen, Sayıştay İlamında; "Ayrıca temel amacı eğitim olan bir kamu kurumunun bu şekilde kendini tanıtmaya ihtiyacı da bulunmamaktadır." denilerek yapılan harcamaların kamu zararı olduğu yorumunun yapıldığını, konunun yoruma dayalı olduğunun ve haksız suçlama niteliğinde bir ithamla karşı karşıya kalındığının en önemli delilini bu ifadenin oluşturduğunu, keza İlamda; "Üniversiteler ile ilgili hiçbir mevzuatta spor kulüplerine sponsor olabilmeyi sağlayan bir hüküm bulunmamaktadır." denildiğini, bunu yasaklayan bir hüküm olmaması bir yana, spor kulübünün kendi bünyesinde öğrenciler ve öğretim elemanları için ve onlar tarafından kurulmuş olmasının üniversitenin mali desteği için gerekli ve yeterli bulunduğunu, bu tür spor kulüplerinin üniversite bünyesindeki birimler olduğunu, ayrı tüzel kişiliği olan Spor Kulüpleri gibi değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla Spor Birliği Kulübüne aktarılan paranın tamamı Üniversite öğrencileri ve çalışanlarının sportif faaliyetlerde bulunabilmesini sağlamak amacıyla harcandığından ve bu şekilde kamu kaynağında artışa engel olunması veya eksilmeye sebebiyet verilmesi de söz konusu olmadığından, burada kamu zararından söz edilmesinin hukuken ve iktisaden mümkün olmadığını, İktisadi İşletmenin yaptığı harcamaların üniversitenin zararı dolayısıyla kamu zararı olarak kabul edilemeyeceğini, kar eden bir kuruluş olarak, faaliyet alanının gereğini yaptığını, İktisadi İşletmenin Spor Birliğine para aktarmasının da kamu zararı değil, Üniversitenin yapması gereken bir harcamayı üstlenmiş olması sebebiyle kamu faydası sağladığını, Sayıştay İlamının 13. sayfasında Üniversite Spor Birliğinin "toplam gelirinin tamamına yakınının üniversite bütçesi tarafından karşılandığı Spor Kulübü, hiçbir geliri olmamasına rağmen sürekli finanse edilmekte buna karşılık düzenli bir muhasebe sistemi tutmamaktadır." denilmesiyle, Spor Birliği Kulübünün masraflarının aslında Üniversite tarafından karşılandığının belirtildiğini, bu durumda Üniversitenin İktisadi İşletmenin sponsorluğu sayesinde önemli bir masraf kaleminden kurtulduğunun açık olduğunu, bu yüzden hiçbir şekilde sponsorluk dolayısıyla kamu zararından bahsedilemeyeceğini, ayrıca Sayıştay İlamında Spor Birliğinin düzenli olarak muhasebe kayıtlarını tutmaması eleştirilirken, bunun kabahatinin de adeta İktisadi İşletmeye yüklendiğini, Spor Birliği Kulübüne sponsorluk sözleşmesi sonrası yatan 699.700,00 TL’nin harcandığı yerler, harcama dökümü ve harcama belgelerinin tasdikli suretlerinin 4982 sayılı Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde temin edilerek dilekçe ekinde sunulduğunu, bu belgeler incelendiğinde harcamaların tamamının Üniversite öğrencileri ve çalışanlarının sportif faaliyetleri çerçevesinde harcandığının görüleceğini, ayrıca, Kurumlar Vergisi ödemesi bakımından sponsorluk anlaşması tutarı vergiden düşürüldüğünden, kamu yararına olan bu hususun uzmanları tarafından önerildiğini ve Başbakanlık Gençlik Spor Genel Müdürlüğü tarafından da onaylandığı için uygulandığını, diğer taraftan, söz konusu Spor Kulübü ile sponsorluk anlaşması yapılmasına ilişkin herhangi bir imza yetkisinin de bulunmadığını, İktisadi İşletmede görevinin İktisadi İşletme Yürütme Kurulu tarafından alınan kararların ve düzenlenen sözleşmelerin uygulanmasından ibaret olduğunu bu sebeplerle ilgili maddenin de temyizen tetkiki ile ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; ileri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun İlam hükmünün bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay Başsavcılığının karşılama yazısındaki temyiz talebinin reddine ilişkin görüşlerine katılmadığını belirtmiş ve daha önceki temyiz dilekçesinde savunduğu hususlar dikkate alınarak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında; dilekçede adı geçen tarafından ileri sürülen hususların önceki mütalaada belirtilen görüşlerin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
Temyiz dilekçesi ve eklerinden anlaşılacağı üzere;
-
Üniversite ve bağlı eğitim birimlerinde Dernekler Yasasına bağlı olmadan faaliyet gösteren birçok kulüp mevcut olup, Spor Birliği Kulübü de 30 ayrı branşta öğrencilere ve çalışanlara hizmet etmekte olan bir kulüptür.
-
Spor Birliği Kulübü Üniversite öğrenci ve çalışanlarının beden ve ruh sağlıklarını geliştirmeleri amacıyla ve İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak (ayrı bir tüzel kişiliği olmadan) kurulan, 4 Ekim 1999 tarih 23836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Kulübü Yönetmeliği" ne göre faaliyet gösteren ve Dernekler Yasasıyla hiçbir bağı bulunmayan bir kuruluştur. (İlamda bahsedilen 04.07.1982 tarih ve 17744 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Dahili Yönetmeliği, bu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmıştır.)
-
Üniversitenin spor salonları, halı sahaları ve spor okulları gelirlerinin kurumlar vergisine tabi olmaları sebebiyle İktisadi İşletme bünyesinde işletilmesi zorunluluğu doğmuş; bu zorunluluk doğrultusunda İktisadi işletme Yönergesinde yapılan değişiklik ve Yürütme Kurulunun 04.06.2008 tarih 8 no.lu Kararı ile spor salonları, halı sahalar ve spor okulları İktisadi İşletme bünyesinde işletilmiş ve elde edilen gelirin vergisi de ödenmiştir.
-
İstanbul Üniversitesi Senatosunca kabul edilen İktisadi İşletme Yönergesinin "amaç" başlıklı 1. maddesinde de belirtildiği üzere İktisadi İşletmenin amaçları arasında Üniversitenin tanıtım hizmetleri için gerekli alımları ve yatırımları yapmak da sayıldığından, Üniversiteyi tanıtmanın en iyi yolu spor olduğu düşüncesiyle, Kurumlar Vergisi mükellefi olan İktisadi İşletme ile Spor Birliği Kulübü arasında Başbakanlık Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün de onayladığı Sponsorluk sözleşmesi imzalanmıştır.
Bu bağlamda, İktisadi İşletme ile Spor Birliği Kulübü arasında yapılan sponsorluk anlaşması gereği İktisadi İşletmeden, anılan Yönetmelik gereği İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren Spor Birliği Kulübüne para aktarılarak buradan harcama yapılmasında; diğer bir deyişle üniversite tarafından yapılabilecek harcamaların dolaylı yoldan İktisadi İşletme tarafından üstlenilmiş olmasında kamu zararına sebebiyet verildiğinden bahsetmek mümkün değildir.
Ayrıca, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun, "dernek ve vakıfların, kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen hizmetlerle ilgili olarak hangi ad altında olursa olsun karşılık almasını" yasaklamakta olup, Spor Birliği Kulübü ile İktisadi İşletme arasındaki ilişkide bu yasak kapsamında kamu hizmetlerine ilişkin bir karşılık alınması söz konusu olmadığı gibi, "spor amaçlı veya öğrenci dernekleri gibi derneklerin 5072 Sayılı Kanun kapsamına girmediği" de, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı'nın 19.02.2004 tarihli 2004/2 sayılı Genelgesinde belirtilmektedir. Kaldı ki, Spor Birliği Kulübü dernek sayılsa bile, Spor Birliği, Üniversite tarafından verilen bir kamu hizmeti ile ilgili olarak bir para almadığından, İktisadi İşletmeden Spor Birliği Kulübüne verilen paranın 5072 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmemesi gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, Spor Birliği Kulübüne sponsorluk sözleşmesi sonrası yatan paranın harcandığı yerler, harcama dökümü ve harcama belgeleri incelendiğinde harcamaların tamamının Üniversite öğrencileri ve çalışanlarının sportif faaliyetleri çerçevesinde harcandığı, Kurumlar Vergisi ödemesi bakımından sponsorluk anlaşması tutarı vergiden düşürülebildiğinden, kamu yararına olacağı düşüncesiyle para aktarımının İktisadi İşletme gelirlerinden yapıldığı ve sponsorluk anlaşmasının Başbakanlık Gençlik Spor Genel Müdürlüğü tarafından onaylandığı da dikkate alındığında yapılan uygulamada mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, konunun esasına ilişkin dilekçi iddialarının kabulü ile 1304 sayılı İlamın 7. maddesi ile verilen 699.700,00 TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1304 sayılı İlamın 8. maddesi ile İstanbul Üniversitesi İktisadi İşletmesi Yürütme Kurulunun 09.01.2008 tarih ve 1 sayılı kararıyla, İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Kulübüne aktarıldığı gerekçesiyle 60.000,00 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda adı geçen dilekçi öncelikli olarak İlamın 4. maddesiyle ilgili belirttiği usul ve sorumluluğa ilişkin temyiz itirazlarını sıraladıktan sonra İlamda bahsi geçen konunun esası ile ilgili olarak özetle; yukarıda, Sayıştay İlamının 7. maddesi hakkında yapılan açıklamaların, bu madde bakımından da aynen geçerli olduğunu, İlamın bu maddesinde 60.000,00 TL'nin Spor Birliği Kulübü hesaplarına yatırılmadığı ve defter kayıtlarında da görülmediğinin belirtildiğini, oysa bu meblağın Spor Birliği Kulübünün hesabına yatırıldığına dair banka defteri ve İktisadi işletmenin dekontlarının mevcut olup dilekçe ekinde sunulduğunu, Spor Birliği Kulübü tarafından, gelir elde etmek amacıyla tasarlanmış tişört, şapka, mont, eşofman vb. giyim eşyaları alındığını, ancak Spor Birliği Kulübü'nün ticari faaliyette bulunamayacağı, satış karşılığı bir fatura veya fiş veremeyeceği anlaşıldığından, Kulübün depolarında muhafaza edilmekte olan giyim eşyalarının, Üniversite Spor Birliği Kulübü'nün de zarar etmemesi için, bu eşyaların alındığı tarihteki bedelleri karşılığında İktisadi İşletme tarafından devralındığını, İktisadi İşletme Yürütme Kurulu'nun 09.01.2008 tarih ve 1 sayılı kararıyla, İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Kulübü'ne yatırılan 60.000 TL’nin, bu giyim eşyalarının bedeli olduğunu, İktisadi İşletme tarafından devralınan giyim eşyalarının hem tüm kantin ve kafeteryalarda, hem de internet üzerinden belli kâr marjıyla satılmaya başlandığını, dolayısıyla Spor Birliği Kulübü zarara uğratılmadan alış fiyatı üzerinden devralınan Üniversiteyi tanıtım amaçlı eşyaların satışından İktisadi İşletmenin gelir elde ettiğini; aynı zamanda Üniversitenin tanıtımına da katkı sağlandığını, İktisadi İşletme tarafından giyim eşyalarına istinaden alınan bu mal ve malzemelere karşılık yatırılan 60.000,00 TL'nin öğrencilerin eğitim ve öğretimine destek amacıyla ödendiğine dair Yürütme Kurulu Kararının da mevcut olduğunu, Spor Kulübünün İktisadi işletmeye devrettiği malzemelerin listesinin, satılan malzeme miktarı ve elde kalan malzeme listesinin ayrıntılı olarak ilgili birimden 4982 sayılı Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde alındığını, halen Sosyal Tesislere bağlı birimlerde bu malzemelerin satışına devam edilmekte olduğunu, elde edilen gelirlerin de öğrencilerin eğitim ve öğretimine destek amacıyla kullanılmakta olduğunu, bu halde bedeli karşılığı Spor Birliği Kulübünden devir - teslim alınan eşyalardan kâr elde edilmiş ve edilmekte olduğunu, tüm bu açıklamalar çerçevesinde İlamın 8. maddesinde iddia edilenin aksine Spor Birliği Kulübü'ne aktarılan para dolayısıyla kamu zararından söz etmenin mümkün olmadığını, bu sebeplerle ilgili maddenin temyizen tetkiki ile ortadan kaldırılmasını arz ve talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; ileri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun İlam hükmünün bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay Başsavcılığının karşılama yazısındaki temyiz talebinin reddine ilişkin görüşlerine katılmadığını belirtmiş ve daha önceki temyiz dilekçesinde savunduğu hususlar dikkate alınarak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında; dilekçede adı geçen tarafından ileri sürülen hususların önceki mütalaada belirtilen görüşlerin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
Temyiz dilekçesi ve eklerinden anlaşılacağı üzere;
-
İlam maddesinde 60.000,00 TL'nin Spor Birliği Kulübü hesaplarına yatırılmadığı ve defter kayıtlarında da görülmediği belirtilmekte ise de meblağın Spor Birliği Kulübünün hesabına yatırıldığına dair banka defteri ve İktisadi İşletmenin dekontları mevcut olup dilekçe sunulmuştur.
-
Spor Birliği Kulübü tarafından, gelir elde etmek amacıyla tasarlanmış tişört, şapka, mont, eşofman vb. giyim eşyaları alınmıştır. Ancak Rektörlüğe bağlı bir birim olarak Spor Birliği Kulübü'nün ticari faaliyette bulunamayacağı, satış karşılığı bir fatura veya fiş veremeyeceği anlaşıldığından, Kulübün depolarında muhafaza edilmekte olan giyim eşyaları, Üniversite Spor Birliği Kulübü'nün de zarar etmemesi için, bu eşyaların alındığı tarihteki bedelleri karşılığında İktisadi İşletme tarafından devralınmıştır.
-
İktisadi İşletme Yürütme Kurulu'nun 09.01.2008 tarih ve 1 sayılı kararıyla İstanbul Üniversitesi Spor Birliği Kulübü'ne yatırılan 60.000,00 TL, bu giyim eşyalarının bedelidir.
-
İktisadi İşletme tarafından devralınan giyim eşyaları hem tüm kantin ve kafeteryalarda, hem de internet üzerinden belli kâr marjıyla satılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla Spor Birliği Kulübü zarara uğratılmadan alış fiyatı üzerinden devralınan Üniversiteyi tanıtım amaçlı eşyaların satışından İktisadi İşletme gelir elde etmiş; aynı zamanda Üniversitenin tanıtımına da katkı sağlanmıştır.
-
İktisadi İşletme tarafından giyim eşyalarına istinaden alınan bu mal ve malzemelere karşılık yatırılan 60.000,00 TL'nin öğrencilerin eğitim ve öğretimine destek amacıyla ödendiğine dair Yürütme Kurulu kararı da mevcuttur.
Bu itibarla, İlamın 7. maddesine ilişkin işbu Temyiz Kurulu İlamının 4. maddesinde belirtilen “Spor Birliği Kulübü'ne aktarılan para dolayısıyla kamu zararından söz etmenin mümkün olmadığına” yönelik açıklamalar doğrultusunda konunun esasına ilişkin dilekçi iddialarının kabulü ile 1304 sayılı İlamın 8. maddesi ile verilen 60.000,00 TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
- 1304 sayılı İlamın 9. maddesi ile İstanbul Üniversitesi İktisadi İşletmesinin Pepsi Cola Servis Dağıtım Limited Şirketi ile yapmış olduğu 27.04.2006 tarihli sözleşme gereğince adı geçen şirketten yüklü miktarlarda alımlar yapıldığı buna karşılık Şirket tarafından 02.05.2006 tarihinde 35.654,00 TL, 09.05.2006 tarihinde ise 475.000,00 TL’nin İstanbul Üniversitesi Araştırma ve Yardım Vakfı’na bağış olarak aktarıldığı gerekçesiyle toplam 510.654,00 TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda adı geçen dilekçi öncelikli olarak İlamın 4. maddesiyle ilgili belirttiği usul ve sorumluluğa ilişkin temyiz itirazlarını sıraladıktan sonra İlamda bahsi geçen konunun esası ile ilgili olarak özetle; tazmin hükmünün İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesi ile Pepsi Cola arasında 2006 yılında yapılan bir sözleşme ile bağlantılı olarak İstanbul Üniversitesi Araştırma ve Yardım Vakfı'na Pepsi Cola tarafından bağış yapıldığından bahisle verildiğini, harcama belgesinin olmadığı bir yerde harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin sorumluluğundan söz edilemeyeceğinin açık olduğunu, kamu zararı olarak belirtilen miktarla ilgili herhangi bir kamu harcama belgesi, kamu kaynağının kullanımı, fatura karşılığı ödeme ve benzeri hiç bir harcama belgesi bulunmadığı halde gerçekleştirme görevlisi sorumluluk unvanı altında tarafına kamu zararı çıkartılmasının yapılan bu incelemenin nedenli eksik yapıldığını somutlaştırdığını, Pepsi Cola Servis Dağıtım Limited Şirketi ile yapılan sözleşmenin dilekçe ekinde sunulmuş olduğunu ve bu sözleşme ve eklerinden de görüleceği üzere, adı geçen Vakfa herhangi bir ödemenin veya bağışın yapılacağına dair bir hükmün bulunmadığını, ayrıca, söz konusu Şirketle sözleşme yapılmasına ilişkin herhangi bir imza yetkisi bulunmaması sebebiyle böyle bir bağışın yapılıp yapılmadığına ilişkin bir bilgisinin olabilmesinin de mümkün olmadığını, yapılan bağışın, bu şirkete verilen herhangi bir kamu hizmeti dolayısıyla yapılmış bir bağış da olmadığını, daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, Pepsi Colanın, İstanbul Üniversitesi'nin verdiği herhangi bir kamu hizmetini alan taraf olmadığı gibi, adı geçen Vakfa yaptığı bağışın da aldığı bir kamu hizmeti dolayısıyla yapılmış bir bağış olmadığını, oysa Sayıştay İlamının 9. maddesinde aynen tekrar edilen 5072 sayılı Kanun'un 2’nci maddesinin (a) bendinde; "Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamaz." denildiğini, bu nedenle Pepsi Cola'nın adı geçen Vakfa yaptığı bağışın, bu madde kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, İlam maddesindeki kamu zararının dayanağının; Pepsi Cola Servis Dağıtım Limited Şirketi'nden daha ucuza alınması gerektiği iddia edilen ürünün daha pahalı alınarak firma tarafından aradaki bu farkın adı geçen Vakfa bağış yapıldığı yorumundan ibaret olduğunu, zorlama bir yorumla kamu zararına hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bunun bir iskonto (indirim) olmadığının, daha ucuza alınabilme yerine kaim olmadığının geçmiş yıllar hesabına ve bu şirket ile ticari ilişkiye bakıldığında da anlaşılacağını, İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesi'nce Pepsi- Cola tarafından bir koli fiyatının, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında piyasa fiyatının altında alındığının ve yıllara göre yapılan iskonto tutarının da % 15 olduğunun ve yıllar itibariyle sabit tutulduğunun görüleceğini, Pepsi-Cola'nın İktisadi İşletmeye mal satmaya başladığı 2005 Kasım ayından 2011 yılı Mayıs ayına kadar iskontonun sabit tutulduğu ve aynı yıllar dikkate alınarak dış piyasaya satış yaptığı yıllar incelendiğinde gerek koli bazında ve gerekse adet bazında, İktisadi İşletmenin daha ucuza mal aldığının anlaşılacağını, diğer işletmelere daha pahalıya satılan bu üründen İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesinin daha ucuza almasından dolayı takdir edilmesi gerekirken hiçbir ödeme ve harcama belgesi olmadan somut bir veriye değil, haksız ve dayanaksız zorlama bir yorumla kamu zararına sebebiyet vermekle suçlanmalarının ve tazminle yükümlü tutulmalarının gerekçesinin tarafınca anlaşılamadığını, İstanbul Üniversitesi Araştırma ve Yardım Vakfının yönetim, denetim veya herhangi bir kurulu ile yakından uzaktan bir bağımın olmamasına rağmen adı geçen Vakfa Pepsi Cola tarafından yapılan bir bağıştan sorumlu tutulmasının ya da bu durumun kamu zararı olarak nitelenmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, söz konusu Şirket ile yapılan sözleşme ve bu şirketin adı geçen Vakfa yaptığı bağış arasında bir irtibat bulunduğu, özellikle de bağışın indirim niteliğinde olduğu, diğer bir anlatımla indirim yerine bağış yapıldığının iddia sahibi tarafından somut bilgi ve belgelerle ispatlanması gerektiğini, oysa İlamın bozulması talep edilen 9. maddesinde (sözleşmede bağış yapılacağına dair anlaşmanın mevcudiyeti gibi) somut bilgi veya belgeye dayanmaksızın İktisadi İşletmenin yaptığı 27.04.2006 tarihli sözleşme ile Pepsi Cola'nın yaptığı bağış arasında 10 günlük bir süre olduğundan bahisle illiyet bağı kurulduğunu, İktisadi İşletme ile Pepsi Cola arasında 27.04.2006 tarihli sözleşme öncesi ve sonrasında da (2005 Kasım ayından 2011 yılı Mayıs ayına kadar) alım sözleşmeleri yapıldığı ve yapılan tüm sözleşmelerde aynı oranda indirim uygulandığı dikkate alındığında, yapılan bağışın indirim olarak nitelenemeyeceğinin ortaya çıkmakta olduğunu, bu durumun açıklığına rağmen denetim görevlileri tarafından tamamen bir varsayıma dayalı yorumla kamu zararı değerlendirmesi yapılarak kişilerin ciddi bir mali sorumluluk altına alınmasının mümkün olmadığını, kaldı ki; yukarıda izah edildiği üzere, Pepsi Cola şirketinden ürün temini piyasa koşullarına uygun indirimle gerçekleştirildiğinden bir kamu zararı bulunduğu sonucuna ne şekilde ulaşıldığının da açıklanmasının zorunlu olduğunu, İlamın ilgili maddesinde sözü edilen bağıştan haberi ve bilgisi olmamasına rağmen, tarafına kamu zararı olarak çıkartılan 510.654,00 TL tutarındaki bağışın bilgi ve belgelerini temin etmek için, İstanbul Üniversitesi Araştırma ve Yardım Vakfı Başkanlığından 4982 Sayılı Bilgi Edinme Yasası gereği, İlamda belirtilen tarihlerde Pepsi Cola Servis Dağıtım Limited Şirketi tarafından yapılan bağışın ne amaçla ve bu bağışın nereye harcandığının belgelerinin talep edildiğini, İstanbul Üniversitesi Araştırma ve Yardım Vakfı Başkanlığının 02.11.2011 tarihli yazısı ekinde gönderilen belgelerde bağışın ne amaçla yapıldığı, harcamanın yapıldığı yerler ve harcama evraklarının suretlerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, bu sebeplerle ilgili maddenin temyizen tetkiki ile kaldırılmasını arz ve talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; yapılan savunmalarda gönderilen belgelerde yer alan bilgiler nedeniyle tazmin hükmünün sorumlunun üzerinden kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Dilekçi ikinci temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay Başsavcılığının karşılama yazısındaki temyiz talebinin reddine ilişkin görüşlerine katılmadığını belirtmiş ve daha önceki temyiz dilekçesinde savunduğu hususlar dikkate alınarak tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Başsavcılık ikinci karşılamasında; dilekçede adı geçen tarafından ileri sürülen hususların önceki mütalaada belirtilen görüşlerin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.
Pepsi Cola Servis Dağıtım Limited Şirketi ile yapılan sözleşme dilekçe ekinde sunulmuş olup, bu sözleşme ve eklerinden de görüleceği üzere, adı geçen Vakfa herhangi bir ödemenin veya bağışın yapılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Yapılan bağış, bu şirkete verilen herhangi bir kamu hizmeti dolayısıyla yapılmış bağış da değildir. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, Pepsi Cola, İstanbul Üniversitesi'nin verdiği herhangi bir kamu hizmetini alan taraf olmadığı gibi, adı geçen Vakfa İktisadi İşletmeye yaptığı satışlar dolayısıyla vermiş olduğu bağış da aldığı bir kamu hizmeti dolayısıyla yapılmış bir bağış değildir. Dolayısıyla Pepsi Cola'nın adı geçen Vakfa yaptığı bağışın İlamda da üzerinde durulan 5072 sayılı “Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları İle İlişkilerine Dair Kanun” un “Temel ilkeler” Kanun'un 2’nci maddesinin (b) bendinde yer alan; "Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamaz." hükmü kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Ayrıca, İlamda tazmin hükmü “Pepsi Cola Servis Dağıtım Limited Şirketi'nden daha ucuza alınması gerektiği iddia edilen ürünün daha pahalı alınarak firma tarafından aradaki bu farkın adı geçen Vakfa bağışlandığı” yorumuna dayandırılmıştır. Ancak, bunun bir iskonto (indirim) olmadığı, daha ucuza alınabilme yerine kaim olmadığı geçmiş yıllar hesabına ve bu şirket ile ticari ilişkiye bakıldığında da anlaşılmaktadır. İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı İktisadi İşletmesince Pepsi-Cola tarafından bir koli fiyatının, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında piyasa fiyatının altında alındığı ve yıllara göre yapılan iskonto tutarının da % 15 olduğu ve yıllar itibariyle sabit tutulduğu görülmektedir. Bu bağlamda İktisadi İşletme ile Pepsi Cola arasında 27.04.2006 tarihli sözleşme öncesi ve sonrasında da (2005 Kasım ayından 2011 yılı Mayıs ayına kadar) alım sözleşmeleri yapıldığı ve yapılan tüm sözleşmelerde aynı oranda indirim uygulandığı dikkate alındığında, İlamda belirtilen” İktisadi İşletmenin yaptığı 27.04.2006 tarihli sözleşme ile Pepsi Cola'nın yaptığı bağış arasında 10 günlük bir süre olduğundan bahisle kurulan illiyet bağıyla söz konusu bağışın indirim olarak nitelenmesi gerektiği” ifadesi dayanaktan yoksun kalmaktadır.
Son olarak, dilekçe eki belgelerden de görüleceği üzere Pepsi Cola Servis Dağıtım Limited Şirketinin İktisadi İşletmeye yaptığı satışlar dolayısıyla Üniversite Vakfına yapmış olduğu bağış, kamu geliri niteliği taşımamasına rağmen üniversite ihtiyaçlarının giderilmesi için harcanmıştır. Dolayısıyla bu anlamda da kamu zararına sebebiyet verildiğinden bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, konunun esasına ilişkin dilekçi iddialarının kabulü ile 1304 sayılı İlamın 9. maddesi ile verilen 510.654,00 TL’nin tazminine ilişkin hükmün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 30.01.2014 tarih ve 38299 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:05