Sayıştay 3. Dairesi 35312 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3
Sayıştay Kararı
35312
18 Haziran 2013
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 3
-
Dosya No: 35312
-
Tutanak No: 37383
-
Tutanak Tarihi: 18.06.2013
-
Konu:
KARAR
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:
- 1088 sayılı ilamın 3.maddesiyle Muhtelif bakım onarım hizmetlerine ilişkin ödemelerden KDV tevkifatı yapılmadığı gerekçesiyle 278,10 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
Söz konusu tevkifata tabi işlemle ilgili olarak mükellefin, ilişikte sunmuş olduğumuz işletme defteri ve 2008/7. dönemine ait KDV beyannamesinde görüldüğü üzere, hesaplanan KDV yi süresi içerisinde Gazipaşa Malmüdürlüğüne beyan etmiş ve süresi içerisinde ödemiştir, demek suretiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık tazmin hükmünün kaldırılması yönünde görüş bildirmiştir.
Dilekçe ekinde gönderilen belgelerin incelenmesi sonucunda belgelerin fotokopi olduğu, ayrıca söz konusu belgelerin mükellefin tazmin konusu yapılan tevkifat tutarını vergi dairesine ödediğini tevsik edici nitelikte olmadığı anlaşıldığından 1088 sayılı ilamın 3.maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, (üye M.A.ÖZYER’in Sorumlular gerek Dairesindeki yargılamada gerek temyiz talebine ilişkin savunmalarında KDV tevkifatını yapmadıklarını kabul etmekte ancak tevkif edilmeyen verginin mükellefleri tarafından beyan edilerek ödendiğini bu nedenle tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini ileri sürmektedir.
Bilindiği üzere Maliye Bakanlığınca çeşitli Genel Tebliğlerle düzenlenen KDV tevkifatı uygulaması Katma Değer vergisi Kanunun 9 uncu maddesinde yer alan
“mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma” yetkisine dayanmaktadır.
KDVK’de “Vergi sorumlusu” başlığı altında yapılan bu düzenlemeyle, mükelleflerin takibinin güçlüğü ya da KDV dolandırıcılığı gibi nedenlerle verginin tarh, tahakkuk ve tahsilatlarında meydana gelebilecek olan gecikme ve kaybın önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Nitekim 3065 sayılı KDVK’nin 14.6.1984 tarihinde TBMM’ye sunulan Tasarısının “Vergi sorumlusu” başlıklı 12. maddesi gerekçesinde;
“Bu madde vergi alacağının tahsil edilebilmesi amacıyla getirilmiş bulunmaktadır. Madde hükmüne göre, mükellefin memleket içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkez veya iş merkezinin bulunmaması ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye ve Gümrük Bakanlığı, vergi alacağını emniyet altına alınması bakımından işlemlere taraf olan diğer bir şahsı veya şahısları verginin ödenmesinde sorumlu tutabilecektir. Maddede sayılan haller, mükellefin idarece takibinin güç olduğu, dolayısıyla vergi tarh, tahakkuk ve tahsilatında kaybın mümkün bulunduğu hallerdir. Burada sayılan haller sınırlı olmayıp, vergi alacağının emniyet altına alınması gerekli görülen diğer durumlarda da, Maliye ve Gümrük Bakanlığının mükelleften gayri bir şahsı verginin ödenmesinden sorumlu tutma yetkisi bulunmaktadır.
Maddede belirtilen “işlemlere taraf olanlar” mükellefin temsilcisi, vekili, mükellef adına hareket etmeye yetkili herhangi bir kimse veya kendisine mal teslim edilen yahut hizmet ifa edilen kişi olabilecektir.”
Gerekçeden açıkça anlaşılacağı üzere kanun koyucu KDV sorumluluğunda verginin sadece tarh ve tahakkukunu değil emniyet altında tahsil edilmesini de amaçlamıştır. Bu nedenle sorumlunun tevkif etmediği verginin mükellef tarafından beyan edilip tahakkuk ettirilmiş olmasının önemi yoktur. Çünkü böyle bir durumda mükellef;
-
İndirimler yoluyla ödenecek vergi beyan etmeyip tahsilatı engelleyebilir (Nitekim Ahmet Tuncer adlı mükellefin beyannamesinden bu durum görülmektedir),
-
Verginin tamamını ödenmesi gereken vergi olarak beyan etse bile ödemeyebilir,
-
Tevkif edilmesi gereken verginin tamamını ödemeyebilir ya da zamanında ödemeyebilir.
Bütün bu ihtimaller karşısında sorumlunun tevkif etmesi gereken verginin mükellef tarafından beyan edilip tahakkukunun sağlanması bile KDVK hükümlerini ihlal eden sorumluya Vergi Usul Kanununa göre vergi ziyaı cezası, gecikme faizi uygulanmasını engellemeyecektir. Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşlarının KDV tevkifatı zorunluluğuna uymadıkları durumda mükellefin işleme konu teslim ve hizmet bedelinden hesapladığı vergiyi vergi dairesine beyan etmiş olması bu kurum ve kuruluşu (pişmanlıktan yararlanmış olması dışında) vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanmasından kurtarmayacaktır.
Diğer taraftan sorumlular tarafından ibraz edildiği ifade edilen mükellefin beyanname ve defter fotokopileri Sayıştay denetçileri ve dairelerinin vergi inceleme yetkisinin bulunmaması nedeniyle delil niteliği de taşımamaktadır. Kaldı ki sorumluların ibraz ettiği belgeler fotokopi olmasının yanı sıra Ahmet Tuncer adlı mükellefin beyannamesinden ödenmesi gereken vergi beyan edilmediği görülmekte bir başka ifadeyle tevkif edilmesi gereken verginin ödenmediği anlaşılmaktadır. Çünkü yukarıda belirtildiği üzere tevkifat verginin emniyet altında tahsilini sağlamak için getirilmiş olup mükellef tarafından beyan edilmiş olmasının bir önemi yoktur.
Vergi kesmekle sorumlu olan ilgili kamu idaresinin bu sorumluluğun ihlali nedeniyle kesilmeyen verginin, fazla ödeme yapılması anlamına geldiğinden, sorumlu kişilere tazmin hükmü verilmesinde de kanuna aykırılık yoktur. Bu nedenle tazmin hükmünün tasdiki gerekir, şeklindeki farklı tasdik gerekçesine;
- İlamın 8.maddesiyle Devlet memurlarına yapılan yemek yardımı maliyetinin tamamının bütçeden karşılandığı gerekçesiyle 4.433,15 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212. maddesine dayanılarak çıkartılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4. maddesinde aynen;
"Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dâhil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır... " Hükmü yer almaktadır. Yönetmelik hükümlerine göre, kurum bütçesinden kadrolu memurların her gün yiyebileceği ihtimaline karşılık, yemek maliyetinin yarısını aşmamak üzere konulan yiyecek yardımı ödeneğinden harcama yapılabilecektir. Yemek maliyetinin bütçeden karşılanamayacak olan diğer yarısı yemek yiyenlerden alınacaktır. Yemek yiyenlerden alınacak yemek tarifesi ise, her yılbaşında Bütçe Uygulama Talimatı ile asgari rakamlar üzerinden belirlenmekte olup, kurumlar yemek maliyetinin kalan yarısını karşılayacak şekilde bu rakamların daha üstünde fiyatlar tespit edebilecektir.
Yönetmelikte, bütçeden karşılanmayan kısmının memurdan alınacağı belirtilip bir şekle bağlanmadığı halde, tazmin kararı verilmiş ve yarı bedel üzerinden ihaleye çıkılmasının mevzuatta yerinin olmadığı, yemek maliyetlerinin yüksek gösterildiği belirtilmiştir. Yemek yardımı giderlerinde herhangi bir bütçe aşımı söz konusu olmadığı gibi ilişikte sunmuş olduğumuz Gazipaşa Esnaf ve Sanatkarlar Odasının belirlediği 2008 yılı yemek fiyatlarına ait listede de görüleceği üzere, yemek maliyetlerini yüksek gösterme iddiası doğru değildir. Bu nedenle kamu zararına sebebiyet vermediğim ve konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Demiştir.
Savcılık Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.
İlamda tazmin gerekçesi Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4’üncü maddesinde yer alan; “Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konacak ödeneklerle karşılanır.
… Yemek bedelinin bütçeden karşılanmayan kısmı yemek yiyenlerden alınır…” hükmüne dayandırılmaktadır.
Söz konusu Yönetmeliğin, memurlara yemeğin kurumlarca oluşturulacak veya oluşturulmuş yemek servisleri aracılığı ile verilmesine göre düzenlendiği Yönetmeliğin 5,6 ve 7’nci maddelerinden anlaşılmakta; servisler aracılığı ile verilen ve yemek yiyenlerden alınacağı belirtilen yemek maliyetinin nasıl belirleneceği ise anılan Yönetmeliğin 9’uncu maddesinde açıklanmaktadır.
Yönetmeliğin 9’uncu maddesinde ise “Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin uygulanmasında, kurum kadrolarında olup, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri, kira, amortisman, su elektrik ve havagazı giderleri yemek maliyetine dahil edilmez.” hükmü yer almakta; 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 4’üncü maddesine göre de yemek ihtiyacının ihale yolu ile temini mümkün bulunmaktadır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, yemek yiyenlerden alınacağı belirtilen yemek bedelinden, Yönetmeliğin 9’uncu maddesi ile yemek maliyetine dahil edilmeyecek unsurların düşülmesi, kalan tutarın yarısının yemek yiyenlerden alınması gerekir. İhale yolu ile yapılan yemek alımlarında ise bu unsurlara tekabül eden payın düşülerek, memurlarca karşılanması gereken payın tam olarak hesabı mümkün bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Yönetmeliğin 9’uncu maddesinde sayılan ve yemek maliyetlerinin büyük kısmını oluşturan kalemlerden sonra kalan maliyete karşılık, Maliye Bakanlığınca memurlardan alınacak katkı paylarına ilişkin yayımlanan tutarların, Yönetmeliğe göre alınması gereken tutarlar olduğunun kabulü ile tazmin miktarının bu tutara göre hesap edilmesi için 1088 sayılı İlamın 8. maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye GÖNDERİLMESİNE,
Karar verildiği 18.06.2013 tarih ve 37383 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:01