Sayıştay 3. Dairesi 33873 Kararı -
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3
Sayıştay Kararı
33873
15 Nisan 2014
Diğer
Temyiz Karar Detayı
İletişim Bilgileri
-
Kamu İdaresi:
-
Yılı: 2008
-
Daire: 3
-
Dosya No: 33873
-
Tutanak No: 38847
-
Tutanak Tarihi: 15.04.2014
-
Konu:
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
273 sayılı ilamın 1. maddesi ile Karamürsel Belediye’sinde büro personeli olarak görev yapan işçilerin öğle yemeği hizmetlerinden belediyede görevli memurlar gibi yararlandırılması nedeniyle 23.812,79 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler birinci dilekçesinde özetle; Belediyede süre gelen memur yetersizliği ve yıllık personel harcamalarının yılık bütçe gelirlerinin % 30'un üzerinde gerçekleşmesi sonucunda yeni memur alımı yapılamadığını ve memurların yapacağı işlerin işçilere yaptırıldığını, özellikle 5018 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra hizmetin aksamaması için harcama sürecinde yer alması gereken (gerçekleştirme görevlisi, ihale komisyon üyesi, piyasa araştırma komisyon üyesi gibi) görevlendirmelerin memur yetersizliği nedeniyle işçilere yaptırılmak zorunda kalındığını,
4857 sayılı kanunun 2. maddesinde; "Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği bulunmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan veya olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.
İşverenin işyerinde ürettiği mal ve hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler(işyerine bağlı yerler)ile dinlenme, çocuk emzirme ,yemek,uyku,yıkanma,muayene,bakım ve mesleki eğitim ve aile gibi diğer eklentiler ve araçlarda işyerinden sayılır." denildiğini,
4857 sayılı kanunun 8. maddesinde iş sözleşmesinin tanımı yapıldığını; "iş sözleşmesi bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.
İş sözleşmesi, kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi hariç resim ve harçtan muaftır.
Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiyi en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını günlük yada haftalık çalışma süresini,temel ücreti ve varsa ücret eklentilerini,ücret ödeme dönemini,süresi belirli ise sözleşmenin süresini,fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür.Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz.İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermişse bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur."
- maddesinde; "Taraflar iş sözleşmesini, kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler. İş sözleşmeleri belirli ve belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmi süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir. " denildiğini,
Kanunun 8. maddesinden de anlaşılabileceği gibi iş sözleşmesinin işçinin iş görmeyi, işverenin de ücret ödemeyi üstlenmesini belirten bir belge olduğunu,
Belediyede işverenin Belediye Başkanı (Üst yönetici) olduğunu, Belediyede sendikasız olarak çalışan işçilere verilecek ücretin belirlenmesi veya bazı sosyal hakların ödenmesine karar verilmesinin Belediye Başkanına ait bir yetki olduğunu, Belediye Başkanının bu yetkisini işçilerle tek tek iş sözleşmesi yapmadan hizmet sözleşmesi anlamında belediyenin yürütme organı olan Belediye Encümeni kararıyla geniş katılımlı olarak yerine getirdiğini, bu uygulamanın yıllardan beri devam ettiğini, bu yetki kullanılırken sendikalı işçilere tanınan hakların üstünde haklar tanınmamasına özen gösterildiğini,
Sendikasız işçilere yapılan sosyal yardımın (yemek yardımı) işçiler arasındaki ücret dengesizliğinin giderilmesi farklılıkların azaltılması yanında iş barışının sağlanması ve iş verimliliğinin artırılması amacına yönelik olduğunu, yoksa bu işçiler memur gibi mütalaa edilmediğini, bir limit, bir ölçü olması düşünüldüğünü,
4857 sayılı iş kanun kapsamında istihdam edilen sendikasız işçilerin ücretlerinin yine encümen kararı alınarak belirlendiğini (Ek-1), ekte gönderilen encümen kararından da anlaşılacağı üzere o günkü koşullardaki ücret zammının 6 aylık dönemler için devlet memurlarına yapılan oranda belirlendiğini, buradaki yaklaşımın devletin genel olarak ekonomik koşullara göre belirlediği oranları benimsemek, genel kabul görmüş objektif ölçülere göre davranmak olduğunu,
Bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinde bazı sosyal hakların örneğin aile yardımı, çocuk yardımı vb. gibi devlet memurlarına verilen tutarlara uyarlandığını,
Sonuç olarak Belediyenin ekonomik durumunu ve bütçe imkanlarını dikkate alarak iş huzuru, iş barışı gözeterek çalışanlarına yemek yardımı yaptığını, bunu yaparken kesinlikle kamu zararına sebebiyet vermek gibi bir amaç ve niyet taşımadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle her hangi bir fazla ödemede bulunulması söz konusu olmadığından yapılan harcamanın içeriğinin 28790/29471 12.6.2007 sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile örtüştüğünü belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Sayıştay Savcılığı birinci karşılamasında; “Sorumluların ortak temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri hususlar gerekçeli karardaki tazmin hükmünün kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı gibi ayrıca emsal gösterilen 12.06.2007 tarih ve 28790/29471 sayılı Temyiz Kurulu kararı, Kastamonu Belediyesinde çalışan memur ve sendikalı işçilere verilen yemek bedeli ile ilgili olup, sözleşmeli işçileri kapsamamaktadır. Bu nedenle temyiz talebinin reddinde, Daire Kararının onanmasına karar verilmesi uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçiler ikinci dilekçesinde özetle; Kurumlarında işçi statüsünde sendikasız çalışanlara memur gibi öğle yemeği yardımı yapılmasındaki amaçlarının belediyenin ekonomik durumunu ve bütçe imkanlarını dikkate alarak çalışma ortamında iş huzuru, iş barışını gözeterek çalışanların arasındaki ücret dengesizliklerini ortadan kaldırmak olduğunu, söz konusu encümen kararının bireysel sözleşme mahiyetinde alındığını, ücret ve eklentilerinin karşılığı hizmet olarak gerçekleştirildiğini, herhangi bir art niyet güdülmediğini, menfaat sağlanmadığını,
Sendikasız işçilerin ücretlerinin (gündelik) olarak encümen kararı ile belirlendiğini ve bugüne kadar sendikasız işçilere encümen kararıyla ücret ödenmeyeceğine dair yapılan bir tenkit bulunmadığını, bu gerekçeye dayanarak aynı mantıkla işçilere yapmak istedikleri bu yardımı da memurlara yapılan tutarı ölçü kabul edip encümen kararı alarak yaptıklarını, bu yardım yapılırken 2008 yılında sendikalı işçilere verilen ücret eklentilerinin aşılmamasına özen gösterildiğini, bir başka deyişle ücretin yanında ücret eklentisi olarak sadece yemek yardımı yapıldığını, uygulama hatalarının işçilerden katkı payını geri almak olduğunu,
Çevrelerinde birçok belediyenin yasal olmadığı halde memurlarla toplu sözleşme imzaladığını sosyal denge ve benzeri adlarla ödeme yaptığını, Kurumlarında bu şekilde yasaya aykırı usulsüz ve fazla bir ödemede bulunulmadığını, kaldı ki diğer belediyelerde oldukça yaygın bir şekilde ve uzun yıllardan beri yapılmakta olan bu ödemeler hakkında 1.8.2010 gün ve 27659 sayılı resmi gazetede yayınlanan 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesiyle 'Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla bu kanunun yayım tarihine kadar memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari ve mali yargılama ve takibat yapılamaz başlatılanlar işlemden kaldırılır' denildiğini,
Bu kapsamda memurlara yapılan ek ödemeler hakkında idari ve mali takibat kaldırıldığına göre sendikasız işçilere yapılan bu yardımların da bu kapsamda değerlendirilmesinin yerinde olacağını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.
Sayıştay Savcılığı ikinci karşılamasında; “Adı geçen tarafından ileri sürülen hususların 10.02.2011 tarih ve 2011/7680-12759 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 8. maddesinde “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.
Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.
Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür.”,
818 sayılı Borçlar Kanununun 313. maddesinde; “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeği ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.
Ücret, zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi işçi muayyen veya gayri muayyen bir zaman için alınmış veya çalışmış oldukça, hizmet akdi yine mevcuttur; buna parça üzerine hizmet veya götürü hizmet denir.
Hizmet akdi hakkındaki hükümler, kıyasen çıraklık akdine tatbik olunur.”,
- maddesinde, “Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, hizmet akdi hususi bir şekle tabi değildir.
Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiş olur ve işin iktizasına göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapılabilirse, hizmet akdi inikad etmiş sayılır.” Hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, işçilerle yapılan iş sözleşmeleri her hangi bir şekle bağlı olmayıp işçilere yapılacak asgari ödemeleri kapsamaktadır. İş Hukuku, sözleşme serbestîsi yanında kamu düzenini sağlamak ve korumak amacıyla öngörülmüş ilkelere sahip bulunmaktadır. İşveren her zaman kanunun emredici kurallarına aykırı olmamak üzere iş akdinde belirlenmiş haklara ilave haklar sağlayabilir.
Büro hizmetlerinde çalışan işçilere çalışılan günler için yemek bedeli ödenmesinin Devlet Memurları Yiyecek yardımı yönetmeliğinin 2. maddesi ile ilgisi bulunmamaktadır. Yemek yardımından yararlandırılan personel memur olmayıp, İş Kanununa tabi, işçi statüsünde personel olup, yemek yardımının encümen kararıyla ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulü ile 273 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA;
Karar verildiği 15.04.2014 tarih ve 38847 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_sayistay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:10