Sayıştay 3. Dairesi 311 Kararı - Özel Bütçeli İdareler Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

311

Karar Tarihi

20 Şubat 2018

İdare

Diğer Özel Bütçeli İdareler

Daire Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Daire Karar Detayı: Listeye DönYazdır

  • Daire: 3

  • Karar Tarihi: 20.02.2018

  • Karar No: 311

  • İlam No: 316

  • Madde No: 9

  • Kamu İdaresi Türü: Diğer Özel Bütçeli İdareler

  • Hesap Yılı: 2014

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

İlave Tediye

…......... tarih ve …......... sayılı ilamın …......... uncu maddesi ile verilen ve …......... tarih ve …......... sayılı ek ilamın …......... uncu maddesi ile de devamına karar verilen hüküm dışı kararı ile ilgili ek rapor düzenlenmiş olduğundan, konunun 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereğince görüşülmesinin devamına karar verildi.

5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanununun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesi ile Başkan, yönetici personel ve diğer personel için (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi personel hariç) öngörülen aylık azami ödeme sınırının sadece ücreti değil tüm mali ve sosyal hakları kapsamasına ve söz konusu maddenin vermiş olduğu yetki çerçevesinde Yönetim Kurulu tarafından alınan;

  • …......... sayılı Karar ile; aylık net personel ücretlerinin, Kurum Başkanına ödenen aylık net ücret ile yine aynı Karar ile belirlenen tavan katsayılarının çarpılması sonucu bulunacak tutarları geçemeyeceği,

  • …......... sayılı Karar ile de ilave tediyelerin ilgili aya ilişkin ücret tavan limitleri korunmak kaydıyla ödeneceği,

öngörülmesine rağmen yapılan ilave tediye ödemeleri ile söz konusu azami sınırın aşıldığı ve bu suretle de …......... TL tutarında kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasıyla ilgili hüküm vermek için yapılan yargılama sırasında; 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası; Anayasanın 49, 53, 54 ve 55 inci maddelerine aykırı görülmüş ve bu bağlamda da anılan hükmün …......... Kurumu açısından iptali için Anayasa Mahkemesine başvurularak, bu konuda verilecek karara kadar hükmün geri bırakılmasına ve …......... sayılı ilamın …......... uncu maddesiyle verilen hüküm dışı kararının da Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine düzenlenecek ek raporun yargılanmasına değin devamına karar verilerek …......... sayılı ek ilam düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesinin söz konusu başvuruya ilişkin …......... tarih ve …......... , …......... sayılı Kararında ise özetle;

Sendika hakkının bir unsuru olan toplu iş sözleşmesi hakkının, Anayasanın 53 üncü maddesinde özel olarak düzenlendiği, anılan maddenin birinci fıkrasında, “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denildikten sonra devamındaki fıkrada, “Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verildiği,

Anayasanın 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmediği, ancak toplu iş sözleşmesi hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğünden Anayasanın 51 inci maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülen sınırlama nedenlerinin toplu iş sözleşmesi hakkı için de geçerli olması gerektiği, buna göre, toplu iş sözleşmesi hakkının, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanmasının mümkün olduğu,

Bununla birlikte, bir düzenlemenin kamu yararına yönelik yapılmasının, Anayasaya uygunluk bakımından tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, temel hak ve hürriyetler için meşru amaçla getirilen sınırlamaların Anayasanın 13 üncü maddesinde ifade edilen ölçütlere aykırı olamayacağı,

Anayasanın 13 üncü maddesinde yer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ile “ölçülülük ilkesi” kavramlarının, bir bütünün parçaları olarak “demokratik bir hukuk devleti” nin özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütlerini oluşturduğu,

Toplu iş sözleşmesi veya grev neticesinde elde edilebilecek ücret, mali ve sosyal haklar yönünden belirli bir ölçü ve denge gözetilerek üst sınırlar belirlenmesinin, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını ortadan kaldıran veya onları kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilemeyeceği,

Merkezi yönetim bütçesi kapsamında yer alan ve özel bütçeli bir kamu kuruluşu olan …......... Kurumu personeline ücret, mali ve sosyal haklar kapsamında yapılacak ödemeler için üst sınırlar belirlenmesi suretiyle kamusal kaynakların etkili ve verimli kullanılmasının, kamusal harcamaların kısıtlanmasının, bütçe disiplininin sağlanmasının ve bu suretle kamu yararının gerçekleştirilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde, söz konusu sınırlamaların, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ne aykırılık taşımadığı,

İtiraz konusu kuralla getirilen sınırlamanın toplu iş sözleşmesindeki konulardan sadece ücret, mali ve sosyal haklara ilişkin olması, buna karşılık toplu iş sözleşmesine konu olabilecek diğer alanların tamamında ve öngörülen üst sınırlar aşılmamak kaydıyla ücret, mali ve sosyal haklarda toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının kullanılma imkanının devam etmesi nedeniyle, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına yapılan müdahalenin, ölçülü olduğu ve çalışanlara aşırı bir külfet yüklemediği,

Ayrıca, …......... Kurumu personelinin, hangi hak ve yükümlülüklere sahip olduklarını önceden bilerek ve kendi rızaları ile çalışmaya başladıkları, 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yönetim Kurulu kararı ve Genel Kurul onayı ile belirlenen sınırlamadan da tüm personelin işe girme öncesinde haberdar olduğu, dolayısıyla, ücret, mali ve sosyal haklar yönünden üst sınırlar belirlenmesinde, Devletin, yapılan işe uygun adaletli ücret ve sosyal yardımlar ödenmesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne aykırı bir yön bulunmadığı,

belirtilmiş ve açıklanan nedenlerle 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, …” ibaresinin Anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmiştir.

Dolayısıyla, ilama esas ek rapor maddesi ile rapor ekindeki ilgili bilgi ve belgeler, Anayasa Mahkemesi Kararı ile sabit 5544 sayılı Kanunun söz konusu hükmü ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.

5544 sayılı Kanunun;

“Mesleki Yeterlilik Kurumu” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Bu Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve Kanunda belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özel bütçeli Mesleki Yeterlilik Kurumu kurulmuştur. …”

“Personelin atanma şartları ve statüsü” başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum hizmetleri iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütülür.” ve yedinci fıkrasında; “Kurum personeli, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabidir. …”

hükümlerine yer verilmiştir.

Dolayısıyla, Kurum personeli, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak sürekli işçi statüsünde istihdam edilmekte ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; “Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar” kapsamında sigortalı kabul edilmekte olup bu bağlamda da; amacı “işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek” olarak öngörülen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun ve ilgili mevzuatının kapsamı dahilinde bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde de; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.” hükmü yer almış ve bu hükümden hareketle yayımlanan 6356 sayılı Kanunun “Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği” başlıklı 33 üncü maddesinde;

“(1) Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir.

(2) Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir.

……

(5) Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez.”

denilmiş olup böylelikle işçiler ile işverenlere karşılıklı hak ve borçlarını ancak Anayasa ve kanunların emredici hükümlerinin çizdiği sınırlar çerçevesinde serbestçe tayin edebilme yetkisi tanınmıştır.

Bu bağlamda, 5544 sayılı Kanunun “Mali haklar” başlıklı 25 inci maddesinin birinci fıkrasındaki; “Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, mali ve sosyal hakları; bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.” hükmü de toplu iş sözleşmesi ile karşılıklı hak ve borçlarını belirleme yetkisi bulunan işçiler ile işverenin söz konusu yetkisine sınırlandırma getirmiş ve anılan sınırlayıcı hüküm Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen Kararı ile sabit hale gelmiştir.

Ayrıca, 5544 sayılı Kanunun anılan 25 inci maddesinin birinci fıkrasının vermiş olduğu yetki çerçevesinde alınan …......... sayılı Yönetim Kurulu Kararının;

1 inci maddesinde; “MYK Personel Yönetmeliğinin 18 inci maddesi çerçevesinde …......... Başkanının aylık net ücretinin; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bakanlığın bağlı ve ilgili kuruluşlarında görev yapan maaş, ek ödeme, ikramiye ve diğer nakdi ödemeler dahil 2009 yılı ocak ayında en yüksek ödemenin yapıldığı Genel Müdürün aylık gelirine eşit olarak belirlenmesine,”

2 nci maddesinde; “Personelin taban ücretlerinin, …......... Başkanının aylık net ücretinin aşağıda pozisyon unvanlarına göre belirtilen taban katsayısı ile çarpılarak belirlenmesine,”

9 uncu maddesinde; “.... aylık net personel ücretlerinin …......... Başkanının aylık net ücretinin 2 nci maddede belirtilen tavan katsayılarıyla çarpılarak belirlenecek miktarı geçmemesine,”

denilmek suretiyle mali ve sosyal haklar için Kanunla öngörülen üst sınırın nasıl uygulanacağı belirlenmiş olup, …......... sayılı Yönetim Kurulu Kararının 1 inci maddesinde de; “… a) …......... tarihli …......... sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile belirlenmiş olan kurallar çerçevesinde, işbu karar tarihinden itibaren, ilave tediyenin ödendiği aya ilişkin ücret tavan limitleri korunmak kaydıyla 6772 sayılı Kanunda belirtilmiş olan ilave tediyenin personele ödenmesine, …” denilmek suretiyle ücret tavanının ilave tediye ödemesini de kapsadığı vurgulanmıştır.

Kurumca yapılan ilave tediye ödemelerinin yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi durumunda da;

6772 sayılı “Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun”un 1 inci maddesinde; “Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı Kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.” hükmüne yer verilmek suretiyle işçi statüsünde çalışan personele söz konusu ödemenin yapılacağının açıkça yasal düzenlemeye konu edilmiş olduğu,

…......... Kurumunu temsilen …......... işveren sendikası ile işçileri temsilen …......... işçi sendikası arasında düzenlenen Toplu İş Sözleşmesinin, üzerinde mutabakat sağlanamayan maddeleri için; gerek 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun “Yüksek Hakem Kuruluna başvurma” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasındaki; “Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda 50 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen tutanağın tebliğinden ya da erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması hâlinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …” hükmü gerekse Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “B. Grev hakkı ve lokavt'” başlıklı 54 üncü maddesindeki; “Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. …” hükmü uyarınca Yüksek Hakem Kuruluna başvurulduğu ve Kurumca yapılan ilave tediye ödemelerinin de söz konusu başvuru üzerine anılan Kurulca karara bağlanan “İlave Tediye” başlıklı 25 inci maddedeki; “Üyelere, 6772 sayılı Kanunda belirtilen usul, esas ve miktarlarda hesaplanmak ve bu Kanuna göre belirlenen tarihlerde ödenmek üzere ilave tediye yapılır.” hükmü çerçevesinde hesaplandığı,

görülmektedir.

Ancak, sorgu konusu kamu zararı; ilave tediye ödemelerinin hukuki dayanaktan yoksun olmasından veya hesaplanma şeklindeki herhangi bir hatadan değil aylık hesaplanan ilave tediye ödemesinin mevzuatta öngörülen aylık ödeme sınırını aşmasından kaynaklanmaktadır. Zira, 6772 sayılı Kanun tüm işçiler için geçerli genel bir kanun iken 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi Kararı ile sabit birinci fıkrası Kurum personelini ilgilendiren özel bir kanun hükmü olup öncelikli uygulanma zorunluluğu bulunmakta, bu bağlamda da; ilave tediyelerin ancak 5544 sayılı Kanunun söz konusu hükmü ile öngörülen ve her türlü mali ve sosyal hakların aylık toplam tutarını kapsayan üst sınırı aşmayacak şekilde ödenmesi gerekmektedir. Nitekim, 2010-2012 yıllarına ait ilave tediyeler; 5544 sayılı Kanun gereği belirlenen ücret üst sınırları dikkate alınmak suretiyle kısmen ödenmiş olup personel tarafından söz konusu uygulamaya karşı açılan davaya ilişkin …......... tarih ve …......... , …......... sayılı Yargıtay …......... Hukuk Dairesi Kararında da İdare uygulamasının hukuka uygun olduğuna hükmedilmiştir.

Sorumlu savunmalarında yer verilen ve İdarenin taraf olmadığı davalara ilişkin bulunan Yargıtay Kararları ise ilave tediyenin mevzuatla öngörülen ücret sınırlarına tabi olmaksızın ödenebileceğini değil ilave tediyeye hak kazanma, ilave tediyenin hesaplanma ve ödenme şekliyle ilgili hususları hükme bağlamaktadır. Söz konusu Kararlarda geçen ve 6772 sayılı Kanunun 1 inci maddesindeki hükümde de yer alan “ücret sistemleri ne olursa olsun işçilere ilave tediye yapılacağı” ifadesindeki ücret sistemlerinden kasıt, ücretin belirlenmesinde kullanılabilecek olan (zaman esasına dayalı ücret sistemi, parça başına ücret sistemi … gibi) yöntemler olup anılan ifade ile de sadece ilave tediyeye hak kazanma açısından kullanılan ücret yönteminin önemli olmadığı ortaya koyulmaktadır. Bu bağlamda; ilave tediyenin herhangi bir üst sınıra tabi olmadan ödenebileceği şeklinde bir çıkarım yapmak ne lafzi ne de amaçsal mevzuat yorumu ile mümkün bulunmaktadır.

Dolayısıyla, mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatta öngörülen üst sınırları aşacak şekilde ilave tediye ödenmesi açıkça kamu zararı niteliğindedir. Diğer taraftan, gerçekleşen kamu zararı tutarı sadece net tutarlar arasındaki farkı değil söz konusu farktan kaynaklı olarak bütçeden yapılan toplam harcama tutarını diğer bir ifadeyle net ödeme farkından kaynaklı sosyal sigorta ve işsizlik sigortası primleri ile gelir ve damga vergisi tutarlarını da kapsamaktadır. Ancak, net tutarlar arasındaki fark için yapılacak prim hesabında; 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesiyle öngörülen sigorta primine tabi günlük kazanç alt sınırı (asgari ücretin otuzda biri) ile üst sınırına (asgari ücretin otuzda birinin 6,5 (01.01.2017’den itibaren 7,5) katı) riayet edilmesi gerekmektedir. Zira, 31.12.2013 tarih ve 2013/1 nolu Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararıyla tespit edilen 2014 yılı asgari ücret tutarları ile 5510 sayılı Kanunun anılan maddesiyle öngörülen prime esas kazanç sınırını belirleme usulü esas alındığında; prime tabi aylık kazanç alt ve üst sınırı; 2014 yılının birinci altı aylık dönemi için sırasıyla 1.071,00 TL ve 6.961,50 TL, ikinci altı aylık dönemi için ise sırasıyla 1.134,00 TL ve 7.371,00 TL olup, Kurum tarafından yapılan prim hesaplarında da söz konusu sınırlar dikkate alınmıştır.

Ayrıca, söz konusu kamu zararından kaynaklı mali sorumluluğun tespiti de değerlendirilmesi gereken başka bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda da gerek Sorumlu savunmalarında gerekse Kurumun 2013 yılı hesabıyla ilgili olarak …......... Dairece verilen tazmin hükmünün bozulmasına ilişkin …......... tarihli ve …......... tutanak nolu Sayıştay Temyiz Kurulu Kararında yer alan ve söz konusu ödemelerin, 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasanın 54 üncü maddesi uyarınca kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olan Yüksek Hakem Kurulu Kararına dayandığı, bu nedenle de ortaya çıkan kamu zararından dolayı kendilerine sorumluluk yüklenmemesi gerektiği şeklinde olan iddia ve gerekçelerin irdelenmesi gerekmektedir.

Toplu İş Sözleşmesinin bu bağlamda incelenmesi sonucunda ise; “Ücret Sistemi” başlıklı 24 üncü maddesinde; “… işçilere yapılacak her türlü mali ve sosyal hakların ödemesinde, 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesi 2. fıkrası (c) ve (ç) bentleri hükümleri dikkate alınır.” denilmiş olmakla Yüksek Hakem Kurulu tarafından da mali ve sosyal hakların aylık tutarları için güncel mevzuat ile öngörülen üst sınıra vurgu yapıldığı, söz konusu maddede 6495 sayılı Kanunun anılan maddesinin yürürlük tarihinden önce Kurumda işe başlayanlar için geçerli olan ve 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen üst sınırdan bahsedilmemiş olmasının ise yapılan ödemelere getirilen sınırlamanın yine bir mevzuat hükmüne dayandığı düşünüldüğünde herhangi bir önemi bulunmadığı, bu çerçevede toplu iş sözleşmesine konulan söz konusu hükmün esas itibarıyla sadece 6495 sayılı Kanun ile değil genel olarak tüm mevzuat düzenlemeleri ile öngörülen üst sınırları içerdiği sonucuna ulaşılabileceği, söz konusu 24 üncü madde her ne kadar ilave tediyeye ilişkin Toplu İş Sözleşmesi maddesinden ayrı düzenlenmiş olsa da anılan sınırlayıcı hükümde sadece maaş ödemelerinden değil aylık bazda yapılan tüm mali ve sosyal haklara ilişkin ödemelerden bahsedilmek suretiyle ilave tediye ödemelerinin de bu sınıra tabi tutulmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, mevzuatın öngördüğü üst sınıra atıf yapan Toplu İş Sözleşmesi hükmünün, “İlave Tediye” başlıklı 25 inci maddede yer almadığı için anılan ödemelere uygulanamayacağı şeklinde dar bir yorum yapılması, 5544 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesi Kararı ile sabit emredici hükmü karşısında da mümkün bulunmamaktadır. Zira, toplu iş sözleşmesi hükmüyle emredici bir mevzuat hükmü arasında çelişki olduğunda mevzuat hükmünün her daim üstün kabul edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, rapor ekinde yer alan 2010-2012, 2012-2014 ve 2014-2016 dönemlerine ilişkin Toplu İş Sözleşmelerinin karşılaştırma suretiyle incelenmesi sonucunda; söz konusu üç Sözleşmenin de “İlave Tediye” başlıklı 25 inci maddesinde; Kurum personelinin ilave tediyeye hak kazanacağını belirten hükme yer verildiği, söz konusu ödemelerin ücret üst sınırına tabi tutulmayacağına dair istisna niteliğinde bir ifadenin bulunmadığı ve bahsi geçen madde hükmünün 2010-2012 döneminde doğrudan taraflarca, 2012-2014 ve 2014-2016 dönemlerinde ise Yüksek Hakem Kurulu Kararı ile belirlenmesine rağmen üç Toplu İş Sözleşmesinde de birebir aynı olduğu, ancak, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yargıtay …......... Hukuk Dairesi Kararının incelenmesi sonucunda; ilave tediyelere ilişkin uygulamanın söz konusu Sözleşme dönemleri itibarıyla farklılıklar gösterdiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, 2010-2012 dönemine ait ilave tediyeler, 5544 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca öngörülen ücret üst sınır uygulamasına tabi tutularak kısmen ödendiği halde, 2013 yılından itibaren herhangi bir sınır uygulanmayarak ilave tediyelerin tamamı ödenmeye başlamıştır. Dolayısıyla, ilave tediyelerin bir üst sınıra tabi tutulmadan ödenmesinin sebebi olarak Toplu İş Sözleşmesinin Yüksek Hakem Kurulu Kararına dayalı 25 inci maddesinin gösterilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla,

  • …......... sayılı ek ilamın …......... uncu maddesinde yer alan hüküm dışı kararının kaldırılmasına,

  • Mali ve sosyal hakların aylık tutarları için mevzuatta öngörülen üst sınırı aşacak şekilde ilave tediye ödenmesi nedeniyle …......... TL olarak sorgu konusu edilen ancak sorgu eki kamu zararı tablosunda her ne kadar ayrı sütunlar halinde gösterilmiş olsa da sosyal sigorta ve işsizlik sigortası primlerine ilişkin işveren paylarını (sorgu eki kamu zararı tablosunda sırasıyla …......... TL ve …......... TL olarak yer alan tutarların toplamı …......... TL’yi) sehven kapsamadığının anlaşılması sonucu yapılan hesaplama ile …......... TL olduğu tespit edilen ve aynı zamanda maaş ödemelerinin aylık tavan ücreti geçen tutarlarını da içerdiği görülen kamu zararının;

Söz konusu maaş ödemelerindeki fazlalıklardan kaynaklanan …......... TL’si için; gerek ilişikli ödeme emri belgelerinin işbu maddede konu edilmemesi gerekse ilamın …......... nci maddesine konu kamu zararıyla mükerrerlik oluşturması hasebiyle işbu madde çerçevesinde hüküm tesisine mahal bulunmadığına, bu bağlamda da söz konusu tutarın ilamın …......... nci maddesi ile verilen hüküm dışı kararı üzerine yapılacak yeni kamu zararı hesabında dikkate alınmasına oy birliğiyle,

İlave tediye ödemesinden kaynaklanan …......... TL’sinin;

Hesaplama hatasından (Sigorta primine tabi aylık kazanç üst sınırının dikkate alınmaması, bazı ahizlerin brüte esas net maaş tutarlarının bordrolardaki rakamlardan farklı alınması ve bazı ahizlerin bazı aylara ilişkin vergi oranlarının hatalı uygulanmasından) kaynaklı …......... TL’si için ilişilecek husus bulunmadığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle,

…......... TL’sinden;

…......... TL’sinin Harcama Yetkilisi (….........) …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi (….........) ….........’na,

…......... TL’sinin Harcama Yetkilisi …......... ile Gerçekleştirme Görevlisi (….........) ….........’na,

6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faiziyle birlikte ödettirilmesine, anılan Kanunun 55 inci maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla,

karar verildi.

Azınlık Görüşü:

Üye …......... ile ….........’nın karşı oy gerekçeleri;

“İlave tediye ödenerek azami tavanın aşılmasında;

…......... işveren sendikası ile …......... Sendikası arasında 01.07.2012-30.06.2014 dönemini kapsayan TİS müzakereleri anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine grev kararı alınmış, grev kararının çıkmaması nedeniyle de 6356 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uyarınca uyuşmazlık Yüksek Hakem Kuruluna intikal ettirmiştir.

Yüksek Hakem Kurulu tarafından verilen kararın 25 inci maddesinde; ilave tediye ödenmesine yönelik düzenleme yapılmıştır.

Bu karara istinaden Kurum; Anayasanın 54 üncü maddesi uyarınca, anlaşmazlıkla sonuçlanan toplu iş sözleşmelerinin çözümünde yetkili olan Yüksek Hakem Kurulunun kararını esas alarak ödemede bulunmuştur.

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde; “kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmıştır.

Ancak, anlaşmazlıkla sonuçlanan ve Yüksek Hakem Kurulu tarafından sonuçlandırılan toplu iş sözleşmesini uygulamakla yükümlü olan ve 4857 sayılı İş Kanununun 102 nci maddesi gereğince, “… toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içinde kasden ödemeyen veya eksik ödeyen … işveren veya işveren vekiline, bu durumda olan her işçi için … Türk Lirası idari para cezası” verileceği hükmü karşısında sorumlular anılan Kanunun gereğini icra etmişlerdir.

Bu durum karşısında; Gerçekleştirme görevlisi ve Harcama yetkilisinin 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamında kasıt, kusur veya ihmalinden söz edilemeyeceği gibi yapmış oldukları ödeme işlemlerinden dolayı da kendilerine bu konuda herhangi bir sorumluluk yüklenmemesi gerekir.

Açıklanan gerekçelerle yargılamaya esas konuda, kanuna aykırılık bulunmakla birlikte kamu zararı oluşmadığından ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verilmesi uygun olur.”

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:40

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim