Sayıştay 3. Dairesi 29557 Kararı -

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

29557

Karar Tarihi

20 Mayıs 2008

İdare

Diğer

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi:

  • Yılı: 2004

  • Daire: 3

  • Dosya No: 29557

  • Tutanak No: 30178

  • Tutanak Tarihi: 20.05.2008

  • Konu:

KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü.

563 sayılı ilamın 3. maddesinde, Belediyede memur statüsünde çalışan personele mevzuata aykırı olarak Bayram Parası adı altında ödeme yapılması nedeniyle 112.676.056.360.- liranın tazminine karar verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, sendika özgürlüğüne ve örgütlenme hakkının korunmasına ilişkin 87 sayılı İlo sözleşmesi ile kamu hizmetlerinde örgütlenme hakkının korunması ve istihdam koşullarının belirlenmesi yöntemlerine ilişkin 151 sayılı ilo sözleşmesinin T.B.M.M. de onaylanarak iç hukuk normu haline geldiğini, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin E:1997/833, K:1997/l 140 sayılı ve 04.03.1997 tarihli kararında "belediye başkanlarının sendikalarla toplu görüşme yapmalarının ve sözleşme imzalamalarının görevi kötüye kullanma sayılmayacağına" karar verdiğini, en son Danıştay 2. Dairesinin 23.11.2000 gün ve E:2000/3182, K:2000/3942 sayılı kararıyla artık memur sosyal denge sözleşmelerinden dolayı herhangi bir tahkikatın olmayacağının karara bağlandığını, özetlenen toplumsal ve hukuksal gelişmeler doğrultusunda, belediyede çalışan memurların ekonomik ve sosyal durumlarını yükseltmek suretiyle performanslarını artırarak kamu hizmetlerine daha fazla katma değer sağlamalarını temin amacıyla bu yardımın yapıldığını bildirerek, bu nedenlerle tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146. maddesinde aynen;

“Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç) hükmü bulunmaktadır.

Anayasanın “Toplu İş Sözleşmesi Hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde - (Değişik: 23.7.1995-4121) “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.

128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.

Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.” Denilmektedir.

Görüldüğü üzere, Anayasamızda Toplu iş sözleşmesi hakkı, sadece işçiler için tanınmış olup, memurlara ise sadece toplu görüşme hakkı tanınmıştır.

Anayasanın bu hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur.

Söz konusu Kanunun 29. maddesinde, “Toplu görüşmenin tarafları, kamu işverenleri adına Kamu İşveren Kurulu, kamu görevlileri adına her hizmet kolunda kurulu yetkili kamu görevlileri sendikaları ile bunların bağlı bulundukları konfederasyonlardır. Kamu İşveren Kurulu, Başbakan tarafından görevlendirilen bir Devlet Bakanının başkanlığında a) Başbakanlık Müsteşarı b) Maliye Bakanlığı Müsteşarı c) Hazine Müsteşarı .....gibi Kanunda yazılı kamu görevlilerinden oluşur denilmektedir. Yine söz konusu Kanunun 30. maddesiyle toplu görüşme yapma yetkisi de her hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendika ile bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlara tanınmıştır. Aynı kanunun 34. maddesinde; Toplu görüşmenin sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenen mutabakat metni uygun idari icrai ve yasal düzenlemeleri yapabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar Kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idari ve icrai düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar denilmektedir. Görüldüğü üzere, memurlara kanunda toplu sözleşme hakkı tanınmamış sadece toplu görüşme hakkı tanınmıştır. Yine toplu görüşme yapma yetkisi kamu işverenleri adına Kanunda sayılan kamu görevlilerinden oluşan Kamu İşveren Kurulu’na ait olup Belediye Başkanının toplu görüşme yapma yetkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca toplu görüşme sonunda hazırlanan mutabakat metni, memurlar üzerinde doğrudan uygulama imkanı olan bir metin olmayıp ancak Bakanlar Kurulunun idari ve icrai düzenlemeleri ile ve Kanunla yapılacak düzenlemelerle uygulanabilir hale gelmektedir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 4. maddesinde; “...Bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmeleri akdetmeleri nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, mali veya adli takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” Denilmektedir. Buradaki idari, mali veya adli takibat yapılamaz hükmü memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedenine bağlanmıştır. Yani memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdetme nedeniyle kamu görevlilerinin haklarında yetkiyi aşma ve görevi kötüye kullanma sebepleriyle açılan idari soruşturma ve davaları kapsamakta olup kanuni dayanağı olmayan ve sonradan yürürlüğe konulan 4688 sayılı yasaya da aykırı olan geçmişe ait toplu iş sözleşmelerinin hükümlerinin geçerli kabul edileceği anlamına gelmemektedir.

Dilekçi İlo’nun temel haklara ilişkin 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerinin ülkemizce de kabul edildiğini bu sözleşmelerde kamu görevlilerine sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme yapma hakkının verildiğini, Anayasanın 90/son maddesine göre de, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmaların kanun hükmünde olduğu ve bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı düzenlemesi bulunduğunu bu nedenle, 657 sayılı kanunun 146. maddesinin bir dayanağının kalmadığını, bu durumda ülkemizin kabul ettiği temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerin kanunla çelişse bile öncelikle tercih edileceğini, dolayısıyla yapılan yardımların hukuka uygun olduğunu iddia etmişse de, Sayıştay Genel Kurulunun 23.06.1994 tarih ve 4808/1 sayılı kararında da açıklandığı üzere;

“Her ne kadar Anayasanın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamamakta ise de, söz konusu sözleşmelerle sağlanan hakların hayata geçirilmesi ancak bu husustaki mevzuat hükümlerinde gerekli değişikliklerin yapılması ve uygulama esaslarının belirlenmesi halinde mümkün olabilecektir. Esasen 151 sayılı İlo sözleşmesinde de, bu sözleşmenin uygulama alanına ve istihdam koşullarının belirlenmesi yöntemlerine ilişkin bazı konuların, ulusal yasalarla ve ulusal koşullara uygun olarak düzenleneceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, mevzuatımızda yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece, mevcut hükümlerin tespit ettiği memur statüsünün, akdi düzenlemelerle değiştirilmesi ve dolayısıyla belediyelerin, toplu iş sözleşmeleri akdetmek suretiyle veya başka birtakım tasarruflarla memurlar için yasalarda öngörülen hak ve statülerin dışına çıkılmasına yol açacak bir uygulamaya gitmeleri mümkün bulunmamaktadır.

Ayrıca, dilekçi dilekçesinde kendi görüşünü destekleyen yargı kararlarının varlığından bahisle tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişse de, genel mahkemelerce verilen hükümler Sayıştay Kanunu’nun 65. maddesine göre Sayıştay’ın hesap ve işlemler yönünden denetimine ve hükmüne engel teşkil etmediğinden bu iddialarının kabulü yasal olarak mümkün değildir.

Açıklanan sebeplerle, dilekçi iddialarının reddiyle 563 sayılı ilamın 3. maddesiyle tazminine karar verilen 112.676.056.360.- liraya ilişkin hükmün TASDİKİNE,

Karar verildiği 20.05.2008 tarih ve 30178 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:53

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim