Sayıştay 2. Dairesi 52010 Kararı - Yüksek Öğretim Personel Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

52010

Karar Tarihi

22 Mart 2023

İdare

Yüksek Öğretim Kurumları

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Yüksek Öğretim Kurumları

  • Yılı: 2017

  • Daire: 2

  • Dosya No: 52010

  • Tutanak No: 54639

  • Tutanak Tarihi: 22.03.2023

  • Konu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Üniversitenin taraf olmasını gerektirmeyen şahsi konularda üniversite tüzel kişiliğince dava açılması sonucu vekâlet ücreti ödenmesi;

337 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle; Üniversitenin taraf olmasını gerektirmeyen şahsi konularda Üniversite tüzel kişiliğince dava açılması sonucu vekâlet ücreti ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. {213 sayılı (Asıl) İlamın 2. maddesiyle de aynı konu hakkında tazmin hükmü verilmiş, bu hükme karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Sayıştay Temyiz Kurulunun 10.02.2021 tarihli ve 48943 tutanak sayılı Kararı ile “söz konusu yayınlarda yer alan haberlerin doğrudan Kurumla ilgili olmadığını söylemek mümkün görülmediği, hukuki uyuşmazlıkların nasıl sonuçlanacağını önceden tespit etmeleri mümkün olmadığından; (birbirlerine çok yakın zaman aralıklarında bulunan) davaları açanlar hakkında dava sonuçlarını öngörmelerini beklemek ve bu doğrultuda bahsi geçen davalarda etkililik, ekonomiklik, verimlilik ve hukuka uygunluk prensiplerine aykırı hareket ettiklerini söylemek hakkaniyet ölçütleriyle bağdaşmayacağı ve 659 sayılı KHK’nın ilgili maddelerine uygun olarak İdare tüzel kişiliği adına açılan davaların reddedilmesi sonucu ödenmek zorunda olan “avukatlık vekâlet ücretleri”nin bu yönüyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamındaki kamu zararı tanımına girmediği” gerekçesiyle tazmin hükmünün (REF GEREKÇELİ) BOZULARAK dosyanın ilgili DAİREYE GÖNDERİLMESİNE oy çokluğuyla karar verilmiş, ancak Sayıştay 2. Dairesi kararında direnerek (ısrar ederek) 337 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle yeniden aynı tutar için işbu tazmin hükmünü vermiştir.}

… dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Ek ilam maddesinde tazmin hükmü, Üniversitenin taraf olmasını gerektirmeyen şahsi konularda Üniversite tüzel kişiliğince dava açılması sonucu vekâlet ücreti ödenerek kamu zararı oluştuğu gerekçesine dayanan asıl ilam maddesinde ısrar edilerek verilmiştir.

Önceki (10.02.2021 tarihli ve 48943 tutanak sayılı) Temyiz Kurulu Kararımızda ifade edildiği şekliyle;

659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin “İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde:

“(1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasında;

a) İdarelerin taraf oldukları uyuşmazlıkların, tarafların hak ve menfaatlerinin dengeli olarak değerlendirilerek, adil ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi,

b) İdarelerin taraf oldukları davaların, usul ekonomisine uygun olarak, imkânlar ölçüsünde idarelerde istihdam edilen hukuk müşavirleri ve avukatları tarafından takibi,

c) Davaların takibinde, mahkeme kararlarının hukuka uygun olarak, adil, süratli ve en az masrafla verilebilmesine yardımcı olunması,

esastır.”

Aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması” başlıklı 6 ncı maddesinde:

“(1) İdareler, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haizdir.

(2) İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir.

(3) 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen usullere göre muhakemat hizmeti temin edilemeyen hallerde adli ve idari davalar ile icra takiplerini yürütmek üzere merkez ve taşra birim amirlerine üst yönetici tarafından temsil yetkisi verilebilir. Üst yönetici bu yetkisini hukuk birimi amirine devredebilir.

…” ve

“Davaların açılması” başlıklı 8 inci maddesinde:

“(1) İdareler adına dava açma veya icra takibine başlama talebi, üst yönetici veya iş ve işlemle ilgili merkez veya taşra birim amiri tarafından yapılır. Merkez veya taşra birim amirince yapılan talep üzerine davayı açmakla yetkili ve görevli olanlarca, maddi ve hukuki sebeplerle dava açılmasında kamu menfaati bulunmadığı yönünde görüş belirtilmesi halinde, üst yöneticinin talimatına göre işlem yapılır.

(4) Üst yönetici bu maddedeki yetkilerini sınırlarını belirterek yardımcılarına veya hukuk birimi amirine devredebilir.”

Hükümleri yer almaktadır.

Diğer taraftan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun saldırıya karşı kişiliğin korunmasına ilişkin 24 üncü maddesinde:

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” ve

Bu konuda açılacak davalara ilişkin 25 inci maddesinde:

“Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.

Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.

…”

Denilmekte olup, bu maddeler gereğince tüzel kişilerin de gerçek kişiler gibi şeref ve haysiyeti gibi kişisel değerleri ve bunlardan doğan kişilik hakları bulunduğu; bu haklarına saldırı olması halinde, saldırıda bulunan kişi ve/veya kişilere karşı manevi tazminat davası açabilecekleri müstakar hale gelmiş yargısal içtihatlar (Yargıtay kararları) ve doktrin ile kabul edilmiştir.

Bu kapsamda, ilgili İdare tarafından bir yayın kuruluşunda kendisi ile ilgili gerçek dışı haberlerin yayımlanması neticesinde, kamuoyunda yanlış algı oluşturulduğu ve itibarının zedelendiği gerekçe gösterilerek bu konuyla ilgili cezai ve hukuki (manevi zarar) davalar açılması talebine istinaden (Hukuk Müşavirliğince yazılan ve Genel Sekreter tarafından uygun görüşle Rektörlüğe arz edilen ve Rektör tarafından Olur verilen … tarihli ve E… sayılı yazı ile) çeşitli davalar açılmıştır.

Buna karşın, (ek) ilam maddesinde; söz konusu edilen davalar ve kararların genel itibariyle Üniversite tüzel kişiliği veya Üniversitenin iş ve işlemleri ile ilgili olmayıp Üniversite yönetimindeki belli kişileri hedef alan haberler dolayısıyla açıldığı ve bu davaların haberlerin güncel nitelikte olması, basının haber verme ve kamuoyunu aydınlatma görevini yerine getirmesi, konunun basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi, yazıların hakaret niteliği taşımaması, davacı kurumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmaması, husumet yokluğu gibi nedenlerle reddedilmesi sonucu vekâlet ücreti ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Öncelikle, bir yayın organında bir kurum/kurum personeli ilgili olarak yayımlanan ve olumsuzluk içeren haberlerin yalnızca kişileri ilgilendirdiğini, kurumun itibarını ilgilendirmediğini ve saygınlığına herhangi bir zarar vermediğini tayin etmek zor bir husus olup, bu anlamda (sorumlunun dilekçesinde ayrıntılı bir şekilde açıklanan) söz konusu yayınlarda yer alan haberlerin doğrudan Kurumla ilgili olmadığını söylemek mümkün görülmemektedir.

Nitekim bu husus, (kamu zararına konu edilen kararları veren) adli yargı organlarınca da (mahkemelerce de) ancak değerlendirilmek suretiyle “haberlerin güncel nitelikte olması, basının haber verme ve kamuoyunu aydınlatma görevini yerine getirmesi, konunun basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi, yazıların hakaret niteliği taşımaması, davacı kurumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmaması ve husumet yokluğu” gibi sebeplerle davaların reddine karar verilmiştir. Bu anlamda da, hukuki uyuşmazlıkların nasıl sonuçlanacağını önceden tespit etmeleri mümkün olmadığından; (birbirlerine çok yakın zaman aralıklarında bulunan) davaları açanlar hakkında dava sonuçlarını öngörmelerini beklemek ve bu doğrultuda bahsi geçen davalarda etkililik, ekonomiklik, verimlilik ve hukuka uygunluk prensiplerine aykırı hareket ettiklerini söylemek hakkaniyet ölçütleriyle bağdaşmamaktadır.

Bunun yanı sıra, temyize konu olan mahkeme kararlarının verildiği tarihlerde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında; davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlemesine yer verilmiş olup, yukarıda belirtilen 659 sayılı KHK’nın ilgili maddelerine uygun olarak İdare tüzel kişiliği adına açılan davaların reddedilmesi sonucu ödenmek zorunda olan “avukatlık vekâlet ücretleri”nin bu yönüyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamındaki kamu zararı tanımına girmediği de anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, önceki (10.02.2021 tarihli ve 48943 tutanak sayılı) Temyiz Kurulu Kararımızda da ifade edildiği gibi Üniversite tarafından açılan davalarda vekalet ücreti ödemelerinde kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından; sorumluların temyiz dilekçelerindeki iddialarının kabul edilerek 337 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 22.03.2023 tarih ve 54639 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

Üye … ve Üye …:

Bir hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir davanın davacısının veya davalısının o dava yönünden davacı veya davalı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın esasına girmeden davanın reddine karar verir. Somut olayda üniversite tarafından açılan davaların büyük bir bölümü mahkemelerce işin esasına geçilerek karara bağlanmıştır. Bu sebeple bu davalar yönünden davalar esastan reddedilmiş olsa bile üniversite adına dava açılmasında mevzuata aykırılık ve dolayısıyla kamu zararı yoktur. Bu kararlara konu haber içeriklerinden de üniversiteyi hedef alan haberler olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak bir kısım davalar yönünden ise mahkemeler farklı karar vermiştir. … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … E.K. sayılı kararında red gerekçesi olarak; “Haber içeriği incelendiğinde … üniversitesine yönelik bir iddia yoktur. İddialar ve haber … Üniversitesi Rektörü …’e yöneliktir. Rektörün eylemlerinden bahsedilmektedir. Suçlamalar Rektör …’e yapılmıştır. Bu durumda yazılan yazıların davacı Üniversitenin itibarını zedelemeye yönelik olduğundan bahsedilemez. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. …” ,

Yine … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … E.K. sayılı kararının gerekçesinde; “Haber içeriğinde … Üniversitesi Rektörü …’in eylemlerinden bahsedilmiş, rektör hakkında haber yapılmıştır. Haberde, Üniversitenin itibarını zedelemek için yapılan bir haber ve anlatım yoktur. Haber tamamen Rektör … şahsına ilişkindir. Bu durumda Üniversiteye yönelik, Üniversitenin itibarına yönelik herhangi bir haber olmadığından davacının manevi tazminat istemesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. …”,

Benzer şekilde … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … E.K. sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen … E. ve … E. sayılı dosyalarında;

“… yazılarda … Üniversitesi Rektörü hakkındaki iddialara yer verildiği görülmüştür. … yine yönetimde bulunan kişiler eleştirilmiştir. … Üniversitesi Rektörünün işlemleri ile ilgili haber yapılıp eleştirilerde bulunulmuştur.

… davalara konu yapılan yayınlarda habere konu yapılan ve haklarında çeşitli iddialara yer verilen kişiler üniversite yöneticileri olup, yayın bizzat üniversite kişiliğine değil yönetimdeki bu kişilere karşı yapılmıştır. Üniversite tüzel kişiliği ile ilgili bir iddia bulunmamaktadır. Haklarındaki iddiaların gerçek dışı olduğunu ileri süren kişilerin bizzat dava açmaları gerekmektedir. Bu nedenle … üniversitesi tüzel kişiliğine yönelik bir yayının yapılmadığı yayının amacının yönetimdeki kişilere karşı olduğu değerlendirildiğinden üniversite tarafından açılan davaların reddine karar vermek gerekmiştir.”

Denilmiştir.

Görüleceği üzere kişiler ile ilgili yapılan haberlere karşı Üniversitenin dava açma hakkı olmadığı mahkeme kararları ile de hüküm altına alınmıştır ve kararlarda bu sebeple esas hakkında bir karar verilmemiş, bir anlamda dava ehliyeti yani usul yönünden davalar reddedilmiştir.

Sorumlular ise haberlerin muhataplığı ve içeriği hakkında gerekli özeni göstererek Üniversite tüzel kişiliği hakkında yapılan haberlere karşı Üniversite adına, şahsi yayınlar ile ilgili ise dilerlerse şahısları adına dava açmaları gerekirken, gerekli özeni göstermemiş, toptancı bir yaklaşımla ve tek bir Olur’la davaların tamamını Üniversite adına açarak gereksiz yere Üniversite bütçesinden vekâlet ücreti ve yargılama gideri ödenmesine sebebiyet vermişlerdir.

Bu itibarla; Üniversite tarafından açılan ve mahkemelerce esastan reddedilen davalarda kamu zararından bahsedilemeyeceğine katılmakla birlikte, şahıslar (Rektör) hakkında yapılan haberlere karşı gereksiz yere üniversite tarafından dava açılmasına ve vekâlet ücreti ödenmesine sebebiyet verilen dava dosyalarının (Daire İlamında yargılama giderleri ile ilgili bir kamu zararı çıkartılmadığından aleyhe bozma olmaması gerekçesiyle bu husus hariç olmak üzere) ayrıştırılarak husumet yönünden reddedilen dosyalar ile ilgili ödenen vekâlet ücretleri ile ilgili kamu zararı hesabının yeniden hesaplanması amacıyla kararın bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …:

Temyize konu olayda, bir medya kuruluşunun çeşitli tarihlerde yaptığı haberler gerekçe gösterilmek suretiyle Üniversitenin itibarının sarsılması ile ilgili uğramış olduğu manevi zararın karşılanması için Üst Yöneticinin şahsi olarak açılmasını talep ettiği davalar neticesinde … Üniversitesi Hukuk Müşavirliğinin …Evrak tarih ve sayılı yazısı ile her biri … TL değerinde 30 adet dava açıldığı, bu davaların haberlerin güncel nitelikte olması, basının haber verme ve kamuoyunu aydınlatma görevini yerine getirmesi, konunun basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi, yazıların hakaret niteliği taşımaması, davacı kurumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmaması, husumet yokluğu gibi nedenlerle reddedildiği görülmektedir.

Her ne kadar sorumlular temyiz dilekçelerinde Üniversite tüzel kişiliğinin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu zarar için manevi tazminat davası açılabileceğini belirtmiş olsalar da söz konusu edilen davalar ve kararlar genel itibariyle incelendiğinde, bu davaların, Üniversite tüzel kişiliği veya Üniversitenin iş ve işlemleri ile ilgili olmayıp Üniversite yönetimindeki belli kişileri hedef alan haberler dolayısıyla açıldığı anlaşıldığından; söz konusu davalar için ödenen vekalet ücretleri İlamda detaylı bir şekilde verilen mevzuat hükümleri karşısında kamu zararına sebebiyet vermektedir.

Diğer taraftan, söz konusu edilen davaların açılması ile ilgili sürecin … Üniversitesi Hukuk Müşavirliğinin … Evrak tarih ve sayılı yazısının Genel Sekreterin uygun görüşü ve Rektörün Oluru ile başladığı da göz önüne alınacak olursa bu yazı üzerinde imzası olanların bu kamu zararının oluşması noktasında sorumlu oldukları da aşikardır.

Bu itibarla, temyiz dilekçelerindeki iddiaların gerek konunun esası gerekse de sorumluluk yönünden reddedilerek tazmin hükmünün tasdiki gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:17

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim