Sayıştay 2. Dairesi 49302 Kararı - Belediyeler ve Bağlı İdareler İhale Mevzuatı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2

Daire / Kategori

Sayıştay Kararı

Karar No

49302

Karar Tarihi

13 Eylül 2023

İdare

Belediyeler ve Bağlı İdareler

Temyiz Karar Detayı

İletişim Bilgileri

  • Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler

  • Yılı: 2019

  • Daire: 2

  • Dosya No: 49302

  • Tutanak No: 55707

  • Tutanak Tarihi: 13.09.2023

  • Konu: İhale Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Konu: Gecikme Cezası

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

  1. 76 sayılı İlamın 5/A’ıncı maddesi ile; … tarihinde … TL bedelle sözleşmesi imzalanan … Ticaret Ltd. Şti. yükleniminde bulunan … ihale kayıt numaralı “… Parkında Parke Taşlı Yol Yapım İşi” nde mevzuatta aranan şartlar oluşmadığı halde süre uzatımı kararı verilmesi ve gecikme cezası kesilmemesi sonucu oluşan … TL kamu zararının tazminine karar verilmiştir.

... tarihinde … TL bedelle ihalesi yapılan … Ticaret Limited Şirketi yüklenimindeki (İKN:…) “… Parkında Parke Taşlı Yol Yapım İşi” ile ilgili olarak;

Sözleşmesine göre işe başlama tarihi 01.06.2018, işin bitim tarihi ise 18.12.2018’dir. İşin süresi 200 (iki yüz) takvim günü olup, işin yürütümü esnasında ... tarihinde yüklenici idareye başvurarak “çalışma alanında sulama tesisatı yapım-onarım işlerinin zamanında yapılıp teslim edilmemesi, yağışlı havalarda yol yapım işlerinin yapılamaması, idare tarafından yol hazırlığı çalışmasının gecikmesi” sebepleriyle iş’te süre uzatımı talep etmiş, idare de gerekçeleri haklı bularak ... tarihli Olur ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi 29’uncu maddesi hükümleri çerçevesinde 80 takvim günü süre uzatımı vermiştir. İş bitim tarihi 07.03.2019’a ertelenmiştir. Daha sonra yüklenici ... tarihinde tekrar idareye başvurarak yağışlar ve fen noktasından çalışılmayan günlerde çalışmaların yapılamadığı, hava şartları sebebiyle alanda suyun durduğu ve bataklık oluştuğu, iş makinelerinin çalışamadığından bahsederek çalışılmayan günler için süre uzatımı talebinde bulunmuş, idare bu gerekçeleri haklı bularak 15.03.2019 tarihli Olur ile YİGŞ 29’uncu maddesi hükümleri çerçevesinde 150 takvim günü süre uzatımı vermiştir. Yeni iş bitim tarihi 11.08.2019 olarak belirlenmiştir.

Temyize konu İlam maddesinde; idarece verilen bu iki süre uzatım kararı ile ilgili olarak; mücbir sebep hallerinin oluşmadığı ve mevzuat gereği yüklenicinin mücbir sebebin doğduğu andan itibaren 20 günlük süre içerisinde idareye yazılı olarak da başvurmadığı halde, bu sürelerin herhangi bir kanıtlayıcı belge olmaksızın yüklenicinin talebi üzerine verildiği, süre uzatımının meteoroloji raporlarına dayandırılarak verildiği, oysa yağışların meteorolojik sınıflandırmaya göre “çok kuvvetli”, “şiddetli” veya “aşırı” nitelikte olmadığı, yağışlı günlerin bir kısmının havanın fen noktasından çalışılmaya uygun olmayan devresine denk geldiği, belirtilerek her iki süre uzatım kararının da YİGŞ’nin 29’uncu madde hükümlerine aykırı olduğuna ve bu günler için gecikme cezası kesilmeyerek kamu zararına sebep olunduğuna hükmedilmiştir.

Mevzuat:

Sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi:

“Projelerin tesliminde gecikme olması

Madde 13 - (1) İş için gerekli olan projelerle diğer teknik belgelerin yükleniciye tesliminde gecikme olması veya uygulanmak üzere yükleniciye verilen proje ve teknik belgelerde, yeni proje veya belge hazırlanmasını gerektirecek ve dolayısıyla zamana ihtiyaç gösterecek şekilde değişiklik yapılması hallerinde yüklenici hiçbir itiraz öne süremeyecektir. Ancak bu gecikme, işin bir kısmının veya hepsinin zamanında bitirilmesini geciktirirse sözleşmedeki iş süresi, işin bir kısmı veya tamamı için gecikmeyi karşılayacak şekilde uzatılır.”

“İşin süresi ve sürenin uzatılması

Madde 29 – (Değişik: RG-16/7/2011-27996)

(1) İşin, sözleşmesinde belirlenen zamanda tamamlanıp geçici kabule hazır hale getirilmemesi durumunda, gecikilen her gün için sözleşmesinde öngörülen günlük gecikme cezası uygulanır.

(2) Mücbir sebepler nedeniyle süre uzatımı verilebilecek haller aşağıda sayılmıştır:

a) Doğal afetler.

b) Kanuni grev.

c) Genel salgın hastalık.

ç) Kısmi veya genel seferberlik ilanı.

d) Gerektiğinde Kamu İhale Kurumu tarafından belirlenecek benzeri diğer haller.

(3) İkinci fıkrada belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve Yükleniciye süre uzatımı verilebilmesi için, mücbir sebep olarak kabul edilecek durumun;

a) Yüklenicinin kusurundan kaynaklanmamış olması,

b) Taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması,

c) Yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi,

ç) Mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde Yüklenicinin İdareye yazılı olarak bildirimde bulunması,

d) Yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi,

zorunludur.

(4) İdarenin, sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini Yüklenicinin kusuru olmaksızın yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, iş programının onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu Yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması ve Yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş olması halinde, işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre, işin bir kısmına veya tamamına ait süre en az gecikilen süre kadar uzatılır.

(5) Öngörülemeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının zorunlu olduğu hallerde ilave işin gerektirdiği ek süre Yükleniciye verilir.

(6) Mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır.

(7) Yüklenicinin, sürenin uzatılmasını gerektiren hallerin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde, idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından usulüne göre düzenlenmiş belgelerle mücbir sebebin meydana geldiğini tevsik etmesi zorunludur. Yüklenici bildiriminde, iş üzerinde gecikmeye yol açtığını düşündüğü sebeplerin ayrıntılarını, işin süresinin ne kadar uzatılması gerektiğini belirtecektir. Uzatılacak sürenin tespiti o anda mümkün değilse bunun da sebeplerini ayrıca belirtecek, durumun netlik kazanmasından sonra istediği süre uzatımını da ayrı bir yazı ile derhal bildirecektir. Ancak idarenin sebep olduğu süre uzatımını gerektiren gecikmelerde, yüklenicinin yirmi gün içinde yazılı bildirimde bulunma şartı aranmaz.

(8) Zamanında yapılmayan yazılı bildirimler dikkate alınmaz ve yüklenici müracaat süresini geçirdikten sonra süre uzatımı talebinde bulunamaz. Mücbir sebeplerin devamı sırasında yapılacak bildirim, yirmi gün öncesinden geçerli olmak üzere dikkate alınabilir.

(9) İşin tamamlanması için sözleşmesinde tespit edilen tarih veya süre haricinde başkaca kayıt bulunmayan işlerde, havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmî tatil günleri göz önünde tutularak iş bitim tarihi veya süresi belirlenmiş sayılacağından, yüklenici, çalışmadığı bu gibi günleri öne sürerek süre uzatılması isteğinde bulunamaz. Ancak süre uzatımlarında, yapılacak işin özelliğine göre çalışılamayacak günler de dikkate alınarak verilecek süre belirlenir.” denilmektedir.

Madde metinlerinden; anılan maddelerde belirtilen mücbir sebep hallerinde, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin yazılı bildirimde bulunması şartıyla süre uzatımı verilebileceği, mücbir sebeplerin devamı sırasında yapılacak bildirimin, yirmi gün öncesinden geçerli olmak üzere dikkate alınacağı, bunun yanı sıra idarenin sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini yüklenicinin kusuru olmaksızın yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, iş programının onaylanması, iş için gerekli olan projelerle diğer teknik belgelerin yükleniciye tesliminde gecikme olması veya uygulanmak üzere yükleniciye verilen proje ve teknik belgelerde, yeni proje veya belge hazırlanmasını gerektirecek ve dolayısıyla zamana ihtiyaç gösterecek şekilde değişiklik yapılması, ödenek yetersizliği gibi) hallerinde de süre uzatımı verilebileceği, gerek mücbir sebepler gerekse idarenin sebep olduğu hallerden dolayı taahhüdün yerine getirilmesini engelleyen durumların idarece inceleneceği ve engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait sürenin uzatılabileceği anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde; temyiz dilekçelerinde ve duruşma esnasında yapılan açıklamalar ile Kurula ibraz edilen belgelerin incelenmesinde; işin yürütümü esnasında uygulama projesinin revize edildiği, revize uygulama projesinde bazı alanlar iptal edilerek bazı alanlar ilave edildiğinden mevcut altyapı otomatik sulama tesisatlarının kısmen iptal edildiği, kısmen deplase edildiği, bu arada bölgedeki yağışlar sebebiyle oluşan su birikintileri ve çamurun iş makinesi çalışmasına engel olduğu, drenajı olmayan ve taban suyu yükselmesi yaşanan bu alanda ilave olarak arazi tesviyesi çalışmalarının yapıldığı görüldüğünden, gerek bölgedeki yağışlar ve yağışlar sonrasında oluşan inşaata elverişsiz zemin yapısı gibi mücbir sebepler gerekse de proje revizyonu, proje revizyonundan ve/veya zemin yapısından kaynaklı ilave imalatlar nedeniyle işin yapılmasında gecikmelerin yaşandığı ve idarece bu durumların incelenerek ek süre verilmesine karar verildiği görülmüştür. Dolayısıyla somut olayda; mücbir sebeplerin yanı sıra idareden kaynaklanan ve sorumluluğu yükleniciye ait olmayan sebeplerden dolayı gecikmelerin meydana geldiği ve işin zamanında bitirilemediği anlaşıldığından, idarece alınan toplam 230 (80+150) günlük süre uzatım kararının, 4734 sayılı Kanuna ve sözleşme eki YİGŞ’nin 13 ve 29’uncu madde hükümlerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sözü edilen yapım işinde verilen 230 günlük ek süre için gecikme cezası kesilmeyerek herhangi bir kamu zararına sebebiyet verilmediğinden, sorumluların konuya ilişkin olarak öne sürdüğü itirazlar kabulü ile, 76 sayılı İlamın 5/A’ıncı maddesi ile verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve belirtilen hususlar değerlendirilerek yeni bir hüküm tesisinin temini için dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

(Üye …’in usule ilişkin ilave görüşü ile birlikte; .... Daire Başkanı …, .... Daire Başkanı …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye …’un esasa ilişkin karşı oy gerekçesi karşısında) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 13.09.2023 tarih ve 55707 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Usule İlişkin İlave Görüş

Üye …:

Konunun esası ile ilgili olarak kamu zararı söz konusu olmadığından, çoğunluk görüşüne katılarak hükmün kaldırılması gerektiği değerlendirilmekle birlikte, hesap yargılama usulü bağlamında temyiz mercii olan Temyiz Kurulu çalışma usulüne ilişkin olarak;

Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un ‘Temyiz’ başlıklı 55. maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (7 azınlık oyuna karşı 8 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.

Esasa İlişkin Karşı Oy Gerekçesi

.... Daire Başkanı …, .... Daire Başkanı …, Üye …, Üye …, Üye …:

Esas yönünden inceleme

... tarihinde … TL bedelle ihale edilen, … Ticaret Limited Şirketi yüklenimindeki işin süresi 200 gün olup, 18.12.2018 tarihinde iş bitirilerek kabule hazır hale getirilmesi gerekmektedir. Bu sürenin hesaplanmasında havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan 01.10-30.11 tarihleri arasındaki 61 gün dikkate alınmıştır.

Sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi 29’uncu maddesinde işin belirlenen sürede bitirilmediği durumda sözleşmede öngörülen gecikme cezasının uygulanacağı belirtilmiş ve bununla birlikte süre uzatımı verilebilecek haller sayılmıştır.

Somut olayda; YİGŞ’nin 29’uncu maddesinde belirtilen mücbir sebep halleri oluşmadığı ve yüklenicinin mücbir sebebin doğduğu andan itibaren 20 günlük süre içerisinde idareye yazılı olarak da başvurmadığı halde, yüklenicinin herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmadan ... tarihinde (işin bitimine 12 gün kala) ek süre talep etmesi üzerine idarece ilk olarak 18.12.2018-07.03.2019 tarihleri arası için 80 günlük süre uzatımı kararı verilmiştir. Savunmalarda ilk süre uzatımının mücbir sebep sayılabilecek yağış hadisesinden dolayı verildiği söylenmişse de mücbir sebeplerle süre uzatımında yüklenicinin süre uzatımını gerektiren hallerin vukuundan itibaren 20 gün içinde yazılı başvuru yapması şarttır. Mücbir sebebin devamı halinde yapılacak başvuru ise, 20 gün öncesinden geçerli olmaktadır. Yüklenici ... tarihinde başvuru yapmış ve başvuru tarihinden önceki 20 gün içinde gerçekleşen yağış hadisesinin meteorolojik sınıflandırmaya göre “çok kuvvetli”, “şiddetli” veya “aşırı” mahiyette olmaması sebebiyle mücbir sebep niteliği taşımadığı ortadadır. Dolayısıyla mücbir sebep halleri oluşmadığı halde, 80 günlük ek süre verilmesi YİGŞ’nin 29’uncu madde hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.

Daha sonra 80 günün bitiminde yüklenicinin meteoroloji raporları ile birlikte idareye başvurarak yağışlı havalarda ve havanın fen noktasından uygun olmayan dönemde çalışma yapamadığını belirtmek suretiyle tekrar ek süre istemesi üzerine 07.03.2019-11.08.2019 tarihleri arası için 150 günlük bir süre uzatımı kararı daha verilmiştir.

Oysa 18.12.2018-07.03.2019 tarihleri arasındaki 80 günlük süre içerisinde 33 gün yağış olmuş, bu yağışlar meteorolojik sınıflandırmaya göre “çok kuvvetli”, “şiddetli” veya “aşırı” nitelikte gerçekleşmemiş olup, “hafif” şekilde seyretmiştir. Kaldı ki söz konusu 33 günlük yağışın 11 günlük kısmı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 24.09.2018 tarihli Genelgesi ile … ilçesi için belirlenen havanın fen noktasından uygun olmayan yani mevzuat gereği zaten çalışılmayacak olan günlerde (10.01.2019-01.02.2019 arasındaki 22 günde) gerçekleşmiştir.

YİGŞ’nin 29’uncu maddesinde işin süresi belirlenirken havanın fen noktasından çalışılmaya uygun olmayan dönemin dikkate alınacağı ve bu dönemde çalışılmadığı gerekçesiyle süre uzatımı verilemeyeceği hüküm altına alındığından, ilk olarak verilen 80 günlük süre uzatımı kararında 22 günlük çalışılmayan dönemin dikkate alınmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla ne çalışılmayan dönem ne de çalışılan dönemde hafif şekilde yağan yağış gerekçe gösterilerek süre uzatımı verilemez. Dolayısıyla 150 günlük ek süre verilmesi de YİGŞ’nin 29’uncu madde hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer yandan, sorumlular savunmalarında süre uzatımlarının idareden kaynaklanan sebepler ile verilmiş olduğunu belirterek, süre uzatımına gerekçe olarak jeolojik etüd raporu, fotoğraflar ve vaziyet planı değişikliklerine ilişkin belgeleri dilekçe ekinde göndermişlerdir. Bu ekler incelendiğinde; jeolojik etüd raporunda yer alan arazi üzerinde temel drenaj önlemlerinin alınmasına dair yapılan açıklamanın mevcut durumu ortaya koyduğu görülse de tek başına gerekçe niteliğinde değildir. Vaziyet planı değişikliklerine dair eklenen evrakların ise tarihleri belli değildir. Dolayısıyla öne sürülen bu sebepler, iş’te gecikmenin meydana gelmesini tevsik edici nitelikte olmadığından, verilen süre uzatımları için yasal dayanak da teşkil etmemektedir.

Sonuç olarak; yüklenicinin aslında 230 (80+150) gün cezalı çalıştığı, bu günler için sözleşmenin 25’inci madde hükmü gereğince sözleşme bedelinin %0,05 (on binde beş) oranında gecikme cezası kesilmesi gerekirken mevzuata aykırı alınmış süre uzatım kararlarına istinaden bu cezanın kesilmemesi sonucu kamu zararına yol açıldığı görülmekle; ilam hükmünün esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.

Sorumluluk yönünden inceleme

İlamda; mevzuata aykırı verilmiş süre uzatım kararlarının sebep olduğu kamu zararından harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve süre uzatım kararlarını onaylayan üst yönetici Belediye başkanı sorumlu tutulmuştur.

Üst yönetici … (Belediye Başkanı) temyiz dilekçesinde; sorgu konusu olayda, süre uzatımı gerektiren olayın ortaya çıkması ve idareye başvurulmasından sonra durumun, yapı denetim görevlisince (kontrol mühendisince) incelenerek “süre uzatım teklif raporu” nun düzenlendiği ve yapı denetim amirine (kontrol amirine) sunulduğu, yapı denetim birimince hazırlanan süre uzatım teklif raporunun, süre uzatım komisyonunda görüşülerek karara bağlandığı ve bu kararın ihale yetkilisinin onayından sonra kesinlik kazandığı,

Sözleşmeyi imzalayan harcama yetkilisinin, sözleşmede değişiklik anlamına gelecek “süre uzatım kararını” da imzalamasının işin doğası gereği olduğu, dolayısıyla tamamen teknik ve Başkanın bilme imkânı olmayan bir belgenin sehven imzalanmış olması nedeniyle üst yönetici olan Belediye Başkanının 5018 sayılı Kanunun 11’inci maddesi çerçevesinde kamu zararından sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğini ifade ederek sorumluluğuna itiraz etmiştir.

İlamdaki kamu zararı mevzuata aykırı verilmiş süre uzatım kararlarından kaynaklanmaktadır.

5018 sayılı Kanunun “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.

(Ek son fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.; Değişik fıkra: 2/7/2018-KHK-703/213 md.) Kamu borç yönetimine ilişkin olanlar da dahil giderin çeşidine göre aranacak gerçekleştirme belgelerinin şekil ve türleri merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri için Hazine ve Maliye Bakanlığınca, mahallî idareler için İçişleri veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, sosyal güvenlik kurumları için de bağlı veya ilgili oldukları bakanlıklar tarafından, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.”

5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında;

“b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk

5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir.

Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla, karar verildi.”

Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde;

“Kamu ihale mevzuatına göre yapılan alımlarda aranacak diğer belgeler

MADDE 50 – (1) Kamu ihale mevzuatına göre yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri bedellerinin ödenmesinde, bu Yönetmeliğin ilgili maddelerinde sayılan belgelerden başka, duruma göre aşağıda belirtilen belgeler de ödeme belgesine eklenir. Söz konusu belgelerin onaylı birer nüshaları muhasebe biriminde saklanan taahhüt dosyalarına eklenmek üzere ayrıca alınır.

a) Sözleşmelerin devri halinde devir sözleşmesi,

b) Süre uzatımı verilmesi halinde, buna ilişkin karar ve onay,

c) Kesin kabul farklarının ödenmesinde kesin hesap belgeleri,

ç) Sözleşmede öngörülmeyen iş artışının zorunlu hale gelmesi ve bu artışın yüklenicisine yaptırılması halinde buna ilişkin onay belgesi ve ek kesin teminata ilişkin belge.”

Söz konusu mevzuat hükümlerine göre ödeme emri belgesine eklenmesi gereken fatura, beyanname, tutanak, rapor, karar, onay gibi her bir belge gerçekleştirme belgesi olup, yapılacak harcama söz konusu gerçekleştirme belgelerinin düzenlenip yetkili makamca onaylanması neticesinde tamamlanmaktadır. Dolayısıyla süre uzatım kararını düzenleyen ve onaylayan kamu görevlisi(leri)nin, gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imzalamış olduğu belge, -gecikme cezası uygulanmaksızın- yapılan hakediş ödemesinin dayanağını oluşturduğundan, yaptığı işin sorumluluğunu üstlenmesi bakımından mali sonuç doğuran söz konusu belgeyi imzalayan her bir görevlinin, yapılan ödemenin mevzuata uygun olup olmadığı yönüyle doğrudan sorumluluğu bulunmaktadır. Tam da bu noktada Belediye Başkanı kamu ihale mevzuatı açısından süre uzatım kararını onaylama yetkisi ve görevi olmadığını öne sürmüşse de kişinin belediye başkanı sıfatıyla görev ve yetkisini kullanarak ilgili kararı imzalaması hasebiyle bu hakedişten dolayı mali sorumluluğunu da taşımaktadır.

Sonuç olarak; ilam hükmünün sorumluluk yönünden de hukuka uygun olduğu görülmektedir.

Bu itibarla; Daire kararının esas ve sorumluluk yönleriyle mevzuata uygun verildiği anlaşıldığından, sorumluların tüm itirazları reddedilerek, 76 sayılı İlamın 5/A’ıncı maddesi ile verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE karar verilmesi gerekir.

Üye …, Üye …:

Sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi:

“Projelerin tesliminde gecikme olması

Madde 13 - (1) İş için gerekli olan projelerle diğer teknik belgelerin yükleniciye tesliminde gecikme olması veya uygulanmak üzere yükleniciye verilen proje ve teknik belgelerde, yeni proje veya belge hazırlanmasını gerektirecek ve dolayısıyla zamana ihtiyaç gösterecek şekilde değişiklik yapılması hallerinde yüklenici hiçbir itiraz öne süremeyecektir. Ancak bu gecikme, işin bir kısmının veya hepsinin zamanında bitirilmesini geciktirirse sözleşmedeki iş süresi, işin bir kısmı veya tamamı için gecikmeyi karşılayacak şekilde uzatılır.”

“İşin süresi ve sürenin uzatılması

Madde 29 – (Değişik: RG-16/7/2011-27996)

(1) İşin, sözleşmesinde belirlenen zamanda tamamlanıp geçici kabule hazır hale getirilmemesi durumunda, gecikilen her gün için sözleşmesinde öngörülen günlük gecikme cezası uygulanır.

(2) Mücbir sebepler nedeniyle süre uzatımı verilebilecek haller aşağıda sayılmıştır:

a) Doğal afetler.

b) Kanuni grev.

c) Genel salgın hastalık.

ç) Kısmi veya genel seferberlik ilanı.

d) Gerektiğinde Kamu İhale Kurumu tarafından belirlenecek benzeri diğer haller.

(3) İkinci fıkrada belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve Yükleniciye süre uzatımı verilebilmesi için, mücbir sebep olarak kabul edilecek durumun;

a) Yüklenicinin kusurundan kaynaklanmamış olması,

b) Taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması,

c) Yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi,

ç) Mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde Yüklenicinin İdareye yazılı olarak bildirimde bulunması,

d) Yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi,

zorunludur.

(4) İdarenin, sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini Yüklenicinin kusuru olmaksızın yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, iş programının onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu Yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması ve Yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş olması halinde, işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre, işin bir kısmına veya tamamına ait süre en az gecikilen süre kadar uzatılır.

(5) Öngörülemeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının zorunlu olduğu hallerde ilave işin gerektirdiği ek süre Yükleniciye verilir.

(6) Mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır.

(7) Yüklenicinin, sürenin uzatılmasını gerektiren hallerin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde, idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından usulüne göre düzenlenmiş belgelerle mücbir sebebin meydana geldiğini tevsik etmesi zorunludur. Yüklenici bildiriminde, iş üzerinde gecikmeye yol açtığını düşündüğü sebeplerin ayrıntılarını, işin süresinin ne kadar uzatılması gerektiğini belirtecektir. Uzatılacak sürenin tespiti o anda mümkün değilse bunun da sebeplerini ayrıca belirtecek, durumun netlik kazanmasından sonra istediği süre uzatımını da ayrı bir yazı ile derhal bildirecektir. Ancak idarenin sebep olduğu süre uzatımını gerektiren gecikmelerde, yüklenicinin yirmi gün içinde yazılı bildirimde bulunma şartı aranmaz.

(8) Zamanında yapılmayan yazılı bildirimler dikkate alınmaz ve yüklenici müracaat süresini geçirdikten sonra süre uzatımı talebinde bulunamaz. Mücbir sebeplerin devamı sırasında yapılacak bildirim, yirmi gün öncesinden geçerli olmak üzere dikkate alınabilir.

(9) İşin tamamlanması için sözleşmesinde tespit edilen tarih veya süre haricinde başkaca kayıt bulunmayan işlerde, havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmî tatil günleri göz önünde tutularak iş bitim tarihi veya süresi belirlenmiş sayılacağından, yüklenici, çalışmadığı bu gibi günleri öne sürerek süre uzatılması isteğinde bulunamaz. Ancak süre uzatımlarında, yapılacak işin özelliğine göre çalışılamayacak günler de dikkate alınarak verilecek süre belirlenir.” denilmektedir.

Madde metninden; anılan maddede belirtilen mücbir sebep hallerinde, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin yazılı bildirimde bulunması şartıyla süre uzatımı verilebileceği, bunun yanı sıra idarenin sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini yüklenicinin kusuru olmaksızın yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, iş programının onaylanması, iş için gerekli olan projelerle diğer teknik belgelerin yükleniciye tesliminde gecikme olması veya uygulanmak üzere yükleniciye verilen proje ve teknik belgelerde, yeni proje veya belge hazırlanmasını gerektirecek ve dolayısıyla zamana ihtiyaç gösterecek şekilde değişiklik yapılması, ödenek yetersizliği gibi) halinde de süre uzatımı verilebileceği, gerek mücbir sebepler gerekse idarenin sebep olduğu hallerden dolayı taahhüdün yerine getirilmesini engelleyici durumların idarece inceleneceği ve işi yapılmasını engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait sürenin uzatılabileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda ilk önce 80 gün, daha sonra 150 gün süre uzatımı verilmiştir. Temyiz dilekçelerinde süre uzatımı verilme gerekçeleri olarak; hem işin başından beri yağışlar sebebiyle gevşek zemin yapısında ortaya çıkan çamur ve su birikintilerinin iş makinesi çalışmasına engel olduğu, zemin düzleştirmesi ve zemin dolgusu çalışmalarının yapıldığı gibi mücbir sebep sayılabilecek hallerden bahsedilmekte hem de işin devamı esnasında yapılan vaziyet planı değişiklikleri, revize edilen uygulama planında yol güzergâhlarında kalan otomatik sulama tesisatlarının iptal, deplase işlemleri ile tüm sulama tesisatının yenileme çalışmaları, hakediş ödemelerindeki gecikmeler gibi idareden kaynaklı hallerden bahsedilmektedir. Dilekçe ekinde bu halleri tevsik edici olarak jeolojik etüd raporu, fotoğraflar ve vaziyet planı değişiklikleri ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü Günlük Yağış Miktarlarına İlişkin Hava Durum Raporu gibi belgeler gönderilmiştir. Ancak gönderilen belgelerden, bahsedilen tüm bu sebeplerin işin yapılmasına engel olup olmadığı, engel olmuşsa da işin süresine ne kadar etki ettiği anlaşılamadığından, bu belgelere dayanılarak hüküm kurulması mümkün görülmemektedir. İlamda; herhangi bir durum incelemesi yapılmaksızın veya herhangi bir bilirkişi/uzman raporuna dayandırılmaksızın bu belgelerin süre uzatımı için yasal dayanak niteliğinde olmadığının kabul edilmiş olması ise hukuken doğru değildir. Çünkü YİGŞ’nin 29’ıncu maddesinde mücbir sebepler ve/veya idareden kaynaklı sebeplerin varlığı halinde durumun idarece incelenerek iş’te süre uzatımı verilebileceğinden bahsedilmektedir.

Bu nedenle; somut olayda; temyiz dilekçelerinde belirtilen sebeplerin (işin başından beri yağışlar sebebiyle gevşek zemin yapısında ortaya çıkan çamur ve su birikintilerinin iş makinesi çalışmasına engel olması, zemin düzleştirmesi ve zemin dolgusu çalışmalarının yapılması, işin devamı esnasında vaziyet planı değişikliği yapılması, revize edilen uygulama planında yol güzergâhlarında kalan otomatik sulama tesisatlarının iptal, deplase işlemleri ile tüm sulama tesisatının yenileme çalışmaları, hakediş ödemelerindeki gecikmeler gibi) yüklenicinin kusuru olmaksızın işin yapılmasına engel nitelikte olup olmadığı, engel olmuşsa da işin süresine ne kadar etki ettiğinin, detaylı inceleme yapılarak gerekirse bu konuda bilirkişi/uzman çalıştırılarak hazırlanan raporla ortaya konulması ve buna göre süre uzatım kararlarının YİGŞ’nin ilgili madde hükümlerine uygun olup olmadığının tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sorumluluk yönünden incelemede ise; yukarıdaki karşı oy gerekçesinde yer verilen açıklamalar uyarınca sorumluluk hükmünün hukuka uygun verildiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla; temyize başvuran sorumluların süre uzatımı kararlarının gerekçesini oluşturduğunu belirttikleri durumların, işin yapılmasına engel nitelikte olup olmadığı, engel olmuşsa da işin süresine ne kadar etki ettiğinin, detaylı inceleme ve ayrıştırma yapılarak gerekirse bu konuda bilirkişi/uzman çalıştırılarak hazırlanan raporla ortaya konulması ve buna göre süre uzatım kararlarının YİGŞ’nin ilgili madde hükümlerine uygun olup olmadığının tekrar değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, sorumluların konunun esası ile ilgili itirazları kabul edilerek; 76 sayılı İlamın 5/A’ıncı maddesi ile verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün esastan BOZULMASINA ve yeni hükmün tesisini teminen dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, karar verilmesi gerekir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_sayistay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:17

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim